10
BU KARAR DANIŞTAY 13.DAİRESİ’NCE İPTAL
EDİLMİŞTİR. REKABET KURULU’NUN AYNI
KONUYA İLİŞKİN 19.09.2006 TARİH VE 06-66/885-
255 NOLU KARARINA İNTERNET
SAYFAMIZDAKİ KARAR ARAMA BÖLÜMÜNDEN
ERİŞEBİLİRSİNİZ.
20
30
04-82/1168-294
2
Rekabet Kurumu Başkanlığından,
40
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : BN-04-KTS (Soruşturma)
Karar Sayısı : 04-82/1168-294
Karar Tarihi : 27.12.2004
Dosya Konusu : Peugeot Otomotiv A.Ş. ile bayileri arasında yapılan Yetkili
Satıcılık Sözleşmeleri ile ilgili Rekabet Kurulu kararlarında
öngörülen düzenlemelerin yerine getirilmemesi.
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER:
Başkan : Mustafa PARLAK
Üyeler : A. Ersan GÖKMEN, R. Müfit SONBAY, Murat GENCER,
Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL, Prof. Dr. Nurettin
KALDIRIMCI, M. Sıraç ASLAN 50
B- SORUŞTURMA HEYETİ
Başkan : Rıfkı ÜNAL
Raportörler : Kemal Tahir SU, Uygar GAZİOĞLU
C- HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR:
- Peugeot Otomotiv A.Ş.
Saniye Ermutlu Sk. No:8, 81090, Kozyatağı/İstanbul
- Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş.
Kayışdağı Cad. No:45 Kar Plaza E Blok 81120 İçerenköy/İstanbul.
60
Temsilcileri:
Av. Ahmet PEKİN
Av.Gökben ERDEM
Lamartine Caddesi 10, 34437 Taksim/İstanbul.
D- İDDİALARIN ÖZETİ
Peugeot Otomotiv A.Ş. (POAŞ) ve Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş.
(POPAŞ)'ın 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesine
aykırılık teşkil eden Yetkili Satıcılık Sözleşmelerini, Rekabet Kurulunun 9.11.1999 70
tarih ve 99-51/553-346 sayılı, 30.4.2002 tarih ve 02-26/279-115 sayılı, 10.4.2003
tarih ve 03-23/279-M sayılı Kararlarına aykırı olarak, 1998/3 sayılı Motorlu
Taşıtlar Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’ne uygun
hale getirmemeleri nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrası
uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
04-82/1168-294
3
E- DOSYA EVRELERİ
Rekabet Kurumu kayıtlarına 11.6.1999 tarih ve 1810 sayı ile giren, Çapa
Otomotiv yetkilisi Ahmet ÇAPA tarafından gönderilen başvuru üzerine, 21.9.1999 80
tarih ve 99-43 sayılı Rekabet Kurulu toplantısında, Peugeot marka motorlu
araçların Türkiye distribütörlüğünü yapan POAŞ’ın bayilik sözleşmesi ile
otomobillerin yeniden satış fiyatlarının tespit edildiği, bayiler arasında ayrımcılık
yapıldığı iddialarına yönelik olarak, önaraştırma açılmasına karar verilmiştir.
Yapılan önaraştırma sonucunda hazırlanan 1.11.1999 tarih ve D4/2/K.T.S.-99/16
sayılı Önaraştırma Raporuna ilişkin olarak 9.11.1999 tarih ve 99-51 sayılı
toplantısında Kurul, inceleme konusu iddialara yönelik olarak soruşturma
açılmasına gerek bulunmadığına karar vermiştir. Diğer taraftan söz konusu
Kararda POAŞ'ın Yetkili Satıcılık Sözleşmelerinde 1998/3 sayılı Motorlu Taşıtlar 90
Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nde muafiyet
tanınanın ötesinde rekabet sınırlamaları bulunduğu ifade edilerek, “dosya konusu
sözleşmelerin 1998/3 sayılı Tebliğ ile uyumlu hale getirilerek yenilenmesi halinde,
anılan Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanabileceğine; bu koşulların
yerine getirilmesi için Kararın tebliğinden itibaren ilgili taraflara 60 gün süre
verilmesine ve öngörülen düzeltmelerin yapıldığına dair belgelerin bu süre
içerisinde Kuruma sunulmasına, aksi takdirde, 4054 sayılı Kanun’un 56. maddesi
uyarınca sözleşmenin geçersiz olacağının, Kurulumuzca öngörülen düzeltmeler
yapılmadan uygulamaya devam edilmesi halinde haklarında soruşturma
açılacağının ilgili taraflara bildirilmesine” karar verilmiştir. 100
Karar’ın ‘İnceleme ve Değerlendirme’ başlıklı bölümünde; ‘Yetkili Satıcılık
Sözleşmesinin IV, VII/c ve VIII. maddelerinin 1998/3 sayılı Tebliğ’e aykırık
taşıdığı ifade edilmiştir.
Söz konusu Karara ilişkin Gerekçeli Kararın ilgili tarafa tebliğinden önce,
4.3.2002 tarihinde Kurum kayıtlarına giren ve POAŞ Samsun bayisi Dolunay
Yılmaz Otomotiv Makina İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
temsilcileri tarafından gönderilen dilekçede, POAŞ ve POPAŞ’ın (POPAŞ; bu
tarihte Peugeot Otomobilleri’nin Türkiye distribütörlüğünü yürüten şirket) 110
bayilerine karşı, 1998/3 sayılı Tebliğ’de öngörülen feshi ihbar sürelerine uymadığı
iddia edilmiştir. Söz konusu başvuruya ilişkin olarak yapılan inceleme sonucunda
hazırlanan Bilgi Notu Kurulun 30.4.2002 tarih ve 02-26/279-115 sayılı
toplantısında görüşülmüş; şikayet konusunun, daha önce Kuruma Çapa Otomotiv
tarafından yapılan başvuru sonucunda alınan Kurul Kararında istenen “Yetkili
Satıcılık Sözleşmesi”nin mevzuata uygun hale getirilmesine yönelik düzeltmeler
ile aynı nitelikte olduğu gerekçesiyle, “Kurul’un 9.11.1999 tarih ve 99-51/553-346
sayılı kararı doğrultusunda ilgili Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden
yararlanılabilmesi için uyulması gereken hususların Başkanlıkça taraflara
hatırlatılmasına” karar verilmiştir. 120
04-82/1168-294
4
Her iki Karar, ilgili taraflara 26.12.2002 tarihinde tebliğ edilmiştir. Buna göre,
düzeltmelerin yapılması için verilen 60 günlük süre, 24.2.2003 tarihi mesai saati
sonunda tamamlanmıştır.
POAŞ ve POPAŞ vekili Av. Ahmet PEKİN tarafından gönderilen ve Kurum
kayıtlarına 7.2.2003 tarih ve 587 sayı ile intikal eden yazıda; POAŞ ile Çapa ve
Dolunay arasındaki sözleşmelerin 1998/3 sayılı Tebliğ kapsamında
değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı öne sürülerek, konunun yeniden
değerlendirilmesi talep edilmiştir. 130
Söz konusu başvuruyla ilgili olarak hazırlanan 24.3.2003 tarih ve BN-03-KTS
sayılı Bilgi Notu, Kurulun 10.4.2003 tarihli toplantısında görüşülmüş; “başvurunun
aynı zamanda bir tavzih talebi niteliğinde de olduğu kanaatine varılarak, Rekabet
Kurulu kararında öngörülen tadilat şartı ve bildirim yükümlülüğünün ilgililerin
anladığı gibi sadece önaraştırma dosyalarına konu olmuş olan sözleşmeleri
kapsamadığının, sağlayıcının diğer teşebbüslerle yaptığı benzer mahiyetteki tüm
sözleşmeleri de kapsadığının ve dolayısıyla ilgili karar doğrultusundaki
düzenlemelerin aynı nitelikteki tüm sözleşmelerde yapılması gerektiğinin ilgili
taraflara bir kez daha Başkanlıkça bildirilmesine; 9.11.1999 tarih, 99-51/553-346 140
sayılı Rekabet Kurulu kararında öngörülen düzenlemelerin yapılabilmesi için, bu
kararın tebliğ tarihinden itibaren taraflara 60 gün süre verilmesine ve bu süre
sonunda öngörülen düzeltmelerin yapıldığına dair belgelerin Kurum’a
sunulmasına; Aksi takdirde 4054 sayılı Kanun’un 56. maddesi uyarınca
sözleşmelerin geçersiz olacağının, Kurulumuzca öngörülen düzeltmeler
yapılmadan uygulamaya devam edilmesi halinde haklarında soruşturma
açılacağının ve aynı Kanun’un 16 ve 17. maddeleri uyarınca işlem yapılacağının
taraflara tekrar hatırlatılmasına” karar verilmiştir.
10.4.2003 tarihli Kurul Kararı sağlayıcı tarafından 21.4.2003 tarihinde tebellüğ 150
edilmiş ve öngörülen 60 günlük süre 20.6.2003 tarihi itibariyle dolmuş, ancak
taraflarca 9.11.1999 tarihli Kurul kararında değinilen düzenlemelerin yerine
getirildiğine dair geri bildirimde bulunulmamıştır. Bu duruma ilişkin olarak
hazırlanan 8.3.2004 tarih ve BN-04-KTS sayılı Bilgi Notu, Kurul’un 11.3.2004
tarihli toplantısında görüşülmüş, POAŞ ve POPAŞ hakkında soruşturma
açılmasına karar verilmiştir.
Haklarında soruşturma açıldığına dair 23.3.2004 tarihinde yapılan bildirimi
taraflar, 24.3.2004 tarihinde tebellüğ etmişlerdir.
160
Tarafların birinci yazılı savunmaları 26.4.2004 tarihinde, 2054 ve 2055 sayıları ile
Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
POAŞ ve POPAŞ tarafından, Kurulun 10.4.2003 tarih, 03-23/279-M sayılı
kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açılmıştır. Danıştay
Onuncu Dairesi 10.10.2003 tarih ve E:2003/2111 sayılı kararıyla yürütmenin
durdurulması isteminin reddine karar vermiştir. Taraflar söz konusu karara itiraz
04-82/1168-294
5
ederek yürütmenin durdurulmasını talep etmişler, ancak söz konusu itiraz,
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun 29.4.2004 tarih 2003/1427 sayılı
kararı ile reddedilmiştir. 170
Yürütülen soruşturmanın sonunda hazırlanan 9.8.2004 tarih ve S.R./04-14 sayılı
Soruşturma Raporu, Kanun’un 45. maddesi uyarınca tüm Kurul Üyeleri ile ilgili
taraflara 11.8.2004 tarihinde tebliğ edilmiş ve tarafların yazılı savunmaları talep
edilmiştir. Tarafların savunması 10.9.2004 tarihinde, yasal süresi içinde Kurum
Kayıtlarına intikal etmiştir.
Soruşturma Heyeti’nin hazırladığı 27.9.2004 tarihli “Ek Yazılı Görüş”, Kanun’un
45/2. maddesi uyarınca, tüm Kurul üyeleri ve hakkında soruşturma yürütülen
taraflara tebliğ edilmiş, taraflar son yazılı savunmalarını 27.10.2004 tarihinde, 180
yasal süresi içinde, Kuruma intikal ettirmişlerdir.
Hakkında soruşturma yürütülen POAŞ ve POPAŞ, Kanun’un 46. maddesi
uyarınca sözlü savunma toplantısı yapılmasını talep etmişler, yürütülen
soruşturma ile ilgili olarak 22.12.2004 tarihinde sözlü savunma toplantısı
yapılmıştır.
Rekabet Kurulu, 27.12.2004 tarihinde nihai kararını vermiştir.
F- RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: 190
Soruşturma Heyeti'nde yer alan Raportörler tarafından;
1. Peugeot Otomotiv A.Ş. ile yetkili satıcı ve servisler arasında imzalanan
“Yetkili Satıcılık Sözleşmeleri” ve “Yetkili Servis İstasyonu İşletme
Sözleşmeleri”nin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi (a) ve (b) bendleri
kapsamında ihlal teşkil ettiği,
2. Sözleşmelerin, 1998/3 sayılı Tebliğ kapsamında değerlendirilebilecek
sözleşmeler olduğu ancak Yetkili Satıcılık Sözleşmesi’nin II-1, II-3, VII-3, VIII. 200
maddeleri ile Yetkili Servis İstasyonu İşletme Sözleşmesi’nin III-3/b,c ve V-1.
maddelerinde yer alan hükümlerin anılan Tebliğin hükümlerine aykırılık
taşıdığı; bu nedenle sözleşmelerin grup muafiyetinden yararlanamadığı,
3. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eden sözleşmelere ilişkin olarak
Kuruma bildirimde bulunulmadığı, Kurulun sözleşmelerden haberdar
olmasıyla birlikte müteaddit defalar ilgili tarafa sözleşmelerin 1998/3 sayılı
Tebliğ hükümlerine uygun bir biçimde yenilenmesi yönünde Kararlar alması
ve değişikliklerin yapılmasına ilişkin olarak süre tanımasına rağmen ilgili
değişikliklerin teşebbüs tarafından yapılmadığı, hatta Kurul Kararı ile 210
değiştirilmesi istenen hükümlerin sistematik bir biçimde uygulanmasına
devam edildiği,
04-82/1168-294
6
4. Kanun’u ihlal eden sözleşmelerin 2000 yılı Mart ayına kadar olan dönemde
POAŞ, söz konusu tarihten sonraki dönemde ise aynı ekonomik bütünlük
içinde yer alan POPAŞ tarafından uygulandığı,
5. Söz konusu ihlal nedeniyle mevcut durumda Peugeot marka araçların Türkiye
distribütörlüğünü yapan POPAŞ'a, teşebbüsün 2003 yılı cirosu dikkate
alınarak, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin ikinci fıkrası ve 2004/1 sayılı 220
Tebliğ uyarınca 11.883.182.000 TL’den az olmamak üzere idari para cezası
uygulanması gerektiği,
6. 16. madde gereğince verilecek cezanın takdirinde, 4054 sayılı Kanun’u ihlal
eden ve her hangi bir grup muafiyetinden yararlanamayan, ayrıca Kuruma
bildirim yükümlülüğü yerine getirilmeyen sözleşmeler hakkında, Rekabet
Kurulu tarafından 9.11.1999, 30.4.2002 ve 10.4.2003 tarihlerinde alınan üç
ayrı kararda, sözleşmelerin 1998/3 sayılı Tebliğ hükümlerine uygun bir
biçimde yeniden düzenlemesinin karara bağlanmış ve söz konusu Kararlar
ilgili teşebbüse tebliğ edilmiş olmasına rağmen, Kurul Kararlarının ısrarla 230
dikkate alınmaması hususunun göz önünde bulundurulması gerektiği,
7. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eden sözleşmelere ilişkin olarak
Kuruma bildirimde bulunulmadığı için aynı Kanun’un 16. maddesinin birinci
fıkrası (c) bendi ve 2004/1 sayılı Tebliğ uyarınca 2.970.794.000-TL idari para
cezası verilmesi gerektiği,
8. POPAŞ hakkında 16. maddenin birinci fıkrası hükümleri gereği para cezası
verilmesi halinde, aynı maddenin üçüncü fıkrası gereği bu tüzel kişiliğin
yönetim organlarında görev alan gerçek kişilere de şahsen verilen cezanın 240
yüzde onuna kadar ayrıca para cezası uygulanması gerektiği,
9. Soruşturma konusu sözleşmelerin Kurul tarafından tespit edilecek bir süre
içinde 1998/3 sayılı Tebliğ’e uyumlu hale getirilerek, ilgili belgelerin Kurum’a
bildirilmesi, aksi halde bu sürenin bitiş tarihinden itibaren 4054 sayılı
Kanun’un 17. maddesinin (a) bendi ve içinde bulunulan yıl için Rekabet
Kurulu tarafından yayımlanan para cezalarına ilişkin Tebliğ uyarınca süreli
para cezası uygulanması gerektiği,
ifade edilmiştir. 250
04-82/1168-294
7
G- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. İlgili Pazar
G.1.1 İlgili Ürün Pazarı
POAŞ ve POPAŞ’ın soruşturma konusu sözleşmelerinin kapsamı göz önünde
bulundurularak ilgili ürün pazarı, "otomotiv ürünleri ve yedek parçaları ile bunların
satış sonrası hizmetler pazarı" olarak belirlenmiştir. 260
G.1.2 İlgili Coğrafi Pazar
Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüs, Peugeot marka motorlu araçların ve
bunlara ilişkin yedek parça ve servis hizmetlerinin dağıtımını gerçekleştirmek
amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Sınırları içinde yetkilendirilmiştir. Bu bakımdan
"Türkiye Cumhuriyeti", diğer coğrafi pazarlardan izole edilmiştir. Buna ilaveten
dağıtım konusunu oluşturan ürünler bakımından ülke genelinin homojen bir pazar
yapısı arz ettiği değerlendirilerek ilgili coğrafi pazar, "Türkiye Cumhuriyeti" olarak
tespit edilmiştir. 270
G.2. Hakkında Soruşturma Yapılan Taraflar
Soruşturma, POAŞ ve POPAŞ hakkında yürütülmekle beraber, yapılan
incelemede her iki şirketin aynı ekonomik bütünlük içinde yer aldığı ve
kontrollerinin Automobiles Peugeot S.A. (Automobiles Peugeot)’da bulunduğu
anlaşılmıştır. Automobiles Peugeot, Fransa Kanunları uyarınca kurulmuş ve
faaliyetlerini sürdürmekte olan bir teşebbüstür. Teşebbüs, Peugeot marka
motorlu taşıtların üretimi, dünya çapında satışı ve pazarlaması alanlarında
faaliyet göstermektedir. 280
G.2.1. Peugeot Otomotiv A.Ş.
Automobiles Peugeot’nun Türkiye’deki bir iştiraki olan POAŞ otomobil, otomobil
parçası ve ürünlerinin üretimi, montajı, dağıtımı, satışı, pazarlaması, ithalatı ve
ihracatını yapmak ve satış sonrası hizmetleri sunmak üzere 1993 yılında
kurulmuştur. Teşebbüsün ortaklık yapısı aşağıdaki gibidir:
Tablo-1: POAŞ’ın Ortaklık Yapısı
Pay Sahibi Hisse Adedi Hissedarlık Oranı
Automobiles Peugeot S.A. 4.718 % 67.4
Automobiles Citroen 2.276 % 32.5
Gül Erdoğan 2 % 0.33
Firuze Boyner 2 % 0.33
Mehtap Çiftçioğlu 2 % 0.33
TOPLAM 7.000 % 100
04-82/1168-294
8
2000 yılı Mart ayı öncesinde Türkiye’de Peugeot marka motorlu araçların 290
distribütörlüğünü yapan POAŞ, söz konusu tarihten itibaren Peugeot marka
araçların distribütörlüğünün POPAŞ tarafından yapılmaya başlanmasıyla gayri
faal olarak varlığını sürdürmeye başlamıştır. 30.7.2003 tarihli Genel Kurul
Toplantısında tasfiyesine karar verilen POAŞ, halihazırda tasfiye sürecindedir.
G.2.2. Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş.
POPAŞ, otomotiv sanayinin tüm ürünlerinin yedek parçalarının ve
aksesuarlarının ithalatı, ihracatı, bakım ve tamir faaliyetlerini
gerçekleştirmektedir.
300
Automobiles Peugeot’nun kontrolünde bulunan teşebbüs 2000 yılı Mart ayından
bu yana Peugeot marka motorlu taşıtların Türkiye’deki ana distribütörlüğünü
gerçekleştirmektedir. Bir başka deyişle 2000 yılı öncesinde POAŞ tarafından
gerçekleştirilen faaliyetler bu tarihten itibaren POPAŞ tarafından
gerçekleştirilmeye başlanmıştır.
Şirketin 18.2.2004 tarihi itibarıyla Mevcut Hissedarlık yapısı aşağıda belirtildiği
şekildedir:1
Tablo-2: POPAŞ’ın Ortaklık Yapısı 310
POPAŞ’ın 2003 yılı net satışları, (……………………….)-TL
(-……………………………………………………………………..-TL) olarak
gerçekleşmiştir.
1 POPAŞ’ın kuruluşu sırasında Automobiles Peugeot ile Kıraça Grubu ortaktır, ancak o dönemde
de kontrol, Automobiles Peugeot tarafında bulunmaktadır. Ocak 2003’te Kıraça Grubu
POPAŞ’taki hisselerini Automobiles Peugeot’ya devretmiş, konuya ilişkin 10.04.2003 tarih ve
03-23/277-125 sayılı Rekabet Kurulu Kararında, Kıraça Otomotiv Sanayi ve Ticari Yatırımlar
A.Ş.’nin Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş.'de sahip olduğu hisselerin Automobiles Peugeot
SA’ya devredilmesi işleminin, devre konu teşebbüsün kontrolünde bir değişiklik olmaması
nedeniyle 1997/1 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar
Hakkındaki Tebliğ kapsamında bir birleşme veya devralma işlemi olmadığına karar verilmiştir.
Pay Sahibi Hisse Adedi Hissedarlık Oranı
Automobiles Peugeot
S.A.
35.832.498.980 ~% 100
Societe Commerciale
Paris FranceComte
5 ~% 0
Peugeot Citroen
Automobiles S.A.
5 ~% 0
Societe Commerciale
Automobile
5 ~% 0
Societe de Distribution
et D’Exportation
5 ~% 0
TOPLAM 35.832.499.000 % 100
04-82/1168-294
9
G.3 Yapılan Tespitler ve Deliller
G.3.1. Yerinde İncelemede Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
1. 30.6.2004 tarihinde, POPAŞ Müşavir Avukatı Tülin NADİR AKGÜNEŞ ve 320
POPAŞ temsilcisi Av. Tolga KARATAŞ’tan aşağıdaki bilgiler alınmıştır.
“Türkiye’de Peugeot Marka binek ve hafif ticari araçlarının Distribütörlüğü 1 Mart
2000 tarihine kadar olan dönemde Peugeot Otomotiv A.Ş. (POAŞ) tarafından
yürütülmüştür. 24 Ocak 2000 tarihinde ise Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş.
kurulmuş, 1 Mart 2000 tarihinden itibaren ise Fransa’da yerleşik Automobiles
Peugeot S.A ile imzaladığı anlaşma doğrultusunda Türkiye’de Peugeot marka
binek ve ticari araçların distribütörlüğünü yapmaya başlamıştır. POAŞ’ın
distribütör olarak faaliyet gösterdiği dönemde bayilerle olan ilişkileri tip olarak
yetkili satıcılık ve yetkili servis sözleşmeleri ile düzenlenmiştir. POPAŞ distribütör 330
olmasından sonra ise, büyük ölçüde POAŞ’ın bayileriyle çalışmaya başlamıştır.
Öte yandan bayilerle yetkili satıcılık sözleşmesi imzalanmamıştır. POPAŞ’ın
bayilerle olan ilişkisi yazılı sözleşme yapılmaksızın yürütülmektedir.
Bilindiği üzere POAŞ tarafından imzalanmış bulunan bayilik sözleşmelerinde
feshi ihbar süresi 3 ay olarak belirlenmiştir. Rekabet Kurulu’nun POAŞ’ın bayilik
sözleşmelerinde bulunan feshi ihbar sürelerinin 1998/3 sayılı Tebliğ’de öngörülen
şekilde yeniden düzenlenmesine yönelik talebinin yerine getirilmemesinin
öncelikli nedeni, POAŞ tarafından imzalanan bayilik sözleşmelerinin Kurul’un
kararına dayanak teşkil eden 1998/3 sayılı Tebliğ kapsamında bulunmadığını
düşünmemizdir. Nitekim tarafımızca Kurul’un ilgili kararına karşı Danıştay’da iptal 340
davası açılmıştır. Değişikliğin gerçekleştirilememesinin diğer nedeni ise
değiştirilmesi istenen sözleşmelerin şu anda tasfiye halinde bulunan POAŞ ile
imzalanmış bulunmasıdır. Danıştay’da görülmekte olan iptal davası nedeniyle
bayilerle POPAŞ arasında yetkili satıcılık anlaşması imzalanamamaktadır. 2000-
2002 yıllarında sorun yaşanılan bayilerle varolan bayilik ilişkisi 3 ay önceden
feshi ihbarda bulunmak suretiyle feshedilmiştir. Öte yandan T.C. Sanayi
Bakanlığı’nın ilgili düzenlemeleri gereği yetkili servislerimizle yetkili servis
anlaşması imzalanmaktadır.”
2. Raportörlerce POPAŞ’ta yapılan yerinde incelemede, POPAŞ ve POAŞ 350
tarafından 11.5.2001 ile 8.3.2002 arasındaki çeşitli tarihlerde yetkili satıcılara
noter kanalıyla gönderildiği anlaşılan çok sayıda fesih ihbarnamesi bulunmuştur.
Örnek olarak Maestro Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ye gönderilen
11.5.2001 tarihli ihbarnamede “Gönderen” Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş.
(POPAŞ) olarak görünmektedir. İhbarnamelerin “Konu” bölümünde ise “Peugeot
Otomotiv A.Ş. (POAŞ) ile Muhatap arasında var olan Yetkili Satıcılık ilişkisinin
iptaline ilişkin ihbardır” ifadesi yer almaktadır. İhbarnamede, POAŞ ile bayi
arasındaki daha önceki tarihlerde imzalanmış sözleşmenin, POPAŞ tarafından
sonlandırıldığı tespit edilmiştir.
360
04-82/1168-294
10
11.5.2001 ile 8.3.2002 tarihleri arasında çeşitli tarihlerde POPAŞ tarafından
gerçekleştirilen çok sayıdaki feshe ilişkin ihbarnamelerin hemen hepsinde ise
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“1. Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş. Peugeot araçlarının Türkiye’deki tek ve
resmi ithalatçı ve dağıtıcısıdır.
2. Muhatap, Peugeot otomobillerinin satışı ile, ilgili yedek parçaların ve bu
araçların ihtiyacı olan servis hizmetlerini temin etmeyi ve Peugeot markasını
Türkiye’de en iyi şekilde temsil etmeyi taahhüt etmiştir.
3. Bu bayilik ilişkisine son vermeye karar verdiğimizi ihtaren bildiririz. Bayiliğin 370
iptali işbu ihtarnamenin teslim alınmasından 3 ay sonra geçerli olacaktır.”
3. Raportörlerce yapılan yerinde incelemeler sırasında POAŞ ve POPAŞ’ın bazı
yetkili satıcılarıyla yetkili satıcılık ilişkisine son vermek amacıyla imzaladığı fesih
protokolleri bulunmuştur.
26.7.2002 tarihinde Peugeot bayilerinden biri olduğu anlaşılan Fatih Mehmet
ORHANOĞLU ile POPAŞ ve POAŞ arasında imzalanan fesih protokolünün
"Konu" başlıklı 1. maddesi aşağıdaki şekildedir:
380
“Peugeot Otomotiv A.Ş. ile Fatih Mehmet Orhanoğlu arasında 12.2.1998 tarihli
“Yetkili Satıcılık Sözleşmesi” ve aynı tarihli “Peugeot Marka Otomobillerin Servis
İstasyonu İşletme Sözleşmesi” akdedilmiş bulunmaktadır. Peugeot Otomotiv
A.Ş.’nin “Yetkili Satıcılık Sözleşmesi”nden kaynaklanan hak ve yükümlülükleri 1
Mart 2000 tarihinden itibaren Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş. tarafından
devralınmış ve o tarihten itibaren bu sözleşmenin hükümleri Peugeot Otomotiv
Pazarlama A.Ş. ile Fatih Mehmet Orhanoğlu arasında geçerli olarak taraflarca
kabul edilmiştir.
Taraflar anılan sözleşmenin aşağıda belirtilen şartlar ile feshi konusunda 390
mutabakata varmışlardır.”
Ayrıca Tekin Otomobil Ticaret, Tunç Ticaret Kolektif Şirketi ile de aynı ifadelerin
yer aldığı fesih protokollerinin imzalandığı tespit edilmiştir.
4. POPAŞ’ta raportörlerce yapılan yerinde incelemelerde, POAŞ ile yetkili satıcı
ve servisleri arasında imzalanmış bulunan, ‘Yetkili Satıcılık Sözleşmeleri’
bulunmuştur. Sözleşmenin süre ve feshini düzenleyen 8. maddesinde; “İşbu
sözleşme her iki tarafça imzalandığı tarihte yürürlüğe girecek ve taraflardan
herhangi birinin 3 ay önceden yazılı tebligatı halinde vadesinde son bulacaktır” 400
hükmü yer almaktadır.
POPAŞ ile yetkili satıcılar arasında imzalanmış her hangi bir bayilik sözleşmesi
bulunamamıştır. Teşebbüsün yetkili satıcılarına Peugeot marka araçları nihai
müşteriye satmak için 6 aylık yetki belgeleri verdiği tespit edilmiştir. Ayrıca
04-82/1168-294
11
teşebbüsün bayileriyle satış sonrası hizmetler konusunda “Satış Sonrası Hizmet
Sözleşmesi” başlıklı bir anlaşma imzaladığı tespit edilmiştir.
G.3.2 Soruşturma Konusu Sözleşmelerin Niteliği ve Tarafları
Fransız otomobil üreticisi Automobiles Peugeot, ürettiği otomobil ve hafif ticari 410
araçların Türkiye’deki ana dağıtımını 1993 yılından bu yana kendi kontrolünde
bulunan distribütör firmalar (POAŞ ve POPAŞ) aracılılığıyla gerçekleştirmiştir.
Peugeot marka araçların dağıtımı, 1993 yılından 2000 yılına kadar POAŞ;
1.3.2000 tarihinden sonra da POPAŞ tarafından yapılagelmiştir. POPAŞ’ın
kurulmasından önceki dönemde POAŞ, dağıtım sistemindeki yetkili satıcı ve
servislerle, Peugeot marka araçların ve bu araçlara ilişkin olarak müşterilerin ve
servislerin ihtiyacı olan yedek parçaların yeniden satışı ile araçların ihtiyacı olan
servis hizmetlerinin temini konusunda soruşturma konusunu oluşturan "Yetkili
Satıcılık Sözleşmesi"; araçların ihtiyaç duyduğu bakım, tamir ve garantisi ile satış 420
sonrası servisin verilmesi konusunda "Yetkili Servis İstasyonu İşletme
Sözleşmesi"; satış sonrası servis hizmetlerinde ihtiyaç duyulan ve Peugeot
tarafından önerilen atölye alet ve ekipmanlarla ilgili olarak ayrıca "Alet/Ekipman
Satış Sözleşmesi" imzalamıştır.
2000 yılında ise Fransız üretici ile Türkiye’de Peugeot lisansıyla ticari araç
üretimi yapan Kıraça Grubu arasında ortaklık kurulması amacıyla azınlık
hisselerine Kıraça’nın, çoğunluk hisselerine Automobiles Peugeot’nun sahip
olduğu POPAŞ kurulmuş ve Peugeot marka araçların distribütörlüğünü yapmaya
başlamıştır. POPAŞ’ta Kıraça hisseleri bulunmakla beraber teşebbüsün kontrolü 430
Automobiles Peugeot’nun elindedir. 2003 yılı içinde ise Kıraça grubu elinde
bulunan POPAŞ hisselerini Automobiles Peugeot’ya devretmiştir.
Peugeot marka araçların distribütörlüğünü POPAŞ’ın devralmasından sonra,
POAŞ tarafından akdedilen bayilik sözleşmeleriyle ilgili olarak bayilik sisteminin
tamamına yönelik herhangi bir işlem yapılmadığı, sözleşmelerin hükümlerinin
uygulanması ve bu sözleşmelerle oluşturulan dağıtım sistemi çerçevesinde
POAŞ tarafından yürütülen distribütörlük faaliyetlerine POPAŞ ile devam edildiği
görülmektedir.
440
Bu Karar’ın G.3.1 bölümünde yer alan 3. tespitte, POPAŞ, POAŞ ve çeşitli yetkili
satıcılar arasında imzalanmış bulunan fesih protokollerinde, 1.3.2000 tarihinden
itibaren POAŞ’ın yetkili satıcılık sözleşmelerinden kaynaklanan hak ve
yükümlülüklerinin POPAŞ tarafından devralındığı ifade edilmektedir.
Yine aynı bölümde yer verilen 2. tespitte ise POPAŞ tarafından bazı yetkili
satıcılara gönderilen fesih ihbarnamelerinde POAŞ ile yetkili satıcı arasında
imzalı bulunan yetkili satıcılık anlaşmasının POPAŞ tarafından feshedilmek
istendiğine ilişkin ifadeler bulunmaktadır.
450
04-82/1168-294
12
Söz konusu tespitler ve özellikle de hem POPAŞ hem de POAŞ’ın altında imzası
bulunan fesih ihbarnamesinde yer alan ifade, POPAŞ’ın, POAŞ’ın yerine aynı
faaliyetleri (Peugeot araçların distribütörlüğü) gerçekleştirmeye başlamasıyla
POAŞ’ın yetkili satıcılarla imzalamış bulunduğu sözleşmelerden doğan hak ve
yükümlülükleri devraldığını, bayilik ilişkilerini bu sözleşmeler temelinde
yürüttüğünü göstermektedir.
Bu çerçevede, aynı ekonomik bütünlük içinde yer alan POAŞ ve POPAŞ’ın 4054
sayılı Kanun anlamında tek bir teşebbüs olarak nitelendirilmesi gerektiği de göz
önünde bulundurulduğunda, soruşturma konusu sözleşmelerin bir tarafını yetkili 460
satıcı ve servislerin oluşturduğu, diğer tarafını ise 1.3.2000 tarihine kadar
Automobiles Peugeot’nun kontrolünde bulunan POAŞ’ın, bu tarihten sonraki
dönemde ise yine aynı ekonomik birlik içindeki POPAŞ’ın oluşturduğu sonucuna
ulaşılmaktadır.
G.3.3 Sözleşmelerin 4054 sayılı Kanun ve 1998/3 Sayılı Tebliğ Karşısındaki
durumu
Motorlu taşıt dağıtım anlaşmaları, içerdikleri dikey sınırlamalar nedeniyle (bölge
ve müşteri kısıtlamaları ve rekabet yasakları), rekabeti kısıtlayıcı nitelikteki
hükümleri bünyesinde barındırabilmektedir. Farklı sağlayıcıların yeniden 470
satıcılarıyla yapılmış olmalarına rağmen motorlu taşıt dağıtımının özel nitelikleri
gereği birbirlerine nitelik itibarıyla çok benzeyen bu anlaşmalarda var olan
rekabet kısıtlamaları 4054 sayılı Kanunun 4. maddesiyle yasaklanmaktadır.
Ancak bir çok diğer dikey anlaşma gibi bazı koşulları taşımak kaydıyla motorlu
taşıt sektöründekilerin de etkinliği ve kaliteyi artırıcı etkilerinin bulunmaları
sebebiyle söz konusu anlaşmaların Kanunun 5. maddesinde öngörülen muafiyet
çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıtlar sektöründe
dağıtımın, benzer kısıtlamalar içeren yeniden satış anlaşmaları ağıyla
örgütlenmesi nedeniyle, 1.4.1998’de 1998/3 sayılı Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve
Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği yayımlanmıştır. Tebliğ, 480
hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş anlaşmaları grup olarak 4. maddenin
uygulamasından muaf tutmanın yanında Kurula olan bildirim mükellefiyetini de
ortadan kaldırmaktadır. 4054 sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında rekabet
kısıtlamaları içeren ancak Tebliğin sağladığı muafiyetten yararlanamayan
anlaşmalara ilişkin olarak ise Rekabet Kurulu’na bildirimde bulunulması ve
bireysel muafiyet alınması gerekmektedir.
Diğer taraftan Rekabet Kurulu tarafından verilen çok sayıda Kararda, motorlu
taşıt, yedek parça ve servis hizmetlerinin bir arada dağıtımına yönelik dağıtım
anlaşmalarının Tebliğ’e uygun olmayan hükümleri bulunması durumunda, 490
anlaşmaların Tebliğ ile uyumlu hale getirilerek grup muafiyetinden
yararlanmasının sağlanması yöntemi benimsenmekte; Tebliğ hükümlerini aşan
sınırlamalara çoğunlukla bireysel muafiyet tanınmamaktadır. Bu durumun nedeni
1998/3 sayılı Tebliğ’in tamamıyla motorlu taşıt dağıtımının özel nitelikleri göz
önünde bulundurularak hazırlanmış, sektöre özgü bir Tebliğ olmasıdır. Bu
04-82/1168-294
13
sektörde yapılan dağıtım anlaşmalarının Kanun’un 5. maddesinde yer alan
şartları sağlaması, beklenen faydaların ortaya çıkabilmesi ve özellikle de
rekabetin gereğinden fazla kısıtlanmaması şartının sağlanması bakımından
hassas görülen noktaların ayrıntılı bir biçimde Tebliğ’de düzenlenmiş olması
nedeniyle, çok özel şartlar bulunmadıkça, anlaşmaların muafiyet 500
değerlendirmesinde 1998/3 sayılı Tebliğ’de öngörülen çerçevenin kullanılması
uygun görülmektedir.
Soruşturma konusunu oluşturan Yetkili Satıcılık Sözleşmeleri, Peugeot marka
motorlu araçların Türkiye’deki dağıtımı amacıyla distribütör firma ile yetkili satıcı
ile servisler arasındaki ilişkileri düzenleyen sözleşmelerdir. Yetkili Satıcılık
Sözleşmesi Madde II-2’de “Yetkili Satıcı, satış hakkını münhasıran İskitler-
ANKARA2’da yürütecektir” ifadesi yer almaktadır. Madde II-3’te ise Yetkili
Satıcının başka marka araçların satışıyla iştigal etmesini engelleyen bir rekabet
yasağı hükmü getirilmektedir. 510
Sözleşmelerde yer alan ve aşağıdaki bölümlerde yer verilen bazı diğer
hükümlerin yanında, dağıtım anlaşmalarında getirilen tipik sınırlamalardan olan
bölge münhasırlığı ve rekabet yasağı niteliğindeki söz konusu iki kısıtlama,
soruşturma konusu sözleşmelerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında
rekabeti sınırlayıcı niteliğe sahip olmasına neden olmaktadır.
1998/3 sayılı Tebliğ’in "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde hangi anlaşmaların bu
Tebliğ kapsamına girdiği ortaya konmuştur. Buna göre, "iki teşebbüsün taraf
olduğu ve bir tarafın karayollarında kullanım amaçlı üç veya daha fazla tekerlekli 520
motorlu yeni taşıt araçları ile bunlarla birlikte yedek parçalarını ülkenin
tamamında veya belirlenmiş bir bölümünde yeniden satış amacıyla yalnız diğer
tarafa veya onunla birlikte dağıtım sistemi içinde yer alan belirli sayıdaki
teşebbüslere vermeyi kabul ettiği anlaşmalar", Tebliğ koşullarını taşımak
kaydıyla, Kanun’un 4. maddesi uygulamalarından grup olarak muaf
tutulmuşlardır.
Tebliğ’in kapsam maddesi uyarınca yalnızca motorlu taşıtların, bunlara ilişkin
yedek parçaların ve servis hizmetlerinin dağıtımına ilişkin anlaşmalar Tebliğ
kapsamında değerlendirilebilmektedir. 530
Daha önce de belirtildiği üzere, Peugeot bayileri, iki ayrı sözleşme ile
yetkilendirilmektedir. Bayilerle imzalanan temel sözleşme olan Yetkili Satıcılık
Sözleşmesi’nin "Sözleşmenin Amacı" başlıklı 1. maddesinde “Mevcut
sözleşmenin amacı yeni Peugeot otomobillerin satışı ile, ilgili yedek parçaların ve
bu araçların ihtiyacı olan servis hizmetlerinin temini….” ifadesi yer almaktadır.
Bayilerle Yetkili Satıcılık Sözleşmesine ek olarak imzalanan Yetkili Servis
2 Söz konusu ifade Fatih Motorlu Taşıtlar Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile yapılan Yetkili Satıcılık
Sözleşmesinden alınmıştır. Her yetkili satıcının sözleşmesinde tanımlanan bölge farklı
olmaktadır.
04-82/1168-294
14
İstasyonu İşletme Sözleşmesi ile ise servis hizmetlerinin ve yine yedek parçaların
dağıtımı daha ayrıntılı bir biçimde düzenlenmektedir.
540
Yetkili Satıcılık Sözleşmesi ile bayinin Tebliğ’de öngörülen her üç tür ürünün
(motorlu taşıt, yedek parça ve servis) dağıtımı konusunda ülkenin belirli bir
bölümünde yetkilendirilmiş olmasından dolayı bu sözleşmelerin ve bunlara ek
olarak yine bayilerle imzalanan Yetkili Servis İstasyonu İşletme Sözleşmesi'nin
bir bütün olarak 1998/3 sayılı Tebliğ kapsamında değerlendirilmesi
gerekmektedir.
Yukarıda da ifade edildiği üzere Yetkili Satılık Sözleşmeleri çeşitli defalar Kurul
gündemine gelmiş ve değerlendirilmiş, 9.11.1999 ile 30.4.2002 tarihli Kurul
Kararları’nda Peugeot’nun bayileri ile imzaladığı "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi"nin 550
IV, VII/c ve VIII. maddelerinin, 1998/3 Sayılı Tebliğ’e aykırı biçimde düzenlendiği
ve anlaşmaların değiştirilerek grup muafiyetinden yararlanır hale getirilmesi
gerektiği belirtilmiştir.
Soruştruma süresince yapılan incelemelerde de hem Yetkili Satıcılık Sözleşmesi
hem de Yetkili Servis İstasyonu İşletme Sözleşmeleri'nin 1998/3 sayılı Tebliğ’de
öngörülen kısıtlamalardan daha fazlasını içermekte olduğu, sözleşmelerde
muafiyetten yararlanabilmesi için gereken bazı hükümlerinin ise bulunmadığı
tespit edilmiştir. Sözleşme hükümlerinin 1998/3 sayılı Tebliğ karşısındaki durumu
aşağıda konu başlıkları altında ele alınmıştır. 560
G.3.3.1 Eşdeğer Kalitede Yedek Parça Kullanımına İlişkin Hükümler
Soruşturma konusu Yetkili Satıcılık Sözleşmesi’nin "Yedek Parça" başlıklı VII.
maddesinin üçüncü fıkrasında "Yetkili satıcı orijinal yedek parçaları sadece
distribütörden satın alacak, piyasada bulunan taklit yedek parçaların alım ve
satımını yapmayacaktır." hükmü yer almaktadır.
Benzer şekilde Yetkili Servis İstasyonu İşletme Sözleşmesi Madde III-3 (b)’de
yetkili servisin Distribütörün garantisi altında bulunacak olan orijinal yedek
parçaları sadece Distribütör’den satın alacağı hükme bağlanırken, aynı fıkranın 570
(c) bendinde “başka kaynaklardan temin edilebilecek taklit yedek parçaları satın
alıp kullanmayacak ve bu parçaları Peugeot binek otomobillerinin tamir ve bakımı
için orjinallerinin yerine ikame etmeyecektir.” ifadesi yer almaktadır.
Motorlu taşıtların yedek parçaları, çoğunlukla araçların bakım onarım işlerinde
kullanıldığı için, üreticilerin yetkili servis ağları vasıtası ile dağıtılmaktadır. Yedek
parça piyasasında rekabetin gerçekleşebilmesi bakımından, sağlayıcılar
tarafından dağıtılan yedek parçalara alternatif yedek parçaların yetkili servis
ağlarına girebilmesi önem taşımaktadır.
580
Motorlu taşıtların bakım-onarımını yaptırırken tüketicilerin, sağlayıcı tarafından
dağıtılan orijinal yedek parçaların yanında bunlarla aynı işlevi görebilecek
04-82/1168-294
15
nitelikte ancak başka kanallardan gelen eşdeğer kalitedeki yedek parçaları da
kullanma şansına sahip olması gerekmektedir.
Tüketicilerin, uygun kalitedeki yedek parçaları bir başka üreticiden satın alma
hakkını korumak ve alternatif yedek parçaların, taşıt sağlayıcıları tarafından
dağıtılan orijinal yedek parçalarla eşit koşullarda rekabet edebilmesini sağlamak
amacıyla 1998/3 sayılı Tebliğ’de, yetkili satıcıların, sözleşmeye konu olan
mallarla eşdeğer kalitede yedek parçaları temin etme ve araçları bu parçaları 590
kullanarak tamir etme konusunda özgür olmalarını sağlayan hükümler getirmiştir.
Tebliğ’in 4. maddesinin b-5. bendinde yetkili satıcılara, sağlayıcı tarafından
“Anlaşma konusu mallarla aynı kalitede olmayan başka yedek parçaları
satmama, tamir ve bakımda kullanmama yükümlülüğü” getirilmesi grup muafiyeti
kapsamına giren yükümlülükler arasında sayılmıştır. Öte yandan Tebliğ’in 7 (h)
maddesinde "sağlayıcının, satıcının 4. maddenin b-5. bendinde yer alan anlaşma
konusu mallarla rekabet edebilecek ve onların kalitesinde denk olan yedek
parçaları dilediği bir üçüncü teşebbüsten elde etme serbestliğini doğrudan veya
dolaylı olarak sınırlandırması" grup muafiyeti kapsamı dışında kalan koşul ve 600
yükümlülükler arasında sayılmıştır.
Soruşturma konusu sözleşmelerde yer verilen hükümlerle, bayilerin, distribütör
firma tarafından sağlanan orijinal parçalar dışında diğer kaynaklardan elde
edecekleri eşdeğer kalitedeki parçalar da dahil olmak üzere tüm yedek parçaların
kullanımının önü kapanmaktadır.
Buna karşılık 1998/3 sayılı Tebliğ’de sağlayıcıya sağlanan muafiyet, sözleşme ile
yalnızca orijinalinden daha az kaliteli olan parçaların tamirat ve bakım işlerinde
kullanılmasını engelleyecek hükümler konabilmesi ile sınırlıdır. Bu nedenle 610
madde bu haliyle, alternatif yedek parça kullanımının önünü tamamen
kapamakta ve ilgili Tebliğ’de öngörülenin ötesinde bir rekabet sınırlaması
getirmektedir.
G.3.3.2 Asgari Sözleşme ve Feshi İhbar Süreleri
Motorlu taşıtlar sektöründe güçlü ve bağımsız bir yetkili satıcılık yapısının, daha
rekabetçi bir şekilde faaliyet göstermesi ve tüketicinin yararına olacak yeniliklere
imza atması mümkündür. 1998/3 sayılı Tebliğ’in motorlu taşıt dağıtımındaki temel
amaçlarından biri, yetkili satıcıları, sağlayıcılar karşısında korumak ve ekonomik
kararlarını özerk bir biçimde alabilmelerini sağlamak olmuştur. Bunun nedeni, 620
yetkili satıcıların çoğunlukla sağlayıcıların ekonomik gücüne karşı koyamayacak
nitelikte küçük ölçekli işletmeler olmasıdır.
Motorlu taşıt dağıtım anlaşmaları, karar haklarının asimetrik bir şekilde tahsis
edilmesine yol açmaktadır. Söz konusu anlaşmalarda yetkili satıcıların karar
hakları en iyi satış ve asgari kalite düzeyine ulaşmak amacıyla sağlayıcılar
tarafından önemli düzeyde kısıtlanırken, sağlayıcılara geniş yorum, uygulama ve
yaptırım gücü sunulmaktadır. Anlaşmalarda getirilen yaptırımlar, çoğunlukla
04-82/1168-294
16
yetkili satıcılara yönelik olup genellikle güçlü taraf olan üreticilere yönelik yaptırım
getirilmemektedir. 630
Motorlu taşıt dağıtımında yetkili satıcılık, yüksek miktarda yatırım isteyen bir iştir
ve yatırımın geri dönüşü, diğer perakende sektörleriyle kıyaslandığında düşük
gerçekleşmektedir. Diğer yandan söz konusu yatırımın önemli bir bölümünün
markaya özgü nitelikte olması, yetkili satıcıların sattıkları markanın sağlayıcısına
bağımlılıklarını daha da artırmaktadır. Sağlayıcıların, yetkili satıcılık anlaşmalarını
kısa ihbar süreleriyle kolaylıkla feshedebilmesi, ihbar süresi sonrasında yetkili
satıcıların, diğer markalarla anlaşma yapma imkânının oldukça kısıtlı olmasından
dolayı fesih tehdidini, sürekli üzerlerinde hissetmesine neden olacaktır.
Sağlayıcılar, fesih tehdidini yetkili satıcılık sözleşmelerinde yer veremedikleri 640
rekabeti sınırlayıcı davranışları gerçekleştirmek; örneğin, yetkili satıcının yeniden
satış fiyatına uyumunu sağlamak ya da eşdeğer kalitede yedek parça
kullanmasını engellemek gibi amaçlar doğrultusunda kötüye
kullanabilmektedirler.
Söz konusu nedenlerle 1998/3 sayılı Tebliğ, motorlu taşıt dağıtım anlaşmalarının
grup muafiyetinden yararlanabilmesi için dağıtım anlaşmalarında bulunması
gereken asgari feshi ihbar süreleri getirerek, güçsüz konumdaki yetkili satıcının
yaptığı yüksek miktardaki yatırımın karşılığını alabilmesini sağlayacak finansal bir
koruma getirmeyi ve bu yolla, yetkili satıcının ekonomik bağımsızlığını 650
sağlayıcının fesih tehdidi karşısında korumayı amaçlamıştır.
1998/3 sayılı Tebliğin 2000/3 sayılı Tebliğ ile değişik 6. maddesinin ikinci
paragrafı uyarınca:
“b) Belirsiz süreli anlaşmalarda yer alacak feshi ihbar süresinin, her iki taraf için
en az iki yıl olması; ancak sağlayıcının anlaşmaya son vermesi halinde kanundan
veya anlaşmadan dolayı uygun bir tazminat ödemek zorunda olduğu veya
satıcının dağıtım sistemine ilk kez girdiği ve anlaşma süresinin veya anlaşmanın
olağan feshi ihbar süresinin bu satıcı tarafından ilk kez kabul edildiği hallerde bu 660
sürenin asgari bir yıl olması,
c) Belirli süreli anlaşmalarda ise, anlaşma süresinin en az beş yıl olması ve
anlaşmada yer alacak olan yenilememe isteğini anlaşmanın sona ermesinden
asgari altı ay önce bildirmeyi her iki tarafın da kabul etmesi.”
anlaşmalara muafiyet tanınabilmesi için zorunlu haller arasında sayılmıştır.
Peugeot Yetkili Satıcılık Sözleşmelerinde ise, "Sözleşmenin Süresi ve Feshi"
başlıklı VIII. maddesinde, "İşbu sözleşme her iki tarafça imzalandığı tarihte 670
yürürlüğe girecek ve taraflardan herhangi birinin 3 ay önceden yazılı tebligatı
halinde vadesinde son bulacaktır." ibaresi yer almaktadır. Benzer bir hüküm
Yetkili Servis İstasyonu İşletme Sözleşmesi’nde de bulunmaktadır.
04-82/1168-294
17
Süresiz olarak imzalandığı için Tebliğ hükümleri uyarınca 2 yıllık, belli şartların
varlığı halinde ise en azından 1 yıllık bir feshi ihbar süresi bulunması gereken
anlaşmalarda yalnızca 3 aylık bir feshi ihbar süresi bulunmaktadır ve bu durum
sözleşmelerin grup muafiyeti kapsamı dışına çıkmasına neden olmaktadır.
G.3.3.3 Yeniden Satış Fiyatının Tespitine İlişkin Hükümler
680
Yetkili Satıcılık Sözleşmesi Madde II-1’de;
“Distribütör, Yetkili Satıcı’ya ithalatını yaptığı yeni Peugeot otomobilleri, yedek
parçaları, teçhizat ve aksesuarları yayınlayacağı liste fiyatları üzerinden nihai
tüketiciye satma ve satışla ilgili ticari işlemleri yapma hakkını verir.” hükmü yer
almaktadır.
Peugeot Marka Otomobillerin Yetkili Servis İstasyonu İşletme Sözleşmesi Madde
III-3 (b)’de ise,
690
“Distribütör’ün garantisi altında bulunacak olan orijinal yedek parçaları sadece
Distribütör’den satın alacak ve bunları Distribütör tarafından yayınlanan
fiyatlardan satacaktır” hükmü yer almaktadır.
Bu hükümler, yetkili satıcıların hem araç hem de yedek parça konusunda
yeniden satış fiyatlarının distribütör firma tarafından belirlenmesi anlamına
gelmektedir.
Rekabet hukukunda bir sağlayıcının dağıtıcılarının veya yetkili satıcılarının
anlaşma konusu ürüne uygulayacakları satış fiyatını belirlemesi, yeniden satış 700
fiyatının tespiti olarak adlandırılmaktadır. Dikey anlaşmalarda yeniden satış
fiyatının tespiti de, tıpkı yatay fiyat tespiti anlaşmalarında olduğu gibi rekabeti
sınırlayıcı olarak kabul edilmekte ve yasaklanmaktadır. Yeniden satış fiyatı tespiti
aynı zamanda rekabet hukukunda en ağır sayılan dikey kısıtlamalar arasında
sayılmaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin “Mal ve hizmetlerin alım ya da satım
fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım
şartlarının tespit edilmesi” şeklindeki (a) bendi kapsamında yasaklanan bu
türdeki bir kısıtlamaya, 1998/3 sayılı Tebliğ’de de muafiyet tanınmamaktadır. 710
1998/3 sayılı Tebliğ’in 7 (e) maddesinde “Üretici, sağlayıcı veya dağıtım sistemi
içindeki diğer teşebbüslerin, anlaşma konusu malların yeniden satışında,
satıcının fiyat belirleme ve indirim konusundaki serbestliğini doğrudan ya da
dolaylı olarak kısıtlaması.” grup muafiyeti kapsamı dışında kalan koşul ve
yükümlülükler arasında sayılmaktadır.
Rekabet Hukuku uygulamalarında genel olarak rekabeti kısıtlayıcı kabul
edilmeyen tek fiyat uygulaması, sağlayıcının dağıtıcıya tavsiye edilen fiyatların
listelerini sunduğu ancak dağıtıcılarını kendi satış fiyatlarını belirlemek 720
04-82/1168-294
18
konusunda serbest bıraktığı uygulamadır. Soruşturma konusu sözleşmelerde yer
alan hükümlerin ise tavsiye edilen satış fiyatlarının belirlenmesine değil doğrudan
yeniden satış fiyatının tespit edilmesine ve yetkili satıcının söz konusu satış
fiyatlarına uyumunun zorunlu kılınmasına yönelik düzenlemeler olduğu açık bir
biçimde görülmektedir. Bu nedenle sözleşmelerde yer alan söz konusu hükümler
hem 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi hem de 1998/3 sayılı Tebliğ’e aykırılık
teşkil etmektedir.
Bilindiği üzere 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde “...doğrudan veya dolaylı
olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi 730
doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar”
yasaklanmaktadır. Madde hükmünden anlaşılacağı üzere bir anlaşmanın
rekabeti kısıtlayıcı olarak kabul edilebilmesi için mutlaka bu etkiyi doğurması
gerekmemektedir. Bu nedenle bayilik sözleşmelerin de açıkça yetkili satıcıya
yeniden satış fiyatına uyma zorunluluğu gibi ağır bir dikey kısıtlama getirilmesi,
uygulamaya bakılmaksızın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında ihlal
teşkil etmektedir.
G.3.3.4 Diğer Markaların Satışı ile İlgili Hükümler
Yetkili Satıcılık Sözleşmesi Madde II-3’de; 740
“Yetkili Satıcı, faaliyetlerinde mevcut sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı
olabilecek hiç bir teşebbüste bulunmayacak ve Peugeot markasından başka
dolaylı veya dolaysız hiç bir aracın satışı ile ilgilenmeyecektir.” hükmü yer
almaktadır.
1998/3 sayılı Tebliğ'in 4b-3 maddesinde;
“Ayrı satış yerlerinde, ayrı bir yönetimle ve ayrı bir yasal varlık halinde ve
markalar arasında karışıklıktan kaçınacak şekilde satış halleri hariç olmak üzere 750
üreticiden başka kişiler tarafından sunulan motorlu yeni taşıt araçlarını satmama
yükümlülüğü” getirilmesini grup muafiyeti kapsamına giren yükümlülükler
arasında sayılmıştır.
Bir başka deyişle Tebliğ, başka markaların satışı ile ilgili olarak sağlayıcı
tarafından getirilebilecek rekabet yasaklarına ancak belli sınırlar dahilinde izin
vermektedir. Tebliğ hükümlerine göre belirli şartlara sahip olunması kaydıyla
yetkili satıcılara başka marka araçları satabilme imkanının tanınması
gerekmektedir. Yetkili satıcılık sözleşmesinin ilgili maddesinde ise, yetkili
satıcının dolaylı veya dolaysız olarak hiç bir başka marka aracın satışı ile 760
ilgilenmeyeceği hükme bağlamakta ve açık bir biçimde yetkili satıcıya Tebliğ’de
muafiyet tanınandan daha fazla bir kısıtlama getirilmektedir. Anlaşmada yer alan
söz konusu hüküm Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir ihlal teşkil etmekte ve
1998/3 sayılı Tebliğ hükümlerine de aykırılık taşımaktadır.
04-82/1168-294
19
G.3.4 4054 sayılı Kanun’a aykırı sözleşmelerin bildirim yükümlülüğü
Yukarıdaki bölümde ayrıntıları açıklandığı üzere, POAŞ’la bayileri arasında
imzalanan ve 2000 yılı Mart ayı sonrasındaki dönemde POPAŞ tarafından
uygulanmaya devam eden Yetkili Satıcılık Sözleşmeleri ve Yetkili Servis
İstasyonu İşletme Sözleşmeleri'nde 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine ve 770
1998/3 sayılı Tebliğ’e aykırı hükümler bulunduğu ve sözleşmelerin grup
muafiyetinden yararlanamadığı görülmektedir. POAŞ’ın yapılan incelemelerde
elde edilen Yetkili Satıcılık Sözleşmeleri'nin 26.11.1997 tarihinde, Yetkili Servis
İstasyonu İşletme Sözleşmeleri’nin ise söz konusu tarihten daha da önceki
tarihlerde imzalandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, sözleşmelerin 1997/6 sayılı
Tebliğ uyarınca3 bireysel muafiyet talebiyle Rekabet Kurumu’na bildirilmesi
gerekirken söz konusu sözleşmelere ilişkin olarak her hangi bir bireysel muafiyet
başvurusu yapılmamıştır.
Kuruma yapılan şikayetler dolayısıyla sözleşmelerden haberdar olunmuş ve 780
9.11.1999 ile 30.4.2002 tarihli Kurul Kararlarında, Yetkili Satıcılık
Sözleşmeleri’nin 1998/3 sayılı Tebliğ’e uyumlu hale getirilerek yenilenmesi
halinde, Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanabileceğine, bu
koşulların yerine getirilmesi için kararın tebliğinden itibaren ilgili taraflara 60 gün
süre verilmesine ve öngörülen düzeltmelerin yapıldığına dair belgelerin bu süre
içinde Kurum’a sunulmasına, aksi takdirde haklarında soruşturma açılacağının
taraflara bildirilmesine karar verilmiştir. Buna karşılık sözleşmelerin
değiştirilmeyerek uygulanmaya devam edildiği görülmektedir. Yapılan tespitler,
özellikle sözleşmelerde 1998/3 sayılı Tebliğ’e aykırılık teşkil eden maddelerden
biri olan asgari feshi ihbar süresine ilişkin değişikliğin yapılmadığı, bu konudaki 790
maddenin eski halinde var olan 3 aylık sürenin sistematik bir biçimde uygulandığı
ve çok sayıda yetkili satıcının anlaşmasının 3 aylık bir ihbar süresi kullanılarak
feshedildiğini göstermektedir.
G.4 Savunmalar ve Hukuki Değerlendirme
G.4.1 Soruşturma konusu sözleşmelerin yürürlükte bulunmadığına ilişkin
savunma
Tarafların savunmalarında, 800
- sözleşmelerini POAŞ’la imzalayan bayilerin Mart 2000 sonrası fiilen POPAŞ’la
çalıştıkları, muhasebelerini karşılıklı olarak POPAŞ’la tuttukları, söz konusu
tarihten itibaren imzaladığı sözleşmeleri değiştirmesi istenen POAŞ’ın bayiler ile
arasındaki sözleşmelerin tamamını bu tarih itibariyle feshettiği ve halen tasfiye
31997/6 sayılı Rekabet Kurumu Teşkilatının Oluşturulmasından Sonra teşebbüslerin ve Teşebbüs
Birliklerinin 4054 Sayılı Kanun’dan Doğan Hak ve Yükümlülüklerine İlişkin Tebliğ’in 3.
maddesine göre, teşebbüslerin 5.11.1997 tarihinde varolan 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamındaki her türlü anlaşma ve uyumlu eylemleri ile teşebbüs birliklerinin kararlarının,
5.11.1997 tarihinden başlayarak en geç 6 ay içinde Kurulumuza bildirilmesi gerekmektedir.
04-82/1168-294
20
halinde bulunduğu, bu nedenle soruşturma konusu sözleşmelerin yürürlükte
bulunmadığı ve Kurul Kararlarında istenen değişikliklerin bu nedenle
yapılamadığı;
- POAŞ tarafından imzalanan sözleşmelerden POPAŞ’ın sorumlu tutulamayacağı, 810
POPAŞ’ın, POAŞ’ın halefi olmadığı gibi POAŞ tarafından akdedilen sözleşmeleri
devir de almadığı, POAŞ’ın bayilerle akdettiği sözleşmelerin, tamamen üçüncü
şahıs olan POPAŞ nezdinde hak veya borç doğurmayacağı, POPAŞ ile bayiler
arasında akdedilen yazılı hiçbir sözleşme bulunmadığı, POPAŞ ile bayiler
arasındaki ticari ilişkinin sözlü akitler ile ticari teamüllere dayandığı;
- POAŞ ile POPAŞ’ın birbirinden ayrı ve bağımsız iki hukuki varlık olduğu, iki
şirketin yönetim organlarının tamamen başka insanlardan oluştuğu, iki şirketin
ekonomik açıdan beraber hareket etmelerinin söz konusu olamayacağı, zira
POAŞ’ın, POPAŞ kurulduktan sonra distribütörlük faaliyetini durdurduğu ve bu iki 820
şirketin aynı ekonomik amaç için faaliyet göstermedikleri;
iddialarına yer verilmiştir.
Teşebbüs savunmalarında, soruşturmaya konu olan ve POAŞ tarafından
imzalanmış bulunan tüm Yetkili Satıcılık Sözleşmelerinin distribütörlüğün
POPAŞ’a geçişini takiben tüm bayilerle feshedildiği ve böylelikle sözleşmelerin
yürürlükten kalktığı ifade edilmektedir. Diğer taraftan soruşturma çerçevesinde
yapılan tespitlerle çelişen bu iddia taraflarca belgelenmemiştir.
830
Soruşturma süresince, çeşitli bayilere imzalanan sözleşmelerin 2000 ile 2002
yılları arasında POPAŞ veya POAŞ tarafından feshedildiği görülmüştür. Diğer
taraftan bu fesih işlemleri, savunmalarda iddia edildiği türde, POAŞ tarafından
tüm bayilik ağıyla yazılı bayilik ilişkinin sonlandırılması ve ilişkinin POPAŞ’la sözlü
olarak yürütülmesi amacıyla yapılan genel bir fesih değil, bayiliğine tamamıyla
son verilmek istenen çeşitli teşebbüslere, iki yıllık bir dönem içinde farklı tarihlerde
POAŞ veya POPAŞ tarafından gönderilen ihbarnamelerle gerçekleştirilen muhtelif
işlemleridir.
Peugeot ürünlerinin Türkiye distribütörlüğünün POPAŞ’a geçmesinden sonraki 840
dönemde, bazı bayilerin sözleşmeleri feshedilmiş, bazılarınınki feshedilmemiş ve
sözleşmeleri feshedilmeyen bayilerle çalışılmaya devam edilmiştir. Kurulun
soruşturma açmasına temel teşkil eden 9.11.1999 tarihli 99-51/553-346 sayılı
Çapa Kararı’nın önaraştırması sırasında, Kurum raportörlerine sunulan bayi
listesinde 34 bayi yer almaktadır. Yürütülen soruşturma ile ilgili kararın verildiği
27.12.2004 tarihi itibarıyla ise bu bayilerden 18’inin, imzaladıkları Yetkili Satıcılık
Sözleşmesi’ne ilişkin olarak POAŞ tarafından yapılan herhangi bir fesih bildirimi
bulunmaksızın POPAŞ’la bayilik ilişkilerinin devam ettiği tespit edilmiştir.
Peugeot marka araçların dağıtımının Mart 2000 itibarıyla POPAŞ taraftan
gerçekleştirilmeye başlamasıyla POPAŞ, POAŞ’ın sahip olduğu bayilik sistemini 850
ve bu sistemin hukuki zeminini oluşturan sözleşmeleri temel almıştır.
04-82/1168-294
21
Kararın G.3.1. bölümünde yer verilen tespitlerde ifade edildiği üzere, altında hem
POAŞ hem POPAŞ hem de çeşitli yetkili satıcıların imzası bulunan bazı fesih
protokollerinde aynen;
“Peugeot Otomotiv A.Ş. ile (yetkili satıcı) arasında 12.2.1998 tarihli “Yetkili
Satıcılık Sözleşmesi” ve aynı tarihli “Peugeot Marka Otomobillerin Servis
İstasyonu İşletme Sözleşmesi” akdedilmiş bulunmaktadır. Peugeot Otomotiv
A.Ş.’nin “Yetkili Satıcılık Sözleşmesi”nden kaynaklanan hak ve yükümlülükleri 1
Mart 2000 tarihinden itibaren Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş. tarafından
devralınmış ve o tarihten itibaren bu sözleşmenin hükümleri Peugeot Otomotiv 860
Pazarlama A.Ş. ile (yetkili satıcı) arasında geçerli olarak taraflarca kabul
edilmiştir.”
ifadeleri yer almaktadır.
Altında her üç tarafın da imzası bulunan söz konusu belgeden açık bir biçimde
görüldüğü üzere, savunmada yer verilen, dağıtımın POPAŞ’a devrinden sonra
"sözleşmelerin tarafların karşılıklı kabulü ile yürürlükten kalktığı" ifadesi gerçeği
yansıtmamaktadır. Yukarıdaki belgede yer alan ifadeler, savunmada ifade
edilenin tam tersine, dağıtımın POPAŞ’a devrinden sonraki dönemde tarafların,
sözleşmenin yetkili satıcı ile POPAŞ arasında yürürlükte kalması konusunda
mutabık kaldıklarını göstermektedir. 870
Diğer yandan bu noktada borçlar hukukundaki “sözleşme” kavramıyla Rekabet
Hukukundaki “anlaşma” kavramlarının tam olarak örtüşmediğini hatırlatmakta
fayda görülmektedir. Rekabet hukukunda bir anlaşmanın varlığından söz
edebilmek için taraflar arasında mutlaka borçlar hukuku anlamında tam bir
sözleşmenin akdedilmiş olması gerekmemektedir. Bir anlaşmanın varlığı ve
tarafların kendilerini bu anlaşmayla bağlı hissetmesi 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamındaki bir anlaşmadan söz edebilmek için yeterli olabilmektedir.
Soruşturma konusu bakımından, dağıtımın POPAŞ’a geçmesinden sonraki
dönemde, POAŞ ile yetkili satıcılar arasındaki yetkili satıcılık sözleşmelerinin
borçlar hukuku karşısındaki durumundan bağımsız olarak, söz konusu sözleşme 880
hükümleri temelindeki bir anlaşmanın (yazılı veya sözlü olması fark
yaratmaksızın) POPAŞ ile yetkili satıcılar arasında mutabakat sağlanarak
uygulanmaya devam ettiği açık bir biçimde görülmektedir. Bu durum, yukarıda
ifade edilen ve tarafların mutabakatını net bir biçimde belgeleyen fesih
protokolünün yanındaki diğer bulgularla da desteklenmektedir.
Kararın G.3.1. bölümünde yer alan 2. tespitte de görüleceği üzere, 11.5.2001 ile
8.3.2002 arasında POAŞ’la başlayan çok sayıda bayilik ilişkisine, POPAŞ
tarafından gönderilen fesih ihbarnameleri ile son verilmiştir.
Maestro Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ye (Maestro) gönderilen 11.5.2001 890
tarihli ihbarnamede “Gönderen”, “Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş. (POPAŞ)”
olarak görünmektedir. İhbarnamelerin “Konu” bölümünde ise “Peugeot Otomotiv
04-82/1168-294
22
A.Ş. (POAŞ)” ile Muhatap arasında var olan Yetkili Satıcılık ilişkisinin iptaline
ilişkin ihbardır” ifadesi yer almaktadır.
Görüldüğü üzere Maestro isimli Bayisi ile POAŞ arasındaki Yetkili Satıcılık
Sözleşmesi'ne 11.5.2001 tarihi itibariyle son veren firma POAŞ değil POPAŞ’tır.
Maestro isimli bayi, POAŞ ile arasındaki “Yetkili Satıcılık Anlaşması”nın feshinden
sonraki dönemde, Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesi’nde POPAŞ aleyhine
dava açmıştır. POPAŞ’ın söz konusu davadaki vekilleri imzalı ve 2.7.2002 tarihli 900
cevap dilekçesinde yapılan savunma tamamıyla taraflar arasında mün’akid Yetkili
Satıcılık Sözleşmesine dayandırılmakta, dilekçenin 7 No’lu paragrafında ise
“Nitekim müvekkilimiz şirket (POPAŞ) sözleşmeden kaynaklanan hakkını
kullanarak... taraflar arasında mün’akid yetkili satıcılık sözleşmesi’ni feshetmiştir.”
ifadesi yer almaktadır. Savunmanın hiçbir yerinde taraflar arasındaki ilişkinin
sözlü bir şekilde yürüdüğünden söz edilmezken, taraflar arasındaki Yetkili
Satıcılık Sözleşmesinin bir sureti dilekçe ekinde sunulmuştur.
POPAŞ vekilleri tarafından, mahkemeye sunulan yazılarda, tam da sözleşmelerin,
grup muafiyeti kapsamı dışında kalınmasına neden olan, Kurul tarafından 910
değiştirilmesi istenen ve nihayet soruşturma açılmasına neden olan feshe ilişkin
hükmüne dayanarak gerçekleştirilen işlem "POPAŞ’ın sözleşmeden kaynaklanan
hakkının kullanılması" olarak açıklanırken, müvekkil hakkında Rekabet Kurulu
tarafından açılan soruşturmada bununla tamamen çelişkili bir biçimde, POPAŞ’ın,
POAŞ ile bayilerinin imzaladığı sözleşmelerin tarafı olmadığı, bu sözleşmelerle
ilgili bir sorumluluğunun bulunmadığı ifade edilmektedir.
Hem soruşturma raporunda hem de bir önceki bölümde ayrıntılı olarak yer verilen
tespit ve değerlendirmeler, savunmada yer verilen bu iddiaların gerçeği
yansıtmadığını, savunmada yer verilen iddiaların aksine POAŞ’ın dağıtım 920
sistemindeki teşebbüslerle ilişkisinin aynı sözleşmeler temelinde aynı ekonomik
bütünlük içindeki bir diğer firma POPAŞ tarafından devam ettirildiğini
göstermektedir. Esasen, POPAŞ ile POAŞ’ın aynı ekonomik bütünlük içinde
olması ve yetkili satıcılarla aralarındaki ilişkinin yapısından dolayı, POPAŞ ve
POAŞ arasında hukuki anlamda bir halefiyet ilişkisinin olup olmaması bu
değerlendirme bakımından önem taşımamaktadır.
Kararın G.2. bölümünde yer verilen bilgilere göre, her iki firmanın da ayrı birer
hukuki varlık oldukları ve bu firmaların yönetim kurulu üyeliklerinin farklı kişilerden
oluştuğu hususları doğrudur. Ancak rekabet hukukunda, firmaların ayrı birer 930
hukuki varlığa sahip olmaları mutlaka ayrı teşebbüsler olmaları sonucunu
doğurmamaktadır. Kanunun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "teşebbüs"
kavramına yer verilmiştir. Bu tanıma göre teşebbüs, "piyasada mal veya hizmet
üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve
ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimleri" ifade etmektedir.
Rekabet hukuku uygulamalarında "teşebbüsler" muhatap alınmaktadır. Birden
çok ve farklı hukuki varlıklara sahip firmanın tek bir teşebbüs olarak kabul
04-82/1168-294
23
edilmesi ise, Kanun’un uygulamalarında sık karşılaşılan bir durumdur. Bu noktada
kritik husus, bu firmaların "ekonomik bakımdan bir bütün teşkil" etmeleridir. 940
Kararın G.2 bölümünde de görüleceği üzere, her iki firmanın en büyük ve
yönetimde hak sahibi hissedarı, aynı ekonomik varlıktır (Automobiles Peugeot
S.A.). Bu bakımdan, aynı firmanın kontrolünde bulunan iki ayrı "hukuki varlık"ın
ayrı birer "teşebbüs" olarak değerlendirilmesi, 4054 sayılı Kanun ve uygulaması
bakımından mümkün değildir.
Rekabet hukuku bakımından önemli olan, Peugeot otomobillerinin dağıtımı için
kurulan sistem ve bu sistemin temeli olan sözleşmelerdir. Bu sistemi yürüten ve
sözleşmeleri uygulayan firmanın hangisi olduğu, bu firmalar aynı ekonomik
bütünlük içinde olduğu ve tek bir teşebbüs olarak nitelendirebildiği sürece önem 950
taşımamaktadır.
G.4.2. Rekabet Kurulunca başlatılan soruşturmanın 4054 sayılı Kanun’da
belirlenen hükümlere aykırı olduğu yönündeki savunma
Teşebbüs savunmalarında, soruşturma açılmasına ilişkin Kurul Kararı’nda
10.4.2003 tarihli Kurul Kararı’nın yerine getirilmemesinin gerekçe gösterildiği,
oysa bu Karar hakkında Danıştay’da iptal davası açıldığı, Danıştay’daki bu dava
sonuçlanmadan Rekabet Kurumu tarafından soruşturma açılmasının sakat
olduğu iddia edilmiş, soruşturmanın Danıştay’ın kesin kararını vereceği tarihe 960
kadar durdurulması talep edilmiştir.
Türk idare hukuku sisteminde idari kararların uygulanma prensibi hakimdir. Buna
göre, bir idari karar aleyhine başvurulan yargı mercii yürütmeyi durdurma kararı
vermediği sürece, idari işlemler uygulanma kabiliyetini haizdir. Bu çerçevede 4054
sayılı Kanunun uygulaması bakımından bir Kurul kararına karşı iptal davası
açılmış olması teşebbüslerin karara uyma yükümlülüğünü ortadan
kaldırmamaktadır. Soruşturma konusu bakımından teşebbüsten beklenen, Kurul
kararı doğrultusunda anlaşmalarını düzeltmesi iken, teşebbüsün karara
uymaması Kanun'da öngörülen diğer hükümlerin uygulanmasını gerektirmiştir. 970
Kaldı ki Soruşturma Raporu'nda da belirtildiği üzere, Kurulun 10.4.2003 tarih, 03-
23/279-M sayılı kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle taraflarca
dava açılmıştır. Danıştay Onuncu Dairesi 10.10.2003 tarih ve E:2003/2111 sayılı
kararıyla yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar vermiştir. Taraflar söz
konusu karara itiraz ederek yürütmenin durdurulmasını talep etmişler, ancak söz
konusu itiraz, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 29.4.2004 tarih
2003/1427 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bu durumda dahi soruşturmaya konu
teşebbüs söz konusu kararın gereklerini yerine getirmemeyi ısrarlı bir şekilde
sürdürmüştür.
980
Bu nedenle, soruşturma açılması kararının sakat olması söz konusu değildir.
Kurul’un soruşturmayı Danıştay Kararı kesinleşinceye kadar durdurması gibi bir
zorunluluğu da bulunmamaktadır.
04-82/1168-294
24
G.4.3. POAŞ ve POPAŞ’ça akdedilen yazılı ve sözlü anlaşmaların 1998/3
sayılı Tebliğ kapsamında olmadığı savunması.
Tarafların savunmalarında, soruşturma konusunu oluşturan Yetkili Satıcılık
Sözleşmelerinin 1998/3 sayılı Tebliğin kapsam maddesinde öngörülen nitelikte
münhasır bir dağıtıcılık ilişkisi kurmadığı, POAŞ’ça akdedilen ve yürürlükte 990
olmayan yazılı anlaşmalar ile POPAŞ’ça akdedilen sözlü akitlerde, yalnız diğer
tarafla sözleşme yapılacağına veya ülkenin tamamında ya da belirlenmiş
herhangi bir bölümünde başka herhangi bir teşebbüs ile sözleşme
yapılmayacağına ilişkin herhangi bir taahhüdün yer almadığı, benzer şekilde söz
konusu anlaşmalarda diğer tarafla beraber belirli sayıda teşebbüsle sözleşme
yapılacağına ilişkin bir taahhüdün de bulunmadığı, bu nedenle Tebliğ’in kapsam
maddesinde yer alan “motorlu yeni taşıt araçları ile bunlarla birlikte yedek
parçalarını ... yeniden satış amacıyla yalnız diğer tarafa veya onunla birlikte
dağıtım sistemi içinde yer alan belirli sayıdaki teşebbüse vermeyi kabul ettiği
anlaşmalar” ifadesi nedeniyle sözleşmelerin 1998/3 sayılı Tebliğ Kapsamında 1000
olmadığı ifade edilmiştir.
POAŞ ve POPAŞ, Türkiye sınırları içindeki belirli bölgelerde belirli teşebbüsleri,
akdettiği bayilik anlaşmaları vasıtasıyla Peugeot marka motorlu taşıtlar ve yedek
parçalarla, satış sonrası hizmetlerin dağıtımı konusunda münhasıran
yetkilendirmektedir. Peugeot Yetkili Satıcılık Sözleşmesi Madde II-2’de açıkça bir
bölge tanımlanarak yetkili satıcıya söz konusu bölgede münhasıran satış hakkı
verilmektedir. 1998/3 sayılı Tebliğ’in kapsam maddesine tamamıyla uygun olan
bu türdeki bir dağıtım sistemini oluşturan anlaşmaların Tebliğ kapsamında
değerlendirilmesinin ve diğer hükümlerinin de uygun olması durumunda Tebliğ’in 1010
sağladığı muafiyetten yararlanabilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır.
Kapsam maddesinde 1998/3 sayılı Tebliğ’in motorlu taşıt dağıtımına yönelik
imzalanan iki temel tipteki dağıtım anlaşmasını kapsaması amaçlanmaktadır.
Bunlardan birincisi distribütörlük anlaşmalarıdır ve bu Tebliğ’in ilgili maddesinde
öngörülen ilk alternatiftir. “Yalnız diğer tarafa” ifadesi ile, ürünlerin üretici
tarafından Türkiye genelinde distribütör konumundaki tek bir teşebbüse satılması
durumu ifade edilmektedir ki bu alternatif soruşturma konusu sözleşmelerdeki
duruma uymamaktadır.
1020
Kapsam maddesinde öngörülen ikinci alternatif ise Türkiye genelinde belirli
sayıdaki yetkili satıcı ve servislerle yapılan anlaşmalar vasıtasıyla gerçekleştirilen
dağıtımı ifade etmektedir. Kapsam maddesinde yer alan “onunla (anlaşma
imzalanan yetkili satıcı) birlikte dağıtım sistemi içinde yer alan belirli sayıdaki
teşebbüse (ülke genelindeki diğer yetkili satıcılar) vermeyi kabul ettiği anlaşmalar”
ifadesi ile tam da soruşturma konusu sözleşmelerin durumuna uyan ve tipik bir
dağıtım sistemi oluşturan yetkili satıcılık anlaşmaları muafiyet kapsamında
alınmaktadır.
04-82/1168-294
25
Savunmada iddia edildiği üzere, Tebliğ’de yer alan söz konusu ifadenin, 1030
sağlayıcının bir yetkili satıcı ile yaptığı bayilik sözleşmesinde, başka teşebbüslerle
de sözleşme yapacağına dair bir taahhütte bulunmasının Tebliğden yararlanmak
için zorunlu kılınması şeklinde yorumlanması mümkün değildir. Maddenin
lafzından yola çıkarak böyle bir yorum yapılması mümkün olmadığı gibi, bu
yorumun anlamsal bir sonucu da bulunmamaktadır.
Esasen bir sağlayıcının yetkili satıcısıyla yaptığı anlaşmada diğer yetkili satıcılarla
sözleşme imzalayacağına dair bir taahhütte bulunmasının bir anlamı
bulunmamaktadır, her hangi bir yetkili satıcılık sözleşmesinde böyle bir taahhüdün
bulunması beklenemez. Benzer şekilde rekabet kuralları ve muafiyet 1040
değerlendirmesi bakımından da bir önemi yahut anlamı bulunmayan bu türdeki bir
taahhüdün Tebliğ’in sağladığı muafiyetten yararlanma için bir koşul olarak
görülmesi söz konusu değildir.
Tebliğ’in kapsam maddesinde savunmada üzerinde durulan açıdan her hangi bir
sınırlayıcılığı olmaksızın seçici ve münhasır nitelikteki tipik bir motorlu taşıt
dağıtım sisteminin çerçevesi çizilmektedir. POAŞ’ın kurduğu dağıtım sistemi
çerçevesinde imzaladığı yetkili satıcılık anlaşmalarında ise, rekabet kuralları ve
muafiyet değerlendirmesi bakımından önemli görülebilecek ve özel bir
değerlendirmeyi gerektirebilecek her hangi bir farklılık bulunmamaktadır. 1050
Teşebbüsün ilgili anlaşmaların Tebliğ’in kapsamı karşısındaki değerlendirmesinin
bir an için doğru olduğu kabul edilse bile, bunun doğurduğu sonuç grup
muafiyetinden yararlanamama olacaktır ki bu durumda rekabet ihlali içeren
anlaşmalara ilişkin olarak bireysel muafiyet başvurusunda bulunulması
gerekecektir. Sözleşmelere ilişkin bireysel muafiyet başvurusu yapılmamıştır.
Kaldı ki, daha önce de ifade edildiği gibi motorlu taşıtların, bunlara ilişkin yedek
parçaların ve satış sonrası hizmetlerin dağıtımı amacıyla imzalanan anlaşmalar
bakımından, bu tür anlaşmalara ilişkin bireysel muafiyet başvurusunda bulunulsa
bile, anlaşmaların çok özel nitelikleri bulunmadığı sürece yine, 1998/3 sayılı 1060
Tebliğ’e uygun bir biçimde değiştirilmesi ve öngörülen grup muafiyetinden
yararlanmaları talep edilmektedir.
Diğer bir deyişle hiçbir alternatif, tarafların temel olarak motorlu taşıt, yedek parça
ve servis dağıtımına yönelik olan anlaşmalarının Kanun’u ihlal ettiği gerçeğini
değiştirmemekte ve en önemlisi tarafları anlaşmalarında Tebliğ’de öngörülen
asgari feshi ihbar sürelerini bulundurma ve diğer kısıtlayıcı hükümleri
bulundurmama yükümlülüğünden kurtarmamaktadır.
04-82/1168-294
26
G.4.4. POPAŞ, ve POAŞ’ın pazar paylarının küçük olması sebebiyle ilgili 1070
pazarda hakim durumda olmadıkları, bu nedenle 4054 sayılı Kanunun ihlal
edilmediği yönündeki savunma.
Tarafların savunmalarında, Ford Otomotiv Sanayi A.Ş. (Ford Otomotiv) hakkında
yürütülen ön araştırma sonucunda alınan 21.12.1999 tarihli ve 99-58/624-398
sayılı Rekabet Kurulu Kararında hakim durumda bulunmayan Ford Otomotiv’in
bayilik sözleşmelerinin 1998/3 sayılı Tebliğ kapsamında değerlendirilmediği,
POPAŞ ve POAŞ’ın da Türkiye’deki ilgili ürün pazarında hakim durumda
bulunmadığı ve bu nedenle soruşturma konusu sözleşmlerin de 1998/3 sayılı
Tebliğ kapsamında değerlendirilemeyeceği ve ihlal teşkil edemeyeceği görüşü 1080
dile getirilmiştir.
Soruşturmanın konusunu POAŞ tarafından imzalanan ve 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesine aykırılık teşkil eden bayilik sözleşmelerinin herhangi bir muafiyetten
yararlanmaksızın Kurul Kararına aykırı olarak uygulanmaya devam edilmesi
oluşturmaktadır. Soruşturma konusu iddialar arasında Kanun’un 6. maddesi
kapsamındaki hakim durumun kötüye kullanılması yönündeki bir eylem
bulunmamaktadır. Bu nedenle ilgili teşebbüsün hakim durumda bulunup
bulunmamasının soruşturma konusu iddialarla bir ilgisi bulunmamaktadır.
1090
Teşebbüsün savunmasında, Ford Otomotiv hakkında yürütülen ön araştırma
sonucunda alınan 21.12.1999 tarih ve 99-58/624-398 sayılı Rekabet Kurulu
Kararı’nda geçen bir takım ifadeler yanlış yorumlanmıştır. Savunmada söz
konusu kararda Ford Otomotiv’in hakim durumda bulunmadığı için 1998/3 sayılı
Tebliğ kapsamında bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı iddia edilmektedir. Ancak,
anılan Kararda bu yönde bir değerlendirme bulunmamaktadır. Kararda, Ford’un
1998/3 sayılı Tebliğ hükümlerine aykırı bir eyleminin bulunmadığı ifade edilmiş,
ayrıca yer verilen iddialar bakımından teşebbüsün hakim durumunu kötüye
kullanıp kullanmadığı da incelenmiş ve hakim durumda bulunmadığına karar
verilmiştir. 1100
1998/3 sayılı Tebliğ, kapsamındaki anlaşmaları, Kanun’un 4. maddesinin
uygulamasından grup olarak muaf tutmaktadır. Her hangi bir anlaşmanın 1998/3
sayılı Tebliğ kapsamında bulunması için taraflarından bir veya bir kaçının hakim
durumda bulunması gibi bir gereklilik söz konusu değildir. Esasen Rekabet
Kurulu tarafından yayınlanmış bulunan tüm grup muafiyet tebliğleri için durum
böyledir.
I- GEREKÇE ve HUKUKİ DAYANAK:
1110
POAŞ ile bayileri arasında, Peugeot markalı motorlu taşıtların, bunlara ait yedek
parçalar ile satış sonrası hizmetlerin dağıtımı amacıyla “Yetkili Satıcı Sözleşmesi”
ve “Yetkili Servis İstasyonu İşletme Sözleşmesi” imzalanmıştır.
04-82/1168-294
27
Söz konusu sözleşmeler içerdikleri bölge münhasırlığı ve rekabet yasağı
hükümlerinden dolayı 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal etmektedir. Ayrıca
Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin II-1, II-3, VII-3, VIII. maddeleri ile Yetkili Servis
İstasyonu İşletme Sözleşmelerinin III-3/b,c ve V-1. maddeleri nedeniyle bu
sözleşmeler, 1998/3 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden de
yararlanamamaktadır. 1120
Bu nedenle anılan sözleşmelerin muafiyet talebiyle Rekabet Kurumu’na
bildirilmesi gerekmektedir. Ancak bu sözleşmelerin bildirim yükümlülüğü yerine
getirilmemiştir.
Kurul, teşebbüsün imzaladığı Yetkili Satıcılık Sözleşmelerinden, şikayetler
sonucu haberdar olmuş, 9.11.1999, 30.4.2002 ve 10.4.2003 tarihli Kurul
Kararlarında, bu sözleşmelerde yer alan 1998/3 sayılı Tebliğ’e aykırı hükümlerin
düzeltilmesi ve gerekli değişikliklerin yapıldığının Kurum’a bildirilmesine karar
verilmiş, Kararlar POAŞ ve POPAŞ’a bildirilmiştir. 1130
POAŞ ve POPAŞ tarafından, Kurul’un 10.4.2003 günlü, 03-23/279-M sayılı
kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan dava sonucunda
Danıştay Onuncu Dairesi 10.10.2003 tarih ve E:2003/2111 sayılı kararıyla
yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar vermiş, tarafların söz konusu
karara yaptıkları itiraz ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun
29.4.2004 tarih 2003/1427 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Rekabet Kurulu
kararları, diğer tüm idari kararlar gibi, uygulanma kabiliyetini haiz kararlardır ve
ilgili yargı mercileri tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilmediği sürece
muhatapları tarafından uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle herhangi bir 1140
uygulamaya konu olmasa dahi, Kurul kararının gereğinin yerine getirilmemesi
ihlale devam edilmesi anlamına gelmektedir. Diğer taraftan Kurul Kararına ilişkin
olarak Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilmemesine rağmen
taraflar ilgili Kurul Kararlarının gereklerini yerine getirmeyerek Kanun’a aykırı
sözleşmelerin uygulamasına da devam etmektedirler.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırı olan ve 1998/3 sayılı Tebliğ
kapsamında grup muafiyetinden yararlanamayan ve halen uygulamada olan
Yetkili Satıcılık Sözleşmeleri nedeniyle, Kanun’un 16. maddesi hükümleri
çerçevesinde, POAŞ ile aynı ekonomik bütünlük içinde yer alan ve mevcut 1150
durumda sözleşmelerin tarafı ve uygulayıcısı konumunda bulunan POPAŞ’a idari
para cezası verilmesi gerekmektedir.
04-82/1168-294
28
I.1 İhlale yol açan ve idari para cezasına temel teşkil eden sözleşmeler.
Soruşturma sürecinde yapılan incelemeler sonucunda, soruşturma açılmasına
neden olan Yetkili Satıcılık Sözleşmesi’nin teşebbüse daha önce yapılan
bildirimlere konu olan ve düzeltilmesi istenen VII-3 ve VIII. maddeleri dışında, II-1
ve II-3. maddeleri ile önceki Kararlarda değinilmeyen ancak bayilerle Yetkili
Satıcılık Sözleşmesi'ne ek olarak imzalanan Yetkili Servis İstasyonu İşletme 1160
Sözleşmesi'nin III-3/b,c ve V-1 maddelerinin de 1998/3 sayılı Tebliğ’de öngörülen
şekilde değiştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer taraftan teşebbüse verilecek idari para cezası bakımından, Kurulun
soruşturma açılmasına temel teşkil eden ve daha önceki kararlarda değiştirilmesi
istenen Yetkili Satıcılık Sözleşmesi ve bu sözleşme nedeniyle ortaya çıkan ihlal
temel alınmıştır.
Yetkili Servis İstasyonu Sözleşmeleri de içerdikleri hükümler nedeniyle 1998/3
sayılı Tebliğ ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık teşkil etmekle 1170
beraber, açılan soruşturmanın kapsamında bulunmaması nedeniyle, mevcut
soruşturma çerçevesinde bu sözleşmelere ilişkin idari para cezası uygulanması
mümkün bulunmamaktadır.
Ayrıca, 4054 sayılı Kanunun 4. maddesini ihlal eden sözleşmelerin bildirim
yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması hususuna ilişkin olarak ise, Kurul
sözleşmelerden daha önce haberdar olmuş iken, o dönemde alınan kararlarda,
bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden dolayı Kanun’un 16. maddesi
hükümleri çerçevesinde idari para cezası verilmemiş olması nedeniyle, bu
Kararda da bu gerekçeyle idari para cezasının verilmesinin mümkün bulunmadığı 1180
değerlendirilmiştir.
I.2 Kanunun 16. maddesi uyarınca verilen idari para cezasının takdirinde
göz önünde bulundurulan hususlar
4054 sayılı Kanunun uygulamasının ve grup muafiyeti tebliğlerinin teşebbüsler
açısından açıklanmaya ihtiyaç duyulan yönleri olabilmektedir. Bu nedenle
Rekabet Kurulu, çıkarmış olduğu 1997/6 sayılı Tebliğ ile, anlaşmalarının grup
muafiyeti tebliğlerindeki koşullarla uygun olup olmadığı konusunda tereddütleri
olan teşebbüslere, bu nitelikteki anlaşma, uyumlu eylem ve kararlarını Kurul’a 1190
bildirebilme hakkı vermiştir. Söz konusu Tebliğ çerçevesinde her herhangi bir
başvurusu bulunmayan POAŞ’ın imzalamış olduğu anlaşmalardan haberdar olan
Rekabet Kurulu, ilgili tarafa, yaptığı bildirimle, anlaşmalarının hangi hükümlerinin
değiştirilmesi kaydıyla, grup muafiyetinden yararlanabileceğini bildirmiş ve bu
şekilde 1998/3 sayılı Tebliğ’i yayımlayan kurum olarak Tebliğ’in kapsam maddesi
de dahil olmak üzere nasıl yorumlanması gerektiği konusunda teşebbüsü
bilgilendirmiştir. Bu durum karşısında hüsnü niyetle hareket eden bir teşebbüsten
beklenen, karar doğrultusunda gerekli değişiklikleri yapmak, anlaşmalarının
Tebliğin kapsamı karşısındaki durumu ile ilgili tereddüdü konusunda Kurul’dan
04-82/1168-294
29
bilgi talebinde bulunmak olabilecektir. Buna karşılık teşebbüs, konuya ilişkin 1200
olarak Rekabet Kurulu içtihadında örneği bulunmayan sübjektif değerlendirmesi
sonucunda anlaşmalarının Tebliğ kapsamında olmadığına karar vermiş; bu
değerlendirmesi geçerli olsa bile Kanun’un ihlal ediliyor olduğu hususunu göz
ardı ederek ve özellikle de grup muafiyetinden yararlanılmasını engelleyen ve
anlaşmanın Kurul tarafından değiştirilmesi istenen feshi ihbar sürelerine ilişkin
hükümlerini sistematik bir biçimde uygulayarak hem Kanunu ihlal etmiş hem de
Rekabet Kurulu Kararının gereğini yerine getirmemiştir.
Soruşturma konusu ihlal her ne kadar yatay anlaşmalara nazaran ortaya
çıkardığı olumsuz etkilerin daha sınırlı olduğu kabul edilen dikey nitelikli bir 1210
anlaşmadan kaynaklansa da, yukarıda da ifade edildiği üzere 4054 sayılı
Kanun’u ihlal eden, 1998/3 sayılı Tebliğ’in sağladığı muafiyetten yararlanamayan
ve bildirim yükümlülüğü yerine getirilmemiş olan sözleşmelere ilişkin olarak
alınan Kurul Kararlarına rağmen, taraflarca sözleşme maddelerinin
düzeltilmemesinde ısrar edilerek uygulanmasına devam edilmiş olduğu hususları,
idari para cezasının takdirinde önemli derecede ağırlaştırıcı unsurlar olarak
değerlendirilmiştir.
J-SONUÇ
1220
Peugeot Otomotiv A.Ş. ve Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş. hakkında
11.3.2004 tarih, 04-19/175-M sayılı Kurul Kararı uyarınca yürütülen soruşturma
ile ilgili olarak düzenlenen rapora, toplanan delillere, sözlü savunma
toplantısındaki açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. Peugeot Otomotiv A.Ş. ile yetkili satıcı ve servisler arasında imzalanan "Yetkili
Satıcılık Sözleşmeleri"nin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi (a) ve (b) bendleri
kapsamında ihlal teşkil ettiğine OYÇOKLUĞU ile,
2. 1998/3 sayılı Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına ilişkin Grup 1230
Muafiyeti Tebliği kapsamında değerlendirilen sözleşmelerin anılan Tebliğ’e aykırı
hükümler içermeleri nedeniyle, grup muafiyetinden yararlanamadığına
OYÇOKLUĞU ile,
3. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eden ve grup muafiyetinden
yararlanamayan sözleşmelere ilişkin olarak Kurum’a bildirimde bulunulmadığına,
Kurul’un sözleşmelerden haberdar olmasıyla birlikte müteaddit defalar ilgili
taraflara sözleşmelerin 1998/3 sayılı Tebliğ hükümlerine uygun bir biçimde
yenilenmesi ve bilhassa, Yetkili Satıcılık Sözleşmesi'nin IV, VII-3 ve VIII.
maddelerinin düzeltilmesi yönünde Kararlar alması ve değişikliklerin yapılmasına 1240
ilişkin olarak süre tanımasına rağmen bu değişikliklerin teşebbüs tarafından
yapılmadığına, hatta Kurul Kararı ile değiştirilmesi istenen hükümlerin sistematik
bir biçimde uygulanmasına devam edildiğine OYÇOKLUĞU ile,
04-82/1168-294
30
4. Kanun’u ihlal eden sözleşmelerin 2000 yılı Mart ayına kadar olan dönemde
Peugeot Otomotiv A.Ş., bu tarihten sonraki dönemde ise aynı ekonomik bütünlük
içinde yer alan bir diğer teşebbüs Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş. tarafından
uygulandığına OYÇOKLUĞU ile,
5. Söz konusu sözleşme hükümlerinin 4054 sayılı Kanun ve 1998/3 sayılı 1250
Tebliğ'e aykırılıkları sebebiyle oluşan ihlal nedeniyle mevcut durumda Peugeot
marka araçların Türkiye distribütörlüğünü yapan Peugeot Otomotiv Pazarlama
A.Ş.’nin, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uyarınca,
idari para cezası ile cezalandırılmasına OYÇOKLUĞU ile,
6. Cezanın takdirinde;
- Rekabet Kurulu’nun 9.11.1999, 30.4.2002 ve 10.4.2003 tarihli Kararlarında,
soruşturma konusu sözleşmelerin 1998/3 sayılı Tebliğ hükümlerine uygun bir
biçimde yeniden düzenlemesi hususunun karara bağlanmış olması ve söz 1260
konusu Kararların ilgili teşebbüslere tebliğ edilmiş olması sebebiyle, hakkında
soruşturma yürütülen teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’a ve ilgili mevzuata aykırı
olarak sözleşmeleri bilinçli olarak uygulamaya devam etmesi,
- Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin, söz konusu üç ayrı Kurul kararını
tebellüğ etmiş olmasına rağmen, ilgili sözleşmeleri; kararda öngörülen biçimde
düzeltmekten imtina ederek, ihlallerin sürdürülmesi hususunda ısrar etmesinin,
ceza miktarının takdirinde ağırlaştırıcı unsurlar olarak değerlendirilmesine
OYÇOKLUĞU ile, 1270
7. Bu sebepten, 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca
hakkında soruşturma yürütülen Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş.'nin, 2003 yılı
cirosu dikkate alınarak ve takdiren bu cironun % (…)’i nispetinde olmak üzere,
7.122.296.772.920-TL (yeditrilyonyüzyirmiikimilyarikiyüzdoksanaltımilyon
yediyüzyetmişikibindokuzyüzyirmi TL) idari para cezası ile cezalandırılmasına
OYÇOKLUĞU ile,
8. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eden sözleşmelere ilişkin olarak
Kuruma bildirimde bulunulmadığı için aynı Kanun’un 16. maddesinin birinci 1280
fıkrası (c) bendi hükümleri uyarınca idari para cezası verilmesine imkan
bulunmadığına OYBİRLİĞİ ile,
9. Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş.’nin tarafı olduğu Yetkili Satıcılık
Sözleşmeleri’nin VII-3, VIII. maddelerine ilaveten II-1, II-3. ve Yetkili Servis
İstasyonu İşletme Sözleşmeleri’nin III-3/b,c ve V-1. maddelerinin 60 gün
içerisinde 4054 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan 1998/3 sayılı
Tebliğ’e uyumlu hale getirilmesi ve bu işlemlerin gerçekleştirildiğinin Kurum’a
tevsik edilmesi, aksi halde bu sürenin bitiş tarihinden itibaren 4054 sayılı
Kanun’un 17. maddesinin (a) bendi ve içinde bulunulan yıl için Rekabet Kurulu 1290
04-82/1168-294
31
tarafından yayımlanan para cezalarına ilişkin Tebliğ uyarınca süreli para cezası
uygulanacağının ilgili teşebbüse bildirilmesine OYÇOKLUĞU ile,
Danıştay yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
04-82/1168-294
32
Rekabet Kurulu’nun 27.12.2004 tarih ve 04-82/1168-294 sayılı Kararı’na
1. KARŞI OY GEREKÇESİ
Peugeot Otomotiv A.Ş. (POAŞ) ve Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş.
(POPAŞ)’ın 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesine
aykırı unsurlar içeren yetkili satıcılık sözleşmelerini, Rekabet Kurulu’nun
9.11.1999 (553-346 sayılı) ve 30/4/2002 (279-115 sayılı) tarihli kararlarında
öngörülen 60 günlük süre içerisinde 1998/3 sayılı Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve
Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’ne uygun hale getirmemeleri
nedeniyle haklarında soruşturma açılmıştır. Kurul’un 9.11.1999 ve 30.4.2002
tarihli kararları 26.12.2002 tarihinde POAŞ’a tebliğ edilmiş, gerekli düzeltmelerin
yapılması için 60 günlük süre verilmiş, bu süre 24.2.2003 tarihinde sona ermiştir.
Yapılan soruşturma sonunda POAŞ ve POPAŞ’ın bayilerle yaptığı
sözleşmelerdeki 4054 Sayılı Kanun’a aykırı hükümleri öngörülen süre içerisinde
1998/3 sayılı Tebliğ hükümlerine uygun hale getirmeyip uyguladıkları sabit
görülerek 27.12.2004 tarih 1168-294 sayılı Kararla para cezası ile
cezalandırılmışlardır. Bu karar toplanan delillere, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret
Kanunu ve 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un ilgili
hükümlerine aykırıdır. Şöyle ki :
1)Peugot Otomotiv A.Ş. ile Yetkili Satıcı ve Servisler arasında imzalanan “Yetkili
Satıcılık Sözleşmeleri” ve “Yetkili Servis İstasyonu İşletme Sözleşmeleri” nin bazı
hükümlerinin 1998/3 sayılı Tebliğe aykırı hükümler içerdiği açıktır.
2)AUTOMOBİLES Peugeot’nun Türkiye’deki bir iştiraki olan POAŞ; otomobil,
otomobil parçası ve ürünlerinin üretimi, montajı, dağıtımı, satışı, pazarlaması,
ithalat ve ihracatını yapmak ve satış sonrası hizmetleri sunmak üzere 1993
yılında kurulmuştur. 1 Mart 2000 tarihinde POAŞ sözü edilen faaliyetlerini
sonlandırmış, sözkonusu tarihten itibaren Peugeot marka araçların
distribütörlüğünü POPAŞ yapmaya başlamıştır. 1 Mart 2000 tarihinde ticari
faaliyetlerini sona erdiren POAŞ, 30.7. 2003 tarihli Genel Kurul Toplantısında
tasfiyesine karar vermiştir. POPAŞ’ın kurulması POAŞ’ın yerine geçmek için
değildir. POPAŞ’ın kuruluşu, Automobiles Peugeot ile Türkiye’de Peugeot
Lisansı ile ticari araç üretimi yapan KIRAÇA Grubu ortaklığının sonucudur.
POAŞ’tan farklı, tamamen ayrı bir hükmî kişiliktir. O nedenle bayiler ile POAŞ
arasında imzalanan sözleşmelerin, bayilerle POPAŞ için de geçerli olacağının
kabulü, Borçlar Hukuku ile Ticaret Hukukuna hakim olan “Sözleşmelerin Nispiliği”
prensibine göre mümkün değildir. Kaldı ki POPAŞ, kurulduğunda, POAŞ ile
bayiler arasında yapılan sözleşmelerin 1998/3 Sayılı Tebliğ’e aykırı hükümler
içerdiğini bilmemektedir. Öğrendiği tarih, bu konuya ilişkin Rekabet Kurulu
Kararlarının tebliğ edildiği 26.12.2002 tarihidir. Rekabet Kurulu, sözü edilen
04-82/1168-294
33
kararlarında POAŞ’a; “…..bayilerinle akdettiğin sözleşmelerin bazı hükümleri
Tebliğ’e aykırıdır, bunları Tebliğ’e uygun hale getir, sana 60 gün süre veriyorum,
bu sürenin sonunda sözleşmelerde gerekli düzenlemeleri yapmaz ve
uygulamalara devam edersen hakkında soruşturma açacağım” demiştir. Tanınan
60 günlük süre 24.2.2003 tarihinde sona erdiğine göre POAŞ’ın, çoğunluk
görüşüne göre aynı ekonomik bütünlük içerisinde yeralan ve POAŞ’ın yerine
geçen POPAŞ’ın sorumluluğu da bu tarihte başlayacaktır. Rekabet Kurulu’nun
yukarıda konu edilen 9.11.1999 ve 30.4.2002 tarihli kararlarının muhatabı
POAŞ’tır. Kurul Kararıyla POAŞ’a yapılan uyarının ve bu uyarının gereklerinin
yerine getirilmesinin POPAŞ’tan beklenmesi mümkün değildir. POAŞ’ın 1 Mart
2000 tarihinde ticari faaliyetlerini sona erdirip 30.7.2003 tarihinde tasfiye sürecine
girişi de bu olguya bir anlam kazandırmaktadır.
POAŞ ve POPAŞ birbirinden ayrı ve bağımsız iki hükmi şahsiyet, iki hukuki
varlıktır. Birbirinden bağımsız organları bulunmakta, iki şirketin yönetim organları
tamamen başka insanlardan oluşmaktadır. Dolayısıyla bu iki şirketin aynı
ekonomik birlik olarak kabul edilmesi, birinin idari para cezasını gerektirecek bir
hukuki aykırılıktan ötürü diğerinin cezalandırılması hukuken olanaklı değildir.
Çoğunluk görüşü de (gerekçeli kararın 21. sayfasındaki paragrafta) bu olguyu
aynen kabul etmektedir. Katılamadığım husus bu vurgudan sonraki bölümdür.
Kurul, kararında, POAŞ ve POPAŞ’tan bahisle “her iki firmanın da ayrı birer
hukuki varlık oldukları ve bu firmaların yönetim kurulu üyeliklerinin farklı
kişilerden oluştuğu hususları doğrudur. Ancak Rekabet Hukukunda, firmaların
ayrı birer hukuki varlığa sahip olmaları mutlaka ayrı birer teşebbüs olmaları
sonucunu doğurmamaktadır. Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde
“teşebbüs” kavramına yer verilmiştir. Rekabet Hukuku uygulamalarında
“teşebbüsler” muhatap alınmaktadır. Birden çok ve farklı hukuki varlıklara sahip
firmaların tek bir teşebbüs olarak kabul edilmesi 4054 Sayılı Kanun’un
uygulamalarında sık karşılaşılan bir durumdur” denilmekte, bu firmaların
ekonomik bakımdan bir bütün teşkil ettikleri vurgulanarak aynı firmanın
kontrolünde bulunan iki anonim şirketin ayrı birer teşebbüs olarak kabul
edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmektedir. Bu tespit doğru değildir.
Katılmamaktayım.
Kurul’un ceza kararını oluştururken katılamadığım dayanaklarının biri de
sözleşme ile anlaşma kavramlarına yönelik değerlendirmesidir. Kurul,
Borçlar Hukukundaki "sözleşme" kavramı ile Rekabet Hukukundaki
“anlaşma” kavramlarının örtüşmediğini belirterek, Rekabet Hukukunda bir
anlaşmanın varlığından söz edebilmek için taraflar arasında mutlaka
Borçlar Hukuku anlamında tam bir sözleşmenin akdedilmiş olmasının
gerekmediğini, bir anlaşmanın varlığı ve tarafların kendilerini bu
anlaşmayla bağlı hissetmesinin 4054 Sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamındaki bir anlaşmadan söz edebilmek için yeterli olacağını kabul
etmektedir. Bu kabul Ticaret Hukuku ve Borçlar Hukukunun amir
hükümlerine aykırıdır ve bu gerekçeye dayalı cezalandırma kararı doğru
değildir.
04-82/1168-294
34
Rekabet Kurulu, kararında POAŞ İLE POPAŞ’ın aynı ekonomik bütünlük
içerisinde yer aldığını kabul ederek POAŞ ile bayileri arasında akdedilen
sözleşmelerdeki hak ve yükümlülüklerin fesih sözleşmesi ve protokolleri ile
POPAŞ tarafından üstlenildiğini, POPAŞ’ın POAŞ’ın yerine geçtiğini kabul
etmekte ve raportörler tarafından yerinde inceleme sırasında ele geçirilen noter
ihbarnamelerine dayanmaktadır. 11 Mayıs 2001 ila 26.7.2002 tarihleri arasındaki
bu ihbarnameler (soruşturma raporunun Ek-17 sindeki) incelendiğinde içerdiği
hükümlerin birbirinden çok farklı olduğu görülecektir. POAŞ tarafından gönderilen
ihtarnamelerin 3. maddesinde “şirketimiz ile muhatap arasında mün’akit
sözleşmeyi fesh ettiğimizi ihtaren bildiririz” bildirimi yapılırken, POPAŞ tarafından
gönderilen ihbarnamelerin 3. maddesinde ise “bu bayilik ilişkisine son vermeye
karar verdiğimizi ihtaren bildiririz” denilmektedir. Yani, POAŞ ile bayiler
arasındaki sözleşmeden söz edilmemektedir. Bu söz edilmeyiş çoğunluk
görüşünün kabulünün aksine POPAŞ’ın POAŞ ile bayiler arasındaki sözleşme
hükümlerini halefiyet yoluyla üstlenmek istememesi iradesinin sonucudur.
Görüleceği üzere; keşide ettiği ihtarnameleri ile POAŞ “BAYİLİK ve SERVİS
SÖZLEŞMELERİNİ” feshederken, POPAŞ “BAYİLİK” ilişkisini sonlandırmaktadır.
Fesih ihbarnamelerinin tümünün keşide tarihi, Rekabet Kurulu’nun 9.11.1999 ve
30.4.2002 tarihli kararlarının Peugeot’a tebliğ edildiği 26.12.2002 tarihinden
öncedir. POAŞ’ın faaliyetini 1 Mart 2002 tarihinde durdurduğuna, gerek POAŞ
gerekse POPAŞ tarafından, POAŞ ile bayileri arasındaki sözleşmeleri feshi ihbar
ile sonlandırıldığına ve Rekabet Kurulu’nca sözleşmelerin 1998/3 sayılı Tebliğ
hükümlerine uygun hale getirilmesinin teşebbüslere ihtaren 26.12.2002 tarihinde
tebliğ edilip ihlali giderme süresinin son gününün 24.2.2003 tarihi olmasına göre;
POPAŞ’ın fesih ile ortadan kalkmış bir sözleşmeyi düzeltmesinin istenmesi, bu
sözleşmelerin uygulanmaya devam edildiğinin ileri sürülmesi ve bu gerekçe ile
cezalandırılması olanaklı ve doğru değildir. POAŞ’ın faaliyetini sonlandırdığı ve
POPAŞ’ın kurulduğu tarihten sonra, POPAŞ’ın “feshedilen hizmet
sözleşmelerinin Tebliğ’e aykırı hükümlerinin” uygulanmak suretiyle bayilerle
ilişkilerini sürdürdüklerine dair hiçbir delil elde edilememiş, Kurul tarafından
ortaya konulamamıştır. Aksinin kabulü ve sözleşmelerin Tebliğ’e aykırı
hükümleriyle uygulanmaya devam edildiğinin iddia edilmesi, varsayım olacaktır.
Açıklamaya çalıştığım nedenlerle POPAŞ’ın para cezasıyla cezalandırılması
toplanan delillere ve 4054 sayılı Yasaya aykırı olduğundan çoğunluk görüşüne
katılmamaktayım.
M.Sıraç ASLAN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy