AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 42563/08
Turgut İLHAN / TÜRKİYE
Başkan
Paul Lemmens,
Yargıçlar
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström
ve İkinci Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 23 Ocak 2018 tarihinde, Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 28 Ağustos 2008 tarihinde yapılan başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile bu görüşlere cevaben başvuran tarafından sunulan görüşleri dikkate alarak gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Turgut İlhan, Türk vatandaşı olup 1958 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukat H. İlhan tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (‘‘Hükümet’’), kendi yetkilisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
2. Davaya konu olaylar, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuran ve Z.Y. hakkında araba satışlarında dolandırıcılık yaptıkları gerekçesiyle 18 Ekim 2007 tarihinde suç duyurusunda bulunulmuştur. Aynı tarihte saat 23.30’a doğru bu bağlamda gerçekleştirilen bir polis operasyonu sırasında başvuran kaçmış, kovalamacanın ardından yakalanmıştır.
4. Başvuran, 19 Ekim 2007 tarihinde, saat 00.30’da, Pendik Devlet Hastanesinde muayene edilmiştir. Bu muayeneye ilişkin raporda, başvuranın sol yanağında bir ekimoz, çenesinde 0,5 cm uzunluğunda çizik, sol omzundan kürekkemiğine kadar uzanan bir ekimoz ve hiperemi meydana geldiği belirtilmiştir.
5. Başvuran, saat 2.45’e doğru, sorgulanması için Pendik Polis Merkezi’ne getirilmiştir. Aynı tarihte saat 18.05’e doğru yeniden muayene edilerek serbest bırakılmıştır. Bu bağlamda düzenlenen tıbbi raporda yukarıda belirtilen ilk rapora atıfta bulunularak, ilgilinin vücudunda yeni lezyonlar bulunmadığı belirtilmiştir.
6. Cumhuriyet savcısı, 25 Ekim 2007 tarihinde, dolandırıcılık iddialarına ilişkin olarak açılan soruşturma hakkında başvuranı sorgulamıştır. Başvuran, savcı önünde veya daha sonra sulh ceza mahkemesi önünde ifade verdiğinde herhangi bir kötü muamele iddiasında bulunmamıştır.
7. Başvuran, 19 Aralık 2007 tarihinde, yakalandığı ve gözaltında tutulduğu sırada polislerin uygunsuz davranış sergiledikleri ve kötü muamelede bulundukları iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştur.
8. Savcı, aşağıda belirtilen kişilerin ifadelerini almıştır:
- başvuran,
- yakalama sırasında başvuranın yanında bulunan ve kendisi de yakalanan başvuranın arkadaşı Z.A.,
- yakalanmasının ardından başvuranla görüşen başvuranın oğlu,
- başvuranı yakalayan iki polis memuru,
- operasyon sırasında olay yerinde veya Pendik Polis Merkezinde bulunan dört polis memuru.
9. Z.A. olayların görgü tanığıdır ve savcıya, başvuranın darp edilmediğini, kaçmaya çalıştığını ve polis memurları tarafından takip edilerek, yakalandığını, yere yatırıldığını ve kelepçelendiğini beyan etmiştir.
10. Savcı, 27 Şubat 2008 tarihinde, 19 Ekim 2007 tarihli tıbbi raporda tespit edilen yaralanmaların, kaçmaya çalışan başvuranın düşmesi sebebiyle meydana geldiği ve başvuranı yakalayan polis memurlarının, ilgilinin kendi davranışları sebebiyle güç kullanımına başvurmaları gerekmesi sebebiyle ilgiliyi yere yatırdıkları gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Bu anlatım, Z.A.’nın ifadeleriyle teyit edilmiştir. Savcı, polisler tarafından güç kullanımına başvurulmasının, kaçan ve yakalandığı sırada direnen ilgilinin yakalanması amacıyla orantılı olduğu sonucuna varmıştır.
11. Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Haziran 2008 tarihinde, özellikle ilgilinin yakalanmasının ardından kelepçelendiği sırada yere yatırılmasına bağlı olarak meydana gelen yaralanmalara atıfta bulunarak, başvuranın bu karara karşı ileri sürdüğü itirazı reddetmiştir.
12. Bu arada başvuran ve Z.Y. dolandırıcılık suçundan mahkûm edilmişlerdir.
ŞİKÂYETLER
13. Başvuran, Sözleşme’nin 2 ve 3. maddeleri uyarınca, yakalandığı ve gözaltında tutulduğu sırada darp edildiğinden şikâyet etmektedir. Başvuran ayrıca, ulusal makamların iddiaları hakkında etkin bir soruşturma yürütmediğini iddia etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
14. Başvuran, yakalandığında ve sonrasında polis merkezinde darp edildiğinden şikâyet etmektedir.
15. Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.
16. Mahkeme, bu şikâyetleri Sözleşme’nin 3. maddesi açısından inceleyecektir, bu hüküm aşağıdaki gibidir:
‘‘ Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz. ’’
17. Mahkeme, konuyla ilgili genel ilkeler için El-Masri/Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti ([BD], No. 39630/09, §§ 182-185 ve 195-198, AİHM 2012) ve Bouyid/Belçika ([BD], No. 23380/09, §§ 81-90 ve 114-123, AİHM 2015) kararlarına atıfta bulunmaktadır. Mahkeme, Sözleşme’nin 3. maddesinin bazı koşullarda, örneğin yakalamaya direnen veya kaçmaya çalışan ya da yaralamaya veya zarara sebep olan bir kişiye karşı güç kullanımını yasaklamadığını hatırlatmaktadır. Ayrıca Mahkeme, bir kimsenin özgürlüğünden yoksun bırakılması ya da daha genel olarak örneğin bir yakalama sırasında güvenlik güçleriyle karşı karşıya bulunması durumunda, bu kişinin davranışına göre aşırı ve haksız yere fiziki güç kullanılmasının, ilke olarak 3. madde tarafından getirilen yasağı ihlal ettiğini hatırlatmaktadır (Şükrü Yıldız/Türkiye, No. 4100/10, § 59, 17 Mart 2015).
18. Mahkeme, somut olayda başvuranın yakalanmasının hemen ardından ve serbest bırakılmasından önce tıbbi muayenelerden geçirildiğini gözlemlemektedir. İlk raporda, başvuranın sol yanağında bir ekimoz, çenesinde 0,5 cm uzunluğunda çizik, sol omzundan kürek kemiğine kadar uzanan bir ekimoz ve hiperemi meydana geldiği belirtilmiştir. Mahkeme, bu tespitlerin, gerçekten başvuranın yere yatırılmasına bağlı bir güç kullanımıyla ilgili olabileceği kanaatindedir.
19. Yukarıda bahsedilen ikinci raporda daha önce tespit edilen lezyonlardan farklı lezyonların bulunmadığı belirtilmiştir. Bu koşullarda, dosyada yer alan hiçbir unsur, başvuranın polis merkezinde kötü muameleye tabi tutulduğunu belirtmeye imkân vermemektedir. Mahkeme ayrıca, başvuranın, aynı gün serbest bırakılmış olmasına rağmen (bk. yukarıdaki 5. paragraf; karşılaştırınız Fırat Koç/Türkiye (k.k.), No. 24937/94, 14 Kasım 2000), olası başka bir yaralanmanın tespit edilmesi için doktor muayenesinden geçmeyi denemediğini, ardından yaklaşık olarak bu tarihten iki ay sonra polis merkezinde darp edildiğini iddia ettiğini kaydetmektedir.
20. Ayrıca savcı, başvuranın, yakalama sırasında olay yerinde bulunan başvuranın arkadaşı Z.A.’nın, yakalanmasından sonra başvuranla görüşmüş olan başvuranın oğlunun ve başvuranın gözaltında tutulduğu polis merkezinde görevli olan polis memurlarının ifadelerini bizzat kendisi almıştır.
21. Z.A. olayların görgü tanığıdır ve savcıya, başvurana kötü muamelede bulunulmadığını, ancak ilgilinin kaçmaya çalıştığını ve polis memurları tarafından yere yatırıldığını beyan etmiştir.
22. Savcı bu unsurlara dayanarak, tespit edilen yaralanmaların, başvuranın kaçma girişimi sebebiyle zorunlu hale gelen orantılı bir güç kullanımıyla ilgili olduğu gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Bu karar, ağır ceza mahkemesi tarafından onaylanmıştır.
23. Mahkeme, yukarıda belirtilenler bakımından, somut olayda adli makamların kötü muamele iddiaları karşısında çabuk ve uygun bir tepki verdiği kanaatindedir. Mahkeme ayrıca, şüphelilerin ve görgü tanığının ifadelerinin inandırıcılık derecesinin ve başvuranla ilgili düzenlenen tıbbi raporların öneminin belirlenmesi için ulusal adli makamların, daha uygun bir konumda olduğunun altını çizmektedir (Aksin ve diğerleri/Türkiye, No. 4447/05, §§ 38-40, 1 Ekim 2013).
24. Mahkeme, ulusal makamların yapmış oldukları tespitleri sorgulamaya veya soruşturmanın yeterince derinleştirilmediğini belirtmeye imkân verecek herhangi bir unsur ya da iddia tespit etmemektedir. Mahkeme ayrıca, başvuranın vücudunda tespit edilen lezyonların, kendisinin yakalanmasına yönelik olarak, gerekli ve orantılı bir güce başvurulması sonucunda oluşmadığı sonucuna varamamaktadır.
25. Sonuç olarak başvurunun bu kısmı, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca, açıkça dayanaktan yoksundur ve reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 15 Şubat 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy