Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-1-19 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 10-29/436-162
Karar Tarihi : 8.4.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN,
İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY,
Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Harun ULU, Şamil PİŞMAF, Tuğçe KOYUNCU
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Petrol Ofisi A.Ş.
20
D. TARAFLAR : - Petrol Ofisi A.Ş.
Eski Büyükdere Cad. No:37 B Blok Ayazağa/ İstanbul
- Petrol-Tur Petrol ve Turizm Tic. ve San. Ltd. Şti.
İşçi Blokları Mahallesi Mevlana Blv. No:164
Balgat/Ankara
E. DOSYA KONUSU: Petrol Ofisi A.Ş. ile Petrol-Tur Petrol ve Turizm Tic.
ve San. Ltd. Şti. arasındaki dikey anlaşmaya muafiyet tanınması talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 15.1.2010 tarih ve 460 sayı ile 30
giren bildirim üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4
ve 5. maddeleri hükümleri uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen
2.4.2010 tarih ve 2010-1-19/MM-10-HU sayılı Muafiyet Ön İnceleme Raporu,
5.4.2010 tarih ve REK.0.05.00.00-130/87 sayılı Başkanlık önergesi ile 10-29
sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
Petrol Ofisi A.Ş. ile Petrol-Tur Petrol ve Turizm Tic. ve San. Ltd. Şti.
arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi, protokol ve intifa
hakkına ilişkin resmi senetten oluşan dikey anlaşmada; 1.5.2008 tarihli 40
bayilik sözleşmesi, 30.5.2008 tarihli protokol ve 20.8.2008 tarihli intifa
hakkı tesisi ile tarafların iradelerinin yenilendiği değerlendirilerek, dikey
ilişkinin 1.5.2008 tarihli bayilik sözleşmesi tarihinden itibaren 5 yıl
süreyle grup muafiyeti kapsamında olduğu,
Söz konusu anlaşmaya 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 5. maddesi kapsamında bireysel muafiyet tanınamayacağı,
görüşü ifade edilmiştir.
10-29/436-162
2
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME 50
H.1. Taraflar
H.1.1 Petrol Ofisi A.Ş. (PO)
2000 yılında özelleştirilen PO, EPDK’dan alınan 6.4.2005 tarihli Dağıtıcı
Lisansı ile benzin, motorin, gazyağı, fuel oil, kalorifer yakıtı, biodizel, jet yakıtı
ürünleri, madeni yağlar ve 11.5.2006 tarihli LPG Dağıtıcı Lisansı ile LPG
dağıtıcısı olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Hisselerinin %52,73’ü Doğan
Şirketler Grubu’na, %34’ü OMV Aktiengesellschaft (OMV)’a ait olup geriye
kalan %13,27’si halka açık bir anonim şirkettir. Hali hazırda Doğan Grubu ve
OMV ortak kontrolünde bir ortak girişim niteliğindedir.
EPDK tarafından hazırlanan 2008 yılı Petrol Piyasası Raporu’nun ilgili 60
bölümüne göre, PO’nun akaryakıt dağıtım pazarındaki payı %30,4 düzeyinde
olup şirkete ait Petrol Ofisi ve Erk markaları altında faaliyet gösteren toplam
istasyonlu bayi sayısı 3029’dur.
H.1.2. Petrol-Tur Petrol ve Turizm Tic. ve San. Ltd. Şti. (Petrol Tur)
Bildirim Formundaki bilgilere göre Petrol Tur Ankara’da mukim bir şirket olup,
bildirim konusu istasyonun kurulduğu taşınmazın 781/2400 oranındaki
hissesine sahiptir.
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. İlgili Ürün Pazarı
Taraflar arasındaki “Bayilik Sözleşmesi”nin kapsamı göz önüne alındığında, 70
bildirime konu işlem çerçevesinde ilgili ürün pazarları “oto lpg dışında kalan
otomotiv yakıtları”, “oto-LPG” ve “madeni yağ” olarak belirlenmiştir.
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Gerek beyaz akaryakıt ürünleri, gerekse oto-LPG ve madeni yağ dağıtım
faaliyetlerinin yurt çapında gerçekleştirilmesi ve ilgili hizmetler bakımından
rekabet şartlarının farklılaşmasına neden olacak bir unsur bulunmaması
nedeniyle, coğrafi pazar olarak “Türkiye” kabul edilmiştir.
H.3. Tespit ve Değerlendirme
H.3.1. Bildirime Konu Dikey Anlaşmanın 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara
İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği Bakımından Değerlendirilmesi 80
PO ve Petrol Tur arasında imzalanan bildirime konu dikey anlaşma; tapuda
Ankara ili, Çankaya ilçesi, Karakusunlar Mahallesi 9899 ada, 4 parselde
kayıtlı taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu işletilmesine ilişkindir. Söz
konusu taşınmazın 1619/2400 oranındaki hissesi PO’ya, 781/2400 oranındaki
hissesi ise Petrol Tur’a aittir. Taraflar arasındaki ilk bayilik sözleşmesi
14.9.2001 tarihinde, en son bayilik sözleşmesi 5 yıl süreyle geçerli olmak
üzere 1.5.2008 tarihinde akdedilmiş olup, taraflar arasında bayilik ilişkisi ve
intifa hakkının esaslarını düzenleyen protokol 30.5.2008 tarihinde imzalanmış
ve taşınmaz üzerinde akaryakıt, oto LPG, madeni yağ satış ve servis
10-29/436-162
3
istasyonu kurmak amacıyla Petrol Tur’un hissesine düşen kısımda PO’ya 15 90
yıl süreyle 20.8.2008 tarihli resmi senet ile intifa hakkı tesis edilmiştir.
Danıştay’ın 13.5.2008 tarih ve E.2006/1604, K.2008/4196 sayılı kararı, bu
karar üzerine Rekabet Kurulunca alınan 30.10.2008 tarih ve 08-61/997-389
sayılı Total-Akdağ kararı, yine Kurulun 5.3.2009 tarihli Pol-Pet Petrol Ürünleri
Tur. Konaklama ve Din. Tesisleri Ltd. Sti.- Bölünmez Petrolcülük A.Ş.” ve
“Barbaros Akaryakıt San Tic. Ltd. Sti.- Altınbaş Petrol ve Ticaret A.Ş.”
kararları ve sektöre yönelik yakın tarihte almış olduğu kararlar ile sabit olduğu
üzere; intifa, tapuya şerh edilmiş kira veya benzer etkiye sahip sözleşmeler,
bayi üzerindeki rekabet etmeme yükümlülüğünün süresinin 2002/2 sayılı
Tebliğ’in 5. maddesi ile düzenlenen 5 yıllık üst sınırı fiili olarak aşmasına 100
neden olmaktadır.
Bu nedenle, alıcıya rekabet yasağı getirilen bildirim konusu bayilik sözleşmesi
ve PO lehine intifa hakkı tesisine ilişkin resmi senet ile protokol 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi anlamında tek bir anlaşma şeklinde değerlendirilerek,
dikey anlaşmanın 2002/2 sayılı Tebliğ’e uygunluğu incelenecektir.
Bildirim formunda; 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin (a) bendi, Rekabet
Kurumu’nun konu ile ilgili içtihadı ve internet sitesinde yayımladığı duyurusu
uyarınca istasyonun bulunduğu taşınmazın mülkiyeti dağıtıcıya aitse veya
dağıtıcının bayi ile bağlantısız 3. bir kişiden elde ettiği intifa veya başka bir
kullanım hakkı mevcut ise bayilik sözleşmeleri ve intifa hakkının 5 yılı 110
aşabilecek şekilde kurulabilmekte olduğu; bununla birlikte ilgili taşınmazın
yaklaşık 2/3 oranındaki payının PO’ya, 1/3 oranındaki payının ise Petrol Tur’a
ait olduğu, paylı mülkiyet hükümleri uyarınca paydaşlardan birinin payını
diğerine devretmediği müddetçe söz konusu istasyonun her iki tarafın birlikte
karar verecekleri şekilde işletilmek zorunda olduğu, paylı mülkiyet kaldırılıp
paydaşların kendi payları üzerinde tek başına malik olmaları sağlansa bile ne
PO’nun ne de Petrol Tur’un taşınmaz payları akaryakıt istasyonu olarak
işletilmeye müsait olmayacağından, taşınmazdan aynı faydayı elde
etmelerinin mümkün olmayacağı belirtilmiştir. Rekabet hukuku bakımından
ise, PO ile Petrol Tur arasında dikey ilişki bulunmakla birlikte paylı mülkiyet 120
altındaki taşınmazın kullanımına ilişkin karar verilmesi esnasında bir ortaklık
veya birlikte bir teşebbüs oluşturma halinin söz konusu olduğu ifade edilmiştir.
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin “Rekabet
Etmeme Yükümlülüğü” başlıklı 5. maddesinde;
“Bu Tebliğ ile tanınan muafiyet anlaşmada yer alan, aşağıda belirtilen
yükümlülüklere uygulanmaz:
a) Alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme
yükümlülüğü.
(Değişik: 2003/3 sayılı Rekabet Kurulu Tebliği; RG- 18.09.2003, 25233)
Rekabet etmeme yükümlülüğünün yukarıda belirtilen süreyi aşacak şekilde 130
zımnen yenilenebileceğinin kararlaştırılması halinde, rekabet etmeme
yükümlülüğü belirsiz süreli sayılır.
10-29/436-162
4
Alıcının anlaşmaya dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesisin
mülkiyeti arazi ile birlikte veya alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden
sağlanan bir üst hakkı çerçevesinde sağlayıcıya ait ise, yahut alıcı bu
faaliyetini sağlayıcının alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği
bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu olan bir tesiste sürdürecekse,
alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü, söz konusu tesisin alıcı
tarafından kullanıldığı süreye bağlanabilir; şu kadar ki, rekabet etmeme
yükümlülüğü, bu sürenin beş yılı aşan kısmı bakımından, sadece alıcının söz 140
konusu tesiste yürüteceği faaliyetini kapsar.” hükümlerine yer verilmiştir.
Mezkûr maddenin (a) bendinin 3. paragrafı ile rekabet etmeme
yükümlülüğüne getirilen istisnanın amacı, sağlayıcının mülkiyeti kendine ait
olan bir yerde kendi izni olmadan rakip malların satılmasına izin vermek
istememesinin haklı görülmesidir. İstisna hükmü, ancak iki koşuldan birinin
gerçekleşmiş olması halinde sağlanmış kabul edilecektir;
Alıcının (bayi) anlaşmaya dayalı faaliyetini sürdürdüğü tesisin mülkiyeti,
- Ya arazi ile birlikte veya alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden
sağlanan bir üst hakkı çerçevesinde sağlayıcıya (dağıtım firması) ait olmalı,
- Ya da alıcı bu faaliyetini, sağlayıcının alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü 150
kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu olan bir
tesiste sürdürmelidir.
Aşağıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, bildirim konusu olayda bu iki şarttan
hiçbirinin karşılanmadığı görülmektedir. Öncelikle ilk şart bakımından
değerlendirildiğinde; tesisin arazi ile birlikte sağlayıcıya ait olduğu kabul edilse
bile, mülkiyet hakkı alıcı ile birlikte paylı mülkiyet esaslarına göre
kullanılmaktadır. Mülkiyet hakkının içeriği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
(MK)’nun 683. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir; bir şeye malik olan
kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma,
yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız 160
olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her
türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. Birlikte mülkiyet
müessesesi ise MK’da iki tür şeklinde düzenlenmiştir: 688. maddeye göre
birden çok kimse, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli
paylarla malik ise “paylı mülkiyet”; 701. maddeye göre, kanun veya kanunda
öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla birden çok kimse
mallara birlikte malik ise “elbirliğiyle mülkiyet” söz konusudur.
Medeni Kanunu’nun 688. maddesine göre paylı mülkiyetten söz edilebilmesi
için; bir mal üzerinde birden fazla kişinin paylı olarak malik olması ve bu malın
malikler arasında maddi olarak paylaştırılmamış olması gerekir. Birlikte 170
mülkiyetin bu tipinde mülkiyet hakkına sahip birden fazla kişi olmasına
rağmen, eşya üzerinde tek bir mülkiyet hakkı söz konusudur. Ancak her
paydaş bu tek mülkiyet hakkının belli bir oranı üzerinde hak sahibidir. Her bir
pay diğerlerinden bağımsızdır. Bunun sonucu olarak müşterek malın malikleri,
sahip oldukları paylar üzerinde, diğer paydaşlardan bağımsız şekilde
kullanabileceği hak ve yetkileri haizdir. Diğer bir deyişle her hissedar kendi
payını diğer bir kimseye devredebilir, rehin konusu yapabilir. Diğer
paydaşların haklarını kısıtlayacak nitelikte olmamak üzere, kendi payı
10-29/436-162
5
üzerinde diğer irtifak haklarını da tesis edebilir, paylar üzerindeki tasarruflar
bağımsız olduğundan paydaşlardan birinin alacaklısı borçlu paydaşın hissesi 180
üzerine haciz koydurabilir. Her paydaşın eşya üzerinde, diğer paydaşların
ayni nitelikte hakları ile bağdaşması kaydıyla kullanma ve yararlanma hakkı
vardır.
Medeni Kanunu’nun 689 ve devamı maddelerinde paylı mülkiyette malın
idaresi hususundaki kararların nasıl alınacağı düzenlenmiştir. 689. maddede
paydaşların kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak yararlanma, kullanma ve
yönetime ilişkin konularda kanun hükümlerinden farklı bir düzenleme
yapabilecekleri belirtilmiştir. 690. maddede paydaşlardan her birinin olağan
yönetim işlerini yapmaya, özellikle küçük onarımları yaptırmaya ve tarımsal
işleri yürütmeye yetkili oldukları belirtilmiştir. 691. maddede önemli yönetim 190
işlerinin pay ve paydaş çoğunluğuyla alınacak karara göre yapılacağı
düzenlenmektedir. Olayda olduğu gibi müşterek mal sadece iki paydaşa aitse
pay ve paydaş çoğunluğunu sağlamak ancak tarafların ittifakı ile olacaktır.
MK’nın 692. maddesi uyarınca paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi
ve olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine
girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması
ise oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça bütün paydaşların kabulüne
bağlıdır.
Başvuru konusu olayda PO mülkiyet hakkını Petrol Tur ile paylaştığı için ortak
malı birlikte yönetmektedirler. Bu bakımdan olağan, önemli ve olağanüstü 200
yönetim işlerinde yetkili olup olmadıkları veya hangi nisapla karar almak
suretiyle bu işleri yapabilecekleri kanunla düzenlenmiştir. Bildirim formunda
yer alan bilgilerden söz konusu akaryakıt istasyonunun taşınmazın bütününde
kurulu olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan hükümlerden de
çıkarılacağı gibi, ister taşınmazın kullanımında pay ve paydaş çoğunluğunu
gerektiren işler olsun, ister intifa hakkı tesisi gibi oybirliği gerektiren işler ve
malın tamamındaki tasarruf işlemleri olsun, iki paydaşın bulunduğu başvuru
konusu taşınmazda diğer paydaşın onayı olmaksızın söz konusu işlemler
yapılamayacaktır. Bu çerçevede, mülkiyet hakkının tamamının sağlayıcıya ait
olduğunu söylemek mümkün olmadığı gibi PO’nun taşınmaz üzerindeki ortak 210
mülkiyet hakkından kaynaklanan yetkileri Petrol Tur’un iştiraki olmaksızın
bağımsız bir şekilde kullandığını söylemek de mümkün değildir. Bu nedenle,
2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin (a) bendinin 3. paragrafında yer alan
istisna hükmünün ilk şartı gerçekleşmemiştir.
İstisna hükmünün ikinci şartı bakımından değerlendirildiğinde; sağlayıcı
alıcının mülkiyetinde olan hisse üzerinde intifa hakkı tesis etmiştir. Oysa
istisna hükmünün uygulanması için bu hakkın alıcıdan veya onunla bağlantısı
bulunan birinden temellük edilmesine cevaz yoktur. Bu nedenle başvuru
konusu dikey ilişkinin istisna hükmünden yararlandığı yorumu, istisna hükmü
ile getirilen amacın ve rekabet etmeme yükümlülüğünün süresine ilişkin 220
getirilen sınırın aşılması anlamına gelebilecektir. Danıştay, Rekabet
Kurulunun Total-Akdağ kararını iptal ettiği 13.5.2008 tarih ve E.2006/1604,
K.2008/4196 sayılı kararında; uzun süreli kira sözleşmesinin işletme
sözleşmesine olan etkisi nedeniyle işletme sözleşmesini de kira sözleşmesiyle
birlikte değerlendirerek, taraflar arasında imzalanan işletme sözleşmesinin
süresinin belirsiz hale geldiği yorumuna ulaşmıştır. Bildirim konusu olayda da
bayilik sözleşmesinin süresini uzatacak nitelikte, dikey ilişkide alıcı
10-29/436-162
6
konumundaki bayiden alınan bir intifa hakkı söz konusu olduğundan, taraflar
arasındaki dikey ilişki istisna hükmünün ikinci şartını da sağlamamaktadır.
Diğer taraftan, bayinin 5. yılın sonunda başka bir dağıtım firmasıyla çalışmak 230
istemesi halinde, taşınmazın tamamının kullanılması söz konusu olacağından,
taraflar arasında anlaşma sağlanamaması ve hâkimin müdahalesi yoluna
gidilmesi halinde, taraflar arasında fiili kullanım biçimi oluşup oluşmadığı da
değerlendirilerek taşınmazın kullanım şekli mahkemece belirlenecektir. Zira
MK’nın 693. maddesinde paydaşlardan her birinin, ancak diğerlerinin hakları
ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabileceği ve onu kullanabileceği
düzenlenmiştir. Uyuşmazlık hâlinde yararlanma ve kullanma şeklini hâkim
belirleyecektir. Bu belirleme, paylı malın kullanılmasının zaman veya yer
itibarıyla paydaşlar arasında bölünmesi biçiminde olabilecektir. Bu yönde bir
düzenleme ise ancak mahkemelerce yapılabilecektir. 240
Yukarıda açıklanan nedenlerle, bildirim konusu dikey ilişkinin Tebliğ’de yer
alan istisna hükümden yararlanamadığı, ancak 1.5.2008 tarihli bayilik
sözleşmesi, 30.5.2008 tarihli protokol ve 20.8.2008 tarihli intifa hakkı tesisi ile
tarafların iradelerinin yenilendiği değerlendirilerek, 1.5.2008 tarihli bayilik
sözleşmesi tarihinden itibaren 5 yıl süreyle grup muafiyeti kapsamında olduğu
kanaatine ulaşılmaktadır.
H.3.2. Bireysel Muafiyet İncelemesi
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde “Kurul, aşağıda belirtilen şartların
tamamının varlığı halinde, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve
teşebbüs birlikleri kararlarının 4 üncü madde hükümlerinin uygulanmasından 250
muaf tutulmasına karar verebilir:
a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni
gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için
zorunlu olanlardan fazla sınırlanmaması.” hükümlerine yer verilmiştir.
Bildirim formunda yer verilen talep doğrultusunda, bildirime konu dikey
anlaşma ile ilgili olarak 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde
bireysel muafiyet incelemesi yapılmış olup bu kapsamda yapılan tespit ve 260
değerlendirmeler aşağıda sunulmuştur.
Kanun’un 5. maddesinin (a) bendinde belirtilen ekonomik fayda veya
menfaatin sağlandığının kabulü için üretimin ve dağıtımın iyileştirilmesi, teknik
ve ekonomik gelişmenin artması ve bunun net pozitif etkilerle sonuçlanması;
etkinlik artışının nesnel olarak gösterilebilmesi gerekmektedir.
Bu noktada, mehaz mevzuatın uygulanması konusundaki ATAD içtihadı,
taraflara özgü olan, yani öznel sayılabilecek ekonomik faydaların bu
kapsamda kabul edilemeyeceğini göstermektedir. Komisyon’un Uygulama
Rehberi de ileri sürülen etkinlik artışının niteliği, anlaşma ile etkinlik artışı
10-29/436-162
7
arasındaki bağlantı, iddia edilen etkinlik artışının büyüklüğü ve gerçekleşme 270
olasılığı, bunun nasıl ve ne zaman ortaya çıkacağı ve etkinlik artışına
ulaşmanın maliyeti konularında ikna edici açıklamaların bulunması gerektiğini
belirtmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir
anlaşmanın muafiyet alabilmesi için, tüketicinin ekonomik gelişmeden yarar
sağlaması, ortaya çıkacak faydadan tüketicinin adil bir pay alması bir diğer
koşuldur. Tüketiciye yansıyacak yararlar kapsamında: fiyatlarda sağlanacak
düşüş, kalitenin ve ürün çeşitliliğinin arttırılması, mal veya hizmet arzında
devamlılığın sağlanması gibi hususlar sayılabilir.
Buna karşın bildirim formunda, taraflar arasında kurulan türden bayilik ilişkisi 280
ile daha geniş bir dağıtım kanalı elde edileceği, istasyonun bulunduğu
lokasyonda rakip dağıtıcılar arasında PO’nun da tutulacağı, bunun da gerek
fiyatlara gerekse hizmet kalitesine olumlu yansıyacağı şeklinde genel bir
açıklamayla yetinilmiştir. Ancak anlaşmaya, süresinin sonuna kadar bireysel
muafiyet tanınmasına ilişkin talebin gerekçeleri açıklanamamıştır.
Bu noktada şu hususa özellikle vurgu yapmak gerekmektedir: 2002/2 sayılı
Tebliğ; dikey anlaşmaların, bildirim formunda da son derece genel olarak
belirtilen, ekonomiye ve tüketiciye sağlayacağı yararlar ile ilgili pazardaki
rekabetçi yapı üzerinde yaratması muhtemel zararlar arasında makul bir
denge kurmayı hedeflemekte ve bu tür anlaşmaların rekabet yasağına ilişkin 290
hükümlerinin beş yılı aşmamak kaydıyla muafiyetten yararlanabileceğini
düzenlemektedir. Kaldı ki; söz konusu beş yıllık sürenin sonunda tarafların
özgür iradeleri ile yeni bir anlaşma yapmaları önünde herhangi bir engel de
bulunmamaktadır. Hal böyle iken, dikey anlaşmalardaki rekabet etmeme
yükümlülüklerine ya da bu yükümlülüklerin anlaşmanın esaslı bir unsuru
olduğu hallerde doğrudan ilgili anlaşmaya, Tebliğ ile getirilen beş yıllık sürenin
üzerinde bir süre için muafiyet tanınması ancak ve ancak çok istisnai hallerde
makul görülebilir.
Sayılan açıklamalar doğrultusunda, bildirime konu anlaşmaya 2002/2 sayılı
Tebliğ ile tanınan grup muafiyeti süresinden daha uzun bir süre için muafiyet 300
tanınması bakımından yeterli bir gerekçe görünmemektedir. Bu nedenle
anlaşmaya bireysel muafiyet tanınmasına yönelik taleplerin reddedilmesi
gerekmektedir.
I. SONUÇ
Yukarıda yer verilen bilgi ve belgeler çerçevesinde yapılan değerlendirmeler
ışığında:
1- Petrol Ofisi A.Ş. ile Petrol-Tur Petrol ve Turizm Tic. ve San. Ltd. Şti.
arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi, protokol ve intifa hakkına
ilişkin resmi senetten oluşan dikey anlaşmada; 1.5.2008 tarihli bayilik
sözleşmesi, 30.5.2008 tarihli protokol ve 20.8.2008 tarihli intifa hakkı tesisi ile 310
tarafların iradelerinin yenilendiği değerlendirilerek, dikey ilişkinin 1.5.2008
tarihli bayilik sözleşmesi tarihinden itibaren 5 yıl süreyle grup muafiyeti
kapsamında olduğuna,
10-29/436-162
8
2- Söz konusu anlaşmaya 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 5. maddesi kapsamında bireysel muafiyet tanınamayacağına,
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
Rekabet Kurulu’nun 08.04.2010 Tarih ve 10-29/436-162 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Kurulumuz mezkur kararıyla, Petrol Ofisi A.Ş. ile Petrol-Tur Petrol ve
Turizm Tic. ve San. Ltd. Şti. arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi,
protokol ve intifa hakkına ilişkin resmi senetten oluşan dikey anlaşmada;
01.05.2008 tarihli bayilik sözleşmesi, 30.05.2008 tarihli protokol ve
20.08.2008 tarihli intifa hakkı tesisi ile tarafların iradelerinin yenilendiği
değerlendirilerek, dikey ilişkinin 01.05.2008 tarihli bayilik sözleşmesi
tarihinden itibaren 5 yıl süreyle grup muafiyeti kapsamında olduğuna, söz
konusu anlaşmaya 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 5.
maddesi kapsamında bireysel muafiyet tanınamayacağına karar vermiş olup,
bu karara aşağıda belirteceğim nedenlerle bireysel muafiyet tanınacağı
görüşü ile katılmıyorum.
2002/2 Sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin
“Rekabet Etmeme Yükümlülüğü” başlıklı 5. maddesinde;
“Bu Tebliğ ile tanınan muafiyet anlaşmada yer alan, aşağıda belirtilen
yükümlülüklere uygulanmaz:
a) Alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme
yükümlülüğü.
(Değişik: 2003/3 sayılı Rekabet Kurulu Tebliği; RG- 18.09.2003, 25233)
Rekabet etmeme yükümlülüğünün yukarıda belirtilen süreyi aşacak şekilde
zımnen yenilenebileceğinin kararlaştırılması halinde, rekabet etmeme
yükümlülüğü belirsiz süreli sayılır.
Alıcının anlaşmaya dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesisin
mülkiyeti arazi ile birlikte veya alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden
sağlanan bir üst hakkı çerçevesinde sağlayıcıya ait ise, yahut alıcı bu
faaliyetini sağlayıcının alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği
bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu olan bir tesiste sürdürecekse,
9
alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü, söz konusu tesisin alıcı
tarafından kullanıldığı süreye bağlanabilir; şu kadar ki, rekabet etmeme
yükümlülüğü, bu sürenin beş yılı aşan kısmı bakımından, sadece alıcının söz
konusu tesiste yürüteceği faaliyetini kapsar.” hükmü bulunmaktadır
Olayımızda bildirim sahibinin de belirttiği gibi olaya konu taşınmazın
yaklaşık 2/3 oranındaki payının PO’ya, 1/3 oranındaki payının ise Petrol Tur’a
ait olduğu, paylı mülkiyet hükümleri uyarınca paydaşlardan birinin payını
diğerine devretmediği sürece söz konusu istasyonun her iki tarafın birlikte
karar verecekleri şekilde işletilmek zorunda olduğu, paylı mülkiyet kaldırılıp
paydaşların kendi payları üzerinde tek başına malik olmaları sağlansa bile ne
PO’nun ne de Petrol Tur’un taşınmaz payları akaryakıt istasyonu olarak
işletilmeye uygun olmayacağından, taşınmazdan aynı faydayı elde etmelerinin
mümkün olmayacağı açıktır. Kaldı ki özellikle büyük paydaşın Türk Medeni
Kanunu’nun 688 ve müteakip maddelerine göre hakime
başvurarak önemli yönetim işleri konusunda karar alma başta olmak üzere bir
birçok hakkı da bulunduğu bilinmektedir. Olayımızda da mülkiyet durumunu
yukarıda hükmü açıklanan tebliğ maddesi kapsamında düşünmek gerekir.
Öte yandan, rekabet hukuku bakımından ise, PO ile Petrol Tur
arasında dikey ilişki bulunmakla birlikte paylı mülkiyet altındaki taşınmazın
kullanımına ilişkin karar verilmesi esnasında bir ortaklık veya birlikte bir
teşebbüs oluşturma hali söz konusu olmaktadır.
Bu nedenlerle, söz konusu anlaşmaya 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesi kapsamında bireysel muafiyet
tanınması gerekirken aksine verilen Kurul Kararına katılmıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy