AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru no: 49523/11
Bayrakdar ÖZDEMİR / Türkiye
Başkan
Ivana Jelić,
Hâkimler
Arnfinn Bårdsen,
Darian Pavli
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Liv Tigerstedt’in katılımıyla 5 Mart 2020 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
2 Mayıs 2011 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Mahkemenin başvuruyu kayıttan düşürmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından gönderilen deklarasyonu göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
Başvuranla ilgili bilgiler ekteki listede yer almaktadır.
Başvuran, İstanbul Barosuna bağlı Avukat I. Kozan tarafından temsil edilmiştir.
Başvuru, başvuranın, tapuda belirli bir kişiden satın almış olduğu mülkünün özel mülkiyete konu olamayacağına dair bir mahkeme kararı sonucunda söz konusu mülkünü kaybetmesi nedeniyle ileri sürdüğü tazminat talebinin reddedilmesi ile ilgilidir. Başvuran, söz konusu mülk üzerinde herhangi bir kısıtlama veya belirli bir şerh içermeyen tapu kayıtlarına dayandığını iddia etmiştir.
Başvuran, Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, arazisinin tapusunun iptaline ilişkin tazminat talebinin reddedilmesinden dolayı mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi hakkının ihlal edildiği hususunda şikâyette bulunmuştur.
Başvuru, Türk Hükümetine (“Hükümet”) tebliğ edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Hükümet, dostane çözüm sağlanmasına yönelik girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, 22 Ocak 2020 tarihli bir yazıyla, başvuruda ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvuruyu kayıttan düşürmesini talep etmiştir.
Söz konusu deklarasyon metni, aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, mevcut davada, başvuranın tapu kayıtlarına dayanarak satın aldığı mülkünü kaybetmesine ilişkin tazminat talebinin yerel mahkemeler tarafından reddedilmesinden dolayı 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Dolayısıyla Hükümet, başvurana, masraf ve giderlerin yanı sıra her türlü manevi zarar karşılığında 1.250 avro (bin iki yüz elli avro) ödemeyi teklif etmektedir. Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulacaktır. Söz konusu meblağ, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca, Mahkeme kararının bildirileceği tarihi müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, davayı nihai çözüme kavuşturacaktır.
Bununla beraber Hükümet, 31 Temmuz 2018 tarih ve 7145 sayılı Kanun ile değişik Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 375 (i) maddesinin, hâlihazırda AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda hukuk yargılamalarının yenilenmesi için bir gerekçe teşkil ettiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranın uğrayabileceği maddi zararlara ilişkin olarak ileri sürebileceği adil tazmin talepleri bakımından telafi sağlayabilecek nitelikte olduğu kanaatindedir. ”
Başvuran, 4 Şubat 2020 tarihli mektubuyla, tek taraflı deklarasyon şartlarından memnun olmadığını belirtmiştir.
Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi, Mahkemenin aşağıdaki durumda başvuruyu kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmadığı takdirde”.
Bu sebeple başvuru, başvuranlar davalarının incelenmeye devam edilmesini arzu etse dahi, davalı Hükümet tarafından sunulan tek taraflı bir deklarasyona istinaden 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülebilir (bk. özellikle, Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75‑77, AİHM 2003-VI).
Mahkeme, Türkiye aleyhine açılan davalar dâhil olmak üzere birçok davada, başvuranın arazisinin tapusunun iptali ve tapu sicilindeki hatalı ibareden kaynaklanan zararlarına ilişkin tazminat talebinin reddedilmesi ile ilgili şikâyetler bakımından uygulamasını ortaya koymuştur (bk. örneğin, N.A ve Diğerleri/Türkiye, no. 37451/97, AİHM 2005‑X; Turgut ve Diğerleri/Türkiye, no. 1411/03, 8 Temmuz 2008; Arıoğlu/Türkiye (k.k.), no. 11166/05, 6 Kasım 2012; ve Gürtaş Yapı Ticaret ve Pazarlama A. Ş/Türkiye, no. 40896/05, 7 Temmuz 2015).
Mahkeme, teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümetin sunduğu deklarasyon metni kapsamında yer alan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir ( 37 § 1 (c) maddesi).
Mahkeme ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25 Temmuz 2018 tarihinde, 7145 sayılı Kanun’u kabul ettiği hususuna dikkat çekmek istemektedir. Bu yeni Kanun’un 4, 17, 18 ve 19. maddelerinde, dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde Mahkemenin davayı kayıttan düşürme kararının akabinde yerel mahkeme yargılamalarının yenilenmesi talebinde bulunma hakkı öngörülmektedir. Özellikle, Mahkemenin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukukta yargılamaların yenilenmesi, öne sürülen ihlale etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yoldur. Bu bağlamda, Mahkemenin Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalinin giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
Mahkeme, ayrıca, yukarıda belirtilen mülahazalar ışığında ve bilhassa konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihatlar dikkate alındığında, Sözleşme ve Protokolleri kapsamında tanımlanan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37 § 1 maddesinin son cümlesi).
Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması hâlinde, başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 2 maddesi uyarınca tekrar kayda alınabileceğini vurgulamaktadır (Josipović/Sırbistan (k.k), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, davanın kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümetin deklarasyon koşullarını ve belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesine ilişkin düzenlemeleri dikkate alarak;
Başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 26 Mart 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Liv TigerstedtIvana Jelić
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı VekiliBaşkan
EK
Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki şikâyetleri konu alan başvuru
(mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi hakkı)
Başvuru no.
Başvuru tarihi
Başvuranın adı
Doğum tarihi
Temsilcinin adı
ve konumu
Hükümetin deklarasyonunun
tebliğ edildiği tarih
Her bir başvuran için hükmedilen
manevi tazminat ve masraf ve
giderleri karşılamak üzere ödenecek miktar (avro cinsinden)[1]
49523/11
02.05.2011
Bayrakdar ÖZDEMİR
20.11.1942
Kozan İmge
İstanbul
22.01.2020
1.250
[1]. Başvuranlara yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere.
Full & Egal Universal Law Academy