AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 19958/06
PETROL HİZMETLERİ A.Ş. / TÜRKİYE
Başkan,
Paul Lemmens,
Yargıçlar,
Ksenija Turković,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 10 Ocak 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 28 Nisan 2006 tarihli başvuruyu göz önünde bulundurarak, davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve söz konusu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak, yapılan müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir.
OLAYLAR VE OLGULAR
1. Başvuran Petrol Hizmetleri Anonim Şirketi, Türkiye’de kayıtlı bir anonim şirketidir. Başvuran, Mahkeme önünde, Ankara Barosuna bağlı Avukat C. Mumcu tarafından temsil edilmektedir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
2. Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Ankara Büyükşehir Belediyesi Kasım 2002’de başvuran şirkete ait bir arsaya ilişkin kamulaştırma işlemlerini başlatmıştır. Kamulaştırma tazminatı miktarı konusunda anlaşmaya varılamadığından Belediye, arazinin değerinin tespiti ve arazinin Belediye adına kaydedilmesi istemiyle 28 Temmuz 2003 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi önünde dava açmıştır.
4. Asliye Hukuk Mahkemesi 20 Nisan 2005 tarihinde, bilirkişi raporları temelinde, yargılamaların başlatıldığı tarihte arazinin değerinin 178.173 Türk lirası (yaklaşık 114.800 avroya tekabül etmektedir) olduğunu tespit etmiştir. Dolayısıyla mahkeme, davanın açıldığı tarihten itibaren işleyen gecikme faiziyle birlikte söz konusu miktarın başvuran şirkete ödenmesine hükmetmiştir. Ayrıca mahkeme, arazinin tapusunun Belediyeye devredilmesine karar vermiştir.
5. Yargıtay 24 Ekim 2005 tarihinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararı esas itibariyle onamıştır. Ancak Yargıtay, kararda değişiklik yapılmasına ve kamulaştırma tazminatı olarak ödenmesine hükmedilen miktarına faiz uygulanmamasına karar vermiştir.
B. İlgili İç Hukuk ve Uygulama
6. Aşağıda (9. paragraf) belirtilen ve 6384 sayılı Kanunla getirilen yeni hukuk yoluna dair iç hukuk ve uygulamaya ilişkin açıklamalar Turgut ve Diğerleri/Türkiye (k.k.) (no. 4860/09, 26 Mart 2013), Demiroğlu/Türkiye (k.k.) (no. 56125/10, 4 Haziran 2013) ve Yıldız ve Yanak/Türkiye (k.k.) (no. 44013/07, 27 Mayıs 2014) kararlarında bulunabilinir.
ŞİKÂYETLER
7. Başvuran şirket Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, kamulaştırma tazminatı olarak ödenmesine hükmedilen miktarın, geçen zaman içerisinde önemli ölçüde değer kaybettiğinden ve yerel mahkemelerin tazminat miktarına gecikme faizi uygulamadığından şikâyetçi olmuştur. Başvuran şirket ayrıca, yerel mahkemelerin tazminat miktarı hesabında hataya düştüğünü ileri sürmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Başvuran Tarafından Uğranıldığı İddia Edilen Mali Zarara İlişkin Şikâyet
8. Başvuran şirket Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, kamulaştırma miktarının geç ödenmesi nedeniyle oluşan mali zarardan ve faiz uygulanmamasından şikâyetçi olmuştur.
9. Hükümet, yargılamaların uzunluğuna ve kararların icra edilmemesine ilişkin başvuruları ele almak üzere 6384 sayılı Kanun uyarınca yeni bir Tazminat Komisyonu kurulduğunu belirtmiştir. Hükümet ayrıca, 16 Mart 2014 tarihinde kabul edilen bir kararla Tazminat Komisyonu’nun görev alanının, diğer hususların yanı sıra, enflasyonun etkileri nedeniyle kamulaştırma bedelinin değer kaybettiği iddiasına ve yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikâyetleri incelemek üzere önemli ölçüde genişletildiğini belirtmiştir. Dolayısıyla Hükümet, başvuranların Tazminat Komisyonu’na herhangi bir başvuruda bulunmamış olmaları nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmediklerini ileri sürmüştür.
10 Mahkeme, Hükümet tarafından işaret edildiği üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemektedir. Akabinde Mahkeme, Yıldız ve Yanak/Türkiye ((k.k..), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014) davasında verdiği kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Bu şekilde Mahkeme, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun öncelikli olarak erişebilir olduğu ve kamulaştırma davalarında hükmedilen tazminat miktarlarının değer kaybına dair şikâyetler bakımından makul bir tazminat imkânı sağlamaya elverişli olduğu kanısına varmıştır.
11. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasına ilişkin kararında, Hükümete hâlihazırda tebliğ edilmiş edilen bu tür başvuruları normal usul uyarınca incelemeye devam edebileceğini vurguladığını belirtmektedir.
12. Ancak Mahkeme, Hükümetin başvuranın 6384 sayılı Kanunla getirilen yeni hukuk yolundan yararlanmadığına ilişkin ilk itirazını dikkate alarak, yukarıda anılan Yıldız ve Yanak davasında ulaştığı sonucu yinelemektedir.
13. Yukarıdaki hususlar göz önünde bulundurulduğunda Mahkeme, başvurunun bu kısmının iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
B. Diğer Şikâyet
14. Başvuran Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak ayrıca, yerel mahkemelerin ödenmesine hükmettiği miktarın yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.
15. Mahkeme, elinde mevcut bulunan belgeler ışığında ve şikâyetçi olunan meselelerin yargı yetkisine girdiği ölçüde, bu şikâyetin Sözleşme veya eki Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin ihlal edilmiş olduğuna ilişkin herhangi bir bulgu ortaya koymadığını tespit etmiştir.
16. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 2 Şubat 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy