AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başvuru no. 16746/10
Emine MUTLU / Türkiye
ve 26 diğer başvuru
(ekteki listeye bakınız)
Başkan;
Ledi Bianku,
Yargıçlar;
Jon Fridrik Kjølbro,
Ivana Jelić,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 20 Kasım 2018 tarihinde Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), ekteki listede gösterilen çeşitli tarihlerde yapılan yukarıdaki başvuruları göz önüne alarak Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuranlar tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE OLGULAR
1. Her biri Türkiye vatandaşı olan başvuranlarla ilgili bilgiler ekte yer almaktadır.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın koşulları, taraflarca ibraz edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuranlar, kendi hatalarından kaynaklanan ölümcül kazalara karışmış sürücülerin mirasçılarıdır.
5. Başvuranlar farklı tarihlerde ulusal mahkemelerde sigorta şirketlerine dava açarak ilgili mirasçıların ölümü nedeniyle yaşadıkları acı ve mağduriyetler için tazminat talebinde bulunmuşlardır. Somut tarihte, vefat eden sürücülerin mirasçılarına ödenecek tazminat miktarını belirlerken Yargıtay, sürücülerin kazalardaki hatalarını dikkate almamıştır.
6. Davalar ilk derece mahkemesi önünde derdest iken, 2008 yılında Yargıtay benzer davalarındaki yaklaşımını değiştirmiş ve trafik kazalarında hatalı olan sürücülerin mirasçılarına tazminat ödenmemesi gerektiğine karar vermiştir. Yargıtay mirasçıların hayatlarını kaybeden sürücülerin hatasından faydalanmamaları gerektiğine ve sigorta şirketlerinin hatalı sürücülerin hayatta kalmaları halinde yapacakları itirazları öne sürme hakları olduğuna kanaat getirmiştir.
7. İlk derece mahkemesi, Yargıtay’ın güncel içtihatlarına dayanarak kazalarda tamamen sürücülerin hatalı olduğu konusunda taraflar arasında herhangi bir anlaşmazlık bulunmadığı için ilk derece mahkemeleri başvuranların davalarını reddetmişlerdir.
8. Bazı başvuranlar, 10 Mart 2009 tarihinde kararı temyiz etmiştir. Bazıları ise içtihatta meydana gelen değişiklikleri göz önüne alarak temyize gitmenin boş bir çaba olduğunu düşünerek kararı temyiz etmemiştir.
9. Mevcut davaların açılmasını takiben, 2012 yılında Yargıtay konuyla ilgili yaklaşımını bir kez daha revize etmiştir. Özellikle, bir ilk derece mahkemesi, trafik kazasında hatalı olan sürücünün mirasçılarına tazminat verilmesi konusunda önceki kararında direndiğinde, konu, içtihadın yeknesaklaştırılması adına Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na sevk edilmiştir. 22 Şubat 2012 tarihli öncü kararında, Yargıtay durumu yeniden ele almış ve hayatını kaybeden sürücüler kazalarda tamamen hatalı olsa bile, davacılara, ölümcül kaza nedeniyle katlanmak zorunda oldukları dolaylı zararlar karşılığında sigorta şirketleri tarafından tazminat ödenmesi gerektiğine kanaat getirmiştir.
10. Başvuranlarla ilgili bilgiler ekte yer almaktadır.
A. İlgili İç Hukuk ve Uygulama
11. 2918 Sayılı Kanunun 91 § 1 maddesi uyarınca (Karayolları Trafik Kanunu) araç sahiplerinin motorlu araçlarını sigorta ettirmeleri zorunludur. Bir taşıtın sahibi ve sürücüsü, taşıtın yol açtığı her türlü maddi ve / veya maddi zarardan sorumludur.
12. 2008 yılına kadar, ölen sürücünün mirasçılarına verilen tazminat miktarına karar verirken, Yargıtay, sürücünün kazada hatalı olup olmadığını dikkate almamıştır. Yargıtay mirasçılar tarafından maruz kalınan zararın kazanın dolaylı bir sonucu olduğu ve mirasçıların tazminat talebinin miras hakkından kaynaklanmadığı sonucuna varmıştır. Buna ek olarak, mahkeme mirasçıların dava konusu kazalarda hiçbir sorumluluğunun bulunmadığına ve sürücülerin hatalarından sorumlu tutulamayacaklarına kanaat getirmiştir.
13. 2008 yılından başlayarak 2012 yılına kadar Yargıtay konuya ilişkin yaklaşımı değiştirerek hayatını kaybeden sürücülerin hatalarının dikkate alınması gerektiğine karar vermiştir. Yargıtay mirasçıların hayatlarını kaybeden sürücülerin hatasından faydalanmamaları gerektiğine ve sigorta şirketlerinin hatalı sürücülerin hayatta kalmaları halinde yapacakları itirazları öne sürme hakları olduğuna kanaat getirmiştir.
14. Bunun ardından, 22 Şubat 2012 tarihli öncü kararında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihadı netleştirme fırsatı bulmuş ve ilk yaklaşımına geri dönmüştür. YHGK hayatını kaybeden sürücünün mirasçılarına, kaza sürücünün kendi hatasından kaynaklanmış olsa bile tazminat ödenmesi gerektiğine karar vermiştir.
ŞİKÂYET
15. Başvuranlar Yargıtay’ın çelişkili içtihatları nedeniyle hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasıyla Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca şikayetçi olmuşlardır. Başvuranlardan bazıları aynı şikayet ile ilgili olarak Sözleşmenin 1 No’lu Protokolünün 1. maddesini de öne sürmüşlerdir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
16. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, bunları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
17. Başvuranlar, Yargıtay içtihatlarındaki değişiklik sonucunda tazminat davalarının haksız yere reddedildiğini ifade etmişlerdir. Bu bağlamda Sözleşme’nin 6. maddesi ile Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesini öne sürmüşlerdir.
18. Mahkeme, başvuranın şikayetlerinin, hükümleri aşağıda yer alan Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca incelenmesi gerektiğini düşünmektedir:
“Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan, ... adil bir şekilde ve ... görülmesini isteme hakkına sahiptir ...”
19. Hükümet, ilk olarak, başvuruların iç hukuk yollarının tüketilmemesi ve davaların altı aylık süre sınırının bitiminden sonra açılması gibi kabul edilebilirlik kurallarına uyulmamasından dolayı kabul edilemez bulunması gerektiğini belirtmiştir. Esasa ilişkin olarak ise, Hükümet Yargıtay’ın ihtilaf konusu uyuşmazlıkta benimsediği yaklaşımında hukuki güvenlik ilkesini ihlal edecek kadar derin ve köklü farklılıklar olmadığını ileri sürmüştür. Hükümet ayrıca, iç hukukta içtihatların tutarlılığını ve yeknesaklığını sağlamak için etkili bir mekanizma olduğunu belirtmiştir.
20. Mahkeme, başvurular aşağıda belirtilen sebeplerle kabul edilemez olduğu için, Hükümet tarafından gündeme getirilen ilk hususların çözülmesinin gerekli olmadığını değerlendirmektedir.
21. Mahkeme, ilk olarak geçmişte aynı konuya sahip başka bir olayı incelediğini ve açıkça dayanaktan yoksun olduğu için kabul edilemez bulduğunu belirtir. (bk. Şen / Türkiye (k.k.) [Komite], no. 24537/10, 14 Şubat 2012).
22. Mahkeme ayrıca, yerel mahkemelerin yerine geçme gibi bir görevi olmadığını yineler. İç mevzuatın yorumlanmasından kaynaklanan sorunları çözme görevi öncelikli olarak ulusal makamlara aittir. Görünüşte benzer yargılamalarda bile, ulusal mahkemelerin farklı kararlarını karşılaştırmak Mahkeme’nin rolü veya işlevi değildir. Mahkeme, ulusal mahkemelerin bağımsızlığına saygı göstermelidir (bk. Sepe ve diğerleri v. İtalya (k.k.), no. 36167/07, §§ 16-17, 16 Eylül 2014).
23. Adil yargılanma hakkı, Akit Devletlerin ortak mirasının bir parçası olarak hukukun üstünlüğünün ilan edildiği Sözleşme’nin Başlangıç Kısmı ışığında yorumlanmalıdır. Hukukun üstünlüğünün temel esaslarından biri de hukuki güvenlik ilkesidir. Konuya ilişkin olarak başvurulabilecek son mercii olan mahkemede görülen benzer davalarda verilen çelişkili kararlar, bu ilkeye aykırılık teşkil edebilir ve dolayısıyla kamuoyunun yargıya duyduğu güveni sarsabilir; bu güven, bir devletin hukukun üstünlüğüne dayanan temel unsurlarından biridir (bk. Nejdet Şahin ve Perihan Şahin - Türkiye [BD], no. 13279/05, §§ 55‑57, 20 Ekim 2011). Diğer yandan, bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir (bk. Unédic v. Fransa, no. 20153/04, § 74, 18 Aralık 2008) Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve gelişmekte olan bir yaklaşımın sürdürülememesinin reform ya da iyileşmeyi engelleyeceğinden, içtihadın geliştirilmesi adaletin tecellisine aykırılık teşkil etmez (bk. Atanasovski v. Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, no. 36815/03, § 38, 14 Ocak 2010).
24. Ayrıca, Mahkemeye yapılan bireysel başvuru, iç hukukta ortaya çıkabilecek içtihat ihtilaflarını ele almak veya ortadan kaldırmak için bir araç veya farklı ulusal mahkemelerin kararlarında tutarsızlıkları gidermek için bir denetim mekanizması olarak kullanılamaz (yukarıda anılan, Nejdet Şahin ve Perihan Şahin, § 95).
25. Mahkeme’den, tek bir temyiz mahkemesi tarafından verilen çelişkili kararlar hakkında bir karar vermesi istenmiştir (bk. Tudor Tudor / Romanya, no. 21911/03, 24 Mart 2009). Bu davadaki farklılıkların “derin ve köklü” niteliklerinin yanı sıra, ilgili mahkemelerin uygulamalarındaki tutarsızlıktan kaynaklanan hukuki belirsizliğin ve çelişkili kararların çözüme kavuşturma mekanizmalarının bulunmamasının da adil yargılanma hakkını ihlal ettiği değerlendirilmiştir (bk. yukarıda anılan, Tudor Tudor, §§ 30- 32).
26. Bu bağlamda, Mahkeme, birçok kez, mahkemelerin uygulamalarında tutarlılığı ve mahkemelerin içtihadının yeknesaklığını sağlamak için mekanizmaların kurulmasının önemini yinelemiştir (bk. Schwarzkopf ve Taussik, v. Çek Cumhuriyeti (k.k.), no. 42162/02, 2 Aralık 2008).
27. Somut başvuruya dönüldüğünde, Mahkeme ilk olarak, hayatını kaybeden sürücüler tamamen hatalı olsalar bile başvuranlar ilgili ilk derece mahkemeleri önünde dava açtıkları tarihteki içtihat hayatını kaybeden sürücülerin mirasçılarına tazminat ödenmesini öngördüğü için, başvuranların kendi lehlerinde bir sonuç bekleyebileceklerini belirtir. Ancak, Yargıtay, 2008 yılındaki eski içtihadından ayrılma kararı aldığında, somut davanın neden mevcut içtihada aykırı olduğuna karar verildiğine dair ayrıntılı bir açıklama yapmıştır. Mahkeme, bu noktada Yargıtay’ın ayrıntılı kararını takiben, başvuranların davalarının ilk derece mahkemeleri tarafından reddedilmesinin ardından 9 başvuruda başvuranların zamanında temyiz başvurusunda bulunmadıklarını ve 4 başvuruda başvuranların davalarını takip etmediklerini gözlemlemektedir (bk. Ekli tablo). Ardından 2010 yılında, bir ilk derece mahkemesi tarafından verilen faklı bir karara istinaden aynı hukuki mesele yeniden değerlendirilmek durumunda kalınmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, içtihadını yeknesaklaştırmak amacıyla söz konusu hukuki mesele üzerine yeni bir inceleme gerçekleştirmiştir. Öncü kararda, Yargıtay, ilk yaklaşımı benimseme kararı alarak hayatını kaybeden sürücüler tamamen hatalı olsalar bile mirasçılarının ölümcül kaza sonucu yaşadıkları kayıp ve zarara istinaden tazminat hakkına sahip olması gerektiğine karar vermiştir.
28. Mahkeme, başvuranların lehine olan bu yeni öncü kararın, başvuranların davalarının kesinleşmesinden ötürü davaları üzerinde herhangi bir etkisi olmadığını belirtmiştir. Ancak, iç hukuk ve uygulama, mahkeme uygulamalarının tutarlılığının ve içtihadın yeknesaklığının sağlanması için bir mekanizma ortaya koymuştur. Mahkeme, bir kez daha yasanın tutarlılığının sağlanmasının zaman alabileceğini ve içtihatların geliştirilmesinin başlı başına adaletin doğru bir biçimde tecelli etmesi önünde bir engel teşkil etmediğini, çünkü dinamik ve gelişmek olan bir yaklaşımın sürdürülmemesinin reformu veya iyileştirmeyi engelleyebileceğini hatırlatır (bk. yukarıda anılan, Nejdet Şahin ve Perihan Şahin, §§ 83 ve 58).
29. Yukarıdaki açıklamaların ışığında, somut başvuruların Sözleşme ve Protokollerinde öngörülen hak ve özgürlerin ihlaline işaret etmedikleri için açıkça dayanaktan yoksun oldukları gerekçesiyle Sözleşme’nin 35§§ 3 ve 4. maddesi uyarınca kabul edilemez olarak beyan edilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine;
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 13 Aralık 2018 tarihinde yazılı olarak tebliğ bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EK
No.
Başvuru no.
Başvuru tarihi
Başvuran
Doğum tarihi
İkamet Adresi
Temsil eden
Davaya özgü bilgiler
16746/10
15.03.2010
Emine MUTLU
1.01.1964
Adıyaman
Erhan BORA
4 Aralık 2008 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranın davasını reddetmiştir. Bu karar 7 Aralık 2009 tarihinde Yargıtay tarafından onaylanmıştır.
17430/10
15.03.2010
Tülin FIRAT
11.09.1965
Ankara
Berna FIRAT
26.09.1989
Ankara
Erhan BORA
6 Kasım 2008 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranların davasını reddetmiştir. Başvuranlar karara karşı itirazda bulunmamıştır.
17438/10
15.03.2010
Gürcü ÇITAK
1.01.1967
Yozgat
Erhan BORA
16 Temmuz 2009 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranın davasını reddetmiştir. Yargıtay, 22 Mart 2010 tarihinde kararı onamıştır.
17454/10
16.03.2010
Şahinaz KEMEÇ
1.01.1964
İstanbul
Duygu KEMEÇ
2.06.1988
İstanbul
Erhan BORA
26 Mayıs 2008 tarihinde Beyoğlu Ticaret Mahkemesi başvuranlara tazminat ödemiştir. Yargıtay, 14 Aralık 2009 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. 21 Temmuz 2010 tarihinde ilk derece mahkemesi başvuranların davasını reddetmiştir. Bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulmamıştır.
17465/10
15.03.2010
Hüseyin ATLI
11.12.1961
Çankırı
Handan ATLI
29.01.1978
Çankırı
Erhan BORA
22 Nisan 2009 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranların davasını reddetmiştir. Yargıtay, 23 Eylül 2010 tarihinde kararı onamıştır. Daha sonra, içtihattaki değişikliğe dayanarak, başvuranların düzeltme talebi kabul edilmiş ve dava dosyası, 20 Haziran 2013 tarihinde yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine tekrar gönderilmiştir. Dosyadaki en son bilgilere göre, dava halen ilk derece mahkemesi önünde derdesttir.
17918/10
10.03.2010
Nurcan ŞAHİN
9.02.1965
Ordu
Erhan BORA
3 Ekim 2007 tarihinde Beyoğlu Ticaret Mahkemesi başvurana tazminat ödemiştir. Yargıtay, 13 Nisan 2009 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. 17 Şubat 2010’da ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş ve bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulmamıştır.
19692/10
23.03.2010
Selvinaz SEVİNDİK
4.08.1988
Samsun
Erhan BORA
24 Temmuz 2007 tarihinde Beyoğlu Ticaret Mahkemesi başvurana tazminat ödemiştir. Yargıtay, 19 Ocak 2009 tarihinde kararı bozmuştur. İlk derece mahkemesi, 23 Şubat 2010 tarihinde, Yargıtay’ın kararına uyarak davanın reddine karar vermiştir. Daha sonra Yargıtay, başvuranın temyiz talebini reddetmiştir.
19739/10
22.03.2010
Çetin TEZCAN
6.01.1950
Muğla
Saadet TEZCAN
18.05.1957
Muğla
Erhan BORA
12 Şubat 2009 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranların davasını reddetmiştir. Temyiz işlemleri, başvurunun yapıldığı sırada derdest idi.
19783/10
19.03.2010
Fatma ARTLI
15.11.1980
Samsun
Hakan Cemal ARTLI
15.12.1998
Samsun
Can ARTLI
14.06.2004
Samsun
Cem ARTLI
14.06.2004
Samsun
Erhan BORA
20 Haziran 2007 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranlara tazminat ödenmesine karar vermiştir. Yargıtay, 4 Haziran 2009 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. 16 Haziran 2010 tarihinde ilk derece mahkemesi başvuranların davasını reddetmiştir. Bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulmamıştır.
19797/10
22.03.2010
Fadime İĞSİZ
21.10.1965
Manisa
Erhan BORA
Başvuran, Ankara Ticaret Mahkemesinde bir tazminat davası açmış ancak davayı sürdürmemiştir. Sonuç olarak, 1 Haziran 2009’da ilk derece mahkemesi davayı kayıttan düşürmeye karar vermiştir.
19848/10
19.03.2010
Nurgül KAYA
5.02.1970
Ankara
Erhan BORA
4 Ekim 2007 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranın davasını onamış ve tazminata hükmetmiştir. Yargıtay, 17 Ekim 2008 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. 24 Mart 2011 tarihinde ilk derece mahkemesi başvuranların davasını reddetmiştir. Temyiz talebi de 31 Mayıs 2012 tarihinde reddedilmiştir.
19851/10
19.03.2010
Reyhan EROL
1.01.1964
İstanbul
Erhan BORA
14 Kasım 2007 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranın davasını onamış ve tazminata hükmetmiştir. Yargıtay, 8 Haziran 2009 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Başvuran, davasını takip etmediğinden, 26 Temmuz 2010 tarihinde dava, ilk derece mahkemesi tarafından kayıttan düşürülmüştür.
19854/10
22.03.2010
Remziye KULOĞLU
16.08.1967
Erhan BORA
13 Şubat 2008 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranın davasını onamış ve tazminata hükmetmiştir. Yargıtay, 15 Eylül 2008 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Başvuran, davasını takip etmediğinden, 26 Ocak 2010’da dava, ilk derece mahkemesi tarafından kayıttan düşürülmüştür.
19861/10
22.03.2010
Melek KİRMAN
12.01.1966
Kocaeli
Reyhan KİRMAN
22.01.1992
Kocaeli
Ayhan KİRMAN
1.07.1994
Kocaeli
Erhan BORA
30 Eylül 2010 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranların davasını reddetmiştir. Bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulmamıştır.
19876/10
22.03.2010
Yılmaz GÜREL
19.12.1965
Tekirdağ
Erhan BORA
29 Aralık 2008 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranın davasını reddetmiştir. Bu karar 14 Aralık 2009 tarihinde Yargıtay tarafından onaylanmıştır.
20691/10
26.03.2010
Recebiye DEMİRTAŞ
30.03.1980
Bursa
Hilal DEMİRTAŞ
19.02.1998
Bursa
Eslem DEMİRTAŞ
23.09.2004
Bursa
Erhan BORA
13 Aralık 2007 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranların davasını reddetmiştir. Bu karar 3 Aralık 2009 tarihinde Yargıtay tarafından onaylanmıştır.
20735/10
23.03.2010
Bahar Işık YÜCEL
3.08.1978
Kayseri
Yalçın YÜCEL
8.04.2004
Kayseri
Erhan BORA
15 Temmuz 2008 tarihinde Beyoğlu Ticaret Mahkemesi başvuranlara tazminat ödemiştir. Yargıtay, 14 Aralık 2009 tarihinde kararı bozmuştur. 28 Eylül 2010 tarihinde ilk derece mahkemesi başvuranların davasını reddetmiştir. Bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulmamıştır.
20736/10
24/03/2010
Nermin TANGÖR
13.01.1939
Edirne
Erhan BORA
4 Şubat 2009 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranın davasını reddetmiştir. 14 Aralık 2009 tarihinde Yargıtay, başvuranın temyiz talebini reddetmiştir.
20739/10
24.03.2010
Nurten KIRCALI
1.05.1972
Kırklareli
Alp KIRCALI
24.05.1992
Kırklareli
Fikriye KIRCALI
4.03.1995
Kırklareli
Erhan BORA
9 Ekim 2008 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranın davasını reddetmiştir. 23 Aralık 2010 tarihinde Yargıtay, başvuranların temyiz talebini reddetmiştir.
21998/10
29.03.2010
Gülay ÇÖRDÜK
16.05.1972
Çorum
Fatma ÇÖRDÜK
6.03.1995
Çorum
Çağrı ÇÖRDÜK
7.11.1992
İzmir
Erhan BORA
15 Kasım tarihinde Beyoğlu Ticaret Mahkemesi başvuranlara tazminat ödemiştir. Yargıtay, 8 Haziran 2009 tarihinde kararı bozmuştur. 11 Mart 2010 tarihinde ilk derece mahkemesi başvuranların davasını reddetmiştir. Yargıtay, 28 Haziran 2010 tarihinde kararı onamıştır.
22005/10
29.03.2010
Hatice PAMUK
20.11.1957
Bursa
Erhan BORA
28 Şubat 2008 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvurana tazminat ödemiştir. Yargıtay, 9 Ekim 2008 tarihinde kararı bozmuştur. 15 Nisan 2010 tarihinde ilk derece mahkemesi başvuranların davasını reddetmiştir. Bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulmamıştır.
28637/10
27.04.2010
Alime YAKICI
21.05.1963
Konya
Erhan BORA
Başvuran, Ankara Ticaret Mahkemesinde bir tazminat davası açmış ancak davayı sürdürmemiştir. Sonuç olarak, 11 Şubat 2010’da ilk derece mahkemesi davayı kayıttan düşürmeye karar vermiştir.
28638/10
27.04.2010
Fatma DEĞERLİ
1.02.1950
Kayseri
Erhan BORA
5 Mart 2009 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranın davasını reddetmiştir. Bu karar 14 Aralık 2009 tarihinde Yargıtay tarafından onaylanmıştır.
28640/10
27.04.2010
Aynur TÜRKMEN
5.04.1956
Muğla
Erhan BORA
6 Kasım 2008 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranın davasını reddetmiştir. Bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulmamıştır.
28642/10
27.04.2010
Hamide KALENDER
25.06.1954
Ordu
Erhan BORA
18 Eylül 2008 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranın davasını reddetmiştir. Yargıtay, 14 Aralık 2009 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
26803/11
14.01.2011
Gurbet ETE
9.12.1971
Siirt
Sinan ETE
25.07.1991
Siirt
Rezan ETE
1.01.1993
Mersin
Ferhat ETE
8.08.1994
Mersin
Azat ETE
10.05.1997
Siirt
Muhammet ETE
8.09.2005
Mersin
Mustafa ETE
8.09.2005
Mersin
Abdullah ERKOL
2 Nisan 2009 tarihinde Mersin Ticaret Mahkemesi başvuranların davasını reddetmiştir. Sırasıyla 15 Nisan 2010 ve 7 Ekim 2010 tarihlerinde başvuranların temyiz ve karar düzeltme talepleri reddedilmiştir.
63054/11
20.07.2011
Fatma ZENT
1.01.1962
Adıyaman
Zafer ZENT
30.08.1990
Adıyaman
Erhan BORA
28 Mayıs 2009 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi başvuranın davasını reddetmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy