Martins Alves / Portekiz – 56297/1121.1.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar – Özel bir şirket 2004 yılında, başvuran ve başvuranın kocası da dahil olmak üzere çok sayıda başka kişi hakkında hukuki sorumluluğa dair dava açmıştır.
2011 yılının Ocak ayında, başvuranın kocası yargılamaların uzunluğundan şikayet ederek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bir başvuruda (5340/11) bulunmuştur. Somut başvuru ise 2011 yılının Ağustos ayında, başvuranın kocası tarafından yapılmış olan başvuru halen derdestken, yapılmıştır. Her iki başvuruda da aynı avukat temsilcilik görevini üstlenmiştir.
Mahkeme 2013 yılında, başvuranın kocasının yapmış olduğu başvuruyu incelemiş ve yargılamaların uzunluğu bakımından Sözleşme’nin 6 § 1 ile 13. maddelerinin ihlal edilmiş olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, başvurana manevi tazminat olarak 4,500 avro ve masraf ve giderler için de 1,000 avro ödenmesine hükmetmiştir.
Hukuki Değerlendirme – 35 § 3 Madde: Mahkeme’ye daha önce çok sayıda başvuru yapmış olan ve bu nedene usule ilişkin bilgi sahibi olan başvuran temsilcisi somut başvuruyu yaparken, Mahkeme’yi davanın başvuranın kocasının başvurusundaki aynı ulusal yargılamalarla alakalı olduğuna ya da somut davadaki başvuranın önceki davadaki başvuranın karısı olduğuna ve bu kişilerin yerel mahkemeler önündeki yargılamalara beraber katıldıklarına dair bilgilendirmemiştir.
Farklı zamanlarda, esasen aynı sayılabilecek iki ayrı başvurunun yapılmış olması kendi başına, başvuru hakkının kötüye kullanıldığı anlamına gelmemiştir. Ancak, Mahkeme, özellikle her iki eşin de yerel mahkemeler önündeki yargılamalara beraber katıldıkları ve aynı avukat tarafından temsil edildikleri göz önüne alındığında, başvuranın şikâyetinin neden kocasının şikayeti ile birlikte yapılmamış olduğuna dair meşru bir gerekçe görememiştir. Buna ek olarak, başvuranın temsilcisi eksik ve bu nedenle de yanıltıcı bilgi ibrazında bulunmuştur. Söz konusu bu ihmal, Mahkeme’nin 2 Nisan 2013 tarihinde mevcut davaya ilişkin olarak esas bakımından karar vermesi ve 41. madde uyarınca, başvuranın kocasına tazminat ödenmesine hükmetmesi sonrasında daha da önem kazanmıştır. Mahkeme, ilgili avukat mevcut başvuruyu başvuranın kocasının yapmış olduğu başvuru ile birleştirmiş olsaydı eğer, davaya konu olayın aynı olması, başvuran ve kocasının aynı yerel yargılamalara taraf olmaları, tek bir hane teşkil etmeleri ve aynı avukat tarafından temsil edilmeleri sebebiyle, manevi tazminat ile masraf ve giderler bakımından daha fazla miktarda olan herhangi bir tazminat ödenmesine hükmetmeyecekti.
Son olarak, Mahkeme, başvuranların ilgili avukat tarafından temsil edildikleri iki başvurunun, başvuru hakkının kötüye kullanılması anlamına geldiğine hükmetmiş ve söz konusu avukatın kendisinin yapmış olduğu diğer üç başvurunun ise öncekilerle esasen aynı olduğunu değerlendirmiştir. Bu bağlamda, Mahkeme, avukatların Mahkeme’ye karşı yüksek düzeyde bir profesyonel tutum sergileyip gerçek bir işbirliği içerisinde olmaları ve mesnetsiz başvurular yapmaktan sakınmaları gerektiğine vurgu yapmıştır. Aksi halde, bu avukatların güvenilirliklerine gölge düşecektir ve başvuru hakkının sistemli bir şekilde kötüye kullanılması halinde, Mahkeme İçtüzüğü’nün 36 § 4 (b) ve 44D maddeleri uyarınca, ilgili avukatlar yargılamalardan çıkarılabilmektedir.
Başvuranın temsilcisinin somut davada göstermiş olduğu tutum, Sözleşme’nin 34. maddesinde yer alan bireysel başvuru hakkının amaçlarına aykırılık teşkil etmiştir ve bu nedenle, başvuru bu hakkın kötüye kullanılmış olması gerekçesiyle reddedilecektir.
Sonuç : kabul edilemez (başvuru hakkının kötüye kullanıldığı gerekçesiyle).
(Bk. Ferreira Alves / Portekiz, 5340/11, 2 Nisan 2013).
Full & Egal Universal Law Academy