Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2008-1-51 (Menfi Tespit/Muafiyet)
Karar Sayısı : 08-47/650-247
Karar Tarihi : 24.7.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Tuncay SONGÖR, M. Sıraç ASLAN, Mehmet Akif ERSİN,
Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER : Cengiz SOYSAL, Hakan Deniz KARAKOÇ,
M. Selim ÜNAL, Cemal Ökmen YÜCEL
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : - Madinsan Madencilik San. ve Tic. A.Ş. (Madinsan)
Temsilcisi Av. Dr. Nurkut İNAN 20
Güvenevler Güneş Sk. 1/4 Kavaklıdere/Ankara
D. TARAFLAR : - Madinsan Madencilik San. ve Tic. A.Ş.
Güvenevler Güneş Sk. 1/4 Kavaklıdere/Ankara
- ABS Alçı Blok San. A.Ş. (ABS)
Soyak Göztepe Sit. 15. Blok. D:281-283
34700 Küçükçamlıca/İstanbul
- Dalsan Alçı San. ve Tic. A.Ş. (Dalsan)
Sincap Sk. No:12 Büyüksanayi iskitler/Ankara
- Knauf İnşaat ve Yapı Elemanları San. ve Tic. A.Ş. (Knauf) 30
Bilkent 7. Cad. Alçıpan Fab. Bilkent Çankaya/Ankara
E. DOSYA KONUSU: Madinsan Madencilik San. ve Tic. A.Ş.’nin Ankara-Bala
yöresindeki alçı taşı havzasında havza işletmeciliğine dönüşüm ve kırma
tesisinin kurulması ve bayilik ağı oluşturulması talebi.
F. DOSYA EVRELERİ:
Kurum kayıtlarına 6.5.2008 tarih, 2768 sayı ile intikal eden ve eksiklikleri en son
10.7.2008, 4396 sayı ile kayıtlı yazı ile tamamlanan bildirim üzerine 4054 sayılı 40
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. ve 5. maddelerinin ilgili hükümleri
uyarınca yapılan inceleme sonucu düzenlenen 18.7.2008 tarih ve 2008-1-51/MM-
08-CS sayılı muafiyet Ön İnceleme Raporu, 18.7.2008 tarih ve REK.0.05.00.00-
130/111 sayılı Başkanlık Önergesi ile 08-47 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek
karara bağlanmıştır.
08-47/650-247
2
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; Madinsan Madencilik San. ve Tic.
A.Ş. yönetim kurulunun 18.4.2008 tarih ve 2008/06 sayılı, Ankara ili Bala
ilçesindeki alçı taşı ruhsat sahasında havza işletmeciliğine dönüşümü ve kırma
tesisinin kurulması ile birlikte taslağına yer verilen bayilik sözleşmesi çerçevesinde 50
satışın yapılmasına ilişkin yapı değişikliği öngören kararının 4054 Sayılı Kanun’un
4. maddesi kapsamında olduğu ve bu sebeple menfi tespit belgesi verilemeyeceği,
bununla birlikte söz konusu karara 4054 Sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında
muafiyet tanınabileceği ifade edilmektedir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. İlgili Pazar
H.1.1. İlgili Ürün Pazarı
Alçı taşı; evaporitler olarak adlandırılan ve aralarında kaya tuzu, potasyum, 60
magnezyum tuzları ve primer dolomitinin de yer almakta olduğu bir grup kayaçlar
topluluğu üyesidir. Alçı taşı, diğer evaporitler gibi kapalı veya yarı kapalı
havzalardaki, sığ ve tuz oranı yüksek deniz veya göl sularının tamamen
buharlaşması sonucu oluşmaktadır.
Alçı taşı terimi, genellikle bir ayırım yapılmaksızın jips ve anhidrit için; jips ve
anhidrit isimleri ise hem mineraller hem de kayaçlar için kullanılmaktadır.
Jips, kimyasal formülü içerisinde iki molekül su bulunduran, kalsiyum sülfattır.
İçinde bulundurduğu su molekülleri sebebiyle toz alçı üretiminde tercih 70
edilmektedir.
Anhidrit, saf kalsiyum sülfattır (içerisinde su molekülü yoktur). Jipse göre daha sert
ve daha ağır bir mineraldir.
Genellikle bir alçı taşı madeninde jips ve anhidrit birlikte bulunmalarına karşılık,
jips oranı daha azdır.
Alçı taşının günümüzde başlıca dört kullanım alanı vardır:
80
a. Ham jips, beyaz boya ve dolgu maddesi olarak kağıt ve pamuklu tekstil
maddelerine katılır. Kömür işletmelerinde, kömür tozlarında kül oranını artırmak
için de kullanılır. Jips ham halde çimento sanayinde donmayı geciktirmek için
kullanılmaktadır. Nikel izabesinde eritmeyi kolaylaştırma ve bira sanayiinde
mayalandırma için kullanılır. Ham jips ticareti, ballast olarak veya öğütülmüş yarı
mamül şeklinde yapılmaktadır.
b. Yarı mamül bir jips olan alçının kullanım alanı çok çeşitlidir. Son yıllarda alçı
sıcak ve soğuk yalıtım maddesi olarak, büyük ölçülerde kullanılmaya başlamıştır.
Binalarda ses izolatörü ve rutubeti de ayarlayan bir düzenleyici olarak 90
kullanılmaktadır. Alçı döküm ve kalıp işleri için gerek izabe, gerekse seramik
endüstrisinde de büyük ölçülerde kullanılır. Alçı, tıp alanında cerrahide ve dişçilikte
de kullanılmaktadır. Keza eski kullanım alanları olan sıva, kabartma, süsleme v.b.
08-47/650-247
3
yerlerde, inşaatlarda her gün biraz daha artan miktarlarda kullanımına devam
edilmektedir.
c. Mamül alçı, prefabrik inşaat malzemelerinin başlıca girdisidir. Günümüzde alçı
ile yapılan çeşitli prefabrike malzeme miktarı, diğer bütün alanlardaki miktarı aşmış
bulunmaktadır. Bu maksatla alçı ile hazır bina bölme duvarları, panolar, blok, kiriş
ve tavanlar yapılmaktadır. İki kağıt levha arasına deterjanla köpük haline getirilmiş 100
alçı püskürtme suretiyle, çok ince kalınlıklara kadar her türlü imalat yapılmaktadır.
Alçının ucuz, basit ve yerli malzeme olması bu alanda tüketimini çok artırmaktadır.
d. Kimya sanayinde alçı taşının kullanılması, İngiliz menşeli Imperial Chemical
Industries’in 40 yıl kadar önce pratik olarak hiçbir alanda kullanılmayan anhidriti
amonyum sülfata çevirmesi ile başlamıştır. Bu yolla, alçı, gübre sanayiinde önemli
oranlarda kullanılmaya başlamıştır. Ülkemizde de toplam alçı üretiminin önemli bir
kısmı bu alanda girdi olarak kullanılır hale gelmiştir.
Alçı taşının kullanımı ham ve pişirilmiş olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Jips ve 110
anhidrit, ham ve öğütülmüş olarak portland çimentosu üretiminde, tarım
arazilerinin geliştirilmesinde (gübre), kağıt ve tekstil sanayinde dolgu maddesi
olarak ve nadiren balast yapımında kullanılmaktadır. Anhidrit’in başlıca kullanım
alanı gübre sanayiidir. Kimya sanayii, özellikle sülfürik asit üretimi anhidritin diğer
kullanım alanıdır.
Jipsin ana kullanımı ise belirgin bir özelliğine dayalıdır. Jips 160-175 derece
ısıtıldığında bünyesindeki suyun dörtte üçünü kaybederek toz alçıya dönüşür. Toz
alçı yeniden su ile karıştırıldığında kolayca şekil verilebilme ve zamanla donma
özelliğine sahiptir. Günümüzde çeşitli katkı maddeleri eklenerek alçı çamurunun 120
plastisitesini artırmak ve donma süresini ayarlamak mümkün olmaktadır.
Jips bu özelliğinden dolayı sanayiinin çeşitli kollarında, özellikle inşaat sektöründe
geniş kullanım alanları bulmuştur. Alçının sağlıklı bir ürün olması, alternatif yapı
malzemelerine göre hafifliği, ekonomikliği, ses izolasyonu ve yangına karşı
dayanıklılık gibi özellikleri nedeniyle, özellikle son 15 yılda kullanımı giderek
artmaktadır.
Bu yaygın kullanım yelpazesi dikkate alınarak, alçı taşı ve toz alçı türevi ürünlerin
bir sınıflaması yapılacak olursa, şu tabloyla karşılaşılmaktadır: 130
i) Kalıp Alçıları
- Teksir kalıbı alçısı
- Porselen kalıp alçısı
- Seramik kalıbı alçısı
- Kiremit kalıbı alçısı
ii) Tıpta Kullanılan Alçılar
- Diş alçısı
- Ortopedik alçı
140
08-47/650-247
4
iii) İnşaat sektöründe kullanılan alçılar ve türevleri
- İnşaat alçısı
- Kartonpiyer alçısı
- Saten perdah alçısı
- Perlitli sıva alçısı
- Makine sıva alçısı
- Derz dolgu alçısı
- Yapıştırma alçısı (alçı plaka, duval blok)
- Dolu gövdeli duval blok
- İki yüzü kartonlu alçı plaka 150
iv) Alçı taşı
- Tüvenan alçı taşı
- Mikronize edilmiş alçı taşıdır.
Ürün yelpazesindeki çeşitliliğe rağmen, temelde bu ürünlerin birçoğunun, “toz alçı
ve türevleri” başlığı altında toplanabileceği, ancak bu genellemenin dışında kalan,
tuvanen ya da ufalanmış ham alçı taşı kullanımının da çok önemli miktarlara
ulaştığı yukarıda yapılan açıklamalardan görülmektedir.
160
Nitekim, üretim zinciri ve kullanım alanları dikkate alındığında, bir maden olarak
“alçı taşı”nın çıkarılması ile toz alçı elde edilmesine ilişkin faaliyetlerin de pazarda
esas itibarıyla birbirinden ayrıldığı görülmektedir.
Yinelemek gerekirse, yalnızca çimento üretiminde kullanılan alçı taşı miktarı bile
tek başına toz alçı sektöründen fazladır. Ne var ki bu miktarın, toz alçı üreticileriyle
herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.
Toz alçı ve türev ürünlerin elde edilmesi, özel bir üretim sürecini gerekli
kılmaktadır. Dolayısıyla, alçının çeşitli işlemlerden geçirilerek inşaat sektöründe 170
kullanıma uygun hale gelmesi neticesinde oluşan pazar “toz alçı pazarı” olarak
tanımlanabilir. Alçı sektöründe son dönemlerde toz alçı kadar toz alçıdan mamul
alçı levha üretiminin ve talebinin de arttığı gözlemlenmektedir. Kısmen de olsa
farklı bir üretim sürecini gerektiren alçı levha üretimi için toz alçıdan farklı bir
teçhizat yatırımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenledir ki halihazırda toz alçı
üretimi gerçekleştiren teşebbüslerin tamamı alçı levha üretimi
gerçekleştirememekte, alçı levha üretimi halihazırda bu alanda yatırım yapmış
olan Dalsan, Knauf ve ABS teşebbüsleri tarafından yapılmaktadır. Bu bakımdan
işlenmiş alçı taşından mamul ürünlerin “toz alçı” ile “alçı levha” şeklinde iki ayrı alt
pazar olarak ele alınmasının uygun olacağı anlaşılmaktadır 180
Raportörlerin ilgililer ile yaptıkları görüşmelerde, gerek toz alçı pazarına yönelik
olsun gerek çimento ve gübre gibi sektörlerde girdi olarak kullanılmak üzere
üretilsin, alçı taşı çıkarma faaliyetlerinin ortak niteliklere sahip olduğu, hatta çoğu
zaman aynı ocaktan çıkarılanlardan belirli kalite standardına sahip olan kütlelerin
toz alçı sektörüne, geriye kalanların ise çimento sanayine gönderildiği ifade
edilmiştir.
08-47/650-247
5
Alçı taşının çıkarılması işlemi, genelde taşeron olarak nitelenen ve ocak işleten
firmalarca yerine getirilmektedir. Toz alçı üreticileri, kendilerine ait maden sahaları
olsa da, ihtiyaçları olan alçı taşı madenini kendileri çıkarmayıp madenlerde faaliyet 190
gösteren alçı taşı ocaklarından temin etmektedirler.
Bunun nedenlerinden birisi alçı taşı ocağı işletmeciliğinin oldukça zahmetli ve
masraflı bir iş olmasıdır. Bir ocağı işletebilmek için çoğu zaman işletme ruhsatına
sahip olmak yetmemekte, ayrıca ocağın bulunduğu arazinin kullanım hakkını elde
etmek gerekmektedir. Maden Kanunu’nun 46. maddesine göre arazi sahibi ile
ocak işletmecisinin anlaşamamaları durumunda, ocak işletmecisinin Kamulaştırma
Kanunu’na göre arazi üzerinde idari irtifak ve/veya intifa hakkı isteyebileceği
yönündedir. Bu nedenle günümüze kadar toz alçı üreticileri ocak işletmeciliğini
tercih etmemiş ve ham madde olarak kullandıkları alçı taşını, sadece bu iş ile 200
iştigal eden ocak işletmecilerinden almışlardır.
Bu noktada belirtmek gerekirse, genel olarak alçı taşı çıkaran teşebbüslerle toz
alçı üreten teşebbüslerin pazarda birbirlerinden ayrıldıkları görülmekle birlikte,
işletme ruhsatları incelendiği zaman, büyük toz alçı üreticilerinin, işletme
ruhsatlarının da sahipleri olduğu gözlenmektedir. Ancak büyük firmalar sahip
oldukları ruhsatları bizzat kendileri kullanmak yerine, söz konusu redevans
uygulaması ile bir nevi kiraya vermektedirler. Halihazırda taşeron firmalarca
çıkarılan alçı taşı miktarı, büyük toz alçı üreticilerinin taleplerini karşılamaya
yeterlidir. 210
Ancak alçı üretimi ve ocak işletmeciliği faaliyetlerini ayrıştıran bu suni sebepler
olmasa ya da ileride ortadan kaldırılsa da alçı taşının kullanım amacındaki çeşitlilik
ve ham madde-nihai ürün dönüşüm sürecindeki sektörel farklılıklara bağlı olarak,
kendi dinamikleri ön plana çıkan “alçı taşı pazarı”nın ayrı bir pazar olarak
değerlendirilmesi, ayrı bir üretim teknolojisi gerektiren toz alçı ürünlerin yer aldığı
“toz alçı pazarı” ile alçı levha ürünlerinin yer aldığı “alçı levha pazarı”nın da alçı
taşından ayrı bir pazar olarak ele alınması uygun olacaktır. Bu nedenle, bildirime
konu olan Madinsan’ın faaliyetleri bakımından ilgili ürün pazarının “alçı taşı pazarı”
olarak ele alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. 220
H.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Dosya mevcudu bilgilerden, alçı taşı sahaları bakımından Türkiye’nin zengin bir
ülke olduğu, ancak bu sahaların niteliklerinin belirlenmesi için gerekli etüt ve
araştırmaların yeterince yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bildirim formundaki bilgiler
ışığında, halihazırda Türkiye genelinde alçı taşı istihracı yapılan bölgeler şunlardır:
Erzurum, Sivas, Elazığ, Batman, Diyarbakır, Kayseri, Adana, Niğde, Aksaray,
Eskişehir (Sivrihisar), Ankara (Elmadağ, Polatlı, Şereflikoçhisar ve Bala).
Yukarıdaki bilgilerden, Türkiye’nin orta ve doğu bölgelerinin alçı taşı bakımından 230
zengin, batı bölgesinin ise fakir olduğu görülmektedir. Alçı taşına ilişkin maliyetler
göz önüne alındığında en önemli maliyet kaleminin nakliye olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim başvuru ile ilgili yapılan görüşmelerde Ankara ve batısında faaliyet
gösteren ve alçı taşını ham madde olarak kullanan teşebbüslerin alçı taşı
ihtiyaçlarının tamamına yakınını navlun masraflarının yüksekliği nedeniyle
08-47/650-247
6
Bala’dan karşıladığı ifade edilmiştir. Raportörlerin Alçıbay Gips Geliştirilmiş İnş.
Malz. ve Perlitli Sıva San. ve Tic. A.Ş. yetkilisi ile yaptıkları görüşmede, yetkili,
Bala’da bulunan fabrikaları için Madinsan sahasından alçı taşı aldıklarını bunun
için de ton başına 4 YTL nakliye ücreti ödediklerini belirtmiştir. Yetkili, alçı taşını
Bala’daki rezervlere kalite olarak yakın olan Sivas’tan almaları durumunda nakliye 240
ücretinin ton başına 40 YTL’ye, Niğde’den almaları durumunda ise 30 YTL’ye
çıkacağını ifade etmiştir. Kendileri ile görüşülen diğer sektör yetkililerinin de
desteklediği söz konusu durum neticesinde Ankara’nın doğusundaki alçı taşı
ocaklarının Bala’daki sahalara alternatif olamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim, alçı sektöründe faaliyet gösteren, Ankara’da üretim tesisleri bulunan ve
kendilerine ait ocakları bulunmayan teşebbüslerin tamamı alçı taşı ihtiyaçlarını bu
sahalardan karşılamaktadır. Bunun yanında Eskişehir’de bulunan Atışkan Alçı,
İzmit’te ikinci bir üretim tesisi bulunan Tepe Knauf ile İstanbul’da üretim tesisi
bulunan Entegre Alçı alçı taşını yalnızca Bala’daki Madinsan sahasından
almaktadır. Yine sahanın coğrafi konumunu göstermesi bakımından çimento 250
sektöründe faaliyet gösteren ve üretim tesisleri Türkiye’nin batısında bulunan Nuh
Çimento, Akçansa Çimento, Baştaş, Bartın Çimento, Lafarge Ereğli, Bolu Çimento
ve Bursa Çimento gibi teşebbüslerin de alımlarını genel olarak buradan yapmaları,
sahanın Batı Anadolu alçı taşı talebi bakımından ne derece önemli olduğunu
ortaya koymaktadır. Bala ilçesinin alçı sektörü bakımından önemini
değerlendirirken konumunun yanı sıra ulaşım kolaylıklarının ve taşıma
olanaklarının da göz önüne alınması gerekmektedir.
Daha önce Madinsan hakkında yürütülen soruşturma sonucunda alınan 02-
57/748-304 sayılı Rekabet Kurulu kararında yer verilen tespitler doğrultusunda ve 260
ilgili muafiyet/menfi tespit başvurusu kapsamında yapılan görüşmeler neticesinde
elde edilen bilgiler çerçevesinde; gerek kalite ölçütleri, gerekse 25-30 km’lik
mesafelerde bile %200’ün üzerine çıkabilen navlun maliyeti dikkate alınarak, alçı
taşı pazarında coğrafi pazarın dar tanımlanması gerekebileceği, ancak
alternatiflerin bulunmayışı gibi fiili imkansızlıklar da göz önünde bulundurularak bu
dosya kapsamında alçı taşı açısından ilgili coğrafi pazarın “Ankara ili ve batısı”
şeklinde sınırlandırılmasının yerinde olacağı kanaatine varılmıştır.
H.2. Süreç
270
Bildirimde bulunan Madinsanın 2001 yılında Kuruma şikayet edildiği ve bu ortaklık
hakkında yürütülen soruşturma sonucunda 27.9.2002 tarih ve 02-57/748-304 sayılı
Rekabet Kurulu Kararında; Madinsan’ın ana sözleşmesi ile faaliyetleri kapsamında
4054 sayılı Kanun hükümlerine aykırı bir eylem tespit olunmadığından, haklarında
soruşturma yürütülen teşebbüslere yönelik olarak cezai işlem uygulanmasına
gerek bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
İlerleyen süreçte Madinsan’ın ortaklık yapısında bir takım değişiklikler olmakla
birlikte bildirimin sebebini, soruşturma döneminde faaliyetlerini alçı sahalarını
redevans karşılığı ocak işletmecisi firmalara işlettirmek şeklinde gerçekleştiren 280
Madinsan’ın, sahaları daha verimli kullanmak amacıyla alçı taşı kırma tesisi
kurarak havza işletmeciliğine geçme isteği oluşturmaktadır. Soruşturma kararının
gerekçesinde 4. madde ihlali bulunmamasının gerekçelerinden biri olarak
08-47/650-247
7
Madinsan’ın fiili olarak ocak işletmeciliği yapmıyor olmasının gösterilmesinin, bu
bildirimi taraflar açısından gerekli kıldığı görülmektedir. Bildirimin gerekçesinin de
daha önce yürütülmüş olan soruşturmaya ve bu soruşturmaya ilişkin gerekçeli
karara dayanıyor olması dikkate alınarak, konuya ilişkin tespit ve
değerlendirmelere geçmeden, önceki süreç özetlenecektir.
H.2.1. Madinsan'ın Kuruluşu 290
Madinsan, 11.1.2001 tarihinde alçı taşı pazarında faaliyet gösteren ABS, Dalsan,
Knauf ve Doğan Alçı Alçı Panel Üretim. San. İth. İhr. Paz. Tic. A.Ş. (Doğan Alçı)
olmak üzere toz alçı pazarının en büyük 4 teşebbüsü tarafından “her türlü
madenlerin, maden haklarının ve arama ve işletme ruhsatlarının alınması,
madenlerin işletilmesi veya işlettirilmesi, her türlü maden ham ve yarı mamül ve
mamüllerinin temini, alımı, satımı, ihraç ve ithali, her türlü madenlerin ve maden
haklarının acentelik, komisyonculuk ve ticaretini yapmak” amacı ile bir anonim
şirket olarak kurulmuştur.
300
22.10.1999 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla 3213 Sayılı Maden Kanunu
kapsamına alınan alçı taşı sahaları arasında yer alan Ankara Bala yöresindeki alçı
taşı madeni rezervleri, işletme ruhsatı verilmek üzere bir bütün halinde ihale
edilmiştir. 11.8.2000 tarihli ihaleyi Doğan Alçı ortaklarından Seyhan Doğan
kazanmıştır. Madinsan’ın kurulmasının ardından 31.01.2001 tarihinde Seyhan
Doğan tarafından sahip olunan söz konusu ruhsat Madinsan’a devredilmiştir.
31.8.2005 tarihinde ABS, Dalsan ve Knauf dışındaki dördüncü ortak olan Doğan
Alçı, Madinsan'daki ortaklık hisselerini mevcut ortaklara eşit oranda devretmiştir.
İlgili işlemler sonrası yönetim kurulu üye sayısı 3 olarak belirlenmiş ve bu değişiklik 310
6.10.2005 tarihinde Ankara Ticaret Sicil Memurluğu’na tescil edilerek hüküm
kazanmıştır. Bu devir sonrası eşit oy hakkına sahip 3 teşebbüs Madinsan yönetim
kurulunda eşit oranda temsil edilmektedir.
H.2.2. Madinsan Soruşturması
Madinsan’ın faaliyetlere başlamasının ardından alçı taşı pazarında faaliyet
gösteren çeşitli teşebbüslerden; Ankara ili Bala ilçesi hudutlarındaki alçı taşı
sahalarına ait işletme ruhsatlarının tamamının sektörde faaliyet gösteren 4 büyük
teşebbüs tarafından ele geçirildiği, ardından söz konusu ruhsatların bu teşebbüsler 320
ve sahipleri tarafından kurulan Madinsan’a devredildiği ve toz alçı pazarında
kartelleşmeye doğru gidildiği, bu yolla diğer alçı ürünleri üreticilerinin zor durumda
bırakıldığı yönünde Kuruma şikayetler iletilmiştir. Bu şikayetler kapsamında
yapılan önaraştırma sonucunda konuya ilişkin soruşturma açılmış olmakla birlikte,
nihai Kurul kararında hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin 4054 sayılı
Kanunun 4. maddesini ihlal etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu kararda Kurul
tarafından:
Madinsan’ın toz alçı alçı ve türev ürünleri pazarında faaliyet gösteren
teşebbüsler tarafından, toz alçı pazarının üst pazarı olarak nitelendirilen
alçı taşı pazarında faaliyet gösteren bir ortak girişim şirketi olduğu, 330
08-47/650-247
8
Her ne kadar ortak girişim şirketi ile bu şirketin kurucuları olan
teşebbüsler arasında alçı taşı alım satımı konusunda bir ilişki
beklenmekteyse de fiiliyatta durumun böyle olmadığı ve “Madinsan’ın
ana sözleşmesinde sayılan faaliyet alanları içersinde ocak işletmeciliği
bulunsa da, fiili olarak ocak işletmeciliği yapmadığı”,
Redevans sözleşmeleri incelendiğinde Madinsan tarafından, ocak
işletmecilerince çıkarılan alçı taşlarının kimlere hangi koşullarda ve nasıl
satılacağının belirlenmediği ve dolayısıyla ocak işletmecilerinin bu
konuda tamamen bağımsız olduklarının anlaşıldığı
gerekçeleri sunulmuş ve ‘Sonuç’ bölümünde aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir: 340
“Hakkında soruşturma yürütülen tarafların kurucusu oldukları Madinsan A.Ş.’nin
ana sözleşmesi ile faaliyetleri dolayısıyla Dalsan Alçı Sanayi ve Ticaret A.Ş.;
Doğan Alçı Panel Üretim Sanayi İthalat İhracat Pazarlama Ticaret A.Ş.; Tepe-
Knauf İnşaat ve Yapı Elemanları Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile ABS Alçı ve Blok
Sanayi A.Ş.’nin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4.
maddesini ihlal etmediklerine, sonuç olarak, 4054 sayılı Kanun’un hükümlerine
aykırı bir eylem tespit olunmadığından, haklarında soruşturma yürütülen
teşebbüslere yönelik olarak cezai işlem uygulanmasına gerek bulunmadığına
oyçokluğu ile karar verilmiştir.”
350
Karardan da görüleceği üzere Kurul, tarafların ve Madinsan ortaklığının Kanunun
4. maddesini ihlal eden bir eylemine ilişkin tespitte bulunulmadığını belirtmiş ve
Madinsan ortaklığının fiiliyatta ocak işletmeciliği yapmıyor olmasını da bu tespite
gerekçe olarak göstermiştir.
H.2.3. Bildirim Konusu
Bildirim kapsamında, Madinsan’ın Ankara ili Bala ilçesindeki alçı taşı madeni
rezervlerinde sahip olduğu ruhsat sahasında havza işletmeciliğine dönüşümü ve
kırma tesisinin kurulmasını sağlayacak 18.04.2008 tarih ve 2008/06 sayılı yönetim 360
kurulu kararı ile sadece ruhsat sahibi olmaktan çıkıp fiili olarak ocak işletmeciliği
yapmayı ve bu dönüşüm doğrultusunda bir bayilik ağı kurmayı amaçladığı
anlaşılmaktadır.
Daha önce de belirtildiği üzere, Madinsan ortaklığına ilişkin 2002 yılında yürütülen
soruşturma sonunda verilen 27.9.2002 tarih ve 02-57/748-304 sayılı Kurul
kararında, her ne kadar ana sözleşmesinde sayılan faaliyet alanları içersinde ocak
işletmeciliği bulunsa da, fiili olarak ocak işletmeciliği yapmadığı gerekçe
gösterilerek, Madinsan’ın eylemleri kapsamında Kanunun 4. maddesinin ihlalinin
söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Bu noktada, Madinsan’ın yönetim kurulu kararı 370
ile fiili olarak ocak işletmeciliği yapmaya başlayacak olması, bu andan itibaren
Madinsan faaliyetlerinin Kanunun 4. maddesi ihlali kapsamına girip girmeyeceği,
eğer giriyor ise aynı Kanunun 5. maddesi kapsamında muafiyetten yararlanıp
yararlanamayacağı soruları ortaya çıkmaktadır. Bildirim kapsamında Madinsan, bu
dönüşümü sağlayacak yönetim kurulu kararı ve bu dönüşüm sonrası kurulacak
bayilik ağı için hazırlanan bayilik sözleşmesi için menfi tespit başvurusunda veya
muafiyet bildiriminde bulunmaktadır.
08-47/650-247
9
H.3. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
Madinsan, kuruluş tarihi itibarıyla alçı taşı pazarında faaliyet gösteren ve toz alçı 380
pazarının en büyük 4 teşebbüsü olan Dalsan, Doğan Alçı, Knauf ve ABS ile bu
şirketlerinin yöneticileri tarafından, her bir şirketin payı %25 olmak suretiyle
kurulmuş bir anonim şirkettir. 31.8.2005 tarihinde ABS, Dalsan ve Knauf dışındaki
dördüncü ortak olan Doğan Alçı, Madinsan'daki ortaklık hisselerini mevcut
ortaklara eşit oranda devretmiştir. İlgili işlemler sonrası yönetim kurulu üye sayısı 3
olarak belirlenmiş ve bu değişiklik 6.10.2005 tarihinde Ankara Ticaret Sicil
Memurluğu’na tescil edilmiştir. Bu devir sonrası eşit oy hakkına sahip 3 teşebbüs
Madinsan yönetim kurulunda eşit oranda temsil edilmektedir.
Madinsan, “her türlü madenin, maden haklarının arama ve işletme ruhsatlarının 390
alınması, madenlerin işletilmesi veya işlettirilmesi, her türlü maden ham ve yarı
mamül ve mamüllerin temini, alımı, satımı, ihraç ve ithali” amacıyla kurulmuştur.
Madinsan hakkında yürütülen soruşturma sonunda verilen 27.9.2002 tarih ve 02-
57/748-304 sayılı Kurul kararında da belirtildiği üzere, hissedarlarının ortak
kontrolü altında bulunan Madinsan’ın Kanun'un 7. Maddesi kapsamında
yoğunlaşma doğurucu olarak kabul edilemeyeceği görülmektedir.
Madinsan’ın yapısına ve bildirime konu işlemlerin Kanunun 4 ve 5. maddesi
kapsamında değerlendirmesine geçmeden önce, ilgili pazara ve Bala yöresindeki
alçı sahalarının önemine ilişkin bazı tespitlere yer vermek yerinde olacaktır. 400
Kuruluş işleminin ve Madinsan eliyle yürütülen faaliyetlerin pazardaki etkilerinin
tespit edilmesi ve 4054 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi açısından,
öncelikle teşebbüsler arası rekabetin hangi düzeyde oluştuğuna bakılması
gerekmektedir: Şirket ortakları esas itibarıyla toz alçı ve alçı levha konusunda
rekabet halindedirler. Aşağıdaki tabloda yer verilen pazar paylarından görüleceği
üzere1 üç teşebbüs toz alçı pazarının yaklaşık %(…-…)’lık bölümünü, alçı levha
pazarının ise yaklaşık %(…)’ını kontrol etmektedir. Toz alçı pazarında geri kalan
yaklaşık %(…-….)’lik bölüm ise diğer teşebbüsler tarafından yürütülen faaliyetleri
temsil etmektedir. 410
Tablo - Toz Alçı ve Alçı Levha Tahmini Pazar Payları
Teşebbüs Toz Alçı Pazar Payı (%) Alçı Levha Pazar Payı (%)
ABS (……) (……)
Knauf (……)- (……)-
Dalsan (……) - (……) -
Diğer (……) - (……) -
Ancak toz alçı sektöründe rekabet avantajı yaratan unsurlar incelendiğinde, ham
maddenin taşıma maliyeti nedeniyle nakliye giderlerinin en önemli maliyet kalemi
olduğu görülmektedir. Dolayısıyla kurucu ortaklar esas itibarıyla toz alçı ve alçı
levha pazarlarında rakip olsalar da, bu pazardaki rekabet en etkili şekilde ucuz
ham madde sağlanması ve nakledilmesi noktasında başlamaktadır.
1 Söz konusu pazar payları, ABS, Kanuf ve Dalsan tarafından gönderilen yazılardan yararlanılarak
hesaplanmıştır. Teşebbüslerin gönderdikleri veriler, Türkiye pazarının geneline ilişkin istatistiklerin var
olmaması sebebiyle tahmini niteliktedir.
08-47/650-247
10
Bu noktada Bala’da bulunan alçı ocakları, ham madde kalitesi yanında alçı
fabrikalarına yakınlığı nedeniyle alçı üreticileri açısından önem arz etmektedir. 420
Ankara bölgesinin sağladığı nakliye avantajı yalnızca söz konusu ocakların
fabrikalara yakınlığından değil aynı zamanda bu bölgenin coğrafi konumu itibarıyla
her türlü taşımacılık faaliyetlerinin kesiştiği noktada olmasına bağlı olarak, ucuz
nakliye olanaklarının da bulunabilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu yolla hem alçı
hem de çimento fabrikalarının bulunduğu birçok bölgeye alçı taşı nakliyesi
gerçekleştirilebilmektedir. Bu haliyle Bala’da bulunan alçı ocakları, hem toz alçı
hem de çimento üreticileri bakımından cazip bir ham madde temin kaynağı
konumundadır.
H.3.1. 4. Madde Kapsamında Menfi Tespit Değerlendirmesi 430
Kanun’un 4. maddesi, sadece rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını
taşıyan veya bu etkiyi doğuran anlaşmaları değil, bu etkiyi doğurabilecek nitelikteki
anlaşmaları da kapsamına almaktadır. Bu nedenledir ki, ortak girişim vakalarının
4. madde çerçevesindeki değerlendirmesinde, genellikle ana teşebbüsler arasında
ya da ana teşebbüsler ile ortak girişim arasındaki potansiyel rekabetin
koordinasyonu riski irdelenmektedir.
Madinsan, alçı taşı maden sahipliği faaliyeti ile iştigal eden bir teşebbüstür. Bu
teşebbüsün ortakları olan; Dalsan, Knauf ile ABS ise alçı taşının ana ham madde 440
olarak kullanıldığı toz alçı ve türev ürünleri pazarında faaliyet gösteren
teşebbüslerdir. Bu teşebbüsler toz alçı ve türev ürünleri pazarında birbirlerine rakip
olup, %(….-…..)’lık bölümünü, alçı levha pazarının ise yaklaşık %(….)’ını kontrol
etmektedirler. Bu açıdan bakıldığında toz alçı ve türev ürünleri pazarında faaliyet
gösteren teşebbüsler tarafından, toz alçı ve alçı levha pazarlarının üst pazarı
olarak nitelendirilen alçı taşı pazarında faaliyet gösteren bir ortak girişim şirketinin
mevcudiyeti söz konusudur. Ancak, her ne kadar ortak girişim şirketi ile bu şirketin
kurucuları olan teşebbüsler arasında alçı taşı alım satımı konusunda bir ilişki
ortaklık sözleşmesi kapsamında mümkün gözükse de, şimdiye kadarki süreçte bu
yönde bir faaliyet gerçekleşmediği görülmektedir. Madinsan’ın ana sözleşmesinde 450
sayılan faaliyet alanları içerisinde ocak işletmeciliği bulunmasına rağmen, fiili
olarak ocak işletmeciliği yapmamaktadır. Bu teşebbüsün alçı taşı pazarındaki
faaliyeti maden sahipliğinden ibarettir. Madinsan, işletme ruhsatına sahip olduğu
maden sahasından alçı taşı çıkarıp satmamakta, bu işlemi redevans karşılığı,
bağımsız birer teşebbüs olan ocak işletmecilerine devretmektedir. Ocak
işletmecileri ise Madinsan’ın maden sahasında faaliyet gösterebilmek için bu
teşebbüsle redevans sözleşmesi imzalamaktadır. Redevans sözleşmeleri
çerçevesinde, Madinsan tarafından ocak işletmecilerince çıkarılan alçı taşlarının
kimlere hangi koşullarda ve nasıl satılacağının belirlenmediği ve dolayısıyla ocak
işletmecilerinin bu konuda tamamen bağımsız olduğu görülmektedir. Bu nedenle, 460
Madinsan ile ortağı olan teşebbüsler arasında doğrudan herhangi bir ticari faaliyet
bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle Madinsan ile bu teşebbüsün ortakları arasında
herhangi bir alt/üst pazar ilişkisi söz konusu değildir. Nitekim bu tespitler
çerçevesinde daha önce yürütülmüş olan soruşturma kapsamında, Madinsan’ın
ana sözleşmesi ile faaliyetleri nedeniyle Kanunun 4. maddesinin ihlal edilmediği
sonucuna varılmıştır.
08-47/650-247
11
Bildirim konusu yönetim kurulu kararı ile Madinsan’ın Ankara ili Bala ilçesindeki
alçı taşı madeni rezervlerinde sahip olduğu ruhsat sahasında havza işletmeciliğine
dönüşümü neticesinde ise yukarıda özetlenen yapının değişeceği görülmektedir.
Şöyle ki, Madinsan’ın bugüne kadar fiilen salt maden sahipliğinden ibaret kalmış 470
olan faaliyeti son bulacak ve Madinsan, bugüne değin tek tek ocakların yürüttüğü
ocak işletmeciliği faaliyetini ruhsat sahasının tamamında havza işletmecisi olarak
tek başına üstlenecektir. Dosya mevcudu bilgi ve belgelerden, oluşacak yeni
yapıda, Madinsan’ın çıkarılacak alçı taşını doğrudan satmayacağı, satış işleminin
bayiler tarafından gerçekleştirileceği ve bayilerin satış fiyatı, müşteri veya bölgeye
ilişkin herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayacağı anlaşılmaktadır. Bildirim konusu
işlemin bu yönüyle halihazırda devam eden satış uygulamasından esasen pek
farklı olmayacağı iddia edilebilecekse de, Madinsan’ın bayilere yapılacak satışlar
sebebiyle alçı taşının nihai satış fiyatının belirlenmesinde eskisine göre daha
belirleyici olacağı hususunda da bir tereddüt bulunmamaktadır. Yine önceki 480
yapıdan farklı olarak, eskiden salt ocak işletmelerinin kontrolünde bulunan üretim
miktarı, havza işletmecisi olarak bu defa Madinsan tarafından kontrol edilecektir.
Bu ise, toz alçı ve türev ürünleri pazarında birbirine rakip olan üç Madinsan
ortağının, söz konusu pazarların hammadesini teşkil eden alçı taşına ilişkin arz
koşulları üzerinde müştereken söz sahibi olması anlamına gelmektedir. Bütün bu
bilgi ve belgeler ışığında, birbirine rakip teşebbüslerin rekabet parametreleri
üzerinde müştereken belirleyici olması sonucunu doğuracak bildirim konusu
işlemin Madinsan’ın havza işletmeciliğine geçişi yönüyle Kanun’un 4. maddesi
kapsamında rekabeti kısıtlama etkisi doğurabilecek bir anlaşma olarak
değerlendirilmesi gerektiği ve dolayısıyla işleme menfi tespit belgesi verilmesinin 490
yerinde olmayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
H.3.2. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
a) Ekonomik veya Teknik Gelişmenin Sağlanması
Bildirim formunda Madinsan’ın işletme ruhsatına sahip olduğu alçı taşı maden
sahasının ocak işletmecileri tarafından işletilmesi neticesinde ortaya çıkan
olumsuzluklar aşağıdaki gibi sıralanmıştır. Formda:
- Ocaklarda düzenli ve uzun kademe ile düzgün bir ocak geometrisi ve belirli
bir ilerleme yönünün bulunmadığı belirtilmiş, ocaklardan çıkan hafriyatın 500
kepçe ile kazılmak suretiyle ocak içine veya çok yakınına ötelendiği bu
nedenle de ocak içi ve civarında inkişaf alanı kalmadığı ifade edilmiştir.
Ocak işletmecilerinin bu şekilde çalışması nedeniyle çatlaklı, faylı, yer yer
toprakla karışık olan bölgeler ile alçı taşı-kil-alçı taşı-çakıl ardalamasının
olduğu yerlerde üretimin yapılamadığı, yapılması halinde ise üretilen
tuvanen haldeki cevherin hiçbir zenginleştirme işlemine tabi
tutulamadığından alçı taşı madeni kullanan fabrikalarca alınmadığı ve geri
çevrilen alçı taşının kamyoncularca rastgele çevreye bırakılmak suretiyle
çevre kirliliğine neden olunduğuna değinilmiştir.
- Ocakların her birinde üretimin tek kademeli basamak sistemi şeklinde 510
sürdürüldüğü, basamakların yüksekliklerinin 15-20 metre arasında değiştiği,
bu basamak yüksekliklerinde aralarda kalan alterasyon zonlarının
08-47/650-247
12
temizlenmemesi nedeniyle de %40’a varan üretim zayiatı oluştuğu ifade
edilmiştir.
- Ocak işletmecilerinin delme ve patlatma işlemini usulüne uygun yapmadığı
bu nedenle de istenen boyutlarda parça cevher elde edilemediği
belirtilmiştir.
Yukarıda değinilen olumsuz çalışma koşulları nedeniyle:
- Ocak içerisinde bırakılan üretim zayiatı miktarının %35 oranında olduğu,
bunun miktar olarak değerinin yıllık (………..) tona tekabül ettiği, 520
zenginleştirme işlemine tabi tutulması halinde bu kaybın %60’ının geri
kazanılabileceği,
- Patlatma işlemlerinde mühendislik esaslarının göz önüne alınması
durumunda işçilik, zaman ve akaryakıt bakımından %75’e varan oranlarda
tasarruf sağlanabileceği,
- Tüm bu kazanımların sahadaki rezervin ömrüne mevcut çalışma koşullara
göre 24 yıl ekleyeceği bunun da ekonomiye çok önemli bir kazanç
sağlayabileceği,
- Havza işletmeciliğine geçilmesiyle birlikte ekonomik kazanımların yanı sıra
çevrenin korunmasına da katkı sağlanabileceği 530
ifade edilmiştir.
Şu ana kadar değinilen olumsuz çalışma koşulları neticesinde ortaya çıkan kayıp
ile çevreye verilen zararlar ODTÜ ile Hacettepe Üniversitesi tarafından hazırlanan
raporlarda da ele alınmış ayrıca sektörde konu ile ilgili görüşülen kişilerce de
doğrulanmıştır. Yukarıda değinilen hususlara ilave olarak gerek çevreye verilen
zararın gerekse de maden çıkarma işlemleri neticesinde komşu arazilere yapılan
tecavüzlerin Madinsan’ın sorumluluğunda olduğuna değinilmiş ve bu nedenle
teşebbüsün şu ana kadar çeşitli cezalara çarptırıldığı ifade edilmiştir.
540
3213 sayılı Maden Kanununda işletme ruhsatı sahibinin sorumlulukları ile ilgili
olarak şu hususlar yer almaktadır:
“Madde 25 - İşletme ruhsatı süresi on yıldan az olamaz. Bu süre, talep üzerine ilgili
daire tarafından maden rezervlerinin kaynak israfına sebep olmayacak şekilde
aranması, bulunan maden kaynak ve damarlarının rasyonel bir şekilde işletilmesi
için gerekli ve zorunlu yatırımların yapılmış ve tesislerin inşa edilmiş olması,
tesislerin üretimi seferber edecek şekilde çalıştırılmasının sağlanması ve benzeri
şartların bulunması halinde uzatılabilir.
Ancak toplam süre altmış yılı geçemez. Süre, ruhsatın verildiği tarihte başlar.” 550
“Madde 29 - İşletme faaliyeti, projesine ve Kanunun ilgili hükümlerine göre
yürütülür.
İşletme projeleri ve değişiklikleri uygulamaya konulmadan önce Genel Müdürlük
onayının alınması zorunludur. Aksi takdirde faaliyet durdurulur.
08-47/650-247
13
İşletme açısından tehlikeli durumların tespiti halinde, bu halleri gidermek için
ruhsat sahibine altı aya kadar süre verilir, mücbir sebepler dışında bu süre
uzatılmaz. Bu süre sonunda projeye uygun faaliyette bulunulmaması veya tehlikeli
durumun ortadan kaldırılmaması halinde teminat irad kaydedilerek işletme faaliyeti
durdurulur.”
“Madde 46 - 560
…Faaliyetler sırasında sahaya zarar verilmesi durumunda ruhsat sahibi adli
merciler tarafından tespit edilecek tazminatı arazi sahibine ödemek ve sahayı
kullanılabilir durumda terk etmekle yükümlüdür.”
Maden Kanununda yer alan hükümlerden de anlaşılacağı üzere işletme ruhsatı
sahibinin maden sahası ile ilgili çeşitli yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülüklerin
yerine getirilmemesi halinde de sorumlu olan, ocak işletmecileri değil ruhsat
sahibidir. Şu ana kadar değinilen hususlar çerçevesinde sahada faaliyet gösteren
ocak işletmecilerinin çalışma koşullarının Madinsan bakımından önemli sorunlara
neden olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle sahaların yükümlülük sahibi olan 570
Madinsan tarafından işletilmesinin iktisadi ve hukuki anlamda gereklilik arz ettiği
düşünülmektedir.
b) Tüketicinin Bundan Yarar Sağlaması
Alçı taşı da diğer madenler gibi yenilenemeyen bir kaynaktır. Bu nedenle
istihracının ve tüketiminin uzun vadeli tüketim kalıpları göz önüne alınarak
planlanması gerekmektedir. Nitekim, 3213 sayılı Maden Kanunu ile de bu
gerçeklerden yola çıkılarak ruhsat sahiplerine önemli ödevler yüklenmiştir. Alçı
taşı, her yerde aynı kalitede bulunabilen bir maden değildir. Bu durum Madinsan’ın 580
sahip olduğu ruhsat bölgesi bakımından da geçerlidir. Bildirim formunda, sahada
faaliyet gösteren ocak işletmecilerinin düşük tenörlü alçı taşını çıkarmayı tercih
etmedikleri, daha çok maliyeti düşük olan daha fazla talep edilen yüksek tenörlü
taşları çıkarmayı tercih ettikleri ifade edilmiştir. Formda ayrıca uygulamaya
geçecek yeni sistemle birlikte söz konusu düşük tenörlü taşların da çıkarılacağı ve
zenginleştirme işleminden geçirilmek suretiyle ekonomiye kazandırılacağı
belirtilmiştir. Bu sayede yukarıda da değinildiği gibi sahadaki rezervin ömrünün
uzatılabileceği ifade edilmiştir. Zenginleştirme işlemi ile ayrıca halihazırda
(………….) ton alçı taşı üretmek için harcanan (…………..) tuvenan alçı taşının
miktarının azaltılabileceği ve bu sayede: 590
- Ocaklardan üretilecek alçı taşı madeni arzının artacağı,
- Zenginleştirme işlemi neticesinde ürünün kalitesinin yükseleceği,
- Rezerv ömrünün yükselmesi nedeniyle ham madde gereksiniminin uzun
süre garanti altına alınabileceği
ifade edilmiştir.
Alçı sektörünün en önemli girdisi olan alçı taşı madeninin rezervinin süre ve miktar
bakımından artması, bu sektörün faaliyetlerinin ve gelişiminin daha sağlıklı
olmasına neden olacaktır. Bunun yanında Madinsan yetkililerinin taahhütleri
08-47/650-247
14
doğrultusunda sahadan çıkarılan alçı taşında belirli bir standart sağlanmış 600
olacaktır. Tüm bu unsurlar bir arada ele alındığında yeni yapılanma neticesinde
ilgili coğrafi pazarda faaliyet gösteren tüketiciler bakımından daha sağlıklı işleyen
bir alçı taşı pazarı söz konusu olabilecektir.
c) İlgili Piyasanın Önemli bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması
Bildirim, Madinsan'ın ruhsat sahibi olduğu Bala'daki alçı taşı sahalarında
halihazırda geçerli olan, alçı taşının ocak işletmecileri tarafından istihraç edilip
satılması uygulamasının sonlandırılması ve bu teşebbüslerin yürüttüğü faaliyetlerin
satış işlemi hariç olmak üzere Madinsan uhdesine geçmesi ile ilgilidir. 610
Halihazırdaki yapıda, ocak işletmecileri çıkarılan alçı taşının tonu başına
Madinsan'a redevans ödemekte ve bu miktarın üzerine kendi maliyetleri ile
karlarını eklemek suretiyle alıcılara ulaştırmaktadırlar. İlgili sahada halihazırda 8
adet ocak işletmecisi çalışmaktadır. Bu teşebbüsler, çıkardıkları alçı taşının
satışında birbirleri ile rekabet halindedir. Söz konusu rekabet ise daha çok fiyat
üzerinde yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla öngörülen sistemin hayata geçmesi
neticesinde en azından alçı taşının çıkarılıp satışa uygun hale getirilmesi
aşamasında rekabet halinde faaliyet gösteren ocak işletmecilerinin yerini
Madinsan alacak, söz konusu ocak işletmecileri ise Madisan'ın bayisi olarak
faaliyet göstereceklerdir. Uygulamaya ilişkin yönetim kurulu kararında bayilerin; 620
- müşterilerine satış fiyatını saptamakta tamamen serbest olduğu,
- aldığı ürüne ilişkin müşterileri belirlemekte serbest olduğu ve
- aldığı ürünü herhangi bir yer ya da bölgede satabilme serbestisine sahip
olduğu
belirtilmiştir.
Yukarıda yer alan düzenlemelere ilaveten Madinsan yetkilileri bildirim formunda
teşebbüsün hiçbir şekilde piyasaya doğrudan satış yapmayacağını taahhüt
etmişlerdir. Bu bilgiler ışığında ilgili coğrafi pazar sınırları içerisinde alçı taşının
bayilerce satışı hususunda rekabetçi bir yapı oluşturulmuş olacaktır. Bu nedenle 630
bildirime konu uygulama neticesinde her ne kadar alçı taşının çıkarılması
seviyesinde mevcut rekabet ortadan kalkacak olsa da satışı/pazarlanması
aşamasında rekabet süreci devam edecektir.
d) Rekabetin Zorunlu Olandan Fazla Sınırlandırılmaması
Yukarıdaki bölümlerde de ifade edildiği üzere, bildirim konusu işlem neticesinde
Madinsan’ın ruhsat sahasında havza işletmecisi olarak faaliyete geçecek olması,
özellikle alçı taşına ilişkin arz miktarının rakipler tarafından beraberce belirlenecek
olması noktasında rekabetçi endişeleri gündeme getirmektedir. İşlem sonrasında, 640
önceden ocak işletmecilerinin kontrolünde olan alçı taşı üretim miktarı, bu defa üst
pazarlarda birbirinin rakibi olan teşebbüslerce kontrol edileceğinden, tek başına bu
durumun Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir ihlal olarak değerlendirilmesi
gerekmektedir. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, mevcut dosya özelinde arz
miktarının Madinsan tarafından kontrol edilmesi, teşebbüsün ruhsat sahasında
08-47/650-247
15
havza işletmeciliğine geçerek Kanun’un 5. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde
sıralanan faydaları ortaya çıkarabilmesi için bir zorunluluk olarak ortaya
çıkmaktadır. Üstelik, her ne kadar Madinsan ortaklarının özellikle rakiplerinin
zararına olarak arz miktarını azaltabilecekleri endişesi haklı bir endişe olsa da,
uzun vadeli bir zaman perspektifinden bakıldığında, maden sahasının rasyonel 650
üretim teknikleriyle işletilecek olmasının toplam alçı taşı arzını artıran bir unsur
olduğunun da gözardı edilmemesi gerekmektedir. Kaldı ki Madinsan’ın bu bildirim
kapsamında muafiyet alarak havza işletmeciliğine geçmesinin ardından gerek
fiyatlandırma gerekse arzın kontrolü açısından rekabetin kısıtlanması etkisi
doğuran bir eylem gerçekleştirilmesi halinde 4054 Sayılı Kanun’un 4 ve 6.
maddelerinin uygulanacağı da açıktır. Madinsan’ın alçı taşını doğrudan
satmayacak olması ve satışın bayiler vasıtasıyla gerçekleştirilirken bayilerin fiyat,
bölge ve müşteri konularında özgürce karar alacakları taahhüdü de dikkate
alındığında, rekabetin zorunlu olandan fazla sınırlandırılmayacağı sonucuna
ulaşılmaktadır. 660
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. Madinsan Madencilik San. ve Tic. A.Ş.’nin Ankara-Bala yöresindeki alçı taşı
ruhsat sahasında havza işletmeciliğine dönüşüm ve kırma tesisinin kurulması
ile birlikte bayilik sözleşmesi çerçevesinde satış yapılmasına ilişkin yapı
değişikliği öngören 18.04.2008 tarih ve 2008/06 sayılı yönetim kurul kararına
4054 Sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olması nedeniyle menfi tespit
belgesi verilemeyeceğine,
2. Bununla birlikte söz konusu karara 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesi 670
kapsamında muafiyet tanınmasına
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy