AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEMEZLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no: 65206/10
Murat İPEK / TÜRKİYE
Başkan,
Ledi Bianku,
Hâkimler,
Nebojša Vučinić,
Jon Fridrik Kjølbro
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 3 Temmuz 2018 tarihinde bir Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
6 Eylül 2010 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Murat İpek 1979 doğumlu bir Türk vatandaşı olup İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukat E. Kanar tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuran, 27 Kasım 2005 tarihinde polis tarafından yakalanmıştır.
5. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde görevli hâkim 29 Kasım 2005 tarihinde başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
6. Cumhuriyet savcısı, başvuranı, diğerler suçların yanı sıra, terör örgütü üyesi olmakla suçlayan iddianameyi 22 Aralık 2005 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine sunmuştur.
7. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 10 Eylül 2008 tarihinde başvurana atılı suçları sabit bulmuş ve başvuranı toplam 11 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir. Mahkeme, ayrıca, başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiştir.
8. Yargıtay, 28 Haziran 2011 tarihinde söz konusu kararı bozmuştur. Dolayısıyla dosya İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine geri gönderilmiştir.
9. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 15 Şubat 2012 tarihinde başvuranın tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar vermiştir.
10. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 18 Aralık 2012 tarihinde başvuranı tekrar suçlu bulmuş ve toplam 9 yıl 11 ay hapis cezasına ve para cezasına mahkûm etmiştir.
11. Başvuran 18 Aralık 2012 tarihli kararı temyiz etmiştir. Dosyada bulunan son bilgilere göre yargılama halen Yargıtay önünde derdesttir.
12. Başvuran 21 Ağustos 2013 tarihinde hakkındaki cezai yargılamanın uzun olması nedeniyle 6834 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonuna başvurmuştur. Tazminat Komisyonu 6 Haziran 2014 tarihli kararında başvuranın yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetinin incelenmesini Mahkemenin ilgili başvuru hakkında iç hukuk yolların tüketilmesine dair kararını verene kadar askıya almıştır.
B. İlgili iç hukuk ve uygulama
13. İlgili iç hukuka ve uygulamaya ilişkin açıklamalar A.Ş./Türkiye, (no. 58271/10, § 34-35, 13 Eylül 2016, Şefik Demir/Türkiye ((k.k.), no. 51770/07, §§ 29-33, 16 Ekim 2012) ve Turgut ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) kararlarında bulunabilir.
ŞİKÂYETLER
14. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi kapsamında, tutukluluğunun aşırı uzun olduğu hususunda şikâyette bulunmuştur. Başvuran ayrıca, Sözleşme’nin 6 § 2 maddesi kapsamında uzun süre tutuklu kalması nedeniyle masumiyet karinesi hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
15. Son olarak başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayanarak, makul süre içinde yargılanmadığı hususunda şikâyetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Başvuranın Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi kapsamındaki şikâyeti hakkında
16. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi kapsamında, tutuklu yargılanma süresinin makul olmayan derecede uzun olduğundan şikâyetçi olmuştur. Başvuran ayrıca, Sözleşme’nin 6 § 2 maddesi kapsamında, uzun süre tutuklu kalması nedeniyle masumiyet karinesi hakkının ihlal edildiği konusunda şikâyette bulunmuştur.
17. Mahkeme, başvuranın şikâyetlerinin genel olarak tutukluluk halinin uzunluğuyla ilgili olması nedeniyle, söz konusu şikâyetlerin Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi kapsamında incelenmesinin uygun olduğu kanısındadır (bk. Can/Türkiye (k.k.), no. 6644/08, 14 Nisan 2009).
18. Hükümet, Mahkemeden, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle söz konusu şikâyeti reddetmesini talep etmiştir. Bu bakımdan Hükümet, başvuranın Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) 141. maddesi uyarınca tazminat talep etmesi gerektiğini belirtmiştir.
19. Mahkeme, tutukluluk süresinin uzunluğu bakımından CMK’nın 141 § 1 (d) maddesinin uygulanmasına ilişkin iç hukuk yolunun A.Ş./Türkiye (no. 58271/10, § 85‑95, 13 2016) ve Şefik Demir/Türkiye ((k.k.), no. 51770/07, §§ 17-35, 16 Ekim 2012) davalarında incelendiğini gözlemlemektedir.
20. Mahkeme, (yukarıda anılan) Şefik Demir davasında, söz konusu hukuk yolunun mahkûmiyetleri kesinleşmiş olan başvuranlar tarafından tüketilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bununla beraber, Mahkeme, A.Ş. kararında(yukarıda anılan, § 92), Haziran 2015 tarihi itibariyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 141 § 1 (d) maddesinde öngörülen iç hukuk yolunun yargılamalarının kesinleşmesinden önce dahi başvuranlar tarafından tüketilmesi gerektiğine karar vermiştir.
21. Mahkeme, somut davada başvuranın 15 Şubat 2012 tarihinde serbest bırakılması ile tutukluğunun sona erdiğini, ancak başvuran aleyhine yürütülen yargılamaların halen derdest olup olmadığı veya kesinleşip kesinleşmediğine dair herhangi bir bilgi bulunmadığını kaydetmektedir. Bununla birlikte Mahkeme, başvuranın her iki durumda da CMK’nın 141 § 1 (d) maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunabileceğini gözlemlemektedir. Ancak, başvuran tazminat talebinde bulunmamıştır.
22. Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine ilişkin değerlendirmenin, normal şartlarda, Mahkemeye başvurunun yapıldığı tarih esas alınarak yapıldığını hatırlatmaktadır. Ancak, Mahkemenin birçok kararında belirttiği üzere bu kural, her davanın kendine özgü koşullarıyla haklı kılınabilecek istisnalara tabidir (bk. İçyer/Türkiye (k.k.), no. 18888/02, § 72, AİHM 2006-I). Mahkeme, önceden, ceza yargılamalarına dair nihai karardan sonra uygulanabilir olan, tutukluluğun uzunluğuna ilişkin yukarıda belirtilen hukuk yolu ile alakalı davalarda bu kuraldan ayrılmıştır (ayrıca bk. diğer kararlar arasında, Tutal ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 11929/12, 28 Ocak 2014). Mahkeme, söz konusu istisnanın somut davada da uygulanması gerektiği kanaatindedir.
23. Sonuç olarak, Mahkeme, Hükümetin itirazını dikkate alarak, başvurunun Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
B. Başvuranın Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki şikâyeti hakkında
24. Başvuran, hakkındaki yargılamaların uzunluğunun, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde düzenlenen “makul süre” koşuluyla bağdaşmadığı konusunda şikâyette bulunmuştur.
25. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, yargılamaların uzunluğuna ve kararların icra edilmemesine ilişkin başvuruların ele alınması amacıyla Tazminat Komisyonunun kurulduğunu kaydetmiştir. Hükümet aynı zamanda iç hukuk yollarının tüketilmesi için başvuranın Tazminat Komisyonuna başvurması gerektiğini belirtmiştir.
26. Mahkeme, Hükümet tarafından da ortaya konulduğu üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) başvurusunda pilot karar usulünün uygulanmasını müteakip Türkiye’de bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemiştir. Mahkeme daha sonra, Turgut ve Diğerleri ((k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013) davasındaki kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle yeni bir başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Mahkeme bu kararı verirken özellikle, bu yeni hukuk yolunun muhtemel surette (a priori) erişilebilir olduğunu ve yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetler için makul bir tazmin imkânı sunabildiğini değerlendirmiştir.
27. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasındaki kararında, yeni hukuk yolunun uygulanmasından önce Hükümete tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları, normal usul uyarınca inceleyebileceğini vurguladığını belirtmiştir.
28. Ancak, Hükümetin ilk itirazını, başvuranın Mahkemeyi başvurusu Hükümete iletildikten sonra yukarıda anılan Komisyona başvurduğu hususunda bilgilendirmesini ve Tazminat Komisyonunun başvuranın yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikâyetinin incelemesini Mahkeme ilgili başvuru hakkında iç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin kararını verene kadar askıya almasını göz önünde bulundurarak; Mahkeme yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri davasındaki kararını yinelemektedir.
29. Dolayısıyla Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, başvurunun bu kısmının Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 6 Eylül 2018 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan Bakırcı Ledi Bianku
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy