Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2006-2-186 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 07-19/188-60
Karar Tarihi : 8.3.2007
A.TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Mustafa PARLAK
Üyeler : Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL, Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI,
M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN.
B.RAPORTÖRLER : Hakan Suat ÖLMEZ, Bayram Ali GEÇGİL, Hüseyin ORMAN
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Gizlilik talebi vardır.
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILAN:
Linak A/S Group Headquartters
Türkiye İrtibat Bürosu, Ceyhun Atıf Kansu Cad. 18. Sok.
No:1/7 Balgat/Ankara
Temsilcisi: Av. Selim SARIİBRAHİMOĞLU
Kızkulesi Sok. No: 14/1 06700 Gaziosmanpaşa/Ankara
E. DOSYA KONUSU: Lineer Aktuatör üreticisi Linak A/S Group
Headquartters’in alıcılarıyla münhasır anlaşmalar yaparak hakim durumunu
kötüye kullandığı iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikâyetçinin dilekçesinde özetle, Lineer Aktuatör üreticisi
Linak A/S Group Headquartters (Linak) Lineer Aktuatör (Aktüatör) alanında hakim
durumda olduğu ve Türkiye’deki alıcılarıyla yapmış oldukları münhasır anlaşmalar
yoluyla diğer rakiplerinin piyasadaki faaliyetlerini zorlaştırdıkları iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 26.12.2006 tarih ve 8869 sayı ile giren
başvuru üzerine hazırlanan 15.1.2007 tarih ve 2006-2-186/İİ-07-HO sayılı İlk
İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 24.1.2007 tarih ve 07-09 sayılı toplantısında
görüşülmüş ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde bir
soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla, Kanun’un 40/1.
maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. İlgili karar uyarınca
yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 2.3.2007 tarih ve 2007-2-186/ÖA-07-HSÖ
sayılı Önaraştırma Raporu 5.3.2007 tarih, REK.0.06.00.00-110/80 sayılı Başkanlık
önergesi ile 07-19 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin
üçüncü fıkrası uyarınca, Linak’ın müşterileri ile yapacağı anlaşmalarda “münhasıran
Linak ürününü kullanmaları şartının getirilmemesi veya bu sonucu doğurabilecek özel
indirimler ve/veya fiyatlar sunulmaması” na yönelik yazı yazılması gerektiği sonucuna
ulaşıldığı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Lineer Aktüatör Üreticileri
Türkiye’de Aktüatör üreticisi bulunmamakta olup hastane mobilyası üreticileri
mobilyalarında kullandıkları Aktüatör’ü Türkiye dışındaki üretici teşebbüslerden ithal
etme yoluyla temin etmektedir. Aktüatör üreticisi olarak dünya çapında tanınmış bir
teşebbüs olan Danimarka menşeli Linak ve Alman menşeli Dewert Antriebs-und
Systemtechnik GmbH’in (Dewert) yanında piyasada pazar payı büyük olmayan
07-19/188-60
2
teşebbüsler de mevcuttur. Türkiye pazarında ise Linak doğrudan, Dewert ise Türkiye
distribütörü Mazaka Endüstriyel Ürünler San. ve Tic. Ltd. Şti (Mazaka) aracılığıyla
hastane mobilyaları üreticilerine satış yapmaktadır. Diğer teşebbüslerin ise Türkiye
pazarında satışları ihmal edilebilir derecededir. Bu nedenle aşağıda Türkiye
pazarında etkin bir biçimde satış yapan Lineer Aktuatör üreticisi Linak ile Dewert
hakkında bilgi verilmiştir.
I.1.a. Linak A/S Group Headquartters (Linak)
Merkezi Danimarka’da olan Linak, Elektrikli Aktüatör Sistemi’nin tasarım, üretim,
pazarlama, satış ve satış sonrası teknik destek konularında hizmet vermekte ve 35
ülkeden sonra 2006 yılı başında Ankara’da açmış olduğu irtibat bürosu (Linak
Türkiye İrtibat Bürosu) ile faaliyetini sürdürmektedir. Linak, yıllık ortalama satışlarının
%90’ını yurtdışı satış ofisleri ve distribütörleri aracılığı ile gerçekleştirmekte olup,
Linak’ın ayrıca Danimarka ve Amerika’da hem üretim hem de satış faaliyetleri söz
konusudur.
Dosya mevcudu bilgi ve belgelerde Linak’ın Türkiye cirosunun 2006 Haziran ayına
kadar (……………...) Danimarka Kronu (30 Haziran 2006 tarihli Merkez Bankası kuru
esas alınması halinde yaklaşık (………….) YTL olduğu ve toplam 19.118 adet
Aktüatör satışı yaptığı tespit edilmiştir. Linak’ın sütunlu motor satışı ise yaklaşık 524
adettir.
I.1.b. Dewert Antriebs-und Systemtecchnik GmbH (Dewert)
Dewert 1982 yılında Almanya’da kurulmuş olup Aktüatör ve aksesuarları üretiminde
faaliyet göstermektedir. 1992 yılında Phoenix Mecano (PM) Grubu tarafından satın
alınmıştır. 2006 yılı itibarıyla dünya çapında 750 çalışanı ile (………….) Avro’luk
konsolide ciro gerçekleştirmiştir.
Global bir şirket olan Dewert, dünyada 30’un üzerinde ülkede ya PM Grubuna bağlı
olarak ya da bağımsız olarak temsil edilmektedir. Kuruluş aşamasından itibaren
öncelikle mobilya sektöründeki firmaları hedefleyen Dewert, 2003 yılı itibarıyla sağlık
sektörüne yönelik yatırımlara da ağırlık vermiştir. 2006 yılı cirosunun %61’i mobilya
sektöründen, %37’si sağlık sektöründen oluşmakta olup, yıllık 1.5 milyon aktüatör
üretim kapasitesine sahiptir. Dewert, Kasım 2005 tarihi itibarıyla Türkiye’de Mazaka
tarafından temsil edilmektedir.
Mazaka ise, Eylül 2004 yılında Mazaka Orman ürünleri Petrol ve Petrokimya ürünleri
İnşaat Otomotiv İth. İhr. San ve Tic Ltd. Şti unvanı ile Ankara da kurulmuş olup daha
sonra Kasım 2005 tarihi itibari ile unvanını Mazaka Endüstriyel Ürünler Sanayi
Ticaret Ltd Şti olarak değiştirmiştir.
Mazaka Türk sanayisinin ihtiyacı olabilecek ara mamulleri Türkiye’de üreticilere
pazarlamakta, aynı zamanda üreticinin ihtiyaç duyabileceği teknik danışmanlık
hizmeti ile beraber lojistik desteği vermektedir. Ana faaliyet konusu olarak üç Alman
şirketinin Türkiye distribütörlüğünü yürütmektedir. Bunlar sırası ile;
1) Tente Rollen GmbH: “Endustriyel Tekerlek” üretimi,
2) Dewert Antriebs und Systemtechnik Gmbh: “Lineer Aktüator ve aksesuarları”
üretimi,
3) Bansbach Easylift Gmbh: “Gazlı tip amortisörler” üretimi
alanında faaliyet göstermektedir.
Dosya mevcudu bilgi ve belgelerde Mazaka’nın, Dewert ürünlerinden oluşan
cirosunun 2006 yılı itibarıyla (………….) YTL’ye tekabül ettiği ve Türkiye’deki
Aktüatör satışının adet bazında 1324 olduğu tespit edilmiştir. Sütunlu motor satışı ise
adet bazında toplam 933’dür.
07-19/188-60
3
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı
Aktüatör, elektrikli ayarlanabilir sistemin, medikal ekipmanlara veya mobilyalara
takılarak söz konusu ürünlerin hareket kabiliyeti kazanmasını sağlayan bir ara
mamuldür. Aktüatör sayesinde tek tuşla yataklarının ve mobilyaların istenen seviyede
ayarlanabilmesi, yön verilmesi mümkün olmakta ve böylece fiziksel emekten tasarruf
edilmektedir. Aktüatör kullanım itibarıyla daha çok hastane hizmetlerinde hasta
yataklarının ve diğer medikal ekipmanların hareket kabiliyetini arttırmak amacıyla
kullanılmaktadır.
Aktüatör’e ikame olarak hastane yataklarında hidrolik sistemler de kullanılmakta,
ancak bu sistemde hidroliğin yağ sıçratması, hijyen sorunu ve maliyetinin yüksek
oluşu nedeniyle hastane mobilyalarında pek tercih edilmemektedir. Ayrıca manüel
olarak da hasta yataklarına hareket kabiliyeti sağlamak da mümkündür. Dosya
mevcudu bilgi ve belgelere göre, hidrolik sistemin kullanılmadığı, manüel kullanımının
tahmini olarak %65, elektrikli Aktüatör sisteminin kullanımının % 35 civarında olduğu,
Aktüatör’de fiyatların düşmesi ve Sağlık Bakanlığı’nın alım imkanlarının artması
sonucu elektrikli Aktüatör kullanımının da artmakta olduğu tespit edilmiştir.
Aktüatör üreticileri ürünlerini Türkiye’de büyük hastane mobilyası üreticilerine
satmakta olup doğrudan nihai tüketicilere satış işlemi yapmamaktadır.
Dosya mevcudu bilgi ve belgelere göre, mobilya sektöründe kullanılan Lineer
Aktüatör’ün hastane mobilyalarından gerek fiyat gerekse kullanım amaçları
bakımından farklılık gösterdiği, hastane mobilyası üreticilerince kullanılan Aktüatör ile
mobilya üreticilerince kullanılan Aktüatör’ün farklı modellerden oluştuğu tespit
edilmiştir. Bu nedenle dosya kapsamında ilgili ürün pazarı “hastane mobilyalarında
kullanılan Lineer Aktuatör” olarak tanımlanmıştır.
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Aktüatör’ün Türkiye’de üretimi yapılmamakta olup, yabancı ülke menşeli Aktüatör
üreticisi teşebbüsler ürünlerini Türkiye’nin çeşitli bölgelerine dağılmış bulunan
hastane mobilyası üreticilerine satmaktadır. Türkiye’deki hastane mobilyaları
üreticileri ise Aktüatör’ü hastane yataklarında ara mamul olarak kullanarak bu
ürünlerinin neredeyse tamamını yurtiçinde bulunan özel hastanelere veya Sağlık
Bakanlığı’nın açtığı ihaleler yoluyla devlet hastanelerine satmaktadır (İlgili mobilya
üreticileri bu ürünleri Türkiye’nin komşusu bulunan ülkelere de satmakla beraber, bu
satışlar ihmal edilebilir derecede düşük adetlerde kalmaktadır). Pazarda yer alan
teşebbüsler tarafından Türkiye sınırları içinde satış ve pazarlamasının olması,
Türkiye içinde farklı bölgelerin birbirinden ayrı pazarlar olarak değerlendirilmesini
gerektirecek unsurların bulunmaması nedeniyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye
Cumhuriyeti sınırları” olarak belirlenmiştir.
I.3. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
I.3.1. 4054 Sayılı Kanun’un 6. Maddesi Bağlamında Değerlendirme
Bir teşebbüsün yaptığı eylemlerin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi anlamında hakim
durumun kötüye kullanılması kapsamına girip girmediği, üç aşamalı bir
değerlendirme sonucunda belirlenmektedir. İlk aşama ilgili piyasanın tanımlanması
(yukarıda ilgili piyasa analizi yapılmıştır), ikinci aşama adı geçen teşebbüsün
belirlenen ilgili piyasada hakim durumda bulunup bulunmadığını belirlenmesi, üçüncü
aşama ise hakim durumda olduğuna kanaat getirilen teşebbüsün eylemlerinin
rekabet hukuku yönünden ihlal oluşturup oluşturmadığının tespitidir. Eğer ikinci
07-19/188-60
4
aşamada teşebbüsün hakim durumda olmadığı kanaatine ulaşılırsa, üçüncü
aşamaya geçmeye gerek görülmeden ihlalin oluşmadığı sonucuna ulaşılabilecektir.
I.3.1.1. Hakim Durum Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un tanımlar başlıklı 3. maddesinde hakim durum; “Belirli bir
piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız
hareket ederek fiyat, arz üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri
belirleyebilme gücü” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanımdan da görüldüğü üzere,
hakim durumdaki bir teşebbüsün, piyasadan bağımsız hareket ederek etkin rekabeti
önleyici gücü veya yeteneği olduğu varsayılmaktadır. Bir teşebbüsün hakim
durumda bulunması, o piyasada rekabetin hiç oluşmaması anlamına gelmemekte,
belirli bir düzeyde rekabetin oluştuğu varsayılmaktadır. Nihayetinde, bir piyasada
tekel konumunda tek teşebbüs dahi olsa, bu durum teşebbüsün müşterilerinden tam
bağımsız hareket edebilme yeteneğine sahip olması şeklinde kabul edilmemektedir.
Teşebbüsün bağımsız hareket etmesinden kasıt, hakim konumundan yararlanarak
rekabet koşullarını oluşturan koşulları belirlemese de, bunlar üzerinde önemli ölçüde
etkiye sahip olması anlamına gelmektedir.
Burada belirtilmesi gereken diğer bir husus, hakim durumun bizatihi kendisinin
rekabet hukuku yönünden ihlal olarak kabul edilmemesidir. Ancak bir piyasada hakim
durumda olan teşebbüse, piyasadaki rekabet koşulları halihazırda bozulmuş
olduğundan, var olan aksaklığın daha da bozulmaması amacıyla özel sorumluluklar
yüklenmektedir.
Hakim durum hakkındaki genel değerlendirmeden sonra aşağıda Linak’ın hakim
durumda olup olmadığının analizine yer verilmiştir:
Pazar payı: Dosya mevcudu bilgi ve belgelere göre Linak’ın Lineer Aktüatör satış
adedi diğer rakip firmalarının satış adetlerinin çok üzerinde gerçekleştiği
belirlenmiştir. Piyasa satış rakamları ile ilgili net bilgiler olmamakla birlikte, Linak’ın
2006 yılında 19.118 adet ürün satışına karşılık en yakın rakibi konumundaki
Mazaka’nın Dewert markalı ürünlerindeki satılışı yaklaşık 1324 adette kalmıştır.
Bunun dışında piyasada uzak doğu firmalarının ürünleri de kullanılmakta olup
Linak’ın piyasadaki liderliğini etkileyebilecek etkiye sahip değillerdir. Dosyadaki
bilgilere göre Linak’ın pazar payı %80-90 aralığında seyretmektedir.
Piyasanın özellikleri: Linak, ilgili ürün pazarında hem tanınırlık hem de kalite
açısından diğer rakiplerine nazaran daha bilinir bir marka konumunda olup, yıllar
itibarıyla genelde yüksek pazar paylarına sahip olmuştur. Piyasada birkaç önemli
rakibi bulunmakla birlikte, Linak’ın gücünü etkileyebilecek büyüklükte
görünmemektedirler.
Yoğunlaşma derecesi: Linak, piyasanın en büyük aktörü konumunda olup, kendisi
dışındaki teşebbüslerin pazar payları çok düşük düzeyde kalmaktadır. Bu şekilde
bakıldığında piyasanın yoğunlaşma oranının oldukça yüksek olduğu anlaşılmıştır.
Rakip ihtimali: Piyasaya yeni girmeye çalışan teşebbüsler olmakla birlikte,
dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere, Linak’ın marka bilinirliğinin çok
yüksek olmasından ve ilgili ürün piyasasının özelliklerinden dolayı genelde büyük
alıcılar Linak ürünlerini tercih etmekte ve özellikle büyük sağlık kuruluşları ihale
şartnamelerine Linak markasını koyarak bu markanın ürününü istemektedirler. Bu
nedenle, her ne kadar uzak doğu firmalarının fiyat avantajından yararlanarak
piyasaya giriş yapmaya çalıştıkları görülse de, piyasada Linak dışında hiçbir
teşebbüs önemli bir aktör haline gelememektedir.
07-19/188-60
5
Talebin fiyat elastikiyeti: İlgili ürün piyasasında faaliyet gösteren firma sayısının
azlığı ve Linak’ın ürünlerinin tanınılırlığı ve kaliteli olduğu imajından dolayı, Linak
ürünlerinin fiyatları diğerlerinden daha yüksek olmasına rağmen talebi
düşmemektedir. Bu husus ta Linak ürünlerine karşı fiyat esnekliğinin diğerlerine göre
daha zayıf olduğunu göstermektedir.
Müşterilerin pazarlık güçleri: Büyük müşteriler genelde Linak ürünü talep etmekte,
bununla birlikte Linak’ın müşterilerine gönderdiği, sadece kendisinden mal alınması
durumunda ek indirim yapacağına yönelik sözleşmeler, müşterilerin pazarlık güçlerini
zayıflatmaktadır.
Yukarıdaki yer verilen değerlendirmeler ve sahip olunan teknoloji ile dünya çapındaki
tanınmışlık unsurları açısından bakıldığında, Linak’ın ilgili pazarda hakim durumda
olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
I.3.1.2. Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinde “Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin
bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu
tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile
kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır” denilmektedir.
Belirli bir piyasada hakim durumda olan bir teşebbüsün, halihazırda zaten zayıf bir
rekabetin hüküm sürdüğü piyasada (hakim durumdaki firmanın varlığının bizatihi
kendisi o piyasadaki rekabetin zayıf olduğunun bir göstergesidir) rekabetin
bozulmasını veya sınırlandırılmasını yaratabilecek davranışlardan kaçınması
gerekmektedir. Diğer bir deyişle, hakim durumda olmayan teşebbüslerin piyasada
başvurdukları bazı davranışlar rekabet hukuku yönünden ihlal olarak kabul edilmese
dahi, aynı davranışlar, hakim durumdaki bir teşebbüs tarafından yapılması
durumunda, ihlal olarak nitelendirilebilmektedir. Bunun nedeni, hakim durumdaki bir
teşebbüsün piyasadaki rekabeti sınırlandırma yeteneğinin, hakim durumda olamayan
teşebbüse oranla daha fazla olması ve dolayısıyla piyasadaki davranışlarının
etkisinin de diğer teşebbüslere oranla çok daha etkili ve şiddetli olabilmesidir.
Bu bağlamda hakim durumda olduğu tespit edilen Linak’ın ilgili ürün piyasasındaki
davranışlarının 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ihlal oluşturup
oluşturmadığı aşağıda değerlendirmiştir.
I.3.1.3. Yerinde İncelemede Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
Kuruma intikal eden şikâyet sonrasında konuyu inceleyen raportörlerce Aktüatör
sistemi alıcısı hastane mobilyası üreticilerinde yerinde incelemelerde bulunulmuştur.
Bu incelemeler sonucunda yapılan görüşmelerde ve tutulan tutanaklarda aşağıda yer
verilen bilgi ve belgelere ulaşılmıştır:
(………….)’da bulunan (…………………………….) San. ve Tic. A.Ş. (………….)
İşletme Müdürü ile 6.2.2007 tarihinde yapılan görüşmede; kendilerinin Linak’dan
başka bir firmayı tercih etmediği, Linak’dan ürün kalitesi ve müşteri hizmetleri
nedeniyle memnun oldukları, ancak alım konusunda Linak’ın kendilerini bağlamadığı,
isterlerse başka firmalardan da Aktüatör alabilecekleri, ancak marka bilinirliliği,
alıcılarının Linak markalı Aktüatör sistemli yatakları tercih etmesi, rakiplerinin de
Linak markalı Aktüatör sistemleri kullanması nedeniyle Linak’ı tercih ettikleri, Linak ile
aralarında yazılı bir sözleşme olmadığı ve sipariş üzerine çalıştıkları, aldıkları miktara
bağlı Linak’ın indirimler yaptığı ancak bu indirimlerin başka firmadan mal almama
koşuluna bağlı olmadığı, sütunlu (kolon) motor da aldıkları ancak bu tür motorları
Linak’ın da üretmesine rağmen fiyatının yüksek olması nedeniyle kendilerinin
Aktüatör üreticisi de olan Dewert’in Türkiye distribütörü Mazaka’dan aldıkları,
07-19/188-60
6
(………….)’in hastane mobilyasında pazar payının tahmini olarak %(…) olduğu
ifadelerine yer verilmiştir.
(………….)’den alınan belgelerde Linak A/S’den 2006 yılında 14.695 adet Aktüatör
aldıkları ve bunun karşılığının (………….) Danimarka Kronu (DK) olduğu, Medikal
2000’in 2006 yılında kapasite miktarının yıllık 6.000 olmasına rağmen 4189 adet
yatakta Aktüatör sistemli yatak ürettikleri yer almaktadır.
(………….)’de bulunan (……………….) A.Ş. (……….) yetkilisi ile 7.2.2007 tarihinde
yapılan görüşmede ise; kendilerinin 2 yıldır bu alanda faaliyet gösterdikleri, Linak’ın
hem Aktüatör hem de sütunlu motor ürettiği, Linak ile sipariş üzerine çalıştıkları ve
aralarında yazılı bir sözleşme olmadığı, Linak’ın ürün kalitesi, marka bilinirliliği
nedeniyle Aktüatör’ü Linak’dan aldıkları, Linak’ın kendilerini başka firmalardan alım
yapmama konusunda herhangi bir zorlamada bulunmadığı, Linak’dan kendilerinin
talebi ve karşılıklı mutabakat sonucu sadece Linak’dan ürün aldıklarında ekstra
indirimlerin söz konusu olduğu, sütunlu motor için hem Linak hem de Dewert’den
siparişte bulundukları, (………….)’nın yıllık üretim kapasitesinin 2006 yılı itibarıyla
5000 adet olup yine aynı yıl itibarıyla 1500 adet üretim yaptıkları, Linak’dan 4500
Aktüatör aldıkları, Türkiye pazarında yerli üreticiler tarafından yıllık tahmini 7500 ila
10.000 civarında hastane yatağı satıldığı ifadelerine yer verilmiştir.
(……….)’de bulunan (…………………………...) San. ve Tic. Ltd. Şti. (………….)
Şirket Ortağı ile 6.2.2007 tarihinde yapılan görüşme sonucu konuyla ilgili
kendilerinden bilgi ve belgeler istenmiş, söz konusu bilgileri içeren yazı ise 16.2.2007
tarih ve 1182 sayı ile Kurumumuz kayıtlarına girmiştir. Söz konusu yazıda; Linak ile
aralarında satış ve alımla ilgili herhangi bir sözleşme yapılmadığı, yıllık üretim
adetlerinin ortalama 95 takım motorlu yatak olduğu ve bu motorların hiçbirinin
Linak’dan alınmadığı, vade ve fiyat uygunluğu nedeniyle başka firmalardan LA motor
aldıkları ifadelerine yer verilmiştir.
6.2.2007 tarihinde (…….)’de bulunan (………………………………...) Sanayi ve
Ticaret Ltd. Şti. (………….) Satış Müdürü ile yapılan görüşmede; konuyla ilgili
kendilerinden bilgi ve belgeler istenmiştir. Söz konusu yazı 21.2.2007 tarih ve 1268
sayı ile Kurumumuz kayıtlarına girmiştir. İlgi yazıda, Linak ile yapılan sözleşmenin
ekte gönderildiği, Kenmak’ın yıllık üretimini yaptığı elektrik motorlu karyolaların
%95’ini Linak markalı motorların oluşturduğu, gerek servis gerekse servis
desteğinden dolayı Linak’ı tercih ettikleri, Linak ile yapılan sözleşme sayesinde Linak
motorlarının kullanımı durumunda sağlanan özel fiyat şartlarının yer aldığı ifadelerine
yer verilmiştir.
(……….) ile Linak arasında bahsi geçen “Ağustos 2007 (2008)’e kadar teslimat
kontratı” başlıklı sözleşmede “ (……….) bu anlaşmadaki özel fiyatlara ve şartlara
istinaden bu anlaşmayı imzalayarak her sipariş ürününden minimum 50 adet sipariş
verecek, varolan ve yeni ürünlerinde sadece LINAK ürünleri kullanacaktır. 50 adetin
altında kalan ürün siparişleri için standart POD fiyatlarımız geçerli olacaktır.” şeklinde
hükümler yer almaktadır.
Benzer bir sözleşmenin (……….)’da bulunan (……………………….) San. A.Ş.’ye
(……….) gönderildiği Linak A/S’nin Türkiye İrtibat Bürosu’ndan elde edilen belgelerde
tespit edilmiş, (……….) Genel Müdürü ile 20.2.2007 tarihinde yapılan telefon
görüşmesinde; Linak tarafından bahsi geçen sözleşmenin kendilerine gönderildiği
ancak sözleşmeyi imzalamadığı, kendilerinin Linak’ın marka bilinirliliği, müşterilerinin
bu yöndeki tercihleri ve Linak’ın ürünlerinde 5 yıl gibi uzun süreli garanti vermesi
nedeniyle Linak markalı Aktüatör kullandıkları, 2006 döneminde 650 adet Aktüatör ve
4 adet sütunlu (sütunlu) kolon motor aldıkları ifadesinde bulunulmuştur.
07-19/188-60
7
Linak’ın Ankara’daki Türkiye İrtibat Bürosu’nda ise 6.2.2007 tarihinde Büro Yetkilisi
ile görüşme yapılmış ve yerinde inceleme sırasında bazı belgeler teslim alınmıştır.
Bu belgeler arasında teşebbüslere gönderilen ve içeriğinde “ … bu anlaşmalardaki
özel fiatlara ve şartlara istinaden bu anlaşmayı imzalayarak her sipariş ürününden
minumum 50 adet sipariş verecek, var olan ve yeni ürünlerinde sadece LİNAK
ürünleri kullanılacaktır…” hükümlerinin bulunduğu sözleşme taslaklarının hastane
mobilyası üreticileri olan İzmir’deki Kenmak ve Demirtaş, Gaziantep’deki Mespa,
Ankara’daki Demo’ya gönderilmiş olduğu, sadece Kenmak ile Mespa’nın bu
sözleşmeleri imzalamış olduğu tespit edilmiştir.
Söz konusu sözleşmeyi imzaladığı tespit edilen ve (……….)’de bulunan
(……………………...) Ltd. Şti. Müdürü ile 26.2.2007 tarihinde yapılan şifahi
görüşmede; “kendilerinin Linak markalı motor kullandığı, bunun sebebinin ise Linak’ın
kendilerine avantaj sağladığı ve müşterilerinin Linak motorlu yatak istedikleri,
sözleşmede yer alan “sedece Linak ürünleri kullanılacaktır” hükmünün kendilerini de
rahatsız ettiği ve söz konusu sözleşmeyi imzalamadıkları takdirde Linak’ın kendilerine
sağladığı avantajlardan mahrum kalmakla birlikte ilerde yüksek fiyattan ürün alma
ihtimalinden çekindikleri, daha önceki stoklarında Uzakdoğu menşeli motorlar var
olduğu ve bunu Linak’ın bildiği ve kendilerine artık Uzakdoğu menşeli ürünler yerine
Linak kullanmalarını istediklerini ve bu nedenle anılan sözleşmenin imzalandığını
belirterek, Linak’ın tahmini pazar payının yaklaşık %80 olduğunu” ifade etmiştir.
I.3.2. 4054 Sayılı Kanun’un 6. Maddesi ve Linak’ın Şikâyete Konu Eylemleri
Linak hakkında şikâyet dilekçelerinde dile getirilen iddialar genel olarak Linak’ın
çeşitli uygulamaları nedeniyle rakip firmaların piyasaya giriş yapamadıkları veya var
olan firmaların faaliyetlerinin zorlaştırıldığı yönündedir.
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (a) bendinde hakim durumdaki bir teşebbüsün
“Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak
engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan
eylemler” şeklinde tanımlanan bu tür faaliyetleri 6. madde kapsamında hakim
durumun kötüye kullanılması olarak nitelendirilmektedir.
Hakim durumdaki firma, rakibinin müşterilere erişimini engelleyerek pazarı kapatabilir
ve böylece rakiplerinin piyasaya nüfuz etmelerini engelleyerek, piyasada oluşmuş
olan aksak rekabetin devamını ve bu sayede kendisine fazladan suni kâr
sağlanmasını hedefleyebilir. Hakim durumdaki firmanın herhangi bir davranışı
verimlilik artışına dönük değil de yalnızca rakiplerin faaliyetlerini ve piyasaya
girişlerini zorlaştırma amaçlı ise bunun bir kötüye kullanım olduğu varsayılır. Hakim
firma bu varsayımı, uygulamalarının dışlamaya yol açmayacağını, verimlilik artışının
tüketicilere nihai faydasının rekabetin engellenmesinin zararından fazla olacağını
veya başka makul sebepler öne sürerek çürütebilir.
