Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2007-1-22 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 07-63/774-281
Karar Tarihi : 2.8.2007
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER 10
Başkan : Tuncay SONGÖR (İkinci Başkan)
Üyeler : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI, M. Sıraç ASLAN
Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN
B. RAPORTÖRLER: Mustafa Oğuzcan BÜLBÜL, Harun GÜNDÜZ
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Pfizer İlaçları Ltd. Şti.
Temsilcisi: Av. Gönenç GÜRKAYNAK, 20
Av. K. Korhan YILDIRIM
Çitlenbik Sok. No:12 Yıldız Mahallesi Beşiktaş-İstanbul
D. TARAFLAR : - Pfizer İlaçları Ltd. Şti.
Muallim Naci Cad. No:55 34347 Ortaköy - İstanbul
- Dilek Ecza Deposu İthalat ve İhracat Ticaret A.Ş.
Yıldız Mahallesi Hamidiye Caddesi No: 42
Dilek Ecza Deposu Plaza - Antalya
30
E. DOSYA KONUSU: Pfizer İlaçları Limited Şirketi ile Dilek Ecza Deposu
İthalat ve İhracat Ticaret Anonim Şirketi arasındaki Ürün Tedarik
Sözleşmesi’ne menfi tespit belgesi verilmesi veya muafiyet tanınması
talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 2.3.2007 tarih, 1516 sayı ile giren ve
en son 10.7.2007 tarih, 4674 sayılı yazı ile eksiklikleri tamamlanan başvuru
üzerine 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4., 5. ve 8.
maddeleri uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 20.7.2007 tarih ve
2007-1-22/MM-07-MOB sayılı Muafiyet Raporu, 20.7.2007 tarih, 40
REK.0.05.00.00-130/141 sayılı Başkanlık önergesi ile 07-63 sayılı Kurul
toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; Pfizer İlaçları Limited Şirketi
(Pfizer) ile Dilek Ecza Deposu İthalat ve İhracat Ticaret Anonim Şirketi arasında
imzalanan “Ürün Tedarik Sözleşmesi” ile ilgili olarak;
1) Sözleşme’nin,
07-63/774-281
2
- 4.3. maddesinde Pfizer’ın Türkiye’deki pazar payı %2,5’in üzerinde 50
olan ecza depolarıyla çalışacağı konusunda hüküm getirilmesi,
- 8.7. maddesi ile Dilek Ecza Deposu’nun müşterilerince yapılacak
satışlara kısıtlama getirilmesi,
nedeniyle menfi tespit belgesi verilmesinin mümkün olmadığı,
2) Sözleşme’nin
- 4.3. maddesi ile Pfizer’in, Informational Medical Statistics (IMS)
verilerine göre % 2.5 oranının altında pazar payına sahip olan ecza 60
depolarına ilaç satmayacak olması,
- 8.7. maddesi ile Dilek Ecza Deposu’nun müşterilerince yapılacak
satışlara kısıtlama getirilmesi,
nedeniyle 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin
kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
3) Sözleşme’nin 8.7. maddesinin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 5. maddesinde sayılan şartların tamamını taşıması sebebiyle bireysel 70
muafiyetten yararlanabileceği ancak, Sözleşme’nin aynı Kanun maddesinde
sayılan koşulları karşılayamayan 4.3. maddesine bireysel muafiyet verilmesinin
de mümkün olmadığı,
4) Sözleşme’nin 4.3. maddesinin anlaşmadan çıkarılması durumunda,
Sözleşme’nin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında Bireysel Muafiyet
almasının mümkün olduğu,
ifade edilmektedir.
80
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Taraflar
H.1.1. Pfizer İlaçları Limited Şirketi (Pfizer)
Pfizer, dünya çapında faaliyet gösteren Pfizer şirketler grubunun bağlı
ortaklıklarından bir olup beşeri ve hayvan sağlığı ürünlerinin üretimi, alımı,
satımı ile bu ürünlerin yurt dışına ihracı ve yurt dışından ithali işi ile iştigal
etmektedir. 90
H.1.2. Dilek Ecza Deposu İthalat ve İhracat Ticaret Anonim Şirketi (Dilek
Ecza Deposu)
Dilek Ecza Deposu, her türlü tıbbi, ispençiyari biyolojik, zirai ve veterinerliğe ait
ve müstahzarların alım satımı alanında faaliyet göstermektedir. Dilek Ecza
Deposu, üretici firmalardan aldığı beşeri ve hayvan sağlığı ürünlerinin tüm
Türkiye’de dağıtımı ve satışı faaliyetini yapmakta, ayrıca kamu ihale mevzuatı
kapsamında devlet ve üniversite hastaneleri ile 6.1.2005 tarih ve 5283 sayılı
07-63/774-281
3
Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına 100
Devredilmesine Dair Kanun uyarınca Sağlık Bakanlığı’na devredilen eski Sosyal
Sigortalar Kurumu Hastaneleri tarafından açılan beşeri ilaç ihalelerine katılmakta
ve bu birimlere ilaç temin etmektedir.
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. İlgili Ürün Pazarı
Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında,
110
Başvuru konusu işlemin tarafı olan Pfizer’in ilaç üreticisi bir teşebbüs
olduğu,
Başvurunun diğer tarafı olan Dilek Ecza Deposu’nun da T.C. Sağlık
Bakanlığı’nın ilgili mevzuat hükümleri uyarınca kurulmuş, yerli ve yabancı
ilaç üreticisi teşebbüslerden aldığı ilaçların Türkiye pazarında dağıtımını
yapmakta olan bir ecza deposu olduğu,
Başvuru konusu işlemin tarafları arasında akdedilmek istenen “Ürün
Tedarik Sözleşmesi”nin aslında bir tip sözleşme olduğu ve bu
sözleşmeye Rekabet Kurulu tarafından menfi tespit veya muafiyet
verilmesi durumunda, bu kararın verilmesine müteakip söz konusu Ürün 120
Tedarik Sözleşmesi’nin Pfizer tarafından başka ecza depolarıyla da
akdedileceği dikkate alındığında,
söz konusu işlemin etkilerinin, yerli ve yabancı ilaç üreticisi teşebbüslerden
aldıkları ilaçların Türkiye’de dağıtımını yapan ecza depolarının faaliyet gösterdiği
pazarda olacağı görülmektedir. Bu bağlamda, ilgili ürün pazarı “ilaç dağıtımı”
pazarı olarak tanımlanmıştır.
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
130
Başvuru konusu işlem taraflarının satışlarını tüm Türkiye genelinde
gerçekleştirmesi ve dosya konusu olayda bölgesel pazar tanımı yapılmasını
gerektirecek bir durumun söz konusu olmaması tespitlerinden hareketle, ilgili
coğrafi pazar “Türkiye Cumhuriyeti sınırları” olarak belirlenmiştir.
H.3. Sektörel Bilgiler
H.3.1. Türkiye Pazarına İlişkin Bilgiler
İlaç sektöründe ürünlerin nihai tüketiciye ulaşmasında üretici-ecza deposu-140
eczacıdan oluşan bir dağıtım ağı mevcuttur. Sektördeki anılan aktörlerin ticari
faaliyetleri, gerek en büyük alıcı olması gerekse de kamu sağlığından sorumlu
olması nedeniyle devlet tarafından düzenlenmekte ve bu çerçevede kontrol
edilmektedir. T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından 14.2.2004 tarih ve 25373 sayılı
Resmi Gazete’de yayınlanan Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair
Karar uyarınca, ilaçların azami fiyatları söz konusu Bakanlık tarafından tespit
edilmektedir. Devletin üretici fiyatlarının azami sınırının belirlenmesinin yanı sıra
ecza depoları ile eczacıların bu fiyata ilave edilen kar marjlarının azami limitini
belirleme gibi yetkileri de bulunmaktadır. Buna göre, Beşeri Tıbbi Ürünlerin
07-63/774-281
4
Fiyatlandırılmasına Dair Karar’ın 10. maddesine uyarınca yerli ve ithal ilaçlarda 150
aynı olmak üzere depocu ve eczacı kar oranları şu şekilde belirlenmiştir:
Tablo 1: Depocu ve Eczacı Kar Oranları
Depocuya satış fiyatının; Depocu (%) Eczacı(%)
10 Milyon TL'ye kadar olan kısmı için (10 Milyon dahil) 9 25
10- 50 Milyon TL arasında kalan kısmı için (50 Milyon
dahil) 8 24
50-100 Milyon TL arasında kalan kısmı için (l00 Milyon
dahil) 7 23
100-200 Milyon TL arasında kalan kısmı için (200 Milyon
dahil) 4 16
200 Milyon TL üstünde kalan kısmı için 2 10
Her ne kadar ilaçların üzerinde yer alan fiyat etiketleri Sağlık Bakanlığı’nın izni
olmaksızın değiştirilememekteyse de dağıtım zincirlerinde yer alan aktörlerin
kurumsal tüketicilere kar marjlarından yaptıkları indirimler, sektörde rekabet
ortamının oluşmasına neden olmaktadır. Bu çerçevede yapılan indirimler ıskonto
veya mal fazlası indirimleri olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun yanında daha uzun 160
vadeler ile ürün satışı da sektördeki rekabetin önemli bir unsurudur. Özellikle
aynı pazarda yer alan üreticiler arasındaki rekabetin bir sonucu olan ve yukarıda
değinilen rekabet araçları, ecza depoları vasıtasıyla çoğu zaman aynı şekilde
eczanelere intikal ettirilmekte, hatta kimi zaman depolar kendi karlarından
feragat etmek suretiyle eczanelere ilave fiyat ve vade avantajları sağlamaktadır.
Ecza depoları ülke genelinde üreticiden eczanelere ilaçları ulaştıran, anılan
sistem çerçevesinde üreticilerden almış oldukları ve pazardaki rekabet koşulları
çerçevesinde ortaya çıkan avantajlı alım koşullarını dağıtım zincirinin son
halkası olan eczacılara aktaran teşebbüslerdir. Son yıllarda özellikle ilaç 170
sayısının artması nedeniyle stok bulundurma maliyetleri oldukça artan
eczaneler, bu maliyetleri azaltabilmek için ecza depolarından gün içinde
telefonla sipariş vererek ilaç almak yolunu tercih ederek, stok bulundurma
maliyetlerinin önemli bir kısmını depolar üzerine yüklemekte ve kendilerine mali
anlamda bir avantaj sağlamaktadır. İlaç dağıtımı pazarında mevcut olan
rekabetin bir sonucu olarak depolar, istenilen ilaçları eczanelere en kısa sürede
ulaştırma ve bu çerçevede eczanelerin stok maliyetlerini azaltma hususunda da
birbirleri ile rekabet etmektedirler.
Türkiye ilaç dağıtım pazarında yaklaşık doksan ecza deposu faaliyet 180
göstermektedir. Bu ecza depolarından en büyük yirmisinin 2006 yılı ciroları ve
pazar payları aşağıda gösterilmiştir:
Tablo 2: Ecza Depolarının 2006 Yılı Ciroları ve Pazar Payları
2006 Yılı
Ecza Deposu
Ciro (YTL) Pazar Payı (%)
Hedef Ecza Deposu Tic. A.Ş. (…………..) (….)
Selçuk Ecza Deposu Tic. A.Ş. (…………..) (….)
Ecza Kooperatifleri (…………..) (….)
07-63/774-281
5
Nevzat Ecza Deposu Tic. Ve San. A.Ş. (…………..) (….)
EN BÜYÜK DÖRT DEPO ARA TOPLAM 8.196.179.718 83.12
Galenos Ecza Deposu ve Tic. A.Ş. (…………..) (….)
Dilek Ecza Deposu İth. İhr. Tic. A.Ş. (…………..) (….)
EN BÜYÜK ALTI DEPO ARA TOPLAM 8.709.636.635 88.32
Meltem Ecza Deposu ve Tic A.Ş. (…………..) (….)
Emek Ecza Deposu A.Ş. (…………..) (….)
Vet-İş Ecza Deposu ve Ticaret A.Ş. (…………..) (….)
Sıhhat Ecza Deposu Pazarlama ve Ticaret A.Ş. (…………..) (….)
Vetilpa Ecza Deposu (…………..) (….)
Yusufpaşa Ecza Deposu Ltd. Şti (…………..) (….)
Melis Ecza Deposu Ltd. Şti. (…………..) (….)
Birlik Ecza Deposu Ltd. Şti (…………..) (….)
Afyon Ecza Deposu San. Tic. A.Ş. (…………..) (….)
Çınar Ecza Deposu ve Dış Ticaret A.Ş. (…………..) (….)
Akay Ecza Deposu Sanayi ve Ticaret A.Ş. (…………..) (….)
İnanç Ecza Deposu Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti (…………..) (….)
Hizmet Ecza Deposu (…………..) (….)
Genç Ecza Deposu Tic. Ltd. Şti. (…………..) (….)
EN BÜYÜK YİRMİ DEPO ARA TOPLAM 9.173.049.803 93.02
DİĞER ECZA DEPOLARI (…………..) (….)
GENEL TOPLAM
9.861.070.237
100
Yukarıdaki tablodan da anlaşıldığı üzere, en yüksek pazar payına sahip ilk dört
ecza deposunun Türkiye ilaç dağıtımı pazarındaki 2006 yılı ciroları toplamı
8.196.179.718 YTL ve pazar payları toplamı ise % 83.12’dir. Bu bağlamda,
Türkiye’de faaliyet gösteren ecza depolarının grup ecza depoları (Hedef Ecza
Deposu Tic. A.Ş. ve Selçuk Ecza Deposu Tic. A.Ş.), kurumlar vergisinden muaf 190
ve kar amacı olmayan ecza kooperatifleri ve yerel depolar olarak üç başlık
altında sınıflandırılması mümkündür.
Rekabet hukuku davalarının analizinde yaygın olarak kullanılan, bir ilgili pazarda
faaliyet gösteren ve en fazla pazar payına sahip olan ilk 4 teşebbüsün toplam
pazar paylarını gösteren CR4 oranları, bahse konu işlem için de hesaplanmıştır.
Yukarıda yer verilen tablodan da görüleceği üzere 2006 yılı için CR4 oranı %
83.12 seviyesindedir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) rekabet hukuku
uygulamalarında, % 75’i aşan bir CR4 oranına sahip bir pazarın rekabetçi
olmayan bir yapıda olduğu kabul edilmektedir1. 200
Türkiye ilaç dağıtım pazarının % 93.02’lik kısmını oluşturan yirmi adet ecza
deposunun sahip olduğu pazar payları dikkate alınarak, rekabet hukuku
uygulamalarında pazarın ne ölçüde rekabetçi bir yapıya sahip olduğunu test
1 Hovenkamp, H. (1999), “Federal Antitrust Policy”, s. 511.
07-63/774-281
6
etmek için kullanılan HHI (Herfindhal-Hircshman Index) testi çerçevesinde bir
değerlendirme yapılması da yararlı olacaktır. Bu bağlamda, pazardaki en büyük
yirmi depo haricinde kalan yaklaşık yetmiş ecza deposunun sahip olduğu
% 6.88’lik pay ihmal edilerek HHI değeri hesaplandığında, geriye kalan yirmi
ecza deposunun oluşturduğu pazarda 2006 yılı rakamlarına göre 2.471 olarak
hesaplanan HHI değerinin, “oldukça yoğunlaşmış pazar” değeri olan 1,800’ün 210
üzeride olduğu görülmektedir2.
Bu çerçevede, Türkiye ilaç dağıtım pazarının HHI ve C4 testlerinin sonuçları
dikkate alınarak rekabet hukuku perspektifinden bir değerlendirmesi
yapıldığında, söz konusu pazarın mevcut yapısının çok da sağlıklı olmadığı
sonucuna ulaşılmaktadır.
H.2.2. Avrupa Pazarına İlişkin Bilgiler
Avrupa’da ilaç dağıtımı yapan ecza depolarının durumuna bakıldığında ise ilaç 220
dağıtımı yapan ecza depolarının sayısının ve bunların sahip olduğu pazar
paylarının ülkeden ülkeye farklılık göstermekte olduğu görülmektedir.
Avrupa’daki ilaç dağıtımı alanında faaliyet gösteren üç önemli teşebbüs Alliance
UniChem (Birleşik Krallık), Celesio (Almanya), ve Phoenix (Almanya)
Avrupa’daki dağıtım pazarının %60’ından fazlasını kontrol etmektedir ve söz
konusu üç teşebbüsün toplam satışları 50 milyar Avronun üzerindedir. Bu
teşebbüsler yerel pazarlardaki birleşmeler (yerel rakiplerin devralınması) ve
yatay bütünleşme (sınır ötesi devralmalar) sonucunda büyümüşlerdir. Bunlara
örnek olarak Alliance UniChem’in Avrupa’nın en önde gelen perakende eczane 230
grubunu kurmak amacıyla İngiliz Boots Grubuyla birleşmesi; Celesio’nun Alman
bir aracı satış şirketi olan Pharmexx’in hisselerinin %30’unu devralması ve
Phoenix’in 2003 yılında İskandinavya’da faaliyet gösteren bir ilaç toptancısı olan
Tamro’yu devralması işlemleri gösterilebilir.
Pek çok Avrupa ülkesinde jenerik ilaçların kullanımının yaygınlaştırılmasına
yönelik hükümet politikaları sonucunda, paralel ithalat ürünlerini ve hızlı satılan
jenerik ilaçların dağıtımını üstlenen ve tam ürün yelpazesine sahip olmayan
daha çok ecza deposu ilaç dağıtımı pazarına girmiş ve gelişmiştir. Avrupa’da
satılan ilaçların dörtte üçü ecza depoları aracılığıyla dağıtılmaktadır. Söz konusu 240
ecza depoları ise perakende seviyesinde faaliyet gösteren eczanelere ve
dispanser hekimlere satış yapmaktadırlar. Diğer taraftan, ilaç şirketleri Almanya,
İtalya ve Fransa gibi büyük pazarların yanı sıra Türkiye’nin de dahil olduğu
birçok ülkede doğrudan hastanelere de dağıtım yapmaktadırlar. Bu durum
ülkeler bazında incelendiğinde, aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:
Birleşik Krallık:
1979 ile 2007 yılları arasında Birleşik Krallık’taki ecza depolarının sayısı 32’den
16’ya düşmüştür. Birleşik Krallık pazarındaki bütünleşme son iki yılda da devam 250
etmiş ve Phoenix 2005 yılında en büyük yerel toptancılardan birisini satın
almıştır. Ayrıca büyük yerel şirketlerden ikisi de tam ürün yelpazeli faaliyetlerini
2 HHI değerinin 1,000’in altında olması “yoğunlaşmamış”; 1,000-1,800 arasında olması “orta dereceli
yoğunlaşmış pazar” ve 1,800’ün üzerinde olması “oldukça yoğunlaşmış pazar” olarak sınıflandırılmaktadır.
07-63/774-281
7
durdurmuşlardır. Halihazırda Celesio’nun %40, Alliance UniChem’in %30 ve
Phoenix’in %14 oranında pazar payı bulunmaktadır. Daha küçük çaplı yerel
ecza depolarının toplam pazar payı %16 düzeyindedir.
Ayrıca Birleşik Krallık’ta, yüksek miktarda ürün satın alınmasına yönelik
sözleşmelerde hızlı bir artış ve münferit müşterilerin sayısında da azalma
meydana gelmektedir. Diğer pek çok Avrupa pazarında olduğu gibi Birleşik
Krallık’ta da görece küçük eczane portföyüne (örneğin 100-200 eczane) sahip 260
küçük çaplı ecza depolarının sayısı azalmaktadır. 90’lı yıllar boyunca eczane
zincirlerinin sahip oldukları eczane sayısında olağanüstü bir artış ve buna bağlı
olarak da bağımsız eczane sayısında son derece yüksek bir düşüş meydana
gelmiştir. Bağımsız eczanelerin sayısı her yıl %4 oranında azalmaktadır.
Eczane zincirleri alımlarını (alım avantajları nedeniyle) tek bir ecza deposundan
alım yoluyla bütünleştirmişler ve bunun sonucunda ulusal ve büyük çaplı yerel
ecza depoları büyürken küçük ecza depoları rekabet güçlerini kaybetmeye
başlamışlardır.
Ayrıca pazarda çok önemli bir değişiklik daha devreye girmiş ve ecza 270
depolarıyla eczane zincirleri birleşmişlerdir. Celesio Lloyds zincirini, Phoenix
Rowlands’ı satın almış ve Alliance UniChem, Moss ve Boots’la bağlantı
kurmuştur. Bunun sonucunda Birleşik Krallık’taki eczanelerin %40’ı bağlı
oldukları ecza depolarıyla aynı teşebbüs içinde yer alır hale gelmiştir. Birleşik
Krallıkta faaliyet gösteren en büyük üç ecza deposu, tüm eczanelerin yaklaşık
%85’ine ürün vermektedirler. Ayrıca ilaç üreticileri de eczane ve uzman
kliniklere ürün sağlamaktadır.
Fransa:
280
1979 ile 2005 yılları arasında Fransa’daki ecza depolarının sayısı 25’ten 10’a
düşmüştür. 1999 ve 2000 yıllarında Alliance UniChem yerel ecza depolarını
devralmış ve Celesio da Fransız menşeli en büyük ecza deposu olan OCP ile
birleşmiştir. Dolayısıyla Fransa’da halihazırda tam ürün yelpazesine sahip on
adet ecza deposu bulunmakta ve bunlardan dördünün toplam pazar payı %99’u
bulmaktadır. Pazar, üç büyük Pan-Avrupalı ecza deposu tarafından domine
edilmektedir: Celesio (%40), Alliance UniChem (%28) ve Phoenix (%4). Fransız
bir kooperatif derneği olan CERP’nin %26’lık bir pazar payı bulunmakta ve diğer
6 deponun pazar payı %1 düzeyinde kalmaktadır. Fransız pazarında ayrıca
yalnızca ihracatla uğraşan ecza depoları da bulunmaktadır (bu ecza depolarının 290
özel lisansları bulunmaktadır). Ancak bu ecza depolarının yerel pazarda
herhangi bir pazar payları bulunmamakta ve ilaç ürünlerini gerek AB ülkelerine,
gerekse AB toprakları dışına ihraç etmek amacıyla satın almaktadırlar.
Almanya:
1979 ile 2005 yılları arasında Almanya’daki ecza depolarının sayısı 41’den 16’ya
düşmüştür. Almanya’da, Celesio ve Phoenix tüm ilaç dağıtımının %47’sini
gerçekleştirmektedirler ve pazara hakimdirler. Ayrıca yerel iki şirket olan
Sanacorp ve Anzag’ın toplam pazar payları %31 düzeyindedir. Bu nedenle 300
pazar yüksek bir bütünleşme arz etmektedir.
07-63/774-281
8
İspanya:
İspanya’da, her ne kadar 140 ecza deposu bulunmakta ve bu nedenle ecza
depoları bölünmüş bir görünüm sergilemekteyse de, söz konusu ecza
depolarından beşinin toplam pazar payı %56 düzeyinde bulunmakta ve bu ecza
depoları çok geniş bir coğrafi alana hitap edebilmektedirler. Pazardaki satışların 310
yaklaşık %85’i kooperatif şeklinde yapılanan toptancılara gerçekleştirilmektedir.
İspanya’da halihazırdaki büyük ecza depolarının pazar payları aşağıdaki gibidir:
Cofares: %19
Safa (Alliance Unichem): %13
Hefame: %10
Federacio: %8
Cecofar: %6
Diğer: 44%
320
Portekiz:
Portekiz pazarında 33 adet ecza deposu bulunmaktadır. En büyük ikisi olan
Alliance-Unichem ve Celesio’nun pazar payları sırasıyla %24 ve %19’dur ve en
büyük 10 şirketin toplam pazar payı %96 düzeyindedir.
İtalya:
Her ne kadar İtalya’da ecza depoları ve pazar bölünmüş bir görünüm
sergilemekteyse, 2002 ile 2007 yılları arasında ecza depolarının sayısında yıllık 330
%8 oranında düşüş meydana gelmiştir. İtalya’da halihazırda 224 ecza deposu
bulunmaktadır. Ancak üç büyük Pan-Avrupalı teşebbüsün her biri İtalya’da
faaliyet göstermektedir ve bu üç teşebbüs perakende kanalı toplam cirosunun
%31’ini, toplam ardiye sayısının da %30’unu kontrol etmektedirler.
H.4. Değerlendirme
Menfi tespit ve muafiyet değerlendirmesine geçmeden önce, bu
değerlendirmenin daha sağlıklı yapılabilmesi için Pfizer ile kendisinden ilaç alımı
yapan depolardan IMS verilerine göre pazar payı % 2,5’luk eşiğin üzerinde 340
olanlarla akdedilmesi planlanan Sözleşme’nin, üretici-ecza depoları-eczaneler
dağıtım zincirinin özellikle depolar ve eczaneler kısmında yoğun olarak
görüleceği düşünülen etkilerinin bir değerlendirmesi yapılmıştır. Bu etki
değerlendirmesi yapılırken, dağıtım zincirinin ecza depoları ayağında hem
eczanelere satış yapan depoların bulunması, hem de ihaleci depoların
bulunması nedeniyle, zincirin ecza depoları kısmı “ihaleci ecza depoları” ve
“eczanelere satış yapan ecza depoları” olarak ikili bir ayrıma tabi tutulmuştur.
Etki değerlendirmensin diğer ayağı ise eczaneler olarak ele alınmıştır:
350
07-63/774-281
9
Şekil 1: Türkiye’deki İlaç Dağıtım Zinciri
Etki Değerlendirmesi
İLAÇ ÜRETİCİLERİ
ECZA DEPOLARI
ECZANELER
ECZANELERE SATIŞ
YAPAN ECZA
DEPOLARI
Grup Depoları- % (….)
Ecza Kooperatifleri-
% (….)
Yerel Ecza Depoları-
% (….)
İHALECİ ECZA
DEPOLARI
YABANCI İLAÇ
ÜRETİCİLERİ
YERLİ İLAÇ
ÜRETİCİLERİ
H.4.1. Eczanelere Satış Yapan Ecza Depoları
H.4.1.1. Mevcut Durum ve Pazar Yapısı
360
İlaç dağıtım zincirinin en önemli halkası olan ecza depoları, ülke genelinde yerli
ve yabancı üreticilerden aldıkları ilaçları eczanelere ulaştıran, üreticilerden almış
oldukları ve pazardaki rekabet koşulları çerçevesinde ortaya çıkan avantajlı alım
koşullarını dağıtım zincirinin son halkası olan eczacılara aktaran teşebbüslerdir.
Son yıllarda özellikle grup ecza depoları ile ecza kooperatifleri ve yerel ecza
depoları arasındaki rekabetin artması, bir ürün olarak ilacın satış koşullarının,
fiyatının, kar marjlarının, standartlarının, muhafazasının ve eczanelere
ulaştırılmasının devlet tarafından katı kurallara bağlanmış olması, ürün
üzerinden birbirleriyle rekabet edemeyen ecza depolarının, müşterileri 370
konumundaki eczanelere verdikleri hizmet ile birbirleriyle rekabet etmeye
başlamasına neden olmuştur. Eczanelerin bir anlamda bu rekabet ortamından
faydalanmasının en çarpıcı sonuçlarından birisi, son yıllarda ilaç sayısının da
07-63/774-281
10
oldukça arttığı ve bu ilaçların her birinin miat sorunu olduğu da göz önüne
alındığında, eczanelerin ilaç stoklama ve ilaçların miat sorununu bir anlamda
depoların üzerine yüklemiş olmasıdır. Şöyle ki, eczanelerin, minimum miktarda
ilaç stoku bulundurmak ve gün içinde gelen ilaç taleplerinden o an için eczanede
bulunmayanlarını da depolardan telefon siparişi ile karşılamak suretiyle önemli
bir stok maliyeti avantajı sağladığı görülmektedir. Eczaneler ve ecza depoları
arasındaki tedarik sisteminin bir anlamda telefonla temin sistemi haline 380
dönüşmüş olması, birbirleriyle rekabet halinde bulunan ecza depolarının gün
içerisinde rutin olarak 2–5 defa eczanelere ilaç servisi yapmaya başlamalarına
(bu ilaç talebi bir kalem dahi olsa), bu servis için de belirli sayıda araç ve eleman
bulundurmalarına ve gelen acil ilaç talepleri içinde motor-kuryeler kullanmalarına
neden olmaktadır. Dolayısıyla, ecza depoları (özellikle de grup ecza depoları),
dağıtım pazarındaki rekabet nedeniyle önemli maliyetlere katlanmak zorunda
kalmaktadır.
Halihazırda ülkemizde faaliyet gösteren yaklaşık 23.000 eczaneden her birisinin
sahip olduğu müşteri potansiyeli, ilaç satış miktarı ve dolayısıyla ekonomik gücü 390
birbirinden farklıdır. Bu 23.000 eczane arasından, şehir merkezleri ya da
hastane karşısı gibi müşteri potansiyelinin yüksek olduğu yerlerde faaliyet
gösteren veya öz sermayesi güçlü olan eczanelerin önemli ciro rakamlarına
ulaştığı; sayılan yerlerde bulunmayan veya öz sermayesi yeterli olmayan
eczanelerin de ekonomik açıdan zor durumda olduğu görülmektedir. Buna
ilaveten, eczaneler satışlarının çok büyük bir kısmının kamu tarafından finanse
edilen zorunlu sağlık sigortaları3 mensuplarına gerçekleştirmektedirler. Bu
çerçevede, ilaç bedellerinin %80’i söz konusu zorunlu sağlık sigortaları
tarafından karşılanmaktadır4. Sosyal güvenlik kuruluşları eczanelerle yaptıkları
protokollerde ödemeleri belirli vadelerde gerçekleştirmektedirler. Ancak çoğu 400
zaman fiili ödeme vadesi protokollerle belirlenen ödeme vadesinin üzerine
çıkmakta, bu nedenle de eczaneler bakımından önemli bir tahsilat belirsizliği
doğmakta ve ekonomik gücü iyi olmayan ve ecza depolarına olan vadesi gelmiş
borçlarını kendi öz sermayelerinden karşılayamayan eczanelerin, ecza
depolarına karşı ödemelerini zamanında yerine getirememe durumuyla karşı
karşıya olduğu görülmektedir.
İlgili ürün pazarındaki rekabetin belki de en önemli faydalarından birisi tam da bu
noktada ortaya çıkmaktadır. Birbiriyle kıyasıya rekabet halinde olan ecza
depoları, hâlihazırda olduğu gibi yaklaşık doksan deponun faaliyet gösterdiği bir 410
pazar olmasaydı belki de hiç yapmayı düşünmeyecekleri şekilde, sosyal
güvenlik kuruluşlarının zamanında yapmadığı geri ödemeler nedeniyle veya
başka bir nedenle ödeme güçlüğü çeken eczaneleri ekonomik açıdan “idare
etmektedir”. Mali açıdan zor durumda olan eczanelerin temerrüde düşmesi
engellenerek ya da bu eczanelerden olan alacakların tahsil edilmesi için yasal
işlemler başlatılmayarak, söz konusu eczanelerin faaliyetlerine devam etmesi
sağlanmaktadır.
Nitekim bu husus, “…Büyük ölçekli depolar, eczanelerden çeşitli teminatlar
alarak çalışmaktadırlar. Tarafların ticari ilişkilerinde bir sorun yaşanması halinde 420
3 Geçmişte bu hizmeti Emekli Sandığı, Bağ-Kur, SSK sunmakta iken günümüzde her üç kurumu da tek çatı
altında birleştiren Sosyal Güvenlik Kurumu sunmaktadır.
4 Raporlu hastalarda ilaç bedelinin tamamını zorunlu sağlık sigortası karşılamaktadır.
07-63/774-281
11
ise eczaneler küçük ölçekli depolara yönelmektedir. Çünkü küçük ölçekli depolar
eczanelerle bu şekilde bir teminat alarak çalışmamaktadırlar…” şeklindeki
görüşü ile (……..) Ecza Odası yetkilisi ve “…Zira piyasada yer alan biz ve bizim
gibi depolar piyasanın denge unsurunu oluşturmakta ve satışları nispeten daha
az olan eczanelerin de piyasada yer alabilmesine imkan tanımaktadırlar…”
şeklindeki beyanı ile (…………….) ve Ticaret A.Ş. yetkilisi tarafından da
doğrulanmaktadır.
İlaç dağıtımı faaliyetinde bulunan depolar arasındaki rekabetin bir diğer önemli
sonucu da, ecza depolarının bünyesinde tüm ilaç firmalarına ait ilaçların tam 430
olarak bulundurulması, diğer bir deyişle ürün gamının mümkün olduğunca en
geniş biçimde tutularak ilaç siparişi için telefon açan eczaneye “hayır”
denmemesidir. Bu durum kimi zaman öyle ileri gitmektedir ki, ecza depoları,
kendilerine telefonla sipariş veren eczanelere hiçbir konuda hayır dememek için
asıl faaliyet konuları olan ilaç yanında çok çeşitli ıtriyat ve hatta kırtasiye
malzemesi bile bulundurarak, hizmet verdiği eczanelerini kendi müşteri
portföyünde tutmaya çalışmaktadır. Bunun en önemli nedeni, sipariş için
telefonla depoyu arayan bir eczanenin siparişlerini tam olarak aradığı depodan
temin edememesi durumunda listesindeki diğer siparişlerini de iptal etmek
suretiyle tüm siparişlerini bir bütün olarak başka depolardan temin yoluna 440
gitmesidir. Dolayısıyla pazarın arz tarafını oluşturan grup depolar, yerel ecza
depoları ve ecza kooperatifleri arasında kısmi de olsa bir geçiş maliyeti
(switching cost) bulunurken, aynı sınıflandırma içerisinde (örneğin yerel ecza
depoları) arasında çok yüksek bir talep ikamesi bulunmakta ve siparişlerini tam
olarak bir depodan alamayan eczanelerin bu taleplerini karşılamak için hemen
başka depolara yönelmesi söz konusu olmaktadır. Nitekim çeşitli ecza depoları
ve ecza odaları ile raportörler tarafından yapılan görüşmelerde bu tespitleri
doğrular nitelikte görüşler beyan edilmiştir:
- (……) Eczacı Odası yetkilisi: “…Eczaneler ürün portföyü geniş olan 450
depolarla çalışmayı tercih etmekte ve siparişlerini bölerek tedarik etme
yolunu tercih etmemektedirler. Bunun nedeni ise siparişin tümünün tek
depodan tedarik edilmesi halinde daha uzun vadeler almamızdır…”
- (…..) Ecza Deposu yetkilisi: “…Ayrıca eczaneler de mümkün olduğu
kadar siparişini bölmemek, tüm ihtiyacını tek bir depodan karşılayarak
daha fazla bindirim ya da vade almak istemektedirler. Depoların
kuruluş amacı da ürün portföyünde tüm ilaçları bulundurmak,
eczanelerin tüm ihtiyacını karşılayarak pazar payını arttırmaktır…”
- (…..) Ecza Deposu yetkilisi: “…Eczaneler de mümkün olduğu kadar
siparişini bölmemek, tüm ihtiyacını tek bir depodan karşılayarak daha 460
fazla bindirim ya da vade almak istemektedirler. Dolayısıyla çok köklü
müşterim bile olsa, tüm ilaçları depoda bulundurmamam halinde bu
müşterilerimi dahi kaybedeceğimi düşünüyorum…”
- (……) Eczacılar Odası yetkilisi: “…Eczaneler, depoların sattıkları
ilaçlara göre çalışacakları eczaneleri seçmekte ve genellikle alacağı
tüm ilaçları tek bir depodan tedarik etme yolunu tercih etmektedirler…”
- (……) Ecza Deposu yetkilisi: “…(…...) Ecza Deposu olarak amacımız
mümkün olduğu kadar fazla ürün çeşidi satmaktır. Zira eczanelerde
ürün portföyü geniş olan depolarla çalışmak isterler. Bu şekilde ürün
portföyümüzü genişleterek piyasada daha da büyüyebiliriz…” 470
07-63/774-281
12
- (………) Eczacı Odası yetkilisi: “…Eczaneler ürün gamı geniş olan
depolarla çalışmayı tercih etmekte ve siparişlerini bölerek tedarik etme
yolunu tercih etmemektedirler…”
- (………) Ecza Deposu yetkilisi: “…Çünkü aradığı tüm ilaçları bizim
depomuzda bulamayan eczanelerin siparişleri başka depolara
kayacaktır. Zira depoların sahip olduğu ürün çeşidi çok önemlidir…”
- (………) Ecza Deposu yetkilisi: “…Çünkü eczanenin istediği ilaçlardan
birinin depoda olmaması halinde eczane muhtemelen o depoyu tercih
etmeyecektir. Zira eczanelerde ürün portföyü geniş olan depolarla
çalışmak ve tüm ürünlerini tek bir depodan alma yolunu tercih etmek 480
isterler…”
- (………) Ecza Deposu yetkilisi: “…Eczanelerle çalışan ilaç depoları
bakımından ürün çeşidi çok önemlidir. Çünkü eczanenin istediği
ilaçlardan birinin depoda olmaması halinde eczane muhtemelen o
depoyu tercih etmeyecektir...”
- (………) Ecza Deposu yetkilisi: “…İlaç sektöründe ürün çeşitliliği önemli
bir unsurdur…Müşteri (eczane) aradığı her ürünü (ilacı) bulduğu
yerden mal almayı sürdüreceğinden dolayı tüm firmalarla çalışıyor
olmak depo için satış avantajıdır…”
- (………) Ecza Deposu yetkilisi: “…Hem (………) Ecza Deposu’nun sahibi 490
olarak hem de geçmiş yıllarda 15 yıl eczane sahibi olarak izlenimlerim,
çeşidi tam olmayan ecza depolarının yaşama şansı olmadığıdır.
Nitekim çeşitli ortamlarda eczane sahibi meslektaşlarımla yaptığım
görüşmelerde de eczanelerin çalışacağı depoyu seçerken en önemli
etkenin tam çeşit istekleri olduğu doğrultusundadır...”
- (………) Ecza Deposu yetkilisi: “…Tüm eczaneler, çalıştıkları ecza
depolarında bol ve istenilen ilaçların her an ellerinin altında olmalarını
isterler. Böylelikle müşterilerine daha iyi hizmet sunmayı arzularlar.
Ecza depoları da bu yolda ilerleyerek tüm ilaç üreticileri ile anlaşmak,
ilaç çeşidini sürekli üst seviyede tutmak için çalışmalar yaparlar…” 500
- (………) Ecza Deposu: “...Talebi olan en küçük ilacı bile depomuzda
bulundurmak zorundayız…”
- (………) Ecza Deposu yetkilisi: “…Eczanelerin temel isteği, bütün
ürünlere bir anda, bir yerden ulaşmaktır…”
- (………) Ecza Deposu yetkilisi: “…Eczaneler öncelikle çalışmış
oldukları depoda aradıkları tüm ilaçları bulmak isterler. Eczanelerle
birebir görüşmelerimizde bize sordukları ilk soru çeşidimizin nasıl
olduğu, daha sonra da vade, hizmetlerimiz v.s.dir…”
Eczanelere satış yapan ecza depoları açısından belirtilmesi gereken bir diğer 510
husus ise, bu depoların yerli ya da yabancı ilaç üreticilerinden aldıkları
promosyonları bugünkü mevcut yapıda birebir olarak, hatta zaman zaman kendi
karlarının bir kısmından da feragat etmek suretiyle depolara yansıtmalarıdır. Bu
bağlamda, promosyonların tamamı eczaneler lehine kullanılmakta ve depolara
açısından ilave bir avantaj yaratmamaktadır.
Özetle, dağıtım zincirinin son halkası olan eczanelere satış yapan ecza depoları,
verdikleri hizmet ile eczanelerin stok maliyetlerini önemli ölçüde azaltmakta,
ilaçların miadı ile ilgili olarak çıkabilecek problemleri üstlenmekte, ekonomik
açıdan güçlü olmayan ve çoğu küçük ölçekli olarak nitelendirilebilecek bazı 520
07-63/774-281
13
eczanelerin zaman zaman ödeme güçlüğü çekmesi halinde onların bu
durumlarını atlatabilmesi için çeşitli ödeme kolaylıkları ve vade imkanları
yaratarak söz konusu eczanelere yardımcı olmakta ve eczanelere geniş bir ürün
portföyü sunarak eczanelerin istedikleri ilaçları istedikleri zaman bulabilmelerini
sağlamaktadırlar. Bu noktada ecza depoları bakımından belki de en dikkate
değer husus, kar marjlarının alt ve üst limitleri devlet tarafından %2 ile %9 olarak
tespit edilmiş olan ecza depolarının her biri aslında birer masraf kalemi
niteliğinde olan hizmetleri eczanelere vermesinin ya da onlara çeşitli kolaylıklar
sağlamasının en önemli nedeninin, ecza depoları arasındaki mevcut rekabet
ortamıdır. 530
H.4.1.2. Olası Bir Menfi Tespit/Muafiyet İzni Sonrasında Sözleşme’nin 4.3.
ve 8.7. Maddelerinin Pazardaki Etkileri
Pfizer tarafından Kurumumuza yapılan başvurunun ekinde yer alan ve gerekli
izinlerin alınmasının ardından başvurunun diğer tarafı olan Dilek Ecza deposu
yanında, Sözleşme’nin öngördüğü şartlara haiz diğer ecza depoları ile de
imzalanması düşünülen Sözleşme’nin ilgili ürün pazarındaki rekabeti
etkileyebilecek iki maddesi bulunmaktadır. Bu maddelerden ilki “İşbu Sözleşme
konusu Ürünleri, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde satış için paketlenmiştir. 540
Müşteri işbu Sözleşmeye konu Ürünleri, Türkiye dışına satacağını veya
satabileceğini bildiği veya Türkiye dışına satacağı veya satabileceği yönünde
makul sebepler bulunan herhangi bir kişiye, ilk olarak söz konusu kişinin
Ürünlerin ihracına yönelik kısıtlamaya uymasını sağlamadıkça satmayacak,
devretmeyecek veya dağıtmayacaktır. Müşterinin söz konusu yükümlülüğüne
aykırı davranması durumunda Pfizer, takdiri münhasıran kendinde olmak üzere,
Müşterinin söz konusu yükümlülüğüne bir kez daha aykırı davranmayacağına
kanaat getirdiği ana kadar Müşteriye ürün tedarikini kesme hakkına sahiptir.”
şeklinde düzenlenmiş 8.7. maddedir. Bu madde ile Dilek Ecza Deposu’na,
Sözleşme konusu ürünleri Türkiye dışına satacağını bildiği veya satacağı 550
yönünde makul sebepler bulunan herhangi bir müşteriye satmama yükümlülüğü
getirilmektedir. Ancak bu maddenin, ilgili ürün pazarında faaliyet gösteren ve
eczanelere satış yapan ecza depoları arasındaki rekabeti doğrudan etkilemesi
söz konusu değildir. Bu nedenle, değerlendirmeler, söz konusu depoları
doğrudan etkileyecek olan % 2.5’luk pazar payı eşiğinin düzenlendiği 4.3.
madde çerçevesinde yapılacaktır.
Sözleşme’nin 4.3. maddesinin, ilgili ürün pazarındaki olumsuz etkilerinin
neler olabileceğine ilişkin değerlendirmelere geçmeden önce, Pfizer’in bu
maddenin getiriliş nedenine ilişkin olarak görüşlerine yer verilmiştir: 560
“…1. Menfi tespit veya bireysel muafiyet başvurumuzda da ortaya
konduğu gibi Pfizer’in başlıca önceliği, sözleşme konusu ürünlerin yurt çapında
ve yurdun her yerinde yeterli miktarda, kolay ulaşılabilecek şekilde ve sürekli
olarak bulunmasının en etkin biçimde sağlanması hedefinin
gerçekleştirilebilmesidir. Bu husus, menfi tespit veya bireysel muafiyet
başvurumuzda açıklanan sebeplerle, Pfizer’in tabi olduğu ve gayet sıkı
düzenlemeler içeren ilgili mevzuatın bir gereği olduğu gibi, kamu sağlığı
açısından birincil derecede öneme sahip olan sözleşme konusu Ürünlerin tüm
07-63/774-281
14
yurt çapında bulunabilirliğini en etkin biçimde sağlamak ve buna bağlı olarak da 570
tüketici refahını artırmak açısından son derece büyük önem taşımaktadır.
Ürün Tedarik Sözleşmesinin 4.3. maddesi hükmü, bu temel amaca yönelik
olarak, Ürünlerin dağıtımının Pfizer bakımından ve müşterisi konumunda
bulunan ecza depoları bakımından daha verimli ve maliyet açısından tasarruflu
olmasını sağlamak amacını güden objektif bir düzenlemeye sevk etmektedir. Bu
noktada öncelikle belirtilmesi gereken husus, söz konusu düzenlemenin
bağımsız bir araştırma kuruluşu olan IMS’nin verilerini temel almasından
hareketle objektif bir nitelik taşıdığı ve IMS veri tabanı hükümlerine göre
Türkiye’de en az %2,5 pazar payı koşulunu hâlihazırda yerine getiren veya 580
ileride yerine getirecek olan tüm ecza depolarının Pfizer’le çalışma olanağına
sahip olduğudur.
Söz konusu hüküm, yukarıda ifade edilen ve Pfizer’in başlıca önceliğini teşkil
eden hedefin özünde ve etkisinde hiçbir değişikliğe sebebiyet vermemektedir.
Söz konusu hüküm Ürünlerin Türkiye çapındaki bulunabilirliğini hiçbir biçimde
azaltmayacak, yaratacağı maliyet etkinliğine bağlı olarak verimliliği artıracaktır.
Gerçekten Ürünler tüm Türkiye çapında sürekli ve kesintisiz olarak ve Ürünlerin
yurdun her yerinde yeterli miktarda ve kolay ulaşılabilecek şekilde bulunmasını
sağlayacak şekilde dağıtıma konu edilmeye devam edecek ve Ürünlerin arzında, 590
Ürün Tedarik Sözleşmesinin 4.3. maddesi kapsamında yer verilen düzenleme
sayesinde, yalnızca iyileştirmede bulunulmuş olacaktır.
Adı geçen düzenlemenin tek amacı, ilgili sözleşme maddesinin lafzından da
anlaşılacağı üzere, Pfizer’in çalışma modeli ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde
şekillendirilen ekonomik bir tercih doğrultusunda, Ürünlerin dağıtımının bugüne
kadar uygulanmış olan sistemden daha verimli ve maliyet yönünden tasarruflu
bir şekilde odaklanarak gerçekleştirilmesinin sağlanmasıdır.
2. Ürün Tedarik Sözleşmesinin 4.3. maddesinde öngörülen pazar payı 600
koşulunu yerine getiren, diğer bir deyişle IMS veri tabanı hükümlerine göre
Türkiye’deki pazar payları %2,5 veya daha fazla olan ecza depoları, Türkiye’de
ilaç dağıtımına ilişkin pazarın tamamına yakınını (yaklaşık %95’ini)
oluşturmaktadır. Gerçekten, IMS veri tabanı hükümlerine göre Türkiye’deki
pazar payı %2,5 veya üzeri olan yedi ecza deposu, yurt çapına yaygın ve etkin
dağıtım ağları ve verimli çalışma yöntemleri sayesinde Türkiye’nin tamamında
ilaç dağıtımı faaliyetlerini gerçekleştirmekte ve satış yapmadıkları hiçbir satış
noktası bulunmamaktadır. Dolayısıyla, pazar payı bakımından zaten
Türkiye’deki satışların neredeyse tamamını içeren bu muhatapların hizmet ettiği
alan da Türkiye’nin tamamıdır. Pfizer, bu ecza depolarının sahip oldukları 610
dağıtım ağından ve etkin çalışma yöntemlerinden daha fazla yararlanarak
Ürünleri yurt çapında daha verimli bir şekilde dağıtacak ve pazar payı %2,5’in
altında bulunan diğer ecza depolarının hem toplam ilaç arzının %5’ini ifade
ediyor olmaları hem de yalnızca onların hizmet verdiği hiçbir satış noktası
bulunmaması sebebiyle pazarda hiçbir etki yaratmaksızın odaklandırdığı
yeniden satış ağı ile önemli maliyet etkinliklerini sağlamış olacaktır. Nitekim,
yukarıda yer verilen oranlar da sözleşmede getirilen objektif kriterin son derece
makul bir düzeyde tutulduğunu açıkça göstermektedir.
07-63/774-281
15
Pfizer halihazırda, sayıları sekseni bulan ancak faaliyetleri diğer daha büyük 620
ölçekli ve profesyonel ecza depolarıyla karşılaştırıldığında önemsiz düzeyde
kalan söz konusu ecza depolarının yaklaşık yarısıyla çalışmakta ve bunların her
biri için kaynak ve istihdam ayırmaktadır. Dolayısıyla, tüketiciler nezdinde
pazarda hiçbir etki doğmaksızın sağlayıcının malları etkin bir dağıtım ağıyla
tüketicilere ulaştırabilmesi sayesinde yaratılacak olan maliyet etkinliği son
derece belirgindir.
3. Söz konusu pazar payı koşulunu yerine getirmeyen ecza depoları
tarafından gerçekleştirilen dağıtım faaliyetlerinin çoğu zaman gerekli profesyonel
istikrarı sağlayamaması dolayısıyla, bu muhatapların Pfizer ile çalışabilmek için 630
%2,5’u aşkın IMS Pazar payını aşkın bir düzeye gelmelerinin talep edilmesi son
derece makul ve yalnızca sınırlı ölçüde de olsa ölçek ekonomisine yönelen bir
basiretli tavrın sonucu olacaktır. Bu yönden, Pfizer ilgili düzenleme sayesinde
daha kurumsal, profesyonel ve çalışma tarzı itibariyle daha etkin teşebbüslerle
çalışma fırsatını değerlendirmiş olacaktır.
Kaldı ki, yukarıda açıklandığı üzere, Ürün Tedarik Sözleşmesi’nin 4.3.
maddesinde öngörülen pazar payı eşiğinin nesnel ölçütlere dayanan ve gayet
düşük bir eşik olması dolayısıyla, herhangi bir ecza deposunun gelecekte ilgili
pazar payı koşulunu yerine getirmesinin ve Pfizer’in bu koşulu yerine getiren 640
ecza depolarıyla çalışmasının önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Bu
yönden, getirilen performans kriteri de tüm yönleriyle amacı gerçekleştirmeye
uygun, rekabeti sınırlamayan, beklenen etkinlik faydaları ile kıyaslandığında son
derece düşük ölçüde etki yaratan, bu etkiyi de yalnızca bazı direkt mal alan
aracılar nezdinde yaratıp tüketiciye hiçbir yansıması olmayan bir kriterdir.
4. Etki bakımından tekrar tekrar vurgulanması gereken husus, Ürün Tedarik
Sözleşmesinin 4.3. maddesinde öngörülen koşulu yerine getiren ecza
depolarının Türkiye’nin tamamına dağıtım yaptıkları ve IMS verilerine göre pazar
payları %2,5’in altında olan ecza depolarının hizmet verdiği tüm noktalara da 650
zaten satış gerçekleştirdikleri hususudur. Diğer bir deyişle, yukarıda açıklanan
ve sayıları sekseni bulan ecza depolarının hizmet verdiği, ancak IMS verilerine
göre pazar payları %2,5’in üzerinde olan yedi adet ecza deposunun hizmet
vermediği hiçbir satış noktası bulunmamaktadır. Bu nedenle, Ürün Tedarik
Sözleşmesinin 4.3. maddesinde öngörülen düzenleme, Ürünlerin herhangi bir
noktaya ulaştırılamaması gibi hiçbir sonuç doğurmayacağı gibi, Ürünlerin yurt
çapına yaygın biçimde, sürekli olarak ve kolay ulaşılabilecek şekilde
bulunabilirliği bakımından herhangi bir tedarik kesintisine yol açmayacak ve
buna bağlı olarak da tüketici refahı ve kamu sağlığı açısından hiçbir eksilmeye
yol açmayacaktır. Söz konusu düzenleme, bunun aksine, yaratacağı maliyet 660
etkinliği ve yukarıda açıklanan dağıtım verimliliği sayesinde Ürünlerin daha etkin
bir şekilde dağıtılabilmelerine olanak verecektir.
5. Ayrıca, Ürün Tedarik Sözleşmesinin objektif nitelik taşıyan ve son derece
düşük ve makul bir pazar payı eşiği öngören hükmü, Pfizer’e dağıtım
faaliyetlerine ilişkin olarak sayıca daha az ve ancak daha kurumsal ve daha
verimli kimliklere sahip teşebbüslerle muhatap olma olanağı sağlayacağı için, bu
durum kamu sağlığı açısından büyük bir tehlike arzeden ve ne yazık ki
ülkemizde çok sık rastlanan sahte, sahte prospektüslü ve ruhsatsız ilaç
07-63/774-281
16
ürünleriyle ve son kullanma tarihi geçmiş ürünlerle mücadelenin çok daha etkin 670
bir şekilde yürütülmesini sağlayarak nihai olarak tüketici refahını artıracaktır.
Bu mücadelede gereken eşgüdüm çok daha kolay ve verimli bir şekilde ve daha
az maliyetle sağlanabileceği gibi Pfizer’ın ve müşterisi konumunda bulunan
teşebbüslerin ilgili mevzuattan kaynaklanan son derece ciddi cezai, idari ve
hukuki sorumluluklarının önüne de daha etkin biçimde geçilmiş olacaktır.
Ayrıca, muhatapların belli bir kalibrede olması sayesinde, Ürünlerin ilgili mevzuat
gereği (örneğin Farmasötik ve Tıbbi Müstahzar, Madde, Malzeme, Terkipler ile
Bitkisel Preparatların Geri Çekilmesi ve Toplatılması Hakkında Yönetmelik 680
hükümleri veya Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Hakkında Yönetmelik
hükümleri çerçevesinde) veya başkaca herhangi bir sebepten ötürü piyasadan
çekilmesinin gerektiği durumlarda atılacak adımlar ve gereken eşgüdüm de
kolaylıkla sağlanabilecek ve hastaların piyasadan çekilmesi gereken Ürünlerden
zarar görmeleri riski en aza indirilebilmiş olacaktır.
Tüm bu açıklamalar dolayısıyla, Ürün Tedarik Sözleşmesinin 4.3. maddesi
hükmü, Pfizer’in ticari muhataplarını serbestçe belirleyebilme serbestisi
çerçevesinde kaleme alınan, tercih edilen çalışma modeli ve verimlilik ilkeleri
çerçevesinde ekonomik açıdan makul ve rasyonel sebeplere dayanan, tüketiciler 690
nezdinde hiçbir olumsuz etkiye yol açmadığı için tüketici refahını hiçbir biçimde
azaltmayan vefakat dağıtım ağında önemli iyileşmelere ve maliyet etkinliğinin
artırılmasına vesile olduğu için toplumsal refahın ençoklaştırılmasına olanak
sağlayan ve Ürünlerin arzında kamu sağlığını tehdit eden unsurların kolaylıkla
tespiti ve önlenmesi hususunda da önemli iyileştirmeler sağlamak suretiyle
aslında tüketici refahını da artıran, tamamen objektif ve makul bir düzenleme
niteliği taşımaktadır...”.
Pfizer’in, Sözleşme’nin 4.3. maddesine ilişkin olarak ayrıntılarına yukarıda yer
verilen görüş yazısında, Sözleşme’nin 4.3. maddesinde getirilen % 2,5 700
oranındaki eşiğin;
Birinci amacının, “…Pfizer’in başlıca önceliği, sözleşme konusu ürünlerin
yurt çapında ve yurdun her yerinde yeterli miktarda, kolay ulaşılabilecek
şekilde ve sürekli olarak bulunmasının en etkin biçimde sağlanması
hedefinin gerçekleştirilebilmesi…” olduğu,
Bu amaca ulaşabilmek için getirilen ve “…son derece düşük ve makul…”
olarak nitelenen % 2.5’luk pazar payı eşiğinin “…bağımsız bir araştırma
kuruluşu olan IMS’nin verilerini temel almasından hareketle...” objektif bir
nitelik taşıdığı, 710
Faydasının “…Söz konusu pazar payı koşulunu yerine getirmeyen ecza
depoları tarafından gerçekleştirilen dağıtım faaliyetlerinin çoğu zaman
gerekli profesyonel istikrarı sağlayamaması dolayısıyla…Pfizer’in
çalışma modeli ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde şekillendirilen ekonomik
bir tercih doğrultusunda, Ürünlerin dağıtımının bugüne kadar uygulanmış
olan sistemden daha verimli ve maliyet yönünden tasarruflu bir şekilde
odaklanarak gerçekleştirilmesinin sağlama…” ve “…sahte, sahte
prospektüslü ve ruhsatsız ilaç ürünleriyle ve son kullanma tarihi geçmiş
07-63/774-281
17
ürünlerle mücadelenin çok daha etkin bir şekilde yürütülmesini sağlama”
olduğu, 720
iddia edilmektedir.
Söz konusu % 2.5’luk pazar payı eşiğinin Pfizer’den ilaç almak isteyen ecza
depoları açısından rakamsal anlamı, 2006 yılı IMS verilerine göre yaklaşık 246
milyon YTL’dir. Bir başka deyişle, Pfizer’den ilaç alabilmek için bir ecza
deposunun 2006 yılı IMS verilerine göre sahip olması gereken ciro miktarı 246
milyon YTL’dir. Bu ciro sınırı ise sadece grup ecza depoları, bir bütün olarak
değerlendirilirse ecza kooperatifleri ve birkaç tane de yerel ecza deposu
tarafından aşılabilmektedir. 730
Sözleşme’nin 4.3. maddesinin ilgili ürün pazarındaki etkilerinden en önemlisi,
ilgili ürün pazarında faaliyet gösteren depolardan yaklaşık seksen tanesinin
Pfizer’den ilaç alamayacak olmasıdır. İlk bakışta onlarca ilaç firması arasından
sadece Pfizer’in ilaçlarının olmamasının bir ecza deposunun faaliyetlerini
olumsuz etkilemeyeceği düşünülebilirse de, gerçekte böyle bir durumun
eczanelere satış yapan depolara etkisi çok büyük olacaktır. Şöyle ki,
nedenlerine yukarıda detaylı biçimde yer verilen telefonla sipariş usulünün
yaygın olduğu günümüz dağıtım sisteminde eczaneler, ilaç siparişlerini mümkün
olabildiğince bölmeden tek bir ecza deposundan karşılama yolunu tercih 740
etmektedirler. İlgili ürün pazarında böyle bir talep yapısı olması, işin arz
kısmında bulunan ecza depolarının da buna kayıtsız kalmamasına neden olmuş
ve ecza depoları, kendilerini ilaç siparişi için arayan eczanelere hayır dememek
için ıtriyat ya da kırtasiye malzemesi bile bulundurur hale gelmişlerdir.
Dolayısıyla, Pfizer gibi çok önemli moleküllere ve eş değeri olmayan ilaçlara
sahip, marka değeri oldukça güçlü olan ve doktorlar tarafından tercih edilen bir
ilaç firmasının, herhangi bir ecza deposunun ürün gamında bulunmaması5,
Pfizer gibi önemli bir firmanın ilaçlarını sipariş verdiği ecza deposunda
bulamayan eczanelerin zamanla bu depolardan tamamen vazgeçmesine ve bu
ecza depolarının pazar dışına çıkmasına neden olacaktır. Çünkü aradığı 750
ilaçların tamamını aynı ecza deposunda bulamayan ve talep esnekliği yüksek
olan eczaneler, verdikleri diğer ilaç siparişlerini de iptal ederek, siparişlerinin
tamamını kendisine sağlayabilecek depolara yönelecektir. Bu durumda,
eczaneler tarafından “Pfizer ilaçları olmayan depolar” olarak adlandırılacak yerel
ecza depolarının iş kaybı, sadece kendi satışları içerisindeki Pfizer ürünlerinin
miktarı kadar değil, diğer siparişlerin de iptal olmasıyla birlikte önemli olan
boyutlara varacaktır.
Ayrıca, Pfizer ilaçları grup ecza depolarının, ecza kooperatiflerinin ya da eşik
üstü kalan yerel ecza depolarının; siparişlerini (Pfizer ilaçlarının kendi çalıştıkları 760
yerel depoların neredeyse tamamında olmaması nedeniyle) bölerek karşılamak
yolunu tercih edecek eczaneleri Pfizer ilaçları almak istiyorlarsa diğer ilaç
siparişlerini de kendi depolarına kaydırmaları hususunda zorlama riski
bulunduğu da göz ardı edilmemelidir ki bu durum, Pfizer ilacı satamadan
pazarda tutunmaya çalışan yerel depoların daha da zor durumda kalması ve
5 Nitekim bu konuda, (..…) Ecza Deposu A.Ş. yetkilisi şu görüşleri beyan etmiştir: “…Pfizer’ın bazı
ilaçlarının alternatifleri olsa da marka olarak çok güçlü konumdadır. Ayrıca bazı durumlarda, tedavinin
etkinliği için doktorlar tarafından Pfizer’ın belirli bir ilacının kullanılması da olarak istenebilmektedir…”
07-63/774-281
18
önemli ciro kayıpları yaşamaları anlamına gelmektedir. Buna ilaveten, ortalama
yıllık karlılık oranları % 3 - %5 civarında olan ve Pfizer ilacını doğrudan
Pfizer’den alamayan yerel ecza depolarının, bu ilaçları Pfizer’in mal verdiği eşik
üstü depolardan temin ederek satması da, söz konusu eşik üstü depoların satış
koşullarının birebir olarak üreticinin (Pfizer’in) satış koşulları kadar avantajlı 770
olamayacağı ve bu depoların Pfizer ilaçlarının üzerine belirli bir kar koymak
suretiyle ilaç satışı yapacağı düşünüldüğünde, eşik altında kalacak yerel depolar
açısından eşik üstü depoların alternatif bir temin kaynağı olarak
nitelendirilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Konunun başka bir boyutu da, her biri Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD)
üyesi olan yabancı ilaç firmalarından birisinin (Pfizer’in) böyle bir pazar payı
eşiğine muafiyet alması durumunda, AİFD üyesi diğer yabancı ilaç firmalarının
da ecza depolarıyla pazar payı eşiği içeren sözleşmeler imzalamak istemesi
ihtimalinin bulunmasıdır. Muhtemeldir ki bu durum, Pfizer ile birlikte diğer ilaç 780
firmalarının da bu yöndeki uygulaması neticesinde hiçbir yabancı ilaç
firmasından ilaç alamayacak yerel ecza depolarının kesin olarak bu pazardan
çıkması anlamına gelecek ve ilgili ürün pazarının grup depolarına, ecza
kooperatiflerine ve birkaç yerel depoya kalmasına neden olacaktır.
Nitekim bu hususlar, ecza depoları ve ecza odaları ile raportörlerce yapılan
görüşmelerde de dile getirilmiş ve yukarıda yapılan tespitleri doğrular nitelikte şu
yorumlar yapılmıştır:
- (………) Ecza Deposu Yönetim Kurulu Başkanı ve şirketin Yönetim 790
Kurulu Üyesi: “…Pfizer’ın IMS verilerine göre pazar payı % 2,5’in
altında olan ecza depolarıyla çalışmaması durumunda, Pfizer ilaçlarını
satamayan depolar yavaş yavaş piyasadan çekileceklerdir. Diğer ilaç
firmalarının böyle bir uygulama içerisine girmesi halinde ise bu süreç
çok daha hızlanacaktır. Bir ilaç deposunda sadece Pfizer ilaçlarının
bulunmaması bile o deponun satışlarını oldukça olumsuz yönde
etkileyecektir. Bu uygulama sonrasında mevcut durumda Pfizer’ın tüm
satışlarımızın içerisindeki payından daha fazla müşteri kaybı
yaşarız…”
- (………) Ecza Deposu Genel Müdür’ü: “…Pfizer’ın IMS verilerine göre 800
pazar payı % 2,5’in altında olan ecza depolarıyla çalışmaması
durumunda biz piyasadan çıkmak durumunda kalırız. Bir ilaç
deposunda sadece Pfizer ilaçlarının bulunmaması bile o deponun
satışlarını oldukça olumsuz yönde etkileyecektir…”
- (………) Ecza Deposu Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısı:
“…Pfizer’ın IMS verilerine göre pazar payı % 2,5’in altında olan ecza
depolarıyla çalışmamasının…eczanelerle çalışan depoları önemli
ölçüde etkileyeceğini düşünmekteyiz. Pfizer’ın bu uygulamasının diğer
büyük ilaç firmaları tarafından da takip edilmesi, eczanelerle çalışan
küçük ecza depolarının belki de tamamen piyasadan silinmesi 810
anlamına gelecektir…”
- (………) Ecza Deposu sahibi: “…(………) Ecza Deposu olarak
eczanelere, telefonla gelen siparişler üzerine satış yapmaktayız.
Pfizer’ın IMS verilerine göre pazar payı % 2,5’in altında olan ecza
depolarıyla çalışmaması, eczanelerle çalışan depoları çok kötü yönde
07-63/774-281
19
etkileyecek ve kapanmamıza yol açacaktır. Pfizer’ın bu uygulamasının
diğer büyük ilaç firmaları tarafından da takip edilmesi halinde ise
eczanelerle çalışan ecza depoları tamamen piyasadan silinecektir…”
- (………) Ecza Deposu ortağı: “…Pfizer’ın IMS verilerine göre pazar payı
% 2,5’in altında olan ecza depolarıyla çalışmaması ve bu uygulamanın 820
diğer ilaç şirketlerince de takip edilmesi halinde biz piyasadan silinmek
durumunda kalırız. Bizim Pfizer ürünlerini % 2.5 üzerinde paya sahip
olan depolardan alıp satmamız da mümkün değildir çünkü kar
edemeyiz. Buna ilaveten, %2.5 üzerinde pazar payına sahip depoların
da bizim gibi depolara mal vermesi söz konusu değildir…”
- (………) Ecza Deposu Yönetim Kurulu Başkanı: “…Pfizer’ın IMS
verilerine göre pazar payı % 2,5’in altında olan ecza depolarıyla
çalışmaması halinde biz piyasadan çıkmak durumunda kalacağımız
gibi bu uygulama sonrası yeni depo açmak da mümkün olmayacaktır.
Çünkü Pfizer ilaçlarını bizim depomuzda bulamayan eczanelerin 830
siparişleri başka depolara kayacaktır. Zira depoların sahip olduğu ürün
çeşidi çok önemlidir. Piyasada yer alan küçük depolar piyasanın
denge unsurunu oluşturmakta ve satışları nispeten daha az olan
eczanelerin de piyasada yer alabilmesine imkan tanımaktadırlar.
Dolayısıyla sadece Pfizer’in ürünlerinin bile bizim gibi depolarda
olmaması, bizim çok büyük satış kaybına uğramamıza ve bu pazardan
çıkmamıza neden olacaktır…”
- (………) Ecza Deposu sahibi: “…Yusufpaşa Ecza Deposu eczanelere
ilaç satışı yapmaktadır. İlaç firmaları bizim gibi daha küçük ölçekli
depolarla teminat usulüyle çalışmasına rağmen büyük depolarla bu 840
şekilde çalışmamakta, büyük depolara ciro primi vermekte ve fiilen
bizim piyasadan çıkmamız yönünde uygulamalar yapılmaktadır.
Mevcut durumda zaten bizim pazar payımızı arttırmamız mümkün
değildir. Pfizer’ın IMS verilerine göre pazar payı % 2,5’in altında olan
ecza depolarıyla çalışmaması halinde ise biz piyasadan çıkmak
durumunda kalacağımız gibi bu uygulama sonrası yeni depo açmak
da mümkün olmayacaktır. Bu uygulamanın diğer ilaç şirketlerince de
takip edilmesi halinde birçok depo piyasadan silinmek durumunda
kalacaktır…”
- (………) Ecza Deposu: “…Pfizer firmasının ilaçları depomuz açısından 850
olmazsa olmazlardandır. Firmanın depomuza ilaç vermemesi
durumunda depomuzun bundan olumsuz etkileneceği şüphesizdir…”
- (………) Ecza Deposu Yönetim Kurulu Başkanı: “…Şayet Pfizer % 2.5
IMS payının altındaki depolara ilaç vermezse: Pazar liderlerinden olan
ve reçete gücüyle ilaç satan, yaklaşık % 5 Pazar payına sahip Pfizer
ilaçları satamamaktan dolayı ilk anda otomatikman ciro kaybı; Pfizer’i
takip edebilecek başka firmaların da ilavesiyle kaybın matematik
olarak artacağı; daha da önemlisi eczaneler üzerindeki imajımızın
menfi etkilenmesi sonucu ticari saygınlığımız azalacak buna olarak da
gerek müşteri sayımız gerekse de eczanedeki payımız hızla 860
düşecektir. Bu durumda IMS payı % 2.5’dan az olan tüm depoların
olduğu gibi Meltem Ecza Deposu’nun da yaşaması mümkün
olmayacaktır…”
- (………) Ecza Deposu yetkilisi: “…Pfizer İlaçları limited Şirketi’nin IMS
verilerine göre pazar payı % 2.5’dan az olan ecza depolarına ilaç
07-63/774-281
20
vermediği takdirde (………) Ecza Deposu olumsuz yönde
etkilenecektir…”
- (………) Ecza Deposu: “…Pfizer gibi firmalar piyasa belirleyici
firmalardır. % 2.5 piyasa payına sahip olmayan depolara malın
verilmemesine kurumunuzun müsaade etmesi durumunda diğer 870
firmalarda bunu takip edecek bize de depomuzu kapatıp gitmek
düşecektir…”
- (………) Ecza Deposu: “…Pfizer ürünlerinin depomuzda olmaması, bie
diğer kanaş depodan temin edilmesi vb. yöntemler hem bu firma
ürünleri hem de diğer firmaların da bu uygulamaya geçebilmesine
imkan tanımasından dolayı bizim gibi Pazar payı kısıtlı olan depoların
piyasadan silinmesine sebep olacaktır…”
- (………) Ecza Deposu: “...Pfizer ürünlerinin depomuz ürün gamında
bulunmaması demek depoculuğumuzun riske girip kapanmasına
kadar gitmesi demektir…” 880
İlgili ürün pazarında aktif olan oyuncu sayısının yaklaşık doksan olan sayısının
çok kısa sürede altı ya da yediye düşecek olması, ilgili ürün pazarının, toplam
payları % (…) olan grup depolarının etkisi altına girecek olması anlamına
gelmektedir. Böyle bir pazar yapısında grup depolarının karşısında kalan ecza
depolarına bakıldığında, bunlardan en büyük olanının 1163 sayılı Kooperatifler
Kanunu hükümlerine göre değişir ortaklı, değişir sermayeli olarak kurulan ecza
kooperatifleri olduğu görülmektedir. İstanbul, Bursa ve İzmir’de bulunan
kooperatiflerin üyeleri eczanelerden oluşmaktadır. Ancak bu kooperatiflerin
sermeye yapısının grup ecza depoları kadar güçlü olmadığı, kooperatiflerin kar 890
amacı gütmediği ve işletme masrafları hariç tüm karını üyeleri olan eczanelere
aktardığı düşünüldüğünde, ecza kooperatiflerinin güçlü bir yabancı ortağa sahip
Hedef-Alliance ecza deposu ve halka açılmış olan Selçuk ecza deposu
karşısında önemli bir rakip olarak nitelenemeyeceği ve grup ecza depolarının
yapacağı agresif satış kampanyalarına cevap verebilecek sermaye yapısına
sahip olmadığı düşünülmektedir. Ecza kooperatifleri haricinde kalan Galenos
Ecza Deposu, Nevzat Ecza Deposu ve Dilek Ecza Deposu’nun sahip oldukları
toplam (…) milyon YTL’lik ciro, % (…)’lik pazar payı, sınırlı sayıdaki şube ve
sınırlı miktardaki (yerli) sermayeleriyle, yaklaşık (……….) YTL ciro ve % (…)’lik
pazar payına sahip, tüm Türkiye’de örgütlenmiş ve yabancı ortağı bulunan ya da 900
halka açık olan grup ecza depoları karşısında yeterli rekabetçi baskıyı
yaratamayacakları; bu nedenle, söz konusu yerel ecza depolarının, mevcut
durumda olduğu gibi grup depoları ile kıyasıya rekabet etmek yerine, grup
depolarını (pazar liderlerinin) izleyerek faaliyetlerine devam ettiği oligopol bir
pazar yapısının oluşacağı görülmektedir.
Sözleşme’nin 4.3. maddesinde yer alan pazar payı eşiğinin ele alınması gereken
bir diğer boyutu ise objektif olarak nitelendirilen % 2.5’luk pazar payı eşiğin
ulaşılabilir olup olmadığıdır. Dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde olan
teşebbüslerden sağlayıcı konumda olanlar, zincirin daha alt kısımlarında 910
bulunan piyasa oyuncularına yapacakları satışın çerçevesini çizecek nitelikte
dikey anlaşmalar yaparlarken, sağlayıcı diğer bir deyişle güçlü taraf olmanın
kendilerine verdiği avantajı kullanarak alıcı taraflara çeşitli şartlar empoze
ederler. Bu şartlar tespit edilirken, sağlayıcı konumdaki teşebbüsler tarafından
dikkat edilmesi gereken en önemli husus, bu şartların, objektif olduğu kadar aynı
07-63/774-281
21
zamanda ulaşılabilir nitelikte de olmasıdır. Bu bağlamda, Sözleşme’nin 4.3
maddesinde atıf yapılan IMS verileri de esas itibarıyla objektif olmakla birlikte,
bu kriterin ulaşılabilirliği hususunda ciddi soru işaretleri bulunmaktadır.
Dolayısıyla bugün % 2.5 pazar payı eşiğinin objektif ve ulaşılabilir olduğu ve
pazar dışına itilen yaklaşık seksen deponun bu durumunun söz konusu eşiğin 920
olağan sonucu olduğu hususunda bir yorum yapılması durumunda, gelecekte %
5 (yaklaşık 480 milyon YTL ciroya tekabül etmekte), % 7.5 (yaklaşık 720 milyon
YTL ciroya tekabül etmekte) hatta % 10 (yaklaşık 960 milyon YTL ciroya tekabül
etmekte) gibi eşiklerin getirilmesi ve pazarda sadece iki ya da üç depo
bırakılması durumunda, daha evvelden yaklaşık seksen deponun pazardan
çıkmasına neden olabilecek bir eşiğe olumlu bakılması nedeniyle, getirilen yeni
ve daha yüksek pazar payı eşiklerinin olumsuz etkileri olacağını ileri sürmenin
mümkün demenin önünde bir engel kalmamaktadır.
Bununla beraber, ilgili ürün pazarında bu gibi bir pazar payı eşiği getirilecekse 930
bu eşiğin adil, objektif ve ulaşılabilir olmasının sınırı nedir sorusunun cevabının
da rekabet hukuku uygulamalarıyla verilmesi mümkün değildir. Diğer bir deyişle,
bu eşiğin miktarının da rekabet otoritesi tarafından takdir edilmesi uygun
değildir. Çünkü, Rekabet Kurulu tarafından böyle bir eşik tespiti yapılması
durumunda Kurul’un, belirlenen eşiğin hemen altında kalan teşebbüslerin
(örneğin eşik % 2.5 tespit edilmişse neden % 2.3 ya da % 2.1 olmadı; eşik % 2
olarak tespit edilmişse neden % 1.9 ya da % 1.6 olarak tespit edilmedi) her
birinin aynı anda tatmin edilmesinin mümkün olmadığı bir tartışmanın içine
çekilmesi kaçınılmazdır. Bu bağlamda, rekabet otoritelerinin görevi, eşik tespiti
uygulamasına salt rekabet hukuku penceresinden bakmak ve tespit edilen eşiğin 940
objektif kriterlere dayanıp dayanmadığını, bu kriterlere ulaşılıp
ulaşılamayacağını, bu eşiğin pazardaki oyuncu sayısını azaltıp azaltmayacağını
ya da bu eşiğin pazara giriş engeli yaratıp yaratmayacağının tespit edilmesi
olmalıdır.
Konuya ilişkin olarak (……) Ecza Deposu, (…) Ecza Deposu ve (…) Ecza
Deposu yetkililerinin de bu konudaki ortak görüşü “…küçük ecza depolarının
veya pazara yeni girmesi muhtemel depoların bugünkü sağlık sistemi ve ilaç
dağıtım pazarının mevcut kompozisyonunda 250 trilyon ciroyu aşması mümkün
değildir…” şeklinde raportörlerce tutanaklara geçirilmiştir. Sonuç olarak, her ne 950
kadar Sözleşme’nin 4.3. getirilen pazar payı eşiği için atıfta bulunan IMS verileri
objektif bir nitelikte olsa da, bu maddenin rakamsal ifadesi olan 246 milyon
YTL’nin, böyle bir sisteme izin verilmesi durumunda Pfizer gibi önemli bir
firmadan da mal alamayacak konuma gelecek olan “eşik altı” ecza depoları veya
piyasaya yeni girecek olan ecza depoları tarafından ulaşılamayacak ölçüde
yüksek olarak tespit edilmiş bir kriter olduğu; bu nedenle, söz konusu kriterin,
yaklaşık doksan olan mevcut oyuncu sayısını kısa sürede altı ya da yedi ecza
deposuna düşürmek suretiyle halihazırdaki rekabetçi yapının nedeni olan yerel
ecza depolarını pazardan dışarı çıkarılmasına hizmet ettiği gibi, pazara yeni giriş
yapmak isteyen depolar açısından da pazara önemli bir giriş engeli olduğu 960
görülmektedir.
Her ne kadar zamanla mevcut ecza depolarının sayısının azalması beklense de,
bu azalmanın ekonominin olağan işleyişine (doğal seleksiyona) bırakılması
gereken bir husus olduğu, etkin çalışmayan ya da kurumsallaşamayan ecza
07-63/774-281
22
depolarının da zamanla ekonominin çarkları içinde kendiliğinden pazardan
çıkmasının kaçınılmaz olduğu düşünülmektedir. Nitekim 15 yıl önce yaklaşık üç
yüz olan depo sayısının bugün doksan civarında olması, bugün sayısı doksan
olan ecza deposu sayısının gelecekte on ya da on beşe düşebilecek olmasının
en büyük kanıtıdır. Ancak burada gözde kaçırılmaması gereken noktanın, ecza 970
depoların sayısındaki azalmanın doğal yollarla olması gerektiği, dolayısıyla, bu
azalmayı suni biçimde, çok kısa bir sürede ve nerdeyse depoların tamamı için
gerçekleştirebilecek düzenlemelerin ya da uygulamaların kabul edilemez olduğu
anlaşılmaktadır.
H.4.2. Olası Bir Menfi Tespit/Muafiyet İzni Sonrasında Sözleşme’nin 4.3.
Maddesinin İhaleci Ecza Depoları Bakımından Etkisi
İhaleci depolar, eczanelere satış yapan depolardan farklı olarak, devlet ve
üniversite hastanelerinin açtığı ihalelere girmek ve ihalesini kazandıkları devlet 980
veya üniversite hastanelerinin ihale konusu ihtiyaçlarını, belirlenen koşul ve
sürelerde karşılamakla yükümlü olan depolardır.
Ülkemizdeki hastanelerin yatan hastaların ilaç ihtiyaçlarının temin edilmesine
ilişkin olarak 4734 sayılı Kamu İhale Kanun’da değişiklik yapılmasına ilişkin olan
5680 sayılı “Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, 1.6.2007 tarihinde TBMM’de
görüşülerek kabul edilmiştir. Söz konusu değişikliğin gerekçesi şu şekildedir:
“…Madde Gerekçeleri: 990
Madde 1-4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ilave edilen ek madde ile
mevcut halinde yer almayan ancak Avrupa Birliği direktiflerinde ve üye ülkelerde
uygulama alanı bulunan çerçeve sözleşmeler imkanı sağlanmaktadır.
Çerveçeve sözleşmeler ile idarelerin sürekli biçimde ihtiyaç duydukları mal ve
hizmet alımlarını her defasında ihale işlemlerinin bütün safhalarının
tekrarlanması yerine, çerçeve sözlşemeye taraf olan isteklilerden sadece fiyat
teklifi almak suretiyle daha çabuk ve gereken miktarda temin etmeleri imkanı
sağlanmaktadır…
Madde 2- 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 6.
maddesinde yapılan değişiklik ile…çerçeve sözleşme ve kısa sözleşme, 4735 1000
sayılı Kanun’daki sözleşme türlerine eklenmektedir…”
Söz konusu değişikliklerin uygulanmasıyla birlikte, başta devlet hastaneleri
olmak üzere ilaç alımlarını 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleri
çerçevesinde yapmakta olan kamu sağlık kurum ve kuruluşları yatan hastalar
için, çerçeve sözleşmeye taraf olan tedarikçi veya hizmet sunucuları (ihale
depoları) tarafından sunulan iskonto teklifleri ekonomik açıdan en avantajlı
olandan başlamak suretiyle en az üç en fazla yirmi beş teklif sahibi olacak
şekilde yapılan listedeki sağlayıclarla, süresi yirmi dört ayı geçmemek üzere
çerçeve sözleşme imzalama olağına sahip olacaklardır. 1010
Söz konusu değişikliklerin uygulama esaslarının henüz belirlenmemiş olmasına
rağmen, değişiklik metninden ve değişiklik gerekçesinden anlaşıldığı kadarıyla,
ihaleci depoların açılan ihalelere girmek ve çerçeve sözleşme imzalayabilmek
için açtığı ihalelerde en yüksek iskontoyu veren ecza deposundan başlanacak
07-63/774-281
23
şekilde en az üç ecza deposunun bulunacağı bir sıralama yapılacağı ve bu
sıralamada birinci olan ecza deposu ile ihaleyi yapan hastane arasında, bugün
eczaneler ile depolar arasında bulunan telefonla sipariş sistemi benzeri bir
tedarik sistemi sistemi kurularak, hastane eczanelerinin hem ilaçların miat
sorunu hem de stok maliyeti gibi maliyetlerden kurtarılmasının hedeflendiği 1020
anlaşılmaktadır.
Ancak söz konusu değişikliklerin uygulanması aşamasında, başvuru konusu
Sözleşme’nin 4.3. maddesinde öngörülen % 2.5’luk pazar payı eşiği sebebiyle;
5680 sayılı Kanun’un 1. maddesindeki “…İstekliler (ihaleci depolar)
yeterliliklerinin devam ettiğini oniki ayda bir belgelendirir. Yeterliliği
devam etmeyenlerin…çerçeve sözleşmesi fesh edilir…” hükümünden
yola çıkılarak, eşik altı kalmaları nedeniyle Pfizer’den mal alamayacak
olan ihaleci depoların hastanelerin Pfizer marka ilaç ihtiyaçlarını 1030
karşılayamacak olmaları nedeniyle yeterliliklerini kaybetme durumunun
ortaya çıkabileceği,
Söz konusu ihale depolarının % 2.5’luk pazar payı eşiği neticesinde
yeterliliklerini kaybetmesi ve bu ihalelere girememeleri durumunda,
pazardaki oyuncu sayısının hatırı sayılır biçimde düşecek olması
nedeniyle ihale depoları arasındaki rekabetin önemli ölçüde azalacağı,
İhale depoları arasındaki rekabetin ortadan kalkması halinde, yaklaşık
1.8-2 milyar YTL büyüklüğü olan yatan hastaların ilaç ihtiyaçlarının
karşılandığı pazarda (ortalama %1’lik bir iskontonun 18 milyon YTL
anlamına geldiği düşünüldüğünde) kamunun önemli zararlara uğraması 1040
ihtimali bulunduğu,
% 2.5’luk pazar payı eşiğinin, eşik üstünde kalan depolardan ilaç
almanın ihalelerde teklif vermek için alternatif bir temin kaynağı
olmaması nedeniyle, pazardaki ihale deposu sayısını azaltıcı bir etkisi
olması yanında, potansiyel olarak ihale depoculuğu pazarına girmek
isteyen teşebbüslerin de pazara girişlerini engelleyeceği,
Pfizer’in başvurusuna verilecek olası bir muafiyet ile diğer yabancı ilaç
firmalarının da ecza depoları ile belirli pazar payı eşikleri içeren
düzenelemeler yapması durumunda bu depoların, Pfizer marka ilaçların
temini için ihalelere girememelerine rağmen Kanun’da öngörülen 1050
yeterliliklerini kaybetmediği varsayılsa bile, hiçbir yabancı ilaç firması için
ihalelere teklif verememe riskinin ortaya çıkabileceği,
görülmektedir. Nitekim bu husus, “…Pfizer’ın IMS verilerine göre pazar payı %
2,5’in altında olan ecza depolarıyla çalışmaması halinde daha çok eczanelerle
çalışan ecza depoları bu uygulamadan olumsuz yönde etkilense de ihale
usulüyle çalışan ecza depoları da olumsuz etkilenecektir. Bu uygulama hayata
geçerse, Pfizer ürünleri bulunana ihalelere biz fiyat atamayız. Bizim Pfizer
ürünlerini % 2.5 üzerinde paya sahip olan depolardan alıp satmamız da mümkün
değildir. Zira bu durumda kar edemeyiz…” şeklindeki beyanı ile ihaleci bir ecza
deposu olan (…) Ecza Deposu yetkilisi tarafından da doğrulanmaktadır. 1060
Sonuç olarak, başvuru konusu Sözleşme’nin 4.3. maddesinde yer alan % 2.5’luk
pazar payı eşiğinin, özellikle de yeni değişen sistem neticesinde, ihaleci depoları
ve dolayısıyla da ilaç ihtiyaçlarını ihale karşılayacak devlet ve üniversite
hastaneleri olumsuz yönde etkileyeceği anlaşılmaktadır.
07-63/774-281
24
H.4.3. Olası Bir Menfi Tespit/Muafiyet İzni Sonrasında Sözleşme’nin 4.3.
Maddesinin Eczaneler Bakımından Etkisi
Sözleşme’nin 4.3. maddesinin eczanelere satış yapan depolara olan etkisi 1070
anlatılırken detaylı biçimde bahsedildiği üzere, son yıllarda ilaç sayısının
artması, ilaç sayısının artışına bağlı olarak stok maliyetlerinin artması ve ilaçların
miat sorunu gibi nedenlerle eczaneler, ilaç dağıtımı pazarında özellikle yerel
ecza depolarının grup depoları karşısında yarattığı rekabet ortamından da
faydalanarak minimum stokla çalışmak ve miat sorunuyla karşılaşmamak için
ecza depolarıyla telefonla sipariş esasına dayanan bir tedarik sistemi kurmuştur.
Bu sistem sayesinde, eczaneler, bir kalem ilaç siparişi için dahi ecza depolarını
aramakta ve verilen sipariş bir kalem dahi olsa ecza depoları tarafından
eczanelere kısa sürede ulaştırılmaktadır. Bu durum, eczanelerin üzerinden
önemli bir mali yükün kalkmasına ve bu yükün, istemeseler de eczanelere satış 1080
yapan depolara geçmesine neden olmuştur.
Buna ilaveten, sosyal güvenlik kuruluşları tarafından yapılan geri ödemelerinin
oldukça uzun zaman alması nedeniyle, öz sermayeleri yeterince güçlü olmayan
ya da satış rakamları mütevazi ölçülerde olan eczanelerin, kendi
sermayelerinden karşılayamadıkları bu ödemeleri ya banka kredisi almak
suretiyle ödemelerine ya da banka kredisi de alamayanların borçlarını
ödeyemeyerek temerrüde düşmesine neden olmaktadır. Bu noktada, ilaç
dağıtımı pazarındaki rekabet ortamının etkisi eczaneler lehine bir kez daha
ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki, yerel ecza depoları, ecza kooperatifleri ve grup 1090
depoların arasındaki yoğun rekabet nedeniyle, bu depolara karşı vadesi gelen
ödemeleri bulunduğu halde ecza depolarına verdiği çekler, sosyal güvenlik
kuruluşlarından geri ödeme yapılmaması nedeniyle bir anlamda karşılıksız olan
eczanelerin bu çekleri işleme konmamakta veya bu eczanelerin borçları sosyal
güvenlik kuruluşlarından geri ödeme yapılacak tarihe kadar ertelenmektedir. Bir
anlamda bu tür eczaneler, ilgili ürün pazarındaki rekabet nedeniyle ecza
depoları tarafından finanse edilmektedir.
Tüm bunlara ilaveten, ecza depoları, mevcut piyasa yapısında ilaç firmalarından
aldıkları promosyonları bire bir olarak eczanelere yansıtmakta, hatta kimi zaman 1100
eczaneleri ellerinden kaçırmamak için bu promosyonların yanında kendi
karlarından feragat ederek çeşitli ilave promosyonlar vermektedir. Dolayısıyla,
ilacın satışına ilişkin depolar tarafından verilen hizmetlere ilaveten ilacın satış
koşulları da (yoğun rekabet nedeniyle) eczaneler lehine olacak biçimde tespit
edilmektedir.
Başvuru konusu Sözleşme’nin 4.3. maddesi ile getirilen pazar payı eşiği
neticesinde, ilgili ürün pazarında grup depoları ve ecza kooperatifleri karşısında
birer denge unsuru olan yerel ecza depolarının yaklaşık seksen tanesinin
pazardan çıkması durumunda, eczanelerin; 1110
Satış hacmi veya öz sermaye açısından güçlü olmayanların finanse
edilmelerinin son bulması yanında, ödemelerin zamanında yapılmasını
sağlamak için eczanelerin risklerine göre belirli miktarlarda teminat
mektubu vermesi,
07-63/774-281
25
Eczanelere sağlanan hizmetlerin maliyetlerinin tamamının ya da bir
kısmının eczanelere yüklenmesi (örneğin eczanelere günde beş sefer
yapılan ilaç servislerinin bire düşürülmesi, bir kalem için bile yapılan ilaç
servisinin minimum sayıda ilaç siparişine bağlanması, belirli bir parasal
miktarın altında kalan ilaç servisinin tamamen ortadan kaldırılarak 1120
ilaçların eczaneler tarafıdan alınması uygulaması getirilmesi vb.)
Satış hacmi ve ciro bakımından güçlü olan eczanelere farklı şartlar ve
avantajlar sunularak, dolaylı olarak eczaneler arasında ayrım yapılması
ve güçsüz eczanelerin pazar dışına itilmesi,
söz konusu olacaktır.
Gerekli mali güce sahip olmayan belirli sayıda eczanenin, yerel depoların büyük
bölümünün ilaç dağıtımı pazarının dışında kalmasına müteakip, pazardan
çıkması söz konusu olacaktır ki bu durum, ilacın mümkün olabildiğince en 1130
yaygın biçimde ve kolaylıkla halk tarafından erişilebilir olması ilkesiyle
bağdaşmamaktadır. Bu konuda (…….), (…….) ve (…….) Eczacı Odası
başkanları ve ecza depolarının görüşleri şu şekildedir:
- (…….) Eczacılar Odası Başkanı: “…Pfizer’ın IMS verilerine göre pazar
payı % 2,5’in altında olan ecza depolarıyla çalışmaması halinde
eczaneler de doğrudan etkilenecektir… bu uygulama sonrasında bu
firmaların daha da güçlenecek olması nedeniyle çok küçük cirolar ile
devletten alacağı ödemelere dayanarak çalışan eczaneler de çok zor
durumda kalacaktır…” 1140
- (…….) Eczacılar Odası Başkanı: “…Pfizer’ın IMS verilerine göre pazar
payı % 2,5’in altında olan ecza depolarıyla çalışmaması halinde
eczanelerin yanı sıra vatandaşlar da bu uygulamadan etkilenecektir.
Çünkü bu uygulamanın sonrasında depoların ve eczanelerin
sayısında azalma yaşanacağından, vatandaşa mevcut durumda
olduğu kadar etkin bir hizmet sağlanamayacaktır. Ayrıca küçük ecza
depoları tüm ilçelere hatta köylere kadar dağıtım yapmaktadırlar.
Mevcut durumda ilaç firmaları küçük depolara zorlu ticari koşullar
sunmakta ve bu depoları zaten zor durumda bırakmaktadırlar. Üstelik
diğer ilaç firmalarının benzer bir uygulama yapması halinde birçok 1150
depo piyasadan çıkmak durumunda kalacaktır. Şu anda pazarın %
80’ine sahip olan iki depo daha çok cirosu yüksek eczanelerle
çalışmakta ve bu eczanelerin sattıkları ürünlerin çoğunluğunu
kendilerinden tedarik etmesi halinde özel indirimler veya vadeler
tanımaktadırlar. Dolayısıyla bu uygulama sonucunda ilaç dağıtım
pazarında tekelleşme ortaya çıkacaktır. Ayrıca eczanelerin bir
kısmının da kapanacağını düşünmekteyim…”
- (…….) Eczacılar Odası Başkanı: “…Pfizer’ın IMS verilerine göre pazar
payı % 2,5’in altında olan ecza depolarıyla çalışmaması halinde
eczaneler doğrudan etkilenecektir. Büyük ölçekli depolar, 1160
eczanelerden çeşitli teminatlar alarak çalışmaktadırlar. Tarafların ticari
ilişkilerinde bir sorun yaşanması halinde ise eczaneler küçük ölçekli
depolara yönelmektedir. Çünkü küçük ölçekli depolar eczanelerle bu
şekilde bir teminat alarak çalışmamaktadırlar. Söz konusu küçük
ölçekli ecza depolarının piyasadan bu şekilde çıkarılması halinde,
07-63/774-281
26
ileride pazara hakim olacak depoların çok küçük cirolar ile çalışan ve
devletten alacağı ödemelere dayanarak çalışan eczaneleri de çok zor
durumda bırakacaktır…”.
- (…….) Ecza Deposu Yönetim Kurulu Başkanı ve şirketin Yönetim
Kurulu Üyesi: “…Son olarak eczaneler de bu uygulamadan 1170
etkilenecektir. Zira şu anda sadece bizim depomuzla çalışan
eczaneler bulunmaktadır. Özellikle tek depoyla çalışan eczaneler
daha olumsuz etkilenecektir…”
- (…….) Ecza Deposu Genel Müdürü: “…Bu uygulamanın hayata
geçmesi halinde ilaç dağıtım pazarında tekelleşme olacaktır. Zira
piyasada yer alan biz ve bizim gibi depolar piyasanın denge unsurunu
oluşturmakta ve satışları nispeten daha az olan eczanelerin de
piyasada yer alabilmesine imkan tanımaktadırlar…”
- (…….) Ecza Deposu sahibi: “…Pfizer’ın bu uygulamasının diğer büyük
ilaç firmaları tarafından da takip edilmesi halinde ise eczanelerle 1180
çalışan ecza depoları tamamen piyasadan silinecektir. Hatta depoların
piyasadan bu şekilde çıkarılması halinde, ileride pazara hakim olacak
depoların çok küçük cirolar ile çalışan ve devletten alacağı ödemelere
dayanarak çalışan eczaneleri de çok zor durumda bırakacağı ve
Türkiye’deki eczanelerin en az % 50’sinin batırılabileceğini
düşünüyorum…”
- (…….) Ecza Deposu Yönetim Kurulu Başkanı: “…Ayrıca bu uygulama
sadece ilaç depolarını değil Türkiye çapındaki eczaneleri de olumsuz
yönde etkileyecektir…”
- (…….) Ecza Deposu Yönetim Kurulu Başkanı: “…Piyasada yer alan 1190
küçük depolar piyasanın denge unsurunu oluşturmakta ve satışları
nispeten daha az olan eczanelerin de piyasada yer alabilmesine
imkan tanımaktadırlar…”
- (…….) Ecza Deposu sahibi: “…Bu uygulama sadece ilaç depolarını
değil Türkiye çapındaki eczaneleri de olumsuz yönde etkileyecektir.
Çünkü büyük depoların isteyeceği teminatları karşılayamayacak birçok
eczane bulunmaktadır…”
Bu bağlamda, Pfizer’in başvurusu için olası bir muafiyet izni verilmesi
durumunda ilgili ürün pazarında yaşanacak değişim neticesinde grup depoları 1200
hariç % 2.5’lık eşik üstünde kalan depoların hiç birisinin, yanlarında pazardaki
denge unsuru olarak nitelendirilebilecek yerel ecza depoların yokluğunda, grup
depoları gereken rekabetçi ortamı yaratamayacağı ve grup depolarının
eczaneler açısından pazardaki koşulları tayin eden depolar haline geleceği
görülmektedir. Bunun sonucunda, yerel depoların hâlihazırda yaratmış olduğu
rekabet neticesinde eczanelere verilen ve depolar açısından her birisi ayrı birer
maliyet kalemi olarak nitelendirilebilecek birçok hizmetin (örneğin telefonla ilaç
siparişi, eczanelere sağlanan ödeme kolaylıkları vb.) verilmeyeceği veya
koşulları ağarlaştırılarak verilir hale geleceği6 ya da daha mevcut durumda söz
konusu olmayan bazı ekonomik taleplerin (örneğin eczanelerden teminat 1210
6 İlgili ürün pazarının mevcut işleyişinde, ecza depoları, ilaç firmalarından aldıkları promosyonları birebir
olarak eczanelere yansıtmakta, hatta kimi zaman yaşanan yoğun rekabet nedeniyle bu promosyonları
kendi karlarından feragat etmek suretiyle artırmaktadır. Ancak ilgili ürün pazarında bahsi geçen değişiklikler
yaşanması durumunda, zaman zaman kendi karlarından bile feragat edecek derecede promosyon yapan
ecza depolarının, bu promosyonları eczanelere sınırlı olarak yansıtmaları ve bu sayede ilave karlar
sağlamaları mümkün hale gelecektir.
07-63/774-281
27
istenmesi) ortaya çıkabileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda, ilgili ürün pazarının
mevcut işleyişinde ecza depolarının eczanelere olan muhtaçlığının, yerel
depoların dolayısıyla da rekabetin belirli bir süre sonunda büyük ölçüde ortadan
kalkması ile eczanelerin ecza depolarına muhtaçlığı şeklinde değişime
uğramasının kaçınılmaz olacağı görülmektedir.
H.4.4. Menfi Tespit Değerlendirmesi
Bildirime konu Sözleşme’nin,
1220
- 4.3. maddesinde Pfizer’ın Türkiye’deki pazar payı %2,5’in üzerinde
olan ecza depolarıyla çalışacağı konusunda hüküm getirilmesi,
- 8.7. maddesi ile Dilek Ecza Deposu’nun müşterilerince yapılacak
satışlara kısıtlama getirilmesi,
nedeniyle menfi tespit belgesi verilemeyeceği düşünülmektedir.
H.4.5. Dikey Anlaşmalar Grup Muafiyeti Tebliği Açısından Yapılan
Değerlendirme
1230
Başvuru konusu Sözleşme, Pfizer ve/veya bağlı şirketleri tarafından üretilen
veya ithal edilen “Pfizer” markalı ilaçların Dilek Ecza Deposu’na satışı konusuna
ilişkin tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenlemektedir.
Bilindiği üzere, 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği
(2002/2 sayılı Tebliğ) üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet
gösteren iki ya da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetlerin
alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmaları
kapsamaktadır. Dolayısıyla mevcut veya potansiyel rakip olan teşebbüsler
arasında yapılan anlaşmalar, kural olarak 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında 1240
değerlendirilmemektedir. Bu çerçevede, Pfizer’ın beşeri ve hayvan sağlığı
ürünlerinin üretimi, alımı ve satımı alanında faaliyet gösterdiği, Dilek Ecza
Deposu’nun ise beşeri ve hayvan sağlığı ürünlerinin alım satımı alanında faaliyet
gösterdiği dikkate alındığında, Pfizer ile Dilek Ecza Deposu arasında akdedilen
Sözleşme’nin 2002/2 sayılı Tebliğ’in “Kapsam” başlıklı 2. maddesindeki
“…Ancak sağlayıcının anlaşma konusu malların hem üreticisi hem de dağıtıcısı
olduğu, alıcının ise bu mallarla rekabet eden malların üreticisi değil dağıtıcısı
olduğu dikey anlaşmalar bu Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanır…”
şeklindeki tanıma uygun düştüğü ve söz konusu “Ürün Tedarik Sözleşmesi”nin
mezkur Tebliğ kapsamında bir dikey anlaşma olarak değerlendirilebileceği 1250
görülmektedir.
Başvuru konusu Sözleşme’nin 2002/2 sayılı Tebliğ hükümleriyle uyumlu
olmayan iki maddesi bulunduğu görülmektedir. Bunlardan ilki, Pfizer’in IMS
verilerine göre % 2.5 oranındaki pazar payının altında paya sahip olan ecza
depoları ile çalışmayacağını diğer bir deyişle bu depolara ilaç satmayacağını
düzenleyen 4.3. maddesidir. Bu düzenleme ile, Pfizer’in istediği teminat miktarı,
ödeme şekli ve vade gibi tüm koşullara uyumlu olarak çalışmak suretiyle
Pfizer’den ilaç alımı yapan bir çok deponun, Sözleşme’nin yürürlüğe girmesi
durumunda Pfizer’den ilaç alamaz hale gelecektir. Dolayısıyla bu düzenlemenin, 1260
07-63/774-281
28
Pfizer’den halihazırda ilaç alabilen ecza depolarının büyük bir bölümünün7
Sözleşme uygulanmaya başlandıktan kısa bir süre ilgili ürün pazarı dışında
kalması noktasına kadar önemli etkileri olabileceği de dikkate alındığında,
2002/2 sayılı Tebliğ’in 4/b maddesinde yer alan ve taraflar arasında akdedilen
dikey anlaşmalarda bulunmasına izin verilen düzenlemeler haricinde kalan ve
ilgili ürün pazarında rekabeti büyük ölçüde ortadan kaldıracak nitelikte etkileri
olabilecek bir düzenleme olduğu ve bu nedenle, Sözleşme’nin 4.3. maddesinin
2002/2 sayılı Tebliğ hükümleri çerçevesinde değerlendirilemeyeceği
anlaşılmaktadır.
1270
Başvuru konusu Sözleşme’nin 2002/2 sayılı Tebliğ ile uyumlu olmayan diğer bir
maddesi de, “İşbu Sözleşme konusu Ürünleri, Türkiye Cunhuriyeti sınırları içinde
satış için paketlenmiştir. Müşteri işbu Sözleşmeye konu Ürünleri, Türkiye dışına
satacağını veya satabileceğini bildiği veya Türkiye dışına satacağı veya
satabileceği yönünde makul sebepler bulunan herhangi bir kişiye, ilk olarak söz
konusu kişinin Ürünlerin ihracına yönelik kısıtlamaya uymasını sağlamadıkça
satmayacak, devretmeyecek veya dağıtmayacaktır. Müşterinin söz konusu
yükümlülüğüne aykırı davranması durumunda Pfizer, takdiri münhasıran
kendinde olmak üzere, Müşterinin söz konusu yükümlülüğüne bir kez daha
aykırı davranmayacağına kanaat getirdiği ana kadar Müşteriye ürün tedarikini 1280
kesme hakkına sahiptir.” şeklinde düzenlenmiş 8.7. maddesidir. Bu madde ile,
Dilek Ecza Deposu’na Sözleşme konusu ürünleri Türkiye dışına satacağını
bildiği veya satacağı yönünde makul sebepler bulunan herhangi bir müşteriye
satmama yükümlülüğü getirilmektedir.
2002/2 sayılı Tebliğ ‘in 4/b maddesi uyarınca, ilgili hükümde belirtilen istisnai
haller dışında, alıcının sözleşme konusu mal veya hizmetleri satacağı bölge ya
da müşterilere ilişkin kısıtlama getirilmesi anlaşmayı 2002/2 sayılı Tebliğ ile
tanınan grup muafiyetinin dışına çıkaracaktır. 2002/2 sayılı Tebliğ’in 4/b-1
maddesinde belirlenen ilk istisna uyarınca, “Alıcının müşterilerince yapılacak 1290
satışları kapsamaması kaydıyla, sağlayıcı tarafından kendisine veya bir alıcıya
tahsis edilmiş münhasır bir bölgeye ya da münhasır müşteri grubuna yapılacak
aktif satışların kısıtlanması” yönünde bir düzenlemenin Sözleşme’de hükme
bağlanması, Sözleşme’yi 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinin
dışına çıkarmayacaktır ve bu bağlamda Sözleşme 2002/2 sayılı Tebliğ ile
tanınan grup muafiyetinden yararlanabilecektir.
Yukarıda anılan istisnai düzenlemede “Alıcının müşterilerince yapılacak satışları
kapsamaması kaydıyla...” ifadesi yer almaktadır. 2002/2 sayılı Tebliğ’in
Açıklanmasına Dair 30.6.2003 tarih ve 03-46/540-M sayılı Rekabet Kurulu 1300
Kararı’nın (Kılavuz) 2.2. bölümü uyarınca “Alıcının müşterilerince yapılacak
satışları kapsamaması kaydıyla...” ifadesiyle anlatılmak istenen sağlayıcı
teşebbüsün sadece alıcı tarafından gerçekleştirilen aktif satışları
engelleyebileceği hususudur. Alıcının müşterileri tarafından gerçekleştirilecek
aktif satışların sınırlandırılmasına yönelik alıcıya herhangi bir yükümlülük
getirildiği takdirde, anlaşmanın grup muafiyetinden yararlanması mümkün
olmayacaktır. Bir başka ifadeyle, sağlayıcı ile alıcı arasındaki dikey anlaşmaya
taraf olmayan ve mal veya hizmetleri alıcıdan sağlayan müşteriler, söz konusu
7 Pazar payı % 2.5 oranının altında olan yaklaşık seksen ecza deposu.
07-63/774-281
29
mal veya hizmetleri aktif-pasif satış ayırımı olmaksızın diledikleri gibi satabilme
özgürlüğüne sahip olarak değerlendirilmektedir. 1310
Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında, başvuru konusu Sözleşme’nin 4.3. ve 8.7.
maddelerinin, sırasıyla 2002/2 sayılı Tebliğ’in 4/b ve 4/b/1. maddeleri ile uyumlu
olmaması sebebiyle, 2002/2 sayılı Tebliğ hükümlerinden yararlanamayacağı
sonucuna varılmıştır.
H.4.6. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un “Muafiyet” başlıklı 5. maddesinde, hangi şartların
gerçekleşmesi halinde teşebbüsler arası anlaşmaların Kanun’un 4. 1320
maddesinden muaf tutulacağı belirtilmektedir.
a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni
gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin
sağlanması:
Bir anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinden muaf tutulabilmesi için,
öncelikle anlaşma konusu olan malın üretimi ve dağıtımı ile ilgili olarak bir
gelişme veya iyileşme olması ya da ekonomik veya teknik gelişme sağlanması
gerekmektedir. 1330
Bentte kastedilen ekonomik fayda veya menfaat, sadece teşebbüslerin kendi
açılarından sağlayacakları menfaat veya kazanç şeklinde değil, aynı zamanda
bunların objektif anlamda ekonomiye yapacakları somut katkı şeklinde
anlaşılması gerekmektedir. Zira teşebbüsler arasında yapılan her anlaşmanın,
en azından teorik olarak teşebbüsler açısından yarar sağlayacağını söylemek
mümkündür. Bu fayda veya menfaatin bu şekilde anlaşılması gerektiği, bir
sonraki bentten anlaşılmaktadır. Her ne kadar teşebbüslerin kendi yararlarına
olan bir anlaşmanın, son tahlilde ekonomiye de yarar getirebileceğini iddia
etmeleri mümkünse de, buradaki yarar, dolaylı menfaat değil, doğrudan ve 1340
somut yarardır.
Hangi hallerde ekonomik yarar şartının yerine getirildiği, somut olayın
özelliklerine göre değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte, AB
Komisyonu uygulamalarına bakıldığında, üretim veya dağıtım maliyetlerinin
düşürülmesi, malın arzının artırılması ve arzın devamlılığının sağlanması, yeni
piyasalara girişlerin kolaylaştırılması8, kalitenin artırılması ve yeni ürünlerin ya
da üretim tekniklerinin bulunması gibi haller, ekonomik yararın sağlandığı
hususunda yeterli görülmektedir. Ayrıca Komisyon bu konuda değerlendirme
yaparken, anlaşma taraflarının, rakiplerin ve bir bütün olarak Ortak Pazar 1350
ekonomisinin avantajlarını göz önüne almaktadır.
Sözleşme’nin 4.3. maddesinde getirilen % 2.5’luk pazar payı eşiği ile, Pfizer’den
ilaç alarak eczanelere satış yapan ecza deposu sayısının, bu depoların yukarıda
detaylı biçimde yer verilen nedenlerle sayısının yaklaşık olarak doksandan altı-
yedi depoya kadar düşeceği; IMS verilerinin ihale satışlarını kapsamaması
8 Bu iyileşme ve gelişmelerle fiyatların düşmesi beklenmektedir.
07-63/774-281
30
nedeniyle eczanelere satış yapan ecza depolarında yaşanacak azalma kadar
kesin olarak ortaya konamamakla birlikte 246 milyon YTL ciroya sahip herhangi
bir ihaleci depo tespit edilemediğinden, ihaleci depoların da tamamına yakınının
belirli bir süre sonra pazar dışında kalacağı görülmektedir. Bu durum her ne 1360
kadar Pfizer tarafından işlem maliyetlerinin azaltılması anlamında bir iyileşme
olarak nitelendirilse de, Türkiye çapında faaliyet gösteren ve bu güne kadar
Pfizer ile Pfizer ilaçlarının Türkiye çapında dağıtımı anlamında bir problem
yaşamamış onlarca ecza deposunun pazar dışında kalmasının, malların dağıtım
hizmetlerinin sunulmasında bir iyileşme yaratmayacağı anlaşılmaktadır.
Buna ilaveten, Sözleşmenin 4.3. maddesindeki eşiğin getiriliş nedenlerinden
birisi olarak ileri sürülen bir diğer gerekçe ise, çalışılan ecza deposu sayısının
azalmasına istinaden Pfizer’in işlem maliyetlerini azaltmak suretiyle elde edeceği
ekonomik faydadır. Bu iddianın ne ölçüde geçerli olduğunun tespitine ilişkin 1370
olarak ecza depoları ile raportörlerce yapılan görüşmelerde, Pfizer ile çalışmakta
olan depolarının işlem maliyeti anlamında Pfizer’e olan maliyetinin çok düşük
olduğu, Pfizer’in depolardan alacağı çeklerin bile ecza depolarının kendi
elemanları aracılığı ile ya da Pfizer’e postalayarak gönderildiği, Pfizer’in
karakteristik olarak çalışma koşulları sıkı olan bir ilaç firması olduğu, çoğu ecza
deposunun birebir teminatlar ile Pfizer’le çalıştığı ve ödemelerini en ufak şekilde
bile aksatan ecza depolarının Pfizer ile çalışmasının söz konusu olamayacağı
tespit edilmiştir.9 Bu bağlamda, Pfizer ile çalışmakta olan ecza depolarının
Pfizer’e olan işlem maliyetinin ne olduğu ve yapılan bu düzenleme ile Pfizer’in
bu maliyetlerden ne kadarlık bir tasarruf sağlayacağına ilişkin olarak detaylı ve 1380
yeterli bir açıklama getirilememiştir.
Bendin teorik açıklamalar bölümünde ifade edildiği gibi sağlanan yarar, sadece
teşebbüsün kendisine yönelik olmamalı, ekonomiye, ilgili ürün pazarına,
rakiplere ve tüketicilere de katkı sağlamalı; ayrıca sağlanan yarar objektif
olmalıdır. Bu nedenle, Pfizer’in Sözleşme’nin 4.3. maddesi ile dağıtımda etkinlik
ya da dağıtım maliyetlerinde tasarruf olacağına ilişkin olarak ileri sürdüğü
gerekçelerin, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (a) bendinde ifade edilen
“malların üretimi veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmeler” veya “ekonomik veya teknik gelişme” sağlanması şartının yerine 1390
getirilmesi için yeterli olmadığı görülmektedir.
Sözleşme’nin 8.7. maddesi anlamında bir değerlendirme yapıldığında ise, durum
4.3. maddenin değerlendirmesinden biraz farklılaşmaktadır. İlaç pazarındaki AR-
GE faaliyetleri, bu pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerin rekabet güçlerinin en
önemli unsurlarından birini teşkil etmekte ve AR-GE’ye ayrılan bütçelerin
korunması, artırılması ve bu sayede yeni ürünlerin geliştirilmesi ilaç sektöründeki
üretici teşebbüsler açısından büyük önem taşımaktadır. AR-GE çalışmalarının
pahalı ve riskli olması, söz konusu riskin maktu bir görünüm sergilemesi bir
9 Bu konuyla ilgili olarak (…..) Ecza Deposu yetkilisi “…Mevcut durumda Pfizer oldukça sağlam çalışma
koşulları uygulamakta ve teminat usulüyle çalışmaktadır…”, (……) Ecza Deposu yetkilileri “…Pfizer ilaç
firması ile şu sıra ticari olarak çalışmamız bire bir banka teminat mektubu karşılığı mal alınması şeklinde
olmaktadır. Yani ticaretimiz teminat mektubuyla sınırlıdır. Talebimiz teminat miktarını geçtiğinde Pfizer
firması depomuza sevkıyatı durdurmaktadır. Kısacası Pfizer bizim depomuzla çalışmakla herhangi bit ticari
risk taşımamaktadır…” ve (……) Ecza Deposu yetkilisi “…bize satışlarını teminat mektubu (limiti dâhilinde)
karşılığında çekle yapmakta, çekler tarafımızdan firmaya götürülmektedir...” şeklinde görüş beyan
etmişlerdir.
07-63/774-281
31
başka deyişle satılan ilaç adedine bağlı olmaması, söz konusu riskin tüm ilaç 1400
tipleri için geçerli olması ve belirli bir ülkeye özgü olmaması ilaç sektöründeki
AR-GE çalışmalarının kendine özgü özellikleridir. Ülkeler arasındaki fiyat
farklılıkları, AR-GE çalışmalarının finansmanının karşılanmasına katkıda
bulunmaktadır. Paralel ithalat, ürünlerin son kullanıcılara satışından elde edilen
ve AR-GE çalışmalarının finansmanında kullanılan gelirleri reel olarak
düşürmektedir. Bu nedenle ilaç sektöründeki paralel ithalat son kullanıcıya artı
bir menfaat getirmemekte, aksine AR-GE çalışmalarını sekteye uğratarak yeni
veya gelişmiş ürünlerin son kullanıcılara sunulmasının önünde bir engel teşkil
etmektedir. Bu nedenle yeni ürünlerin geliştirilmesine ve buna bağlı olarak
tüketicilerin refahının artmasına olanak verecek AR-GE çalışmalarına daha 1410
büyük bütçelerin ayrılabilmesi için ilaç üreticisi teşebbüslerin yerleşik dağıtım
düzenlerinin paralel ithalattan korunması büyük önem taşımaktadır.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında, Sözleşmenin 8.7. maddesinde
ürünlerin ihracatına getirilen sınırlamanın;
Türkiye’de üretilen ilaçların, Türkiye’den daha yüksek fiyatla satıldığı
pazarlara yönelmesi durumunda, yurt dışına satış nedeniyle karşılaşılan
aşırı talep artışları karşısında, Pfizer tarafından Türkiye’nin bir önceki
yıldaki ilaç tüketimi esas alınarak yapılan ilaç üretiminin yetersiz 1420
kalmasını ve Türkiye’deki dağıtım sisteminin ve dolayısıyla tüketicilerin
bundan olumsuz etkilenmesini engelleyeceği ,
Pfizer’ın, yeni ilaç molekülerinin geliştirilmesi için yürüttüğü AR-GE
çalışmalarının maliyetlerini karşılayabilmek için Türkiye’den daha yüksek
fiyatla ilaç sattığı pazarlarda faaliyet gösteren Pfizer şirketlerinin
ekonomik durumlarının pazara giren “ucuz ithalat” nedeniyle
bozulmasının engelleyerek AR-GE’ye daha fazla bütçe ve kaynak
ayrılmasına neden olacağı10,
Türkiye dışına yapılan ihracatın ne ölçüde sıhhi olduğu Pfizer tarafından
kontrol edilemediğinden, ihracatı yapılan ilaçların sahte olması, son 1430
kullanma sürelerinin geçmesi ya da soğuk zincirle taşınması gereken
ilaçlar gibi belirli koşullarda taşıması yapılması gereken ilaçların sağlıksız
koşullarda taşınması gibi durumların ortaya çıkaracağı problemlerinin
insan sağlığını tehdit edebileceği ve böyle bir durumda Pfizer isminin ve
ticari markasının olumsuz yönde etkilenmesinin önünce geçilmesine
neden olacağı,
anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Sözleşme’nin 8.7. maddesi bakımından, 4054
sayılı Kanun’un 5. maddesinin (a) bendinde ifade edilen “malların üretimi veya
dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmeler” veya 1440
“ekonomik veya teknik gelişme” sağlanması şartını yerine getirdiği
görülmektedir.
10 Nitekim Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın (ATAD) 27.9.2006 tarih, T-168/01sayılı GlaxoSmithKline
v. Commission kararında da belirtildiği gibi, ilaç sektöründeki kar marjlarının dağıtım zincirinde yer alan bir
teşebbüse gitmesi yerine üretici teşebbüste kalması durumunun, söz konusu karların dağıtıcı teşebbüslerle
paylaşılması durumundan daha olumlu sonuçlar doğuracağı, zira üretici teşebbüsün dağıtıcı teşebbüsün
aksine elde ettiği gelirleri AR-GE faaliyetlerine aktardığı ve böylelikle yeni ürünlerin bulunmasına veya
mevcut ürünlerin geliştirilmesine katkıda bulunduğu tespiti yapılmıştır.
07-63/774-281
32
b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması:
Kanun’un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir anlaşmanın
muafiyet alabilmesi için aranan ikinci koşul, yukarıda ifade edilen ekonomik
yararlardan, tüketicilerin de faydalandırılmasıdır. Bir başka deyişle, ekonomik
açıdan yarar sağladığı söylenebilecek olan bir anlaşma, bu yararı tüketicilere 1450
yansıtamadığı sürece, muafiyetten faydalanamaz.
Buradaki tüketici teriminden kastedilen sadece nihai tüketiciler değil, bunun
yanında nihai tüketiciler dışında kalan satıcı, dağıtıcı ve hatta üretici gibi tüm
kullanıcılardır. Nitekim Avrupa Birliği Hukukundaki uygulama da bu yöndedir. Bu
nedenle tüketici teriminin geniş anlamda kullanıldığı kabul edilmelidir.
Mehaz mevzuat olan Roma Anlaşması’nın ilgili hükmü sadece tüketicinin ortaya
çıkan ekonomik faydadan yararlanmasını değil, bundan “adil bir şekilde pay
almasını” şart koşmuştur. Komisyon, ne zaman adil bir yararlanmanın söz 1460
konusu olduğu hususunda ise, piyasada rekabet baskısının bulunmasını veya
(bazen de) ekonomik gelişmenin niteliğini yeterli görebilmektedir. Fakat bu
konuda Komisyon’un geniş bir takdir hakkının bulunduğu kabul edilmektedir.
4054 sayılı Kanun’da yararlanmanın ölçüsü hakkında herhangi bir ifadeye yer
verilmemiştir. Ancak Kanun’un ilgili maddesi olan 5. maddenin gerekçesinde
aynen şu ifadeler yer almaktadır: “Bu yararlı etkinin tüketiciye yansımayarak,
sadece firma karları olarak kalması halinde muafiyet uygulanamayacaktır.
Ortaya çıkan yarardan tüketicinin adil bir pay alması suretiyle Rekabet
Hukukunun sosyal yönü de ortaya çıkacaktır.”
1470
Ayrıca Komisyon, küçük bir azınlığın sağladığı yararı, tüketicinin adil bir pay
alabilmesi için yeterli görmemektedir. Çünkü bir azınlığın aldığı pay, tüketici
çoğunluğuna zarar olarak yansıyabilmektedir. Komisyon tüketici yararını
incelerken, öncelikle tüketici genelinin, bu sağlanamasa bile çoğunluğunun
faydalanmış olması şartını aramaktadır.
Kanun’da yararlanmanın ölçüsü ve kapsamı konusunda herhangi bir ifadeye yer
verilmemiş olmakla birlikte, tüketicinin sağlayabileceği yararlardan ilk akla gelen
fiyatlarda sağlanacak düşüşlerdir. Bunun dışında, kalitenin artması, ürün
çeşitliliğinin sağlanması, ekonomiye yeni malların kazandırılması, satış sonrası 1480
etkin hizmetler, malın arzında devamlılığının sağlanması gibi başkaca ekonomik
faydalar da, tüketicilerin elde edeceği menfaat kapsamında değerlendirilebilir.
Sözleşme’nin 4.3. maddesi nedeniyle hem eczanelere satış yapan depoların
hem de ihaleci depoların sayısının önemli ölçüde azaltılması; eczanelere satış
yapan yerel ecza depolarının sayısının azalmasına istinaden bu depoların
desteğine muhtaç eczanelerin de pazardan çıkması; Türkiye’nin batı
bölgelerinde yoğunlaşmış olan yerel ecza depolarının da pazardan çıkması ile
özellikle Doğu Karadeniz, Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinin tamamen
grup depolarına terk edilmesi, yeni ihale sistemi ile getirilen çerçeve sözleşme 1490
uygulamasında ihaleci ecza depolarının sayısının azalmasının ihalelerde
rekabetin tesisi bakımından bir çok olumsuz etkisi olduğu göz önüne
alındığında; Pfizer’in bu düzenleme ile ortaya çıkacağını iddia ettiği işlem
maliyetlerine ilişkin tasarruftan tüketicilerin ne şekilde yararlanacağına,
07-63/774-281
33
dağıtıcıların sayısındaki dramatik azalmaya rağmen ilacın bulunabilirliğinin
artırılacağına ya da bu işlem neticesinde ortaya tüm bu faydalardan tüketicilerin
ne ölçüde yararlanacağına ilişkin açıklamaların yeterli olmadığı görülmektedir.
Bu bakımdan, bu olumsuzluklara ilişkin hususların detaylı biçimde açıklamasına
önceki bölümlerde yer verildiğinden, bu hususlar üzerinde daha fazla
durulmayacak, daha önce değinilmeyen sahte ilaçla mücadelenin tüketici 1500
yararına olan etkisine değinilecektir.
Sözleşme’nin 4.3. maddesiyle getirilen % 2.5’luk Pazar payı eşiğine ilişkin olarak
en önemli sebeplerden birisi olarak Pfizer tarafından defalarca dile getirilen
husus sahte ilaçla mücadele edilmesidir. Ancak, sahte ilaçla mücadelenin, Pfizer
tarafından istenen teminat, ödeme koşulları, ödeme şekilleri ya da ödemelerin
vadesi gibi tüm şartları yerine getiren ve Pfizer’e yaptığı ödemelerde herhangi
bir şekilde temerrüde düşmeyen, yıllardır verigisini ödeyerek devlete karşı
yükümlülüklerini yerine getiren ve eczanelere ihtiyaç duydukları hizmetleri veren
onlarca deponun, başvuru konusu Sözleşme’nin 4.3. maddesinde getirilen 1510
düzenleme ile bu depoların pazar dışına çıkarılmasına kadar varabilecek
sonuçları olan bir süreç içerisine sokulması suretiyle yapılmasının mümkün
olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, halk sağlığını ilgilendiren önemli bir konu
olan sahte ilaçla mücadelerde belirli seviyenin üstünde depolar ile çalışmak
isteğini beyan eden Pfizer’ın, tespit ettiği eşiğin altında kalan onlarca kurumsal,
güvenilir ve saygın ecza deposunun sahte ilaçla mücadeleye ne gibi olumsuz
etkilerinin ya da sahte ilaçla mücadelede ne gibi yetersizliklerinin olduğu
hususunda tatmin edici açıklaması bulunmamaktadır. Ayrıca sahte ilaçla
mücadelenin, sahte ilaç bulundurma ya da dağıtma gibi bir faaliyet içinde olan
ecza depoları varsa, bu depolarla münferiden çalışmamak, sadece bu depolara 1520
ilaç vermemek, bu depolar hakkında yasal takibat başlatmak ya da bu konuyla
ilgili kurum ve kuruluşlara sahte ilaçla mücadele için gerekli müracaatları
yapmak gibi alternatif yolları bulunurken; bu mücadelenin bugüne kadar
çalışması, ödemeleri, kurumsal kimliği ve saygınlığı hususunda tereddüt
olmayan birçok yerel ecza deposunun pazardaki varlığını tehdit edecek bir
düzenleme ile yapılamayacağı ve tüketicinin de bundan mevcut durumdakinden
farklı bir yarar sağlayamayacağı anlaşılmaktadır.
Bu değerlendirmeler ışığında, Sözleşme’nin 4.3. maddesinin, eşik üstünde kalan
depolarla oluşturulan yeni dağıtım sistemi ile tüketicinin, sahte ilaçla mücadele 1530
yanında, (a) bendin ifade edilen gelişmelerden de yarar sağlamayacağı
görülmektedir.
Sözleşme’nin 8.7. maddesi bakımından durum değerlendirildiğinde, sonuçlar
yine 4.3. maddenin sonuçlarından farklılaşmaktadır. Şöyle ki, ilacın insan
sağlığıyla doğrudan ilgili bir ürün niteliği taşıması ve bu nedenle kamu düzeni ve
kamu sağlığını yakından ilgilendiriyor olması nedeniyle, “ilaçların bulunabilirliği”
hususu gerek ilaç sektörü açısından, gerekse kamu sağlığı açısından ciddi
önem arz etmekte ve bu durum ilaç sektörünü diğer sektörlerden ayırmaktadır.
Dolayısıyla kamu sağlığı ve kamu düzeni açısından gerekli temel ürünlerin 1540
başında yer alan ilaç ürünlerinin herhangi bir tedarik sıkıntısı yaşanmaksızın
eksiksiz ve dengeli olarak tüm yurt çapında dağıtımının sağlanması kamu
sağlığı ve ülke açısından hayati önem arz etmektedir.
07-63/774-281
34
Bildirim konusu Sözleşme’ye konu ürünlerin yurtdışına satılması halinde Dilek
Ecza Deposu veya üçüncü bir kişi ilaç fiyatlarının kendileri için daha cazip
olduğu ülkelere (özelikle Avrupa ülkelerine ve ABD gibi Kuzey Amerika
ülkelerine) satış yapmayı tercih edip Türkiye pazarına yeteri ölçüde ilaç ürünü
sunmayabileceklerdir. Bunun sonucunda ilaçlara ilişkin yurtiçindeki arz talep
dengesi bozulacak ve yurdun tamamı veya bir bölümünde ilaçların hastalara 1550
tedarikinde sıkıntı ve zorluklar meydana gelebilecektir. Sözleşmenin 8.7.
maddesi çerçevesinde ihracata yönelik getirilen sınırlama, Sözleşme’ye konu
ürünlerin Türk pazarındaki bulunabilirliğine katkıda bulunmakta ve bu durum
tüketicilerin, kamu sağlığı ve kamu düzeni açısından hayati önem arz eden
ürünlere erişimini kolaylaştırmaktadır. Dolayısıyla başvuru konusu Sözleşme’nin
8.7. maddesinin, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (b) bendindeki şartın
yerine getirildiği anlaşılmaktadır.
c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması:
1560
Bu koşulun temelinde, piyasada etkin rekabetin bulunmadığı durumlarda,
anlaşmadan beklenen ekonomik yararların gerçekleşmeyeceği veya en azından,
yararlarının zararlarından fazla olmayacağı varsayımı yatmaktadır. Gerçekten
de, teşebbüslerin piyasadaki rekabet baskısından uzaklaşmaları, anlaşmadan
beklenen ekonomik yararların, en azından uzun vadede gerçekleşmemesine yol
açacaktır.
Sözleşme’nin 4.3. maddesi ile getirilen % 2.5’luk pazar payı eşiği ile toplam
pazar payları % 11.68 olsa da, ilgili ürün pazarının % 88.32’lik kısmına sahip
olan altı deposunun karşısında önemli bir denge unsuru olan ve sayıları 80-85 1570
civarı olan yerel ecza depoların belirli bir süre sonra tamamen piyasadan
çıkacak olması yanında, ihaleci depoların ve eczanelerin de ilgili ürün
pazarındaki bu değişimden oldukça olumsuz biçimde etkilenmesi söz konusu
olacağından, Sözleşme’nin 4.3. maddesi ile getirilen düzenlemenin ilgili ürün
pazarının önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmasına neden olacağı
görülmektedir.
ATAD kararlarında da belirtildiği üzere paralel ithalat ilaç sektörünün geneli
dikkate alındığında yurtiçi tüketime oranla çok büyük bir önem taşımamaktadır.
Bu bağlamda, Komisyon kararları incelendiğinde, paralel ithalat engelleyen 1580
hükümlerin bulunduğu anlaşmalara muafiyetin istisnai hallerde verildiği
görülmekle beraber, ilaç endüstrisinin kendine has özellikleri nedeniyle paralel
ithalatın önemi ve korunması ikinci plana atılabilmektedir. Somut olayda da,
paralel ithalatın göreceli olumlu etkisi Türkiye’de değil yabancı ülkelerde
doğacak; olumsuz etkisi ise Türk ilaç tüketicisi için Pfizer ilaçlarının yoka
düşmesi şeklinde ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, Sözleşme’nin 8.7.
maddesindeki düzenlemenin, bu olumsuz etkinin önlenmesi bakımından gerekli
olduğu ve ilgili ürün pazarının önemli bir bölümünde rekabeti sınırlamadığı
anlaşılmaktadır.
1590
07-63/774-281
35
d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu
olandan fazla sınırlanmaması:
Rekabet hukuku bazı anlaşmalara, sağladıkları faydalar nedeniyle muafiyet
tanımaktadır. Rekabetin kısıtlanmasına, tüketicinin yararı göz önüne alınarak
izin verilmişse de, bu kısıtlamanın asgari düzeyde tutulması gerekmektedir. 1600
Buna göre, tüketicilere yansıtılan ekonomik gelişme veya iyileştirmenin elde
edilmesinde, rekabeti daha az sınırlayan bir yöntem mevcut ise, söz konusu
anlaşmanın muafiyet alması mümkün değildir. Kısaca “ölçülülük” ya da “denge”
ilkesi olarak ifade edilebilecek olan bu prensibe göre, sınırlama, elde edilmek
istenen olumlu amaca uygun ve o amacın elde edilmesi için gerekli olmalıdır. Bu
ilkeye aykırılık, izlenen amacın elde edilmesi için rekabetin gereğinden fazla
sınırlanmasına veya rekabetin sınırlanması gereğinin dahi bulunmadığı halde
sınırlanmasına yol açar. Teşebbüsler prensip olarak, anlaşma ile izledikleri
ekonomik amaçların gerçekleştirilmesinde, rekabeti en az sınırlayıcı yöntemi
tercih etmekle yükümlüdürler. Tespit edilen faydadan tüketicilerin de yararlandığı 1610
varsayımı ile sınırlamanın bu faydaların elde edilmesi için gerekli ve hatta
zorunlu olması gerekir. Sınırlayıcı hükümler olmaksızın veya bu hükümler
yumuşatılarak anlaşmadan beklenen faydanın elde edilmesi mümkün ise, o
takdirde muafiyet verilmesi söz konusu olmaz.
Getirilen rekabet sınırlaması ile elde edilen fayda arasında ne zaman ölçülülük
ilkesine riayet edildiği hususunda genel bir kriter vermek mümkün değildir. Ölçü,
anlaşma ile izlenen amaca bağlı olarak değişebileceğinden, öncelikli olarak
anlaşmanın yorumlanarak amacının tespit edilmesi gerekir.
1620
Komisyon uygulamalarında, paralel ticareti engelleyen, Ortak Pazar’ın ulusal
sınırlar boyunca bölünmesine yol açan, bölgesel korumaya ilişkin hükümler ve
alıcıların fiyat ve benzeri şartlara ilişkin özgürlüğünü sınırlayan hükümler,
genellikle amacın elde edilmesi için, gereğinden fazla sınırlama olarak
değerlendirilmektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, Komisyon sınırlamanın izlenen
amacın gerçekleştirilmesinde gerekli olup olmadığını değerlendirirken, objektif
bir tutum sergilemekte ve tarafların izledikleri öznel amacı değerlendirmede
dikkate almamaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin (d) bendi, (a) bendinde ifade edilen 1630
yarardan (b) bendine göre tüketicilerin yararlanması durumunda, sağlanan bu
yararla, getirilen rekabet sınırlaması arasında bir denge olmasını ve bu yararın
sağlanabilmesi için söz konusu rekabet sınırlamasının zorunlu olmasını
gerektirmektedir. Bu nedenle, Sözleşme’nin 4.3. maddesinin (a) ve (b) bentlerini
sağlanmadığı sonucuna varıldığı bir durumda, varsayımsal olarak (d) bendinin
değerlendirilmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. Ancak şu kadarı ifade
edilmelidir ki, bu yeni sistemle Pfizer’in;
Her ecza deposu için kaynak ve istihdam yaratıldığı ve bu düzenleme ile
bunlardan tasarruf sağlanacağı, 1640
Çalışılan depo sayısının azaltılarak belirli ekonomik ölçeğin üstündeki
depolar ile çalışılarak sahte ilaçla etkin biçimde mücadele edileceği,
07-63/774-281
36
Sadece belirli kurumsal ölçekteki depolar ile çalışarak bugünkü mevcut
dağıtım sisteminden daha farklı ve daha geniş kitlelere ulaşan bir dağıtım
sistemi kurulacağı ve ilacın bulunabilirliğinin daha da artacağı,
şeklindeki iddialarının geçerli olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki bu iddianın bir
an için geçerli olduğu varsayılsa bile, ortaya çıkan ve sadece Pfizer bakımından
geçerli olan sınırlı faydanın elde edilebilmesi için, yaklaşık 10 milyar YTL’lik ilaç
dağıtım pazarında Sözleşme’nin 4.3. maddesi ile rekabet hukuku anlamında 1650
yaratılacak olumsuz etki o kadar fazladır ki, bu sistemin sayesinde yaratıldığı
iddia edilen tasarrufun savunulması olanaksız hale gelmektedir.
Pfizer tarafından ecza depolarının yurt dışına satış yapmasına ilişkin getirilen
8.7. maddesinin asıl etkisi Türkiye’de değil yurtdışında ortaya çıkmaktadır.
Ancak söz konusu kısıtlama, başvuru konusu Sözleşme ile sağlanması
hedeflenen etkinliklerin ve tüketici açısından doğacak faydaların elde
edilebilmesi için önemli ve gereklidir. Ayrıca bireysel muafiyet talebine konu
edilen Sözleşme kapsamında ecza depolarına satılacak olan ürünler ilaç
sektörüne yönelik olarak Türkiye’de geçerli olan düzenlemelere uygun olarak 1660
üretilen bitmiş ürünlerdir. Bu ürünlerin yurtdışına satılması durumunda satılan
ülkenin ilaç düzenlemelerine uyum sağlamaması ve bu sebepten ötürü Pfizer,
yurtdışında dağıtım yapan kuruluş veya Pfizer’in yurtdışındaki bağlı şirketlerinin
son derece ağır cezai, hukuki ve idari sorumluluğu da söz konusu olabilecektir.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında; başvuru konusu Sözleşme’nin
8.7 maddesinde belirlenen yükümlülük çerçevesinde getirilen sınırlamanın etkisi
her ne kadar Türk pazarlarında görülmekteyse de, bu yükümlülüğün; yurtdışına
satış yapacağı yönünde makul gerekçeler bulunan bir müşteriye satış yapıp
yapmama inisiyatifinin ecza deposunda olması, bu konuda Pfizer’ın herhangi bir 1670
talimat ya da tavsiyesinin olmaması ve Pfizer’ın akdedilen Sözleşme ile
ürünlerinin Türkiye çapında sözleşme imzalamayı düşündüğü ecza depolarının
sahip olduğu tecrübe ve dağıtım kanalları kullanılarak daha fazla satılması
yönündeki iradesini açıkça ortaya koyması nedeniyle, Kanun’un 5. maddesinde
öngörülen koşulları karşılamakta olduğu anlaşılmaktadır.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1680
1) Pfizer İlaçları Ltd. Şti. ile Dilek Ecza Deposu İthalat ve İhracat Ticaret A. Ş.
arasındaki Ürün Tedarik Sözleşmesi Sözleşme’nin,
- 4.3. maddesinde Pfizer’ın Türkiye’deki pazar payı %2,5’in üzerinde
olan ecza depolarıyla çalışacağı konusunda hüküm getirilmesi,
- 8.7. maddesi ile Dilek Ecza Deposu’nun müşterilerince yapılacak
satışlara kısıtlama getirilmesi,
nedeniyle menfi tespit belgesi verilemeyeceğine OYBİRLİĞİ ile,
1690
2) Sözleşme’nin
07-63/774-281
37
- 4.3. maddesi ile Pfizer’in IMS verilerine göre % 2.5 oranının altında
Pazar payına sahip olan ecza depolarına ilaç satmayacak olması,
- 8.7. maddesi ile Dilek Ecza Deposu’nun müşterilerince yapılacak
satışlara kısıtlama getirilmesi,
nedeniyle 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin
kapsamında değerlendirilemeyeceğine OYBİRLİĞİ ile,
1700
3) Sözleşme’nin 8.7. maddesinin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 5. maddesinde sayılan şartların tamamını taşıması sebebiyle bireysel
muafiyetten yararlanabileceğine,
ancak Sözleşme’nin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 5.
maddesinde sayılan koşulları karşılamayan 4.3. maddesine bireysel muafiyet
verilmesinin mümkün olmadığına,
Sözleşme’nin 4.3. maddesinin anlaşmadan çıkarılması koşuluyla, Sözleşme’ye
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesinin ikinci 1710
fıkrası kapsamında bireysel muafiyet tanınmasına OYÇOKLUĞU ile
karar verilmiştir.
1720
07-63/774-281
38
02.08.2007 tarih ve 07-63/774-281 Sayılı Kurul Kararı’na
KARŞI OY GEREKÇESİ
İlgili ürün pazarında, rekabetin olumsuz yönde ve kayda değer oranda
etkilenmeyeceği, yeni uygulamanın iktisâdi etkinlik amacına hizmet edeceği
görüşüyle, Sözleşme’ye 4.3 madde ile birlikte bireysel muafiyet tanınabileceği
kanaatini taşıyorum. Bu sebeple, Karar’ın 3. maddesine katılamıyorum.
Prof.Dr.Nurettin KALDIRIMCI
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy