AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 47021/10
İbrahim ÖZDEMİR ve Diğerleri / Türkiye
Başkan,
Ledi Bianku,
Hâkimler,
Paul Lemmens,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 27 Haziran 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
13 Mayıs 2010 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranların listesi ekte yer almaktadır.
Davanın Koşulları
2. Dava konusu olaylar, başvuranlar tarafından ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuranların oğlu ve abisi Alp Özdemir, 22 Temmuz 1999 tarihinde, iş yeri dışında yolun kenarında dururken Karayolları Genel Müdürlüğü’ne ait olan bir kamyonun çarpması sonucu hayatını kaybetmiştir.
1. Ceza Yargılamaları
4. Olaydan hemen sonra, bir ceza soruşturması açılmış ve kamyon şoförü, taksirle ölüme neden olmakla suçlanmıştır.
5. Lüleburgaz Asliye Ceza Mahkemesi, 10 Nisan 2001 tarihinde, kamyon şoförünün kazadan %100 sorumlu olduğunu tespit etmiş ve kamyon şoförünü iki yıl hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
6. Yargıtay, 9 Ekim 2002 tarihinde söz konusu kararı bozmuştur. Zira ilgili Asliye Ceza Mahkemesi, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 6. maddesi uyarınca cezanın infazının ertelenip ertelenemeyeceğini usulüne uygun olarak incelememiştir.
7. Lüleburgaz Asliye Ceza Mahkemesi, 17 Nisan 2003 tarihinde, cezanın infazının ertelenmesine karar vermiştir.
8. Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı, 20 Aralık 2005 tarihinde, Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Ceza Kanunu (5237 sayılı Kanun) ışığında, cezanın yeniden değerlendirilmesi için davayı Asliye Ceza Mahkemesine iade etmiştir.
9. Lüleburgaz Asliye Ceza Mahkemesi, 18 Ocak 2007 tarihinde, kamyon şoförünü, söz konusu koşullarda daha lehine olan mülga Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca mahkûm etmiştir. Cezanın infazı bir kez daha ertelenmiştir.
10. Yargıtay, 16 Eylül 2010 tarihinde, davaya konu suç hakkındaki kovuşturmanın zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle Asliye Ceza Mahkemesinin kararını bozmuştur.
2. Hukuk yargılamaları
11. Bu arada, 19 Kasım 1999 tarihinde, başvuranlar, kamyon şoförü, Karayolları Genel Müdürlüğü ve sigorta şirketi aleyhine tazminat davası açmıştır. Başvuranların hepsi, Alp Özdemir’in ölümüyle bağlantılı olarak manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuranların ikisi (yani mağdurun ebeveynleri İbrahim Özdemir ve Sultan Özdemir), ayrıca, maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
12. Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi, 16 Aralık 2003 tarihinde, başvuranlar İbrahim Özdemir ve Sultan Özdemir’e maddi tazminat olarak müştereken 28.109.376.692 Türk lirası (TRL)[1] (söz konusu zamanda yaklaşık 15.770 avro) ve kaza tarihinden itibaren işleyen faiz eklenmek suretiyle tüm başvuranlara manevi tazminat olarak müştereken 16.000.000.000 TRL (söz konusu zamanda yaklaşık 8.975 avro) ödenmesine karar vermiştir.
13. Başvuranlar, manevi tazminat hükmü ve avukatlık ücretleri ile ilgili olarak kararı temyiz etmiş, maddi tazminat hükmüne itiraz etmemişlerdir.
14. Yargıtay, 19 Ekim 2005 tarihinde, Asliye Hukuk Mahkemesinin kararını onamış ve 11 Nisan 2006 tarihinde başvuranların karar düzeltme talebini reddetmiştir.
ŞİKÂYETLER
15. Başvuranlar, Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamında, Alp Özdemir’in ölümünden suçlu bulunmasına rağmen kamyon şoförüne, ceza yargılamasının zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle düşürüldüğünden dolayı ceza mahkemesi tarafından hiçbir ceza verilmediğinden şikâyetçi olmuşlardır.
16. Bununla beraber, başvuranların dördü, yani İbrahim Özdemir, Sultan Özdemir, Gürsel Özdemir ve Veysel Özdemir, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında, Alp Özdemir’in ölümünden sonra kendisinden aldıkları mali yardımdan yoksun bırakıldıkları şikâyetinde bulunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’nin 2. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında
17. Başvuranlar, Alp Özdemir’in ölümünden sorumlu olan kamyon şoförünün, ceza mahkemesi tarafından cezalandırılmadığını ve bunun, Sözleşmenin 2. maddesinin ihlal edildiği anlamına geldiğini iddia etmişlerdir.
18. Mahkeme, kişinin yaşam hakkına yönelik kasıtlı olmayan ihlallere karşı koruma da dâhil olmak üzere, yaşam hakkının korunması bağlamında Devletin pozitif yükümlülüğüne ilişkin temel ilkelerin, Öneryıldız/Türkiye( [BD], no. 48939/99, §§ 89-96, AİHM 2004‑XII)davasında Büyük Daire tarafından ortaya konulduğunu ve Budayeva ve Diğerleri/Rusya davasında (no. 15339/02 ve 4 diğer başvuru numarası, §§ 128-145, AİHM 2008 (alıntılar)) ise daha geniş kapsamlı olarak açıklandığını kaydetmektedir. Mahkeme, Devletin yaşam hakkını koruma konusundaki pozitif yükümlülüğünün, trafik kazalarından kaynaklanan ölümler bağlamında da ortaya çıktığının tespit edildiğini hatırlatmaktadır (bk., örneğin, Rajkowska /Polonya (k.k.), no. 37393/02, 27 Kasım 2007; Railean /Moldova, no. 23401/04, § 30, 5 Ocak 2010; Anna Todorova/Bulgaristan, no. 23302/03, § 72, 24 Mayıs 2011; Igor Shevchenko /Ukrayna, no. 22737/04, § 56, 12 Ocak 2012; ve Prynda /Ukrayna, no. 10904/05, § 50, 31 Temmuz 2012).
19. Mahkeme, ayrıca, ciddi yaralanma veya ölüm durumunda, yaşam hakkını koruma görevinin, Devletin, gerçekleri anında tespit edebilecek yasal yolların varlığını güvence altına alan, hatalı olanları sorumlu tutan ve mağdura uygun tazmin sağlayan etkili ve bağımsız bir yargı sistemine sahip olmasını gerektirdiğine karar verildiğini kaydetmektedir (bk., örneğin, Dodov/Bulgaristan, no. 59548/00, § 83, 17 Ocak 2008, ve Ciechońska/Polonya, no. 19776/04, § 67, 14 Haziran 2011). Söz konusu yükümlülük, bazı özel koşullarda ceza hukuku yolunun sağlanmasını gerektirse de (örneğin bk., yukarıda anılan Öneryıldız, §§ 93-96; Mehmet Şentürk ve Bekir Şentürk/Türkiye, no. 13423/09, §§ 104-106, AİHM 2013; Oruk/Türkiye, no. 33647/04, §§ 50 ve 65, 4 Şubat 2014; Mikhno/Ukrayna, no. 32514/12, § 131, 1 Eylül 2016; Aydoğdu/Türkiye, no. 40448/06, §§ 62-64 ve §§ 87‑88, 30 Ağustos 2016; ve Gençarslan/Türkiye (k.k.), no. 62609/12, §§ 19-22, 14 Mart 2017), Mahkeme, ne 2. maddenin ne de Sözleşme’nin başka bir hükmünün, başvurana, üçüncü bir taraf hakkında kovuşturma yürütülmesini ve mahkumiyet kararı verilmesini temin etme veya “şahsi intikam” hakkı tanıdığını vurgulamaktadır (bk. Perez/Fransa [BD], no. 47287/99, § 70, AİHM 2004‑I, ve yukarıda anılan Öneryıldız, § 147). Mahkeme, bu bakımdan, ölümün ihmal sonucunda meydana gelmesi gibi bir durumda, hukuk sisteminin mağdurlara ceza mahkemeleri nezdinde bir başvuru yolu ile birlikte veya tek başına hukuk mahkemeleri nezdinde bir başvuru yolu sunması halinde Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamındaki yükümlülüğün yerine getirilebileceğini tekrarlar (bk. yukarıda anılan Ciechońska, § 66).
20. Mahkeme, somut davada, yerel adli mercilerin, Alp Özdemir’in ölümüne kamyon şoförünün ihmalinin sebep olduğunu ve bu ölümün kasıtlı olmadığını tespit ettiğini kaydetmektedir. Mahkeme, başvuranların itiraz etmediği bu tespitten ayrılmak için hiçbir neden görmemektedir. Mahkeme, bu koşullar altında, ceza yargılamalarında davanın düşürülmesine yol açan eksiklikleri kabul etmekle birlikte, içtihadı ışığında, Sözleşme’nin 2. maddesinin olaylar açısından mutlaka bir ceza hukuku yolu gerektirmediğini ve başvuranlara etkili bir medeni hukuk yolu sağlanması halinde söz konusu madde koşullarının yerine getirilebileceğini kabul etmektedir (bk., Anna Todorova/Bulgaristan, no. 23302/03, § 73, 24 Mayıs 2011; yukarıda anılan Ciechońska § 66; ve yukarıda anılan Gençarslan).
21. Mahkeme, bu bağlamda, başvuranların Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi önünde medeni hukuk yoluna başvurduklarını ve söz konusu mahkemenin olayları ve Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğu dahil olmak üzere kazayla ilgili sorumluluğu tespit ettiğini ve başvuranlara belirli ölçüde telafi imkanı sunduğunu kaydeder (bk., yukarıda 11-14. paragraflar). Mahkeme, başvuranların Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamında söz konusu hukuk yargılamalarının etkililiğine itiraz etmediklerini ve bu yargılamaların her halükarda altı aylık süre sınırının dışında olduklarını kaydetmektedir.
22. Mahkeme, yukarıda belirtilen hususları ve benzer davalarda verdiği kararları (bk. örneğin, SansalTürkiye (k.k.), no. 28732/09, §§ 46-51,2 Eylül 2014 ve Kaya ve Diğerleri/Türkiye(k.k.), no.67385/09, §§ 28-31, 24 Mayıs 2016) dikkate alarak, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddesi uyarınca kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği kanaatindedir.
B. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. Maddesinin İhlal Edildiği İddiası Hakkında
23. Mahkeme, bazı başvuranların, Alp Özdemir’in ölümünden sonra maddi zarara uğradıkları ve bu durumun, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca mülkiyet haklarını ihlal ettiği yönünde şikâyette bulunduklarını kaydetmektedir.
24. Mahkeme, tüm başvuranların iddia olunan mali kayıplarını gidermek amacıyla Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi önünde açtıkları tazminat davası bağlamında maddi tazminat talep etme yollarının açık olduğunu kaydetmektedir. Ancak, Mahkeme, sadece başvuranlardan ikisinin söz konusu mahkeme önünde maddi tazminat talebinde bulunduğunu ve Yargıtay önündeki temyiz işlemlerinde söz konusu mahkeme tarafından hükmedilen miktarın yeterliliği konusunda itirazda bulunmadıklarını kaydetmektedir.
25. Dolayısıyla, Mahkeme, başvurunun bu kısmının, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 20 Temmuz 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
EK İbrahim Özdemir 1934 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, İstanbul’da ikamet etmektedir ve T. Özdemir tarafından temsil edilmiştir. Atilla ÖZDEMİR 1965 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, İstanbul’da ikamet etmektedir ve T. Özdemir tarafından temsil edilmiştir. Gürsel ÖZDEMİR 1974 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, İstanbul’da ikamet etmektedir ve T. Özdemir tarafından temsil edilmiştir. Nuran ÖZDEMİR 1970 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, İstanbul’da ikamet etmektedir ve T. Özdemir tarafından temsil edilmiştir. Türkan ÖZDEMİR 1967 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, İstanbul’da ikamet etmektedir. Veysel ÖZDEMİR 1980 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, İstanbul’da ikamet etmektedir ve T. Özdemir tarafından temsil edilmiştir. Sultan ÖZDEMİR 1943 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, İstanbul’da ikamet etmektedir ve T. Özdemir tarafından temsil edilmiştir.
[1] 1 Ocak 2005 tarihinde yeni Türk lirası (TRY), eski Türk lirasının (TRL) yerini alarak tedavüle çıkmıştır.
Full & Egal Universal Law Academy