Hakim durumdaki bir firmanın rakiplerini üstün ekonomik performansı sayesinde
pazarın dışında tutması rekabetin doğasının gereğidir. Ancak bu durumdaki bir
teşebbüsün ticari konumunu korumak için sergilediği davranışın makul
karşılanabilmesi, bu davranışın en azından ekonomik verimlilik kriterlerine dayalı
olmasını ve tüketici çıkarlarıyla bağdaşık olmasını gerektirir. Bununla birlikte, kötüye
kullanma objektif bir kriterdir. Teşebbüsün niyeti rakipleri piyasa dışına itmek olmasa
dahi, bu politikaları sonucunda rakiplerinin faaliyetlerinin zorlaştırılması durumunda
veya gerçekleşmesi muhtemel olsa dahi, rekabet hukuku yönünden ihlal olarak
değerlendirilebilecektir.
07-19/188-60
8
Linak’ın şikayete konu eylemleri genel olarak Türkiye’deki alıcılarıyla yapmış oldukları
münhasır anlaşmalar yoluyla diğer rakipleri piyasa dışına ittiği ve pazardaki
faaliyetlerini güçleştirdiği yönündedir.
Yukarıdaki bölümlerde bahsedildiği üzere, yerinde incelemeler esnasında şikâyet
konusuyla ilgili olarak bazı bilgi ve belgeler elde edilmiştir. Linak’ın bazı müşterileri ile
yapmış olduğu sözleşmelerde aşağıdaki hükümlerin yer aldığı görülmüştür;
“ … bu anlaşmalardaki özel fiyatlara ve şartlara istinaden bu anlaşmayı
imzalayarak her sipariş ürününden minumum 50 adet sipariş verecek, var olan
ve yeni ürünlerinde sadece LİNAK ürünleri kullanılacaktır…”
Bu şekildeki hükümler müşterileri Linak ürünü almaya teşvik etmek amaçlı olarak
uygulansa da, Linak’ın hakim durumda olması nedeniyle, rakiplerine karşı normal
ticari davranışları dışında suni bir zorluk çıkarmaktadır.
Linak’ın bu hükümleri koyması, şayet Linak hakim durumda olmasa idi piyasa
açısından çok etkili olmayabilecekti. Oysa, hakim durumdaki bir firmanın zaten zayıf
rekabet şartları olan piyasada bir de suni bir şekilde müşterileri kendine bağlaması ve
rakiplerin ürünlerini satmalarını dolaylı yollardan önlemeye çalışması, piyasada çok
daha şiddetli etkiler doğurabilecektir. Burada vurgulanması gereken, Linak’ın
müşterilerine belli hacimlerdeki alımlarında indirimler uygulamalarının ihlal olarak
nitelendirilmediği, ihlal olarak düşünülen hususların, müşterilerin tüm ürünlerini
sadece Linak’tan almaları durumunda ek bir indirim yapılmasının getireceği rekabet
bozukluklarıdır. Şöyle ki, bir teşebbüs hakim durumda ise zaten piyasanın büyük
bölümüne mal satıyor demektir, piyasada böyle güçlü bir firmanın ürünlerini “sadece
benden alırsanız size ek indirim yapacağım” demesi, müşterileri hakim durumdaki
firmaya daha çok yönlendireceğinden diğer rakiplerin piyasadaki faaliyeti gittikçe
zorlaşacaktır. Çünkü, hakim durumdaki firmanın bu ifadesinin, “rakiplerden ürün
almazsanız size ek indirim yapacağım” anlamıyla aynı olduğu açıktır.
Hem Linak’da hem de çeşitli müşterilerde yapılan yerinde incelemelerde münhasır
satış sözleşmeleri bulunmasa da, müşteriler ile yapılan münferit satış anlaşmalarında
yer alan ve yukarıda yer verilen, ürünlerinde sadece Linak ürünlerini kullanmaları
durumunda özel fiyatlar ve indirim şartlarına sahip olacakları şeklindeki taahhütler,
sözleşme ile münhasır satış hükmü konulmuş gibi etki gösterebilecektir.
Ticari hayatta müşteriler genellikle sadece tek ürüne bağlı kalmayıp, birden fazla
ürün çeşidine ulaşabilmek istemektedir. Ancak, hakim durumdaki firmanın bu tür
bağlayıcı satış sözleşmelerini empoze etmesi durumunda müşteriler istemeyerek de
olsa bunu kabul etmektedirler. Fakat işbu dosya kapsamında yapılan yerinde
incelemelerde görüldüğü kadarıyla, münhasır alım sözleşmesi imzalamak isteyen
taraf genelde müşteri tarafı olup, Linak ürünlerinin daha kaliteli olması, sattıkları
müşterilerin genellikle bu ürünü tercih etmeleri ve 5 yıla varan garanti süreleri gibi
özelliklerinden dolayı Linak ürünü satmak istedikleri ve bütün ürünü Linak’tan almak
kaydıyla ek indirim talebinde kendilerinin bulunduğu yönünde birçok ifade yer
almıştır. Hatta bazı müşterilerin bu yönde anlaşma yapmak istemelerine rağmen
Linak’ın fiyat konusunda hiç taviz vermediği ve bu yüzden daha ucuz olan uzak doğu
mallarına yöneldikleri şeklinde beyanatları da olmuştur.
Müşterilerle yapılan görüşmelerde genellikle, Linak’dan ürün kalitesi ve müşteri
hizmetleri nedeniyle memnun oldukları, ancak alım konusunda Linak’ın kendilerini
bağlamadığı, isterlerse başka firmalardan da Aktüatör alabilecekleri, ancak marka
bilinirliliği, alıcılarının Linak markalı Aktüatör sistemli yatakları tercih etmesi,
rakiplerinin de Linak markalı Aktüatör sistemleri kullanması nedeniyle Linak’ı tercih
ettikleri ifade edilmiştir.
07-19/188-60
9
Linak’ın hakim durumda bulunması nedeniyle, yukarıda bahsedilen şekillerdeki gibi,
müşterileri kendisine suni bir şekilde bağlamaya çalışması 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesi çerçevesinde yasaktır. Fakat Linak’ın müşterilerini münhasıran kendisine
bağlayıcı sonuçlar doğurabilecek hükümler içeren anlaşmalar yapmasına rağmen,
piyasada bunun etkisinin henüz çok şiddetli olmadığı ve tüm ürünlerin Linak’tan
alınması şartı karşılığında daha indirimli ürün alınmasına yönelik hükümlerin
genellikle müşteriler tarafından arzu edildiği ve Linak’ın da müşterilerinin bu isteklerini
gözeterek bu anlaşmaları yaptığı ve ayrıca müşterilerin beyanatlarından da
anlaşıldığı üzere, bu anlaşma olsa dahi müşterilerin istedikleri zaman başka ürünler
de alabildikleri gerçeğinden de hareketle, bu aşamada Linak’ın eylemlerine ilişkin bir
soruşturma açılmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bununla birlikte, Linak’ın hakim durumda olması nedeniyle, bu tür anlaşma yapma
talebi müşterilerinden de gelse dahi, bahsi geçen münhasır etki doğurabilecek
anlaşmalar yapmasının piyasa açısından ileriye yönelik ciddi sıkıntılar doğurabileceği
bir gerçektir. Bu nedenle, Linak’a müşterileri ile yapacağı anlaşmalarda bu hususları
dikkate alması gerektiğini bildirmek bakımından Kanun’un 9. maddesinin üçüncü
fıkrası uyarınca bir yazı yazılması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre; şikâyet konusu iddialar ile
ilgili olarak bu aşamada soruşturma açılmasına gerek olmadığına, bununla birlikte
4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Linak A/S’nin müşterileri ile
yapacağı anlaşmalarda “münhasıran Linak ürününü kullanmaları şartının
getirilmemesi veya bu sonucu doğurabilecek özel indirimler ve/veya fiyatlar
sunulmamasına” yönelik görüş yazısı gönderilmesine, usul yönünden OYÇOKLUĞU
ile, esas yönünden OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
07-19/188-60
10
(Rekabet Kurulu’nun 8.3.2007 Tarih ve 07-19/188-60 sayılı Kararı’na)
KARŞI OY GEREKÇESİ
5538 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle (Geçici Madde 5) Başkan’a verilen sıra
ile toplantıya bir üyenin iştirak ettirilmemesi yetkisi, Kanun’da nesnel bir ölçüte atıf
yapılmadan, yöntem ve kriter belirlenmeden düzenlenmiştir. Öte yandan, Kurul
Başkanı ve İkinci Başkan dahil, hepsi Rekabet Kurulu Üyesi olarak atanmış üyelerin,
Başkanca belirlenen bir düzenleme ile Kurul toplantılarına iştirak ettirilmemesi
amacıyla sıranın kura çekilerek belirlenmesi yönteminde, Başkan’ın, kendisini kuraya
iştirak ettirmemesi; hem 4054 sayılı Kanun, hem de 5538 sayılı Kanun’un
öngörmediği Geçici Madde-5’te hükmedilmeyen, dayanağı bulunmayan; subjektif,
hukuka aykırı, istisnailik sonucunu yaratan ve geçici madde düzenlemesindeki
nesnel ölçüt eksikliğini açıkça ortaya koyan bir uygulamadır. Bu nedenlerle karara
usul yönünden karşıyız.
Rıfkı ÜNAL Süreyya ÇAKIN
Kurul Üyesi Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy