AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 7429/11
Niyazi ÖZCAN / Türkiye
Başkan
Aleš Pejchal,
Hâkimler
Branko Lubarda,
Pauliine Koskelo
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 12 Ekim 2021 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, 1943 doğumlu bir Türk vatandaşı olan, Aydın’da ikamet eden ve Aydın Barosuna Bağlı Avukat I. Pehlivan tarafından temsil edilen Niyazi Özcan’ın (“başvuran”) 6 Aralık 2010 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu 7429/11 no.lu başvuruyu,
1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi ile ilgili şikâyetleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde, Türkiye temsilcisi olan, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetinin (“Hükümet”) bilgisine sunma ve başvurunun geri kalan kısmını kabul edilemez olarak açıklama kararını,
Tarafların görüşlerini dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, düzenleme ortaklık payı bağlamında kamulaştırma tazminatının % 35 oranında düşürülmesi ile ilgilidir.
2. Başvuran, 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, düzenleme ortaklık payının, belediye tarafından söz konusu bölgede yapılan çalışmalar neticesinde taşınmazda meydana gelen değer artışının karşılığını teşkil ettiğini ileri sürmektedir. Ancak başvurana göre, taşınmazı hâlihazırda imar planında imar parseli olarak sınıflandırıldığı için, ulusal mahkemeler tarafından kamulaştırma tazminatında herhangi bir kesinti yapılmaması gerekmekteydi.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
3. Mahkeme, Hükümete göre, başvuranın, başlangıçta % 35 oranında düşülen miktarı hesaba katmayan bir kamulaştırma tazminatı aldığı ve fazla ödemeyi hiçbir zaman geri ödemediği için mağdur sıfatı bulunmadığını kaydetmektedir.
4. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca, “umumi hizmet alanı (yol, meydan, park, otopark, yeşil saha, ibadet yeri, karakol), bir taşınmazın değerini artırdığında, taşınmazın yüz ölçümü, söz konusu düzenlemeden elde edilen değer artışı karşılığında ve herhangi bir tazminat ödenmeksizin azaltılabilir. Bunun yanı sıra, bu şekilde alınan kısım, taşınmazın düzenlemeden önceki yüz ölçümünün belli bir oranını geçemez. (Bu oran, olayların meydana geldiği dönemde %35’tir.)
5. Mahkeme, İcra ve İflas Kanunu’nun 39/1 maddesi ile Borçlar Kanunu’nun 135/2 maddesi gereğince, bu tür alacak için, yasal zamanaşımı süresi ödeme emrinden itibaren on yıldır; yani somut olayda 3 Mayıs 2010 tarihi olduğunu kaydetmektedir.
6. Başvuran, fazla ödemenin idareye geri ödendiğini kanıtlamadığı ve zaman aşımı süresi sona erdiği için, bu koşullarda, Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında iddia edilen ihlal nedeniyle mağdur olduğu iddiasında bulunamaz.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek, 18 Kasım 2021 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Aleš Pejchal
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan