AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 8176/07
Hacı ONAR ve Mehmet ONAR / Türkiye
Başkan,
NebojšaVučinić,
Hâkimler,
Paul Lemmens,
StéphanieMourou-Vikström
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 19 Aralık 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
12 Şubat 2007 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranlar Hacı Onar ve Mehmet Onar sırasıyla 1950 ve 1952 doğumlu birer Türk vatandaşı olup Şırnak’ta ikamet etmektedirler. Mahkeme önünde Mardin Barosuna bağlı Avukat Ş. Taşkın ve Ş. Kurul tarafından temsil edilmişlerdir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuranlar, Şırnak’ın Merkez İlçesindeki, Yenimahalle’de, tapu siciline 50L4c pafta, 577 ada ve 40 no.lu parsel olarak kayıtlı arazinin sahipleriydiler.
5. Karayolları Genel Müdürlüğü (bundan böyle “Müdürlük” olarak anılacaktır), 2001 yılında, yol yapımı için başvuranların arazisini kullanmaya başlamıştır.
6. Başvuranlar, 20 Haziran 2003 tarihinde Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesi önünde Müdürlük aleyhinde dava açmış ve arazilerine kamulaştırmasız el atıldığı gerekçesiyle tazminat talep etmişlerdir.
7. Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesi, 19 Temmuz 2005 tarihinde başvuranlara, 20 Haziran 2003 tarihten itibaren işleyecek olan yasal faiz eklenmek suretiyle 57.502,08 Türk lirası (TRY) ödenmesine hükmetmiştir.
8. Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesi kararını 17 Şubat 2006 tarihinde başvuranların temsilcisine bildirilmiş ve karar 15 Mart 2006 tarihinde kesinleşmiştir.
9. Başvuranlar, 22 Mart 2006 tarihinde, Şırnak İcra Dairesi nezdinde icra takibi başlatmışlardır.
10. Müdürlük, 24 Nisan 2007 tarihinde, yasal faizle birlikte tazminat için hükmedilen miktarları tam olarak ödemiştir.
B. İlgili İç Hukuk ve Uygulama
11. Tazminat Komisyonuna ilişkin iç hukuk ve uygulama ile ilgili açıklamalar (bk. aşağıda 18. paragraf) Demiroğlu ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.) no. 56125/10, 4 Haziran 2013) kararında yer almaktadır.
12. 3 Ekim 2001 tarihinde değiştirildiği şekliyle Anayasa’nın 46. maddesinin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
“ 46. madde:
...
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. ...
...
...herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.
13. İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 32 (1) maddesi uyarınca, icra dairesi tazminata dair bir mahkeme kararının ibraz edilmesinden sonra borçluya bir icra emri tebliğ eder. Aynı madde, ayrıca, mahkeme kararı ile belirlenen tazminat miktarının, icra emrinde belirtileceğini öngörmektedir.
ŞİKÂYETLER
14. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ile Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunarak, arazilerine kamulaştırmasız el atılması sebebiyle hükmedilen tazminatın ödemesinin gecikmesinden şikâyetçi olmuşlardır.
15. Başvuranlar, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında, Anayasa’nın 46. maddesi bağlamında ulusal mahkemeler tarafından kamu borçları için geçerli azami faiz oranının uygulanmamasının, mal ve mülk dokunulmazlığı haklarını ihlal ettiğinden şikâyetçi olmuşlardır.
16. Ayrıca başvuranlar, tazminat için hükmedilen miktarların ödenmemesine ilişkin şikâyetleri konusunda hiçbir etkili hukuk yolunun bulunmaması nedeniyle Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuşlardır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi hakkında (kararın geç icrası)
17. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında, yetkililerin yerel mahkeme tarafından kendilerine ödenmesine hükmedilen tazminat miktarının ödenmesini geciktirmiş olmalarından şikâyetçi olmuşlardır.
18. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, Türkiye’de yargılamaların uzunluğuna, kararların geç icra edilmesine ve icra edilmemesine ilişkin başvuruların ele alınması amacıyla bir Tazminat Komisyonunun kurulduğunu kaydetmiştir. Hükümet, dolayısıyla, başvuranların Tazminat Komisyonuna herhangi bir başvuru yapmamış olmaları nedeniyle, iç hukuk yollarını tüketmemiş olduklarını ileri sürmüştür.
19. Mahkeme, Hükümet tarafından da ortaya konulduğu üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) başvurusunda pilot karar usulünün uygulanmasını müteakip Türkiye’de bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemiştir. Ardından, Mahkeme Demiroğlu ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013) davasındaki kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Mahkeme bu kararı verirken, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun, yetkililerin mahkeme kararlarını icra etmemesine ilişkin şikâyetler bakımından, muhtemel surette (a priori) erişilebilir ve makul bir çözüm sunacak nitelikte olduğu kanısına vardığını belirtmiştir.
20. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasındaki kararında, Hükümete önceden tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları, yine de normal usul uyarınca inceleyebileceğini vurguladığını belirtmiştir.
21. Ancak Mahkeme, Hükümetin başvuranların 6384 sayılı Kanun ile tesis edilmiş olan yeni iç hukuk yoluna başvurmamış olmalarına ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak, yukarıda anılan Demiroğlu davasında varmış olduğu sonucu yinelemektedir.
22. Mahkeme, yukarıdaki hususlar ışığında, başvurunun bu kısmının, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
B. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi hakkında (hükmedilen tazminat miktarlarına azami faiz oranın uygulanmaması)
23. Başvuranlar, arazilerine kamulaştırmasız el atılması nedeniyle hükmedilen tazminat miktarlarına Anayasa’nın 46. maddesinde öngörüldüğü üzere azami faiz oranının uygulanmamasının, kendilerini önemli ölçüde maddi kayba uğrattığından şikâyetçi olmuşlardır. Başvuranlar bu konuda Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanmışlardır.
24. Hükümet söz konusu iddiaya itiraz etmiştir.
25. Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi uyarınca, bir hususu ancak iç hukuk yollarının tüketilmesi sürecinde nihai kararın verilmesi tarihinden itibaren altı ay içerisinde Mahkemeye sunulması halinde gündeme alabileceğini yinelemektedir. Mahkemenin, Hükümetin ilgili itirazının yokluğunda dahi altı ay kuralının uygulanmasını iptal etmesi olasılığı bulunmamaktadır (bk., Belaousof ve Diğerleri/Yunanistan, no. 66296/01, § 38, 27 Mayıs 2004; Miroshnik/Ukrayna, no. 75804/01, § 55, 27 Kasım 2008 ve Toner/Birleşik Krallık (k.k.), no. 8195/08, 15 Şubat 2011).
26. Başvuranlar somut davada, hükmedilen tazminat miktarlarına uygulanan düşük faiz oranından şikâyetçi olmuşlardır. Mahkeme, başvuranların arazilerinin kamulaştırmasız el atılması için ödenmesine hükmedilen tazminata uygulanan faiz oranının 19 Temmuz 2005 tarihinde Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından belirlendiğini gözlemlemektedir. Bu nedenle, Mahkeme, başvuranların şikâyetine ilişkin nihai kararın, Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 17 Şubat 2006 tarihinde başvuranlara bildirilen karar olduğu sonucuna varmaktadır (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde, Sarıca ve Dilaver/Türkiye, no.11765/05, §§ 31-32, 27 Mayıs 2010). Ancak, somut başvuru, Mahkemeye 12 Şubat 2007 tarihinde, nihai kararın başvuranlara bildirildiği tarihten itibaren altı ayı aşkın bir süreden sonra yapılmıştır (bk., Şat/Türkiye, no. 34993/05, §§ 16-18, 14 Haziran 2011 ve Gerçek ve Diğerleri/Türkiye, no. 54223/08, §§ 16-18, 13 Aralık 2011).
27. Mahkeme yukarıdaki hususlar ışığında, başvurunun bu kısmının, vaktinde yapılmamış olduğu ve Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
C. Sözleşme’nin 13. maddesi hakkında
28. Başvuranlar, Sözleşme’nin 13. maddesine dayanarak, Türk hukukunda, idareyi mahkeme kararları uygulamak ve borçlarını ödemek zorunda bırakabilecekleri hiçbir etkili hukuk yolu bulunmadığından şikâyetçi olmuşlardır.
29. Hükümet, başvuranların kararların geç icrasına ilişkin şikâyetleri için iç hukukta etkili hukuk yollarının tasarruflarında bulunduğunu iddia etmiştir. Bu nedenle Hükümet, Mahkemeyi somut davada Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edilmediği kararını vermeye davet etmiştir.
30. Mahkeme, 6384 sayılı Kanun ile oluşturulan Tazminat Komisyonunun, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi amaçları doğrultusunda yerel mahkeme kararlarının icra edilmemesi hakkında şikâyette bulunmak için Sözleşme’nin 13. maddesi anlamında başvuranlara bir hukuk yolu sunduğunu hatırlatmaktadır (bk., Turgut ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), No. 4860/09, §§ 59-60, 26 Mart 2013).
31. Dolayısıyla Mahkeme, başvurunun bu kısmının, açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35 § 3 (a) ve 4. maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 18 Ocak 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıNebojšaVučinić
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy