Karar 2 Nisan 2013 [3. Daire]
Olaylar ve Olgular – İlk başvuran Somali vatandaşıdır ve iki küçük çocuğun (ikinci ve üçüncü başvuranın) annesidir. İlk başvuran 2008 yılının Ağustos ayında İtalya’ya gelmiş ve sığınma başvurusunda bulunmuştur. Bir karşılama merkezine nakledilmiş ve iki ay sonra, İtalya’da çalışmasına imkân veren geçici bir oturma izni almıştır. 2009 yılının Ocak ayında kendisine üç yıllık oturma ve seyahat izni belgesi verilmiştir. İlk başvuran 2009 yılının Nisan ayında karşılama merkezinden ayrılmış ve Hollanda’ya giderek, hamileliğinin ilerleyen evrelerinde tekrar sığınma başvurusunda bulunmuştur. İlk başvuranın sığınma talebine ilişkin sorumluluğun Dublin II Tüzüğü uyarınca İtalyan yetkililere ait olduğu gerekçesiyle, başvurusu reddedilmiştir. Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne sunduğu başvuruda, Hollanda’dan İtalya’ya nakledilmesi durumunda Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamındaki haklarının ihlal edileceğinden şikâyet etmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – 3. Madde: M.S.S. / Belçika ve Yunanistan [BD] (no. 30696/09, 21 Ocak 2011, Bilgi Notu sayı 137) davasındaki durumdan farklı olarak, mevcut davada başvuran İtalya’ya varmasından itibaren üç gün içerisinde, İtalyan yetkililerinin sığınmacılar için devreye sokmuş olduğu karşılama merkezinden faydalanmıştır ve üç ay içerisinde kendisine iş arama izni verilmiştir. Başvuranın uluslararası koruma talebi kabul edilmiştir ve kendisine ek olarak üç yıl geçerli oturma izni verilmiştir. Böylece başvuran, yabancılar için seyahat izni belgesini almaya, çalışmaya ve toplumun geneliyle aynı şekilde sosyal yardım planlarından, sağlık hizmetlerinden, sosyal konutlandırma ve eğitim hizmetlerinden yararlanmaya hak kazanmıştır. Yeni gelen sığınmacılara yer açmak için başvuranın yerleşme merkezinden ayrılmaya zorlandığı varsayılsa bile, hamile bir kadın olarak başvuranın, kabul edilen mültecilere açık bir tesise öncelikli olarak yerleştirilme hakkı bulunmuştur. Fakat başvuranın, iş bulma konusunda ya da yoksul veya evsiz kalma riski bulunan savunmasız kişiler için İtalya’da oluşturulmuş olan özel kamu veya özel sosyal yardım planları kapsamında barınma alternatifi için yardım istemiş olduğuna yönelik bir emare bulunmamıştır. Bu şartlar altında, başvuranın İtalya’da gördüğü muamelenin 3. madde kapsamına girmesi için gereken asgari önem seviyesini kazanmış sayılabileceği kanaatine varılmamıştır.
Ancak başvuranın oturma izni bitmiş olduğundan, Mahkeme, İtalya’ya geri gönderilmesi halinde başvuranın durumunun nasıl olacağını değerlendirme yoluna gitmiştir. Mahkeme bu konuda, Hollanda yetkililerinin nakil hakkında İtalyan makamlarını önceden bilgilendireceklerini ve böylece gerekli hazırlıkların yapılması için yeterli süre tanıyacaklarını kaydetmiştir. Başvuranın oturma iznini yenilemesi gerekmesine rağmen, iki küçük çocuğun bekar annesi olarak başvuranın, uygulanan mevzuat uyarınca savunmasız bir kişi olarak özel değerlendirilmeye tabi tutulma hakkı saklı kalmıştır.
İtalya’da sığınmacılar için hazırlanan karşılama planları raporlarında, sığınmacılar ile mültecilerin genel durumları ve yaşam koşulları açısından bazı eksiklikler olduğu açıklanmış olsa da, destek veya kolaylık sağlama konusunda herhangi bir sistemsel yetersizlik görülmemiştir. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) ve İnsan Hakları Komiseri’nin düzenlediği raporlarda, bazı eksiklikleri tamamlamayı amaçlayan son iyileştirmelere atıfta bulunulmuştur ve tüm raporlar sığınmacıların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik hizmetlerin ve kolaylıkların niteliklerini detaylı olarak tarif etme konusunda hemfikir olmuştur. Başvuranın 2008 yılının Ağustos ayında gelişinin ardından yaptığı korunma talebi birkaç ay içerisinde işleme konmuş olup, kendisine barınma imkânı sağlanmış ve sağlık hizmetleri ile diğer kolaylıklara erişim hakkı verilmiştir. Bu şartlar altında Mahkeme, başvuranın İtalya’ya geri gönderilmesi halinde gelecekte maddi, fiziksel veya psikolojik açıdan haiz olacağı imkânlar değerlendirildiğinde, başvuranın 3. maddenin kapsamı alanına girecek kadar ciddi, yeterince gerçek ve yakın bir sıkıntı riski bulunduğunu ispat etmediğine karar vermiştir.
Sonuç: kabul edilemez (açıkça temelden yoksun).
Full & Egal Universal Law Academy