AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİİKİNCİ BÖLÜMKABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 50121/12 ÖZÇELİK / Türkiye
11 Haziran 2019 tarihinde,
Başkan
Valeriu Griţco
Hâkimler
Darian Pavli,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”) Daire olarak toplanarak, 28 Mayıs 2012 tarihinde yapılan yukarıda belirtilen başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ve başvuran tarafından cevaben sunulan görüşleri dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
1. Başvuran Mehmet Özçelik, Türk vatandaşıdır olup 1963 doğumludur ve Muş’ta ikâmet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, Ankara Barosuna bağlı Avukat S. Kaya tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Davanın Koşulları
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Van Cumhuriyet savcısı, 28 Ocak 2008 tarihli bir iddianameyle, Terörle Mücadele Hakkında 3713 Sayılı Kanun’un 7. maddesinin 2. fıkrasında (“3713 Sayılı Kanun”) öngörülen bir suç olan bir terör örgütü lehine propaganda yapma suçundan başvuranı suçlamıştır.
5. Van Ağır Ceza Mahkemesi (“Ağır Ceza Mahkemesi”), 6 Mayıs 2008 tarihinde, başvurana atfedilen suçtan suçlu bulmuş ve 3713 Sayılı Kanun’un 7. maddesinin 2. fıkrasına dayanarak, bir yıl hapis cezasına mahkûm edilmesine karar vermiştir.
6. Yargıtay, 20 Eylül 2011 tarihinde, başvuranın temyizini reddetmiş ve ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
7. Yargıtay kararına ilişkin bütün belge, 23 Kasım 2011 tarihinde, dava dosyasına eklemiş - ki bu belge Ağır Ceza Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğünde muhafaza edilmiştir - ve tarafların hizmetine sunulmuştur.
ŞİKÂYET
8. Başvuran, Sözleşme’nin 10. maddesini ileri sürerek, cezai mahkûmiyetinin ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiği kanaatine varmaktadır.
HUKUKI DEĞERLENDİRME
9. Başvuran, cezai mahkûmiyetinin ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini iddia etmektedir. Başvuran, Sözleşme’nin 10. maddesini ileri sürmektedir.
10. Hükümet, altı aylık süre kuralı hakkında bir kabul edilemezlik itirazını ileri sürmektedir. Hükümet, kesin yerel kararının, somut olayda 20 Eylül 2011 tarihinde Yargıtay tarafından verilen bir karar olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla, söz konusu tarihte altı aylık süre işlemeye başlayacaktır. Dolayısıyla, başvuru söz konusu tarihten altı aya aşkın bir süre sonra yapılmış ve altı aylık süre kuralına riayet edilmemesi nedeniyle, kabul edilemez olarak karar verilmesi gerekir.
11. Başvuran, bu noktada hiçbir görüş sunmamıştır.
12. Mahkeme, daha önce Türkiye’de yürürlükte olan hukuk ve uygulaması hakkında, söz konusu olduğu şekliyle, ceza alanında Yargıtay tarafından verilen kararların, taraflara tebliğ edilmediğini tespit ettiğini hatırlatmaktadır. Mahkemenin Yerleşik İçtihadından, altı aylık sürenin başlangıç noktası olarak, ceza alanında Yargıtay tarafından verilen kararın ilk derece mahkemesi tarafından muhafaza edildiği dava dosyasına ekleniş tarihini hep değerlendirdiği anlaşılmaktadır (bk. diğer kararlar arasında, İpek/Türkiye (kk.), No. 39706/98, 7 Kasım 2000, Yavuz ve diğerleri/Türkiye (kk.), No. 48064/99, 1 Şubat 2005, Benli/Türkiye, No. 65715/01, § 24, 20 Şubat 2007 ve Alada/Türkiye, No 67449/12, § 31, 7 Temmuz 2015).
13. Somut olayda, Mahkeme, kesin yerel kararı oluşturan 20 Eylül 2011 tarihli Yargıtay tarafından verilen karar, başvurana veya temsilcisine tebliğ edilmediğini tespit etmektedir. Yargıtay kararına ilişkin bütün belge, 23 Kasım 2011 tarihinde, dava dosyasına eklemiş - ki bu belge Ağır Ceza Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğünde muhafaza edilmiştir - ve tarafların hizmetine sunulmuştur. Dolayısıyla, ulusal mahkemeler önünde yargılamayı takip etmek ve nihai yerel kararın bir nüshasını elde etmek için ivedilikle hareket etmek başvuranın veya temsilcisinin görevidir.
14. Mahkeme, yukarıda belirtilenleri dikkate alarak, altı aylık sürenin 23 Kasım 2011 tarihinde başladığını ve başvuranın başvurusunu 28 Mayıs 2012 tarihinde yaptığını değerlendirerek, başvurunun Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, vaktinden sonra yapıldığı kanaatine varmaktadır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy Birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş; 4 Temmuz 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Bölüm Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy