AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 56078/10
Ahmet Feyyaz ÖĞÜTCÜ / Türkiye
ve diğer 15 başvuru
(ekteki listeye bakınız)
Başkan,
András Sajó,
Yargıçlar,
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Helen Keller,
Paul Lemmens,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Campos’un katılımıyla 3 Mart 2015 tarihinde daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), ekte belirtildiği üzere, farklı tarihlerde sunulan, yukarıda belirtilen başvuruları göz önünde bulundurarak gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
Başvuran taraflara ilişkin liste ekte yer almaktadır.Davanın KoşullarıDavaya ilişkin olay ve olgular, başvuranlar tarafından ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilmektedir.Başvuranların tutuklanması, tutukluluk hallerinin devamı ve haklarında açılan ceza davası
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, 2010 yılında, tümü Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu generaller ya da diğer subaylardan oluşan, Balyoz (Fransızcası “la masse” veya İngilizcesi “sledgehammer”) olarak adlandırılan suç örgütüne üye olduğu iddia edilen birçok kişi hakkında ceza soruşturması başlatmıştır. Savcılık, söz konusu kişileri, 2002 ve 2003 yıllarında, olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 147. maddesi ile cezalandırılan bir eylem olan, seçilmiş Hükümet’i cebir kullanarak ortadan kaldırmayı amaçlayan askeri darbe planına katılmakla suçlamıştır (Balyoz Davası ve bu davaya ilişkin eylem planları hakkında detaylı bilgiler için bk. Doğan/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 28484/10, 10 Nisan 2012 ve Çakmak/Türkiye davaları (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 58223/10, 19 Şubat 2013). 2010 ve 2011 yıllarında, üç iddianame ile, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, aralarında başvuranın da bulunduğu, üç yüz altmış beş kişi hakkında eski Ceza Kanunu’nun 61. maddesiyle birlikte 147. maddesine (Bakanlar Kurulu’nu cebir kullanarak ortadan kaldırma teşebbüsünü cezalandıran) dayanarak, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (“Ağır Ceza Mahkemesi”) ceza davası açmıştır. Savcılık, söz konusu kişileri, askeri darbe ile Hükümet’i ortadan kaldırmaya yönelik Balyoz operasyon planına katılmakla suçlamıştır. Savcılığa göre sanıklar, birinci ordunun başkomutanının emirleri doğrultusunda ya da talebi üzerine, siyasal gücü ele geçirmek amacıyla olası müdahalelerini ayrıntılı şekilde planlamışlardır.Suçlamalarına dayanak olarak, Cumhuriyet savcısı (“savcı”), CD’lere kaydedilen birçok dijital belgeyi Ağır Ceza Mahkemesi’ne ibraz etmiştir.Ceza yargılaması boyunca, başvuranlar, kendilerine yöneltilen suçlamaları reddetmişlerdir. Böylelikle, başvuranlar, savcılık tarafından sunulan CD’lerin gerçekliğine itiraz etmişlerdir. Başvuranlar, aslında, kendilerine atfedilen suçlamaların dayandırıldığı dijital belgelerin, gerçekte, ordu mensubu birçok subayı suçlamak ve görevinden etmek amacıyla oluşturulan veya tahrif edilen dosyalar olduğunu ileri sürmüşlerdir. Başvuranlar, savcılık tarafından suçlamalarına dayanak olarak sunulan delillerin geçersiz olduğunu göstermek amacıyla karşı bilirkişi raporlarını Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunmuşlardır.Ceza yargılaması boyunca, başvuranlar, farklı tutukluluk sürelerine maruz kalmışlardır. Söz konusu tutukluluk süreleri, on beş ay yirmi bir gün (en az) ila otuz bir ay on gün (en fazla) arasında değişmiştir.Başvuranlar, tahliyeden yararlanmak amacıyla Ağır Ceza Mahkemesi’ne birçok defa başvuruda bulunmuşladır. Ancak Ağır Ceza Mahkemesi, Savcılığın görüşüne uymuş ve mevcut delil durumu, başvuranların üzerine atılı suçların niteliği ve haklarında bulunan kuvvetli suç şüphesine dayanarak bu başvuruları reddetmiştir.21 Eylül 2012 tarihli kararla, Ağır Ceza Mahkemesi, Balyoz davasında kararını vermiş ve başvuranları suçlu bularak, eski Ceza Kanunu’nun 61. maddesiyle birlikte 147. maddesi uyarınca, on üç yıl dört ay ila on sekiz yıl arasında değişen farklı hapis cezalarına mahkûm etmiştir. Yargıtay, 9 Eylül 2013 tarihinde, bu dava hakkında kararını vermiş ve aralarında başvuranlar, Ahmet Feyyaz Öğütçü, Memiş Yüksel Yalçın, Ayhan Taş, Nejat Bek, Salim Erkal Bektaş ve Bilgin Balanlı’nın da bulunduğu 237 sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararlarını onamıştır. Yargıtay, aynı zamanda, bazı sanıklar hakkındaki beraat kararını da onamıştır. Buna karşın, Yargıtay, aralarında başvuranlar, Mümtaz Can, Hasan Nurgören, Behçet Alper Güney, Nurettin Işık Burhan Gögce, Mustafa Erdal Hamzaoğulları, Nihat Özkan, Veli Murat Tulga, Sırrı Yılmaz ve Gökhan Ҫiloğlu’nun yer aldığı diğer sanıklar hakkındaki mahkûmiyet kararını bozmuş ve ilgililerin tahliyesine karar vermiştir. Ceza davası, Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilgililer hakkında yeniden ele alınmıştır.
Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru
Farklı tarihlerde, başvuranlar, Ahmet Feyyaz Öğütçü, Memiş Yüksel Yalçın, Ayhan Taş, Nejat Bek, Salim Erkal Bektaş ve Bilgin Balanlı Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuşlardır. 18 Haziran 2014 tarihli kararla, Anayasa Mahkemesi, başvuranların ve suç ortaklarının maruz kaldığı tutuklulukların, bireysel başvuru hakkının yürürlüğe girmesinden önce, 21 Eylül 2012 tarihinde, ilk derece mahkemesi tarafından mahkûm edilmeleriyle birlikte sona erdiğini tespit etmiştir. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi, tutukluluğa ilişkin şikâyetleri zaman bakımından yetkisizlik (ratione temporis) nedeniyle reddetmiştir. Buna karşın, Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi ile öngörülen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi, öncelikle, savunma makamı tarafından sunulan karşı-bilirkişi raporlarının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gerekçe gösterilmeksizin dikkate alınmadığının altını çizmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, söz konusu davanın anahtar ismi olan iki kişinin, H.Ö. ve A.Y.’nin, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tanık olarak dinlenmesi gerektiğini tespit etmiştir. Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin kararına dayanarak, 19 Haziran 2014 tarihinde, tüm sanıkların serbest bırakılmasına karar vermiştir. Söz konusu mahkeme, ayrıca, 21 Eylül 2012 ve 9 Ekim 2013 tarihli kararların sonuçlarını iptal ederek, ilgililer hakkında açılan ceza davasının yeniden görülmesine karar vermiştir. Ceza davası, ilk derece mahkemesinde halen derdesttir.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’na yapılan başvuru
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu (“Çalışma Grubu”), 1 Mayıs 2013 tarihinde, Balyoz Davası kapsamında tutuklanan, başvuranların da aralarında bulunduğu 250 kişi hakkında 6/2013 sayılı kararını vermiştir (bu karardan alıntılar için bk. Gürdeniz/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 59715/10, § 14, 18 Mart 2014).
B. İlgili iç hukuk ve uluslararası hukuk İlgili iç hukuk ve uluslararası hukuk, Gürdeniz/Türkiye kararında (yukarıda anılan, §§ 15-28) açıklanmaktadır.
ŞİKÂYETLER
Başvuranlar, Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasına dayanarak, suç işlediklerine dair şüphelenilmesini gerektirecek makul nedenler bulunmasızın yakalanmalarından ve tutuklanmalarından şikâyet etmektedirler. Akabinde, başvuranlar, Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. fıkrasına atıfta bulunarak, kendi bakış açılarına göre, tutukluluk sürelerinin aşırı uzun olmasından yakınmaktadırlar. Başvuranlar, aynı zamanda, iddialarını dikkate almayan yerel mahkemelerin tutukluluk hallerinin devamını haklı göstermek amacıyla ileri sürdükleri gerekçelerin yetersizliğinden de şikâyetçidirler. Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrası açısından, başvuranlar, tutukluluk hallerinin devamına itiraz etmek için etkin bir hukuk yolunun bulunmamasından şikâyet etmektedirler. Bu bağlamda, 56078/10 No.’lu başvuruda belirtilen başvuran, Sözleşme’nin 5. maddesinin 2. fıkrasına dayanarak, ifadesini verdiği sırada, kendisine atfedilen suçlamalara dayanak olarak gösterilen delil unsurlarına erişmediğini iddia etmektedir. Sözleşme’nin 6. maddesi açısından, başvuranlar, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde adil yargılanma hakkından yararlanamadıklarını ileri sürmektedirler. Bu bağlamda, başvuranlar, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yürütülen yargılama sırasında savunma haklarına pek riayet edilmemesinden şikâyetçi olmaktadırlar. Başvuranlar, kendileri aleyhine olan tüm delil unsurlarına erişme imkânlarının bulunmadığını ve savunmalarını hazırlamak için gereken kolaylıklardan yararlanamadıklarını iddia etmektedirler. Yine Sözleşme’nin 6. maddesi açısından, 77004/11, 77005/11, 77006/11, 77007/11, 77008/11, 77009/11, 77010/11 No.’lu başvurularda belirtilen başvuranlar, haklarında yürütülen ceza davasının süresinden şikâyetçidirler. 55502/11 No.’lu başvuruda belirtilen başvuran, Sözleşme’nin 8. maddesine dayanarak, daha detaylı bilgi vermeksizin, kendi ifadesine göre, söz konusu ceza davasıyla hiçbir ilgisi olmayan ve özel hayatını ilgilendiren bilgilerin dava dosyasına sunulmasından yakınmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Başvuruların birleştirilmesi hakkında
Mahkeme, İçtüzüğün 42. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, söz konusu başvurularda ortaya konulan hukuki sorunlar ile olay ve olguların benzerlik göstermesi bakımından, bu başvuruların birleştirilmesine karar vermektedir.
Sözleşme’nin 5. maddesinin 1, 3 ve 4. fıkralarının ihlal edildiği iddiası hakkında
Başvuranlar, Sözleşme’nin 5. maddesinin 1, 2, 3 ve 4. fıkralarına dayanarak, yakalanmaları ve tutuklanmaları sırasında, suç işlediklerine dair şüphelenilmesini gerektirecek makul nedenlerin varlığına ilişkin herhangi bir delil unsurunun bulunmadığını ileri sürmektedirler. Başvuranlar, ceza davası çerçevesinde tutukluluk hallerinin devamının, kendi ifadelerine göre, özgürlük ve güvenlik haklarına ihlal teşkil ettiğini eklemektedirler. Ayrıca, başvuranlar, tutukluluk sürelerinden ve yerel mahkemelerin tutukluluk hallerinin devamını haklı göstermek amacıyla ileri sürdükleri gerekçelerin yetersizliğinden şikâyetçidirler. Son olarak, başvuranlar, aynı zamanda, tutukluluk hallerinin devamına itiraz etmek için etkin bir hukuk yolunun bulunmamasından yakınmaktadırlar.
Davaya ilişkin olay ve olguların hukuki nitelendirmesi konusunda takdir yetkisine sahip olan Mahkeme (Glor/İsviçre, No. 13444/04, § 48, AİHM 2009), bu şikâyetlerin yalnızca Sözleşme’nin 5. maddesinin 1, 3 ve 4. fıkraları açısından incelenmesinin uygun olacağı kanaatindedir. Bu bağlamda, Sözleşme’nin 35. maddesinin 2. fıkrasının b) bendine ilişkin içtihat ile geliştirilen kriterleri hatırlatmak gerekmektedir. Bu hüküm aşağıdaki gibidir:
“2. Mahkeme, 34. madde uyarınca sunulan bireysel başvuruları aşağıda sayılı hallerde ele almaz:
(...)
b) Başvuru, Mahkemece daha önce incelenmiş ya da uluslararası diğer bir soruşturma veya çözüm merciine daha önceden sunulmuş bir başka başvuruyla esasen aynı olup yeni olgular içermiyorsa.” Bu hükümden, aynı davalara ilişkin uluslararası yargılamaların artmasını engellemeyi amaçlayan Sözleşme’nin, daha önce uluslararası bir mahkemenin incelemesine konu olmuş bir başvuruyu Mahkeme’nin yeniden ele alabilmesini engellediği anlaşılmaktadır (Celniku/Yunanistan, No. 21449/04, § 39, 5 Temmuz 2007). Bu düzenleme, söz konusu davaların açılma tarihlerine bakılmaksızın uygulanmakta ve Mahkeme’nin başvuruyu inceleme aşamasında davanın esasına ilişkin daha önce verilmiş bir kararın bulunması dikkate alınmaktadır. Bu bağlamda, Sözleşme organlarının kararlarına göre, yalnızca bir başvurunun daha önce başka bir uluslararası merciye sunulması Mahkeme’nin yetkisini bertaraf etmek için tek başına yeterli değildir ve denetim organının niteliği, bu organ tarafından izlenen yöntem ve bu organın verdiği kararların sonucunun, Sözleşme’nin 35. maddesinin 2. fıkrasının b) bendi bakımından, Mahkeme’nin yetkisinin bertaraf edilmesini sağlayıp sağlamayacağının araştırılması gerekmektedir (Loukanov/Bulgaristan, No. 21915/93, 12 Ocak 1995 tarihli Komisyon Kararı, Kararlar ve Raporlar (KR) 80-B, s. 108 ve Varnava ve diğerleri/Türkiye, No. 16064-16066/90 ve 16068-16073/90, 14 Nisan 1998 tarihli Komisyon Kararı, KR 93-B, s. 5, Jeličić/Bosna Hersek (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 41183/02, 15 Kasım 2005 ve Karoussiotis/Portekiz, No. 23205/08, § 62, AİHM 2011 (özetler)). Mahkeme, Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu önünde yürütülen yargılamayı daha önce incelediğini ve bu Çalışma Grubu’nun, Sözleşme’nin 35. maddesinin 2. fıkrasının b) bendi anlamında, “uluslararası bir soruşturma veya çözüm makamı” olduğu sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (Peraldi/Fransa ((kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 2096/05, 7 Nisan 2009 ve Savda/Türkiye, No. 42730/05, § 68, 12 Haziran 2012). Dolayısıyla, Mahkeme, somut olayda, başvuranların Sözleşme’nin 5. maddesinin 1, 3 ve 4. fıkraları bağlamındaki şikâyetlerinin, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’na sunulan şikâyetlerle “esasen aynı” olup olmadığını belirlemelidir. Mahkeme, Gürdeniz/Türkiye kararında ((kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 59715/10, 18 Mart 2014), söz konusu davada, Çalışma Grubu’nun, Balyoz Davası’nda tutuklanan, aralarında başvuranların da bulunduğu 250 sanığın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının, keyfi olduğu ve Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 9. ve 14. maddeleri ile İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 9, 10 ve 11. maddelerine aykırı olduğu sonucuna vardığını daha önce tespit ettiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’nun bu sonuca varmak için adil yargılanma hakkına ilişkin kapsamlı incelemesi çerçevesinde başvuranların davasını incelediğini saptamaktadır. Dolayısıyla, Çalışma Grubu’na yapılan başvuru, başvuranların Mahkeme’ye de sunduğu, Sözleşme’nin 5. maddesine ilişkin şikâyetleri kapsamaktaydı. Bu sebeple Mahkeme, davanın koşullarını dikkate alarak, söz konusu başvuruda, olay ve olguların, tarafların ve şikâyetlerin benzerlik gösterdiği kanaatine varmıştır. Mahkeme, somut olayda bu içtihadından uzaklaşmak için herhangi bir neden görmemektedir. Dolayısıyla, Mahkeme’ye sunulan Sözleşme’nin 5. maddesinin 1, 3 ve 4. fıkralarına ilişkin şikâyetlerin, Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’nca verilen ve yukarıda belirtilen kararın temelinde yer alan şikâyetlerle esasen aynı olması sebebiyle, bu şikâyetlerin Sözleşme’nin 35. maddesinin 2. fıkrasının b) bendi uyarınca kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
Yargılamanın hakkaniyete uygunluğu hakkında
Başvuranlar, diğer taraftan, birçok yönden, Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. Başvuranlar, öncelikle, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi hâkimlerinin bağımsız ve tarafsız olduklarını kanıtlayamamalarından şikâyet etmektedirler. Ardından, başvuranlar, ulusal mahkemeler önünde yürütülen yargılama sırasında savunma haklarına pek riayet edilmemesinden şikâyetçi olmaktadırlar. Ayrıca, başvuranlar, savunmalarını hazırlamak için kendilerine gereken zamanın verilmediğini, gerekli kolaylıkların sağlanmadığını ve lehteki delilleri sunma ve aleyhteki delillerin tamamına erişme imkânından yoksun bırakıldıklarını iddia etmektedirler. Mahkeme, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararların ardından, başvuranlar hakkında açılan ceza davasının ilk derece mahkemesinde halen derdest olduğunu tespit etmektedir. Mahkeme, başvuranlar hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığından, başvuranlar hakkında açılan davayı bütünüyle inceleyecek bir durumda değildir. Yerel mahkemelerde yürütülen davanın mevcut aşamasında, başvuranların, Sözleşme’nin 6. maddesinin hükümlerine ilişkin herhangi bir ihlalden şikâyet edemeyecekleri sonucuna varılmaktadır. Bununla birlikte, şayet başvuranlar, haklarında açılan ceza davası sonucunda, iddia edilen ihlaller nedeniyle halen mağdur oldukları kanısında iseler, Mahkeme’ye yeniden başvurma imkânına sahip olacaklardır. Dolayısıyla başvuruların bu kısmı vaktinden önce sunulmuştur (bk. diğer kararlar arasında, Çakmak/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 58223/10, § 70, 19 Şubat 2013). Bu sebeple, başvuruların bu kısmı da Sözleşme’nin 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Ceza yargılamasının süresi hakkında 77004/11, 77005/11, 77006/11, 77007/11, 77008/11, 77009/11, 77010/11 No.’lu başvurularda belirtilen başvuranlar, haklarında başlatılan ceza yargılamasının “makul süre” ilkesini ihlal ettiğini iddia etmektedirler. Mahkeme, Turgut ve diğerleri/Türkiye davasında ((kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 4860/09, 26 Mart 2013) başvuranlar tarafından sunulan şikâyete benzer bir şikâyet hakkında karar verdiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, söz konusu davada, yargılama süresinin “makul süre” ilkesini ihlal ettiğini ileri süren ve yargılamanın aşırı uzun sürmesine ilişkin şikâyetleri inceleyebilecek bir mahkemenin Türkiye’de mevcut olmamasından şikâyet eden başvuranların, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair 9 Ocak 2013 tarihli 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonu’na başvurmaları gerektiği, zira, ilk bakışta (a priori), başvuranların şikâyetlerinin giderilmesi açısından makul bakış açıları sunabilecek nitelikte ve erişilebilir bir hukuk yolunun söz konusu olduğu sonucuna varmıştır (Yukarıda anılan, Turgut ve diğerleri § 56). Mahkeme, somut olayda, başvuranların bu hukuk yolunu tükettiklerini belirtmediklerini gözlemlemektedir. Mahkeme, mevcut durumda, farklı bir sonuca varmasını sağlayacak herhangi bir olgu ya da delilin ortaya konulmadığı kanaatindedir. Bu şikâyet, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmelidir.
Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında
55502/11 No.’lu başvuru çerçevesinde, başvuran, Sözleşme’nin 8. maddesine dayanarak, hakkında yürütülen ceza davasıyla herhangi bir ilgisi olmayan, özel hayatına ilişkin bilgilerin, ceza davasına ilişkin dosyaya sunulması nedeniyle özel hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Mahkeme, başvuranın, ceza davasına ilişkin dosyada yer alan, özel hayatına ilişkin bilgilerin niteliğini ve içeriğini açıklamadığını ve bu bilgilerin dosyada bulunmasının özel hayatına nasıl zarar verdiğini belirtmediğini gözlemlemektedir. Mahkeme, başvuran tarafından sunulduğu şekliyle, bu şikâyetin yeterince desteklenmediği kanısına varmaktadır. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmının, Sözleşme’nin 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca kabul edilemez olduğu belirtilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine;
Başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilerek, 26 Mart 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Abel CamposAndrás Sajó
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
EK
No.
Başvuru No.
Başvuru tarihi:
Başvuran
Doğum tarihi
İkamet yeri
Temsilci
İleri sürülen maddeler
56078/10
23/08/2010
Ahmet Feyyaz ÖĞÜTCÜ
29/07/1950
İstanbul
Yağız Ali DAĞLI
5. maddenin 1., 2., 3., 4. fıkraları
6. madde
55502/11
30/06/2011
Mümtaz Can
19/06/1958
Kayseri
Erhan Ergun
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
8. madde
77004/11
03/12/2011
Memiş Yüksel YALÇIN
25/04/1960
Ankara
İlkay SEZER
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
77005/11
03/12/2011
Ayhan TAŞ
10/04/1947
Ankara
İlkay SEZER
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
77006/11
03/12/2011
Nejat BEK
14/09/1950
Ankara
İlkay SEZER
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
77007/11
03/12/2011
Salim Erkal BEKTAŞ
11/12/1953
Ankara
İlkay SEZER
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
77008/11
03/12/2011
Hasan NURGÖREN
01/03/1964
İstanbul
İlkay SEZER
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
77009/11
03/12/2011
Behcet Alper GÜNEY
14/09/1973
İstanbul
İlkay SEZER
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
77010/11
03/12/2011
Nurettin IŞIK
18/08/1955
İstanbul
İlkay SEZER
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
6134/12
14/12/2011
Burhan GÖGCE
01/03/1963
İstanbul
Kürşad Veli EREN
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
6144/12
14/12/2011
Mustafa Erdal HAMZAOĞULLARI
11/10/1965
İstanbul
Kürşad Veli EREN
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
6147/12
14/12/2011
Nihat ÖZKAN
12/12/1963
İstanbul
Kürşad Veli EREN
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
6149/12
14/12/2011
Veli Murat TULGA
18/08/1962
İstanbul
Kürşad Veli EREN
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
6174/12
14/12/2011
Sırrı YILMAZ
31/12/1964
İstanbul
Kürşad Veli EREN
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
9551/12
14/12/2011
Gökhan ÇİLOĞLU
14/10/1972
Ankara
Kürşad Veli EREN
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
59095/12
28/06/2012
Bilgin BALANLI
24/09/1948
İstanbul
İlkay SEZER
5. maddenin 1., 3. ve 4. fıkraları
6. madde
Full & Egal Universal Law Academy