M.D. / İrlanda – 50936/12 - 16.9.2014 tarihli Karar [Bölüm V]
Olaylar - 15 yaşındaki başvuran 14 yaşındaki bir kızla cinsel ilişkide bulunmuştur. Akabinde başvuran, 17 yaşın altında bir çocukla cinsel ilişkide bulunmanın suç oluşturduğu ve çocuğun rızası olduğu yönünde savunma yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle 2006 yılı Ceza Yasası’nın (cinsel suçlar) 3 (1) maddesi uyarınca mahkûm edilmiştir. Başvuran Avrupa Mahkemesi’ne yaptığı başvurusunda, Yasa’nın 5. maddesi gereğince, erkeklerden farklı olarak 17 yaşından küçük kızların yalnızca cinsel ilişkiye girmesi sebebiyle Yasa kapsamında suçlu olamayacağı öngörüldüğünden, etkili bir şekilde ayrımcı muameleye maruz bırakıldığından şikâyetçi olmuştur. Muameledeki bu farklılığın gerekçesi yerel mahkemeler tarafından, genç kızlar reşit olmayan çocuklarla diğer cinsel faaliyet bağlamında değil yalnızca cinsel ilişki hususunda ceza sorumluluğundan kurtulduklarından, genç kızları gebelikten koruma şeklinde açıklanmıştır.
Hukuki Değerlendirme - 8. maddeyle birlikte 14. madde: Devlet’e iki benzer durum arasında farklı muamelenin gerekçelendirilip gerekçelendirilmediği belirlemede bir takdir yetkisi verilmelidir. Seks ayrımcılığıyla ilgili davalarda her zamanki durumun aksine, kamu menfaatinin önemli bir konusunu ilgilendiren – çocukların bütünlüğünü ve refahını koruma- başvuranın davasına özgü koşullarda, söz konusu yetki dar bir şekilde sınırlandırılmamalıdır.
Muameledeki farka dair nesnel ve makul gerekçe meselesiyle ilgili olarak, İrlanda yasama organı çocukları içeren tüm cinsel faaliyetleri ( çocukları fiziksel ve psikolojik hasarda korumak için) suç kapsamına sokmaya ve cinsel ilişki bağlamında yalnızca kızlara ilişkin özel hüküm yapmaya dair (gebeliğin kızlar için ayrıca bir risk olmasından dolayı) nesnel gerekçeye sahiptir. Buna göre, cinsel aktivitenin ( cinsel ilişki) bir şekliyle ilgili olarak, kızlara yönelik ceza sorumluluğundan sınırlı bir muafiyet sağlayan 5. maddenin, keyfi olduğu ya da Davalı Devlette yalnızca geçerli olan sosyal tutumlardan, genel varsayımlardan ya da geleneklerden kaynaklandığı söylenemez. Mahkeme cinsel ilişki bağlamında yalnızca genç kızlara uygulanan ceza sorumluluğundan muafiyetin, bizzat istenilen orantılılık ve meşru amaç hakkında şüphe uyandırmaya ilişkin, oldukça kapsamlı olduğu kanaatinde değildir. Mevzuat, çocukların bulunduğu cinsel eylemleri cezalandırmaya ve caydırmaya duyulan ihtiyaç ve hakikat arasında uyumu yakalamış olmasına rağmen, reşit olmayan yaşta cinsel ilişkide bulunma, genç nüfus için olağandışı değildir. Çocuk üzerinde otoritesi olan bir kişi fail olduğu durumlarda cezalar arttırıldığı gibi, taraflar yakın yaşlarda olduğunda sonuçlar daha da hafifletilir. Ayrıca, ilgili kişiler yasal sorumluluk yaşının altında olduğunda, başsavcı kamu yararının kovuşturma gerektirip gerektirmediğini belirlemek amacıyla her davayı bireysel olguların ışığında, özellikle kötüye kullanmanın tüm unsurlarını şekilde dikkate alarak ancak aynı zamanda taraflar arasında herhangi bir samimi duygusal ilişkiyi göz önünde bulundurarak incelemektedir.
Muameledeki farklılık, bu nedenle gerekçelendirmede eksik değildir ve Devlet’in takdir yetkisi kapsamında yer alır.
Sonuç: kabul edilemez (açıkça dayanaktan yoksun)
Madde 6 ve madde 14: Başvuran, tek başına bir suç isnadıyla karşı karşıya kalması gerektiğinin adil olmadığını ve cinsel ilişki yoluyla bir kirlenmenin esasen bir tecavüz suçuna benzer olsa dahi, 2006 Yasası’nın özellikle rıza olduğu yönünde savunma yapılmasını engellediğini ileri sürmüştür. Başsavcının mahkemeye başvurmak için gerekçeler sunması ya da sanığın bizzat olayları yaşadığı zamanda çocuk olduğunu göz önünde bulundurması gerekmediğinden, kendisinin Yasa uyarınca takdiri elinde bulundurmuş olmasının, herhangi bir güvence türü olarak eylemi ya da adaletsizliği iyileştirmediğini beyan etmiştir.
Mahkeme söz konusu görüşleri reddetmiştir. Ayrımcılık şikâyeti Sözleşme’nin 8. maddesiyle birlikte 14. maddesi kapsamında hâlihazırda incelenmiş halinin bir tekrarıdır. Mahkeme, benzer davadaki (G. / Birleşik Krallık ) kararına atıfta bulunarak, İrlanda Parlamentosu’nun çocuklar üzerinde işlenen suçlar hususunda rıza olduğu yönünde savunma yapılmasını engellemesine dair tercihine karşı çıkmak için hiçbir gerekçe tespit edememiştir. Nitekim bu Yasanın önemli amacıyla tamamen uyumludur. Ne de, başvuranın başsavcının takdirini eleştirmesi, kendisinin adaletsizliğe ilişkin şikâyetine bir şey eklemektedir. Başvuran cezaların daha hafif bir aralıkta olduğu anlamına gelen daha hafif bir suçla (3. madde) suçlandığından ve bir cinsel suçlu olarak kaydedilmediğinden ve kendisi de ayrı bir livata durumuna ilişin kovuşturma yapılmasından kaçındığından, Başsavcının takdirinin bazı yönlerinden faydalandığı gözükmektedir.
Sonuç: kabul edilemez (açıkça dayanaktan yoksun)
(Bk., Sözleşme’nin 6 ve 8. maddeleri kapsamında karar verilen benzer olaylara ilişkin dava, G. / Birleşik Krallık (k.k.), 37334/08, 30 Ağustos 2011, 144 sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy