AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR VE KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru no. 47370/08
Bahar ÖZBAŞ / Türkiye
Başkan
Valeriu Griţco,
Hâkimler
Arnfinn Bårdsen,
Peeter Roosma
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 28 Ocak 2020 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
26 Eylül 2008 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından 6 Kasım 2019 tarihinde gönderilen deklarasyonu ve başvuranın bu deklarasyona cevabını göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
Başvuran Bahar Özbaş, 1991 doğumlu bir Türk vatandaşı olup Konya’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde İzmir Barosuna bağlı Avukatlar S. Cengiz ve D. Çavuşoğlu tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Başvuran, maddi zararına ilişkin olarak Devletin müştereken ve münferiden sorumlu tutulmasına rağmen, hukuk yargılamaları esnasında zararının mahiyetini ortaya koyan bilirkişi görüşü ışığında ilk maddi talebinin değiştirilmesi isteğinin idari mahkemece reddedilmesi sonucunda söz konusu meblağın tamamını alamamış ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi ve Sözleşme’nin 6 § 1 ve 13. maddeleri kapsamında şikâyetçi olmuştur.
Başvuru, Hükümete tebliğ edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRMESözleşme’nin 6 § 1 ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında
Başvuran, paralel yürütülen hukuk yargılamalarında verilen karar çerçevesinde belirlenen maddi zararın toplam miktarına yönelik talebine engel olan somut tarihteki Türk İdari Yargılama Hukuku bağlamındaki usule ilişkin kısıtlamadan dolayı mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla ve mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi hakkına müdahale edildiği iddiasıyla şikâyette bulunmuştur. Başvuran bu bağlamda, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanmıştır.
Hükümet, dostane çözüm sağlanmasına yönelik girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, 6 Kasım 2019 tarihli bir yazıyla, başvuruda ileri sürülen sorunların çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Söz konusu deklarasyon, aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin, Bahar Özbaş’a, maruz kaldığı her türlü maddi ve manevi zarar ile masraf ve giderler karşılığında, başvurana yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulmak üzere, 1.350 avro (bin üç yüz elli avro) ödemeyi teklif ettiğini beyan ederim.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından kabul edilen kayıttan düşme kararının bildirildiği tarihi müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan davanın nihai çözümünü teşkil edecektir.
Hükümet, 2577 sayılı Kanun’da tazminat taleplerinde bir değişikliğe izin vermeyen usule ilişkin bir kısıtlamadan dolayı söz konusu zamanda görülen yargılamalarda maddi tazminat miktarlarını artıramamasının, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında başvuranların adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini değerlendirmektedir (Fatma Nur Erten ve Adnan Erten/Türkiye, no. 14674/11, 25 Kasım 2014). Ancak, idari yargılamaların usulü bağlamında 2577 sayılı Kanun’un 16. maddesinde yapılan değişikliğe müteakip ( 30 Nisan 2013’te yürürlüğe girmiştir ), söz konusu meblağda artış talep edilmesinin önüne geçen ve somut şikâyete konu olan engel ortadan kaldırılmıştır.
Bununla beraber, Hükümet, 7145 sayılı ve 31 Temmuz 2018 tarihli Kanun’la değiştirildiği üzere, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53 § 1 (1) maddesinin, hâlihazırda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda idari mahkeme yargılamalarının yenilenmesini öngördüğünü vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında başvuranların şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiğini düşünmektedir.
Hükümet, Mahkemeyi başvurunun incelenmesine devam etmesi için bir sebep kalmadığı gerekçesiyle başvuruyu Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca kayıttan düşürmeye davet etmektedir.”
Başvuran, 15 Kasım 2019 tarihli yazıyla, tek taraflı deklarasyonda belirtilen taahhütlerden tatmin olmadığını belirtmiştir.
Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması hâlinde, Mahkemenin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, Mahkemenin özellikle aşağıdaki durumda başvuruyu kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse”.
Mahkeme ayrıca, belirli koşullarda, başvuranın davasının incelenmesine devam edilmesini istemesine rağmen davalı Hükümet tarafından yapılan tek taraflı bir deklarasyon temelinde, başvuruyu 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
Bu amaçla, Mahkeme, başta Tahsin Acar kararı olmak üzere kendi içtihadından doğan ilkeler ışığında söz konusu deklarasyonu incelemiştir (bk. Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI; WAZA Sp. z.o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
Mahkeme, davacıların idari yargılamalar sırasında ilk maddi taleplerini değiştirmelerine engel olan söz konusu tarihteki usule ilişkin kurallar dolayısıyla mahkemeye erişim haklarının orantısız olarak kısıtlanmasına ilişkin şikâyetlere dair uygulamasını Türkiye aleyhinde açılan davalar da dâhil olmak üzere çeşitli davalarda ortaya koymuştur (bk. yukarıda anılan Fatma Nur Erten ve Adnan Erten, §§ 29-33 ve Tamer Tanrıkulu/Türkiye, no. 36488/08, § 20, 29 Kasım 2016).
Teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümetin deklarasyonu içerisinde bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda Mahkeme, başvurunun bu kısmının incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi ).
İlâveten, yukarıdaki mülahazalar ışığında ve bilhassa konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihat dikkate alındığında Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun bu kısmının incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37 § 1 son cümlesi).
Mahkeme, son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması hâlinde, başvurunun Sözleşme’nin 37 § 2 maddesi uyarınca tekrar kayda alınabileceğini vurgulamaktadır (Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
Bu nedenle, davanın kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında
Başvuran, Sözleşme’nin 13. maddesi kapsamında Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında öne sürdüğü şikâyetine ilişkin olarak etkin bir iç hukuk yolu olmadığı konusunda şikâyette bulunmuştur.
Mahkeme, başvuranın Sözleşme’nin 13. maddesi kapsamında şikâyet ettiği konuların yukarıda incelenen şikâyetlerle uygulamada aynı olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla Mahkeme, Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak kabul edilebilirlik ve esas bakımından ayrı bir karar vermenin gerekli olmadığı kanaatindedir (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde Centre for Legal Resources on behalf of Valentin Câmpeanu/Romanya [BD], no. 47848/08, § 156, AİHM 2014 ve bu kapsamda anılan diğer davalar ve Sochaczewski/Polonya (k.k.), no. 46091/13, 12 Şubat 2019).
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümetin deklarasyon koşullarının ve belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesi amacıyla öngörülen yöntemleri dikkate alarak;
Sözleşme’nin 6. maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki şikâyetlere ilişkin olarak başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine;
Başvuranın Sözleşme’nin 13. maddesi kapsamındaki şikâyetinin kabul edilebilirlik ve esas bakımından bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 20 Şubat 2020 tarihinde bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy