AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 19474/10
Maksut PAKSOY ve Diğerleri / Türkiye
Başkan,
Julia Laffranque,
Yargıçlar,
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Paul Lemmens,
Valeriu Griţco,
Ksenija Turković,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla 7 Haziran 2016 tarihinde Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 20 Şubat 2010 tarihinde gerçekleştirilmiş olan yukarıdaki başvuruyu dikkate alarak yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranlar Maksut Paksoy, Güler Ayabakan, Alime Aydede, Mebzul Dalbudak, Ahmet Melih Dedeköy, Mahiser Şamlıoğlu, Mustafa Sezdi, Hacı Abdi Sezdi, Mükremin Sezdi, Ulviye Sezdi (Birol), Dürdane Sezdi (Saydam), Emine Sezdi (Şentürk), İhsan Yazıcı, İsmail Mehmet Yazıcı ve Ayşe Yazıcı, on beş Türk vatandaşıdır. Sırasıyla 1940, 1950, 1932, 1945, 1980, 1948, 1943, 1952, 1954, 1956, 1947, 1943, 1934, 1967 ve 1968 doğumlulardır. Mahkeme önünde İstanbul’da görev yapmakta olan avukat Bahar Argın tarafından temsil edilmişlerdir.
A. Davanın koşulları
2. Başvuranlar tarafından belirtildiği şekliyle davaya ilişkin olaylar aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. İstanbul’un Avcılar ilçesinin Merkez Mahallesi’nde bulunan 23 pafta, 4354 parsel numaralı arsa, başvuranların murisleri Maksut Paksoy ve Ömer Paksoy adına tapu siciline kaydedilmiştir.
4. Söz konusu arsa, 1978 yılında, imar planı kapsamında ilkokul alanı olarak belirlenmiştir. Arsaya ilişkin bu plan, 1978 ve 2007 yılları arasında hazırlanan sonraki planlarda da herhangi bir değişikliğe uğramamıştır.
5. Başvuranlar 26 Mart 2007 tarihinde imar planının değiştirilmesi amacıyla belediyeye başvurmuşlardır. Belediye 8 Ekim 2007 tarihinde başvuranların talebini reddetmiştir.
6. Başvuranlar 3 Ocak 2008 tarihinde, imar planının iptal edilmesi talebiyle İstanbul İdare Mahkemesi önünde işlem başlatmışlardır. İstanbul İdare Mahkemesi 15 Ocak 2008 tarihinde başvuranların davasını reddetmiştir.
7. Başvuranlar 11 Mart 2008 tarihinde, arsanın rayiç değerindeki düşüş nedeniyle ve arsanın akıbeti konusundaki uzun vadeli belirsizlik nedeniyle tazminat talebinde bulunarak; Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.. Yerel mahkeme 16 Temmuz 2008 tarihinde, yetkililerin söz konusu araziye el koymadıklarına karar vererek davayı reddetmiştir. Başvuranlar tarafından gerçekleştirilen temyiz başvurusu ve karar düzeltme talebi Yargıtay tarafından reddedilmiş olup; karar 15 Ekim 2009 tarihinde kesinleşmiştir.
B. İlgili iç hukuk kuralları
1. Yerel imar planları
8. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 3. maddesine göre, bir arazi, imar planlarında belirtilen amaçların dışında herhangi bir maksatla kullanılamaz.
9. Aynı Kanunun 10 (1). maddesine göre, Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren en geç üç ay içerisinde, beş yıllık imar programlarını hazırlar. Bu programların sınırları içerisinde kalan ve ilgili kamu hizmet tesislerine tahsis edilen arsa, söz konusu süre içerisinde kamulaştırılmalıdır. İlgili iç hukuk kurallarına ilişkin açıklama Hüseyin Kaplan / Türkiye kararında (no. 24508/09, §§ 25 ve 26, 1 Ekim 2013) görülebilir.
2. 19 Ocak 2013 tarihli 6384 sayılı Kanunla ve 16 Mart 2014 tarihli kararnameyle kurulan Tazminat Komisyonu
10. 6384 sayılı Kanunun amacı, yargılamaların uzunluğu veya yargı kararların icra edilmemesi veya gecikmeli olarak icra edilmesine ilişkin olarak Mahkeme önünde yapılan başvuruların tazminat yoluyla çözülmesini sağlamaktır. Bu amaçla bir Tazminat Komisyonu kurulmuştur. İlgili iç hukuk kurallarına ilişkin tam açıklama Turgut ve Diğerleri / Türkiye kararında görülebilir ((k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013).
11. Tazminat Komisyonu’nun konu bakımından yetkisi, 16 Mart 2014 tarihinde yürürlüğe giren bir kararnameyle genişletilmiştir. Kararname kapsamında, Tazminat Komisyonu’nun yetkisi, tutukluların Türkçe dışındaki diğer bir dilde yazışma yapma haklarının kısıtlanması ve cezaevi yetkililerinin çeşitli gerekçelerle süreli yayınları teslim etmeyi reddetmeleri gibi diğer şikâyetlerin incelenmesi bakımından da genişletilmiştir. İlgili iç hukuk kurallarına ilişkin tam açıklama Yıldız ve Yanak / Türkiye ((k.k.), no. 44013/07, §§ 9-17, 27 Mayıs 2014) kararında görülebilir.
3. 9 Mart 2016 tarihli kararname
12. Bakanlar Kurulu 9 Mart 2016 tarihinde yürürlüğe giren bir kararname yayımlamıştır. Kararname uyarınca Tazminat Komisyonu’nun konu bakımından yetkisi yeniden genişletilmiştir.
13. Tazminat Komisyonu, kararnamenin aşağıda belirtilen 4. maddesi uyarınca aşağıdaki hususları incelemeye yetkilidir:
Madde 4
“a) Orman olduğu gerekçesiyle veya 31/8/1956 tarihli ve 6381 sayılı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması nedenlerine bağlı olarak tapu kaydının iptal edilmesi veya kadastro tespiti ya da orman kadastrosu sonucu tapulu taşınmazın ormanlık alanda olduğunun tespit edilmesi üzerine mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurular;
b) Kıyı- kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptal edilmesi üzerine mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurular;
c) Taşınmazın imar planında kamu hizmetine tahsis edilmesi üzerine mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurular;
d) Ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülere verilen disiplin yaptırımları üzerine özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurular;
e) Ceza infaz kurumlarında Türkçe yazılan mektup veya benzer iletilerin ceza infaz kurumu idaresi tarafından alınmaması veya gönderilmemesi üzerine özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurular.”
ŞİKAYET
14. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6, 13 ve 14. maddeleri ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, arazilerinde uygulanan kısıtlamaların bir sonucu olarak, mülkiyetlerinin barışçıl olarak kullanılması haklarının ihlal edildiği hususunda şikayette bulunmuşlardır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
15. Başvuranlar Sözleşme’nin çeşitli hükümlerine ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak; arsalarına uygulanan kısıtlamalar hakkında şikayette bulunmuşlardır.
16. Mahkeme dava konusu olayların hukuki açıdan nitelendirilmesi konusunda uzman olduğunu yineler (bk. Guerra ve Diğerleri / İtalya, 19 Şubat 1998, § 44, Karar ve Hüküm Derlemeleri 1998‑I). Mahkeme mevcut davada, söz konusu şikayetin, aşağıda belirtilen Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği kanısındadır:
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”
17. Mahkeme benzer bir başvuruyu incelemiş ve başvuranların katlanmak zorunda oldukları aşırı yük nedeniyle yukarıda bahsedilen hükmün ihlal edildiğini tespit etmiştir (bk. Hakan Arı / Türkiye, no. 13331/07, §§ 33-47, 11 Ocak 2011, ve Hüseyin Kaplan, no. 24508/09, §§ 34-48, 1 Ekim 2013).
18. Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi kapsamındaki iç hukuk yollarını tüketme kuralının amacının, Sözleşmeci Devletlere aleyhlerinde iddia edilen ihlalleri, söz konusu iddialar Mahkeme’ye sunulmadan önce önleme veya giderme imkânı tanımak olduğunu yineler. Dolayısıyla, söz konusu kural başvuranların öncelikle ulusal hukuk sisteminin sunduğu hukuk yollarına başvurmalarını mecbur kılmaktadır ve böylece Devletleri gerçekleştirmiş oldukları eylemlerini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde cevaplamaktan muaf tutmaktadır. İç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediği hususunun değerlendirilmesi normal koşullar altında, Mahkeme önünde başvuru yapıldığı tarih dikkate alınarak gerçekleştirilir. Ancak Mahkeme’nin birçok durumda hükmettiği üzere, bu kural her davanın kendine özgü koşulları kapsamında haklı gerekçelere dayandırılabilen bazı istisnalara tabidir (bk. Aydemir ve Diğerleri / Türkiye ((k.k.), no. 9097/05, 9491/05, 9498/05, 9500/05, 9505/05, ve 9509/05, 9 Kasım 2010).
19. Mahkeme Ümmühan Kaplan / Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında uygulanan pilot karar usulünün ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 9 Ocak 2013 tarihinde yargılamaların uzunluğu ve yargı kararların icra edilmemesi veya gecikmeli olarak icra edilmesine ilişkin olarak Mahkeme önünde yapılmış başvuruların tazminat yoluyla çözümüne ilişkin 6384 sayılı Kanunu kabul ettiğini gözlemlemektedir (bk. Turgut ve Diğerleri / Türkiye (k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26 ve 47-60, 26 Mart 2013).
20. Tazminat Komisyonu’nun yetkisi 16 Mart 2014 ve 9 Mart 2016 tarihli kararnamelerle genişletilmiştir.
21. Mahkeme iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle 16 Mart 2014 tarihli Kararnamenin kapsadığı mükerrer başvuru kategorilerinin kabul edilemez olduğunu bildirmiştir (bk. kamulaştırmayla ilgili hususlara ilişkin Yıldız ve Yanak / Türkiye (k.k.), no. 44013/07, §§ 9‑17, 27 Mayıs 2014, ve tutukluların resmi olmayan dilleri kullanmaları konusundaki kısıtlamalara ilişkin Bozkurt / Türkiye (k.k.), no. 38674/07, §§ 12-21, 10 Mart 2015).
22. 9 Mart 2016 tarihli kararname Tazminat Komisyonu’nun konu bakımından yetkisini daha da genişletmiştir. Tazminat Komisyonu, yerel imar planlarında uygulanan kısıtlamalar sonucunda, başvuranların arazilerini kullanamamaları nedeniyle mülkiyetin barışçıl olarak kullanılması hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri inceleme yetkisine sahiptir (bk. yukarıdaki 12 ve 13. paragraflar).
23. Bu nedenle Tazminat Komisyonu, Mahkeme’nin uygulamalarına uygun olarak, bu tür başvuranlara tazminat ödenmesine hükmetme konusunda yetkilidir. Tazminat Komisyonu tarafından ödenmesine hükmedilen tazminat, kararın kesinleşmesinin ardından üç ay içerisinde Adalet Bakanlığı tarafından ödenecek olup; vergi ve harçtan muaf tutulacaktır. Tazminat Komisyonu’nun kararına karşı Bölge İdare Mahkemesi önünde itirazda bulunulabilir. İdare Mahkemesi üç ay içerisinde davaya ilişkin kararını bildirmek durumundadır. Başvuran Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı Anayasa Mahkemesi önünde de bireysel başvuruda bulunabilir (bk. Ahmet Erol / Türkiye (k.k.), no. 73290/13, 6 Mayıs 2014).
24. Mahkeme, iç hukuk düzeyinde verilen tazminatların, Mahkeme tarafından benzer davalarda verilen miktarlarla kıyaslandığında yetersiz olması durumunda; başvuranların Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında halen “mağdur” olduklarını iddia edebileceklerini ve Mahkeme’ye yeniden başvuruda bulunabileceklerini kaydetmektedir.
25. Yukarıdaki görüşler ışığında Mahkeme, başvuranların 6384 sayılı Kanun kapsamındaki yeni hukuk yolunu kullanarak Sözleşme kapsamındaki şikayetleri bakımından tazminat talebinde bulunmaları gerektiği sonucuna varmıştır.
26. Başvurunun bu kısmı Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle reddedilmelidir.
İşbu gerekçelerle Mahkeme oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğunu beyan eder.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 30 Haziran 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithJulia Laffranque
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy