AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 39619/21
Ali Efendi PEKSAK/TÜRKİYE
Başkan
Branko Lubarda,
Hâkimler
Jovan Ilievski,
Diana Sârcu,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla, 30 Ağustos 2022 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde, 1969 doğumlu Türk vatandaşı olan, İstanbul’da tutuklu bulunan Ali Efendi Peksak (“başvuran”) 8 Temmuz 2021 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu 39619/21 no.lu başvuruyu,
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, başvuranın, Kocaeli Ceza İnfaz Kurumunda tutulduğu sırada bir diş ağrısı sebebiyle, 4-7 Aralık 2017 tarihlerinde kendisine yeterince tıbbi tedavi sağlanmadığına ilişkin iddialarıyla ilgilidir.
2. Başvuran, Sözleşme’nin 2, 3, 6, 7, 8, 13, 14, 15, 17 ve 18. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
3. Mahkeme, Sözleşme’nin 2, 3, 7, 8, 14, 15, 17 ve 18. maddelerine ilişkin şikâyetleri, bu şikâyetlerin sunulma şekli ve esası bakımından (Radomilja ve diğerleri/Hırvatistan [BD], no. 37685/10 ve 22768/12, § 126, 20 Mart 2018 ve Nasrettin Aslan ve Zeki Aslan/Türkiye, no. 17850/11, § 33, 30 Ağustos 2016), yalnızca Sözleşme’nin 3. maddesi açısından inceleyecektir.
4. Mahkeme, ulusal makamların özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin sağlığının korunması ile uygun tıbbi tedavinin izlenmesi ve uygulanmasına ilişkin yükümlülükleri hakkında genel ilkeleri, diğer kararların yanı sıra, Kudla/Polonya ([BD], no. 30210/96, § 94, AİHM 2000‑XI) ve Valašinas/Litvanya (no. 44558/98, § 98, AİHM 2001‑VIII) kararlarında hatırlatmaktadır. Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin diş tedavisiyle ilgili genel ilkeler, özellikle V.D./Romanya (no. 7078/02, § 92, 16 Şubat 2010) kararında özetlenmiştir.
5. Mahkeme, başvuranın başvuru formunda, 4-7 Aralık 2017 tarihleri arasında bir diş ağrısı çektiğini belirttiğini kaydetmiştir. Başvuran, ağrısını dindirmek için ağrı kesici almıştır. Başvuran, 6 Aralık 2017 tarihinde, bir diş hekiminin bulunmaması sebebiyle, Ceza İnfaz Kurumunun revirinde görevli pratisyen hekime başvurmuştur, pratisyen hekim ilgiliye ağrı kesici uygulamıştır. Yine başvuranın söylemlerine göre, başvuran, 7 Aralık 2017 tarihinde bir diş hekimine muayene olmuş ve bu diş hekimi, bir apse bulunduğunu tespit ederek, dişinin tedavisi amacıyla gerekli tıbbi ilaçların kendisine yazılması için röntgen çekilmesi gerektiğini belirtmiştir. Dolayısıyla diş hekimi, başvuranın hastanenin ilgili tıbbi birimine sevk edilmesine karar vermiştir.
6. Mahkeme, bu tespitler bakımından, başvuranın 4-7 Aralık 2017 tarihlerinde biri diş hekimi olmak üzere iki hekime muayene olabildiği ve diş hekiminin kendisine gerekli diş tedavisini sağladığı sonucuna varmıştır.
7. Dolayısıyla, başvuranın diş tedavisine erişim sağlayamadığına dair şikâyeti, açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
8. Başvuran ayrıca, ulusal mahkemeler önünde görülen yargılamanın süresi sebebiyle, Sözleşme’nin 6 ve 13. fıkralarının ihlal edildiğini iddia etmektedir.
9. Mahkeme, kendisine sunulan unsurların tamamını dikkate alarak ve ihtilaf konusu olayların yetki alanına girmesi bakımından, Anayasa Mahkemesi de dâhil olmak üzere ulusal mahkemeler önünde açılan davanın, yaklaşık olarak üç yıl beş ay sürdüğünü tespit etmektedir.
10. Sonuç olarak başvuru, Sözleşme’nin 35. maddesinin ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek, 22 Eylül 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Branko Lubarda
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan