AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
BÜYÜK DAİRE
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 20863/21
Beverly Ann McCALLUM / İtalya
Başkan
Jon Fridrik Kjølbro,
Hâkimler
Robert Spano,
Síofra O’Leary,
Georges Ravarani,
Marko Bošnjak,
Krzysztof Wojtyczek,
Yonko Grozev,
Alena Poláčková,
Tim Eicke,
Arnfinn Bårdsen,
Erik Wennerström,
Raffaele Sabato,
Saadet Yüksel,
Anja Seibert-Fohr,
Peeter Roosma,
Ana Maria Guerra Martins,
Ioannis Ktistakis,
ve Büyük Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Johan Callewaert’in katılımıyla 21 Eylül 2022 tarihinde Büyük Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,
Yukarıda belirtilen 22 Nisan 2021 tarihli başvuruyu dikkate alarak,
24 Şubat ve 21 Eylül 2022 tarihlerinde gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. İtalya Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olan Beverly Ann McCallum’un (“başvuran”) 22 Nisan 2021 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış olduğu başvuru ( 20863/21 no.lu) bulunmaktadır.
2. Başvuran, Roma’da görev yapan Avukat W. De Agostino ve Milano’da görev yapan Avukat M.S. Mori tarafından temsil edilmiştir. İtalyan Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi olan L. D’Ascia ve Devlet savcısı olan E. Cucchiara tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran aynı zamanda, başvurusunu yaptığı tarihte, Mahkeme İç Tüzüğü’nün (“İç Tüzük”) 39. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. Nöbetçi hâkim, bu talebi kabul etmiş ve Hükümete, 7 Mayıs 2021 tarihine kadar başvuranın iadesini ertelemesi gerektiğini belirtmiştir. Nöbetçi hâkim, 7 Mayıs 2021 tarihinde, ihtiyati tedbiri 28 Mayıs 2021 tarihine kadar uzatmıştır.
4. Dava, İç Tüzüğün 52. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Mahkemenin Birinci Bölümüne tahsis edilmiştir. Bölüm 25 Mayıs 2021 tarihinde Mahkeme önünde yargılamanın yürütüldüğü tüm süre boyunca ihtiyati tedbirin yürürlükte kalmasına karar vermiştir.
5. Birinci Bölüm Başkanı, ortak yazılı görüşlerini sunan Profesörler D. Galliani, D. van Zyl Smit ve P. Reingold ve kendi görüşlerini sunan Birleşik Krallık Hükümetinin (İç Tüzüğün 44. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi) üçüncü taraf olarak yargılamaya katılmalarına izin vermiştir.
6. İlgili Daire, 7 Eylül 2021 tarihli kararla, Büyük Daire lehine yargılama yetkisinden feragat etmiştir (Sözleşme’nin 30. maddesi).
7. Yukarıda belirtilen müdahil taraflar, yeni görüşler sunmuşlardır. Ayrıca, Büyük Daire Başkanı’nın üçüncü taraf olarak davaya katılmasına izin verdiği, Hands Off Cain Derneğinin görüşleri de alınmıştır.
8. Hükümet, 4 Kasım 2021 tarihinde, iç hukukta izin verilen azami tutukluluk süresinin 8 Aralık 2021 tarihinde sona ereceğini ve bu tarihten sonra İtalyan makamlarının, kendi ifadesine göre, başvuranın kaçmasını ve iade edilmekten kaçınmasını engelleyemeyeceklerini ileri sürerek, ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. Büyük Daire, ihtiyati tedbirin devamına karar vermiştir.
9. Hükümet, 7 Aralık 2021 tarihinde, iade sürecinde yeni bir gelişmenin ortaya çıkması nedeniyle, yeniden ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir (aşağıda 28-29. paragraflar). Bu yeni gelişme konusunda taraflarca sunulan görüşler ışığında, Büyük Daire, 21 Ocak 2022 tarihli kararla, ihtiyati tedbiri kaldırmıştır.
10. Başvuran ise, 7 Aralık 2021 tarihinde, sağlık durumu nedeniyle iadesinin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. Büyük Daire Başkanı, 21 Ocak 2022 tarihinde bu talebi reddetmiştir. Başvuran, 30 Haziran 2022 tarihinde, sağlık nedenleriyle yeniden ihtiyati tedbir talebini sunmuş ve bu talep, Büyük Daire Başkanı tarafından 4 Temmuz 2022 tarihinde reddedilmiştir.
