Sözkonusu asıl alacak ve faizinin 2000 takvim yılında elde edilmesi, hem Yargı Kararıyla hem Defterdarlığınızca arızi kazanç olarak değerlendirilmiş ve bu gelirin 2001 Mart ayında beyan edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 56 ncı maddesi G/5 bendinde, gerçek usulde vergiye tabi mükelleflerin terk ettikleri işleriyle ilgili olarak sonradan elde ettikleri kazançların (zarar yazılan değersiz alacaklarla, karşılık ayrılan şüpheli alacakların tahsili dahil) arızi kazanç olarak vergiye tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.
240 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde "Gelir Vergisi Kanununun 76 ncı maddesi hükmüne göre, aynı Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 5,6,7,12 ve 14 numaralı bentlerinde yer alan menkul sermaye iratlarına (...) indirim oranının uygulanması suretiyle bulunacak kısım, bu iratların beyanı sırasında indirim olarak dikkate alınmaktadır.
İndirim oranının birden büyük olması dolayısıyla, 2000 takvim yılında elde edilen menkul sermaye iratlarından; her nevi tahvil ve hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler ile her nevi alacak faizleri beyan edilmeyecektir."
açıklaması yeralmıştır.
Yukarıdaki hüküm ve açıklamalara göre, adı geçen mükellef tarafından, Yargı Kararıyla 2000 yılında tahsil edilen asıl alacağın arızi kazanç olarak 2001 yılı Mart ayında beyan edilmesi, alacak faizinin ise beyan edilmemesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesi ve gereğini rica ederim.
Full & Egal Universal Law Academy