Rekabet Kurumu Başkanlığından;
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2013-1-16 (Menfi Tespit/Muafiyet)
Karar Sayısı : 13-72/997-428
Karar Tarihi : 26.12.2013
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR,
Fevzi ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN, Doç. Dr. Tahir SARAÇ
B. RAPORTÖRLER: Hilmi BOLATOĞLU, Çağlar Deniz ATA
C. BİLDİRİMDE
Temsilcisi: Dr. Aydın ÖZTUNALI
Turan Güneş Bulvarı 100/20 Yıldız/Ankara
(1) D. DOSYA KONUSU: OMV Petrol Ofisi A.Ş. ile Lubratek Endüstriyel Yağlar ve
Kimyasal Mad. Paz. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen ısıl işlem yağlarına ilişkin
üretim ve dağıtım protokolüne muafiyet tanınması talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına en son 25.11.2013 tarihinde giren yazıyla
tamamlanan bildirim üzerine düzenlenen 03.12.2013 tarih ve 2013-1-16/MM sayılı Rapor
görüşülerek karara bağlanmıştır.
(3) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, bahse konu protokolün 2013/3 sayılı Uzmanlaşma
Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nden faydalandığı; işlem taraflarından OMV
Petrol Ofisi A.Ş.’ye bildirim formunda yanlış veya yanıltıcı bilgi sunulması sebebiyle 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari
para cezası verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Bağlamında Yapılan Değerlendirme
(4) OMV Petrol Ofisi A.Ş. (PO) ile Lubratek Endüstriyel Yağlar ve Kimyasal Mad. Paz. ve Tic.
Ltd. Şti. (LUBRATEK) arasında akdedilen ısıl işlem yağı üretimi ve satışı konulu protokolün
2002/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği ile tanınan muafiyetten yararlanıp yararlanmadığının
tespiti, yararlanmıyor ise söz konusu protokole bireysel muafiyet tanınmasının talep edildiği
söz konusu başvuruda ilgili ürün pazarı “ısıl işlem yağları pazarı” olarak belirlenmişken, ilgili
coğrafi Pazar bütün Türkiye olarak alınmıştır.
(5) Bahse konu Protokol ile PO ve LUBRATEK arasında bir dikey ilişki kurulacaktır. Protokol
beş yıl için imzalanmış olup, mutabakata varılması halinde en fazla beş yıl için yeniden
uzatılabilecektir. LUBRATEK, fason olarak üçüncü şahıslara ısıI işlem yağları ürettirip
Türkiye genelinde satan bir firma iken, Protokol ile LUBRATEK tarafından PO'ya ısıI işlem
yağı katkı maddeleri satılması, PO'nun bu katkı maddeleri ile ısıl işlem yağlarını üretmesi ve
ardından PO'nun üreteceği ısıl işlem yağlarının Türkiye genelinde sadece LUBRATEK
tarafından satılması hususlarında mutabakat sağlanmıştır. Protokolün hayata geçirilmesi
sonrasında LUBRATEK firması kendi markasıyla (üçüncü şirketlere fason üretim yaptırmak
suretiyle) faaliyet göstermeye de devam edecektir.
(6) Bu bağlamda öncelikle anlaşma tarafı iki teşebbüsün mevcut veya potansiyel rakip olup
olmadıkları incelenmelidir. Dosya mevcudu bilgilerden LUBRATEK’in hali hazırda pazarda
faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte bildirim formunda PO’nun pazarda herhangi
bir faaliyeti bulunmadığı beyan edilmiştir. Ancak dosya kapsamında yapılan incelemede
PO’nun ürün yelpazesi içinde ısıl işlem yağlarının da bulunduğu tespit edilmiş, başvuru
BULUNAN : OMV Petrol Ofisi A.Ş.
13-72/997-428
2/11
sahibinden bu hususun açıklanması istenmiştir. Gelen cevabi yazıda PO’nun ısıl işlem
yağlarındaki faaliyetinin, müşterilerden gelen talep üzerine gerçekleştirilen son derece sınırlı
sayıdaki üretimden ibaret olduğu, pazarda bu konuda uzmanlaşmış bir ekip tarafından
gerçekleştirilen aktif bir üretim ve satış faaliyeti yürütülmediği belirtilmiş ve PO’nun 2011
yılında (…..)Ton, 2012 yılında ise (…..) ton ısıl işlem yağı ürettiği beyan edilmiştir.
