AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No.41829/09
Nurten PEKER / TÜRKİYE
Başkan
Paul Lemmens,
Yargıçlar
ValeriuGriţco,
StéphanieMourou-Vikström
ve İkinci Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 9 Ocak 2018 tarihinde, Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 3 Ağustos 2009 tarihinde yapılan başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile bu görüşlere cevaben başvuran tarafından sunulan görüşleri dikkate alarak gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Nurten Peker, Türk vatandaşı olup, 1976 doğumludur ve Uşak’ta ikamet etmektedir. Başvuran Mahkeme önünde, İzmir Barosuna bağlı Avukat N. Sakallı tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (‘‘Hükümet’’), kendi yetkilisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davaya konu olaylar, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
1. Olaylar ve Kötü Muamele İddiaları Hakkında Açılan Soruşturma
4. Gece saatlerinde gürültü yapıldığı gerekçesiyle yapılan bir şikâyet üzerine, 1 Ağustos 2008 tarihinde, sabah saat 1.00’a doğru, birinin adı İ.Ü. olan iki polis memuru, başvuran ve arkadaşlarının bulunduğu eve gitmişlerdir. Polislerin ilgililerin gürültüyü kesmemeleri durumunda haklarında tutanak düzenleyeceklerini bildirmeleri üzerine, polis memurları ile başvuran ve arkadaşları arasında bir tartışma çıkmıştır. Başvuran, polis memurlarının davranışlarının uygunsuz olduğu kanaatiyle, birçok defa polis imdat hattını aramış, suç duyurusunda bulunmak istediğini beyan etmiş ve emniyete gitmek için bir araç gönderilmesini talep etmiştir. Ardından başvuran, kız kardeşi ve arkadaşı S.D.,saat 3.30’a doğru emniyet amirliğine gitmişlerdir. Emniyet amirliğinde de ilgililer ile polisler arasında tartışma çıkmıştır.
5. Başvurana göre, kendisi ve S.D. korkmuş ve kendilerini emniyet amirliğinin bürolarından birine kilitlemişlerdir. Ardından polis memurları kapıyı kırmışlar ve kendilerini darp etmişlerdir.
6. Dava dosyasına eklenen resmi belgelere göre, gece saatlerindegürültü yaptıkları gerekçesiyle haklarında tutanak düzenlenmesi için emniyet amirliğine getirilen, alkollü bir halde bulunan ve taşkınlık yapan başvuran ve üç arkadaşı, polis memurlarına hakaret etmişler, onları tehdit etmişler, eşyalara zarar vermişler, bürodaki eşyaları ve dosyaları yere fırlatmışlar ve bir bilgisayarı devirmişlerdir. Ardından ilgililer, kendilerini bir büroya kilitlemişler ve polisler bu büroya kapıyı kırmak suretiyle girmişlerdir. Başvuran, kendisini zapt etmeye ve kelepçelemeye çalıştığı sırada, polis memuru İ.Ü.’nünelini kanatana kadar ısırmıştır.
7. Büroların, eşyaların, yere dağıtılmış dosyaların ve kırılan kapının fotoğrafları çekilmiş ve bir tutanak düzenlenmiştir.
8. Başvuran ve arkadaşları, bu arada telefonla aranan savcının talimatı üzerine, saat 4.00’a doğru Sivaslı Devlet Hastanesi’ne sevk edilmişlerdir. Savcı ayrıca, ilgililerin emniyet amirliği binasında değil, hastanede tutulmalarına dair talimat vermiştir.
9. Başvuran, direnmesi sebebiyle polis aracına kadar taşınmıştır. Başvuranın kız kardeşi ve arkadaşı, kaçmışlar ve kovalamacanın ardından yakalanmışlardır. İlgililer hastanede de huzursuzluk yaratmaya devam etmişlerdir. Başvuran kız kardeşi ve arkadaşı, röntgen ve muayene işlemlerinin ardından hastanenin bir odasında tutulmuşlardır. Cumhuriyet savcısı (‘‘savcı’’) tarafından, saat 9.30’a doğru ilgililerin ifadeleri alınmıştır.
10. 1 Ağustos 2008 tarihli sağlık raporu, başvuranın vücudunda ekimozlar meydana geldiğini belirtmektedir:
– alt dudağın içinde 0,5 x 0,5 cm çapında,
– çenenin sol kısmında 1 x 1 cm çapında,
– boynun sol kısmında 3 x 3 cm çapında,
– iki kolda da 5 x 5 cm çapında,
– iki kalçada da 1 x 5 cm çapında,
– sol ayak bileğinde 1 x 1 cm çapında,
– iki kol bileğinde daire şeklinde ekimoz ve sol gözün altında yüzeysel kesik ile parietal bölgenin arkasında 2 x 2 cm çapında şişlik. Ayrıca tıbbi raporda başvuranın kanında 2,70 g/l (1 litre kandaki gram miktarı) oranında alkol bulunduğu ve yukarıda belirtilen lezyonların basit bir müdahale gerektirdiği belirtilmiştir.
11. Başvuranın kız kardeşinin ve arkadaşının kanında da sırasıyla 0,9 g/l ve 0,2 g/l oranlarında alkol tespit edilmiştir.
12. Polis memuru İ.Ü. ile ilgili olarak aynı gün düzenlenen tıbbi raporda, ilgilinin sol elinin serçe parmağında sadece basit müdahale gerektiren ancak yedi gün iş göremezlik raporu verilmesine neden olacak nitelikte iki ekimoz meydana geldiği belirtilmiştir. Ayrıca raporda bu polis memurunun kanında 0,05 g/l oranında alkol bulunduğu tespit edilmiştir.
13. Savcı, 1 Ağustos ve 7 Ağustos 2008 tarihleri arasında aşağıda belirtilen kişilerin ifadelerini almıştır:
– başvuranın da aralarında bulunduğu olaylara karışan üç kişi,
– İ.Ü.’nün de aralarında bulunduğu altı polis memuru,
– ilgililerle aynı anda gözaltında tutulan bir vatandaş,
– Sivaslı Devlet Hastanesinde çalışan üç doktor ve üç memur,
– hastanede meydana gelen olaylara tanık olan bir vatandaş ve
– biri;başvuran ve arkadaşlarıyla gürültü yapmaları nedeniyle tartıştıktan sonra polisi arayan kişi olmak üzere,olayların başladığı apartmandan iki komşu.
14. Savcı, 8 Eylül 2008 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararının gerekçe kısmında şu hususları belirtmiştir:
– H.B. ve İ.Ü. isimli polis memurlarının, gece gürültü yaptığı gerekçesiyle başvuran hakkında tutanak düzenlemek amacıyla olay yerine gitmişlerdir,
– kendi istekleriyle emniyet amirliğine gelen müştekiler, polislere hakaret etmişler ve eşyalara zarar vermişlerdir.
– polis memurları ilgilileri durdurmak amacıyla müdahale etmiştir,
– tıbbi raporlardan, başvuran, kız kardeşi ve arkadaşı üzerinde tespit edilen yaralanmaların, basit bir müdahale ile iyileştirilebileceği anlaşılmıştır,
– sonuç olarak başvurulan güç kullanımı, polisin orantılı ve aşamalı olarak güç kullanmasına izin veren 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 16. maddesine uygundur.
15. Başvuran, bu karara karşı itirazda bulunmuştur. Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi, 2 Ocak 2009 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı onaylamıştır.
16. Bu arada olayların gazetelere yansıması sebebiyle, Uşak Valiliği 5 Ağustos 2008 tarihinde, ilgililerin isimlerinin baş harfleriyle belirtildiği bir basın açıklaması yayımlamıştır. Basın açıklamasında özellikle, başvuran ve arkadaşlarının alkol ve uyuşturucu etkisi altında, gece gürültü yapmakla suçlandıktan sonra kendi istekleriyle emniyet amirliğine gittikleri,ardından emniyet amirliğinde polislere hakaret ettikleri ve saldırdıkları, başvuranın üzerinde uyuşturucu madde içeren ilaçlar bulunduğu ve başvuranın daha önce de iki defa alkollü halde araç kullanmaktan hakkında tutanak düzenlendiğinin tespit edildiği belirtilmiştir. Basın açıklamasının sonunda, olay hakkında idari ve adli soruşturmaların başlatıldığı belirtilmiştir.
2. Başvuran hakkında polise direnmekten ve hakaret etmekten başlatılan dava
17. Savcı, 8 Eylül 2008 tarihli iddianameyle, başvuran ve arkadaşları hakkında, memurların görevlerini yerine getirdiği sırada memurlara direnmekten ve hakaret etmekten ceza davası açmıştır. Başvuran, 28 Nisan 2011 tarihinde beş ay hapis cezasına ve para cezasına çarptırılmıştır. Asliye Ceza Mahkemesi ayrıca, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca ‘‘hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına’’ karar vermiştir.
ŞİKÂYETLER
18. Başvuran, Sözleşme’nin 3. maddesini ileri sürerek, emniyet amirliğinde işkence gördüğünü iddia etmektedir.
19. Başvuran, Sözleşme’nin 13. maddesini ileri sürerek, zarar verildiği iddia edilen eşyalarla ilgili herhangi bir tespit yapılmadığı, ve olayda vücuduna birçok yara almış olması bakımındankendisine karşı kullanılan gücün orantılılığının yanlış şekilde değerlendirildiği gerekçeleriyle soruşturmanın etkin şekilde yürütülmediğinden şikâyet etmektedir. Ayrıca başvuran, Uşak Valiliği tarafından 5 Ağustos 2008 tarihinde yapılan ve kendisine göre kendisini atılı suçların sorumlusu olarak gösteren basın açıklamasının, işkence iddiaları hakkında açılan soruşturmaya engel teşkil ettiğini ileri sürmektedir.
20. Başvuran, özet olarak Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasını ileri sürerek, savcının kendisini özgürlükten yoksun bırakma yönünde herhangi bir karar vermemesine rağmen hastanede yasa dışı olarak alıkoyulduğundan şikâyet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’nin 3. maddesi
21. Başvuran, emniyet amirliğine suç duyurusunda bulunmak amacıyla gittiğini ve orada işkence olarak nitelendirdiği muamelelere tabi tutulduğunu iddia etmektedir. Başvuran ayrıca, emniyet amirliğinde zarar verdiği iddia edilen eşyalarla ilgili herhangi bir tespitte bulunulmadığıve bu sebeple, soruşturmanın etkin olarak yürütülmediğini iddia etmektedir. Başvuran ayrıca, kendisiyle ilgili sağlık raporları bakımından, polisler tarafından kullanılan gücün orantılılığının da doğru şekilde değerlendirilmediğini ileri sürmektedir. Son olarak başvuran, valilik tarafından yapılan basın açıklamasının, kendisini başvurusuna konu suçları işlemiş gibi gösterdiği gerekçesiyle, savcının açtığı soruşturmaya engel olduğu kanaatindedir.
22. Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.
23. Mahkeme, bu şikâyetleri Sözleşme’nin 3. maddesi açısından inceleyecektir, bu hüküm aşağıdaki gibidir:
‘‘ Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz. ’’
24. Mahkeme, konuyla ilgili genel ilkeler için El-Masri/Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti ([BD], No. 39630/09, §§ 182-185 ve 195-198, AİHM 2012) veBouyid/Belçika ([BD], No. 23380/09, §§ 81-90 et 114-123, AİHM 2015) kararlarına atıfta bulunmaktadır. Mahkeme, Sözleşme’nin 3. maddesinin bazı koşullarda, örneğin yakalamaya direnen, kaçmaya çalışan ya da yaralamaya veya zarara sebep olan bir kişiye karşı güç kullanımını yasaklamadığını hatırlatmaktadır. Ayrıca Mahkeme, bir kimsenin özgürlüğünden yoksun bırakılması ya da daha genel olarak örneğin bir yakalama sırasında güvenlik güçleriyle karşı karşıya geldiği durumda, bu kişinin davranışına göre aşırı ve haksız fiziki güç kullanılmasının, ilke olarak 3. madde tarafından getirilen yasağı ihlal ettiğini hatırlatmaktadır (Şükrü Yıldız/Türkiye, No.4100/10, § 59, 17 Mart 2015).
25. Mahkeme, somut olayda savcının hızlı bir şekilde davanın tüm unsurlarına erişim sağladığını ve olayın meydana geldiği gün, başvuranı, kız kardeşini ve arkadaşını hastaneye sevk etmek için girişimde bulunduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme ayrıca, ilgililerin emniyet amirliğine kendi istekleri doğrultusunda geldiklerini ve buraya yakalanarak getirilmediklerini kaydetmektedir.
26. Başvuran, kız kardeşi ve arkadaşı ile elinden yaralanan polis memuru İ.Ü. tıbbi muayenelerden geçirilmiştir.
27. Olayla ilgili bir tutanak hazırlanmış ve yere saçılan büro eşyaları ile dosyaların ve devrilen bilgisayarın fotoğrafları çekilmiştir.
28. Savcı ardından, başvuran ile olaylara karışan kız kardeşinin ve arkadaşının, İ.Ü. ile birlikte emniyet amirliğinde çalışan polis memurlarının, ilgililerle aynı anda gözaltında tutulan bir vatandaşın, ilgililerin sevk edildikleri devlet hastanesinde çalışan üç doktor ve üç memurun, hastanede meydana gelen olaylara tanık olan bir vatandaşın ve biri; başvuran ve arkadaşlarıyla gürültü yapmaları nedeniyle tartıştıktan sonra polisi arayan kişi olmak üzere olayların başladığı apartmandan iki komşunun ifadelerini bizzat almıştır.
29. Savcı, dosyadaki unsurlara dayanarak, başvuranın ve yanında bulunan iki kişinin alkollü halde olduklarının, emniyet amirliğine kendi istekleriyle gittiklerinin, bir tartışmanın meydana geldiğinin, başvuran ve diğer iki kişinin vücudunda oluşan lezyonların hafif nitelikli olduğunun tespit edildiği ve dosyada bulunan unsurların polis memurlarının ilgililere kötü muamelede bulunduklarını belirtmeye imkân vermediği gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Savcı, ihtilaf konusu güç kullanımının kanuna uygun olduğu sonucuna varmıştır. Bu karar ağır ceza mahkemesi tarafından onaylanmıştır.
30. Mahkeme, yukarıda belirtilenler bakımından, somut olayda adli makamların kötü muamele iddiaları karşısında hızlı ve yeterli bir tepki verdikleri kanaatindedir.
31. Bu tespit ayrıca, Valiliğin kötü muamele şikâyetine ilişkin olarak soruşturma hakkında yayımladığı basın açıklamasının olumsuz bir etki yaratabileceği iddiasının bertaraf edilmesine imkân vermektedir.
32. Mahkeme diğer taraftan, ulusal adli makamların şüphelilerin, tanıkların ve en nihayetinde başvuran ve yanındaki kişilerin ifadelerinin inandırıcılık derecesini ve olaylara karışan kişilerle ilgili düzenlenen tıbbi raporların önemini belirlemek için daha uygun bir konumda olduğunun altını çizmektedir (Aksin ve diğerleri/Türkiye, No. 4447/05, §§ 38-40, 1 Ekim 2013).
33. Mahkeme, ulusal makamların yapmış oldukları tespitleri sorgulamayı veya soruşturmanın yeterince derinleştirilmediğini söylemeyi mümkün kılacak herhangi bir unsur ya da iddia bulamamaktadır. Mahkeme ayrıca, başvuranın vücudunda tespit edilen lezyonların (yukarıdaki 10. paragraf), ilgili ve diğer kişinin güvenlik güçlerine direnmesi veya hakaret etmesi sebebiyle yakalanması için gerekli ve orantılı bir güce başvurulması sonucunda oluşmadığı sonucuna varamamaktadır.
34. Sonuç olarak başvurunun bu kısmı, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca, açıkça dayanaktan yoksundur ve reddedilmesi gerekmektedir.
B. Başvurunun geri kalan kısmı
35. Başvuran, özet olarak Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasını ileri sürerek, kendisine göre gerekli olan bir savcı kararı bulunmaksızın, keyfi olarak özgürlüğünden yoksun bırakıldığını iddia etmektedir.
36. Mahkeme, dava dosyasının, polis memurlarının savcıyla görüştüklerini ve başvuranın hastaneye getirilmesine ve bu hastanede tutulmasına ilişkin olarak savcı tarafından verilen talimatı kanıtlayan birçok belge içerdiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca, bu şikâyet açıkça dayanaktan yoksundur ve reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 1 Şubat 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy