Olaylar ve Olgular – Birinci başvuran bir sendika olup, Uluslararası Çalışma Örgütü 87 No.’lu Sözleşmesi kapsamındaki grev hakkının ihlal edildiği iddiasıyla 2004 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi’ne (ILO) şikayette bulunmuştur. Komite, cezaevi görevlilerinin grev hakkına farklı bir gerekçeyle getirilen kısıtlamanın Devlet tarafından tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varmış ve ayrıca en sonuncusu 2012’de olmak üzere durumu belirli aralıklarla incelemiştir.
Birinci başvuran ile iki sendika görevlisi olan ikinci ve üçüncü başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptıkları başvurularında, Sözleşme’nin 11. maddesine dayanarak, yasağın örgütlenme özgürlüğü haklarının kullanımına getirilen haksız bir kısıtlama olduğundan ve bu kısıtlamayı tazmin etmeye yönelik yeterli tedbirlerin mevcut olmadığından şikayetçi olmuşlardır.
Hukuksal Değerlendirme – 35 § 2 (b) Maddesi: Her ne kadar Hükümet ön itirazını bu amaçla yapmamış olsa da, Mahkeme ilk olarak başvuranların şikayetinin “önceden başka bir uluslararası soruşturma merciine sunulmuş başka bir başvuruyla esasen aynı” olup olmadığını resen incelemiştir. Bu kabul edilebilirlik kriterinin geçerli olması için, Mahkemeye yapılan başvurunun esas ve müşteki bakımından başkaca bir uluslararası merciiye yapılmış bir itirazla “esasen aynı olması” gerekmektedir. Bu davada ILO Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi bu kabul edilebilirlik kriteri çerçevesinde başkaca bir uluslararası mercii olarak tanınmıştır ve başvuranların Mahkeme önüne getirdikleri şikayet, ILO Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi’ne yapılan şikayetle neredeyse aynıdır. Fakat bu şikayet sadece birinci başvuran sendika tarafından öne sürülmüş olup, şikayetin yapıldığı mercii sendikalar ve işveren örgütleriyle sınırlı bir topluluk niteliğine sahip olduğundan, ikinci ve üçüncü başvuranlar önceki şikayete taraf olamamışlardır. Bununla birlikte, birinci başvuran ve sendikada görevli statüsüne sahip olmaları nedeniyle, ikinci ve üçüncü başvuranların yargılamalarla ve ILO’ya yapılan şikayetlerle yakından ilişkili olarak değerlendirilmesi gerekmiştir. İkinci ve üçüncü başvuranların bireysel durumları herhangi bir açıdan emsalsiz olmayıp, hem ILO hem de Mahkeme önünde şikayetçi olunan yasağın etkilerine örnek teşkil etmişlerdir. Dolayısıyla ikinci ve üçüncü başvuranların Mahkeme önünde davalarını savunmalarına izin vermek, Sözleşme’nin 35 § 2 (b) maddesinin uygulanmamasına eşdeğer olurdu.
Sonuç: kabul edilemez (başvurunun daha önceden sunulmuş bir başka başvuruyla esasen aynı olması)
(Ayrıca bk. Fédération hellénique des syndicats des employés du secteur bancaire / Yunanistan (k. k.), no. 72808/10, 6 Aralık 2011; Cereceda Martín ve Diğerleri / İspanya, no. 16358/90, 12 Ekim 1992 tarihli Komisyon kararı)
Full & Egal Universal Law Academy