AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞÜRME KARARI
Başvuru no. 18357/11
Gülseren KUTLU ve diğerleri / Türkiye
Başkan
Robert Spano,
Yargıçlar
Paul Lemmens,
Işıl Karakaş,
Julia Laffranque,
Valeriu Griţco,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla 12 Mart 2019 tarihinde Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
6 Aralık 2010 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından, 30 Ocak 2018 tarihinde sunulan ve Mahkemenin başvuruyu kayıttan düşürme talebinde bulunan deklarasyon ve başvuranların bu deklarasyona cevabını göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuranların bir listesi ekte belirtilmektedir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. İlk başvuranın eşi ve kalan üç başvuranın babası Miktat Kutlu, 18 Nisan 1992 tarihinde yakalanmış ve polis tarafından gözaltına alınmıştır. Ertesi gün, Diyarbakır Devlet Hastanesinin kaza ve acil servis bölümüne alınmıştır. Doktorların çabalarına rağmen, aynı gün hastanede ölmüştür. Otopsi raporuna göre, Miktad Kutlu’nun ölümüne, kafa travmasının neden olduğu kafa içi kanama sebep olmuştur; kafatasında çatlaklar ve vücudunda lezyonlar ve çürümüş bölgeler vardı.
4. Ölümle bağlantılı olarak yargılanan bir kısım polis memuru, faillerin kimliklerinde ve kafa travmasına yol açan durumlarda belirsizlikler olduğu gerekçesiyle, 4 Ekim 2011 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından beraat etmiştir. Başvuranlar tarafından beraatlere karşı yapılan temyiz, 8 Mayıs 2013 tarihinde Yargıtay tarafından reddedilmiştir.
5. Ayrıca, yargılamayı yürüten mahkeme, 4 Ekim 2011 tarihli kararında, savcının gerçek failleri bulması için harekete geçebilmesi amacıyla beraat hakkında bilgilendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Ancak, taraflar, Mahkemeyi böylesi bir soruşturma açılıp açılmadığı konusunda bilgilendirmemiştir.
6. Başvuru, Hükümete bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
7. Başvuranlar, diğerlerinin yanında(inter alia), Sözleşmenin 2. maddesi uyarınca, yakın akrabaları Miktad Kutlu’nun, polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada maruz kaldığı kötü muamelenin sonucu olarak öldürüldüğünü iddia etmişler ve ölüme ilişkin soruşturmanın etkisiz olduğundan şikayet etmişlerdir.
8. Hükümet, dostane çözüm anlaşmasına varma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, 30 Ocak 2018 tarihli bir yazıyla, başvuruda ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
9. Hükümetin sunduğu deklarasyon aşağıdaki gibidir:
“Hükümet, somut davanın koşullarında olduğu gibi, mevcut Türk mevzuatına ve Hükümetin bu tür eylemleri önlemeye yönelik kararlılığına bağlı kalınmaksızın, polis tarafından gözaltı yapıldığı sırada ölümle ilgili bireysel vakaların ortaya çıkmasından dolayı müteessirdir.
Hükümet, başvuranların yakınının maruz kaldığı ve ölümüne yol açan muamelenin ve ölümüne ilişkin olarak yürütülen soruşturmanın Sözleşme’nin 2. maddesinde öngörülen koşullara uygun olmadığını kabul etmektedir. Hükümet, etkili soruşturma yürütme yükümlülükleri de dahil olmak üzere yaşama hakkına gelecekte saygı duyulmasını sağlamak için gerekli olan tüm tedbirleri almayı taahhüt eder.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, müşterek olarak, Gülseren Kutlu’ya, Berivan Çelik’e, Fırat Kutlu’ya ve Muhammed Kutlu’ya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan yukarıdaki başvurunun tek taraflı deklarasyonunun güvence altına alınması amacıyla, maruz kaldıkları her türlü maddi ve manevi zarar ile masraf ve giderler karşılığında, başvuranlara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulmak üzere 65.000 EUR (altmış beş bin avro) ödemeyi teklif ettiğini beyan eder.
Bu meblağlar, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından kabul edilen kayıttan düşürme kararının tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağların belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, davanın nihai çözüme kavuşturulduğu anlamına gelecektir.”
10. Başvuranlar, 13 Mart 2018 tarihli yazıyla, tek taraflı deklarasyonla verilen taahhütlerden tatmin olmadığını belirtmiştir.
11. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması durumunda, Mahkemenin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. 37 § 1 (c) maddesi, aşağıdaki durumda Mahkemenin davayı kayıttan düşürmesine imkan vermektedir:
“Mahkeme’nin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.”
12. Mahkeme ayrıca, belirli koşullarda, başvuranın davasının incelenmesine devam edilmesini istemesine rağmen davalı Hükümet tarafından yapılan bir tek taraflı deklarasyon temelinde başvuruyu 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
13. Bu amaçla Mahkeme, özellikle Tahsin Acar kararı olmak üzere kendi içtihatlarından doğan ilkeler ışığında söz konusu deklarasyonu incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], No. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI, ayrıca bk. Jeronovičs/Letonya [BD], No. 44898/10, 5 Temmuz 2016).
14. Mahkeme, öncelikli olarak, mevcut başvurunun konusunun, Üye Devletlerin, mevcut başvurunun koşullarıyla ilgili olduğu kadarıyla savunmasız konumlarından ötürü gözaltında olan kişilerin korunması yükümlülüğünü de içeren yaşama hakkını koruma yükümlülüğü ile ilgili olduğunu not etmektedir(Salman \ Türkiye [GC], no. 21986/93, § 99, AİHM 2000‑VII). Mahkeme, şahısların güç kullanımı sonucunda öldürülmesi durumunda Sözleşme’nin 2. maddesinden doğan etkin soruşturma yürütme yükümlülüğü ile ilgilidir (diğerleri arasında (inter alia) bkz. Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye [BD], No. 24014/05, § 169, 14 Nisan 2015 ve burada atıfta bulunulan dava). Bu bağlamda, Mahkeme, şüpheli durumlarda Türkiye’de polis gözaltısı sırasında ve cezaevlerinde öldürülen bireyler ve bu ölümlere ilişkin olarak yürütülen soruşturmaların etkililiği ile ilgili çok sayıda davayı incelemiştir(bkz.,özellikle, Salman, yukarıda atıfta bulunulan; Abdurrahman Orak \ Türkiye no. 31889/96, 14 Şubat 2002; Süheyla Aydın \ Türkiye no. 25660/94, 24 Mayıs 2005; Çelikbilek \ Türkiye, no. 27693/95, 31 Mayıs 2005; Kişmir \ Türkiye, no. 27306/95, 31 Mayıs 2005 ve Yelden ve Diğerleri \ Türkiye, no. 16850/09, 3 Mayıs 2012).
15. Teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümet deklarasyonu içerisinde bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi). Mahkeme, bu kararın, başvuranların zararlarının telafisi için mevcut olan herhangi bir başka başvuru yolunu kullanma imkânına halel getirmediğini vurgulamaktadır (bk. Jeronovičs/Letonya (k.k.), No. 547/02, § 54, 10 Şubat 2009 ve gerekli değişikliklerin uygulanması koşuluyla (mutatis mutandis) yukarıda anılan Jeronovičs, §§ 116-118).
16. Mahkeme bu bağlamda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesinin Temmuz 2018 tarihinde değiştirildiğini kaydetmektedir. Bu değişikliğe göre, Türkiye’de artık başvuranlar, sadece Mahkemenin etkin soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin ihlal edildiğine karar verdiği davalarla değil, aynı zamanda Mahkeme tarafından başvurularının dostane çözüm yoluyla veya Hükümet tarafından sunulan tek taraflı deklarasyonlar yoluyla kayıttan düşürüldüğü davalarla ilgili olarak, ilgili Cumhuriyet savcılıklarına başvurarak yakınlarının ölümüyle ilgili soruşturmaların yeniden açılmasını talep etme imkânına sahiptir.
17. Mahkeme, yukarıda belirtildiği üzere(bkz. 5. Paragraf), yargılamayı yürüten mahkemenin, kararında, savcının başvuranların akrabasının ölümünden sorumlu gerçek failleri bulmak için harekete geçebilmesi amacıyla polis memurlarının beraat etmesi hakkında bilgilendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.
18. Tarafların faillerin bulunması için yeni bir soruşturmanın açılıp açılmadığı hususunda Mahkemeyi bilgilendirmemesine rağmen, Mahkeme, başvuranların diledikleri takdirde, yukarıda belirtilen yasal değişiklik uyarınca, savcıdan yeni bir soruşturma açmasını talep etmesinin mümkün olduğu kanaatindedir(bkz. 16. Paragraf).
19. Yukarıdaki mülahazalar ışığında ve bilhassa yukarıda atıfta bulunulan konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihatlar dikkate alındığında, Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37. maddenin 1. fıkrasının son cümlesi (in fine)).
20. Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde, başvurunun, Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tekrar kayda alınacağının altını çizmektedir (bk. Josipović/Sırbistan (k.k.), No. 18369/07, 4 Mart 2008).
21. Bu nedenle, davanın kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamında davalı Hükümetin sunduğu deklarasyon metninde yer alan koşulların ve yine aynı metin içerisinde sunulan taahhütlerin yerine getirilmesi amacıyla öngörülen yöntemlerin dikkate alınmasına,
Başvurunun, Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 4 Nisan 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Stanley NaismithRobert Spano
Yazı İşleri Müdürü Başkan
EK
No.
Ad SOYAD
Doğum Yılı
Uyruğu
İkamet Adresi
Temsilcisi
1.
Gülseren KUTLU
1961
Türk
Diyarbakır
A. Çağer
2.
Berivan ÇELİK
1981
Türk
Diyarbakır
A. Çağer
3.
Fırat KUTLU
1983
Türk
Diyarbakır
A. Çağer
4.
Muhammed KUTLU
1986
Türk
Diyarbakır
A. Çağer
Full & Egal Universal Law Academy