AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 61918/09
Hüseyin ÖZÇAKMAKTAŞI ve diğerleri / TÜRKİYE
Başkan
Julia Laffranque,
Hâkimler
Ivana Jelić,
Arnfinn Bårdsen
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 2 Temmuz 2019 tarihinde Komite halinde toplanarak, yukarıda belirtilen 5 Kasım 2009 tarihli başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuranlar tarafından bu görüşlere cevaben sunulan görüşleri dikkate alarak gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran tarafların isim listesi ekte yer almaktadır. Başvuran, Mahkeme önünde İzmir Barosuna bağlı Avukat A.Ş. Atlı tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuranların temsilcisi, 24 Aralık 2018 tarihli bir yazıyla, Mahkemeye, başvuran Hüseyin Özçakmaktaşı’nın 3 Ağustos 2015 tarihinde vefat ettiğini ve diğer üç başvuranın, ilgilinin yasal varisleri olduğunu bildirmiştir.
A. Davanın Koşulları
4. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
5. Başvuranların murisi (de cujus), Bornova’da (İzmir) bulunan 3176 ada, 16 parsel sayılı 2.150 m2’lik bir arazinin paylı malikleri arasında tapu siciline tescil edilmiştir.
6. Başvuranların ikisi de dâhil olmak üzere söz konusu arazinin bazı paylı malikleri, 26 Şubat 1997 ve 30 Aralık 1998 tarihlerinde, arazinin fiilen (de facto) kamulaştırılması sebebiyle, Bornova Asliye Hukuk Mahkemesi önünde, tazminat davası açmışlardır.
7. Asliye Hukuk Mahkemesi, 21 Kasım 2000 tarihinde, başvuranların talebini kısmen kabul etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi, söz konusu arazinin 692 m2’lik kısmına ilişkin olarak ilgililerin tapu kaydınıiptal etmiş ve tazminat ödenmesi karşılığında bu kısmın, Hazine adına tapu siciline tesciline karar vermiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun, kamu hizmetine ayrılan taşınmazın maliklerinin taşınmaz mal ile ilgili her türlü dava hakkının taşınmaza el koyma tarihinden itibaren 20 yıl içerisinde düştüğüne hükmeden 38. maddesi kapsamında hak düşürücü süre gerekçesiyle, ilgililerin, arazinin geri kalanına (1.458 m2) ilişkin talebinin reddine karar vermiştir.
8. Yargıtay, 14 Haziran 2001 tarihinde, bu kararı onamıştır.
9. Anayasa Mahkemesi, 10 Nisan 2003 tarihinde, yukarıda belirtilen 38. maddenin iptal edilmesine karar vermiştir.
10. Ayrıca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi(“Asliye Hukuk Mahkemesi”), Bornova Asliye Hukuk Mahkemesi önünde görülen davada taraf olmayan iki başvuranın talebi üzerine, 4 Mayıs 2004 tarihinde, söz konusu arazinin 692 m2’lik kısmıyla ilgili olarak, bu iki başvuranın tapu kayıtlarını iptal etmiş ve tazminat ödenmesi karşılığında arazinin bu kısmının Hazine adına tescil edilmesine karar vermiştir.
11. Yargıtay, 25 Ekim 2004 tarihinde, bu kararı onamıştır.
12. Başvuranlar da dâhil olmak üzere, söz konusu arazinin paylı maliklerinin varisleri, arazilerinin 1.458 m2’sinin (“ihtilaf konusu kısım”) fiilen (de facto) kamulaştırılmış olması sebebiyle, Asliye Hukuk Mahkemesi önünde 1 Ekim 2001 tarihinden itibaren işleyen ecrimisil talebiyle dava açmışlardır.
13. Asliye Hukuk Mahkemesi, 26 Haziran 2007 tarihinde, 2942 sayılı Kanun’un 38. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin, bu hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinde önce dolduğu gerekçesiyle, başvuranların talebini reddetmiştir.
14. Yargıtay, 9 Nisan 2009 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını onamış ve 29 Haziran 2009 tarihinde, ilgililerin karar düzeltme talebini reddetmiştir.
15. Başvuranlar da dâhil olmak üzere, söz konusu arazinin paylı maliklerinin varisleri, 30 Haziran 2010 tarihinde yürürlüğe giren 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi uyarınca (20. paragraf), 15 Mart 2011 tarihinde, arazinin ihtilaf konusu kısmının fiilen (de facto) kamulaştırılmış olması sebebiyle, Asliye Hukuk Mahkemesi önünde yeni bir tazminat davası açmışlardır.
16. Asliye Hukuk Mahkemesi, 26 Aralık 2013 tarihinde, söz konusu arazinin ihtilaf konusu kısmının, fiilen (de facto) kamulaştırıldığını tespit etmiş ve ilgililerin, başvuru tarihinden itibaren işleyen yasal gecikme faizleriyle birlikte, arazinin ihtilaf konusu kısmının davanın açıldığı tarihteki değerine eşdeğer bir miktar olan 874.800 Türk lirası (bu tarihte yaklaşık 395.700 avro (EUR)) tutarında tazminat elde etme hakkı bulunduğu kanaatine varmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesi ayrıca, arazinin ihtilaf konusu kısmının, yol olarakHazine adına tesciline karar vermiştir.
17. Yargıtay, 14 Mayıs 2015 tarihinde, bu kararı onamıştır.
18. İdare, 5 Şubat 2016 tarihinde, ilgililere 1.305.289,73 TRY (bu tarihte yaklaşık 402.200 EUR) ödemiştir.
B. İlgili İç Hukuk Kuralları ve Uygulaması
19. Somut olayla ilgili iç hukuk kuralları ve uygulaması, Mahkeme’nin I.R.S. ve diğerleri/Türkiye (No. 26338/95, §§ 24-27, 20 Temmuz 2004) kararında kısmen açıklanmaktadır.
20. 30 Haziran 2010 tarihinde yürürlüğe giren (2942 sayılı) Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 6. maddesi gereğince, 9 Ekim 1956 ile 4 Kasım 1983 tarihleri arasında fiilen (de facto) kamulaştırılan taşınmazların malikleri, ulusal mahkemeler önünde tazminat talebinde bulunabilirler.
ŞİKÂYET
21. Başvuranlar, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesini ileri sürerek, Asliye Hukuk Mahkemesinin 26 Haziran 2007 tarihli kararıyla tazminat taleplerinin reddedilmesinden şikâyetçidirler.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
22. Hükümet, başvuranların,26 Haziran 2007 tarihli kararla tazminat taleplerinin reddedilmesinden sonra, söz konusu arazinin ihtilaf konusu kısmının fiilen (de facto) kamulaştırılması karşılığında tazminat elde ettiklerini ileri sürmektedir.
23. Başvuranlar şikâyetlerini yinelemektedir.
24. Mahkeme, başvuran Hüseyin Özçakmaktaşı’nın vefatını dikkate alarak, yasal varisler olan diğer üç başvuranın, artık ilgili yerine mevcut başvuruyu devam ettirme hakkı bulunduğunu kabul etmektedir (Loyen ve diğerleri/ Fransa, No. 55926/00, § 25, 29 Nisan 2003).
25. Mahkeme, başvuranların şikâyetinin, Asliye Hukuk Mahkemesinin, 26 Haziran 2007 tarihli kararıyla, tazminat taleplerini reddetmesiyle (yukarıdaki 12 ve 13. paragraflar) ilgili olduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme, mevcut başvurunun sunulmasının ardından başvuranların, 30 Haziran 2010 tarihinde yürürlüğe giren 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi uyarınca (yukarıdaki 20. paragraf), arazinin ihtilaf konusu kısmının fiilen (de facto) kamulaştırılmış olması sebebiyle, Asliye Hukuk Mahkemesi önünde yeni bir tazminat başvurusunda bulunabildiklerini tespit etmektedir. Asliye Hukuk Mahkemesi, başvuranların talebini haklı bulmuştur ve idare, başvuranlara, mahkeme tarafından belirlenen tazminat miktarını yasal faiziyle birlikte 1.305.289,73 TRY (yaklaşık 402.200 EUR) olarak ödemiştir.
26. Mahkeme, başvuranların hiçbir şekilde, tazminat miktarının yetersiz olduğuna veya bu miktarın kendilerine geç ödendiğine dair herhangi bir şikâyette bulunmadıklarını kaydetmektedir. Başvuranlar, esasen fiili (de facto) kamulaştırma nedeniyle sundukları tazminat taleplerinin ilk etapta reddedilmiş olmasından şikâyetçi olmuşlardır. Mahkeme, bu koşullar altında, arazinin ihtilaf konusu kısmının güncel değerinin başvuranlara ödenmesinin, başvuranların Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi açısından sundukları talebi karşılayabildiği ve bu durumda, başvuranların artık iddia edilen ihlal sebebiyle mağdur olduklarını ileri süremeyecekleri kanaatindedir.
27. Sonuç olarak, başvuru, açıkça dayanaktan yoksundur ve başvurunun, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 5 Eylül 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Bölüm Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
EK
Hüseyin ÖZÇAKMAKTAŞI, 1952 doğumludur ve 2015 yılında vefat etmiştir. Ahmet ÖZÇAKMAKTAŞI, 1948 doğumludur, Ali Mithat ÖZÇAKMAKTAŞI 1960 doğumludur, İsmail ÖZÇAKMAKTAŞI 1954 doğumludur.
Full & Egal Universal Law Academy