Laurus Invest Hungary Kft ve Diğerleri / Macaristan – 23265/13 et al. - 8.9.2015 tarihli Karar [Bölüm II]
Olaylar – Başvuran şirketler, slot makinesi ve diğer oyun salonlarını işletmektedirler. 2012 yılında, Macaristan Parlamentosu, oyun salonlarının faaliyetlerini kısıtlandıran ve genel olarak slot makinesi terminallerinin işletilmesine son veren bir kanunu kabul etmiştir. Başvuran şirketlerin bazıları, Avrupa Birliği Hukuku’na dayanarak, gördükleri zarara ilişkin olarak Devlet’e karşı tazminat davası açmışlardır. Davayı gören yerel mahkeme, Macaristan hukukunun uygunluğuna, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Anlaşma’nın güvence altına aldığı özgürlükleri uygulama şekli ve ilgili AB hukukunun ihlali neticesinde uğranılan zarara ilişkin olarak AB hukukunda bireylere tazminat talep etme hakkının tanınıp tanınmadığına ilişkin Avrupa Birliği Adalet Divanından ön karar vermesini talep etmiştir.
Avrupa Birliği Adalet Divanı, mevzuat kapsamında da bulunan 56. maddenin ihlalinin, söz konusu ihlalin yeterince ciddi olması ve zarar ve söz konusu ihlal arasında doğrudan nedensel bir bağ bulunması (ulusal mahkeme tarafından belirlenecek bir konu) halinde, kişilere Devlet’ten zararını tazmin etmesini talep etme hakkı sağladığını belirtmiştir. Mahkeme, ayrıca, 56. madde açısından kısıtlayıcı olan ulusal hukukun, AB Temel Haklar Şartı’nın 17. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını kısıtlayabileceğini belirtmektedir. Mahkeme kararı verildiği tarihte, dava, Macaristan mahkemeleri önünde derdest durumda bulunmaktaydı. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruda, oyun salonu ve slot makinelerini işletmelerine olanak sağlayan lisanslarının iptal edilmesinin Sözleşme’nin 14. maddesi ile birlikte ve tek başına 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesini ihlal ettiği konusunda şikâyetçi olmuşlardır.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 35 § 1: Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Anlaşma’nın 267. maddesine ve Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın yerleşik içtihadına göre, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın AB hukukunun yorumlanmasına ilişkin ulusal mahkemeye havale etme konusunda ön kararı, bağlayıcıdır. Ayrıca, “samimi işbirliği” ilkesi uyarınca, AB üyesi Devletlerin yetkileri kapsamında, AB hukuku kurallarının Adalet Divanının yorumladığı şekliyle uygulanması ve AB hukuku uyarınca kişilerin haklarının adli koruma altına alınmasını sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Sonuç olarak, Mahkeme, ön kararın sadece konunun havale edilmesine yol açacak belirli bir ihtilafta değil, aynı zamanda Adalet Divanı kararını vermeden önce ortaya çıkan yasal ilişkiler dahil diğer davalarda da dikkate alınması gerektiği konusunda tatmin olmuştur.
Adalet Divanı kararı, bu nedenle, derdest davaya uygulanacak ilkelere ilişkin olarak Macaristan mahkemelerine yol gösterici niteliktedir. Söz konusu karara göre, şikayet edilen kısıtlamanın gerekçesi de özellikle AB Temel Haklar Şartı’nın güvence altına aldığı haklar dahil olmak üzere AB hukuku genel ilkelerinin ışığında yorumlanmalıdır.
Mahkeme, Macaristan mahkemeleri önünde yürütülen yargılamaların 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesince güvence altına alınan ve hakların ihlalini gerekçelendirme konusunu kapsamaması gerektiğine hükmetmiştir. Adalet Divanı tarafından uygulanan inceleme yöntemi, 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında Mahkeme tarafından uygulanan yöntemle yakın bir benzerlik içerisindedir. Gerçekte, Adalet Divanı tarafından yapılan değerlendirme açıkça, en azından kısmen, Stazburg Mahkemesi içtihadına dayandırılmıştır. Bu koşullar altında, söz konusu yargılamalar sonuçlanmadan önce, Adalet Divanı tarafından yönlendirilen Macaristan mahkemelerinin yerine Mahkeme’nin değerlendirme yapması, Mahkeme’nin ikincil rolünü göz ardı etmek anlamına gelir.
Bu nedenle, Mahkeme, Macaristan mahkemeleri önünde derdest haldeki davanın başvuranlara iddialarının esastan incelenmesini ve zararlarının tazminini makul olarak sağlayabileceği konusunda tatmin olmuştur.
Sonuç: kabul edilemez (iç hukuk yollarının tüketilmemesi).
Full & Egal Universal Law Academy