Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2014-5-43 (Nihai İnceleme)
Karar Sayısı : 15-04/52-25
Karar Tarihi : 22.01.2015
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR,
Fevzi ÖZKAN, Doç. Dr. Tahir SARAÇ
B. RAPORTÖRLER :Mert KARAMUSTAFAOĞLU, Serap TOPLAÖMER,
İbrahim Ethem SEZER
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : NV Bekaert SA
Temsilcisi: Av. Gönenç GÜRKAYNAK, Av. Hakan ÖZGÖKÇEN,
Av. Zeynep ORTAÇ, Av. Cihan DOĞAN
Çitlenbik Sok. No:12 Yıldız Mah. Beşiktaş/İstanbul
(1) D. DOSYA KONUSU: NV Bekaert SA tarafından Çelikord A.Ş.’nin devralınması
işlemine izin verilmesi talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına en son 30.09.2014 tarihinde giren bildirim
üzerine 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi ile 2010/4 sayılı
Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ”in
ilgili hükümleri uyarınca yapılan inceleme sonucu düzenlenen 15.10.2014 tarihli ve 2014-
5-43/Öİ sayılı Ön İnceleme Raporu, Kurulun 22.10.2014 tarihli toplantısında görüşülmüş
ve 14-42/768-M sayı ile bildirime konu işlemin Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrası
uyarınca nihai incelemeye alınmasına karar verilmiştir.
(3) Söz konusu karar, başvuru sahibine 27.10.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. NV Bakaert SA
(BEKAERT) tarafından gönderilen yazılı görüş, yasal süre içinde Kurum kayıtlarına intikal
etmiştir.
(4) Kurulumuz, 11.12.2014 tarih ve 14-50/897-M sayılı kararı ile Pirelli Tyre SpA’in (PIRELLI)
dosya konusu Brezilya, İtalya, Romanya ve Çin'de yer alan varlıklarına yönelik alım-satım
işleminin, Türkiye’de gerçekleştirilecek olandan ayrılarak, kapatılmasında herhangi bir
sakınca görmemiştir.
(5) Öte yandan, PIRELLI’nin Türkiye'deki ÇELİKORD varlığına ilişkin devir işlemi kapsamında
devam etmekte olan nihai inceleme aşamasında, anılan işlemden kaynaklanan olası
rekabet hukuku hassasiyetlerini gidermek amacıyla, BEKAERT tarafından, 11.12.2014
tarihinde Türkiye pazarında faaliyet gösteren üreticiler ile tedarik sözleşmesi akdetmeyi
içeren bir taahhüt sunulmuştur.
(6) Nihai inceleme sürecinde elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde hazırlanan 14.01.2015
tarihli ve 2014-5-43/BN-02 sayılı Bilgi Notu görüşülerek, dosya konusu karara
bağlanmıştır.
(7) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; PIRELLI’nin Türkiye'deki Çelikord A.Ş. varlığına
ilişkin alım işlemine yönelik devam etmekte olan nihai inceleme aşamasında
değerlendirilmek üzere NV Bekaert SA tarafından sunulan taahhüdün incelenmesi
sonucunda, bu teşebbüs tarafında Çelikord A.Ş’nin devralınması işlemine izin
verilmesinde sakınca bulunmadığı ifade edilmiştir.
15-04/52-25
2/13
G. YAPILAN İNCELEME VE TESPİTLER
G.1. İşlemin Konusu
(8) Bildirim konusu işlem, PIRELLI’nin çelik lastik kordu iş kolunun BEKAERT tarafından
devralınmasına ilişkindir. Anılan işlemin gerçekleştirilmesi amacıyla taraflar arasında
27.02.2014 tarihli Satış ve Alım Sözleşmesi imzalanmıştır. Dosya mevcudu bilgi ve
belgelerden devre konu iş kolunda (HEDEF) yer alan şirketlerden Pirelli Steelcord Srl
(İtalya), Cord Brasil- Industria e Comercio de Cordas para Pneumatics Ltda (Brezilya) ve
Çelikord A.Ş. (Türkiye)’nin (ÇELİKKORD), %100 PIRELLI’nin iştiraki konumunda olduğu,
HEDEF’te yer alan diğer firmalardan S.C. Cord Romania S.R.L. (Romanya)’nın %20
hissesinin Continental AG firmasına, Sino İtalian Wire Technology Co. Ltd. (Çin)’nin
%51’inin Hixih Group firmasına ait olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bildirime konu işlemin
gerçekleşmesi, işlemden önce PIRELLI’nin Continental AG ve Hixih Group’a ait hisseleri
devralma şartına bağlanmıştır. Bu sebeple, BEKAERT işlem sonrasında HEDEF’te yer
alan firmaların tümünün kontrolünü tek başına ele geçirecektir.
G.2. Taraflar
G.2.1. Devralan: NV Bekaert SA
(9) BEKAERT merkezi Belçika’da bulunan dünyanın çeşitli bölgelerinde faaliyette bulunan bir
şirkettir. Söz konusu şirket, işlenmiş çelik tel ürünleri, geliştirilmiş metal dönüşüm ve
geliştirilmiş gereçler ile kaplama gibi çeşitli ürünlerin üretimini ve satışını
gerçekleştirmektedir. BEKAERT’in Türkiye’de çelik lastik kordu ve lastik topuk teli
pazarlarında aktif Bekaert İzmit Çelik Kord Sanayi ve Ticaret A.Ş. ticaret unvanına sahip
bir iştiraki bulunmaktadır. BEKAERT hiçbir hissedar tarafından kontrol edilmemektedir.
G.2.2. Devredilen: Pirelli Tyre SpA’nın Lastik kordu İşi
(10) Nihai olarak Pirelli & C. SpA firmasına ait olan HEDEF, merkezi Toskana, İtalya’da bulunan
çelik lastik kordu, hortum takviye teli ve lastik topuk teli sağlayıcısı olup Romanya, Türkiye,
Brezilya ve Çin’de üretim tesisleri bulunmaktadır.
G.3. İlgili Pazar
G.3.1. Pazar Hakkında Genel Bilgiler
(11) İşlem tarafları Türkiye’de ağırlıklı olarak çelik lastik kordu üretiminde faaliyet göstermekle
birlikte, hortum takviye teli ve lastik topuk teli pazarlarında da üretimde bulunmaktadırlar.
Çelik kord, belli sayıdaki telin belirli bir sırada birlikte bükülmesi suretiyle üretilen bir
üründür.
(12) Çelik kord ürünleri içinde yer alan lastik kordu, lastik topuk teli ve hortum takviye teline
ilişkin alt ürün pazarları hakkındaki bilgi de şu şekildedir:
(13) Lastik kordu, dünya lastik endüstrisinde, çelik takviyeli radyal lastik üretiminin temel takviye
malzemesidir. Bildirim formunda lastik kordunun, lastiğin güvenliği ve performansı
üzerinde önemli bir etkiye sahip olan ara bir ürün niteliğinde olduğu ve binek otomobil
lastiklerinde kemer alanı ve kamyon lastiklerinde, kafes ve kemer alanı gibi çeşitli radyal
lastik parçalarının güçlendirilmesi amacıyla kullanıldığı belirtilmektedir. Öte yandan, Lastik
kordu lastiğin korunması ve sertlik, sürüş akıcılığı gibi diğer özelliklerin verilmesi için
kullanılırken lastik topuk teli lastiği janta takılı tutmak için kullanılır. Hortum takviye teli,
lastik ve termoplastik yüksek basınçlı hidrolik hortumların örme veya spiral kaplama
takviyesi için kullanılan yuvarlak pirinç kaplama çelik tellerdir.
15-04/52-25
3/13
G.3.2. İlgili Ürün Pazarı
(14) Çelik lastik kordlarının kullanım alanı bakımından, örneğin binek araçlar ve kamyonlar gibi
farklı segmentleri olmakla birlikte, her iki araç tipi için de çelik lastik kordunun
hammaddesinin aynı, üretim yöntemlerinin benzer olduğu ve yine üreticilerin küçük ve
makul ölçüdeki maliyetlere katlanarak üretim geçişlerinde bulunabildikleri belirtilmelidir.
(15) Ayrıca, çelik lastik kordu ile hortum takviye teli ve lastik topuk teli gibi diğer tel ürünleri
arasında da belirli bir miktarda arz ikamesi bulunduğu, çelik lastik kordu üretim
kapasitesinin çoğunun, hortum takviye teli ve lastik topuk teli üretimi için kullanılabildiği,
talepteki değişimlere bağlı olarak bu ürünlerin üretimi arasında kaydırma yapılabildiği
anlaşılmıştır.
(16) Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında bildirim konusu işlem bakımından ilgili ürün pazarları
“çelik lastik kordu”, “hortum takviye teli” ve “lastik topuk teli” olarak belirlenmiştir.
G.3.3. İlgili Coğrafi Pazar
(17) İnceleme sürecinde; ilgili pazarda ithalatın oldukça yaygın olduğu, ithal ürünlerin fiyat
bakımından yerli üreticilerle ciddi ölçüde rekabet edebildikleri, özellikle Türkiye, Avrupa
Ekonomik Alanı (AEA) ve Beyaz Rusya arasında önemli bir ticaretin mevcut olduğu, ilgili
ürünlerin gemi taşımacılığı yoluyla yüksek miktarlarda taşınabilen homojen ürünler olduğu
ve buna ek olarak dünya genelindeki düşük navlun maliyetlerinin bulunduğu, çelik lastik
kordu, hortum takviye teli ve lastik topuk teli müşterilerinin küresel çapta faaliyet gösteren
lastik üreticileri olduğu ve söz konusu şirketlerin dünya çapında uzun dönemli anlaşmalara
dayanan tedarik politikaları uyguladıkları, işlem taraflarının Türkiye dışında özellikle
Avrupa ülkelerine olmak üzere büyük miktarda satışları bulunduğu görülmüştür.
(18) 4054 sayılı Kanun’un kapsamını belirleyen 2. maddesi “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde
mal veya hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen… rekabeti
önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü işlem ve davranışlar…
bu Kanun kapsamına girer.” hükmünü haizdir. Bu çerçevede işbu işlem bakımından,
işlemin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaratacağı etkinin değerlendirilmesi esas
olacağından ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, ilgili ürün
pazarlarının küresel niteliği değerlendirmede dikkate alınarak, yapılan analizlerde “Dünya”
pazarı da göz önünde bulundurulmuştur.
H. Değerlendirme
H.1. 2010/4 sayılı Tebliğ Kapsamında Yapılan Değerlendirme
(19) Dosya mevcudu bilgilere göre, BEKAERT işlem sonrasında HEDEF’te yer alan firmaların
hepsinin tek başına kontrolünü ele geçirecektir. Bu çerçevede, anılan işlemin, 2010/4 sayılı
Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrası kapsamında bir devralma işlemi olduğu sonucuna
ulaşılmıştır.
(20) Öte yandan, işlem taraflarının cirolarının 2010/4 sayılı Tebliğ’in 7. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinde ve (b) bendinde düzenlenen eşikleri aştığı (Türkiye ve Dünya ciroları
toplamı sırasıyla (…..)’dir.); dolayısıyla bildirim konusu işlemin, Tebliğ kapsamında izne tabi
olduğu anlaşılmıştır.
H.2. 4054 Sayılı Kanun’un 7. maddesi Çerçevesinde Yapılan Değerlendirme
H.2.1. Etkilenen Pazarlar Bakımından Değerlendirme
(21) 2010/4 sayılı Tebliğ’in 13. maddesinde, birleşme ve devralmalar değerlendirilirken özellikle;
ilgili pazarın yapısı, ülke içinde veya dışında yerleşmiş olan teşebbüslerin fiili ve potansiyel
15-04/52-25
4/13
rekabeti, teşebbüslerin pazardaki durumu, ekonomik ve mali güçleri, sağlayıcı ve müşteri
bulabilme alternatifleri, arz kaynaklarına ulaşabilme imkânı, pazarlara giriş engelleri, arz ve
talep eğilimleri, tüketicilerin menfaatleri, tüketici yararına olan etkinlikler ve diğer hususların
göz önünde tutulacağı belirtilmiştir. Kurul tarafından yapılacak değerlendirme neticesinde,
tek başına ya da birlikte hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumu daha da
güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında rekabetin önemli ölçüde
azaltılması sonucunu doğuran birleşme veya devralmalara izin verilmeyeceği hükme
bağlanmıştır.
(22) 4054 sayılı Kanun’un tanımlar başlıklı 3. maddesinde hâkim durum, “belirli bir piyasadaki
bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek
fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü”
şeklinde tanımlanmaktadır. Kurulumuzun birçok kararında da ortaya konulduğu üzere, tek
başına yeterli olmamakla birlikte, bir teşebbüsün hâkim durumda bulunup bulunmadığının
tespit edilmesinde en önemli unsurlarından biri pazar payıdır. Ancak, uygulamada hangi
büyüklükteki pazar payının hâkim durum oluşturabilecek bir pazar gücü olarak
değerlendirileceğine ilişkin rekabet hukuku doktrini ve içtihadında kesin bir ölçüt
bulunmamaktadır. Çok yüksek pazar payları (örneğin; %50’den yüksek paylar) hâkim
durumun varlığının göstergesi olarak kullanılabilecekken, pazardaki rakipler kendi satış
miktarlarını artırma kapasitesi ve güdüsüne sahip olmaları halinde yüksek pazar payına
sahip teşebbüs üzerinde rekabetçi baskı oluşturabilirler. Bazı durumlarda, %40-50
seviyesinin altında da rakiplerin güç ve kapasitelerine göre rekabetçi kaygılar söz konusu
olabilir. Ayrıca pazar paylarına ilişkin değerlendirmelerde, pazar paylarının sürekliliği de
önem kazanabilmektedir. Kurulumuzun yerleşik uygulamasında ise genel olarak %40’ın
altında pazar payına sahip olan teşebbüslerin hâkim durumda olması ihtimalinin düşük
olduğu kabul edilmekte,1 bu oranın üzerinde pazar payına sahip teşebbüsler bakımından
ise ilave değerlendirmeye gidilmektedir.
(23) Yatay Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz’da (KILAVUZ)
belirtildiği üzere pazar payları ve yoğunlaşma seviyeleri, pazar yapısı ile birleşme işleminin
tarafları ve diğer teşebbüsler arasındaki rekabete ilişkin önemli bilgiler sunan öncül
göstergeler olup, bu tür kaygıların mevcudiyeti konusunda kesin hüküm oluşturmazlar.
Hâkim durumun tespitinde temel olarak dikkate alınacak ölçütlerden ilki, ilgili teşebbüssün
ve rakiplerin pazardaki konumuyken, bunun yanında pazara girişin veya pazarda
büyümenin önünde engeller bulunup bulunmadığı, müşterilerin sağlayıcı değiştirme
olanakları da değerlendirilmesi gereken hususlardandır.
H.2.2. Pazar Paylarının Değerlendirilmesi
(24) Dosyada yer alan, işlem taraflarının Türkiye’deki pazar payları verilerine göre, çelik lastik
kordu açısından devralınan HEDEF şirket, devralan BEKAERT’den daha yüksek bir pazar
payına sahip olup (yaklaşık %(…..)), işlem neticesinde taraflar toplam olarak yaklaşık
%(…..) oranında pazar payına sahip olacaklardır. Anılan pazar açısından en yakın rakibin,
bir lastik üreticisi olan BRIDGESTONE olduğu (pazar payı yaklaşık %(…..)) ve Türkiye’de
üretim yapmayan bu teşebbüsün, ağırlıklı olarak kendi üretiminde kullanmak üzere çelik
lastik kordu ithal ettiği belirlenmiştir. Anılan teşebbüsün üretiminde kullanmak üzere, işlem
taraflarından alım yaptığı da görülmektedir. Kurum kayıtlarına intikal eden ek bilgi
yazısından, 2013 yılında BRIDGESTONE’un Türkiye’deki toplam çelik lastik kordu talebinin
(…..) ton olduğu ve bunun (…..) tonluk kısmını (yaklaşık %73) BEKAERT’den aldığı
anlaşılmaktadır. BRIDGESTONE’un kalan tüketimini Çin’deki kendi üretiminden ((…..) ton),
EASTERN SHOUGANG CENTRURY’den ((…..) ton civarı) ve KISWIRE’dan ((…..) ton)
aldığı ifade edilmektedir. Ayrıca BRIDGESTONE’un (…..) tonluk tüketimin Türkiye’deki
1 Kurulumuzun 17.06.2010 tarihli, 10-36/575-205 sayılı; 06.10.2010 tarihli, 10-52/956-335 sayılı ve
29.12.2010 tarihli, 10-62/1286-487 sayılı kararları.
15-04/52-25
5/13
çelik lastik kordu tedarikinin yaklaşık %(…..)’üne tekabül ettiği belirtilmiştir. Yine
BEKAERT’in Türkiye’deki satışlarının dağılımından, BRIDGESTONE’un yaklaşık %(…..)’lik
oran ile en büyük müşteri olduğu anlaşılmaktadır.
(25) İşlem taraflarının çelik lastik kordu dışındaki diğer ilgili ürün pazarlarındaki pazar payları da
incelenmiştir.
(26) Hortum takviye telinde, tarafların pazar payları toplamının %(…..) olduğu görülmektedir.
Öte yandan, KISWIRE (%(…..)) ve SUMIN (%(…..)) gibi güçlü sağlayıcıların pazarda rakip
konumunda olduğu görülmektedir.
(27) Lastik topuk teli açısından ise taraflar %(…..)’lık bir pazar payına sahiptir. Dosyada yer alan
verilerden 2011 yılından itibaren BEKAERT olmak üzere, işlem taraflarının pazar
paylarında ciddi bir artış olduğu görülmektedir. Ayrıca 2011 yılında yaklaşık %(…..)’lık
oranla en büyük pazar payına sahip olan ve dünya çapında önemli bir üretici olan
KISWIRE’ın pazar payının 2012 yılında %(…..)’ye düştüğü ve 2013 yılında ise KISWIRE’ın
Türkiye pazarından çıktığı görülmektedir.
(28) İşlem taraflarının Dünya pazarı açısından pazar paylarına bakıldığında ise çelik lastik kordu
pazarında, işlem sonrasında yeni oluşacak teşebbüsün yaklaşık %(…..)’lik pazar payı ile
lider konumda olacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca, başta XINGDA INTERNATIONAL (%(…..)),
BRIDGSTONE (%(…..)) ve KISWIRE (%(…..)) olmak üzere önemli rakipleri bulunmaktadır.
Öte yandan, lastik topuk telinde işlem neticesinde oluşacak birleşik teşebbüs %(…..)
oranında pazar payı ile ikinci sıraya yerleşecek, ancak KISWIRE yaklaşık %(…..)’lık payla
pazardaki liderliğini devam ettirecektir. Hortum takviye telinde ise işlem neticesinde
oluşacak teşebbüs yaklaşık %(…..) pazar payı ile lider konuma geçecektir.
(29) Tüm bu tespitler çerçevesinde değerlendirme yapıldığında, işlem açısından en yüksek
yoğunlaşma oranının doğacağı görülen çelik lastik kordu pazarında BEKAERT’in sahip
olacağı yüksek oranındaki pazar payının, aslında çok daha fazla bir pazar gücü vereceği,
zira oldukça düşük pazar payına sahip en büyük rakip BRIDGESTONE’un tedarik
anlamında büyük ölçüde BEKAERT’e bağlı olduğu anlaşılmaktadır. BRIDGESTONE’un
genelde kendi lastik üretiminde kullanmak üzere çelik lastik kordu üretiminde bulunduğu da
göz önüne alındığında, satış miktarını artırma güdüsüne sahip olmadığı tespit edilmiştir.
Dolayısıyla anılan teşebbüs, devralma işleminden sonra BEKAERT üzerinde yeterince
güçlü bir rekabetçi baskı oluşturamayacaktır.
(30) Bu anlamda çelik lastik kordu pazarındaki mevcut oyunculardan sadece %(…..)’lik pazar
payına sahip olan ESC adlı teşebbüsün rekabetçi baskı uygulayabilme ihtimali olabilir.
Ancak anılan teşebbüsün genelde spot piyasada faaliyet gösterdiği görülmektedir. Dosya
kapsamındaki bilgilerden çelik lastik kordu pazarındaki satışların uzun vadeli anlaşmalarla
yapıldığı göz önüne alındığında, ESC’nin yeterli rekabetçi baskıyı uygulayabilecek nitelikte
olmadığı görülmüştür. Ayrıca, ticari pazar da denilen spot alımlar özellikle çelik lastik kordu
pazarında dalgalı bir seyir izleyebilmektedir. Bu çerçevede, ağırlıklı olarak spot piyasada
faaliyet gösteren ESC’nin, 2011 yılında %(…..) olan pazar payı, 2013 yılında yaklaşık yarı
yarıya azalarak %(…..)’e inmiştir. Dolayısıyla ESC, pazar payının düşük olması ve dalgalı
bir seyir izlediği anlaşılan spot piyasada faaliyet göstermesi nedenleriyle, işlem sonrasında
BEKAERT’e rekabetçi baskı uygulayamayacaktır.
(31) İşlemle ilgili diğer pazarlardan olan hortum takviye telinde, işlem neticesinde tarafların
pazar payları toplamının %(…..) olacağı görülmektedir. Tarafların bu pazar payına karşılık
pazarda başta KISWIRE (%(…..)) ve SUMIN (%(…..)) gibi güçlü rakiplerin olduğu
değerlendirildiğinde, işlem neticesinde hâkim duruma geçmeyecekleri düşünülebilir. Ancak
anılan ürünler arasında bir arz elastikliği bulunduğundan, BEKAERT’in diğer ilgili ürün
pazarlarında sahip olacağı hâkim durumundan doğan pazar gücünü ve yüksek atıl
kapasitesini buraya kaydırabilmesi imkan dahilindedir.
15-04/52-25
6/13
(32) Son olarak ele alınması gereken ilgili ürün pazarı olan lastik topuk teli açısından, işlem
neticesinde tarafların %(…..) pazar payına sahip olacağı görülmektedir. Anılan pazarda,
2011 yılından itibaren, işlem taraflarının pazar paylarında artış olmuştur. Bu pazarda 2011
yılında yaklaşık %(…..)’lık oranla en büyük pazar payına sahip olan ve Dünya çapında
önemli bir üretici olan KISWIRE’ın pazar payının 2012 yılında %(…..)’ye düştüğü ve 2013
yılında ise KISWIRE’ın Türkiye pazarından çıktığı görülmektedir. Dolayısıyla işlem
neticesinde %(…..)’lık pazar payına sahip olacak BEKAERT’in, önemli bir pazar gücünün
bulunduğu tespit edilmiştir.
H.2.3. Potansiyel Rekabet İle İlgili Değerlendirmeler
(33) Bir birleşme-devralma işlemi, yapısal göstergeler itibarıyla oldukça yoğunlaşmış bir pazar
yapısına yol açacak olsa da söz konusu pazara girişlerin yeterince kolay olması halinde,
önemli ölçüde rekabet karşıtı etki yaratması zordur. Zira potansiyel rakipler, yoğunlaşma
işlemi sonucunda fiyatlardaki olası yükselişlere karşı duyarlı bir şekilde ilgili pazara giriş
yapabilecekler ve rekabetçi baskı uygulayabileceklerdir.
(34) Bu bağlamda hâkim durumdaki bir teşebbüsün üzerindeki rekabetçi kısıtlamaların
değerlendirilmesinde, pazarın sadece halihazırdaki yapısı baz alınarak değerlendirme
yapılmaması gerekmektedir. Bunun yanında girişlerin ve büyümenin olası, zamanında ve
yeterli olması da aranmaktadır.
(35) Esasen kanun koyucu, ülke çıkarları açısından gerekli gördüğü birtakım sektörlerde
yaptığı/yapacağı düzenlemelerle, söz konusu sektörlere olabilecek muhtemel girişlerin
önüne geçebilmektedir. İnceleme sürecinde T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığından gelen
bilgiler doğrultusunda mevcut dosyaya özgü olarak, kanun koyucu kaynaklı bir giriş
engelinin varlığı ile karşılaşılmamıştır. Diğer yandan, BEKAERT ve HEDEF’in
müşterilerinden PETLAS ve SUPERLASTİK tarafından, (…..) belirtilmiştir.
(36) Ayrıca, inceleme sürecinde hukuki anlamda tarafları bağlayan ve tarafların rakip
teşebbüslerle ticari konular üzerinde anlaşma yapmalarının önüne geçen uzun dönemli
tedarik anlaşmalarının varlığı tespit edilmiştir. Şöyle ki, BEKAERT ve PIRELLI’nin, işlem
tamamlandığı takdirde, çelik lastik kordu ve lastik topuk teli tedarikine ilişkin 10 yıl süreli
uzun dönemli tedarik sözleşmesi yapacakları tespit edilmiştir. Bu çerçevede, her ne kadar
söz konusu sözleşme kapsamında münhasırlık içeren hükümler bulunmasa da, fiili olarak
PIRELLI’nin en azından ilk üç sözleşme yılı boyunca yalnızca BEKAERT’ten alım
yapabileceği görülmüştür.
(37) Yine, BEKAERT'in BRIDGESTONE, GOODYEAR, ve MİCHELİN ile uzun dönemli tedarik
sözleşmeleri bulunmaktadır. BEKAERT'in BRIDGESTONE ile olan uzun dönemli
sözleşmesi; (…..) tedarikini kapsamaktadır ve (…..)tarihinde sona ermektedir. BEKAERT'in
GOODYEAR ile arasındaki sözleşme ise; (…..)tedarikini kapsamaktadır ve (…..)tarihinde
sona ermektedir. BEKAERT ile MICHELİN arasındaki sözleşme ise (…..) tedarikini
kapsamaktadır ve taraflardan herhangi birinin (…..) yıllık bir bildirim ile sözleşmeyi
sonlandırmamaları hali saklı kalmak üzere süresiz olarak akdedilmiştir. Bu çerçevede, söz
konusu anlaşmaların, rakiplerin pazarda faaliyet göstermek için anlaşma yapmaları gerekli
olan müşterilere erişimini engelleyerek, pazara giriş engeli yaratabileceği görülmüştür.
H.2.4. Etkilenen Pazarlara İlişkin Genel Değerlendirme
(38) Yukarıdaki değerlendirmelerden de görülebileceği üzere; BEKAERT, HEDEF’i devralması
neticesinde, Türkiye’deki çelik lastik kordu ve lastik topuk teli pazarlarında hâkim duruma
geçecektir. Bu kapsamda, 4054 sayılı Kanun ve ilgili ikincil mevzuat uyarınca hâkim durum
yaratacağı görülen anılan işlemin ilgili pazarlarda rekabeti önemli ölçüde kısıtlayıp
kısıtlayamayacağı değerlendirilmelidir.
15-04/52-25
7/13
(39) Başvuru konusu devralma işlemi AB ve Brezilya Rekabet Otoritelerince de değerlendirilmiş
ve anılan işleme izin verilmiştir. AB Komisyonunun kararına göre, pazar şartları açısından
Türkiye ile AEA arasında ciddi farklılar bulunmaktadır. Çelik lastik kordu açısından
pazardaki aşırı üretim kapasitesinin Türkiye pazarı açısından da var olabileceği
düşünülmekle beraber, Asyalı üreticilerin hiçbiri Türkiye’de faaliyette bulunmamaktadır.
Ayrıca bağlı üretim yapan ve önemli pazar paylarına sahip MICHELIN ve CONTINENTAL
gibi üreticilerin Türkiye’de üretim yapmadığı görülmektedir.
(40) Buna göre; AEA’daki pazar şartlarının aksine, Türkiye’de çelik lastik kordu üretimi yapan
sadece iki teşebbüs bulunması, hem AB Komisyonu hem de Brezilya Otoritesinin
değerlendirmelerinde önemli yer tutan Asyalı üreticilerinin faaliyet göstermemesi ve genel
olarak pazarda çok daha az oyuncunun faaliyet göstermesi, başvuru konusu devralma
işleminin muhtemel etkilerinin değerlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.
(41) Bu çerçevede, Brezilya Otoritesinin başvuru konusu devralma işlemine ilişkin izin kararına
da kısaca değinilmesinde fayda görülmektedir. Brezilya Otoritesi; anılan işleme izin
verirken, AB Komisyonunun çelik lastik kordu pazarına ilişkin yaptığı tespitlere ek olarak,
alıcı büyük lastik üreticilerinin Brezilya coğrafi pazarına yönelik fiyatlarında gerekçesiz bir
artış olması durumunda, diğer alım yaptıkları ülkelerde ve coğrafi pazarlardaki alımlarını
düşürme tehdidi ile sağlayıcıların fiyatlama stratejilerini disipline edebileceklerini ifade
etmiştir. Esasen, Brezilya Otoritesinin tespitlerinin de en önemlilerinden biri çelik lastik
kordu pazarına özellikle Asyalı büyük üreticiler tarafından gerçekleştirilen ithalattır. İthalatta
artış olmasının yanı sıra uluslararası büyük şirketler olan alıcıların Dünya çapında alım
yapmalarından kaynaklanan alım güçleri ve Asyalı üreticilerin yarattığı rekabetçi baskı da
kararın önemli dayanaklarıdır. Oysa işlem taraflarının, yoğunlaşma neticesinde, Türkiye
pazarında da hemen hemen Brezilya’daki ile aynı oranda pazar payına ulaşacak olmalarına
rağmen, Türkiye pazarı açısından ithalat aynı oranda bir rekabetçi baskı
oluşturmamaktadır.
(42) Dosya kapsamında elde edilen bulgular ve anılan rekabet otoritelerinin kararlarının
incelenmesi neticesinde, başvuru konusu devralma işleminin ilgili coğrafi pazar olarak
belirlenen Türkiye açısından çeşitli rekabet sorunları yaratacağı görülmüştür. Her ne kadar
mevcut durumda HEDEF satışlarının %(…..)’si PIRELLI’nin şirket içi tüketimine, BEKAERT
satışlarının ise %(…..)’i BRIDGESTONE ve GOODYEAR gibi önemli alım gücüne sahip
olduğu düşünülen küresel lastik üreticilerine yönelikse de tarafların müşterileri arasında
sınırlı alım hacmine sahip yerli lastik üreticisi PETLAS ve endüstriyel hortum üreticileri de
bulunmaktadır. Bu sebeple, anılan teşebbüsler tarafından başvuru konusu birleşmeye
ilişkin dile getirilen çeşitli rekabetçi endişeler, devralma işleminin muhtemel etkileri olarak
dikkate alınmıştır.
(43) Nitekim pazar araştırması amacıyla bilgilerine başvurulan yerli lastik üreticisi PETLAS ve
endüstriyel hortum üreticileri, anılan işlem neticesinde (…..) belirtmişlerdir. Türkiye’de
üretim yapan uluslararası lastik üreticileri onaylı olmak kaydıyla alternatif temin
kaynaklarından alım yapabileceklerini belirtmelerine karşın, yerli üretici PETLAS alternatif
kaynaklardan teminin, ancak onaylı üreticilerden yapılabileceğini ve onaylanma süresinin
en az altı ay olduğunu ifade etmiştir. Dolayısıyla, özellikle alternatif temin kaynağı olarak
gösterilen Asyalı üreticilerin Türkiye’de faaliyette bulunmamasının, global uzun dönemli
anlaşmalarla alım yapan uluslararası lastik üreticileri için önemli bir rekabet engel teşkil
etmeyeceği kabul edilse bile özellikle yerli alıcılar açısından önemli rekabetçi endişeler
doğurduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, başvuru konusu işleme izin veren rekabet
otoritelerinin kararlarında dayanılan; alıcıların alım gücünün dengeleyici etkisi, Asyalı
üreticilerin ithalat yoluyla alternatif temin kaynağı olarak rekabetçi baskı uygulaması gibi
hususların Türkiye pazarı açısından söz konusu olmadığı görülmektedir. Nitekim Türkiye’ye
yapılan çelik lastik kordu ithalatı verilerine bakıldığında, toplam satışı yapılan çelik lastik
kordu miktarı içerisinde ithalatın oranının 2011 yılında %(…..); 2012 yılında %(…..); 2013
15-04/52-25
8/13
yılı itibarıyla %(…..) olduğu belirlenmiştir. Görüldüğü üzere, çelik lastik kordu pazarında
ülkemize yapılan ithalat 2012 yılından itibaren düşme eğilimindedir.
(44) Yukarıdaki tespitler çerçevesinde, bildirim konusu işlem; pazar payları ve yoğunlaşma
oranları gibi yapısal göstergelerden de görüldüğü üzere, taraflara önemli düzeyde bir pazar
gücü sağlayacaktır. Ayrıca, potansiyel rekabet değerlendirmesine ilişkin tespitler göz
önünde bulundurulduğunda, inceleme konusu işlem sonucunda tarafların tek başına hâkim
duruma gelmesi suretiyle rekabetin önemli ölçüde engellenmesine ilişkin ciddi emarelerin
var olduğu kanaatine varılmıştır.
H.2.5. Taahhütlerin Değerlendirilmesi
(45) BEKAERT tarafından verilen taahhüt, Türkiye pazarında faaliyet gösteren ve hâlihazırda
işlem taraflarının tedarik ilişkisi içerisinde olduğu yerel müşterileri PETLAS, SUPERLAS ve
KARLAS ile üç yıllık bir süreyle sınırlı olmak kaydıyla tedarik sözleşmesi akdetmeyi
içermektedir.
(46) Anılan taahhüt metninde, BEKAERT’ın müşterilerine çelik kordu ürünlerini rekabetçi
fiyatlardan sağlayacağına ilişkin hükümler bulunmaktadır. Buna göre, (…..)
(47) BEKAERT firmasından, bu taahhütler kapsamında çelik kordu ürünlerini tedarik edecek
firmaların, alım zorunluluğu bulunmamaktadır. Başka bir deyişle, alıcı konumda bulunan
firmalar sözleşme süresi boyunca ihtiyaç duyacağı çelik kordu ürünlerini üçüncü kişilerden
de alabileceklerdir.
(48) BEKAERT, ilgili taahhüt metni ile alım siparişinde bulunan firmalara, siparişlerine uygun
olarak ve siparişte yer alan miktarlarda tedarikte bulunma ve teslimat yapma konusunda
güvence vermektedir, Tedarik hacmi, alıcı konumda olan firmaların kendi üretim miktarlarını
karşılayabilecek miktarda olacaktır, BEKAERT; taahhüt süresince talepte bulunan
firmalara, tedarik edeceği ürünlerin fiziksel ve işçilik anlamında ayıplı olmayacağını ve alıcı
şartnamesine ve alım talebinde bulunan firmaların yazılı kalite standartlarına uyacağını ve
tedarike konu ürünlerin üzerinde üçüncü kişilerin rehin, fikri mülkiyet hakkı gibi haklarının
olmayacağını garanti etmektedir.
(49) Ayrıca BEKAERT; taahhüt metni ile alıcı konumdaki firmaların maliyetlerinin düşürülmesi
konusunda, stratejiler de dahil olmak üzere, ancak bununla sınırlı kalmamak kaydıyla, ek
müşteri servis desteği sağlamayı da taahhüt etmektedir.
(50) (…..) Herhangi bir alım yükümlülüğünün bulunmadığı, BEKAERT dışında veya BEKAERT
ile birlikte eş zamanlı olarak, başka sağlayıcıların da tedarikçi olarak kullanılabileceği
düşünüldüğünde, BEKAERT’in taahhüt süresi boyunca pazar gücüne dayanarak fiyatları
tek taraflı olarak dayatması gibi bir durumun ortaya çıkmayacağı anlaşılmaktadır. (…..)
(51) Tedarik Taahhüdü uyarınca müşterilerin talep ettikleri miktarlarda da bir sınırlama
bulunmamaktadır. BEKAERT, taahhüt kapsamındaki yerel müşterilerin talep edecekleri
tüm miktarı sağlamayı kabul etmektedir. Dolayısıyla BEKAERT’in, taahhüt süresi boyunca
mal arzını kısması riskinin de bulunmadığı anlaşılmıştır.
(52) BEKAERT tarafından verilen bir diğer taahhüt fiyat ve vade dışındaki diğer satış şartlarına
ve unsurlara ilişkindir. Ürün kalitesine ilişkin teminatlar Tedarik Taahhüdü’nün 6.1.
maddesinde, ayıplı mallara ilişkin sorumluluk 7. maddede, ürün geliştirme ve müşteri
desteği konusundaki hükümler de 8. ve 8.2. maddelerde düzenlenmiştir. Bu hükümlerin
incelenmesinden özellikle PETLAS tarafından önemli olduğu belirtilen ürün geliştirme ve
müşteri desteği konusunda BEKAERT’in ön inceleme aşamasında yer almayan ek
taahhütlerde bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla, BEKAERT’in yerel üreticilerin diğer
talepleri konusunda da verilen taahhütler çerçevesinde ek yükümlülükler altına gireceği
anlaşılmıştır.
15-04/52-25
9/13
(53) Yukarıda detaylarına yer verilen taahhüt metni, hakkında açıklama yapılması için metnin
muhatabı olan PETLAS, SUPERLAS ve KARLAS firmalarına gönderilmiştir. İlgili
firmalardan gönderilen görüş yazılarından, verilen taahhütlerin genel anlamda olumlu
bulunduğu anlaşılmıştır.
(54) Birleşme/Devralma İşlemlerinde Rekabet Kurumunca Kabul Edilebilir Çözümlere İlişkin
Kılavuz” uyarınca BEKAERT’in taahhütlerinin uygun olabilmesi için, taahhütlerin ön
inceleme aşamasında ortaya konulan rekabetçi endişeleri ortadan kaldırmaya uygun,
sürdürülebilir ve anlaşılabilir olması gereklidir. BEKAERT’in taahhütler ışığında getirdiği
sistemin, oldukça şeffaf ve geleceğe yönelik olarak öngörülebilir olduğu sonucuna
ulaşılmıştır. Ayrıca üç yıllık sürenin, ön inceleme aşamasında ifade edilen ve müşterilerin
sağlayıcı değiştirmeleri için gerekli olan onay sürecini de kapsayacak nitelikte olduğu
görülmektedir. Dolayısıyla, hâlihazırda pazar içinde güçlü rakiplerinin bulunmaması
nedeniyle yeterli rekabetçi baskı ile karşılaşmayacağı düşünülen BEKAERT’in, bu üç yıllık
süre içerisinde, pazara özellikle Asyalı rakiplerin girmesi durumuyla veya bunların
potansiyel rekabet baskısı ile karşı karşıya kalacağı düşünülmektedir. Dosya kapsamında
yapılan görüşmelerden, yerel müşterilerin ithalat için halen aralarında Asyalı üreticilerin de
bulunduğu çeşitli teşebbüslerle görüştüğü anlaşılmıştır. Dolayısıyla, yakın gelecekte,
özellikle Asyalı veya Beyaz Rusya kaynaklı potansiyel rakiplerin BEKAERT’e baskı
uygulayabileceği anlaşılmaktadır.
(55) Yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde, BEKAERT tarafından
sunulan taahhütlerin, dosya konusu devralma işlemi neticesinde ortaya çıkabilecek olan
rekabetçi endişeleri ortadan kaldırabilecek nitelikte, sürdürülebilir ve anlaşılabilir olduğu
görüldüğünden, bildirim konusu işleme izin verilmesinin uygun olacağı kanaatine
varılmıştır.
I. SONUÇ
(56) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1- Bildirim konusu işlemin, 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu maddeye dayanılarak
çıkarılan 2010/4 sayılı “Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve
Devralmalar Hakkında Tebliğ” kapsamında izne tabi olduğuna,
2- 11.12.2014 tarih ve 7041 sayı ile Kurum kayıtlarına giren taahhütler çerçevesinde işleme
izin verilmesine
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
Rekabet Kurulu’nun 22.01.2015 Tarih ve 15-04/52-25 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Kurulumuz, 22.01.2015 tarih ve 15-04/52-25 sayılı kararında NV Bekaert SA tarafından
Çelikord A.Ş.’nin devralınması işlemine izin verilmesi talebini nihai inceleme aşamasında
değerlendirmiş ve yapılan oylama sonucunda;
1. Bildirim konusu işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu maddeye
dayanılarak çıkarılan 2010/4 sayılı “Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken
Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ” kapsamında izne tabi olduğuna,
15-04/52-25
10/13
2. 11.12.2014 tarih ve 7041 sayı ile Kurum kayıtlarına giren taahhütler çerçevesinde
işleme izin verilmesine
karar verilmiştir. Kurulumuzun mezkur kararına, aşağıda ayrıntılı şekilde açıklanacak
gerekçeler göz önünde bulundurulduğunda, usul yönünden katılmamız mümkün
olmamıştır.
Taraflarca 05.08.2014 tarih, 4411 sayı ile yapılan birleşme/devralma başvurusu üzerine
düzenlenen 15.10.2014 tarihli öninceleme raporunun değerlendirilmesi sonucu Kurulumuz
işlemi, 22.10.2014 tarih, 14-42/768-M sayılı kararı ile 4054 sayılı Kanun’un 10.maddesi
çerçevesinde nihai incelemeye almıştır. İşlem taraflarınca 03.12.2014 tarihinde yapılan
başvuru üzerine Kurulumuz, 11.12.2014 tarih, 14-50/897-M sayılı kararı ile bildirime konu
işlemin Pirelli’nin Brezilya, İtalya, Romanya ve Çin’de yer alan varlıklarına ilişkin alım işlemi
ve Pirelli’nin Türkiye’deki Çelikord varlığına ilişkin alım işlemi olacak şekilde iki ayrı ve
bağımsız işleme ayrılması ve çelik lastik kordu iş kolunun Brezilya, İtalya, Romanya ve
Çin’de yer alan varlıklarına ilişkin alım işleminin kapatılmasına izin vermiştir. Pirelli’nin
Türkiye’deki Çelikord varlığına ilişkin alım işlemi kapsamında devam etmekte olan nihai
inceleme aşamasında, Bekaert tarafından 11.12.2014 tarih ile Türkiye pazarında faaliyet
gösteren ve hali hazırda tedarik ilişkisi içinde olduğu yerel müşterileri Petlas Lastik San.
ve Tic. A.Ş. Süperlastik Kauçuk ve Plastik San. ve Tic. A.Ş. ve Karlas Lastik Sanayi Ticaret
ve Turizm Ltd. Şti. ile üç yıllık bir süreyle sınırlı olmak kaydıyla tedarik sözleşmesi
akdetmeyi içeren bir taahhüt sunulmuştur. Bu çerçevede 14.01.2015 tarihinde Kurula
sunulan Bilgi Notu, Kurulun 22.01.2015 tarih, 15-04/52-25 sayılı toplantısında görüşülmüş
ve bildirim konusu işleme, sunulan taahhütler çerçevesinde, izin verilmesine karar
verilmiştir.
Karşı oyum özetle; 4054 Sayılı Kanunda emredici olan usul hükümlerinin, Rekabet
Kurulunca çıkarılan bir kılavuz ve bunun sonucunda Rekabet Kurulu kararı ile ihmal edilip,
yok sayılarak uygulanmaması konusuna ilişkindir.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un “Birleşme veya Devralma” başlığı
altındaki 7.maddesinde:
“Bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha
da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya
hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde
birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını
yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi
olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralması
hukuka aykırı ve yasaktır.
Hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek
izin alınması gerektiğini Kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan eder.’’
hükmü yer almıştır.
Yine aynı kanunun “Birleşme ve Devralmaların Kurula Bildirilmesi” başlığı altındaki
10.maddesinde de: “7nci madde kapsamına giren birleşme veya devralma anlaşmaları
Kurula bildirildiği tarihten itibaren Kurul, on beş gün içinde yapacağı ön inceleme
sonucunda birleşme veya devralma işlemine ya izin vermek ya da bu işlemi nihaî
incelemeye almaya karar verdiği takdirde, ön itirazını bildiren yazısı ile birlikte birleşme
15-04/52-25
11/13
veya devralma işleminin nihaî karara kadar askıda olduğunu ve uygulamaya
sokulamayacağını, gerekli gördüğü diğer tedbirlerle birlikte ilgililere usulüne göre tebliğ
etmek zorundadır. Bu durumda, bu Kanun’un 40 ila 59 uncu maddeleri hükümleri
uygulanır. ’’ hükmü sevk edilmiştir.
Yasa koyucu, bu hükümlerle, teşebbüslerin kendi iç dinamiği, verimli çalışması ve yeni
teknoloji bulması gibi kendi çaba, çalışma ve kararları dışında, rekabeti önemli ölçüde
sınırlamaması adına birleşme ve devralma yoluyla hakim duruma gelmesini veya var olan
hakim durumunu güçlendirmesini yasaklamış, ancak Rekabet Kurulu’na da, bu yasak göz
ardı edilmeksizin, birleşme ve devirlerle ilgili objektif ölçü veya ölçütler belirleyerek, bu ölçü
veya ölçütleri aşan birleşme ve devirleri kontrol etme yetkisi vermiş bulunmaktadır. Yasa
koyucu, aynı zamanda, Rekabet Kurulu’na bu kontrol ve denetim sonucunda karar
verirken, 15 gün içerisinde bildirim konusu işlemi inceleyip, dosya içerisinde bulunan tüm
verilere göre ya birleşme ve devirlere izin vermesi veya işlemi nihai incelemeye alması
gerektiğini açıkça belirtmiş, nihai incelemeye alınması halinde, anılan Yasa’nın 40. ve
59 maddesinde öngörülen usule ilişkin maddelerinin yani bütün bu sürecin
uygulanması gereğinden hareketle rekabet ihlallerinin soruşturulmasına paralel bir
uygulama getirmiştir.
Yasa Koyucunun öngördüğü kurallar, birleşme devralmanın önaraştırma ile başlayan ve
içine soruşturma raporunun düzenlenip taraflara bildirilmesi ve sözlü savunma yapılması
(tarafların talebi veya resen) / yapılmaması ve nihai kararın verilerek, yargı aşamasına
götürülebilecek işlem ve eylemleri de içerisine alan bir sürecin izlenerek konunun nihai
karar verilerek sonuçlandırılmasını emretmektedir. Bir başka deyişle yasa koyucu Rekabet
Kuruluna anılan 4054 sayılı yasanın 40.maddesi ile başlayan ve 59.maddesi ile biten tüm
hükümleri, birleşme devralma işlemlerinin nihai incelemeye alınması halinde
uygulanmasına ilişkin bağlı bir yetki vermektedir. Bu hükümler yeni bir Yasa ile
değiştirilmedikçe veya kaldırılmadıkça, Rekabet Kurulu kendi yapacağı bir düzenleme ile
bu usulü hükümlerin uygulanmasını kısmen veya tamamen değiştirmeye veya kaldırmaya
hukuken muktedir olmadığı gibi, bu konuda vereceği kararlarda açıklanan emredici
hükümleri ihmal eden bir takdir yetkisi kullanması da asla söz konusu olamaz.
Kurulumuzun, 16.06 2011 gün ve 11-37/792-RM sayılı kararıyla “Birleşme ve Devralma
İşlemlerinde Rekabet Kurumunca Kabul Edilebilir Çözümlere İlişkin Kılavuz’’ kabul edilmiş,
Kılavuzun 89. Paragrafında;
“Nihai inceleme aşamasında raporun tamamlanmasına kadar tarafların çözüm önermesi
durumunda, incelemeyi yürütmekle görevli meslek personeli önerilen çözümlerin rekabet
sorunlarını gidermede yeterli olduğu kanaatine varırsa, çözüm önerisi, yasal sürenin
bitmesi beklenmeden hazırlanacak raporla birlikte ivedilikle Kurul gündemine sunulur.
Önerilen çözüm yeterli bulunmadığı takdirde, söz konusu öneri yasal süresi içerisinde
tamamlanan raporla birlikte Kurul gündemine sunulur. Bu durumda,
- Kurul çözüm önerisini kabul ederse, işleme taahhütlere bağlı olarak koşullu izin
verir,
- Kurul çözüm önerisini yeterli bulmadığı takdirde rapor taraflara tebliğ edilerek yazılı
savunmalarını göndermeleri istenir.’’
15-04/52-25
12/13
seklinde bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme yukarıda 4054 sayılı Yasanın ilgili
hükmünde öngörülen 40-59.maddeler arasında yerine getirilmesi mutlak olan
hükümleri adeta ortadan kaldırmakta ve bu hükümler uygulanmaksızın, taahhüt
verilip, bu taahhütler raportörlerce rekabet sorunlarını gidermede yeterli görülürse,
taahhütlerin hemen yasal sürecinin bitmesi beklenmeksizin bir raporla birlikte
Kurula sunulacağı ve kurulca kabulü halinde izin verileceği belirtilmektedir. Sonuç
olarak, bu uygulama nihai incelemeye alınmış işlemin hızlı sonuçlandırılması adına pratik
bir çözüm olup, bunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Ben de bu duruma sonuç olarak
katılmaktayım. Ancak, yasayla konulan usul hükümlerinin ihmal edilerek sonuca gidilmesi
ve yasal süreç tamamlanmadan karar verilmesi hukuken asla olanaklı değildir. Bu nasıl
olanaklı hale gelir sorusunun yanıtı ise, ancak yasa değişikliği ile olacağıdır. Yasal sürece
uyulmaması durumunda, yapılması olası bir sözlü savunma toplantısında
Birleşme/Devralma işleminde meşru ve aktüel menfaati olan kişilerin kendilerini ifade
etmeleri de önlenmiş olmaktadır.
4054 Sayılı Yasanın 27/g maddesine göre ilgili mevzuatta yapılacak değişiklikler
konusunda görüş bildirme görev ve yetkisi olmasına rağmen Kurulumuz gündemine
Başkanlıkça getirilmeyen, daha sonra bilgi sahibi olduğumuz yeni yasa tasarısının
3.maddesinde, bu husus düşünülerek, birleşme/devralma işlemlerinin nihai incelemeye
alınması konusunda, soruşturma ile ilgili hükümlerden ayrık yeni hükümlerle, sürecin 4
aylık bir süre ile sınırlandırılması önerildiğinden (bu süre tartışılmak koşuluyla), bizim
dışımızda bu yasaya emeği geçen dar kadrodaki arkadaşlara da sadece bu nedenle
teşekkür etmek gerekir. Zaten doğru olan böyle bir yasa değişikliğidir. Ancak, böyle bir
yasal, yani kanun düzeyinde bir değişiklik olmadan, mevcut hükümlere göre, yasadaki
süreç tamamlanmaksızın karar verilmesi asla mümkün olamaz. İşlemi yok hükmünde
sakatlayan usulü bir eksikliktir. Ayrıca bu husus olası bir idari yargı denetiminde ortaya
çıkacak, kararın bu nedenle mutlak iptali durumunda birleşme /devralma işlemine taraf
olan teşebbüslerin aleyhine süreç lüzumsuz olarak uzayacak ve belki de teşebbüsler bu
durumdan zarar görecektir. Öte yandan, böyle keyfi bir düzenlemeye ve uygulamaya prim
tanınması halinde, bu kötü bir örnek olacak, olasıdır ki, ileride soruşturmalar için de bu
yönde kılavuzlar çıkarılıp, Rekabet Kurulu adeta sonuç olarak yasa koyucu gibi hareket
ederek fonksiyon gaspı ölçüsünde düzenlemeler yapabilecektir. Rekabet Kurulu tarihinde
ilk kez olan bu anlamdaki gayri yasal durumun başlangıçta önlenmesi adına bu karşı oyun
yazılması adeta bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır.
Bu karşı oyun sahibi, Rekabet Kurulunca çıkarılan hemen hemen her kılavuzun kabulüne
ilişkin kararlarda paralel bir şekilde;
“Kılavuzların 4054 sayılı RKHK, yönetmeliklere ve tebliğlere göre alınan Rekabet Kurulu
kararlarına esas olan kriterleri gösterdiği, Komisyon ve Rekabet Kurulu kararları esas
alınarak bir anlamda Rekabet Kurulunda oluşan içtihatların bu şekilde oluştuğunu
belirtmek ve uygulayıcılara yol göstermek adına yapıldığı, mevcut vaka ve örnekler esas
alınarak hazırlanmış olan bu çalışmanın genel bir kılavuz niteliğinde olup hiyerarşik
anlamda bağlayıcı bir metin olmadığı, Rekabet Kurulu ve taraflar, gerektiğinde 4054 Sayılı
yasaya, Rekabet Kurumu Yönetmelikleri ile tebliğlerine ve Danıştay’ın 4054 sayılı yasa ile
ilgili yorumlarına başvurmak zorunda bulunduğu ve yine öncelikle bunların
uygulanmasının söz konusu olduğu”
15-04/52-25
13/13
şeklinde bir ifadenin Kılavuzların başlangıç bölümüne mutlaka yazılması gerektiği yönünde
sürekli olarak ısrarla öneride bulunmuş, ancak Rekabet Kurulunca kabul görmemesi
nedeniyle bu tür kararlarda sürekli karşı oy kullanmıştır. Ortaya çıkan bu durum, kılavuzlar
için paralel biçimde kullandığımız karşı oylarda ne denli haklı olduğumuzu açıkça bir kez
daha göstermiştir.
Öte yandan, bu düzenleme kılavuz değil de, yönetmelik veya tebliğ olsa da durum
değişmez. 2577 Sayılı İ.Y.U.K ’nun 7.maddesinin son fıkrası hükmünde, İdari yargı
yerlerine, yasalara açıkça aykırı düzenlemeleri, bu düzenlemeler dava konusu edilmeyip,
sadece uygulama işlemleri dava konusu edilmiş olsa bile; ihmal etmek suretiyle
uyuşmazlığın çözümlenmesine olanak tanınması karşısında, bu hükümlerin kanun dışında
hangi düzenlemede yer alırsa alsın, anılan hükümlerin esas alınarak işlem tesis edilmesi,
işlemin yasal dayanaktan yoksun bir işlem olmasını ortadan kaldırmayacaktır. İdari Yargı
yerince uygulanan bu hükmün Rekabet Kurulu kararlarında da kıyasen uygulanması
olanaklı olup, bu konuda çeşitli Danıştay kararları bulunmaktadır.(2)
4054 Sayılı Yasanın 05.07.2012 gün ve 6352 sayılı yasanın 63.maddesi ile değişik
55.maddesinde; “İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava
açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır.” hükmü
bulunmaktadır. Bu hükme göre; şikayetçi veya bu kararın sonucu ile ilgili meşru ve aktüel
menfaati olan 3.kişilerin 2577 sayılı İ.Y.U.K hükümlerine göre dava açması halinde, usul
hükümleri yönünden yok hükmünde sakat bir işlem olması nedeniyle mezkur kararımızın
iptal edilmesi gerektiği inancını taşıyorum.
Geniş olarak açıklamaya çalıştığım nedenlerle, 4054 Sayılı Kanunda emredici olan usul
hükümlerinin, Rekabet Kurulunca çıkarılan bir kılavuz ve bunun sonucunda Kurulumuz
kararı ile ihmal edilip yok sayılarak uygulanmaması ve yasal süreç tamamlanmadan,
sunulan taahhütlerin kabulüyle işleme izin verilmesi yolundaki çoğunluk kararına
katılmıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
(2)Danıştay İ.D.D.K ‘ nun 06.11.2013 gün ve E.2010/1286 – K.2013/3570 sayılı kararı
Danıştay 10.Dairesinin 08.07.2014 gün ve E.2014/1643 – K.2014/4624 sayılı kararı
Full & Egal Universal Law Academy