AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 60309/10
Serdar ÖZTÜRK/Türkiye
3 Mart 2020 tarihinde,
Başkan
Valeriu Griţco,
Hâkimler
Arnfinn Bårdsen,
Peeter Roosma,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), Daire olarak toplanarak, 28 Eylül 2010 tarihinde yapılan yukarıda belirtilen başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ve başvuran tarafından cevaben sunulan görüşleri dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
1. Başvuran Serdar Öztürk Türk vatandaşı olup 1968 doğumludur ve Ankara’da ikâmet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, Ankara’da ve Edirne’de görev yapan Avukatlar D. Reçber Öztürk ve H.C. Karadaş tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti ise (“Hümüket”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Davanın Koşulları
3. Davanın kendi özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle özetlenebilmektedir:
4. İddia edilen yasadışı bir örgüt olan Ergenekon’a üye olmakla suçlanan başvuran, 5 Haziran 2009 tarihinde, yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hâkimi, 7 Haziran 2009 tarihinde,başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir. Başvuran, ceza davası boyunca salıverilmesi amacıyla, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önünde birçok defa başvuruda bulunmuştur. Bu başvurular, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından her defasında reddedilmiştir.
5. İstanbul Cumhuriyet Savcısı, 13 Nisan 2010 tarihli bir iddianameyle, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önünde, başvuran da dâhil olmak üzere, birçok kişi hakkında ceza davası açmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Ağustos 2013 tarihli bir kararla, başvuranı yirmi beş yıl ve dokuz ay hapis cezasına mahkûm etmiştir.
6. Başvuran, 11 Mart 2014 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakılmıştır.
7. Belirtilmeyen bir tarihte, başvuran da dâhil olmak üzere, Ergenekon ceza davası çerçevesinde, bütün sanıklar beraat etmiştir.
8. Hükümet, 23 Temmuz 2019 tarihli bir yazıyla, Mahkemeyi somut olayda dostane çözüme varılması amacıyla, görüşmelerin içeriğinin medyanın bilgisine sunulduğu konusunda bilgilendirmiştir. Hükümet, gizlilik yükümlülüğünün ihlal edildiği ve başvurunun Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında, usule aykırı olarak yapılması nedeniyle, kabul edilemez olarak karar verilmesi gerektiği kanaatine varmaktadır. Başvuranın avukatı, 7 Ekim 2019 tarihinde, bu iddialara yanıt vermiştir.
ŞİKâyet
9. Başvuran, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrasını ileri sürerek, tutukluluk halinin yasallığına etkin bir şekilde itiraz edemediğini iddia etmektedir.
Hukukî değerlendirme
8. Mahkeme, 23 Temmuz 2019 tarihli bir yazıyla, Hükümetin başvuran tarafından yapılan bireysel başvuru hakkının usule aykırı iddiasına dayanan bir kabul edilemezlik itirazını ileri sürdüğünü gözlemlemektedir. Hükümet, iddiasına dayanarak, “4 yıllık bir hapis için 500 avro” başlıklı Hürriyet gazetesinde yer alan bir haber sunmuştur. Başvuran, bu haberde söz konusu dostane çözüm önerisinde bulunan ifadeleri eleştirerek, bu öneriyi kabul etme niyetinde olmadığını belirtmiştir.
9. Başvuranın avukatı, bu iddiayı kabul etmemektedir. Başvuranın avukatı, müvekkilinin gazetecilerin dostane çözüm önerisinden ne şekilde haberdar olduklarından bir bilgisinin bulunmadığını belirtmiştir. Bu bağlamda, avukat müvekkilinin dostane çözüm görüşmeleri hakkında bir gazeteci tarafından çağırıldığını ancak bu görüşmelerin içeriğini ifşa etmediğini dile getirmektedir.
10. Mahkeme, Sözleşme’nin 39. maddesinin 2. fıkrası ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 62. maddesinin 2. fıkrası gereğince, dostane çözüm görüşmelerinin gizli olduğunu hatırlatmaktadır (Mătăsaru/Moldova Cumhuriyeti (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 44743/08, § 36, 21 Ocak 2020). Bu bağlamda, bu hükümlerle taraflara zorunlu kılınan gizlilik yükümlülüğünün bir başvuran tarafından kasıtlı olarak ihlal edilmesi, başvuru hakkını usule aykırı olarak değerlendirilebilmekte ve başvurunun reddedilmesiyle sonuçlanabilmektedir (Hadrabová ve diğerleri/Çek Cumhuriyeti (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 42165/02 ve 466/03, 25 Eylül 2007 ve Popov/Moldova Cumhuriyeti (No.1), No. 74153/01, § 48, 18 Ocak 2005). Mahkeme, birçok defa iç hukuta öngörülen usuli kuralların, adaletin ve adli güvenlik ilkesine saygının doğru bir şekilde uygulanmasının sağlanmasını amaçladığı ve ilgililerin bu kuralların uygulanmasını beklemeleri gerektiği kanaatine varmıştır (bk. özellikle Andrejeva/Letonya [BD], No. 55707/00, § 99, 18 Şubat 2009). Bu tespit, Sözleşme’nin usuli hükümleri ve Mahkeme İç Tüzüğü bakımından a fortiori (daha ziyade) gereklidir.
11. Mahkeme ayrıca, dostane çözüm görüşmelerinin gizlilik kuralının, tarafları ve Mahkemenin kendisini siyasi baskı veya başka türlü herhangi bir girişimden korumayı amaçlaması nedeniyle, özel bir önem arz ettiğini tespit etmektedir. (Miroļubovs ve diğerleri/Letonya, No. 798/05, § 66, 15 Eylül 2009). Dolayısıyla, bu kuralına kasıtlı olarak riayet edilmemesi, usule aykırı olarak incelenecektir. Bu nedenle, Mahkeme gizli bilgilerin ifşa edilmesi çerçevesinde, bir başvuranın doğrudan sorumluluğunun, basit bir şüphenin, başvurunun Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında, usule aykırı olarak ilan edilmesi için yeterli olmaması nedeniyle, yeterince kesin olarak her daim tespit edilmesi gerektiği kanaatine varmaktadır.
12. Mahkeme, Hükümet tarafından sunulan dostane çözüm deklarasyonunda bulunan ifadelerin ulusal medyada göründüğüne ilişkin taraflarca itiraz edilmediğini kaydetmektedir. Somut olayda tarafların farklı iddiaları, Hükümetin önerisinin başvuran tarafından ifşa edilip edilmediği söz konusudur. Bu bağlamda, İnternet üzerinden basit bir araştırma, başvuranın televizyon röportajı sırasında açıkça Hükümetin dostane çözüm önerisini eleştirdiğini göstermektedir. Sonuç olarak, başvuranın avukatının müvekkilinin dostane çözüm görüşmelerini ifşa etmediğine ilişkin iddiası güvenirliğini kaybetmektedir. Mahkeme dolayısıyla, başvuranın gizli bilgilerin ifşa edilmesi çerçevesinde doğrudan sorumlu olduğunun tespit edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, başvuranın bu tutumunun gizlilik kuralının ihlalini teşkil ettiğini ve ayrıca başvurunun usule aykırı olarak değerlendirilmesi gerektiğini gözlemlemektedir.
13. Sonuç olarak, başvuru Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca, reddedilmesi gerekir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy Birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 26 Mart 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy