AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 52537/21
Yusuf MEMİŞ/TÜRKİYE
Başkan
Péter Paczolay,
Hâkimler
Oddný Mjöll Arnardóttir,
Hugh Mercer,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 20 Ocak 2026 tarihinde Komite halinde toplanarak,
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, 1966 doğumlu olup İstanbul’da ikâmet eden ve İstanbul Barosuna bağlı Avukat E. Memiş tarafından temsil edilen Türk vatandaşı Yusuf Memiş’in (“başvuran”), 6 Ekim 2021 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış olduğu başvuruyu (no. 52537/21),
Sözleşme’nin 9. maddesi bağlamındaki şikâyetin, söz konusu dönemde Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı olan Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olarak açıklanmasına ilişkin kararı,
Tarafların görüşlerini dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU1. Olayların meydana geldiği tarihte, başvuran, Türk makamları tarafından FETÖ/PDY (“Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması”) olarak adlandırılan örgütle iltisaklı olduğu iddiaları sebebiyle ceza infaz kurumunda bulunmaktaydı. Mevcut başvuru, ceza infaz kurumu makamları tarafından Sözleşme’nin 9. maddesinin ihlal edildiğini ileri süren başvurana, bazı dini kitapların teslim edilmesine izin verilmediği iddiasıyla ilgilidir. Silivri İnfaz Hâkimliği ve Silivri Ağır Ceza Mahkemesi, ceza infaz kurumu idaresinin ilgilinin talebini reddettiği iddiasına karşı sunulan itirazları reddetmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, 30 Haziran 2021 tarihinde, ilgilinin haklarına yönelik herhangi bir müdahale veya ihlal bulunmadığı gerekçesiyle, din özgürlüğüne ilişkin şikâyetin kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ2. Hükümet, başvuranın iddiasına itiraz etmektedir. Bu bağlamda Hükümet, Mahkemenin dikkatini, başvuranın şikâyetine konu olan dönem boyunca eşinin kendisini toplam beş kez ziyaret ettiğine, ancak bu ziyaretlerin hiçbirinde kitap getirmediğine çekmektedir. Sonuç olarak Hükümet, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
3. Başvuran, Hükümetin iddiasına karşı çıkmaktadır. Başvuran özellikle, şikâyetinin ayrıca, 2016 yılında kendisine teslim edilmeyen kitapları da içerdiğini ileri sürmektedir.
4. Mahkeme, öncelikle başvuranın 2016 yılında kendisine verilmediği iddia ettiği kitaplarla ilgili olarak ilgilinin bu şikâyete ilişkin iç hukuk yollarını tükettiğini kanıtlayan herhangi bir belge sunmadığını gözlemlemektedir. Dolayısıyla Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
5. Ardından Mahkeme, 2019 yılında başvurana teslim edilmediği iddia edilen dini kitaplara ilişkin olarak, tarafların görüşleri ve Hükümet tarafından sunulan ekler ışığında, ceza infaz kurumuna bu tür kitapların ulaştığını gösteren herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığını tespit etmektedir. Dolayısıyla, makamların başvurana herhangi bir eserin teslim edilmesini reddettiğine dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Bu bağlamda Mahkeme, başvuranın iddialarına dayanak göstermediği kanaatindedir. Mahkeme, bu şikâyetin, açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca, reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, ardından 12 Şubat 2026 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Péter Paczolay
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan