AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru No. 6634/07
Davut ÖZLEN / Türkiye
17 Eylül 2013 tarihinde,
Başkan
Guido Raimondi
Hâkimler
Danutė Jočienė,
Dragoljub Popović,
András Sajó,
Işıl Karakaş,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller, ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”) Daire olarak toplanarak, 26 Ocak 2007 tarihinde yapılan yukarıda belirtilen başvuruyu dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
Başvuran Davut Özlen, Türk vatandaşı olup, 1968 doğumludur ve Ankara’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, Ankara Barosuna bağlı olan Avukat H. Özlü tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Davanın Koşulları
Davanın koşulları, taraflarca ifade edildiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilmektedir:
Başvuran, 1998 doğumlu olan bir çocuğun babasıdır.
Başvuranın eşi, 31 Ağustos 2004 tarihinde, boşanma davası açmıştır.
Ankara Aile Mahkemesi, 25 Ekim 2005 tarihinde, ilgililerin boşanmasına ve başvurana çocuğu barındırma hakkı, kendisiyle kişisel ilişki sürdürme ve aşağıdaki takvimi kullanma hakkı tanınmasıyla çocuğun velayetinin anneye verilmesine karar vermiştir: ayın her 2. ve 4. haftası, her cuma günü saat 17.00’dan pazar günü saat 17.00’a kadar; ramazan bayramı arifesi saat 10.00’dan bayramın 2. günü saat 17.00’a kadar; okul sömestr tatilinin ilk haftası; ve Temmuz tatilinin bir kısmı boyunca. Ayrıca, Ankara Aile Mahkemesi, başvuran tarafından çocuğun yararına 150 Türk Lirası tutarının aylık olarak ödenmesine karar verilmiştir. Aile Mahkemesi, karar gerekçesinde, her iki ebeveynin çocuklarına ilgi gösterdiğini ve çocuklarıyla sağlıklı bir ilişki sürdürdüklerini tespit etmiştir. Aile Mahkemesi, annenin öğretmen olmasını, çocuğun yaşını, çocuğun yaşı nedeniyle anne ilgisini ve şefkat ihtiyacını dikkate alarak, velayetinin anneye verilmesine karar vermiştir.
Başvuran, temyiz talebinde bulunmuştur.
Yargıtay, 17 Mayıs 2006 tarihinde, bu kararı onamıştır.
Yargıtay, 21 Eylül 2006 tarihinde, başvuranın karar düzeltme talebini reddetmiştir.
ŞİKÂYETLER
Başvuran, boşanmasından beri oğluyla geçirebileceği zamanın yetersizliğinden şikâyet etmiştir. Başvuran, bu şikâyetine dayanarak Sözleşme’nin hiçbir maddesini ileri sürmemiştir.
Ayrıca, başvuran oğluyla ilgili olarak tercihlere özellikle oğlunun eğitimi, sosyal ve kültürel faaliyetlerine ilişkin hiçbir karara katılamadığını iddia etmiştir. Bu bağlamda, başvuran anne gibi aynı haklara ve sorumluluklara sahip olmadığını iddia etmiştir. Başvuran, bu durumun, Sözleşme’ye Ek 7. No.’Lu Protokolün 5. maddesine aykırı olduğu kanaatine varmıştır.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
Mahkeme, aşağıdaki gerekçeler nedeniyle, başvuran tarafından yapılan başvurunun daha fazla incelenmesinin gerekli olmadığını tespit etmektedir.
Öncelikle, Mahkeme, 6 Kasım 2009 tarihinde, aşağıda belirtildiği şekliyle başvuranın şikâyetlerinin, Hükümete bildirilmesine karar verdiğini hatırlatmaktadır.
Hükümet, 3 Mayıs 2010 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirliği ve esası hakkında görüşlerini Bölüm Yazı İşleri Müdürlüğüne sunmuştur. Bu görüşler, 18 Mayıs 2010 tarihinde başvurana iletilmiş, başvuran ise kendi görüşlerini en geç 29 Haziran 2010 tarihine kadar Yazı İşleri Müdürlüğüne sunmaya davet edilmiştir. Başvuran, söz konusu tarihte, görüşlerini sunmuştur.
Bölüm Yazı İşleri Müdürlüğü, 7 Mart 2013 tarihinde, başvuranın avukatına başvuranın oğluyla ilgili olarak, tercihlere ilişkin kararlara katılamayacağı hususundaki iddia hakkında başvurunun işlenmesi amacıyla gerekli olan ek bilgileri talep etmek için bir yazı iletmiştir. Bu yazı, yanıtsız kalmıştır.
Mahkeme, 29 Nisan 2013 tarihli iadeli taahhütlü bir yazıyla, ek görüşlerin sunulması için verilen sürenin dolduğunu ve bu sürenin uzatılması için hiçbir talebin yapılmadığını başvuranın avukatının dikkate sunmuştur. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının a) bendi uyarınca, somut olayda olduğu şekliyle, başvuranın bundan böyle başvurusunu takibe alma arzusunda olmadığını düşündürecek koşulların bulunması halinde, başvuruyu kayıttan düşürebileceğini belirtmiştir. Mahkeme, hâlihazırda bu yazının da yanıtsız kaldığını tespit etmektedir.
Mahkeme, yukarıda belirtilenler ışığında, Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının a) bendi anlamında, başvuranın başvurusunu bundan böyle takibe alma arzusunda olmadığı sonucuna varmıştır.
Öte yandan, Mahkeme, Sözleşme’nin in fine 37. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Sözleşme veya Protokolleri tarafından güvence altına alınan haklara saygıya değinilen hiçbir özel koşulun başvurunun incelenmesinin takip edilmesine gerektirmediği kanaatine varmaktadır.
Dolayısıyla, davanın kayıttan düşürülmesi uygundur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy Birliğiyle,
Başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
Stanley NaismithGuido Raimondi
Bölüm Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy