TC
İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR.
ESAS NO: 2018/137 Esas
KARAR NO: 2018/98 Karar
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 12/02/2018
KARAR TARİHİ: 15/02/2018
Yukarıda tarafları, konusu, esas ve karar numarası yazılı mahkememiz dosyasının yapılan incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesi ile; dava dışı sigortalı ...'a 1... poliçe numarası ile bir yıl süreli benim evim adlı sigorta poliçesi düzenlendiğini, poliçe teminat süresi içerisinde davalı kurumun sorumluluğunda olan sokak ana giderlerinin tıkanması nedeniyle sigortalısının evini su bastığı ve bu nedenle de zararlarının oluştuğu, oluşan zarar bedeli 4.026,00 TL nin 27/07/2016 tarihinde dava dışı sigortalıya ödendiğinden bahisle sigortalısına rücuen meydana gelen zararda davalının %100kusurlu olması nedeniyle 4.026,00 TL nin 27/07/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizde açılan davada dava şartlarından olan görev hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerekmiştir. Zira, HMK 114/1-c maddesinde görev hususu dava şartı olarak kabul edilmiş ve HMK 138 maddesi uyarınca dava şartlarının öncelikle inceleneceği ve HMK 115/1 maddesi uyarınca da dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında mahkemece resen araştırılacağı düzenlenmiş olduğundan, öncelikle bu yönde değerlendirme yapılmıştır.
Bir davanın mahkememizde görülebilmesi için 6102 sayılı yasanın 4/1 maddesinde belirtilen her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir dava türü olması ki bu nispi ticari davadır, yada 6102 sayılı yasanın 4/1-a,b,c,d,e,f maddelerinde öngörülen mutlak ticari dava türlerinden birinden olması gerekir.
Mahkememizde açılan davada davacı tüzel kişi tacir , sigorta şirketi, davalı da Yargıtay uygulamalarınca tacir kabul edilen, aslında İstanbul Belediyesi bünyesinde bulunan özel yasa ile kurulmuş bir kamu kurumu olduğu, dosyamız davacısının dava açmasının sebebi dava dışı ... isimli sigortalısı ile yapılan '' Benim Evim'' isimli mal sigortasından kaynaklı doğan zarar bedelinin ödenmiş olması nedeniyle rücuen alacak davasının tarafa olduğu sabittir. Dosyamız davacısı meydana gelen hasarın davalının haksız fiilinden, hizmet kusurundan kaynaklandığını belirtmiş ve ödeme yaptığı sigortalısına halefen dava açmış olması nedeniyle, ödemeyi yapan dosyamız davacısının kendisine halef olduğu, sigortalısının hukukuna tabi olması gerektiği, buna göre de 31/03/1954 tarihli 18/11 sayılı '' sigortacı, sigortalıya ödediği tazminat nispetinde sigortalının yerine geçer ve onun halefi olur, sigortalı kendisi ile halef olan sigortalıya, sahip olduğu hak ve salahiyetlerden daha fazlasını devredemeyeceği gibi, iş bu halefiyet kaidesi sigortalının zararından sorumlu olan kimselerin hukuken durumlarını ağırlaştıramaz '' şeklindeki içtihatı birleştirme kararında bahsedildiği gibi 6102 sayılı yasanın 1472 maddeye dayalı olarak kanundan doğan sınırlı bir halefiyet ilkesi nedeniyle davacı, sigortalısının hukukuna tabidir. Buna göre de, davacının sigortalısının tacir olmadığı , gerçek kişi ... olduğu, zarar görenin de ticari işletme eğil dava dışı sigortalının daimi meskeni, evi olduğu, davalının hizmet kusurundan kaynaklanan zararının ise 6098 sayılı yasanın 49 maddesine dayalı haksız fiil hükmünde olduğu, bu haliyle 6102 sayılı yasanın 4/1 maddesinde ki her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili mahkememizde görülmesini gerektirecek bir nispi ticari dava türünün olmadığı ve yine açılan davanın 6102 sayılı yasanın mutlak ticari dava türleri olarak zikredilen 4/1-a,b,c,d,e ve f bentlerinden sayılan dava türlerinden de olmadığı anlaşıldığından, bu davaya bakmanın mahkememiz görevine girmediğine kanaat getirilmiştir.
Davaya bakma görevi HMK 2 maddesi uyarınca eylemin 6098 sayılı yasanın 49 maddesine dayalı olması nedeniyle, davaya bakma görevinin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğuna kanaat getirilmiş nitekim bu hususta mahkememiz ile asliye hukuk mahkemesi arasında çıkan benzer, olumsuz görev uyuşmazlığı üzerine Yargıtay 20 Hukuk Dairesinin 16/01/2017 tarihli ... esas ... karar sayılı ilamında da Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair örnek kararı uyarınca da davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğuna kanaat getirilmiş ve buna göre de davacının davasının HMK 114/1-c maddesindeki görev dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince görev dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,
3-HMK 'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri ve vekalet ücreti hususunda görevli mahkemece karar verilmesine,
4-HMK 'nun 331/2. maddesi son cümlesi uyarınca dosya süresi içinde görevli mahkemeye gönderilmediği takdirde talep halinde yargılama gideri ve vekalet ücreti hususunda mahkememizce karar verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 20/1. maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre içinde başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemesine gönderilmesine, belirlenen süre içinde başvurulmadığı takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak dosya üzerinde inceleme ile karar verildi.15/02/2018
Katip ...
¸e-imzalı
Hakim ...
¸e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı Yasa uyarınca güvenli E-İMZA ile imzalanmıştır.