AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 8110/08
Ahmet OĞUZHAN ve Meliha OĞUZHAN / Türkiye
Başkan,
Nebojša Vučinić,
Hâkimler,
Paul Lemmens,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 27 Haziran 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
7 Ocak 2008 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuranlar tarafından ibraz edilen görüşleri göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranlar Ahmet Oğuzhan ve Meliha Oğuzhan sırasıyla 1935 ve 1936 doğumlu birer Türk vatandaşı olup İstanbul’da ikamet etmektedirler.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuranlar, 3 Nisan 2003 tarihinde, İmarbank aracılığıyla belirli bir miktarda hazine bonosu satın almıştır.
5. Bankalar Düzenleme ve Denetleme Kurulu (bundan böyle “Kurul” olarak anılacaktır), 3 Temmuz 2003 tarihli kararla, Bankalar Kanunu’nun (4389 sayılı Kanun) 14 § 3 maddesi uyarınca İmarbank’ın bankacılık işlemleri yapma iznini kaldırmıştır. Kurul, ayrıca, aynı Kanun’un 16 § 1 maddesi doğrultusunda, bankanın yönetimini ve kontrolünü Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (bundan böyle “Fon” olarak anılacaktır) devretmiştir.
6. Daha sonra, başvuranlar, 3 Aralık 2003 tarihinde, Bankalar Düzenleme ve Denetleme Kurumuna (bundan böyle “Kurum” olarak anılacaktır), Kurula ve Fona karşı Ankara İdare Mahkemesinde dava açmış ve hazine bonolarından dolayı uğradıkları zarar için tazminat talep etmişlerdir.
7. Yeni bir kanunun kabul edilmesinden sonra (5021 sayılı İmarbank Hakkında Tesis Edilecek Bazı İşlemler Hakkında Kanun), 2004 yılında, Fon, bankanın yönetiminin ve kontrolünün devrinden olumsuz etkilenen hesap sahiplerine bir devlet bankası olan Ziraat Bankasında adlarına hesap açılması suretiyle geri ödeme yapmıştır. Geri ödeme, hesap sahiplerinin, “ibra ve taahhüt belgesi” başlıklı bir belge imzalaması koşuluna tabi olarak yapılmıştır. Hesap sahipleri, bu tür belgeleri imzalayarak, Devlet yetkililerini tüm borçlardan ibra etmiş ve bankaya yatırılan tasarruflar ve bunun üzerine vadesi gelmiş faiz ile ilgili her türlü fazlalık talebinden feragat etmişlerdir.
8. Ankara İdare Mahkemesi, 7 Şubat 2007 tarihinde, başvuranların davasını kısmen kabul etmiş ve kendilerine bonolarda belirtilen miktarın, yani başvuranların dava açtıkları tarihten itibaren hesaplanacak olan faiz eklenmek suretiyle toplam 49.299 TL[1] ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme, bankanın bu tür aracılık faaliyetinde bulunma yetkisinin 1990 yılında kaldırılmasına rağmen hazine bonosu satmaya devam etmesi nedeniyle denetim görevini yerine getirmediğini tespit etmiştir.
9. Başvuranlar, söz konusu karara karşı temyize gitmiştir.
10. 5667 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte, 21 Temmuz 2007 tarihinde, geri ödemeden faydalanabilecek olan kişilerin kapsamı genişletilmiş ve İmarbank aracılığıyla hazine bonosu almış olanlara geri ödeme yapılması mümkün hale gelmiştir. 5667 sayılı Kanun’da düzenlenen koşulları düzenleyen kararname uyarınca, bu tür bonoları bulunduran kişilerin, kendilerine bonoların değeri ve bunun üzerine tahakkuk eden faiz ödenmeden önce Fona başvurmaları ve “ibra ve taahhüt belgesi” imzalamaları gerekmektedir.
11. Başvuranlar, 7 Ocak 2008 tarihinde Mahkeme’ye somut başvuruyu yapmıştır. Başvuranlar, söz konusu zamanda, ne Fona başvurmuş ne de bu tür bir belge imzalamıştır.
12. Başvuru, 19 Kasım 2009 tarihinde davalı Hükümete bildirilmiştir.
13. Başvuranlar, 13 Şubat 2010 tarihinde, bir belge imzalamış ve böylece, Fonu, Kurulu, Kurumu ve diğer ilgili devlet yetkililerini, ulusal mahkemeler önündeki yargılamalara konu olan talepler dâhil olmak üzere İmarbank aracılığıyla elde ettikleri hazine bonoları ile ilgili her türlü borçtan ibra etmiştir. Başvuranlar, belgeyi imzalamadan önce, belge üzerinde, Mahkeme’ye yapmış oldukları başvurudan kaynaklanabilecek hakların kapsam dışında bırakılacağını belirtmiştir. Başvuranlara, bunun karşılığında toplam 63.187 TL[2] ödeme yapılmıştır.
14. Ankara İdare Mahkemesi, 28 Nisan 2010 tarihinde, davanın konusunun çözüme kavuşturulması sebebiyle davanın düşürülmesine karar vermiştir.
ŞİKÂYETLER
15. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, iç hukuk yargılamalarının uzun sürmesinden şikâyetçi olmuştur.
16. Başvuranlar, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, özellikle hazine bonolarına uygulanan faiz hesaplama yönteminin bir sonucu olarak kendilerine tam olarak geri ödeme yapılmaması nedeniyle mülkiyetten yoksun bırakıldıklarını iddia etmişlerdir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşmenin 6. maddesi kapsamındaki şikâyet
17. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, idari yargılamaların makul olmayan bir şekilde uzun süre devam etmesinden şikâyetçi olmuştur. Mahkeme, Turgut ve Diğerleri / Türkiye((k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013) davasında, 19 Ocak 2013 tarihli ve 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonunun, başvuranların Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi kapsamında tüketmesi gereken bir hukuk yolu teşkil ettiğini tespit ettiğini belirtmiştir. Ancak, somut davada, başvuranlar, söz konusu Komisyona başvurmamıştır.
18. Dolayısıyla, Mahkeme söz konusu şikâyetin, başvuranların Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi kapsamında, iç hukuk yollarının tüketmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
B. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki şikâyet
19. Başvuranlar, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında, yetkililerin, uğradıkları zararları tam olarak tazmin etmemelerinin sonucunda mülkiyetten yoksun bırakıldıklarından şikâyetçi olmuştur.
20. Mahkeme, başvuranlar tarafından açılan idari yargılamalar sırasında, yeni mevzuatın, yani 5021 sayılı Kanun’un ve 5667 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiğini ve İmarbank aracılığıyla hazine bonosu almış olan kişilere Fon tarafından geri ödeme yapılmasına izin verdiğini gözlemlemektedir. Her iki Kanun’un uygulanmasını düzenleyen kararnameler, ilgili kişilerin bir belge imzalamasını ve devlet yetkililerini, kendilerine geri ödeme yapılmadan önce söz konusu hazine bonolarına ilişkin her türlü borçtan ibra etmesini gerekli kılmıştır.
21. Bu bakımdan, Mahkeme, Erdem ve Egin-Erdem/Türkiye kararında (no. 28431/06, 55559/07, 26427/08, 38143/08 ve 58227/08, 17 Kasım 2009) benzer şikâyetleri incelediğini ve söz konusu şikâyetleri kabul edilemez bulduğunu kaydetmektedir. Mahkeme, söz konusu kararda, başvuranların, Fon tarafından geri ödemesi yapılan tutarın yetersizliğine ilişkin taleplerinden vazgeçmek için gönüllü olarak bir belge imzaladığına karar vermiştir. Mahkeme, Devlet tarafından başvuranlara böylesi bir belge imzalamaları için hiçbir baskı yapılmadığını ve belgeyi kendi hür iradeleriyle imzaladıklarını vurgulamıştır. Bu doğrultuda, Mahkeme, bu koşullar altında, sadece kısmi olarak yapılan geri ödemeden dolayı başvuranların mal ve mülk dokunulmazlığı haklarına yönelik müdahalenin söz konusu kişiler üzerinde orantısız bir yük oluşturmadığına karar vermiştir.
22. Mahkeme, somut davada, başvurunun davalı Hükümete bildirildiği zamanda başvuranların yukarıda belirtilen belgelerden birini imzalamadığını gözlemlemektedir. Ancak, başvuranlar, davanın bildirilmesinden sonra söz konusu belgeyi imzalamıştır. Mahkeme, sonunda başvuranlara geri ödenen miktarı göz önünde bulundurarak, (yukarıda anılan) Erdem ve Egin-Erdem davasındaki tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir durum görmemektedir. Sonuç olarak, Mahkeme, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna hükmetmiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 20 Temmuz 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
[1] Olayların gerçekleştiği tarih itibariyle 27.000 avro
[2] Söz konusu zamanda yaklaşık 32.000 avro
Full & Egal Universal Law Academy