(7) PO’nun ilgili pazarda üretim ve satış faaliyetinin bulunması bahse konu üretim miktarının
büyüklüğünden bağımsız olarak iki teşebbüsün mevcut durumda aynı pazarda faaliyet
gösterdiklerini dolayısıyla rakip olduklarını göstermektedir. Dolayısıyla bahse konu anlaşma
ile ısıl işlem yağları pazarında faaliyet gösteren ve aynı zamanda rakip konumunda olan
teşebbüslerin üretim ve satış konularında işbirliği yapma yolunu seçtikleri anlaşılmıştır. Bu
tür bir anlaşmanın teşebbüsler arası bilgi paylaşımı ya da koordinasyon sonucunu
doğuracağı ve dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde rekabeti
sınırlayabileceği düşüncesi hasıl olmuştur.
(8) Yatay İşbirliği Anlaşmaları Hakkında Kılavuz’da belirtildiği üzere, mevcut veya potansiyel
rakip olduklarına bakılmaksızın, aynı pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerin aralarında
yaptıkları üretim anlaşmaları uzmanlaşma anlaşmaları olarak adlandırılmaktadır. Yatay
üretim anlaşmaları, tek taraflı ve karşılıklı uzmanlaşma anlaşmaları ile üretimi genişletme
amacı taşıyan fason üretim anlaşmalarını kapsamaktadır. “Tek taraflı uzmanlaşma
anlaşmaları”, aynı ürün pazarı veya pazarlarında faaliyet gösteren iki taraf arasında,
taraflardan birinin belirli ürünlerin üretimini kısmen veya tamamen durdurmayı veya bu
ürünleri diğer taraftan satın almayı kabul ettiği; diğer tarafın ise söz konusu ürünleri
üretmeyi ve tedarik etmeyi kabul ettiği anlaşmalardır. Yine Kılavuza göre “Karşılıklı
uzmanlaşma anlaşmaları”, aynı ürün pazarı veya pazarlarında faaliyet gösteren iki veya
daha fazla tarafın, karşılıklı olarak belirli ve fakat farklı ürünlerin üretimini kısmen veya
tamamen durdurmayı veya bu ürünleri diğer taraftan satın almayı kabul ettiği; diğer tarafın
ise söz konusu ürünleri üretmeyi ve tedarik etmeyi kabul ettiği anlaşmalardır. “Üretimi
genişletme amacıyla yapılan fason üretim anlaşmaları” ise, iş sahibinin, yükleniciye bir
malın üretimi görevini verirken, kendisinin söz konusu malın üretimini durdurmadığı veya
kısıtlamadığı anlaşmalardır.
(9) Bu veriler ışığında taraflar arasındaki protokol ile oluşturulan ilişkinin “karşılıklı uzmanlaşma
anlaşması” niteliği taşıdığı ve bu nedenle 2013/3 sayılı Uzmanlaşma Anlaşmalarına İlişkin
Grup Muafiyeti Tebliği kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanısına varılmıştır.
G.2. 2013/3 sayılı Tebliğ Kapsamında Yapılan Değerlendirme
(10) Bilindiği üzere teşebbüsler arası bir anlaşmanın 2013/3 sayılı Tebliğ’de düzenlenen grup
muafiyetinden faydalanabilmesi için işlem taraflarının toplam pazar payının % 25’i
aşmaması gerekmektedir.
(11) Dosya mevcutlarına göre, LUBRATEK’in 2012 yılı pazar payı %(…..) civarında olup PO’nin
aynı yıldaki payı ise %1’in altında kalmaktadır. Bu noktada özellikle belirtilmelidir ki, bildirim
formunda LUBRATEK’in 2011 yılı üretimi (…..) ton, toplam pazar büyüklüğü ise (…..) Ton
olarak beyan edilmiştir. Ancak Kurum kayıtlarına 25.11.2013 tarihinde 7916 sayı ile intkal
eden cevap yazısında LUBRATEK’in 2011 yılı üretimi konuya ilişkin herhangi bir
açıklamaya yer verilmeden (…..) ton olarak gösterilmiştir. PO vekilinden LUBRATEK’in
2011 yılı üretimini bilinçli olarak yüksek gösterdiği bilgisi alınmıştır.
(12) Yukarıdaki bilgilere ek olarak, başvuruya konu Protokol metninde 2013/3 sayılı Tebliğ’in 6.
maddesinde yer verilen ve anlaşmaları tebliğ kapsamı dışına çıkaran hükümlerden herhangi
birine yer verilmediğiden, bahse konu anlaşmanın 2013/3 sayılı Tebliğ kapsamında getirilen
grup muafiyetinden faydalandığı değerlendirilmektedir.
13-72/997-428
3/11
G.3. Yanlış veya Yanıltıcı Bilgi Verilmesine İlişkin Değerlendirme
(13) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin (a) bendinde, "Muafiyet ve menfi tespit başvuruları
ile birleşme ve devralmalar için izin başvurularında yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge
verilmesi" hali yaptırıma bağlanmıştır.
(14) Rekabet Kurumu’na yapılan muafiyet, menfi tespit ve birleşme/devralma bildirimlerinde
incelemeler esas olarak dosya üzerinden ve bildirimde bulunan teşebbüslerce sunulan
bilgiye dayanılarak yapılmakta, Kurul kararları bu çerçevede verilmektedir. Bu bakımdan
muafiyet, menfi tespit ve birleşme/devralma bildirimlerinde teşebbüslerce sunulan bilgilerin
gerçek, doğru ve güvenilir olması, bildirimde bulunan taraf için bir yükümlülük haline
gelmektedir. Nitekim Danıştay 13. Dairesi, 2012/3794 sayılı Omya-Meteksan kararında
“..4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinde yer verilen düzenleme ile Kurul’un doğru bilgiler
çerçevesinde ikinci bir uğraşa girmeden karar almasını teminen yanıltıcı nitelikteki
eylemleri caydırmayı amaçladığı açıktır” hükmü ile bahse konu yükümlülüğe işaret etmiş ve
yine aynı kararda “…Bu bakımdan, sunulan belgelerde yer alan bilgilerin yeterli ve daha da
önemlisi gerçek, doğru ve güvenilir olması, bildirimde bulunan taraflar için bir zorunluluktur”
hükmüne vararak başvuruda bulunan teşebbüsün sorumluluğunun çerçevesini çizmiştir.
(15) Rekabet Kurulunun 08-54/847-338 ve 10-24/339-123 sayılı kararları ile Danıştay 13.
Dairesinin 2009/869 E, 2012/3794 K ve 2009/1523 E, 2012/3795 K sayılı kararlarında da
açıkça belirtildiği üzere yanlış veya yanıltıcı bilgi veya belgenin varlığına ilişkin
değerlendirmede ve buna bağlı olarak idari para cezası verilmesinde yanlış veya yanıltıcı
belgenin verilmesi yeterli olup, eylemin yanıltma veya yanlış yönlendirme amacıyla
yapılması gibi manevi unsur aranmadığı gibi, sunulan yanlış veya yanıltıcı bilginin Kurul’un
alacağı kararı etkileme kabiliyetine (iğfal kabiliyeti) sahip olup olmaması da önemli değildir.
Bir başka deyişle gerçeğe aykırı beyanın varlığı tek başına yanlış ve yanıltıcı bilginin
varlığının tespiti için yeterli sayılmaktadır.
(16) Söz konusu muafiyet bildiriminin değerlendirilmesi sırasında bildirim formunun 5. sayfasının
5. satırında “Halihazırda PO ve Lubratek aynı ürün pazarında faaliyette bulunmamaktadır.”,
yine 5. sayfanın 11. satırında “ Mevcut durumda, ısıI işlem yağları pazarında PO'nun üretimi
bulunmamaktadır.”, 7. sayfasının 26. satırında “ PO'nun ısıl işlem yağı pazarında üretimi ya
da herhangi bir faaliyeti bulunmamaktadır.”, 11. sayfasının 23. satırında “ Yapılması
planlanan protokol ile PO daha önce faaliyet göstermediği bir alan olan ısıl işlem yağları
pazarında faaliyet göstermeye başlayacaktır.” ifadelerine yer verilmiş olup bildirim genel
itibariyle PO’nun bahse konu işlem ile ilk kez pazara gireceği intibaını uyandırmıştır. Ancak
tarafımızca yapılan incelemede PO’nun internet sitesinde ısıl işlem yağı ürününe yer
verildiği görülmüş olup konu PO yetkilileri aranarak şifahen araştırılmış ve raportörlerde
PO’nun hali hazırda ısıl işlem yağı üretimi bulunduğu kanaati uyanmıştır. Bunun üzerine
teşebbüsten konuya ilişkin hukuki açıklamaları istenmiştir.
(17) Teşebbüsten gelen cevabi yazıda özetle:
“Halihazırda OMV PO ve Lubratek aynı ürün pazarında faaliyette bulunmamaktadır” ifadesi
ile kastedilenin ısıl işlem yağları pazarı olduğu;
PO’nun ilgili ürün pazarı olan ısıl işlem yağları pazarında aktif bir üretim ve pazarlama
faaliyetinin bulunmadığı;
PO’nun ısıl işlem yağlarındaki faaliyetinin, müşterilerden gelen talep üzerine gerçekleştirilen
son derece sınırlı sayıdaki üretimden ibaret olduğu, pazarda bu konuda uzmanlaşmış bir
ekip tarafından gerçekleştirilen aktif bir üretim ve satış faaliyetinin bulunmadığı, rastlantısal
olarak gelen sınırlı talebi karşılamak için üretim yapıldığı;
PO’nun 2011 yılında (…..) ton, 2012 yılında ise (…..) ton, LUBRATEK’in ise 2011 yılında
(…..) ton, 2012 yılında (…..) ton üretim yaptığı;
13-72/997-428
4/11
beyan edilmiştir.
(18) PO’nun pazarda üretimi ve faaliyeti bulunmasına rağmen, bildirim formunda PO’nun ısıl
işlem yağları pazarında faaliyetinin ve üretiminin bulunmadığı defaatle belirtilmiş, işlem ile
bu pazara gireceği beyan edilmiş, hatta bu yöndeki izlenimin pekişmesi için başvuru konusu
protokolün 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği kapsamında
değerlendirilmesinin gerektiği vurgulanmıştır. PO’nun üretim miktarı düşük veya kısıtlı da
olsa rekabet hukuku bağlamında yapılacak bir analizde inceleme konusu teşebbüsler
arasındaki ilişkinin yatay ya da dikey mahiyetinin belirlenmesinde son derece önemli
olduğu, ilgili pazardaki faaliyetin büyüklüğü çok sınırlı da olsa ilgili teşebbüse atfedilebilecek
bir pazar gücünün yapılacak rekabetçi analizi etkileyebileceği hususları göz önüne
alındığında, üretim miktarının düşüklüğüne dair yapılan savunma dayanaksız kalmıştır. Öte
yandan, bildirim formunda LUBRATEK’in 2011 yılı üretim rakamı (…..) ton olarak
verilmişken gelen cevabi yazıda aynı yıla ait üretim rakamı (…..) ton olarak düzeltilmiş, bu
husus ise bildirim formunda belirtilen bilgilerin güvenilirliğini azaltırken, her ne sebeple
olursa olsun bildirim formunda yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler verildiği kanaatini
güçlendirmiştir.
(19) Bu bilgiler ışığında, bildirimde bulunan teşebbüs olan PO’nun 4054 sayılı Kanun’un 16.
Maddesi’nin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihlali gerçekleştirdiği kanısına
varılmıştır.
H. SONUÇ Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
(20) OMV Petrol Ofisi A.Ş. ile Lubratek Endüstriyel Yağlar ve Kimyasal Mad. Paz. ve Tic. Ltd.
Şti. arasında akdedilen ısıl işlem yağı üretimi ve satışı konulu protokolün 2013/3 sayılı
Uzmanlaşma Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği kapsamında grup muafiyetinden
yararlandığına,
(21) Bununla birlikte bahse konu işleme yönelik bildirim formunda yanlış ve yanıltıcı bilgi
sunulduğu anlaşıldığından, OMV Petrol Ofisi A.Ş.’ye 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin
birinci fıkrası (a) bendi uyarınca ilgili ürün pazarındaki faaliyetleri neticesinde 2012 mali yılı
sonunda oluşan gayri safi gelirlerinin ‰1’i oranında olmak üzere 352.664,04 TL idari para
cezası verilmesine
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
13-72/997-428
5/11
KARŞI OY GEREKÇESİ
(26.12.2013 Tarih ve 13-72/997-428 Sayılı Kurul Kararı)
Bahse konu işlemin esasen ilk planda muafiyet verilebilecek nitelikte olduğu ve
dolayısıyla muafiyet talebi bildirim formundaki bilgilerin Rekabet Kurulu kararını etkileyecek
derecede önemi haiz olmadığı; bu sebeple ve kasdı mahsusla bazı bilgilerin verilmesinden
sarfı nazar edilmediği düşüncesiyle para cezası verilmesi yönündeki alınan Kurul Kararına
katılamıyorum.
