Larionovs ve Tess / Letonya - 45520/04 ve 19363/05 - 25.11.2014 tarihli Karar [Bölüm IV]
Olaylar - Başvuranlar o zamanın Letonya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin eski yetkilileriydi. 1993 yılında Letonya Ceza Kanununa konulan hüküm uyarınca, başvuranlar 1949 yılının Mart ayında, Baltık ülkelerinden gelen kulaks olarak bilinen geniş çapta varlıklı çiftçilerin sınır dışı edilmelerinde aktif şekilde rol aldıklarından, 2003 yılında Ceza Kanunu’nun 68[1]. maddesine aykırı suçlardan mahkum edilmişlerdir. Başvuranların yaşları ve sağlık durumlarının iyi olmadığı dikkate alınarak kendileri sırasıyla beş ve iki yıl hapse mahkûm edilmişlerdir. Avrupa Mahkemesi’ne yaptıkları başvurularda, başvuranlar dava konusu fiillerin yaşandığı zamanda Letonya Kanununda olmayan bir suçtan mahkûm edildiklerinden dolayı, Sözleşme’nin 7. maddesinin ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuşlardır. Hükümet, başvuranlar Anayasa Mahkemesine şikâyette bulunmadıklarından iç hukuk yollarını tüketmedikleri gerekçesiyle, şikâyetlerinin kabul edilemez olduğunu reddetmiştir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 35 § 1
(a) Letonya Anayasa Mahkemesi tarafından yeniden incelemenin kapsamı - Önceki davalarda, Mahkeme yalnızca iddia edilen ihlal adli ve idari makamlar tarafından kanunun hatalı bir şekilde yorumlanması ya da uygulanmasından değil, yasal hükümden kaynaklanıyorsa, Letonya Anayasa Mahkemesine şikâyette bulunmanın etkin bir iç hukuk yolu olduğunu kaydetmektedir. Başvuranlar, Letonya’da doğrudan uygulanabilir, 1968 tarihli Savaş Suçları ve İnsanlığa Karşı Suçlar Bakımından Kanuni Sınırlamaların Uygulanmayacağına Dair Sözleşme’nin ilgili hükümlerini aktaran Ceza Kanunu kapsamındaki suçlardan mahkûm edilmişlerdir. Mahkeme, başvuranların şikâyetlerinin anayasal incelemenin konusu olamayacağına dair savlarını reddetmiştir.
Başvuranların mahkûm edildiği hükümlerin Anayasada öngörülen insan haklarına uygunluğunun sorgulanıp sorgulanamayacağı hususuna ilişkin olarak, Mahkeme Letonya Anayasasının, Anayasa Mahkemesi tarafından yorumlandığı şekliyle, kanunsuz suç ve ceza olmaz (nullum crimen), kanunsuz ceza olmaz (nulla poena sine lege )ilkesini içerdiğini ve ceza kanunu hükümlerinin açık ve öngörülebilir olmasını gerektirdiğini kaydetmektedir. Ayrıca, Anayasanın 89. maddesi uluslararası insan hakları hukukuyla insan haklarına ilişkin anayasal hükümlerin uyum sağlaması için çalışmıştır ve insan haklarının korunması ilkesini içermektedir. Yasal hükümlerin sadece Anayasayla değil aynı zamanda Sözleşmeyle de uyumunu incelemek Anayasa Mahkemesinin de uygulamasıydı. Bu nedenle, ceza hukukunun geriye dönük uygulanmasına ve bizzat suçun kapsamına ilişkin ilgili yerel hukuk hükümlerine Anayasada öngörülen insan haklarına aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi önünde itiraz edilebilir. Nitekim başvuranlar yargılamalar süresince Anayasa Mahkemesine birtakım şikâyetlerde bulunmaları ve ceza mahkemelerinden Anayasa Mahkemesinden ön kararları almalarını istemeleri, başvuranların Anayasa Mahkemesini aslında etkili bir hukuk yolu olarak kabul ettiklerini göstermiştir.
(b) Anayasal incelemeyle sağlanan tazmin türü - İç hukuk kapsamında, Anayasayla uyumlu olmadığı tespit edilen tüm yerel makamları, özel ve tüzel kişileri bağlayan yasal bir hükmü kaldırabilir, belirli bir tarihten itibaren ihtilaf konusu yasal hükmü geçersiz kılabilir ve bu tür hükümsüz kılma durumundan etkilenen kişilerin kapsamını açıklayabilir. Anayasa Mahkemesine yaptığı şikâyet olumlu sonuçlanan yazar, o zamanlarda yeni keşfedilen koşullara dayanarak davanın yeniden açılmasını ya da gözden geçirilmesini talep edebilir. Davanın yeniden yapılan incelemesine kadar, makamların, dava konusu hükmün yorumuna ve Anayasa Mahkemesi’nin kararına bağlı olacak olması nedeniyle Letonya Hukuku kapsamında öngörülen hukuk yolunun başvuranların dava koşullarında tazmin sağlayabilecek nitelikte olduğu düşünülebilir. Olumlu sonuçlanma beklentilerine ilişkin, ceza hukuku hükmünün anayasaya uygunluğuna dair bir husus belirirse, Anayasa Mahkemesi söz konusu meseleyi hemen düzgün şekilde ele alarak kendi yargı yetkisini uygulayabilir. Ayriyeten, Sözleşme’nin 7. maddesinde öngörülen güvence hukukun üstünlüğü ilkesinin önemli bir unsurudur, ayrıca Anayasa Mahkemesi tarafından da incelenebilecek bir konudur. Mahkeme, bu nedenle başvuranların kendileriyle ilgili ceza yargılamaları sona erdiğinde anayasa mahkemesine bir kez olsun şikâyette bulunmamalarına bakarak, kendilerinin Letonya kanunuyla öngörülen etkin hukuk yolunu kullanmadıkları sonucuna varmıştır.
Sonuç: kabul edilemez ( iç hukuk yollarının tüketilmemesi)
(Bk., özellikle, Kononov / Letonya [BD], 36376/04, 17 Mayıs 2010, 130 sayılı Bilgi Notu; Liepājnieks / Letonya (k.k.), 37586/06, 2 Kasım 2010, 135 sayılı Bilgi Notu; Nagla / Letonya, 73469/10, 16 Temmuz 2013, 165 sayılı Bilgi Notu; ve, daha genel olarak, Mahkeme’nin Kabul edilebilirlik Kriterlerini Uygulama Rehberi)
[1]
Full & Egal Universal Law Academy