11. Strazburg’da, İnsan Hakları Mahkemesinde, 23 Şubat 2022 tarihinde kamuya açık bir duruşma gerçekleştirilmiştir.
Mahkeme huzurunda hazır bulunanlar:
– Hükümet adına
l. d’ascia, görevli,
e. cucchiara, danışman;
– Başvuran adına
w. de agostino,
m. s. mori, danışmanlar,
m. amitrano,
e. kiranmoye chadhuri,
v. sirello, danışmanlar.
12. Mahkeme, D’Ascia, De Agostino ve Mori’nin beyanlarını ve hâkimler tarafından sorulan sorulara yönelik verdikleri cevapları dinlemiştir.
OLAY VE OLGULAR
Davanın Koşulları13. Başvuran Beverly Ann McCallum, 1960 doğumlu olup, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşıdır. Başvuran, Mahkemeye başvurduğu tarihte, Amerika Birleşik Devletleri’nin makamları tarafından talep edilen iade hususunun ele alınması sırasında, Roma’da tutuklu bulunmaktaydı.
Başvuranın Eşinin Öldürülmesi ve Soruşturma14. Başvuranın eşi Roberto Caraballo, 2002 yılının Mayıs ayında, Charlotte şehrinde (Amerika Birleşik Devletleri, Michigan Eyaleti, Eaton İlçesi) kendi evinde öldürülmüştür. Başvuranın eşi, ciddi kafa yaralanmaları nedeniyle hayatını kaybetmiş, ardından cesedi yaklaşık 90 dakikalık bir uzaklıkta bulunan bir alana götürülerek, metal bir dolabın içinde yakılmıştır. Cesedin kalıntıları, kısa bir süre sonra bulunmuş, ancak bunların kömürleşmiş olması nedeniyle, müteveffanın kimliği yalnızca, 2015 yılında cinayetin bir tanığının polisle iletişime geçmesi sırasında tespit edilebilmiştir.
15. Kolluk kuvvetleri, bir soruşturma başlatarak, bu soruşturma bağlamında, başvuranın kızı D.D. ve arkadaşı C.M.yi yakalamışlardır. Emniyet Müdürlüğü aynı zamanda, başvuranı aramış, ancak ilgilinin yerini bulamamıştır. D.D. ve C.M., birinci derece cinayet, cinayet işlemek amacıyla komplo kurma ve cesedi mezardan çıkarma ve parçalama suçlarıyla itham edilmişlerdir.
16. Başvuranla ilgili olarak, yetkili makamlar, ilgilinin Amerika Birleşik Devletleri’nden ayrıldığını ve hâlihazırda eşi olan kişiyle birlikte yaşamak için Pakistan’a yerleştiğini düşünmüşlerdir.
17. Eaton İlçe Bölge Mahkemesi, 7 Kasım 2018 tarihinde, yukarıda belirtilen suçlamalardan dolayı başvuran hakkında yakalama kararı çıkarmıştır.
18. C.M.ye ilişkin olarak, Cumhuriyet savcısı, ikinci derece cinayetle ilgili suçunu itiraf etmesi ve yetkili makamlarla işbirliği yapması karşılığında ilk suçlamaları düşürmeyi kabul etmiştir. C.M.nin itirafları, 2019 yılının Ekim ayında ve 2020 yılının Mayıs ayında kabul edilmiş ve ilgili, 15 ila 31 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. D.D., yukarıda belirtilen suçlamalar nedeniyle yargılanmış ve 2021 yılının Aralık ayında suçlu bulunmuştur. D.D., 2022 yılının Şubat ayında müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Michigan Kanunu, D.D.ye herhangi bir şartlı tahliye imkânı sunmamaktadır.
Başvuranın Yakalanması ve İlgilinin İade Edilmesi Talebi19. Başvuran, 2020 yılının Şubat ayında, Roma’da bir otelde yakalanmıştır.
20. Michigan makamları adına hareket eden Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti, Amerika Birleşik Devletleri ile İtalya arasında imzalanan, 1983 tarihli Suçluların İadesi Anlaşması’nda yer alan ifadeler uyarınca, başvuranın iadesini talep etmiştir. Başvuran, iade edilmesi amacıyla tutuklanmıştır.
21. Roma İstinaf Mahkemesi, iade talebini incelemiştir (Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 701. maddesi). Roma İstinaf Mahkemesi, 23 Haziran 2020 tarihli kararla (no. 74/2020), söz konusu talebin kabul edilebileceği kanısına varmıştır. Roma İstinaf Mahkemesi özellikle, başvuranın birinci derece cinayet suçundan mahkûm edilmesi halinde maruz kalacağını belirttiği şartlı tahliye imkânı olmaksızın müebbet hapis cezasının uygulanması riskine ilişkin ileri sürdüğü iddiayı incelemiştir. İstinaf Mahkemesi, bir mahkûmiyet kararı ve bir cezaya karşı itirazda bulunma ve Michigan Valiliğinden af veya ceza indirimi talep etme imkânı hakkında Amerika Birleşik Devletleri’nin makamları tarafından sunulan bilgilere atıfta bulunmuştur. İstinaf Mahkemesi, müebbet hapis cezasına mahkûm edilen tutukluların, farklı kamu makamları tarafından yapılan takdiri değerlendirmelere dayanılarak olsa da, kendi davranışlarına bağlı olabilecek erken tahliye imkânını elde edebileceklerini gözlemleyen ve bu bağlamda, Amerika Birleşik Devletleri’ne iade edilme kapsamında, son derece uzun bir ceza riskinin iade talebinin reddedilmesini haklı göstermek için yeterli olmadığı sonucuna varan İtalyan Yargıtayının içtihadını (25 Ocak 2019 tarihli Hernandez Kararı) hatırlatmıştır. Michigan Eyaleti’nde uygulanan sisteme ilişkin olarak, İstinaf Mahkemesi, müebbet hapis cezaları da dâhil olmak üzere, cezaların indirilmesi imkânına ilişkin birçok unsuru kapsadığını tespit etmiştir.
22. Başvuran, Yargıtay nezdinde temyiz başvurusunda bulunmuştur. Mevcut başvuruyla ilgili olarak, başvuran, hayatının geri kalanını ceza infaz kurumunda geçirme riskine maruz kalacağını ve böylelikle, kendi ifadesine göre, iade edilmesine rıza göstermenin Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
23. Yargıtay, 24 Şubat 2021 tarihli kararla (no. 7262/2021), temyiz başvurusunu reddetmiştir. Yargıtay, muhtemel bir müebbet hapis cezasına mahkûm edilme iddiası hakkında, İstinaf Mahkemesinin başvuranın iddialarını doğru bir şekilde incelediği kanaatine varmıştır. Yargıtay, Hernandez kararını hatırlatarak, Amerika Birleşik Devletleri’nde yürürlükte olan sistemin genel olarak İtalyan sisteminin genel ilkeleriyle uyumlu olduğunun ve müebbet hapis cezaları hakkında bile uygulanan “düzelticileri (correttivi)” öngördüğünün tespit edildiğini belirtmiştir. Yargıtay, başvuran tarafından bu bağlamda belirtilen gerekçenin, mevcut davayla ilgili olmayan bir dizi iddia ve genel örneklerden (affastellamento generico) başka herhangi bir unsur içermediği kanısına varmıştır.
24. Adalet Bakanı tarafından imzalanan iade kararı, 8 Mart 2021 tarihinde verilmiştir. Söz konusu kararda bilhassa, başvuranın zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı ceza ya da muamelelere veya temel haklarının ihlalini oluşturan eylemlere maruz kalacağına inanılmasını sağlayacak herhangi bir nedenin bulunmadığı ifade edilmiştir. Kararda, söz konusu suçlar için, öngörülen cezanın erken tahliyeden yararlanma imkânıyla birlikte müebbet hapis cezasının olması nedeniyle, ölüm cezası ihtimalinin ortaya çıkmadığı eklenmiştir.
Yeni Gelişmeler25. Başvuran, özellikle Lazio Bölge İdare Mahkemesi nezdinde 4 Mayıs 2021 tarihinde iade kararının iptaline yönelik davanın açılması da dâhil olmak üzere, ulusal düzeyde başka girişimlerde bulunmuştur. Söz konusu mahkeme, 27 Mayıs 2021 tarihinde, 9 Haziran 2021 tarihine kadar kararın icrasını ertelemiştir. Söz konusu mahkeme, Adalet Bakanlığının, özellikle başvuran Devletin kanunu tarafından öngörülen ceza ve müebbet hapis cezasına mahkûm edilme durumunda erken tahliye edilme imkânı konusunda, ilgili her türlü belgeyle birlikte, dava hakkında ayrıntılı bir rapor sunmasına karar vermiştir.
26. Bölge İdare Mahkemesi, 9 Haziran 2021 tarihinde, kararın icrasının ertelenmesini 7 Temmuz 2021 tarihine kadar uzatmıştır. Ertesi gün, aynı mahkeme, kararın her halükârda, Mahkeme tarafından belirtilen ihtiyati tedbirin etkisiyle yerine getirilemez olduğunu tespit etmiş (yukarıda 3-4. paragraflar) ve başvuranın benzer bir tedbirin alınmasını sağlama yönündeki talebini reddetmiştir.
27. Roma İstinaf Mahkemesi, 1 Aralık 2021 tarihinde, birkaç haftadan beri hastanede tedavi edilen başvuranın sağlık nedenleriyle tahliyesine karar vermiştir. İstinaf Mahkemesi, tutukluluğun yerine, başvuranın Roma’da kalmasına ve gece sokağa çıkma yasağına uymasına karar vermiştir.
28. 3 Aralık 2021 tarihli diplomatik nota ile Roma’da bulunan Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği, İtalyan makamlarına, Eaton İlçe savcısının, başvuranın azami olarak, şartlı tahliye imkânıyla birlikte, müebbet hapis cezasıyla cezalandırılabilir bir suç olan ikinci derece cinayetten daha hafif bir suçlamadan dolayı yargılanmasını taahhüt ettiğini bildirmiştir. Söz konusu Büyükelçilik, başvuranın komploya ilişkin ilk suçlamadan dolayı yargılanmayacağını, ancak cesedi mezardan çıkarma ve parçalama suçlarının kabul edilebileceğini eklemiştir. Amerikan makamları, bu nedenle ilk iade taleplerini değiştirmişlerdir.
29. Adalet Bakanı, 7 Aralık 2021 tarihinde, değiştirilen suçlamalardan dolayı başvuranın iadesine ilişkin yeni bir karar imzalamış ve ardından, İstinaf Mahkemesi, ilgili hakkında yeni bir tutukluluk kararı vermiştir. Büyük Daire, yukarıda belirtildiği üzere (9. paragraf), bu yeni unsur ışığında, başvuranın iadesini engelleyen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar vermiştir. Duruşma tarihinde, başvuran, Amerika Birleşik Devletleri’ne iade edilmesinin ele alınması sırasında, halen İtalya’da bulunmaktaydı. Başvuranın yasal temsilcileri, Lazio Bölge İdare Mahkemesi nezdinde, yeni iade kararına karşı itirazda bulunduklarını belirtmektedirler.
30. Başvuran, 8 Temmuz 2022 tarihinde, Amerika Birleşik Devletleri’ne iade edilmiştir.
İLGİLİ İÇ HUKUK KURALLARI
Anayasa31. İtalya Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. maddesi aşağıdaki gibidir:
“Bir vatandaşın iadesine yalnızca, uluslararası bir sözleşme tarafından açıkça öngörülmesi halinde karar verilebilmektedir.
Siyasi nitelikteki suçlardan dolayı hiçbir durumda iade yapılamaz.”
Anayasa’nın 27. maddesinin 3. fıkrasına göre, bir ceza insanlık dışı olamaz ve hükümlünün rehabilitasyonunu amaçlamalıdır.
Ceza Muhakemesi Kanunu32. İade prosedürü, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 697 ila 713. maddelerinde düzenlenmektedir.
33. 698/1. madde, özellikle sanığın zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı ceza ya da muamelelere veya kişinin bir temel hakkının ihlalini oluşturan eylemlere maruz kalacağına inanılmasını sağlayacak nedenlerin bulunması halinde, iadeyi yasaklamaktadır. 705/2. maddenin c) bendinde, İstinaf Mahkemesinin, ilgilinin bilhassa zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı ceza ya da muamelelere veya kişinin bir temel hakkının ihlalini oluşturan eylemlere maruz kalacağına inanılmasını sağlayacak nedenlerin bulunması halinde iade aleyhine karar vermesi gerektiğini öngörmektedir.
34. İade kararı, Adalet Bakanı tarafından verilmektedir (708. madde). Bu karara, İdare Mahkemeleri nezdinde itiraz edilebilmektedir.
İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri Arasındaki Suçluların İadesi Anlaşması35. İki ülke arasında suçluların iadesi, suçluların iadesi konusunda Avrupa Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki 25 Haziran 2003 tarihli Anlaşmanın etkisiyle değiştirildiği şekliyle, 13 Ekim 1983 tarihli Anlaşma tarafından düzenlenmektedir. Bu Anlaşma, talepte bulunulan Devletin suçluların iadesini, ölüm cezasının uygulanmaması veya en azından infaz edilmemesi koşuluna tabi tutabilmesini öngören IX. maddesinde ölüm cezasını açıkça belirtmektedir.
36. Anlaşma’nın XVI. maddesi, hususilik kuralını ifade etmektedir:
“1. Mevcut Anlaşma uyarınca iade edilen bir kişi, yalnızca aşağıdaki durumlarda, başvuran Taraf’ın topraklarında tutulabilmekte, yargılanabilmekte ya da mahkûm edilebilmektedir:
a) İadenin kabul edilmesini sağlayan suçtan dolayı veya iadenin kabul edildiği fiillerle aynı fiillerin iadeye yol açabilecek, farklı bir şekilde nitelendirilen bir suçu teşkil etmesi halinde;
(...)
Amerika Birleşik Devletleri’nin yürütme makamının ya da yetkili İtalyan makamlarının ilgili kişinin tutuklanmasına, yargılanmasına veya mahkûm edilmesine rıza gösterdikleri bir suçtan dolayı.”
Michigan Eyaleti’nin İlgili Hukuk Kuralları37. Michigan Eyaleti’nin Ceza Kanunu’nun 750/317. paragrafı şunu öngörmektedir:
“İkinci derece cinayet - Diğer bütün cinayet türleri ikinci derece cinayetlerdir ve Devletin bir ceza infaz kurumunda, davanın incelendiği mahkeme tarafından kesin olarak belirlenen yıl süresiyle veya ömür boyu hapis cezasıyla cezalandırılmaktadır.”
Bu hüküm uyarınca müebbet hapis cezasına mahkûm edilen bir kişi, şartlı tahliye talep edebilmektedir.
38. Müebbet hapis cezalarını çeken tutuklular hakkında uygulanan kurallar, Michigan Derleme Kanunları’nda belirtilmektedir (Michigan Compiled Laws, § 791.234).
39. 7. bent, birinci derece cinayet nedeniyle mahkûm edilen tutuklulardan başka, müebbet hapis cezasına mahkûm edilen tutukluların şartlı tahliye kurulunun yetkisi kapsamına girmesini ve en az on beş yıl tutuklu kalmasının ardından şartlı tahliyeyi talep edebileceğini öngörmektedir.
40. 11. bent, tahliyenin şartlı tahliye kurulunun takdir yetkisi kapsamına giren bir husus olduğunu öngörmektedir. Şartlı tahliye kararına, yetkili Cumhuriyet savcısı veya suçun mağduru tarafından gezici mahkeme nezdinde itiraz edilebilmektedir.
41. Michigan Anayasası, Vali’ye af yetkisi vermektedir (V. madde, § 14) :
“Vali, Kanun tarafından öngörülen usul ve kurallara uygun olarak, belirleyebileceği koşul ve sınırlarda, görevden çıkarma (impeachment) durumu haricinde, bütün suçlardan dolayı mahkûm edilmenin ardından erteleme, ceza indirimi ve af kararı verebilmektedir. Vali, karar verilen her erteleme, ceza indirimi ve af hakkında, bunun gerekçelerini belirterek yasama organını her yıl bilgilendirmektedir.”
ŞİKÂYET
42. Başvuran, davalı Devletin kendisini Amerika Birleşik Devletleri’ne iade etmesi halinde, şartlı tahliye imkânı olmaksızın ömür boyu hapis cezası riskine maruz kalacağını ve bu durumun, kendi ifadesine göre, Sözleşme’nin 3. maddesini ihlal edeceğini iddia etmektedir. Başvuran, kendisine karşı kabul edilen suçlamaların düşürülmesinin ardından, halen müebbet hapis cezalarında şartlı tahliye imkanı konusunda Sözleşme’nin ilgili ilkelerine uygun olmayan bir cezanın kendisine verilebileceğini ileri sürerek, şikâyetini sürdürmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
43. Sözleşme’nin 3. maddesi aşağıdaki şekildedir:
“Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”
Tarafların İddiaları44. Burada yalnızca, başvuran hakkında kabul edilen ve düşürülen suçlamalar ışığında dile getirilen tarafların iddiaları belirtilmektedir. Tarafların yazılı ve sözlü görüşlerinin başvuranın iade edilmesinden önce Mahkemeye sunulması nedeniyle, bu görüşlerde, iadenin uygulanması durumunda Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edilmesi riski üzerinde yoğunlaşılmıştır. Mahkeme, tarafların iddialarına ilişkin açıklamasında aynı yaklaşımın izlenmesi gerektiği kanısına varmaktadır.
Hükümet45. Hükümet, söz konusu şikâyetin geç sunulması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Hükümet, başvuranın 2021 yılının Mayıs ayında sunduğu başvuru formunda dile getirdiği ilk görüşlerde, şikâyetini yalnızca, birinci derece cinayet için şartlı tahliye imkânı olmaksızın müebbet hapis cezası yönünde Michigan hukukunun öngördüğü zorunlu cezanın üzerinde yoğunlaştırdığını ileri sürmektedir. Hâlbuki bu aşamada bile, yani suçlamaların düşürülmesinden önce, Hükümete göre, başvuranın azami cezaya mahkûm edilmemesi yönünde bir imkân bulunmaktaydı (örnek olarak, jürinin başvuranı sadece ikinci derece cinayetten suçlu bulması veya yargılama makamının başvuranın bu suçtan dolayı suçluluğa ilişkin itiraflarını kabul etmesi halinde). Hükümet, başvuranın, bu davada uygulanabilir cezanın (en ağır ceza, şartlı tahliye imkânıyla birlikte müebbet hapis cezasıdır) Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında herhangi bir sorun yaratmayacağını açıkça kabul ettiğini eklemektedir. İlgilinin ilk şikâyetinde bu durumu açıkça göz ardı etmesi nedeniyle, Hükümet, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrasında belirlenen sürenin sona ermesi halinde, ilgiliyi bu duruma dâhil etmeye çalışmasının kendisi açısından mümkün olmadığı kanısına varmaktadır. Hükümet, bu sürenin başvuranın iadesi için dayanağın değiştirildiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlamadığını ifade etmektedir.
46. Ayrıca Hükümet, Amerika Birleşik Devletleri’nin federal makamlarının, kendi ifadesine göre, İtalyan mevkidaşlarına usulüne uygun olarak sundukları, 3 Aralık 2021 tarihli diplomatik notada verilen taahhüdün güvenilirliğinin tartışılmaz olduğu kanısına varmaktadır. Hükümet, burada olağan bir diplomatik güvenceden daha fazlasını görmektedir: Hükümet, başvuran hakkında kabul edilen suçlamaların düşürülmesine ilişkin resmi bir bildirimin söz konusu olduğu kanısına varmaktadır. Hükümet, bu temele dayanarak, Adalet Bakanı’nın yeni bir karar verdiğini ve böylelikle, kendi ifadesine göre, Amerika Birleşik Devletleri’nin başvuranın yalnızca burada bahsedilen daha hafif suçlardan dolayı yargılanmasını sağlamakla yükümlü olduğunu belirtmektedir. Hükümet, Amerika Birleşik Devletleri’nin başvuranın ilk suçlamalardan dolayı yargılanması halinde, uluslararası yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini ifade etmektedir. Hükümet, Michigan makamlarının iki Devlet arasındaki güveni zedeleyecek bir şekilde, yasaya aykırı olarak hareket edebileceklerinin düşünülmesini sağlayacak herhangi bir unsurun bulunmadığını iddia etmektedir. Hükümet, başvuranın bundan böyle daha ağır olan ilk suçlamalara dayanarak yargılanamayacağı ve dolayısıyla, ilgilinin azaltılamaz bir cezaya, yani şartlı tahliye imkânı olmaksızın müebbet hapis cezasına mahkûm edilme riskinin bulunmadığı sonucuna varmaktadır. Bu unsurlar ışığında, Hükümet, söz konusu şikâyetin dayanaktan yoksun olduğunu ve bu nedenle, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesinin haklı gösterilebileceğini ileri sürmektedir.
Başvuran47. Başvuran, başlangıçta ileri sürülen riskin ortadan kaldırılmadığını, zira Cumhuriyet savcısının, kendi ifadesine göre, kendisine karşı daha hafif bir suçlamayı kabul etmek için bağlayıcı bir taahhütte bulunmadığını iddia etmektedir. Başvuran, iade edilmesi durumunda, diplomatik notanın içeriğinin, daha ağır suçlamaların kendisi hakkında kabul edilmesi riskinin bertaraf edilmesi için yeterli olmadığını ileri sürmektedir. Dolayısıyla başvuran, alınan güvencenin yasal olarak şüpheli olduğunu ve kendi ifadesine göre, Amerika Birleşik Devletleri’nin yargı sisteminin güvenilmez ve öngörülemez niteliğinin bir göstergesi olduğunu ifade etmektedir. Başvuran, iki Devlet arasındaki Suçluların İadesi Anlaşması’nın, XVI. maddesinin metni dikkate alındığında, Michigan Cumhuriyet Savcısı’nın daha ağır suçlamalara geri dönmesini engellemediğini ve bu varsayımın gerçekleşmesi halinde, İtalyan makamlarının bunu protesto edebileceklerine dair şüphe duyduğunu ifade etmektedir. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında diplomatik güvenceler konusunda Mahkeme tarafından kendi içtihadında belirtilen kriterleri dikkate alarak (Othman (Abu Qatada)/Birleşik Krallık, no. 8139/09, § 189, AİHM 2012 (özetler)), başvuran, suçlu bulunması halinde, azaltılamaz bir müebbet hapis cezasına mahkûm edilmesi riskinin bertaraf edilmesine imkân veren yeterli bir güvencenin alınmadığını iddia etmektedir.
48. Dahası başvuran, düşürülen suçlama nedeniyle yargılansa ve mahkûm edilse bile, kesinleşmiş şartlı tahliyesinin, Michigan Anayasası’nın, kendi ifadesine göre, Michigan Valisi’ne verdiği çok geniş af yetkisi dikkate alındığında, Michigan Valisi’nin kararına bağlı olacağını belirtmektedir. Başvuran, cezaların indirilmesi konusunda Vali’nin yetkilerinin, şartlı tahliyeyi talep edemeyecek olan tutuklularla sınırlı olmadığını ifade etmektedir. Başvuran, mevcut resmi istatistiksel verilerden, affın ikinci derece cinayetten (veya diğer birçok suç türünden) suçlu bulunan tutuklular hakkında uygulandığının anlaşıldığını eklemektedir. Başvuran, takdire bağlı ve anlaşılmaz olarak tanımladığı bu sürecin niteliğinin Sözleşme’nin ilgili normlarıyla açıkça bağdaşmaz olduğunu belirtmektedir. Başvuran dahası, sunabileceği af talebine Vali’nin vereceği cevaplar hakkında herhangi bir güvencenin sunulmadığını belirtmektedir.
Mahkemenin Değerlendirmesi49. Mahkemenin, başvuranın şikâyetinin geç sunulmasına ilişkin, Hükümet tarafından savunulan iddiayı incelemesi gerekmemektedir, zira her halükârda, başvuranın şikâyeti, aşağıda belirtilen nedenle kabul edilemez niteliktedir.
50. Davanın olgusal dayanağı, başvuran hakkında kabul edilen temel suçlamanın “ikinci derece - cinayet” suçlaması haline getirilmesi için düşürülmesi yönünde Michigan yetkili Cumhuriyet savcısı tarafından verilen taahhüdün etkisiyle değişmiştir. Bu yeni unsur, Roma’da bulunan Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği tarafından gönderilen diplomatik nota şeklinde İtalyan makamlarına bildirilmiştir. Bu notada, başvuranın bu suçtan suçlu bulunması halinde, uygulanabilir cezanın ilgili mahkeme tarafından kesin olarak belirlenen yıl süresiyle veya müebbet hapis cezası olacağı ve ilgilinin şartlı tahliyeyi talep edebileceği belirtilmektedir. Bu temele dayanarak, Amerika Birleşik Devletleri, ilk iade taleplerini değiştirmişlerdir, Adalet Bakanı bu değişikliği göz önünde bulundurarak, yeni bir iade kararı vermiştir (yukarıda 28-29. paragraflar) ve başvuran son olarak iade edilmiştir.
51. Başvuranın diplomatik notanın güvenilirliğini sorgulaması nedeniyle, Mahkeme, Harkins ve Edwards/Birleşik Krallık davasında (no. 9146/07 ve 32650/07, 17 Ocak 2012) bu bağlamda belirttiği hususa atıfta bulunmaktadır.
“85. (...) Diplomatik notalar, talepte bulunulan Devletin iadeye rıza göstermesi için gerekli gördüğü bütün güvenceleri sunması için olağan bir araçtır. (...) Mahkeme aynı zamanda, uluslararası ilişkilerde, diplomatik notaların iyi niyetle düzenlendiğinin varsayıldığını ve iade davalarında, demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti açısından uzun bir saygı geleneğine sahip olan ve uzun bir süreden beri Sözleşmeci Devletlerle suçluların iadesi anlaşmalarını imzalayan başvuran Devlet hakkında bu varsayımın uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. (...) ”
Başvuran Devletin burada Harkins ve Edwards davasındakiyle aynı olması nedeniyle, yukarıda belirtilen değerlendirmeler, mevcut davada her bakımdan uygulanmaktadır.
52. Ayrıca, Mahkeme nazarında, başvuranın iadesinin ardından başvuran hakkında başlangıçta kabul edilen suçlamaların eski haline getirilmesinin sözleşmeye dayanan yükümlülükleri iyi niyetle yerine getirme yükümlülüğünün ihlali olarak inceleneceği anlaşılmaktadır (bk. Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 26. maddesi). Dolayısıyla Mahkeme, başvuranın bundan böyle yalnızca 3 Aralık 2021 tarihli diplomatik notada belirtilen ve 7 Aralık 2021 tarihli yeni iade kararında ifade edilen suçlamalara dayanılarak yargılanabileceği ilkesinden hareket etmekte haklı olduğu kanısına varmaktadır. Dolayısıyla, ilgilinin bu suçlamalardan suçlu bulunması halinde maruz kalacağı azami ceza, şartlı tahliye imkânıyla birlikte müebbet hapis cezasıdır (yukarıda 37 ve 39. paragraflar). Mahkeme öte yandan, iki Devlet arasındaki suçluların iadesi anlaşmasının bir diğer tarafı olarak, İtalyan Hükümetinin söz konusu notada Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti tarafından yayımlanan bağlayıcı bir beyan gördüğü yönünde, duruşmada yaptığı açıklamayı dikkate almaktadır.
53. Başvuran, Michigan Valisi’nin bu eyalette şartlı tahliye sisteminde oynadığı ve kendi ifadesine göre, belirleyici olan rol nedeniyle, bu türden bir cezanın Mahkemenin içtihadına uygun olmadığını ileri sürmektedir. Bununla birlikte Mahkeme, söz konusu iddianın Vinter içtihadına (Vinter ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], no. 66069/09 ve 2 diğer başvuru, AİHM 2013 (özetler)) ilişkin güvencelerin esasına bağlı olarak görülemeyecek ve daha ziyade usuli güvenceler kapsamına giren bir sorunla ilgili olduğunu tespit etmektedir. Mahkeme, suçluların iadesi konusunda müebbet hapis cezası sorununun ortaya çıkması halinde, esasa ilişkin yükümlülük ile Sözleşme’nin 3. maddesinden doğan usuli güvenceler arasındaki ayrımı hatırlatmaktadır (bk. Sanchez-Sanchez/Birleşik Krallık [BD] davasında hâlihazırda verilen karar, no. 22854/20, § 93). Başvuran Devletin hukuk sisteminde “müebbet hapis cezasına mahkûm edilen kişiler” için usuli güvencelerin varlığı, davalı Devlet tarafından Sözleşme’nin 3. maddesine saygı gösterilmesine ilişkin kaçınılmaz bir ön koşulu teşkil etmemektedir (ibidem, § 96).
54. Her halükârda, Mahkeme, ilgili yasal hükümleri dikkate almasının ardından, Michigan Eyaleti’nde yürürlükte olan sisteme ilişkin başvuran tarafından yapılan açıklamanın doğru olduğu konusunda ikna olmamıştır. Mahkeme, Michigan Derleme Kanunları’nın öngördüğü üzere (§ 791.234(11)), bir tutuklunun şartlı tahliyesinin, şartlı tahliye kurulunun değerlendirmesi kapsamına giren bir husus olduğunu kaydetmektedir (yukarıda 40. paragraf). Michigan Valisi gerçekte geniş bir af yetkisine sahip olmasına rağmen, şartlı tahliye prosedürüne müdahale etmemektedir. İlgili yasal hükümler ayrıca, Michigan Valisi’ne, bir tutuklu hakkında verilen şartlı tahliye kararını iptal etmesine izin vermemektedir. Yukarıda belirtildiği üzere, bu tedbirin uygulanmasına, yetkili mahkeme nezdinde itiraz edilebilmektedir.
55. Bu riskin gerçekliğini kanıtlama görevi, iade edilmesi nedeniyle insanlık dışı veya aşağılayıcı olabilecek bir ceza riskine maruz kalabileceğini iddia eden her başvurana aittir (en yakın tarihli hatırlatmayla ilgili olarak, bk. yukarıda anılan Sanchez-Sanchez kararı, § 87, bu kararda yer alan diğer atıflarla birlikte). Yukarıda belirtilen unsurların tamamı ışığında, Mahkeme, başvuranın bu görevi yerine getirmediği kanısına varmaktadır. İlgilinin ileri sürdüğü hususun aksine, ilgilinin Michigan’da kendisi hakkında bundan böyle kabul edilen suçlamalardan suçlu bulunması durumunda, azaltılamaz bir müebbet hapis cezasına, yani şartlı tahliye imkânı olmaksızın müebbet hapis cezasına maruz kalması yönünde gerçek bir riskin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
56. Yukarıda belirtilen unsurlar ışığında, Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca ve İngilizce dillerinde tanzim edilmiş olup, 3 Kasım 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Johan Callewaert Jon Fridrik Kjølbro
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan