AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvurular no. 55644/19 ve 10426/20
Mehmet Nuri ÖZEN / Türkiye
Başkan
Jovan Ilievski,
Hâkimler
Lorraine Schembri Orland,
Diana Sârcu,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 14 Mart 2023 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
1976 doğumlu olan ve İzmir’de tutuklu bulunan Türk vatandaşı Mehmet Nuri Özen’in (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, sırasıyla 10 Ekim 2019 ve 5 Şubat 2020 tarihlerinde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapmış olduğu başvuruları;
Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki şikâyetin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde görevlisi Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) tebliğ edilmesine ve başvuruların geri kalan kısımlarının kabul edilemez olduğuna dair kararı;
Tarafların beyanlarını göz önüne alarak,
Gerçekleştirdiği müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvurular, yargı kararlarınca yasaklanmış kitaplardan kesitler içerdiği gerekçesiyle ceza infaz kurumu idaresi tarafından başvurana ait bir belgeye el konulmasına ilişkindir.
2. Başvuran ilgili tarihte PKK (Kürdistan İşçi Partisi, silahlı bir terör örgütü) üyeliğinden hükümlü olarak İzmir ceza infaz kurumunda barınmaktadır.
3. Başvuran, bilinmeyen bir tarihte, 131 sayfadan oluşan matbu bir belgeyi fotokopi ile çoğaltılması için ceza infaz kurumu idaresine teslim etmiştir. Belgeyi inceleyen ceza infaz kurumu mektup okuma komisyonu, daha detaylı incelenmesi için bunu disiplin kuruluna iletmeye karar vermiştir.
4. Disiplin kurulu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca aldığı 1 Kasım 2018 tarihli bir karar ile belgeyi başvurana iade etmemeye ve PKK lideri Abdullah Öcalan tarafından yazılan iki yasaklı kitaptan alıntılar içerdiği ve örgütsel iletişim amaçları için kullanılabileceği gerekçesiyle belgeye el koymaya karar vermiştir. Ek olarak, disiplin kurulu süreli yayınların ve diğer yayınların fotokopi yolu ile çoğaltılmasının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa aykırı olduğunu belirtmiştir.
5. İzmir infaz hâkimliği, başvuranın disiplin kurulu kararına itirazını reddetmiş, söz konusu kararın usul ve yasaya uygun olduğuna karar vermiştir. Hâkimlik, belgenin 1 ila 56. sayfalarının Demokratik Uygarlık Çözümü-1 adlı kitap ile ve 56 ila 131. sayfaların Demokratik Uygarlık Çözümü-2 adlı kitap ile birebir benzer olduğunu, bu iki kitabın da Diyarbakır Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla 2016 yılında yasaklandığını kaydetmiştir.
6. Anayasa Mahkemesi, 17 Eylül 2019 ve 30 Aralık 2019 tarihli kararlarıyla başvuranın ifade özgürlüğüne ilişkin şikâyetini açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
7. Başvuran, ceza infaz kurumu idaresinin belgeyi iade etmemeye ve el koymaya dair aldığı kararın Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edilmesine neden olduğu hususunda şikâyette bulunmuştur.
MAHKEME’NİN DEĞERLENDİRMESİ
8. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, bunları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
9. Hükümet, üç gerekçeye dayanarak şikâyetin kabul edilemez olduğunu iddia etmiştir. Hükümet öncelikle başvuranın aynı olaylara ilişkin iki ayrı başvuruda bulunması nedeniyle, başvurunun bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması anlamına geldiğini savunmuştur. İkinci gerekçe ise, yerel mahkemelerin başvuranın şikâyetini esas bakımından incelemiş olması
nedeniyle şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğudur. Son olarak Hükümet, başvuranın mağdur sıfatına sahip olmaması nedeniyle başvuruların kabul edilemez olduğunu iddia etmiştir. Hükümet, başvuranın yasaklı kitaplardan alıntılar içeren bir belgeye sahip olması nedeniyle herhangi bir disiplin cezasına tabi tutulmadığını ifade etmiştir. Başvuran ceza infaz kurumu kütüphanesini kullanmaya devam etmiş, gazete ve diğer yayınlara erişimi engellenmemiştir.
10. Başvuran şikâyetini sürdürmüştür.
11. Somut davanın koşullarında, başvurular her halükarda aşağıdaki gerekçeler nedeniyle kabul edilemez olduğundan; Mahkeme, Hükümet’in itirazlarını karara bağlamasının gerekmediği kanaatindedir.
12. Mahkeme, başvuranın şikayetinin Sözleşme’nin 35 § 3 (b) maddesi uyarınca kabul edilemez olup olmadığını “önemli zarar” kriterinin uygulanması ile re’sen inceleyebileceğini belirtir (bk., Ionescu/Romanya (k.k.), no. 36659/04, § 30, 1 Haziran 2010).
13. Mahkeme, önemli zarar kriterine ilişkin içtihadında geliştirilen ilkeleri yineler (bk., Korolev/Rusya (k.k.), no. 25551/05, AİHM 2010; Giusti/Italya, no. 13175/03, §§ 24-36, 18 Ekim 2011; ve Bartolo/Malta (k.k.), no. 40761/19, § 22, 7 Eylül 2021).
14. Başvuranın ceza infaz kurumunun belgeyi kendisine iade etmemek yönünde aldığı karar nedeniyle önemli bir zarara uğrayıp uğramadığı konusunda ise Mahkeme, öncelikle başvuranın söz konusu belgeyi oldukça uzun bir süre elinde bulundurduğunu ve böylece içeriğine erişme fırsatı olduğunu gözlemlemektedir. Ayrıca Mahkeme, Hükümetin iddia ettiği ve başvuranın da bu iddiaya itiraz etmediği üzere, belgenin yasaklı kitaplardan yapılan alıntılardan oluştuğunu, bu kitaplara genel yayım yoluyla erişimin kolay olmadığını, bu nedenle de belgeye el konulmasının her halükarda başvuranı nüfusun geri kalanına kıyasla önemli bir zarara uğrattığı kanaatine varılamayacağını kaydetmektedir. Başvuran söz konusu belgeye sahip olduğu gerekçesiyle herhangi bir disiplin cezasına tabi tutulmamış olup, ceza infaz kurumu kütüphanesi veya ceza infaz kurumu idaresinin sağladığı diğer yollarla gazeteler, kitaplar ve diğer yayınlara erişebilmiştir. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranın bulunduğu özel durumda ceza infaz kurumu idaresinin kararından kaynaklanan herhangi bir zorlukla karşılaştığını belirtmediğini; ceza infaz kurumu idaresinin el koyduğu belgenin, kendi ifade özgürlüğünü kullanmasının bir ürünü olarak değerlendirilebilecek, kendine ait bir yazı olduğunu da iddia etmediğini kaydeder. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında Mahkeme, somut davanın koşulları altında, başvuranın ifade özgürlüğü hakkından faydalanması hususunda herhangi bir “önemli zarara” uğramadığı kanaatindedir (bu davaya uygulanabilir olduğu ölçüde bk. Kaya ve Bal/Türkiye (k.k.) [Komite], no. 6992/18 ve diğer 3 başvuru, §§ 21-30, 19 Ocak 2021; Akkurt/Türkiye (k.k.) [Komite], no. 41726/20, §§ 10-13, 22 Şubat 2022; ve Tekmenüray/Türkiye (k.k.) [Komite], no. 30024/20, §§ 9-11, 29 Mart 2022).
15. Sözleşme ve Protokollerinde tanımlanan insan haklarına saygının başvuruların esas bakımından incelenmesini gerektirip gerektirmediği hususunda ise Mahkeme, benzer şikâyetleri hâlihazırda incelemiş olduğunu ve başta Günana ve Diğerleri/Türkiye (no. 70934/10 ve diğer 4 başvuru, 20 Kasım 2018) ve Mehmet Çiftçi/Türkiye (no. 53208/19, 16 Kasım 2021) kararları olmak üzere, Türkiye aleyhindeki kararlarda ceza infaz kurumlarında ifade özgürlüğüne ilişkin içtihadından doğan ilkeleri vurguladığını gözlemlemektedir. Bu nedenle Mahkeme, insan haklarına saygının bu başvuruların incelenmesini gerektirmediği kanaatine varmıştır.
16. Yukarıdaki hususlar ışığında, Mahkeme, mevcut başvuruların Sözleşme’ye Ek 14 ve 15 No.lu Protokollerle değiştirilen 35 § 3 (b) maddesi uyarınca kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiğini tespit etmiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine;
Başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 6 Nisan 2023 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan