AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 61000/08
Uğur ÖZÇELİK / Türkiye
Başkan
Paul Lemmens,
Hâkimler
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 29 Mayıs 2018 tarihinde Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıdaki 6 Aralık 2008 tarihinde yapılan başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuran tarafından bunlara cevaben sunulan görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda, aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Uğur Özçelik, 1971 doğumlu bir Türk vatandaşı olup; İstanbul’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde, eşi F. B. Özçelik tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuran, 29 Kasım 2005 tarihinde gözaltına alınmıştır.
5. Akabinde 2 Aralık 2005 tarihinde tutuklanmıştır.
6. Cumhuriyet savcısı, belli olmayan bir tarihte başvuran hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından hazırladığı iddianameyi Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın hazır bulunduğu 30 Temmuz 2008 tarihli duruşmada suçunu sabit bulmuş ve başvuranı toplam 6 yıl 4 ay hapis ve para cezasına mahkûm etmiştir.
8. Başvuran, öngörülen süre sınırı içerisinde temyiz başvurusunda bulunmamıştır.
B. İlgili İç Hukuk ve Uygulama
9. İlgili iç hukuk ve uygulamaya ilişkin bilgiler Demir/Türkiye ((k.k.), no. 51770/07, §§ 29-33, 16 Ekim 2012) kararında bulunabilir.
ŞİKÂYETLER
10. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi kapsamında, tutukluluk süresinin aşırı derecede uzun olduğundan şikâyetçi olmuştur.
11. Başvuran, ayrıca, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi kapsamında, ulusal hukuk sisteminde devam eden tutukluluk hâline itiraz edebileceği etkili bir hukuk yolu bulunmadığı hususunda şikâyette bulunmuştur.
12. Sözleşme’nin 6. maddesine dayanan başvuran, hakkındaki ceza yargılamalarının makul bir süre içerisinde sonuçlanmadığını ve yerel mahkemelerin iç hukuku hatalı bir şekilde değerlendirdiğini ve yorumladığını ileri sürmüştür.
13. Son olarak, Sözleşme’nin 7. maddesi çerçevesinde, yeni ceza kanununun kendisi aleyhine geçmişe dönük olarak uygulanmasından şikâyet etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’nin 5 § 3 Maddesi
14. Hükümet, Mahkemeden, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvuruyu reddetmesini talep etmiştir. Bu bakımdan Hükümet, başvuranın Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) 141. maddesi uyarınca tazminat talep etmesi gerektiğini belirtmiştir.
15. Mahkeme, tutukluluğun uzunluğuna ilişkin CMK’nın 141. maddesi ile öngörülen iç hukuk yolunun Demir/Türkiye ((k.k.), no. 51770/07, §§ 17-35, 16 Ekim 2012) davasında incelendiğini ve haklarındaki mahkûmiyet kararı kesinleşen başvuranlar tarafından tüketilmesi gerektiğine karar verildiğini gözlemlemektedir.
16. Somut olayda Mahkeme, başvuranın tutukluluğunun 30 Temmuz 2008 tarihinde sona erdiğini ve Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet kararının kesinleştiğini kaydetmektedir (bk. yukarıda § 10). Bu tarihten itibaren başvuran, CMK’nın 141. maddesi uyarınca tazminat talep etme hakkına sahip olmasına rağmen (bk. yukarıda anılan Demir,§ 35), bu yola başvurmamıştır.
17. Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine ilişkin değerlendirmenin, normal şartlarda, Mahkemeye başvurunun yapıldığı tarih esas alınarak gerçekleştirildiğini hatırlatmaktadır. Ancak, Mahkemenin birçok kararında belirttiği üzere bu kural, her davanın kendine özgü koşullarıyla haklı kılınabilecek istisnalara tabidir (bk. İçyer/Türkiye (k.k.), no. 18888/02, § 72, AİHM 2006-I). Mahkeme, daha önce, ceza yargılamalarındaki nihai karardan sonra uygulanabilir hâle gelen, tutukluluğun uzunluğu hakkındaki yukarıda anılan hukuk yoluna ilişkin davalarda bu kuraldan ayrılmıştır (ayrıca bk., diğer kararlar arasında, Tutal ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), no. 11929/12, 28 Ocak 2014). Mahkeme, söz konusu istisnanın somut davada da uygulanması gerektiği kanaatindedir.
18. Sonuç olarak, Mahkeme, Hükümetin itirazını dikkate alarak, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle, bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
B. Diğer Şikâyetler
19. Başvuranın öne sürdüğü diğer şikâyetlere ilişkin olarak Mahkeme, mevcut bilgi ve belgeleri göz önünde bulundurarak ve şikâyet konusu hususları görev ve yetki alanına girdiği ölçüde dikkate alarak, Sözleşme veya Ek Protokollerde belirtilen hak ve özgürlükler açısından herhangi bir ihlalin söz konusu olmadığı kanaatine varmıştır.
20. Dolayısıyla, Mahkeme, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4. maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 21 Haziran 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy