AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 7358/08
Yusuf Ferda İMİRGİ / Türkiye
Başkan
Nebojša Vučinić,
Yargıçlar
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Milan Blaško’un katılımıyla oluşturulan ve 31 Mayıs 2016 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 6 Şubat 2008 tarihli başvuruyu göz önünde bulundurarak aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Yusuf Ferda İmirgi 1962 doğumlu olup, Norveç vatandaşlığı da elde eden bir Türk vatandaşıdır ve Balıkesir’de ikamet etmektedir. Mahkeme önünde, Bursa Barosuna bağlı Avukat N. Bener tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın koşulları
2. Başvurunun kendine özgü koşulları, başvuran tarafından ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuran 26 Nisan 1996 tarihinde, Norveç’te, Norveç vatandaşı olan K.M.İ ile evlenmiştir.
4. 1988 ve 1999 yıllarında çiftin bir kızı ve iki oğlu olmuştur.
5. Başvuran ve K.M.İ. 18 Mayıs 2006 tarihinde boşanmıştır. İlgililer, müşterek velayet hakkına sahiplerdi.
6. 2006 yılında, belirtilmeyen bir tarihte –dosyadaki unsurlar göz önünde bulundurulduğunda, muhtemelen Haziran ayında- K.M.İ., başvuranın oğullarıyla birlikte, en geç 26 Haziran 2006 tarihinde dönmeleri kaydıyla, Almanya’ya gitmelerine izin vermiştir. Başvuran oğullarıyla birlikte önce Almanya’ya, sonrasında ise Türkiye’ye gitmiş ancak öngörülen tarihte Norveç’e geri dönmemiştir.
7. K.M.İ. 29 Haziran 2006 tarihinde Norveç’te Nord-Troms Mahkemesine başvurmuştur. K.M.İ. iddialarını desteklemek için, başvuranın, Türkiye’ye gitmek için rızasını almadan çocuklarıyla birlikte Norveç’ten ayrıldığını ifade etmiştir.
8. Başvuran 4 Temmuz 2006 tarihli dilekçesinde, K.M.İ.nin beyanlarına itiraz etmiş ve çocuklarını kaçırmadığını ileri sürmüştür.
9. Norveç Mahkemesi 30 Ağustos 2006 tarihli kararla, başvuranın oğullarıyla birlikte Norveç’ten kanuna aykırı şekilde ayrıldığını tespit ederek, çocukların velayetini dava hakkında kesin karar verilinceye kadar K.M.İ.ye vermiştir.
10. Belirtilmeyen bir tarihte, K.M.İ., Lahey Sözleşmesi olarak anılan Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi’nin 6. maddesi gereğince Türkiye’de merkezi makam olarak tayin edilen Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne (“merkezi makam”) başvurmuş ve bu antlaşmayla yüklenen yükümlülükleri karşılamak için oğullarının mutat ikametgahlarına dönmelerinin temini talebinde bulunmuştur.
11. Merkezi makam, belirtilmeyen bir tarihte, Burhaniye savcılığına başvuruda bulunmuş ve başvuranın çocukları için Türkiye’den çıkış yasağı getirilmesini talep etmiştir.
12. Burhaniye Cumhuriyet savcısı 13 Ekim 2006 tarihinde Burhaniye Aile Mahkemesine başvurmuş ve K.M.İ.nin, Lahey Sözleşmesi gereğince çocuklarının geri dönmesi için yapmış olduğu başvurunun öncelikli olarak incelemesini talep etmiştir. Cumhuriyet savcısı ayrıca, çocuklar için Türkiye’den çıkış yasağı getirilmesini de talep etmiştir.
13. Burhaniye Aile Mahkemesi aynı gün geçici tedbir kararı vererek çocukların Türkiye’den çıkışını yasaklamıştır.
14. Başvuran 8 Kasım 2006 tarihli dilekçesinde, bilhassa çocuklarını kaybetmekten korktuğu için Türkiye’ye geldiğini; çocuklarını kaçırmadığını; K.M.İ.nin genel ahlakla bağdaşmayan bir hayat sürdürdüğünü ve kendisinin, çocuklarının muhafazasını üstlenmeye daha uygun olduğunu ileri sürmüştür.
15. Burhaniye Aile Mahkemesi 9 Kasım 2006 tarihli duruşma sonunda, K.M.İ.nin talebini kabul etmiş ve Lahey Sözleşmesi’nin 12. maddesi uyarınca, çocukların derhal Norveç’e geri dönmelerine karar vermiştir. Aile Mahkemesi karar gerekçesinde, Lahey Sözleşmesi uyarınca, Türk yargı organlarının, çocukların velayeti hakkında karar vermek için yetkili olmadıkları değerlendirmesinde bulunmuştur. Aile Mahkemesi, çocukların bulundukları yerden başka bir yere götürülmelerinin yasaya aykırı olduğunu ve bunun, annelerinin rızası dışında yapıldığı kanaatine varmıştır. Mahkeme ayrıca, Lahey Sözleşmesi’nin 13 ve 20. maddeleri anlamında geri dönmelerinin çocuklar için ciddi risk arz ettiği yönündeki iddiayı, bunun dayanaktan yoksun bir varsayım olduğu değerlendirmesinde bulunarak bertaraf etmiştir.
16. Başvuran 25 Aralık 2006 tarihinde, 9 Kasım 2006 tarihli karara karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
17. Yargıtay 26 Şubat 2007 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
18. 19 Temmuz 2007 tarihinde verilen ve 26 Eylül 2007 tarihinde başvurana tebliğ edilen kararla, Yargıtay, bu karara karşı yapılan düzeltme talebini reddetmiştir.
19. Başvuran 6 Ağustos 2007 tarihinde, Burhaniye savcılığından ve Norveç Büyükelçiliğinden birer görevli refakatinde oğullarını, K.M.İ.ye teslim etmiştir.
B. İlgili Uluslararası Hukuk
20. 5 Ekim 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi’nin ilgili hükümleri ve Lahey Sözleşmesi Hakkında Açıklayıcı Rapor, X/Letonya ([BD], No. 27853/09, §§ 34-36, AİHM 2013) davasında yer almaktadır.
ŞİKÂYETLER
21. Başvuran, Sözleşme’nin 6, 8 ve 13. maddelerine dayanarak, delil unsurlarının bir bütün olarak değerlendirilmeden, çocuklarının derhal Norveç’e geri dönmelerine karar verilmesinin aile hayatına saygı hakkının ihlalini teşkil ettiğini ileri sürmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
22. Başvuran, ulusal makamların, Lahey Sözleşmesi’ne dayanarak, oğullarının Norveç’e annelerinin yanına geri dönmesine karar vermeleri nedeniyle aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiklerini ileri sürmektedir. Öte yandan, ulusal yargı organları tarafından konuyla ilgili olarak yapılan incelemede eksiklikler bulunduğundan yakınmaktadır.
23. Mahkeme ilk olarak, Sözleşme’nin 8. maddesinin somut olaya uygulanabilirliği konusunda şüphe olmadığını kaydetmektedir. Mahkeme, başvuranın şikâyetlerinin, esasen, çocukların Norveç’e annelerinin yanına geri dönmelerine ilişkin tedbirin kabul edilebilirliğine itiraz etmeye yönelik olması nedeniyle başvuruyu yalnızca 8. madde açısından incelemeye karar vermektedir. (Özmen/Türkiye, No. 28110/08, § 83, 4 Aralık 2012).
24. Sözleşme’nin 8. maddesi aşağıdaki şekildedir:
“1. Herkes özel ve aile hayatına, (…) saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda (…) başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
25. Mahkeme, başvuranın oğullarının Norveç’e geri dönmesine ilişkin kararın başvuran bakımından Sözleşme’nin 8. maddesinin 2. fıkrası anlamında kuşkusuz bir “müdahale” teşkil ettiğini tespit etmektedir. Söz konusu müdahale, 8. maddenin 2. fıkra koşullarına uygun olmadıkça 8. maddeyi ihlal etmektedir. Dolayısıyla geriye, söz konusu müdahalenin “kanunla öngörülüp” öngörülmediğinin, bu maddede belirtilen meşru amaçlardan birini ya da birçoğunu gerçekleştirme amacıyla yapılıp yapılmadığının ve bu amaçlara ulaşmak için “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığının tespit edilmesi kalmaktadır.
26. Mahkeme, çocukların geri dönmesine ilişkin kararın Türkiye’de yürürlükte olan Lahey Sözleşmesi hükümlerine dayandığını ve 8. maddenin 2. fıkrası anlamında meşru amaç olarak, çocukların anneleriyle etkili bir bağ sürdürme hakkını korumak amacıyla uygulandığını gözlemlemektedir. (bk. bu hususta, Tiemann/Fransa ve Almanya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 47457/99 ve 47458/99, AİHM 2000‑IV).
27. Müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekliliği” ile ilgili olarak, konuyla ilgili içtihadından doğan genel ilkelere atıfta bulunmaktadır (bk. bilhassa X/Letonya [BD], No. 27853/09, §§ 92-108, AİHM 2013).
28. Somut olayda, Mahkeme’nin incelemesi gereken esas sorun, Lahey Sözleşmesi’nin 13 b) veya 20. maddeleri gereğince çocukların derhal geri dönmesine engel olan istisnai koşulların somut olayda var olup olmadığını ve başvuranın ileri sürdüğü üzere, ulusal mahkemelerin, çocukların geri dönmesine karar vermek için delil unsurlarını bir bütün olarak değerlendirip değerlendirmediklerini tespit etmektir.
29. Mahkeme mevcut durumda, başvuranın çocuklarının doğduklarından itibaren mutat ikametgâhının Norveç olduğunu gözlemlemektedir. Çocukların Norveç’e gitmelerinden yalnızca birkaç ay sonra geri dönmeleri talebiyle Türk makamlarına başvurulmuştur. Ulusal yargı organlarının kararları oldukça hızlı şekilde devreye girmiş ve nihayetinde 6 Ağustos 2007 tarihinde yani çocukların Türkiye’ye gelmelerinden yaklaşık on üç ay sonra, çocuklar annelerine teslim edilmiştir.
30. Mahkeme aynı zamanda, başvuranın katıldığı bir duruşma sonrasında karara varan ilk derece mahkemesinin 9 Kasım 2006 tarihli kararla, Lahey Sözleşmesi’nin uygulanabilir olduğu kanaatine vardığını ve çocukların derhal Norveç’e geri dönmelerine karar vererek K.M.İ.nin talebini kabul ettiğini kaydetmektedir. Aile Mahkemesi, Lahey Sözleşmesi’nin 13 ve 20. maddeleri anlamında ciddi risk iddiasının başvuran tarafından pek de desteklenmediği kanaatine varmıştır. Aile Mahkemesi öte yandan, çocukların annelerinin rızası olmadan Türkiye’de bulundukları yerden başka bir yere götürülmelerinin yasaya aykırı olduğunu tespit etmiş ve bahse konu Sözleşme’nin 12. maddesi gereğince başvuranın oğullarının geri dönmesine karar vermiştir. Yargıtay 26 Şubat 2007 tarihinde söz konusu kararı onamış ve 19 Temmuz 2007 tarihinde başvuran tarafından yapılan karar düzeltme talebini reddetmiştir.
31. Mahkeme, Lahey Sözleşmesi’nin 13 b) maddesi uyarınca, “geri dönmesine karşı çıkan kişi, kurum ya da örgüt (…) ciddi bir risk olduğunu tespit ettiğinde” konuyu inceleyen yargıçların, geri dönüş talebini kabul etmek zorunda olmadıklarını kaydetmektedir. Bu nedenle, bahse konu Sözleşme’nin 20. maddesi gereğince “çocuğun, 12. madde hükümleri uyarınca geri dönmesi, Devletin, insan haklarının ve temel hak ve özgürlüklerinin korunmasına ilişkin temel ilkeleri izin vermiyor ise reddedilebilir.” Bu konuda yeterli delil göstermesi gereken, ilk olarak geri göndermeye itiraz eden anne ya da babadır. Dolayısıyla somut olayda, Lahey Sözleşmesi’nin 13 b) maddesiyle özellikle “ciddi” olarak nitelendirilen bir riskin var olduğu yönündeki iddialarını temellendirmek için yeterli delil sunmak başvurana düşmüştür (yukarıda anılan X/Lettonie, §§ 116). Ancak Mahkeme, başvuranın ulusal yargı organları önünde bu anlamda herhangi bir delil unsuru ibraz etmediğini kaydetmektedir.
32. Mahkeme, başvuranın, Lahey Sözleşmesi’ne dayanan geri dönme talebiyle başvurulan mahkemenin, durumu bir bütün olarak değerlendirmediği iddiasıyla ilgili açıklamalarına katılmamaktadır.
33. Mahkeme, çocukların Norveç’e geri dönmesinin bir dizi sıkıntı doğurabileceğini kabul etse bile, bu sıkıntıların, büyük ölçüde başvuranın bizzat tek taraflı olarak aldığı karardan kaynaklanmış olabileceği kanaatine varmaktadır. Her çocuğun, anne ve babasının her biri ile ilişkilerini düzenli olarak sürdürmesine imkân veren bir çevrede büyümesinin, çocuğun “yüksek menfaatleri”nden olduğuna şüphe yoktur. Bu nedenle, Mahkeme, Norveç vatandaşı olarak, başvuranın Norveç’e gidebileceğini ve çocuklarını muhafaza etme hakkını üstlenmek amacıyla halen Norveç yargı organlarına başvurabileceği kanaatindedir.
34. Mahkeme ayrıca, hiçbir unsurun, ulusal yargı organlarının ihtilaf konusu tedbiri almalarına yol açan karar verme sürecinin adil olmadığını ya da başvurana, kendi menfaatlerini koruması için yeterli bir rol oymaya imkân vermediğini düşünmeye izin vermediğini tespit etmektedir.
35. Yukarıda sıralanan hususlar göz önüne alındığında, Mahkeme, yetkililerin konuyla ilgili takdir yetkisi bakımından, geri dönüş kararının, Lahey Sözleşmesi ışığında değerlendirilen Sözleşme’nin 8. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ilgili ve yeterli gerekçelere dayandığı kanaatine varmaktadır.
36. Bu nedenle, başvuru açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilerek, 23 Haziran 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Milan BlaškoNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı VekiliBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy