AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 29028/09
Mehmet Veysi ÖZEL / Türkiye
Başkan,
Julia Laffranque,
Hâkimler,
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 22 Ocak 2019 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda anılan 30 Nisan 2009 tarihli başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Mehmet Veysi Özel bir Türk vatandaşı olup, Şırnak T tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın olguları, taraflarca ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuran, 5 Eylül 2001 tarihinde, terör örgütü üyeliği şüphesiyle yakalanmıştır.
5. Başvuran 14 Eylül 2001 tarihinde tutuklanmıştır.
6. Sırasıyla 22 Ekim 2001, 7 Mayıs 2002 ve 26 Temmuz 2001 tarihli iddianamelerle, başvuran, terör örgütü üyeliğiyle ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını zor kullanarak ortadan kaldırmaya ve feshetmeye teşebbüsle suçlanmıştır. Davalar, yargılamanın daha sonraki aşamasında birleştirilmiştir.
07. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 30 Aralık 2009 tarihinde, başvuranın suçunu sabit bulmuş ve ömür boyu hapis cezasına mahkûm etmiştir. Mahkeme, ayrıca, başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiştir.
8. Mahkeme dosyasında, Yargıtay önündeki temyiz sürecinin sonuçlarına dair herhangi başka bir bilgi bulunmamaktadır.
B. İlgili İç Hukuk ve Uygulama
9. İlgili iç hukuka ve uygulamaya ilişkin açıklamalar A.Ş / Türkiye (no. 58271/10, §§ 34-35, 13 Eylül 2016), ve Şefik Demir / Türkiye ((k.k.), no. 51770/07, §§ 29-33, 16 Ekim 2012) davalarında mevcuttur.
ŞİKÂYETLER
10. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi uyarınca, polis tarafından gözaltında tutulma ve tutukluluk süresinin aşırı uzun olduğundan şikâyet etmiştir.
11. Başvuran, ayrıca, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, ceza yargılamalarının uzunluğunun “makul süre” gerekliliğine uymadığını iddia etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi
1. A. Başvuranın polis tarafından gözaltında tutulma süresinin uzunluğu
12. Başvuran, 14 Eylül 2001 tarihinde sona eren, polis tarafından gözaltında tutulma süresinin uzunluğundan şikâyet etmiştir.
13. Mahkeme, başvuranın 30 Eylül 2009 tarihine kadar Mahkemeye başvuruda bulunmaması nedeniyle, bu şikâyetin, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca, altı ay kuralına uymadığı için kabul edilemez bulunması gerektiğini gözlemlemektedir.
2. Başvuranın tutukluluk halinin uzunluğu hakkında
14. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 3 ve 13. maddeleri kapsamında, tutukluluk süresinin aşırı derecede uzun olduğuna ilişkin şikâyette bulunmuştur. Başvuran, tahliye talebinin reddedildiği yerel mahkemelerin belirli bir kararını sunmaksızın veya yerel makamların başvuranın söz konusu hakkını ihlal ettiği yollara ilişkin olarak belirli bir iddiada bulunmaksızın, tutukluluğunun aşırı derecede uzun olmasına itiraz etmek için etkili bir hukuk yolunun bulunmadığını iddia etmiştir.
15. Mahkeme, başvuranın şikâyetlerinin, çoğunlukla, başvuranın tutukluluğunun uzunluğuyla ilgili olması nedeniyle şikâyetleri sadece 5 § 3 maddesi yönünden incelemenin uygun olduğu kanaatindedir.
16. Hükümet, Mahkemeden, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle söz konusu şikâyeti reddetmesini talep etmiştir. Bu bakımdan Hükümet, başvuranın Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) 141. maddesi uyarınca tazminat talep etmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
17. Mahkeme, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141 § 1 (d) maddesinin tutukluluğun uzunluğu bakımından uygulandığı iç hukuk yolunun, A.Ş./Türkiye (no. 58271/10, § 85‑95, 13 Eylül 2016) ve Şefik Demir/Türkiye ((k.k.), no. 51770/07, §§ 17‑35, 16 Ekim 2012) davalarında incelendiğini gözlemlemektedir.
18. Mahkeme Şefik Demir davasında (yukarıda anılan), söz konusu hukuk yolunun mahkûmiyetleri kesinleşmiş olan başvuranlar tarafından tüketilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bununla beraber, Mahkeme, A.Ş. kararında (yukarıda anılan, § 92), Haziran 2015 tarihi itibariyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 141 § 1 (d) maddesinde öngörülen iç hukuk yolunun yargılamalarının kesinleşmesinden önce dahi başvuranlar tarafından tüketilmesi gerektiğine karar vermiştir.
19. Mahkeme, somut davada, başvuranın tutukluluğunun, 30 Aralık 2009 tarihinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından mahkûm edilmesiyle sona erdiğini, ancak başvuran aleyhine olan yargılamaların halen derdest olup olmadığı veya kesinleşip kesinleşmediğine dair herhangi bir bilginin bulunmadığını kaydetmektedir. Bununla birlikte, Mahkeme, başvuranın her iki durumda da Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141 § 1 (d) maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunabileceğini gözlemlemektedir. Ancak, başvuran, tazminat talebinde bulunmamıştır.
20. Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine ilişkin değerlendirmenin, normal şartlarda, Mahkemeye başvurunun yapıldığı tarih esas alınarak gerçekleştirildiğini hatırlatmaktadır. Ancak, Mahkeme’nin birçok kararında belirttiği üzere, bu kural, her davanın kendine özgü koşullarıyla haklı kılınabilecek istisnalara tabidir (bk. İçyer / Türkiye (k.k.), no. 18888/02, § 72, AİHM 2006-I). Mahkeme, daha önce tutukluluğun uzunluğuna ilişkin yukarıda belirtilen hukuk yolunun ceza yargılamalarında nihai kararın verilmesinin ardından uygulanabilir olduğu davalarda bu kuraldan ayrılmıştır (ayrıca bk., diğer kararlar arasında, Tutal ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), no. 11929/12, 28 Ocak 2014). Mahkeme, söz konusu istisnanın somut davada da uygulanması gerektiği kanaatindedir.
21. Sonuç olarak, Mahkeme, Hükümetin itirazını dikkate alarak, söz konusu şikâyetin, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi
22. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında, aleyhine olan ceza yargılamalarının süresinin uzunluğundan şikâyet etmiştir.
23. Mahkeme, aynı şikâyetin, hâlihazırda, 32452/11 no.lu başvuruda Mahkeme tarafından incelenmiş olduğunu kaydetmektedir (bk. Haçikoğlu ve Diğerleri/Türkiye, no. 21786/04, 8 Nisan 2014). Sonuç olarak, başvurunun bu kısmı, 32452/11 no.lu başvuruda incelenen kısımla esasen aynı olduğu gerekçesiyle Sözleşme’nin 35 § 2(b) maddesi açısından kabul edilemez olup 35 § 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 14 Şubat 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy