AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no: 13554/11
Suna OLGUN / Türkiye
Başkan,
Ledi Bianku,
Hâkimler,
Paul Lemmens,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 5 Eylül 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
31 Aralık 2010 tarihinde yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Suna Olgun 1947 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Ankara’da ikamet etmektedir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Olayların gerçekleştiği sırada, başvuran, bir devlet bankası olan Ziraat Bankası’nda devlet memuru olarak çalışıyordu. Belirli yasal değişikliklerden sonra, yetkililer, Ziraat Bankasının özelleştirilmesi işlemlerine başlamış ve başvuran bu nedenle başka bir kamu kurumuna atanmıştır.
5. Başvuran, 2004 yılında, eski görevine iadesini istemiş ve talebi reddedilmiştir.
6. Daha sonra, başvuran, söz konusu atamanın iptali talebiyle Ankara İdare Mahkemesi nezdinde dava açmıştır.
7. Ankara İdare Mahkemesi, 24 Şubat 2006 tarihinde, başvuranın atanmasının iç hukuka uygun olduğuna karar vererek davayı reddetmiştir.
8. Daha sonra Danıştay nezdindeki temyiz yargılamaları sırasında, Cumhuriyet Başsavcısı, davaya ilişkin yazılı mütalaasını sunmuş ve yeni bir husus ortaya koymadan, ilgili mahkemeyi söz konusu kararı onamaya davet etmiştir. Söz konusu mütalaa başvurana tebliğ edilmemiştir. Danıştay, 23 Ekim 2007 tarihinde, Ankara İdare Mahkemesinin kararını onamıştır.
9. Başvuran, daha sonra, Danıştay’ın kararının düzeltilmesini talep etmiştir. Başvuranın bu talebi 12 Nisan 2010 tarihinde reddedilmiştir.
B. İlgili İç Hukuk
10. İlgili iç hukuka ilişkin açıklamalar Kılıç ve Diğerleri/Türkiye, ((k.k), (no. 33162/10, §§ 10-13, 3 Aralık 2013) kararında bulunabilir.
ŞİKÂYETLER
11. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca, Danıştay nezdinde yürütülen temyiz yargılamaları sırasında Cumhuriyet Başsavcısının yazılı mütalaasının kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle , çelişmeli yargılama ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
12. Aynı hüküm kapsamında, başvuran, ayrıca, yargılamaların akıbeti hakkında şikâyette bulunmuş ve yargılamaların adil olmadığını belirtmiştir.
13. Son olarak, başvuran, kendi davasında, Danıştay’ın önceden yerleşik olan uygulamasından ayrıldığını ve bunu yaparken, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki haklarını ihlal ettiğini iddia etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Cumhuriyet Başsavcısının yazılı mütalaasının tebliğ edilmemesi
14. Başvuran, Danıştay nezdindeki temyiz yargılamaları sırasında Cumhuriyet Başsavcısının yazılı mütalaasının kendisine bildirilmemesinin, çelişmeli ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğinden şikâyetçi olmuştur. Başvuran, bu bağlamda, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayanmıştır.
15. Mahkeme aynı sorunu Kılıç ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.) no. 33162/10, §§ 19‑23, 3 Aralık 2013) davasında hâlihazırda incelemiş olduğunu ve başvuranların önemli bir zarara uğramadığına kanaat getirdiğini kaydetmektedir. Bu doğrultuda, Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 3 (b) maddesi uyarınca söz konusu şikâyetin kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir.
16. Özellikle Danıştay nezdindeki yargılamalarda Cumhuriyet Başsavcısı tarafından sunulan yazılı mütalaanın içeriği dikkate alındığında (bk. yukarıda 8. paragraf), Mahkeme, somut başvuruda, yukarıda anılan davadaki tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir neden görmemektedir.
17. Yukarıdaki hususlar ışığında, söz konusu şikâyet kabul edilemez olup, Sözleşme’nin 35 §§ 3 (b) ve 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
B. Diğer Şikâyetler
18. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında başka şikâyetlerde de bulunmuştur.
19. Mahkeme, elinde bulunan belgeler ışığında ve şikâyette bulunulan hususların görev alanına girdiği ölçüde, söz konusu şikâyetlerin Sözleşme veya Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin ihlaline yol açmadığı sonucuna varmıştır.
20. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmının, Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddesi uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğunun beyan edilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 28 Eylül 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy