AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 25397/05
Mehmet Şah ORUN / Türkiye
Başkan,
Valeriu Griţco,
Yargıçlar,
Stéphanie Mourou-Vikström,
Georges Ravarani,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 11 Ekim 2016 tarihinde Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda belirtilen 7 Temmuz 2005 tarihli başvuruyu göz önünde bulundurarak,
Davalı Hükümetin görüşlerini ve başvuranın karşı görüşlerini dikkate alarak,
Yapılan müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran, Mehmet Şah Orun, 1956 doğumlu bir Türk vatandaşı olup Batman’da ikamet etmektedir. Mahkeme nezdinde Batman Barosuna kayıtlı Avukat M. M. Erken tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın koşulları
3. Dava konusu olaylar, taraflarca ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran, Batman ilinin Yolağzı Köyünde bulunan, tapu sicilinde 410 no.’lu parselde kayıtlı arazinin sahibidir.
5. 1999 yılında belirtilmeyen bir tarihte, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (“Kurum”) başvurana ait arazinin kamulaştırılmasına karar vermiştir.
6. Başvuranın arazisi, 7 Mart 2000 tarihinde tapu sicilinde Kurum adına tescil edilmiş ve başvurana, ilk kamulaştırma bedeli olarak Kurum komisyonu tarafından belirlenen 3.358.388,000 eski Türk lirası[1] ödenmiştir.
7. Başvuran, 20 Mart 2000 tarihinde, Batman Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde hukuk davası açmış ve ilave kamulaştırma bedeli olarak 50.000.000,000 eski Türk lirası talep etmiştir.
8. Batman Asliye Hukuk Mahkemesi, 25 Eylül 2003 tarihinde, yasal faiziyle birlikte, 8.463.849,553 eski Türk lirasının ilave bedel olarak başvurana ödenmesine hükmetmiştir.
9. Yargıtay, 18 Mart 2004 tarihinde, başvuranın temyiz talebini kabul etmiş ve Batman Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği kararı bozmuştur.
10. Söz konusu arazinin değerinin yeniden belirlenmesi üzerine, Batman Asliye Hukuk Mahkemesi, 14 Ekim 2004 tarihinde başvurana, ilave kamulaştırma bedeli olarak, yasal faizi hariç olmak üzere, 11.419.401,529 eski Türk lirası (söz konusu zamanda yaklaşık 6,230 avroya tekabül etmektedir) ödenmesine karar vermiştir.
11. Başvuranın temyiz talebi Yargıtay tarafından reddedilmiş ve söz konusu karar 17 Mart 2005 tarihinde kesinleşmiştir.
12. Kurum, 27 Eylül 2005 tarihinde faiziyle birlikte 40.941,13 Türk lirasına (söz konusu zamanda yaklaşık 25,500 avro) tekabül eden ilave kamulaştırma bedelini başvurana ödemiştir.
B. İlgili iç hukuk ve uygulama
13. Aşağıda bahsedilecek olan (16. paragraf) Tazminat Komisyonuna ilişkin iç hukuk ve uygulamaya ilişkin açıklamalara, Turgut ve Diğerleri / Türkiye (k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013; Demiroğlu / Türkiye (k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013; ve Yıldız ve Yanak / Türkiye (k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014 kararlarından erişilebilir.
ŞİKÂYETLER
14. Başvuran, yargılamaların uzunluğu nedeniyle Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında adil yargılanma hakkının ihlal edilmesinden şikâyetçi olmuştur.
15. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, hükmedilen ilave kamulaştırma bedelinin yetersiz olması nedeniyle yaşadıkları maddi kayıptan, ilave kamulaştırma bedelinin geç ödenmesinden ve hükmedilen kamulaştırma bedelinde meydana gelen değer kaybından şikâyetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’nin 6 § 1. maddesinin ve Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında
16. Başvuran, açtığı dava sonucu yürütülen yargılamaların, Sözleşme’nin 6 § 1. maddesi ile gerekli kılındığı üzere makul sürede sonuçlandırılmamasından şikâyetçi olmuştur. Başvuran ayrıca, Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokolün 1. maddesi uyarınca, ulusal yargılamaların uzunluğu ve Türkiye’deki yüksek enflasyon oranları nedeniyle, ulusal mahkemelerce kararlaştırılan kamulaştırma bedelinin, arazisinin gerçek değerinden daha az olmasından ve Kurumun, hükmedilen ilave kamulaştırma bedelini zamanında ödememesinden şikâyetçi olmuştur.
17. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, yargılamaların uzunluğu ve kararların geç icra edilmesi ve icra edilmemesine ilişkin olarak yapılan başvuruların incelenmesi için Türkiye’de yeni bir Tazminat Komisyonu kurulduğunu belirtmiştir. Hükümet ayrıca, Tazminat Komisyonu’nun görev alanının daha sonra 16 Mart 2014 tarihinde kabul edilen bir kararname ile genişletildiğini ve Tazminat Komisyonunun, diğer hususların yanı sıra, enflasyon etkisi ve yargılamaların uzunluğu nedeniyle kamulaştırma bedelinin miktarında değer kaybı olduğuna yönelik iddiaları inceleme yetkisinin olduğunu kaydetmiştir. Hükümet, bu bağlamda, Tazminat Komisyonuna başvurmadığı için başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür.
18. Mahkeme, Hükümet tarafından da belirtildiği üzere, Türkiye’de Ümmühan Kaplan / Türkiye (başvuru no. 24240/07, 20 Mart 2012) pilot karar usulüne ilişkin başvurunun ardından yeni bir iç hukuk yolunun mevcut olduğunu dikkate alır. Mahkeme, daha sonraki Turgut ve Diğerleri / Türkiye ((k.k.) no. 4860/09, 26 Mart 2013), Demiroğlu / Türkiye ((k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013) ve Yıldız ve Yanak / Türkiye ((k.k.), no. 44103/07, 44013/07, 27 Mayıs 2014) kararlarında, başvuranlar iç hukuk yollarını yani anılan yeni hukuk yolunu tüketmedikleri için başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun; yargılamaların uzunluğu, yetkililerin yargı kararlarını icra etmemesine ve kamulaştırma davalarında hükmedilen meblağlarda yaşanan değer kaybına ilişkin şikâyetler bakımından, ilk bakışta erişilebilir ve makul bir çözüm sunacak nitelikte olduğu kanısına vardığını belirtmiştir.
19. Mahkeme; Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan karar, §77) davasında verdiği kararda, normal usul uyarınca Hükümete iletilmiş olan bu tür başvuruları, bu hususa rağmen, inceleyebileceğine vurgu yaptığını belirtir.
20. Ancak, Hükümetin, başvuranın 6384 sayılı Kanun ile tesis edilen yeni hukuk yolundan faydalanmadığına ilişkin yaptığı ilk itirazları dikkate alan Mahkeme, yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri, Demiroğlu ve Yıldız ve Yanak davalarında vardığı sonucu yineler.
21. Mahkeme, yukarıdaki hususlar ışığında, başvuranın ulusal yargılamaların uzunluğu, kamulaştırma bedelinde meydana gelen değer kaybı ve miktarın belirlendiği tarihten itibaren hükmedilen ilave tazminat bedelinin geç ödenmesine ilişkin şikâyetlerinin, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilmesi gerektiği sonucuna varır.
B. Sözleşme’ye ilişkin diğer ihlal iddiaları hakkında
22. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokolün 1. maddesine ilişkin diğer ihlallerden de şikâyetçi olmuştur. Bu bağlamda, ulusal mahkemelerin, davasına ilişkin delilleri ve bilirkişi raporlarını hatalı şekilde değerlendirdiğini ve hükmedilen ilave kamulaştırma bedelinin yetersiz olduğunu ileri sürmüştür. Başvuran ayrıca, ilave kamulaştırma bedelinin ödenmesinde, meblağın belirlenmesine yönelik ulusal yargılamalar devam ettiği için gecikme yaşandığını ve bu durumun mülkiyet hakkına ihlal teşkil ettiğini iddia etmiştir.
23. Elindeki tüm belgeler ışığında ve şikâyet konusu husus kendi yetki alanı içerisinde olduğu ölçüde Mahkeme, söz konusu şikâyetlerin, Sözleşme veya Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklere ilişkin bir ihlal teşkil etmediği kanaatine varmıştır. Bu doğrultuda, Mahkeme, Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4. madde hükümleri uyarınca, bu şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddetmiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş ve yazılı olarak 17 Kasım 2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Hasan Bakırcı Valeriu Gritco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
[1] 1 Ocak 2005 tarihinde eski Türk lirası yerine Türk lirası yürürlüğe girmiştir. 1 Türk lirası = 1.000,000 eski Türk lirası.
Full & Egal Universal Law Academy