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Başkan
13-72/997-428
6/11
KARŞI OY GEREKÇESİ
(26.12.2013 tarihli ve 13-72/997-428 sayılı Kurul Kararı)
Kurulun 26/12/2013 Tarih ve 13-72 Sayılı Toplantısında görüşülen OMV Petrol
Ofisi A.Ş. ile Lubratek Endüstriyel Yağlar ve Kimyasal Mad. Paz. Ve Tic. Ltd. Şti.
arasında akdedilen ısıl işlem yağlarına ilişkin üretim ve dağıtım protokolüne muafiyet
tanınması talebine yönelik olarak hazırlanan rapor ve incelenen dosya kapsamına göre
Kurul'ca alınan,
1. “OMV Petrol Ofisi A.Ş. ile Lubratek Endüstriyel Yağlar ve Kimyasal Mad. Paz. Ve Tic.
Ltd. Şti. arasında akdedilen ısıl işlem yağı üretimi ve satışı konulu protokolün 2013/3
sayılı Uzmanlaşma Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği kapsamında grup
muafiyetinden yararlandığına,
2. Bununla birlikte bahsi konu işleme yönelik bildirim formunda yanlış ve yanıltıcı bilgi
sunulduğu anlaşıldığından, OMV Petrol Ofisi A.Ş.’ye 4054 sayılı Kanun’un 16.
Maddesinin birinci fırkası (a) bendi uyarınca ilgili ürün pazarındaki faaliyetleri
neticesinde 2012 mali yılı sonunda oluşan gayri safi gelirlerinin %01’i oranında olmak
üzere ₺352.664,04.- idari para cezası verilmesi…”
Kararının 2. Maddesine aşağıdaki gerekçeler nedeniyle karşıyım.
1. Bilindiği üzere 2.7.2005 tarih ve 5388 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik ile 4054 sayılı
RKHK’nun 4. Maddesi kapsamındaki anlaşma, Uyumlu Eylem ve Teşebbüs Birliği
kararlarının Kurul’a bildirilmesi zorunluluğu kaldırılmıştır. Kurul’ca kabul edilen 1997/2 ve
1997/6 Sayılı Tebliğlerin Yürürlükten Kaldırılması ile 1997/1 Sayılı Rekabet Kurulu’ndan
izin alınması gereken Birleşme ve Devralmalar hakkında Tebliğ’de değişiklik
yapılmasına dair 2006/2 sayılı Tebliğ’e ilişkin olarak çıkartılan Anlaşma, Uyumlu Eylem
ve Teşebbüs Birliği Kararlarının İsteğe Bağlı Bildirimine İlişkin Kılavuz’un 8. paragrafında
“Bildirim yükümlülüğünün kaldırılması sonrasında, teşebbüslerin ve teşebbüs birliklerinin
bildirim yoluna gitmeksizin muafiyet değerlendirmesini kendilerinin yapması esastır.
Kurul’un herhangi bir dosyada muafiyet şartlarının karşılanıp karşılanmadığını resen
dikkate alma yetkisinin bulunması ve muafiyet kararlarının geriye yürümesine olanak
tanınması da dikkate alındığında, teşebbüslerin veya teşebbüs birliklerinin ihtiyaten
bildirim yoluna gitmelerine gerek bulunmamaktadır…” denilmektedir.
Görüleceği üzere bildirim yükümlülüğü kaldırılan ve teşebbüslerin veya teşebbüs
birliklerinin hukuki güvenlik için ihtiyaten bildirim yoluna gitmelerine de gerek
bulunmadığı kılavuzda belirtilmesine rağmen, hukuki güvenlik amaçlı bir MTM (Menfi
Tespit Muafiyet) başvurusu için ceza verilmiştir.
13-72/997-428
7/11
Konu irdelendiğinde esasen Kurula bildirilmemesi halinde Kurul’un Re’sen
yapacağı inceleme sonucunda uygun görürse/görmezse MTM
vereceği/vermeyebileceği, ancak ceza takdir etmeyeceği bir başvuru için ceza
uygulanmıştır.
2. Anılan kılavuzun 12. paragrafında bildirimin istenen tüm bilgi ve belgeleri tam ve
doğru olarak içermesi bu bilgilerde Kurul karar verene kadar oluşacak
değişikliklerin gecikmeksizin Kurul’a bildirilmesi gerektiği, 15. paragrafında ise
bildirimin Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarihte yapılmış sayılacağı bildirim formunda
istenilen bilgi ve belgelerde eksiklik varsa bildirim eksikliğin tamamlandığı tarihte
yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.
Olayımızda ise Kurum kayıtlarına 5.2.2013 tarihinde 719 sayı ile intikal eden OMV
Petrol Ofisi A.Ş.’nin başvurusuna ilişkin evrakın incelenmesi neticesinde raportörler
tarafından 27.5.2013 tarih ve 5098 sayılı yazı ile ek bilgi ve belge talep edilmiş, talep
edilen bilgi ve belgelerin 18.7.2013 tarih ve 4390 sayı ile Kurum’a intikal etmesi üzerine
raportörler Kurum’a intikal eden bilgi ve belgelerde yanlış ve yanıltıcı bilgi verildiği
yönünde şüpheler oluşması nedeniyle 4.10.2013 tarih ve 11467 sayılı yazı ile
teşebbüsten konuya ilişkin hukuki açıklamalar ve ek bilgi talep edilmiştir. Teşebbüs
25.11.2013 tarih ve 7916 sayılı yazısı ile talep olunan hukuki açıklamaları ve ek bilgileri
Kurum’a sunmuştur.
Görüleceği üzere raportörlerce bildirim formunda tespit edilen bilgi ve belge
eksikliklerinin teşebbüs yetkilileri tarafından Kurul karar vermeden önce Kuruma
intikal ettirilmiş olması nedeniyle dosyanın başvuru sürecinin tamamlandığı ve karar
verilebilir hale geldiğini kabul etmek gerekmekte, eksik ya da hatalı bilgileri cezai
müstelzim olarak değerlendirmemek gerekmektedir. Şayet teşebbüs yetkilileri Kurumun
uyarısına rağmen hatalı ve eksik bildirimde ısrar edilmesi ve bu bilgilerin de yanlış ve
yanıltıcı sonuçlara yol açacak niteliği bulunması halinde cezai müstelzim bir eylem
olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
3. Karara konu raporda bildirim formunda yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler verildiğine yönelik
olarak değerlendirmelerin yapıldığı raporun 20. paragrafında özetle; yanlış ya da
yanıltıcı bilgi verilmesinin sebebinin taraflar arasındaki ilişkinin mahiyetinin gizlenmesine
yönelik olduğu ve bu nedenle bahse konu başvurunun 2002/2 sayılı Dikey
Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti kapsamında değerlendirilmesinin istendiği
belirtilmektedir.
13-72/997-428
8/11
Oysa ki teşebbüsün Menfi Tespit Muafiyet başvurusunun yapıldığı tarihte (Şubat
2013) raportörlerin başvuruyu değerlendirmeye tabi tuttukları Uzmanlaşma
Anlaşmalarına İlişkin 2013/3 Sayılı Grup Muafiyeti Tebliği henüz yürürlükte
bulunmamakta ve tarafların geleceğe yönelik olarak yapmayı düşündükleri fason üretim
ve dağıtım protokolü için en uygun değerlendirme Tebliği 2012/2 sayılı Dikey
Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği olduğu görülmektedir. Başvuru tarihi itibariyle
Uzmanlaşma anlaşmalarına yönelik 2013/3 sayılı Tebliğe göre başvuru yapması
mümkün bulunmamaktadır. Raportörlerin 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında başvuru
yapılmasını yanlış ya da yanıltıcı bilgiye yönelik kapsamda değerlendirmeleri yerinde
değildir.
5.2.2013 tarihinde ve 2002/2 Sayılı Tebliğ kapsamında yapılan Menfi tespit
Muafiyet başvurusunu henüz değerlendirmeye alınmamış iken 26 Temmuz 2013 tarihli,
28719 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2013/3 Sayılı Uzmanlaşma Anlaşmasına
İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği yürürlüğe girdiğinde Teşebbüs Yetkililerinin bilgilendirilerek
başvurularının yeni Tebliğe göre değerlendirilmesi gerektiği ve bu Tebliğ kapsamında
başvuru formlarını yenilemeleri ya da gerekli değişiklikleri yapmaları gerektiği
hususunun bildirilmesi gerekir iken bunun yapılmadığı, aksine başvuru sırasında
yürürlükte olmayan bir Tebliğe göre değerlendirme yapılarak ceza verildiği
anlaşılmaktadır.
4. Karara konu Raporda belirtilen yanıltıcı bilgiye esas olduğu belirtilen bildirim formunda
yer alan 4000 tonluk ısıl işlem yağ pazarında faaliyette bulunulmadığına yönelik bilgi
bilahare düzeltilmiş ve teşebbüsün (…..) tonluk üretiminin bulunduğu bildirilmiştir.
Toplam pazarın %0 1-1,5(binde bir, birbuçuk)’lik pazar payına tekabül eden üretim
miktarını yanlış ya da yanıltıcı bilgi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bir bilginin
4054 sayılı Kanunun 16/a Maddesinde öngörülen eylem kapsamında
değerlendirilebilmesi için anılan madde de yer alan suç tanımı tanımına uyması
gerekmektedir. Binde bir miktarındaki, diğer bir ifade ile neredeyse yok mesabesinde
ki bir üretim miktarını yanlış ve yanıltıcı olarak değerlendirmek adalet ve hakkaniyet
ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.
Madde metninde yer alan yanlış ve yanıltıcı bilgi ile hatalı ve eksik bir bilgiyi
birbirine karıştırmamak gerekir. Yanlış ve yanıltıcı bilgide verilen bilgi ile var olan bir
gerçeğin üstünün örtülmesi, gizlenmesi ya da sorun oluşturmayacak bir yöne
yönlendirme amacı vardır. Oysa ki karara konu dosyada teşebbüsün eskiden üretimi
olupta bırakılan ve profesyonel pazarlama ve dağıtımı faaliyeti sürdürülmeyen ve ancak
sadece eski müşterilerin taleplerine yetecek kadar cüz'i miktarda(binde bir, birbuçuk)
13-72/997-428
9/11
üretimde bulunulan bir miktar için yanlış ya da yanıltıcı bilgi demek hakkaniyete
uymayan bir değerlendirme tarzı olur. Bu miktar için olsa olsa yuvarlama ve düzeltme
amaçlı olarak “yok denecek kadar bir üretim miktarı” denebilir. Dolayısıyla
teşebbüsün ısıl işlem yağları piyasasında üretiminin bulunmadığına ilişkin verdiği bilgiyi
yanlış ve yanıltıcı olarak değerlendirmemek gerekir.
5. Menfi tespit Muafiyet istenen başvuruya konu piyasaya yönelik olarak teşebbüsün
üretiminin bulunduğu bilgisi bizzat teşebbüsün web sayfasında yer almaktadır. Bu husus
karara konu raporda da ifade edilmektedir. Teşebbüsün kamuoyuna açık web
sayfasında bulunan ve küçük bir araştırma ile tespit edilmesi mümkün bulunan bir
bilginin başvuru esnasında bildirim formunda belirtilmemesi ya da daha sonradan eksik
bilgi ve belgeler kapsamında bildirilmesini yanlış ya da yanıltıcı bir bilgi değil işleme
ilişkin sürecin bir parçası olarak değerlendirmek gerekir. Aksi halde Kurumca
teşebbüsler nezdinde yürütülen tüm işler konusunda taraflarca yapılan her hatayı, her
türlü eksik bilgi ve belgeyi cezai müstelzim bir eylem gibi değerlendirmek gibi gerekir ki
Kanunun da muradının bu olmadığı açıktır.
6. Raporda belirtilen ve başvuru konusu olaya benzer şekilde ceza verildiği belirtilen
OMYA1, OMYA2, AKZO NOBEL kararlarının işbu dosya kapsamındaki olayla benzerlik
taşıdığını söyleyebilmek mümkün değildir.
Zira anılan dosyaların Kuruma bildirilmesi zorunlu, bildirilmemesi halinde, Kurulca
bildirmeme cezası ile birlikte tespiti halinde Kanunun 7, 10 ve 11. maddeleri
çerçevesinde gerekli diğer müeyyidelerin de uygulanmasının muhtemel bulunduğu
dosyalardır. Karara konu dosya ise bildirimi ihtiyari MTM dosyasıdır.
Karara konu Raporda benzer oldukları ifade olunan dosyaların incelenmesinden
görüleceği üzere bahse konu dosyalarda teşebbüs yetkilisinin raportörleri ilgili pazarın
daha geniş tanımlanmasına yönelik yönlendirmeleri olduğu, diğer bir deyişle ilgili pazarın
bölgesel düzeyde değil, rekabet açısından sıkıntı oluşturmayacak ülkenin bütününü
içerecek biçimde belirlenmesine yönelik bir çaba içinde olunduğu, bilgi ve belgelerin bu
amaca yönelik olarak verildiği ya da verilmediği, yani RKHK nun 16/1. maddesine uygun
olacak şekilde yanlış ve yanıltıcı bir biçimde hareket edildiği anlaşılmakta ve teşebbüs
yetkililerinin amacı doğrultusunda belge ve bilgileri nasıl yanlış ve yanıltıcı (ilgili pazarın
genişletilmesine yönelik) kullandığı Raporda ortaya konulmaktadır. Bu itibarla anılan
dosyaların bu dosya ile benzer kabul edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
13-72/997-428
10/11
7. Diğer taraftan karara konu raporun 18. Paragrafında; “…yanlış ve yanıltıcı belgenin
varlığına ilişkin değerlendirmede kastın varlığının ve aynı zamanda bildirim sonucuna
etkisinin olup olmadığının, eş deyişle iğfal kabiliyetinin aranmadığı söylenebilir. Buradan
hareketle gerçeğe aykırı beyanın varlığının tek başına yanlış ve yanıltıcı bilginin
varlığının tespiti için yeterli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.” denilmekte ve bu
kapsamda teşebbüsün binde birler mesabesindeki üretim miktarının bildirilmemesinin
yanlış ve yanıltıcı bilgi için yeterli olduğu kabul edilmektedir. Oysa ki madde metnindeki
yanlış ve yanıltıcı bilgiden amaç yukarıda da belirtildiği gibi var olan bir gerçeğin
gizlenmesi ve olmayan bir gerçekliğe yönlendirme yapılması gerekmektedir. Oysa ki
karara konu başvuru zaten grup muafiyetinde olup kılavuzda da belirtildiği gibi ihtiyaten
bile bildirilmesi gerekli olmayan bir başvurudur. Bilginin yanlış verilerek yönlendirileceği
bir amaç da bulunmamaktadır. Kararda kastın ve amacın aranan bir şey olmadığı ifade
edilse de maddede tanımlanan eyleme uygunluk açısından yalan ve yanıltıcılığın bizatihi
varlığı kastın ve amacın var olmasını gerektirir. O zaman da bir bilgi ve belgenin yalan
ve yanıltıcı vasfını kazanabilmesi için gerekli niteliklere bakmak gerekir. Mezkur
karardaki cezaya konu bilginin bu vasıfları sağladığını söyleyebilmek mümkün değildir.
Sonuç olarak; Kurulca yürürlüğe konulan grup muafiyeti Tebliği kapsamında
bulunan ve sadece hukuki güvenlik amacıyla kurula bildirilen bir sözleşmeye MTM talebi
için istenilen eksik ve hatalı bilgilerin kurulun karar tarihine kadar tamamlanmış olmasına
rağmen başvuru esnasında eksik ve hatalı bildirilmesi sebebiyle 4054 sayılı RKHK nun
16/a maddesine göre ceza verilmesine,
Eksik bilgi ve belgelerin kılavuzda belirtildiği şekilde kurul karar verene kadar
tamamlanması, hatalı bilgiler konusunda ısrarlı olunmaması,
Yanlış ve yanıltıcı olduğu belirtilen bilgilerin madde metninde belirtilen suçun
tanımına uyar şekilde yanlış ve yanıltıcı olmadığı, binde birler seviyesinde olduğu
anlaşılan eksik bilginin yanlış ve yanıltıcı olarak kabulünün mümkün olmadığı,
yanlış ve yanıltıcı bilginin amacının MTM almayacak bir sözleşmeye gerçeğe
uygun olmayan bilgilerle MTM alacak hale getirmek olabileceği, oysa ki bu
dosyada zaten grup muafiyeti kapsamında olan bir sözleşmenin bulunduğu,
Kabahatlerde kasıt aramaya gerek olmadığı, bu suçların şekli suç olduğu
görüşünün bu olayda doğru olmadığı, zira bir bilginin yanlış veya yanıltıcı olması
bunun bizatihi amaç ve kasıt içermesi anlamına geleceği, bu dosyada ise ne bir
amaçtan ne de bir kasıttan bahsedilebileceği, hata ve eksiklikten kaynaklanan bir
davranış nedeniyle de cezai mesuliyetten söz edilemeyeceği,
13-72/997-428
11/11
Daha önceki kurul kararlarıyla uyumlu olduğu belirtilen OMYA 1,2 ve AKZO
dosyalarının hem başvurunun ihtiyari niteliğinin bulunmaması ve hem de
teşebbüs yetkililerinin yalan ve yanıltıcı bilgi niteliğine uygun bildirimlerde
bulunmaları ve bunda ısrarcı olmaları dikkate alındığında işbu dosya kapsamında
benzerliğinin bulunmadığı
sebep ve gerekçeleriyle anılan karara katılmam mümkün olmamıştır.
Fevzi ÖZKAN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy