AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 45601/09
Sami ÖZBİL / Türkiye
Başkan,
Paul Lemmens,
Yargıçlar,
Işıl Karakaş,
NebojšaVučinić,
Ksenija Turković,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla 29 Eylül 2015 tarihinde Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 13 Ağustos 2009 tarihli başvuruyu göz önünde bulundurarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki karar vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Sami Özbil, 1977 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Kocaeli Cezaevinde tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvuran, Mahkeme önünde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat Ö. Gümüştaş tarafından temsil edilmiştir.
A. Dava koşulları
2. Dava konusu olaylar, başvuran tarafından ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Kocaeli Cezaevi Eğitim Komitesi, 15 Mayıs 2009 tarihli kararla (no. 2009/29/52), başvuranın, Kürtçe yayınlanan Hawar isimli günlük gazetenin bir kopyasını almasına izin verilmemesine karar vermiştir. Komite, kararını verirken, söz konusu yayın içeriğinin müstehcen olup olmadığını veya cezaevi güvenliğini tehlikeye sokacak nitelikte olup olmadığını tespit edebilecek bir konumda olmadığını kaydetmiştir.
4. Başvuranın, Kocaeli İnfaz Hâkimliği ve Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesine yaptığı itirazlar, sırasıyla 16 Haziran 2009 ve 21 Temmuz 2009 tarihlerinde reddedilmiştir.
B. İlgili iç hukuk
1. Tutukluların süreli yayın alma haklarına ilişkin iç hukuk
5. Söz konusu tarihte yürürlükte olan ilgili iç hukuk ve uygulamasına ilişkin tüm bilgiler Mesut Yurtsever ve Diğerleri / Türkiye (no. 14946/08, 21030/08, 24309/08, 24505/08, 26964/08, 26966/08, 27088/08, 27090//08, 27092/08, 38752/08, 38778/08 ve 38807/08, §§ 78-80, 20 Ocak 2015) kararında yer almaktadır.
2. 6384 sayılı Kanunla kurulan Tazminat Komisyonunun yetkisine ilişkin ilgili iç hukuk
6. İlgili iç hukuka ilişkin açıklamalar Yıldız ve Yanak / Türkiye ((k.k.), no. 44013/07, §§ 9-17, 27 Mayıs 2014) kararında yer almaktadır. Özellikle, 10 Şubat 2014 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen ve daha sonra 16 Mart 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararının 4. maddesinin (d) fıkrasında; 6384 sayılı Kanunla kurulan Tazminat Komisyonunun, ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların yararlanmak istedikleri süreli ve süresiz yayınların değişik gerekçelerle engellendiği iddiasıyla yapılan başvuruları inceleme yetkileri bulunduğu ifade edilmektedir. Aynı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, Tazminat Komisyonu, 23 Mart 2013 tarihine kadar Mahkemeye yapılan başvuruları zaman bakımından ele alma yetkisine sahiptir.
ŞİKÂYETLER
7. Başvuran, Sözleşme’nin 8, 9 ve 10. maddelerine dayanarak, haber alma hakkına yönelik müdahaleden şikâyet etmiştir. Başvuran ayrıca, Sözleşme’nin 14. maddesi uyarınca, Kürt kökenli olması sebebiyle ayrımcılığa maruz kaldığını iddia etmiştir. Başvuran son olarak, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, ulusal mahkemelerin herhangi bir duruşma gerçekleştirmeden, dosyaya dayanarak karar verdiklerini belirterek şikâyette bulunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
8. Başvuran, Sözleşme’nin 8, 9 ve 10. maddelerine dayanarak, cezaevi yetkililerinin, Kürtçe olarak yayınlanan bir günlük gazetenin belirli bir baskısını kendisine sağlamamaları hususunun, haber ve görüş alma hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiğini kaydederek şikâyette bulunmuştur. Başvuran ayrıca 6. madde uyarınca, ulusal mahkemelerin duruşma geçekleştirmeden, dosyaya dayanarak karar vermeleri konusunda şikâyette bulunmuştur. Başvuran son olarak, Sözleşme’nin 14. maddesi uyarınca, etnik kökeni dolayısıyla ayrımcılığa maruz kaldığını belirtmiştir.
9. Mahkeme öncelikle, başvuranın, günlük bir gazetenin belirli bir baskısının cezaevi yetkililerince kendisine sağlanmamasına ilişkin şikâyetinin Sözleşme’nin 10. maddesi çerçevesinde incelenmesi gerektiği kanısındadır. Söz konusu madde şu şekildedir:
“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir.
2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”
10. Mahkeme ayrıca, Yurtsever ve Diğerleri / Türkiye (no. 14946/08, 21030/08, 24309/08, 24505/08, 26964/08, 26966/08, 27088/08, 27090//08, 27092/08, 38752/08, 38778/08 ve 38807/08, 20 Ocak 2015) davasında benzer bir başvuruyu incelemiş ve Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
11. Ancak, Mahkeme somut davada, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesinde yer verilen, bir başvuranın iç hukuk yollarını tüketmesine yönelik koşulu dikkate almalıdır. İç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının amacı, Sözleşmeci Devletlere, kendileri aleyhindeki ihlal iddialarının Mahkemeye sunulmasından önce, bu ihlalleri önleyebilme veya telafi edebilme imkânı sağlamaktır. Dolayısıyla, bu kural başvuranların ilk olarak ulusal hukuk sistemlerinin sağladığı iç hukuk yollarını kullanmalarını gerektirmekte, böylece Devletleri gerçekleştirmiş oldukları eylemlere ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde bir cevap sunmaktan muaf kılmaktadır. İç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine ilişkin değerlendirme normalde, Mahkeme’ye başvurunun yapıldığı tarih esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Ancak, Mahkeme’nin birçok kararında belirttiği üzere, bu kural, her bir davanın kendine özgü koşulları gereğince haklı kılınabilecek istisnalara tabidir (bk. Aydemir ve Diğerleri / Türkiye (k.k.), no. 9097/05, 9491/05, 9498/05, 9500/05, 9505/05, ve 9509/05, 9 Kasım 2010; Vučković ve Diğerleri / Sırbistan (ilk itiraz) [BD], no. 17153/11 ve 29 diğer dava, §§ 69‑77, 25 Mart 2014; ve Yıldız ve Yanak / Türkiye (k.k.), no. 44013/07, §§ 25‑27, 27 Mayıs 2014).
12. Mahkeme ayrıca, pilot karar usulünün Ümmühan Kaplan / Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012), davasında uygulanmasının ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, uzun adli yargılamalara ve icra edilmeyen ya da geç icra edilen mahkeme kararlarına ilişkin olarak Mahkemeye yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair 6384 sayılı Kanunu çıkardığını gözlemlemiştir. Tazminat Komisyonunun yetkisi daha sonra 10 Şubat 2014 tarihinde kabul edilen ve 16 Mart 2014 tarihinde resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile genişletilmiştir. Mahkeme bu bağlamda, Tazminat Komisyonunun, diğer hususlara ilaveten, cezaevi yetkililerinin çeşitli nedenlerle süreli yayınların verilmesini engellemelerine ilişkin olarak tutuklu/hükümlü kişilerce yapılan şikâyetlerle ilgili başvuruları inceleme yetkisi bulunduğunu kaydetmiştir (bk. Yıldız ve Yanak, yukarıda anılan, § 16).
13. Dolayısıyla, Tazminat Komisyonunun, Mahkemenin uygulaması doğrultusunda bütün bireylere tazminat ödenmesi yönünde karar verme yetkisi bulunmaktadır (bk. Turgut ve Diğerleri (k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013; Demiroğlu / Türkiye (k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013; ve Bozkurt / Türkiye (k.k.), no. 38674/07, §§ 12-21, 10 Mart 2015). Tazminat Komisyonunun ödenmesine karar verdiği tazminat, kararın kesinleşmesinin ardından üç ay içerisinde Adalet Bakanlığı tarafından ödenir ve her türlü vergi veya masraftan muaf tutulur. Tazminat Komisyonu tarafından verilen karar, Bölge İdare Mahkemesi nezdinde temyiz edilebilir ve belirtilen mahkeme üç ay içerisinde davayı karara bağlar.
14. Mahkeme ayrıca, başvuranın Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen karara karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabileceğini belirtmiştir (bk. Ahmet Erol / Türkiye (k.k.), no. 73290/13, 6 Mayıs 2014).
15. Ayrıca Mahkeme, ulusal düzeyde verilen tazminatın, Mahkemenin benzer davalarda ödenmesine hükmettiği tutarlar ile karşılaştırıldığında yetersiz olması durumunda, başvuranın Sözleşme’nin 34. maddesi uyarınca halen “mağdur” olduğunu iddia edebilecek ve Mahkemeye yeni bir başvuru sunabilecek bir konumda olacağı hususuna dikkat çekmiştir.
16. Yukarıda belirtilen değerlendirmelerin tümü, Mahkemenin, başvuranın Sözleşme kapsamındaki şikâyetlerine ilişkin tazminat talep etmek için 6384 sayılı Kanun kapsamında getirilen bu yeni hukuk yolunu kullanması gerektiği sonucuna varmasına yol açmıştır.
17. Mahkeme, başvurunun tamamının, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesi ile Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 22 Ekim 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithPaul Lemmens
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy