AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başvuru no. 858/07
Necmi Mutlu / Türkiye
Başkan;
Ledi Bianku,
Yargıçlar;
Jon Fridrik Kjølbro,
Ivana Jelić,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 20 Kasım 2018 tarihinde Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 27 Aralık 2006 tarihli başvuruyu göz önüne alarak, Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuranlar tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE OLGULAR
1. Başvuran Necmi Mutlu 1935 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, İstanbul’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde Ankara Barosuna kayıtlı avukatlar Mehmet Alacacı ve Mukadder Kayakaçan tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran, İstanbul’un Avcılar İlçesi Firuzköy mevkiinde bir arsa parseline (no. 7/2689) sahiptir. Söz konusu parsel, 1/100.000 ölçekli yerel kalkınma planının lejantında Üniversite olarak kalmıştır.
4. Belirtilmemiş bir tarihte tapu sicil kaydına bir şerh düşülmüş ve başvuranın arazisinin İstanbul Üniversitesi (bundan böyle “Üniversite” olarak adlandırılacaktır) tarafından kamulaştırılacağı belirtilmiştir.
5. Başvuran 3 Eylül 2002 tarihinde Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır.
6. Başvuranın arazisinin Üniversite tarafından çitle ayrıldığını belirten uzman raporlarına dayanan Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi, 7 Kasım 2002 tarihinde başvurana kamulaştırmasız el atma için 305.250.000.000 Türk lirası (TL) tazminat ödenmesine karar vermiştir. Verdiği kararda ilk derece mahkemesi, özellikle, söz konusu arazinin Üniversitenin etkili kontrolü altında olduğunu ve araziye erişimin etrafına örülen çitler nedeniyle kısıtlandığını tespit etmiştir.
7. Yargıtay 9 Kasım 2004 tarihinde Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararını bozmuş ve söz konusu arazinin Üniversite tarafından kontrol edilmediğine veya etkin bir şekilde kullanılmadığına karar vermiştir.
8. Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi, 13 Mayıs 2005 tarihinde, Yargıtay’ın kararına uyarak davanın reddine karar vermiştir.
9. Yargıtay, 20 Aralık 2005 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
10. Başvuranın karar düzeltme talebi 8 Haziran 2006 tarihinde Yargıtay tarafından reddedilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Başvuranın arazisine getirilen kısıtlamalara ilişkin şikâyet
11. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 no.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, yerel imar planı nedeniyle arazisine getirilen kısıtlamadan şikayetçi olmuştur. Bu bağlamda, arazisine ait tapu sicili kayıtlarında kamulaştırma şerhi düşüldüğü halde yerel mahkemelerin tazminat talebini reddetmelerinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
12. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, Türkiye’de yargılamaların uzunluğuna, kararların geç icra edilmesine ve icra edilmemesine ilişkin başvuruların ele alınması amacıyla yeni bir Tazminat Komisyonu’nun kurulduğunu belirtmiştir. Hükümet ayrıca, Tazminat Komisyonu’nun yargı yetkisinin daha sonra 16 Mart 2014 ve 9 Mart 2016 tarihlerinde kabul edilen kararnameler aracılığıyla, diğer hususların yanı sıra, yerel imar planları kapsamında özel mülkiyete tabi arazilerin kamu kullanımına tahsis edilmesi nedeniyle mal ve mülk dokunulmazlığı hakkı ihlallerine ilişkin iddiaları da kapsayacak şekilde genişletildiğini ifade etmiştir. Hükümet, dolayısıyla, başvuranın Tazminat Komisyonu’na herhangi bir başvuru yapmamış olmaları nedeniyle, iç hukuk yollarını tüketmemiş olduklarını ileri sürmüştür.
13. Mahkeme, Hükümet tarafından da ortaya konulduğu üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) başvurusunda pilot karar usulünün uygulanmasını müteakip Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemiştir. Ardından, Mahkeme yukarıda anılan Paksoy ve Diğerleri ((k.k.), no. 19474/10, 7 Haziran 2016) davasındaki kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle yeni bir başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun, yerel imar planlarında başvuranların arazilerinin kamu kullanımına tahsis edilmesine ilişkin şikâyetler bakımından, ilk bakışta erişilebilir ve makul bir çözüm sunacak nitelikte olduğu kanısına vardığını belirtmiştir.
14. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasındaki kararında, yeni hukuk yolunun uygulanmasından önce Hükümete tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları (Mahkeme’nin Ümmühan Kaplan kararı tipinde), normal usul uyarınca inceleyebileceğini vurguladığını belirtmiştir.
15. Ancak, Mahkeme, Hükümetin başvuranın 6384 sayılı Kanun ile tesis edilmiş olan yeni iç hukuk yoluna ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak, yukarıda anılan Paksoy ve Diğerleri davasında varmış olduğu sonucu yinelemektedir.
16. Yukarıda belirtilenler nedeniyle Mahkeme, başvuranın yerel imar planı ile arazisine getirilen kısıtlamaya ilişkin şikayetlerinin iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 hükümleri uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.
D. Diğer Şikayetler
17. Başvuran, Sözleşme’nin 14. maddesine dayanarak, yerel mahkemelerin davalarını reddettiği için kendisine karşı ayrımcı yaklaşımda bulunduğu iddiasıyla şikayetçi olmuştur. Bu bağlamda, yerel mahkemelerin aynı şartlarda bulunan diğer kişilerin tazminat talebini kabul ettiğini iddia etmiştir. Başvuran, ayrıca Sözleşme’nin 17 ve 18. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
18. Mahkeme, mevcut bilgi ve belgeleri göz önünde bulundurarak ve şikâyet konusu hususları görev alanına girdiği ölçüde dikkate alarak, Sözleşme veya Ek Protokollerde belirtilen hak ve özgürlükler açısından herhangi bir ihlalin söz konusu olmadığı kanaatine varmıştır. Dolayısıyla, Mahkeme, başvurunun bu kısmının, açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 (a) ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 13 Aralık 2018 tarihinde yazılı olarak tebliğ bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy