Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2012-2-5 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 12-24/661-183
Karar Tarihi : 03.05.2012
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Prof. Dr. Metin TOPRAK, Doç. Dr. Mustafa ATEŞ,
İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY
Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Bekir KOCABAŞ, Nimet KAVAK
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Gizlilik talebi bulunmaktadır.
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILANLAR : - Microsoft Bilgisayar Yazılım Hizmetleri Ltd. Şti.
Bellevue Residence Aydın Sok. No:7 Levent 34340 İstanbul
- Microsoft Corporation
One Microsoft Way Redmond, WA 98052-6399 ABD
- Microsoft Ireland Operations Limited
Atrium Building Block B Carmenhall Road Sandyford Industrial
Estate Dublin 18 İRLANDA
(1) E. DOSYA KONUSU: Microsoft Bilgisayar Yazılım Hizmetleri Ltd. Şti., Microsoft
Corporation ve Microsoft Ireland Operations Limited’in hakim durumunu kötüye
kullandığı iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle;
- Microsoft’un Türkiye’de ve dünyada yazılım sektörünün önde gelen bir ismi olarak tüm
sektörün işleyişini belirlediği, bu kapsamda eğitim programlarının ve yeni üretilen
yazılımların Microsoft’a uyumlu olarak planlanması ile Microsoft’un tekel konumuna
geldiği, bu nedenle tüketicilerin daha ucuz ve kaliteli ürünlere ulaşmasının engellendiği,
- Microsoft'un tekel gücünü kötüye kullanarak ürünleri için ülkeden ülkeye farklı fiyatlar
sunmak suretiyle eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için
farklı şartlar ileri sürdüğü,
- Türkiye'de bilgisayar şirketlerinin satışa sunduğu bilgisayarlarda Windows XP/Vista/7
gibi işletim sistemini ya da Internet Explorer (IE) gibi internet tarayıcısını bilgisayarla
birlikte geldiği gerekçesi ile zorunlu olarak bilgisayarlarla birlikte sattıkları,
- Microsoft’un lisanslama koşullarından dolayı tüketicilerin fazladan lisans bedeli ödemek
durumunda kaldığı, sahip olunan lisansların başka kişilere herhangi bir yolla
devredilemediği, satın alınan her bilgisayar için tüketicinin yeni bir lisans bedeli ödemek
durumunda bırakıldığı,
- Avrupa Komisyonu’nun Microsoft'un, Windows 7, Windows XP ve Vista işletim
sistemlerini yükleyen Avrupalı kullanıcılar için bir seçim ekranı sunmasını sağladığı ve
bu ekranda kullanıcılara Opera, Chrome, Safari, Firefox, AOL, Maxthon, K-Meleon,
Flock, Avant Browser, Sleipnir, Slim Browser, IE gibi internet tarayıcılarından birini
12-24/661-183
2/17
seçip yükleyebilme seçeneği sunulduğu, böylelikle işletim sistemi ile birlikte kendi
internet tarayıcısı olan IE’yi sunmasına son verdiği ancak Türkiye’de halen eski
uygulamanın devam ettiği,
- ABD'de ve Avrupa’da benzer uygulamalar içinde olan Microsoft'un hâkim durumunu
kötüye kullanması ile ilgili davalar açıldığı ve söz konusu teşebbüse ceza verildiği,
- Rakip yazılımların Windows’ta düzgün işlemesinin Microsoft tarafından engellendiği,
internet sayfalarının tarayıcı programlar ile uyumlu olmasını sağlayan ve
tarafından belirlenen standartlara Microsoft’un uymadığı, tüketicilerin daha farklı ve
uygun fiyatlı alternatiflere yönelmesinin önüne geçildiği böylelikle tüketicinin tercih
hakkının kısıtlandığı,
- Microsoft’un gizliliği ihlal ettiği, eğitimi yozlaştırdığı, kullanıcıları kendine mecbur kıldığı,
standartları suiistimal ettiği, tekelci davranışı körüklediği, dijital kısıtlama yönetimini
artırdığı, kullanıcı güvenliğini tehdit ettiği,
- Microsoft’un bu davranışlardan rekabetin ve tüketicilerin zarar gördüğü
iddia edilmiştir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 03.01.2012 tarih ve 58 sayı ile intikal eden
başvuru üzerine hazırlanan 30.01.2012 tarih ve 2011-2-5/İİ-12-410.NK sayılı İlk İnceleme
Raporu 09.02.2012 tarihli Kurul toplantısında görüşülerek, 12-06/196-M sayı ile
önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. İlgili karar uyarınca yapılan inceleme üzerine
hazırlanan 24.04.2012 tarih ve 2012-2-5/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu görüşülerek karara
bağlanmıştır.
(4) H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; dosya konusu iddialara yönelik olarak
Microsoft Corporation, Microsoft Ireland Operations Limited ve Microsoft Bilgisayar
Yazılım Hizmetleri Ltd. Şti. hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek olmadığı görüşüne yer
verilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Microsoft Corporation (Microsoft), Microsoft Ireland Operations Limited (MIOL)
ve Microsoft Bilgisayar Yazılım Hizmetleri Ltd. Şti. (Microsoft Türkiye)
(5) Microsoft Türkiye ile Ortadoğu ve Afrika (MEA) bölgesinde yetkili olan MIOL’ü, hisseleri
Nasdaq borsasında işlem gören Microsoft kontrol etmektedir. MIOL, distribütörleri
vasıtasıyla Microsoft ürünlerinin dağıtımını yapmaktadır. Microsoft Türkiye, Türkiye’de veya
dışında lisans dağıtım ve satışı yapmamakta, Türkiye’deki ürün dağıtımı için
pazarlama/tanıtım desteği ile çeşitli danışmanlık hizmetleri vermektedir.
I.2. İlgili Pazar
(6) Önaraştırmaya konu ürünler bilgisayarlarda, tablet bilgisayarlarda, mobil cihazlarda ve
sunucularda kullanılan işletim sistemleri ile internet tarayıcısı, ortam oynatıcı ve ofis
programları gibi diğer yazılımlardır. İşletim sistemleri bilgisayar kaynaklarının (ana hafıza
alanı, disk alanı, giriş çıkış kanalları gibi) kullanımını ve dağılımını kontrol eden bir yazılım
programıdır. İşletim sistemi aynı zamanda kullanıcı merkezli görevleri gerçekleştiren
uygulama adı verilen yazılım programlarının fonksiyonlarını da desteklemektedir.
(7) İşletim sistemleri, kaynak kodlarının kamuya açılmadığı ve lisanslanarak kullanıcılara
sunulduğu yazılım modeli (Örneğin Microsoft ve Apple tarafından üretilen işletim sistemleri)
ile kaynak kodlarının kamuya açıldığı yazılım modeli (Linux ve Android işletim sistemleri
gibi) olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
12-24/661-183
3/17
(8) İşletim sistemlerinin yanında bilgisayarlarda çeşitli amaçlara yönelik olarak kullanılan
uygulama programları bulunmaktadır. Bunlar içerisinde yer alan internet tarayıcısı, ofis
programları ve ortam oynatıcıları günlük hayatta sıkça kullanılan yazılımlardır. Bu
yazılımlardan internet tarayıcısı ve ortam oynatıcılara genellikle internet üzerinden ücretsiz
erişim mümkünken, Microsoft tarafından üretilen MS Office programları lisans bedeli
karşılığında verilmekte1, bununla birlikte açık kaynak olarak tasarlanan Open Office’e
erişim ise ücretsiz sunulmaktadır.
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı
(9) İşletim sistemleri, internet tarayıcısı, ofis programları ve ortam oynatıcılarının her biri, farklı
amaçlara ve ihtiyaçlara yönelik olmaları, farklı kişiler tarafından sunulabilmeleri bakımından
arz ve talep açısından ikame edilebilir ürün pazarları içerisinde yer almamaktadırlar.
(10) Kullanıcıların işletim sistemleri yerine ikame edebilecekleri başka bir ürünün
bulunmamasının en önemli nedeni, işletim sistemleri üretiminin çok büyük miktarda sabit
yatırım gerektirmesidir. Aynı zamanda yazılım endüstrisinin özellikleri nedeniyle ortaya
çıkan şebeke dışsallıkları işletim sistemlerinin arzı bakımından önemli bir rol oynamaktadır.
Bilindiği gibi, tek başına işletim sistemini piyasaya sürmek yeterli olmamakta, aynı
zamanda bu sistem üzerinde tüketicilerin kullanabileceği miktarda uygulama programının
bulunması gerekmektedir. Uygulama programı üreticileri ise temeli geniş olan işletim
sistemleri için program yazmakta, yeni ortaya çıkan işletim sistemleri, program üreticilerinin
desteğini kolaylıkla çekememektedir. Dolayısıyla, arz yönünden diğer yazılım üreticilerinin
bu pazara girmelerinin önünde önemli giriş engelleri mevcuttur. Bu kapsamda, “işletim
sistemleri pazarı” yazılım ürünleri içerisinde ayrı bir ürün pazarını oluşturmaktadır. İşletim
sistemlerinin kullanım amacına göre farklılaştığı ve bilgisayar, tablet bilgisayar, mobil
cihazlar ve sürücülere yönelik olarak üretilebildikleri bilinmektedir. Özellikle son yıllarda,
tablet bilgisayar ve akıllı mobil cihazların gelişimi ve yaygınlaşmasıyla birlikte, bu ürünlere
yönelik işletim sistemleri, talep ve arz ikamesi bakımından “bilgisayar işletim
sistemlerinden” ayrı bir ürün olarak gelişmeye başlamıştır. Bu çerçevede, işletim sistemleri
pazarının “bilgisayarlarda kullanılan işletim sistemleri”, “tablet bilgisayarlarda kullanılan
işletim sistemleri”, “mobil cihazlarda kullanılan işletim sistemleri” ve “sunucularda kullanılan
işletim sistemleri” şeklinde alt pazarlarda incelenmesi mümkündür.
(11) Ayrıca, Microsoft tarafından internet tarayıcısının işletim sistemi ile birlikte satışının ihlale
yol açtığı iddiası çerçevesinde, dosya kapsamında “internet tarayıcısı pazarı” da ilgili pazar
olarak belirlenmiştir.
(12) Başvuru kapsamında değerlendirilebilecek olan diğer ürünlere ilişkin olarak ise, her bir
uygulama yazılımı türünün farklı tüketici ihtiyaçlarına cevap vermesi nedeniyle, her bir
yazılım grubu özelinde, “ofis programları pazarı”, “ortam oynatıcıları pazarı” ve “işletme
çözümleri” gibi ayrı ürün pazarlarından söz etmek mümkündür. Uygulama yazılımlarının
çok farklı türlerinin bulunması ve inceleme sonucunu etkilememesi nedeniyle bu aşamada
her bir ürün grubu için ayrı pazar tanımlanmasına gerek duyulmamıştır.
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
(13) İlgili ürünlerin ticaretinin dünya çapında yapıldığı, tüm bilgisayar üreticilerinin yazılım
lisanslarını kullanabilme hakkına dünya çapında sahip olduğu ve bu pazarda rekabet
parametrelerinin global çapta oluştuğu, dolayısıyla Türkiye içinde bölgesel bir ayrımın söz
konusu olmadığı hususları dikkate alınarak, ilgili coğrafi pazar “Türkiye” şeklinde
tanımlanmıştır.
1 MS Office’e de ücretsiz erişerek kullanım mümkün olmakla birlikte, sınırlı süre/sayıda kullanım imkanı
tanımakta ve lisans satın alınmaması halinde bir süre sonra kullanılamamaktadır.
12-24/661-183
4/17
I.3. Microsoft Ürünleri ve Dağıtım Sistemi
(14) Microsoft, ürünlerinin lisansörü olan şirketlere bölgeler vermektedir. Türkiye’nin de içinde
bulunduğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika (AOA, EMEA) Bölgesi’nde Microsoft ürünlerinin
lisansörü, MIOL’dir. Microsoft ürünleri, Türkiye’de bulunan Orijinal Ekipman Üreticileri
(Original Equipment Manufacturer-OEM), yetkili distribütörler ve büyük sistem satıcıları
(Large Resellers ya da LAR) kanalları ile MIOL tarafından lisanslanmaktadır. Microsoft
Türkiye ise, Microsoft ürünlerinin lisansörü ya da fikri mülkiyet haklarının sahibi ve ayrıca
MS Corporation’ın satış konusunda yetki verdiği bir temsilci değildir. Bu nedenle Microsoft
Türkiye, MS ürünlerinin doğrudan satışı konusunda faaliyet göstermemektedir. Microsoft
Türkiye’nin ana faaliyet konusunu, pazarlama ve satış sonrası destek hizmetleri ile teknik
destek ve danışmanlık hizmetleri oluşturmaktadır.
(15) Microsoft’un Türkiye’deki satışları, kutu ürün (perakende lisans), OEM lisansı ve toplu
lisans olmak üzere üç şekilde olup, ayrıntılarına değerlendirme bölümünde yer verilmiştir.
(16) Microsoft ürünlerinin dağıtım ağında faaliyet gösteren şirketler genel olarak aşağıdaki
şekilde sıralanabilmektedir:
- Doğrudan Orijinal Ekipman Üreticileri (Direct-OEM/D-OEM): Masaüstü bilgisayarların
işletim sistemleri için lisans anlaşması akdeden ve yazılımları doğrudan Microsoft
iştirakinden alan PC üreticileri “D-OEM” olarak adlandırılmaktadır. D-OEM’ler’in yıllık alım
miktarı 5.000 adedin üstündedir. Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’da bulunan D-OEM’ler MIOL
lisanslıdırlar. Bu OEM’lerden, Türkiye’de üretim yapanlara “named OEM” (Casper, Exper
vb.); uluslararası ölçekte faaliyet gösterenlere ise, “multinational accounts-MNA” (HP, Dell,
Lenovo vb.) denilmektedir.
- Orijinal Ekipman Üreticileri - Sistem Üreticileri/Entegratörleri (system builder) (OEM): D-
OEM olarak değerlendirilmeyen kişisel bilgisayar üreticileri ise sistem üreticisi OEM olarak
tanımlanmaktadır. Bu üreticiler işletim sistemlerini Türkiye’deki yetkili OEM
distribütörlerinden temin etmektedir.
- Büyük Sistem Satıcıları (Large Resellers-LAR) ve Yetkili Distribütörler: Microsoft,
OEM’ler dışında Türkiye’de yazılım ürünlerinin satışını, Microsoft iş ortaklarına satış yapan
distribütörler ve son kullanıcı ile kurumsal anlaşma yetkisi verdiği LAR’lar (Sentim, Netaş,
Koçsistem, Datateknik, Datamarket, Fujitsu) aracılığı ile yürütmektedir. Yetkili distribütörler
yazılım ürünlerini, Microsoft’un Avrupa’daki tek operasyon ve dağıtım merkezi olan MIOL
üzerinden ithal etmekte ve Türkiye’de yerleşik Microsoft iş ortaklarına satış yapmaktadır.
LAR’lar ise büyük kurumsal siparişler ve bazı servis hizmetleri konusunda MIOL ile
muhatap olmakta, bunun dışında Türkiye’deki yetkili distribütörler ile faaliyetlerini
yürütmektedir. Microsoft yetkili distribütörleri İndeks, Arena, Logosoft ve Koyuncu‘dur. Bu
distribütörler, Türkiye’de daha küçük ölçekli faaliyet gösteren sistem üreticilerine satış
yapmaktadır (Arena ve İndeks tüm ürünlerin satışını yaparken, Logosoft OEM lisansı harici
ürünlerin satışını, Koyuncu ise sadece OEM lisansı ve donanım ürün satışını yapmaktadır).
I.4. Elde Edilen Bilgiler
(17) Önaraştırma sürecinde raportörlerce yazılım sektörünü temsilen bazı yazılım şirketleri ve
sektörel kuruluşlar ile bilgisayar üreticilerini temsilen bazı OEM’lerle görüşülmüş, ayrıca
Microsoft’ta inceleme ve görüşme yapılmıştır. Bu çerçevede, yazılım alanında faaliyet
gösteren Logo Yazılım San. ve Tic. A.Ş. (Logo) ve Yazılım Sanayicileri Derneği (YASAD)
ile görüşme yapılmış; ayrıca, Tübitak Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma
Merkezi’nden (Tübitak-Bilgem) ve Oracle Bilgisayar Sistemleri Ltd. Şti.’den bilgi talep
edilmiştir. Bilgisayar üreticilerinden ise Exper Bilgisayar Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
(Exper), Escort Teknoloji Yatırım A.Ş. (Escort) ve Hewlett Packard Teknoloji Çözümleri Ltd.
Şti. (HP Türkiye) ile görüşmeler yapılmıştır.
12-24/661-183
5/17
(18) Logo’da yapılan görüşmede özetle;
- Finans, muhasebe alanlarında ERP yazılımı üretip, sattıkları, Microsoft ile gold partner
ismiyle iş ortaklığı içinde bulundukları, bu anlamda Logo’nun ürünlerinin Microsoft’un
veri tabanı (SQL) ile işlendiği, bununla birlikte işletme çözümleri alanında da Microsoft
ile rekabet halinde oldukları, ancak arayüz ve ortak işlerlik anlamında herhangi bir
engelle karşılaşmadıkları,
- Microsoft’un bilgisayar üreticileriyle anlaşmalarını miktar üzerinden yaptığı, her donanım
üreticisinin Microsoft ile çalıştığı, Microsoft ürünlerinin Türkiye çapında tahminen %90-
95 oranında bilgisayarda kullanıldığı,
- Microsoft’un veritabanlarına alternatif olarak Oracle, Mysql denilen açık kaynak kodlu
veritabanı uygulamaları olduğu, ancak daha rekabetçi davranıldığı ve uygun fiyatlar
önerildiği için Microsoft’un veritabanlarının tercih edildiği,
- Yazılım lisanslarının hizmet ve mal arası bir konumda bulunduğu, genel olarak
bilgisayarlardan daha kısa ömürlü oldukları, Logo’nun ürettiği yazılım sözleşmelerine
göre fikri mülkiyet hakkının Logo’ya ait olduğu ve yalnızca kullanıcıya kullanım hakkının
verildiği, Logo’da bilgisayar değişiminde yeni lisans istenilmezken, lisansın bir başka
kişiye devredilmesi hakkının tanınmadığı, lisans uygulamasının genel kaidesinin
Türkiye’de ve dünyada bu şekilde olduğu, lisans anlaşmalarının korsanı önlemek
bakımından önemli olduğu
ifade edilmiştir.
(19) 28.03.2012 tarihinde Exper’de yapılan görüşmede özetle;
- Belli bir satış hacminin üstünde satış yapan Exper’in Microsoft ile doğrudan, küçük
üreticilerin ise Microsoft’un Türkiye distribütörleri ile çalışmakta olduğu, satış bandının
(…..) civarında olduğu, bu nedenle hedeflerinin Microsoft tarafından konulan (…..)
sınırına yönelik bulunduğu, diğer bir yerli firma olan Casper’ın iş hacminin Exper ile
benzer nitelik taşıdığı, Microsoft‘un Türkiye’de 10-15 civarında yerli firma ile çalıştığı,
diğer firmaların uluslararası çapta faaliyet gösteren firmalar olduğu,
- Microsoft Türkiye ile ürün tanıtımı, pazarlaması ve teknik konularda çalışıldığı,
anlaşmaların MIOL ile çevrimiçi olarak dijital ortamda imzalandığı,
- Microsoft tarafından tek tip fiyat uygulandığına dair Microsoft‘un beyanları olduğu, diğer
marka üreticileriyle fiyat karşılaştırması yapılmaya çalışıldığında, bilgisayarın fazla
sayıda parçadan oluşmasından dolayı lisans bedellerinin aynı olup olmadığının tespit
edilemediği, 300-400 dolarlık bilgisayar fiyatının 70-80 dolarının Microsoft’un yazılım
bedeli olduğu,
- Microsoft’un ölçeğe göre farklı programları olduğu ve Exper’le de bu anlamda
yürüttükleri projelerin bulunduğu, yıllık (…..) ve (…..) adet satış düzeylerine hitap eden
ve herkese eşit uygulanan bir sistem olduğu, bunun dışında Microsoft’un satış
hedeflerine bağlı olarak ürünlerin fatura bedelinde bir değişiklik olmaksızın pazarlama
bütçelerine katkıda bulunulduğu, Microsoft’un fiyatlarının tüm dünyada takip edildiği, bu
nedenle fiyat konusunda değişiklik yapmadıklarını ifade ettiği, Jump-start denilen ve
prim kriterleri belli olan bir programları olduğu, Exper’in de bu programa dahil olduğu,
- Yerli bir firma olarak yabancı firmalarla rekabet etmeye çalışıldığı, bu bağlamda
Microsoft’un farklı uygulama yapıp yapmamasının Exper için de önemli olduğu,
Microsoft’un diğer marka ürünlerin kullanılmasını ve ortak işlerliği engelleyen
uygulamalarının bulunmadığı, ancak kendi markalarını öne çıkaran yöntemleri olduğu,
12-24/661-183
6/17
- İşletim sistemleri ile birlikte satılan IE ve Windows Media Player (WMP) gibi
programların paketin içinde ayrı bir fiyatının bulunmadığı, bir bütün olarak satıldığı ve
işletim sisteminin fiyatının tek olduğu, farklı Windows sürümlerinde hangi programları
olduğunun Microsoft tarafından belirtildiği, bazı türlerinde MS Office’in deneme
sürümünün pakete dâhil olabildiği,
- Exper’in Microsoft’tan satın aldığı lisansların piyasaya tekrar satılmasına izin
verilmediği, sözleşmesi gereği donanımına yazılımı yükleyerek satmak durumunda
olduğu, bununla birlikte Exper’in lisanssız bilgisayar satabildiği, bu oranın tüm satışlar
içindeki payının %(…..) civarında olduğu, ancak Casper’ın işletim sistemsiz ürün
satışında bulunmadığı, diğer yabancı menşeli firmaların da lisanssız bilgisayar sattığı,
- Satın alınan lisans OEM lisansı ise bir başka bilgisayara aktarılmasının teknik olarak
engellendiği, bununla birlikte lisans perakende olarak ayrı satın alınmış ise
bilgisayardan bilgisayara sınırsız kez aktarılabildiği
ifade edilmiştir.
(20) Escort’da yapılan görüşmede özetle;
- Escort’un hâlihazırda bu sektörde artı bir değer yaratılmıyor olmasından dolayı OEM
faaliyetini sürdürmediği, yazılım üretimine yöneldiği, yazılımların daha çok özellikli
alanlarda yoğunlaştığı ve günlük ticari işlemlerde kullanılmadığı,
- Microsoft’un çalışma usulüne ilişkin olarak geçmiş tecrübelerine dayanarak miktara
bağımlı indirimler uyguladığı, pazarlama destekleri sağladığı, güncelin takip edilmesini
istediği, her yıl yeni ürün piyasaya sürdüğü,
- Belirli bir fiyattan piyasaya sürdüğü lisansı sadece tek bir bilgisayarda kullanılmasını
isteyebileceği gibi görece daha yüksek bir fiyattan sunduğu bir ürününün birden fazla
bilgisayarda kullanımına da izin verebildiği,
- Ürünlerin işletim sistemi ile birlikte paket olarak gelmesine ilişkin olarak ise bilgisayara
rakip ürünlerin de yüklenebildiği
ifade edilmiştir.
(21) YASAD’da yapılan görüşmede özetle;
- YASAD’ın yazılım üreticileri derneği olarak faaliyet gösterdiği, diğer yazılımcıların ortak
işlerlik anlamında sorun yaşadığına dair bugüne kadar herhangi bir şikâyetin
alınmadığı,
- Yazılım sektöründe lisanslama modellerine bağlı olarak lisansın nerede ve kaç kişi
tarafından kullanılacağına göre lisans anlaşmalarının yapıldığı, lisans satın alındığında
yazılımın mülkiyetinin değil, yalnızca kullanım hakkının verildiği, bilgisayar ile paket
olarak satılan lisansın OEM lisansı olduğu
belirtilmiştir.
(22) HP Türkiye’de yapılan görüşmede;
- HP Türkiye’nin Arena, İndeks gibi dağıtıcıları bulunduğu ve yazılım dâhil bilgisayar
özelliklerine kadar bu dağıtıcılar tarafından karar verilerek siparişte bulunulduğu ve
yurtdışından gelen ürünlerin bu dağıtıcılara gönderildiği, HP Türkiye’nin ithalatı
gerçekleştirdiği ve dağıtıcılara faturalama yaptığı,
- HP Türkiye’nin bilgisayarı oluşturan komponentlere ilişkin olarak, Microsoft Türkiye de
dâhil olmak üzere hiçbir üreticinin Türkiye temsilcisinden ürün satın alma konusunda
tasarrufu olmadığı ve bilgisayarın özellikleri farklılık arz eden çok fazla parçadan
oluştuğu, bu nedenlerden dolayı başka firmaların lisans fiyatları ile HP fiyatlarını
12-24/661-183
7/17
karşılaştırmalarının ve lisans ücretlerinin toplam bilgisayar maliyetindeki payını
bilebilmenin mümkün olmadığı,
- HP bilgisayarla birlikte alınan Microsoft lisansının, bir başka bilgisayara aktarılmasının
mümkün olmadığı, farklı yazılımların Microsoft programları ile çalışırken herhangi bir
sorun yaşandığına ilişkin bilgilerinin bulunmadığı
ifade edilmiştir.
(23) Microsoft Türkiye’de yapılan inceleme sırasında ise özetle;
- Microsoft ürünlerinin tanıtım ve pazarlamasından sorumlu olduğu, ancak Microsoft
Türkiye olarak lisans satışını gerçekleştirmedikleri,
- MIOL’ün Türkiye’deki distribütör ve iş ortaklarına lisans satışı yaptığı, Microsoft
Türkiye’nin gelirlerinin MIOL’den alınan komisyon gelirleri ile servis ve danışmanlık
hizmetleri gelirlerinden oluştuğu,
- Microsoft Türkiye’nin distribütörlerinin İndeks, Arena, Logosoft ve Koyuncu olduğu, bu
distribütörlerin MIOL ile anlaşma içinde bulunduğu ve siparişlerini MIOL’e verdiği,
- İşletim sistemlerinin kişisel bilgisayar, tablet bilgisayar, cep telefonları ve sunucularda
kullanıldığı, Microsoft’un sadece PC alanında hâkim durumda olabileceği, diğer
alanlarda ve genel işletim sistemi pazarında hâkim durumda olduğundan söz
edilemediği,
- OEM’lerin lisanssız bilgisayar da sattığı, tahmini olarak Türkiye’deki bilgisayarların
%15’inin lisanssız olarak son kullanıcıya satıldığı ve tüketicinin isterse online olarak,
perakendeciden kutu lisans alarak Microsoft işletim sistemini veya başka bir işletim
sistemini yükleyebildiği,
- Windows işletim sistemi ürünüyle birlikte bir ürünü paketleyerek zorlama olarak
değerlendirilebilecek hiçbir kampanya düzenlemedikleri, ürünleri birleştirerek indirim
yapmadıkları,
- Türkiye’de internet tarayıcısı için kullanıcıya bir seçim ekranı sunulmadığı, bununla
birlikte diğerlerini yüklemeyi ve kullanmayı engelleyici hiçbir uygulama olmadığı,
Microsoft’un, ürünlerini (IE, WMP gibi) kendi işletim sistemine yüklü olarak sunduğu
ancak zorlayıcı ve özendirici bir davranışta bulunmadığı, rakip ürünler de bedelsiz
sunulduğu için paket indiriminden bahsedilemeyeceği,
- oluşumunun tüm sektörden katılımcıların üye olduğu kapsamlı bir konsorsiyum
olduğu, Microsoft’un IE 8 ve IE 9 sürümünün standartlarına uyumlu olduğu,
karşılıklı uyulması gereken ve zorlukları azaltmaya yardımcı bu standartların bağlayıcı
olmadığı, ancak standartları belirlediği ve yaygın olarak kullanıldığı,
- Microsoft’un birlikte işlerliğe ilişkin olarak gerekli API’lerin (Application Programming
Interfaces) ve Microsoft ile uyumlu yazılım geliştirmeye yönelik bilgilerin
, internet sitelerinde mevcut olduğu,
Microsoft Office‘te hazırlanan bir ürünün standartlara uygun bir şekilde Open Document
formatında kaydedilebildiği,
- OEM sözleşmelerinde MDA, Jump Start ve EMDMI adında üç adet pazarlama teşvik
fonunun bulunduğu, standartların ürün çeşidine göre farklılaştığı ve bütün üreticiler için
şeffaf ve eşit olduğu, Jump Start fonu için pazarlama desteği, satılan adet başına
yapılırken, EMDMI fonlarının, üreticilerin gerçekleştireceği pazarlama aktivitelerine bağlı
olarak toplu bir şekilde belirlendiği
belirtilmiştir.
12-24/661-183
8/17
Tübitak Bilgem’den gelen cevabi yazıda özetle;
- Taraflarınca geliştirilen Pardus işletim sisteminin kullanılma düzeyi hakkında sağlıklı
istatistiksel veri bulunmadığı, buna ek olarak şu ana kadar yaklaşık 200.000 adet
Pardus işletim sisteminin web ve CD ortamında dağıtıldığı, ancak aktif kullanıcı
sayısının bilinmediği,
- Projenin yaygınlaşması anlamında Microsoft kaynaklı bir engel ile karşılaşıldığı ve
Microsoft'un, diğer yazılım üreticilerinin ürünleriyle birlikte işlerliği önleyici davranışlarda
bulunduğu konusunda somut ve belgeye dayalı bir bilgiye sahip olunmadığı
ifade edilmiştir.
Oracle Türkiye Ofisi’nden gelen cevabi yazıda özetle;
- Oracle’ın Open Office’e ilişkin faaliyet yürüttüğü dönem boyunca geliştirme ortamları
bakımından teknik bir engel bulunmadığı, spesifik bir engelleme ile karşılaşılmadığı,
- Open Office’in kullanılma düzeyinin bilinebilmesinin ürünün doğası ve çoklu dağıtım
kanallarından dolayı güç olduğu
belirtilmiştir.
I.5. Microsoft İndirim Sistemleri, Geri Ödemeler ve Pazarlama Destekleri
(24) Microsoft tarafından yürütülen indirim ve teşvik programları, programlı indirimler ve ihtiyari
fonlar olmak üzere iki ana başlığa ayrılmaktadır. Programlı fonların, Microsoft’un pazarlama
yatırımlarının büyük bir kısmını (fonların %(…..)’den fazlasını) teşkil ettiği ifade edilmiştir.
I.5.1. Programlı İndirimler
(25) Miktara ve programlı aktiviteye bağlı indirimlerdir. Hacim indirimleri genel anlamda miktara
bağlı bir fondur. Bununla birlikte, MDA ve Jumpstart programındaki fonların sağlanması ilk
olarak miktara bağlı iken, sonrasında teknik ve pazarlama kriterlerinin karşılanmasına bağlı
kılınmıştır. Local OEM Incentive (named OEM teşvikleri) programı da bu kapsamda
sıralanmaktadır.
(26) Hacim İndirimleri: Microsoft’un, Türkiye’deki Windows 7 ürün çeşitleri; Windows Starter,
Windows Home Basic, Windows Home Premium, Windows Professional ve Windows
Ultimate’tir. Bir önceki yıldaki toplam alım miktarı (…..) adetin üzerine çıkmış olan OEM’ler,
bu Windows sürümlerinin her biri için hacim indirimi alabilmektedir. Hacim indirimi oranları,
geçmiş yıl hacmindeki her bir (…..) adet için biraz yükselmektedir. Hacim eğrisi (…..)
adetten başlamakta ve (…..) adete kadar devam etmektedir. Hacim eğrisinde artan oranlı
bir indirim söz konusudur. Ancak indirim hedefleri ve bu hedeflerin karşılığında
kazanılabilecek indirim oranları, firma ayrımı yapılmaksızın tüm alıcılar için geçerlidir.
Halihazırda, yerli firmalar (named OEM) hacim indirimi için öngörülen minimum adete
ulaşamadıkları için hacim indiriminden yararlanamamaktadır.
(27) MDA Programı: MDA programına katılabilmek için OEM’in bir önceki yıl içerisinde en az
(…..) adet (veya sadece teknik aşamalardaki indirimlere hak kazanmak için (…..) adet)
Windows dağıtmış olması ve MDA programının aşağıda sıralanan ilk üçü teknik, son ikisi
pazarlamaya ilişkin farklı aşamaların koşullarını yerine getirmiş olması gerekmektedir. Bu
koşullar aşağıdaki gibidir:
- Aşama 1: OEM’in sistemi Windows logo testlerini geçmeli ve logo çıkartmasını
taşımalıdır. Bu testler, Windows’un üzerine yüklendiği donanımın iyi çalıştığının,
istikrarlı, hızlı ve kaliteli bir kullanım sağladığının tespiti amacına yöneliktir.
- Aşama 2: OEM’ler yeni Windows aktivasyon sistemine hazırlık yapmalı ve üretim
süreçlerinin bunu desteklemeye uygun olmasını sağlamalıdır.
12-24/661-183
9/17
- Aşama 3: OEM’ler, Microsoft’un Windows üzerindeki güncellemeleri (örneğin servis
paketleri veya güvenlik fix’leri) yayından itibaren öngörülen belirli bir sürede yeni
bilgisayarlara yüklemelidir.
- Aşama 4: OEM’ler Windows’lu bilgisayarların tanıtımını yaptıkları internet sitelerinde
Windows’tan bahseden bir ifadeye (tagline) yer vermelidir.
- Aşama 5: Windows’lu bilgisayarları tanıtan basılı malzemelerde OEM’ler onaylı
Windows reklamları (taglines) kullanmalıdır.
(28) Dosya mevcudu bilgilerden; Windows 7 sürümlerine göre MDA programının her bir
aşamasından kazanılan indirim tutarlarının incelendiği, Windows 7 Home Basic ve
Windows 7 Home Premium’da toplam (…..) ABD Doları, Windows 7 Professional ve
Windows 7 Ultimate’de ise toplam (…..) ABD Doları indirim kazanıldığı görülmüştür.
(29) Jumpstart Programı: Bir önceki sene en az (…..) adet Windows dağıtmış OEM’ler bu
programdan yararlanabilmektedirler. Ayrıca, bu programda kazandıkları pazarlama
fonlarını Windows ürünlerinin tanıtımında kullanmak zorundadırlar. Bu faaliyetler, reklam
veya Jumpstart program kurallarına uyan diğer genel tanıtım faaliyetlerini de
içerebilmektedir.
(30) Dosya mevcudu bilgilerden; Windows 7 sürümlerine göre Jumpstart programı kapsamında
kazanılan indirim tutarlarının incelendiği, Windows 7 Home Basic’de (…..) ABD Doları,
Windows 7 Home Premium’da (…..) ABD Doları, Windows 7 Professional’da (…..) ABD
Doları ve Windows 7 Ultimate’de ise (…..) ABD Doları indirim kazanıldığı görülmüştür.
(31) MDA ve Jumpstart programları alt satış hedefinden de anlaşılacağı üzere, Microsoft’un
doğrudan ilişkisi olan (…..) üstünde satış yapan Named OEM ve MNA’ler (Multinational
accounts) için geçerlidir.
(32) Yerel (Named OEM-Türkiye’deki üreticiler) Teşvikler: Jumpstart’tan veya MDA
Programı’nın 4. ve 5. aşamalarından yararlanmayan OEM’lere uygulanan bu program da
standart bir program olup, “doğrudan OEM’lere” (bir önceki yıldaki Windows alım hacmi en
az (…..) adet olan OEM’lere) açıktır. Jumpstart’taki fonlar gibi, bu fonlar da talep yaratma
ve pazar geliştirme faaliyetlerinde kullanılmak zorundadır. Türkiye’deki OEM’ler ürün adedi
başına aşağıdaki miktarlara hak kazanabilirler:
Tablo 1: Windows 7 sürümlerine göre Named OEM Teşvikleri (ABD Doları)
İndirim/Sürüm Windows 7
Starter
Windows 7
Home Basic
Windows 7
Home
Premium
Windows 7
Professional
Windows 7
Ultimate
MDA’e katılmayan
OEM’ler
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
MDA’e katılan OEM’ler
Aşama 1-3
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Aşağıdaki tablo satış adetlerine göre OEM’lerin yararlanabilecekleri fonları özetlemektedir.
Tablo 2: OEM’lerin yıllık alım miktarlarına göre faydalanabildikleri indirim programları
Yıllık Alım Miktarları
(…..) (…..) (…..) (…..)
Yerel Teşvikler Yerel Teşvikler Yerel Teşvikler
MDA Aşama 1-3 MDA Aşama 1-3
veya
MDA Aşama 1-5 MDA Aşama 1-5
Jumpstart Jumpstart
12-24/661-183
10/17
I.5.2. İhtiyari Fonlar
(33) Bu tür indirimlere hak kazanılabilmesi için, herhangi bir minimum satış tabanı
bulunmamaktadır. Fon finansmanı, aktiviteye bağlı olarak her bir OEM’e özgü şekilde
sunulmaktadır. Fon talebiyle başlayan süreçte, fon sağlanmasına karar verilirken OEM’in
ticari önceliklerinin ve pazarlama stratejilerinin Microsoft’unkilerle uyumlu olması, belirli bir
hedef için çeşitli iş geliştirme çalışmaları, piyasa koşulları ile yatırımın geri dönüşü
değerlendirilmekte, OEM’in geçmiş performansı dikkate alınmakta ve Microsoft’un
bölgedeki (Ortadoğu ve Afrika) ekibi ile ABD’deki Microsoft Corporation ekiplerinin onayı
alınmaktadır. Daha sonra gerçekleştirdikleri aktiviteleri destekleyen belgelerin ibrazı
üzerine fonlar temin edilmektedir. Bu fonlar beklenen faydanın sağlanıp
sağlanmamasından bağımsız olarak, belirlenmiş faaliyetlerin gerçekleştirilmiş olması
karşılığında verilmektedir. Bazı durumlarda Microsoft belirli bir etkinliği bütünüyle fonlarken,
bazen de OEM ve Microsoft etkinlik maliyetini birlikte üstlenmektedir. Bu fonlar zaman
zaman EMDMI ve ad hoc fonlar olarak da ifade edilebilmektedir.
I.6. Microsoft’un Pazar Payları
(34) Microsoft tarafından gönderilen yazıda; Türkiye’ye satılan Mac, Linux (veya benzer şekilde
İntel uyumlu işlemciler üzerinde çalışan işletim sistemleri) ve Windows adetlerine
bakıldığında, Microsoft’un Windows ürününün kişisel bilgisayarlarda kullanılan işletim
sistemleri pazarındaki tahmini payının, son yılda OEM satışları içinde %70 ile %80
arasında olduğu ifade edilmektedir. Mobil cihazlarda kullanılan işletim sisteminin pazar
paylarına bakıldığında ise Microsoft’un pazar payının çok düşük kaldığı, bu alanda Nokia
cihazlarda kullanılan Symbian işletim sisteminin Türkiye pazarında önde olduğu
görülmektedir.
(35) Dosya mevcudunda yer alan, 2008-2012 yılları çeyrek dönemler bakımından hazırlanan
internet tarayıcılarına ilişkin Türkiye pazar payları çalışması incelendiğinde; Google
tarafından sahip olunan Google Chrome internet tarayıcısının 2010 yılında pazar payının
hızla arttığı, 2012 yılı Nisan ayı itibarıyla IE’nin kullanım oranını (%42,24) aşarak,
%43,62’lik bir pazar payına ulaştığı anlaşılmıştır. Üçüncü sırada yer alan Firefox’un ise,
yıllar itibarıyla daha sabit bir seyir izlediği ve 2012 yılı Nisan ayı itibarıyla pazar payının
%12,45 olduğu görülmüştür.
(36) Microsoft’un ofis ürünlerindeki pazar payı tam olarak bilinememekle birlikte, Google ve
Zoho gibi rakipler tarafından sunulan düşük maliyetli veya bedava üretkenlik çözümleri olan
(…..) ve Office Suit gibi ofis paketleri alternatif olarak kullanılan rakip programlar
olmuşlardır. Bununla birlikte, bir dönem Oracle tarafından yönetilen Open Office’in pazar
payına ilişkin net bir bilgi sunulamamıştır. Son olarak ortam oynatıcıları pazarında tek bir
çeşit üründen bahsedilememektedir. Şöyle ki medya çoğunlukla telefon veya iPod türü
müzikçalar, internet tarayıcıları, televizyon set üstü kutuları veya bilgisayarlardaki medya
oynatıcı uygulamalarla yapılmaktadır. Hatta günümüzde bilgisayarlar üzerindeki en yaygın
medya oynatıcı teknolojileri genelde Flash ve HTML 5 tarayıcı tabanlı teknolojilerdir.
Microsoft Windows’lu bilgisayarlarda medya oynatımının en yaygın olarak ortam oynatıcı
ile değil internet tarayıcıları vasıtasıyla yapıldığı ifade etmektedir (Örneğin YouTube).
I.7. Değerlendirme
(37) Dosya mevcudundan; konuya ilişkin olarak öncelikle, Microsoft’un tek taraflı davranışlarına
yönelik ABD ve AB Komisyonu kararlarının ayrıntılı olarak incelendiği görülmüştür. 4054
sayılı Kanun kapsamında ise anılan iddialar, hakim durumun kötüye kullanılmasına ilişkin
6. maddesi çerçevesinde değerlendirilmiştir.
(38) Söz konusu iddialardan ilki, Microsoft’un Türkiye’de ve dünyada yazılım sektörünün önde
gelen bir ismi olarak tüm sektörün işleyişini belirlediği, bu kapsamda eğitim programlarının
12-24/661-183
11/17
ve yeni üretilen yazılımların Microsoft’a uyumlu olarak planlandığı, böylece Microsoft’un
eğitimi yozlaştırdığı ve tekel konumuna geldiği, bunun sonucu olarak tüketicilerin daha
ucuz ve kaliteli ürünlere ulaşmasının engellendiği iddiasıdır. 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesinde yasaklanan husus, hâkim durumda olmaya yönelik değil, bu hâkim durumun
kötüye kullanılmasına ilişkindir. Bu ayrımın temel amacı, teşebbüslerin kendi iç etkinlikleri
sonucu başarılı bir şekilde pazar paylarını artırmalarına imkân tanınmasıdır. Hiçbir ayrıma
gidilmeksizin teşebbüslerin hâkim durumlarını sürdürmelerinin ve hatta güçlendirmelerinin
“per se” bir yaklaşım içerisinde yasaklanması halinde, rekabetten beklenen yararların elde
edilmesi mümkün değildir. Bu çerçevede, başvuruda ihlal olarak nitelendirilen durum,
Microsoft’un, başta ağ etkileri olmak üzere, pazar gücünün bir unsuru olarak sahip olduğu
birtakım avantajlardan faydalanmasından ibaret olup, bu faydalanma herhangi bir kötüye
kullanma eylemi vasıtasıyla gerçekleşmemektedir. Dolayısıyla, söz konusu iddianın 4054
sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
(39) Benzer şekilde, Microsoft’un gizliliği ihlal ettiği, dijital kısıtlama yönetimini artırdığı, kullanıcı
güvenliğini tehdit ettiği yönündeki iddiaların da 4054 sayılı Kanun kapsamında yer almadığı
anlaşılmıştır.
(40) Başvurudaki bir diğer iddia, Microsoft’un lisanslama koşullarından dolayı tüketicilerin
fazladan lisans bedeli ödemek durumunda kaldığı, sahip olunan lisansların başka kişilere
herhangi bir yolla devredilemediği, satın alınan her bilgisayar için tüketicinin yeni bir lisans
bedeli ödemek durumunda bırakıldığına ilişkindir.
(41) Söz konusu iddiaya yönelik olarak Microsoft Türkiye tarafından gönderilen yazıda, yazılım
sektöründeki yaygın uygulamaya paralel olarak, Microsoft’un yazılımları üzerindeki
mülkiyet haklarını devretmediği, buna mukabil birbirinden farklı çok sayıda lisanslama
anlaşmaları çerçevesinde yazılımın üçüncü kişilerce kullanımına imkân verdiği, bu lisans
anlaşmalarının, yazılımın işlevselliğine, müşteri kitlesine ve dağıtım kanalına (perakende,
büyük müşterilere toplu lisanslama veya müşterilerine bilgisayar satışı yaparken bilgisayar
üzerine yüklü olarak yazılım dağıtımını da yapan orijinal cihaz üreticilerine verilen lisanslar)
göre değiştiği; farklı lisanslama modellerinde, her bir lisans ile tanınan hakların kapsamının
da (kullanıcı türü ve sayısı, kullanım şekli ve süresi, hakların devri gibi konular da dâhil)
değişiklik gösterdiği; ücreti tamamen ödenmiş lisansların süresiz olduğu; ancak bazı
anlaşmalarla üyelik usulüyle kullanım haklarının alınabildiği, bu durumlarda kullanım
haklarının üyelik süresi boyunca mevcut olduğu belirtilmiştir.
(42) Yazıda ayrıca, Microsoft’un üç temel lisanslama modeli hakkında bilgi verilmiştir. Bunlardan
“perakende lisans anlaşması” türünde, ürünün lisanslandığı kişi, nihai müşteri veya ürünün
son kullanıcısıdır. Son kullanıcı, yazılımı bilgisayarına yükleyip başlatmadan önce “Son
Kullanıcı Lisans Anlaşması”nın hüküm ve koşullarını kabul ederek MIOL ile bir lisans
anlaşması (EULA) yapmaktadır. Kutu ürün EULA’sı, son kullanıcıya bir bilgisayar cihazı
üzerinde yazılımın bir kopyasını yükleyerek kullanma hakkı vermektedir. Son kullanıcı, bu
yazılım kopyasını başka cihazlara devredebilmektedir. EULA’ya göre ayrıca bir kereliğine
üçüncü bir kişiye devir de mümkündür. Bunun için son kullanıcının, lisansı ispata yarayan
orijinal belgeleri de doğrudan bu üçüncü kişiye devretmesi gerekmektedir. Devirden önce
kullanıcı yazılım kopyasını cihazdan kaldırmalıdır. Devreden kullanıcının ürünün herhangi
bir kopyasını saklamasına izin verilmemektedir. Devralan ise, hem devre hem de devirden
sonra yazılımın kullanımına EULA hükümlerinin uygulanacağını kabul etmelidir.
(43) İkinci bir lisanslama türü olan “OEM lisansları” perakende lisanslara göre daha ucuz bir
lisanslama türü olup, bu lisanslarda Microsoft yazılımları, son kullanıcılara OEM’ler
vasıtasıyla sunulmaktadır. Bu OEM’ler, bilgisayar üreticileri olabileceği gibi, bilgisayar
toplama işi yapan firmalar da olabilmektedir. OEM’ler bilgisayarı satışa çıkarmadan önce
üzerine yazılım yükleyerek, bunları birleşik bir ürün olarak satmaktadır. OEM Lisans
12-24/661-183
12/17
Anlaşması’na göre OEM, yazılımı bilgisayara satış öncesinde yükleyip son kullanıcıya o
bilgisayar için lisanslayabilmektedir. OEM’den üzerinde yazılım yüklü bilgisayarı satın alan
son kullanıcı ise OEM ile bir lisans anlaşması yapmaktadır. Yazılım ilk çalıştırıldığında bir
OEM EULA’sı nihai müşterinin önüne çıkmakta, müşteri yazılımı kullanmak isterse,
EULA’yı kabul etmesi gerekmektedir. OEM EULA, yazılımın dağıtımdan önce üzerine
yüklenmiş olduğu bilgisayarda kullanılması hakkını vermektedir. Bu durumda yazılım,
dağıtımdan önce üzerine yüklendiği ve lisanslandığı bilgisayarla birlikte üçüncü bir kişiye
devredilebilmektedir. Lisansın bilgisayarla birlikte bu şekilde devri için, OEM’in bilgisayarın
arkasına yapıştırdığı Orijinallik Belgesi’nin de devri gerekmektedir. Bilgisayarın ilk sahibi
yazılımın herhangi bir kopyasını saklayamamakta, devralan üçüncü kişi de, OEM EULA’nın
hem devre hem de devir sonrasındaki kullanımına uygulanacağını kabul etmektedir.
(44) Microsoft’un üçüncü bir lisanslama türü olan “toplu lisanslama” ise, büyük şirketler ve
kurumlara yönelik lisanslama modelidir. Bu lisanslamada yazılım genellikle toplu
lisanslama anlaşmaları adı verilen anlaşmalar vasıtasıyla lisanslanmaktadır. Bu
anlaşmaları yapan müşteriler, CD, DVD veya üzerinde yazılım yüklü bilgisayarlar almazlar.
Bunun yerine müşteri ilgili yazılımı kullanma hakkını elde etmiş olur ve yazılımı ya
Microsoft’un bir internet sitesinden indirir veya bilgisayarlarına bir ana diskten yükler. Toplu
lisanslama anlaşmasının tipine göre müşteri yazılımı belirli bilgisayarlara veya ilgili şirket/
kurumun tüm bilgisayarlarına yükleyebilir. Toplu lisanslama anlaşmaları genellikle yazılım
yükseltme lisanslarını ve sair hizmetleri kapsamaktadır. Bu lisansların, bağlı şirketlere veya
bağlı şirketin devri veya birleşmesi halinde üçüncü şahıslara devri mümkündür. Bunlar
dışındaki devirler için Microsoft’un yazılı onayı gerekmektedir.
(45) Microsoft Türkiye tarafından gönderilen yazıdan, başvuru dilekçesinde iddia edildiğinin
aksine, Microsoft tarafından sunulan lisansların devrinin mutlak olarak yasaklanmasının
söz konusu olmadığı, lisansın türüne bağlı olarak kullanım hakkının belirli koşullar altında
devredilebildiği anlaşılmaktadır. Yazılım sektörü temsilcileri ile yapılan görüşmelerde de,
sektörün ve ürünlerin niteliği gereği, tüm dünyada yazılım ürünlerinin kullanıcı sayısının ve
süresinin lisanslama anlaşmaları çerçevesinde kısıtlanabildiği, bu uygulamanın yapılan işin
bir gereği olduğu ifade edilmiştir. Gerçekten de yazılım sektörü, batık maliyetlerin yüksek
olduğu, buna karşılık marjinal maliyetlerin neredeyse sıfıra yakın olduğu bir sektördür.
Ayrıca, yazılım üreticileri tarafından birtakım kullanım kısıtlamalarının getirilmemesi halinde
yazılım ürünlerinin kopyalama suretiyle çok sayıda kişi tarafından bedava kullanılması
mümkündür. Sektörün bu nitelikleri dikkate alındığında, Microsoft tarafından uygulanan
lisanslama modellerinin, tüketicinin sömürülmesine yönelik bir kötüye kullanma eylemi
olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
(46) Başvurudaki bir diğer iddia, Türkiye'de bilgisayar şirketlerinin satışa sunduğu
bilgisayarlarda Windows XP/Vista/7 gibi işletim sistemini ya da IE gibi internet tarayıcısını
bilgisayarla birlikte geldiği gerekçesi ile zorunlu olarak bilgisayarlarla birlikte sattıkları;
ayrıca Avrupa Komisyonu’nun Microsoft'un, Windows 7, Windows XP ve Vista işletim
sistemlerini yükleyen Avrupalı kullanıcılar için bir seçim ekranı sunmasını sağladığı ve bu
ekranda kullanıcılara Opera, Chrome, Safari, Firefox, AOL, Maxthon, K-Meleon, Flock,
Avant Browser, Sleipnir, Slim Browser, IE gibi internet tarayıcılarından birini seçip
yükleyebilme seçeneği sunulduğu, böylelikle işletim sistemi ile birlikte kendi internet
tarayıcısı olan IE’yi sunmasına son verdiği ancak Türkiye’de halen eski uygulamanın
devam ettiği iddiasıdır. Söz konusu iddia özetle, Microsoft’un Windows işletim sistemi
ürününü, IE ile bağlayarak/paketleyerek sattığı ve böylece hâkim durumunu kötüye
kullandığı iddiasını içermektedir.
(47) Bağlama ve paket satış uygulamalarının rekabet hukukunda yasaklanmasının ardında
yatan temel kaygı, bu uygulamaların dışlamaya yol açmak suretiyle tüketici refahını
azaltması ihtimalidir. Bu konuya ilişkin iktisadi çalışmalar, ticari hayatta yaygın olarak
12-24/661-183
13/17
kullanılan bu uygulamaların pek çok rekabetçi etkisinin bulunduğunu, dolayısıyla genellikle
rekabetçi uygulamalar olduğunu, bununla birlikte bazı koşulların varlığı halinde bağlama
uygulamalarının tüketici refahını azaltabildiğini ortaya koymaktadır. Bağlama/paket satış
uygulamalarının tüketici refahını azaltması iki yolla gerçekleşmektedir. Bunlardan ilki,
bağlayan ürün pazarında hâkim durumda bulunan teşebbüsün, bağlama/paket satış
uygulaması yoluyla bu pazardaki hâkim durumunu koruması veya güçlendirmesidir. İkincisi
ise yine bağlayan ürün pazarında hâkim durumda olan teşebbüsün bağlama/paket satış
yoluyla bağlanan ürün pazarındaki rakiplerini dışlaması ve böylece bir pazardaki gücünü
diğer bir pazara aktarmasıdır.
(48) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında “hakim durumun kötüye kullanılması”
niteliğini taşıyan bir bağlama uygulamasından bahsedilebilmesi için kümülatif olarak
birtakım koşulların sağlanması gerekmektedir. Bu koşullar;
- İki ayrı ürünün varlığı,
- Bağlama uygulayan teşebbüsün bu ürünlerin en az birinde (bağlayan üründe) hâkim
durumda bulunması (pazar gücüne sahip olması),
- Bir ürünün satışının diğer bir ürünün de alımına bağlı olması,
- Rakiplerin veya potansiyel rakiplerin dışlanmasının muhtemel olması ve böylece
tüketicilerin bu uygulamadan zarar görmesi,
- Uygulamanın yarattığı etkinliğin ortaya çıkan tüketici zararından fazla olmaması
şeklinde sıralanabilir. Son koşula ilişkin ispat yükünün bağlama uygulamasını
gerçekleştiren hâkim durumdaki teşebbüsün üzerinde olması gerektiği kanaati
bulunmaktadır.
(49) Microsoft’un başvuruya konu uygulaması bu çerçevede incelendiğinde, öncelikle somut
olayda bağlayan ürün olan Windows işletim sistemi ile bağlanan ürün olan IE’nin iki ayrı
ürün olarak kabul edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada, öncelikle
başvuruya konu uygulamada, bağlanan ürünün niteliği bakımından özellikli bir durum
dikkati çekmektedir. Bağlama uygulamasına konu ürünlerden biri olan IE ve bu ürünün
ikamesi olan diğer internet tarayıcıları (Google Chrome, Firefox, Opera, Safari vb.)
piyasada belirli bir bedel karşılığında satılan yazılımlar olmayıp, tüketicilerin internet
üzerinden kolaylıkla erişebilecekleri ve ücretsiz olarak bilgisayarlarına indirerek
kurabilecekleri yazılımlardır. Bu durumun ilk bakışta belirli bir bedel karşılığında satılmayan
bir ürünün ihlale konu olup olamayacağı sorusunu gündeme getirmesi mümkündür. Ancak,
IE ve muadili yazılımlar ücretsiz olsa da bu yazılımların üreticileri, yazılımın kullanımına
bağlı olarak reklam geliri başta olmak üzere birtakım gelirler elde etmekte ve kendi
ürünlerinin daha yaygın kullanılması noktasında birbirleri ile rekabet etmektedirler.
Dolayısıyla, söz konusu ürünler ücretsiz olarak sunulmakla birlikte, iktisadi bir faaliyete
konu olan ürünlerdir. Bu nedenle, ücretsiz olarak sunulan internet tarayıcılarının bağlama
uygulamasına konu edilmesinin, bu uygulamayı gerçekleştiren teşebbüsler bakımından
ticari bir rasyonalitesinin bulunduğu anlaşılmıştır.
(50) Diğer taraftan, yazılım sektöründe işletim sistemi üretmeksizin sadece internet tarayıcısı
üreten teşebbüslerin bulunması, işletim sistemlerinden bağımsız olarak internet
tarayıcılarına yönelik bir tüketici talebinin varlığına işaret etmektedir. Nitekim son verilere
göre, internet tarayıcısı kullanım yaygınlığı bakımından Google Chrome’un IE’nin önüne
geçmiş olması da işletim sisteminden bağımsız olarak internet tarayıcılarına yönelik bir
tüketici talebinin varlığını göstermektedir. Diğer taraftan, hâlihazırda internet tarayıcısız bir
işletim sisteminin piyasada varlığına ilişkin bir bilgi bulunmamakla birlikte, işletim
sisteminden beklenen işlevin elde edilmesi açısından internet tarayıcısının zorunlu
olmadığı, tüketicilerin sonradan da yükleyebileceği dikkate alındığında, internet tarayıcısı
12-24/661-183
14/17
olmaksızın bir işletim sisteminin piyasaya sunulması halinde, bu eksiklik nedeniyle önemli
bir talep kaybının söz konusu olmayacağı kanaatine varılmıştır. Bu hususlar birlikte
değerlendirildiğinde, Microsoft’un bağlama uygulaması bakımından Windows işletim
sistemi ile IE internet tarayıcısının iki farklı ürün olarak değerlendirilebileceği sonucuna
ulaşılmıştır.
(51) Bağlamanın ikinci koşulu, bağlamayı uygulayan teşebbüsün, en azından bağlayan ürün
pazarında hâkim durumda bulunmasıdır. Microsoft’un bilgisayarlarda kullanılan işletim
sistemleri pazarındaki yüksek pazar payı, finansal gücü ve pazara giriş engelleri (pazara
girişin yüksek yatırım gerektirmesi, şebeke dışsallıkları, know-how ihtiyacı vb.) dikkate
alındığında, Microsoft’un bağlayan ürün olan bilgisayarlarda kullanılan işletim sistemleri
pazarında hâkim durumda bulunduğu kanaatine varılmıştır.
(52) Bağlamanın üçüncü koşulu olan bir ürünün satışının diğer bir ürünün de alımına bağlı
olmasının, başvuruya konu uygulama bakımından mevcut olduğu görülmektedir. Nitekim
Türkiye’de Windows işletim sisteminin IE ile birlikte sunulduğu hususu Microsoft Türkiye
tarafından da teyit edilmiştir.
(53) Bağlama uygulamasının etkinlik savunması dışındaki son koşulu, uygulama sonucunda
rakiplerin veya potansiyel rakiplerin dışlanmasının muhtemel olması ve böylece tüketicilerin
bu uygulamadan zarar görmesidir. Bu noktada değerlendirme yapılırken somut olayın
kendine özgü niteliklerinin ve ilgili pazardaki mevcut etkilerin dikkate alınması
gerekmektedir. Microsoft tarafından gerçekleştirilen bağlama uygulamasında bağlanan
ürün olan IE ve bu ürüne ikame teşkil eden rakip internet tarayıcıları, ücretsiz olarak
internetten indirilerek bilgisayara yüklenebilen uygulamalardır. Ayrıca, söz konusu internet
tarayıcıları, bilgisayar kullanıcılarının başkaca bir yazılımı bilgisayara yüklemeleri
esnasında ilgili yazılımla birlikte bilgisayara yüklenilebilmektedir. Bu imkânların varlığının,
incelemeye konu uygulamanın dışlayıcı etki doğurmasının önünde önemli bir engel teşkil
ettiği anlaşılmıştır. Nitekim, Türkiye’de farklı internet tarayıcılarının kullanım oranlarının
zaman içerisindeki değişimine bakıldığında da, Microsoft’un bağlama uygulamasının
internet tarayıcısı pazarında dışlayıcı etki doğurduğuna işaret eden bir tablo
görülmemektedir. Aksine, 2008 yılının Temmuz ayından bugüne kadar geçen dönemde,
IE’nin kullanın oranı %87,48’den %42,23’e düşerken, aynı dönemde Firefox’un kullanım
oranının %11,26’dan %12,45’e; Google Chrome’un kullanım oranının ise sıfırdan %43,64’e
yükseldiği anlaşılmıştır. Bu hususlar ışığında, Microsoft’un Windows işletim sistemini IE ile
bağlayarak satmasının, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde rekabeti bozucu bir
bağlama uygulaması olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
(54) Başvuruda iddia edilen hususlardan bir diğeri, rakip yazılımların Windows’ta düzgün
işlemesinin Microsoft tarafından engellendiği, internet sayfalarının tarayıcı programlar ile
uyumlu olmasını sağlayan ve tarafından belirlenen standartlara Microsoft’un
uymadığı, tüketicilerin daha farklı ve uygun fiyatlı alternatiflere yönelmesinin önüne
geçildiği böylelikle tüketicinin tercih hakkının kısıtlandığı iddiasıdır.
(55) Anılan iddiaya ilişkin olarak, Microsoft Türkiye yetkilileri IE 8 ve IE 9 sürümlerinin w3
standartları ile uyumlu olduğunu ifade etmişlerdir. Başvuruda somut olarak hangi
yazılımların Windows’ta düzgün işlemesinin Microsoft tarafından engellendiğine ilişkin
herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir. Dolayısıyla, önaraştırma sürecinde yazılım
sektöründe faaliyet gösteren teşebbüslerden Logo ve Oracle firmaları ile sektörel bir
dernek olan YASAD’dan ve yine yazılım sektöründe faaliyet gösteren bir kuruluş olan
Tübitak Bilgem’den konuyla ilgili bilgi talebinde bulunulmuş; ancak söz konusu taraflar
kendi çözümlerinde arayüz ve ortak işlerlik anlamında herhangi bir engelle
karşılaşmadıklarını ifade etmişlerdir. Konuya ilişkin Microsoft Türkiye ile yapılan
görüşmelerde ve bilgi taleplerine ilişkin cevaplarda ise, Microsoft’un birlikte işlerliğe ilişkin
12-24/661-183
15/17
olarak gerekli API’lerin ve Microsoft ile uyumlu yazılım geliştirmeye yönelik bilgilerin
, internet sitelerinde mevcut olduğu; ayrıca
Microsoft Office‘te hazırlanan bir ürünün standartlara uygun bir şekilde Open Document
formatında kaydedilebildiği ifade edilmiştir. Dolayısıyla yapılan incelemelerde, başvuru
sahibinin iddia ettiği ortak işlerlik sorununa ilişkin kötüye kullanma olarak
nitelendirilebilecek herhangi bir durum tespit edilememiştir.
(56) Başvuru dilekçesindeki son iddia, Microsoft'un tekel gücünü kötüye kullanarak ürünleri için
ülkeden ülkeye farklı fiyatlar sunmak suretiyle eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak,
yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürdüğü iddiasıdır. Bilindiği üzere, 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesinin (b) bendinde anılan durum kötüye kullanma hallerinden biri olarak
sayılmıştır. Maddenin lafzından, eşit durumdaki alıcılara eşit hak yükümlülük ve edimler için
farklı uygulamalarda bulunulmasının, ayrımcılık ihlalinin tespiti açısından yeterli olduğu
sonucunun çıkarılması mümkündür. Ancak maddenin yorumlanmasında, “uygulama
sonucunda alıcılar arasındaki rekabetin bozulması” hususunun da aranması önem
taşımaktadır. Aksi takdirde, tüm fiyat farklılaştırmaları ihlal olarak nitelenebilecek ve
böylece rekabeti hiçbir şekilde etkilemeyen ve hatta tüketici refahını artıran bazı
uygulamaların da yasaklanması söz konusu olabilecektir.
(57) Mevcut dosya bakımından, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
değerlendirilebilecek bir ayrımcılık uygulamasının öncelikle, başvuru sahibinin iddia ettiği
gibi farklı ülkelerdeki veya bölgelerdeki eşit durumdaki alıcılara (yeniden satıcılara) farklı
fiyatlardan ürünlerin satılması ve böylece söz konusu alıcılar arasındaki rekabetin
bozulması şeklinde ortaya çıkması mümkündür. Bu çerçevede, önaraştırma sürecinde
Microsoft’tan fiyatlama politikaları hakkında ayrıntılı bilgi talep edilmiştir. Gelen yazıda;
Türkiye’de OEM’lerin ürünlerini MIOL’den temin ettikleri ve diğer OEM’lerle birlikte tüm
dünyada geçerli telif ücretlerine tabi oldukları, gelişmekte olan pazarlar için Microsoft’un
bazı ürün sürümlerini daha düşük bir telif ücreti ile satışa sunduğu; ancak bu ürünlerin
dağıtımının gelişmekte olan pazarlarla sınırlı olduğu, Türkiye’nin de gelişmekte olan
pazarlara özgü ve biraz daha düşük telif ücretleriyle ürünlerin dağıtımının yapıldığı ülkeler
arasında olduğu; ayrıca bazı ülkelere özgü belirli ürünlerin söz konusu olabildiği, ancak bu
ürünlerin Türkiye’de dağıtılan ürünler olmadığı, bunların daha ziyade Rusya’da Rusça,
Çin’de basitleştirilmiş Çince ve Ukrayna’da Ukraynaca dilindeki ürünler olduğu ifade
edilmiştir. Yazıda devamla, Microsoft’un anlaşmalarına göre OEM’lerin gelişmekte olan
pazarlara özgü sürümleri, gelişmekte olan pazar olarak onaylanmış ülkeler dışındaki
ülkelere dağıtamadıkları, benzer şekilde Microsoft’un belirli ülkelere özgü sürümlerini de
ilgili ülke dışında dağıtamadıkları belirtilmiş ve ayrıca Türkiye gelişmekte olan pazarlar
arasında yer aldığından, Türkiye’de satış yapan OEM’lerin veya sistem entegratörlerinin,
Türkiye’nin komşusu olan bazı ülkelerden (örneğin AB ülkeleri) daha düşük fiyatlardan
faydalandıkları, bu nedenle Türkiye’deki OEM’lerin başka ülkelere özgü sürümleri alıp
Türkiye’de satmasına neden olacak fiyat avantajları ve teşviklerin bulunmadığı ifade
edilmiştir.
(58) Microsoft’un yukarıda sunulan yazısından, Türkiye’de satış yapan OEM’lerin tüm
teşebbüsler için geçerli liste fiyatları üzerinden Microsoft ürünlerini satın aldıkları ve bu
yönüyle liste fiyatları bakımından ayrımcı bir uygulamanın söz konusu olmadığı
anlaşılmaktadır.
(59) Kanun’un 6. maddesi kapsamında fiyat ayrımcılığı uygulamasının, liste fiyatları üzerinden
verilen indirimler ve teşvikler yoluyla da ortaya çıkmasının mümkün olması nedeniyle,
Microsoft’un OEM’lere uyguladığı indirim sistemleri incelenmiştir.
(60) Dosya mevcudu bilgi ve belgelerden; Microsoft’un müşterisi olan yerel OEM’lerin ve
uluslararası düzeyde faaliyet gösteren OEM’lerin (MNA’ların) Microsoft’tan yaptıkları
12-24/661-183
16/17
alımların ve kazandıkları indirimlerin ayrıntılı olarak incelendiği görülmüştür. Bu çerçevede,
ilgili OEM’lerin 2011 mali yılında Microsoft’tan kazandıkları indirimlerin aynı dönemde
Microsoft’tan yaptıkları alıma oranı da sunulmuştur. Dosya mevcudundan; bu oranların ilgili
OEM’lerin Microsoft’tan yaptığı alımların %(…..)’i ila %(…..)’ü arasında değiştiği, yerel
OEM’lerin hiçbirinin hacim indirimi kazanamadığı, MNA’ların ise yerel teşviklerden
faydalanmadığı görülmüştür. Bu durum, ilk bakışta farklı OEM’lere farklı indirimler
uygulanmak suretiyle ayrımcılık yapıldığı intibaını doğurmaktadır. Ancak aşağıda
belirtileceği üzere bu durum, ayrımcı bir uygulamanın sonucu olmayıp, farklı OEM’lerin
farklı indirimler için belirlenmiş olan minimum eşikleri geçip geçmemelerine bağlı olarak
ortaya çıkmaktadır.
(61) Microsoft’un tüm OEM’ler için geçerli olacak şekilde uyguladığı indirim sistemi (teşvik)
politikasına göre, yıllık alım miktarı (…..) adete kadar olan OEM’ler sadece yerel fonlardan
faydalanabilmektedir. Yıllık alım miktarı (…..) adet ile (…..) adet arasındaki OEM’ler, yerel
teşviklerin yanında MDA programının 1.-3. aşamaları üzerinden indirim kazanabilmektedir.
Yıllık alım miktarı (…..) adet ile (…..) adet arasındaki OEM’ler için ise iki seçenek söz
konusudur. Bu OEM’ler, bir önceki gruptakiler gibi yerel teşviklerden ve bunun yanında
MDA programının 1.-3. aşamaları üzerinden indirim elde edebileceği gibi, MDA
programının 1.-5. aşamalarından ve bunun yanında Jumpstart programından da indirim
kazanabilmektedir. Yıllık alım miktarı (…..) adedin üzerinde olan OEM’ler ise, MDA
programının 1.-5. aşamalarından ve bunun yanında Jumpstart programından da indirim
elde edebilmektedir. Ayrıca, yıllık alım miktarı (…..) adedi aşan tüm OEM’ler hacim indirimi
kapsamında da indirim kazanabilmektedir.
(62) Microsoft’un indirim sistemleri arasından hâlihazırda yerel üreticilerin indirim kazanamadığı
tek indirim sistemi, hacim indirimleridir. Rekabet hukukunda “miktar indirimi” olarak
adlandırılan bu indirim türü, ayrımcılığa yol açma riski en düşük olan indirim
sistemlerindendir. Rekabet hukukunda ayrımcılık riskinin en yüksek olduğu indirim
uygulamaları, indirim hedeflerinin her bir alıcının alım potansiyeline (potansiyel talebine)
göre belirlendiği, diğer bir ifadeyle kişiselleştirilmiş indirim hedeflerinin bulunduğu
indirimlerdir. Zira bu tür indirimlerde, sağlayıcıdan aynı miktarda alım yapan iki alıcının
farklı düzeylerde indirim kazanması muhtemeldir. Microsoft’un uyguladığı indirim
sistemlerinde ise, kişiselleştirilmiş indirim hedeflerinden kaçınıldığı ve indirimlerin tüm
alıcılar için geçerli objektif kriterlere bağlandığı görülmektedir. Bu durumun, Microsoft
tarafından uygulanan indirim sistemlerinin ayrımcı uygulamaya yol açma riskini azalttığı
anlaşılmıştır. Gerçekten de, Microsoft tarafından uygulanan hacim indiriminde alım
hedeflerinin ve buna bağlı indirim oranlarının tüm alıcılar için geçerli olması nedeniyle,
Microsoft’tan eşit düzeyde alım yapan iki alıcı aynı düzeyde indirim alacaktır. Microsoft’un
hacim indiriminde, bazı teşebbüslerin indirim kazanamazken bazılarının kazanması
veyahut bazı teşebbüslerin diğerlerine oranla daha fazla kazanması ise bir ayrımcılık
olarak nitelendirilemeyecektir. Zira bu durumun ortaya çıkmasının nedeni, farklı düzeylerde
indirim kazanan teşebbüslerin Microsoft’tan farklı miktarlarda alım yapmış olmasıdır. Bu
durumda eşit durumdaki alıcılardan söz etmek mümkün değildir.
(63) Bununla birlikte, Microsoft tarafından uygulanan hacim indiriminde indirim hedefleri tüm
alıcılar için geçerli olmasına rağmen, indirim oranlarının indirim hedefleri ile orantılı bir artış
içerisinde olmadığı görülmektedir. Bu hususa ilişkin olarak Microsoft tarafından gönderilen
yazıda ve yapılan görüşmede özetle, Microsoft’un hacim indirimlerinin, OEM’lerin büyük
hacimli dağıtımlarının Microsoft’a sağladığı etkinlik kazancından kaynaklandığı, bu
kazancın ise artan ölçekle birlikte doğrusal olarak artmadığı, dolayısıyla daha yüksek
miktarlarda alım yapan OEM’lere daha yüksek oranlardan indirim sunulduğu belirtilmiştir.
Microsoft’un söz konusu açıklamasının, hacim indiriminde indirim oranlarının doğrusal
olarak artmamasına ilişkin haklı bir gerekçe olarak kabul edilebileceği kanaatine varılmıştır.
12-24/661-183
17/17
(64) Bu hususlar ışığında, Microsoft’un hacim indirimlerinin ayrımcılığa yol açacak bir yapıda
olmadığı anlaşılmıştır. Microsoft’un “MDA programı”, “Jumpstart programı” ve “yerel
teşvikler” başlıklı indirimlerindeki alım hedefleri de tüm alıcılar için geçerli objektif
hedeflerdir. Ayrıca “ihtiyari fonlar” da dâhil olmak üzere söz konusu indirim sistemlerinde
indirimlerin belirli bir aktiviteye bağlı olarak verilmesi nedeniyle, bu indirimler sonucunda
ortaya çıkan farklı indirim kazanımlarının eşit durumdaki alıcılara farklı fiyat uygulanması
olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
J. SONUÇ
(65) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, dosya konusu iddialara yönelik
olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek
olmadığına OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy