AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 37887/09
Turgay POLAT / TÜRKİYE
10 Eylül 2019 tarihinde,
Başkan
Julia Laffranque,
Hâkimler
Ivana Jelić,
Arnfinn Bårdsen
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 2 Temmuz 2019 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 8 Temmuz 2009 tarihinde yapılan yukarıda belirtilen başvuruyu, davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ve başvuran tarafından bu görüşlere verilen cevaplar dikkate alınarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Turgay Polat Türk vatandaşı olup, 1987 doğumludur ve İzmir’de ikamet etmektedir. Başvuran Mahkeme önünde, Ankara Barosuna bağlı Avukat T. Yıldırım tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Davanın Koşulları
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran, 13 Haziran 2008 tarihinde, disiplin cezaları için öngörülen azamı sınırı aşması nedeniyle, askeri akademinden atılmıştır. Bu tekrarlayan disiplin dışı davranışlar özellikle uyku saatlerine uyulmama, hakaret, güvenlik kurallarına uyma eksikliği, dersler boyunca karmaşıklığa neden olma, üstünün izni olmaksızın askeri hastanesinin üniformasını giymeme ve nöbet boyunca emirlere uymama olarak belirtilmekteydi. Bu eylemler için cezalar, basit uyarıdan özgürlükten yoksun bırakan (oda hapsi) cezalara kadar uzanmaktaydı.
5. İlgilinin disiplin dışı son eylemi, kısıtlama dönemi boyunca akademinin bünyesinde cep telefonu kullanmasıyla ilgiliydi. Başvuranın hiyerarşik üstü, imza karşılığı başvuranın da sahip olduğu öğrencilere tebliğ edilen bir belge olan cep telefonu kullanımına ilişkin yönetmelik gereğince, bütün öğrencilere uygulandığı gibi buna bağlı formun daha önce ilgili tarafından idareye sunulan şifre kullanarak ilgilinin telefonuna erişmiştir. Böylelikle komutan, cep telefonu kullanımının izin verilen saatler dışında meydana gelip gelmediğini belirlemek için başvuranın cep telefonunun arama kaydını incelemiştir.
6. Başvuran, akademiden atılma kararı hakkında Askerî Yüksek İdare Mahkemesi önünde iptal davası açmıştır. Başvuran dava boyunca, hakkında verilen bütün disiplin cezalarına hemen hemen birçoğuna itiraz etmiştir. Kısıtlama dönemleri boyunca cep telefonu kullanımına ilişkin cezayla ilgili olarak, başvuran hiyerarşik üstü tarafından arama kaydının incelenmesinin, özel hayatına bir müdahale teşkil ettiğini belirtmiştir.
7. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, 27 Mayıs 2009 tarihinde kesinleşen bir kararla, bütün cezaların ilgili yönetmelik tarafından öngörülen usul yani Astsubay Meslek Yüksek Okulları hakkında 4752 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca verildiğini, başvuranın disiplin işlemleri boyunca kendisini savunma imkânı olduğunu ve başvurana yönelik bireysel düşmanlık oluşturacak hiçbir unsurun bulunmadığını zira farklı hiyerarşik üstlerin itiraz edilen cezaları uyguladığını belirterek, ilgilinin başvurusunu reddetmiştir.
ŞİKÂYETLER
8. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına dayanarak, davasına bakan Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadıklarından şikâyet etmektedir.
9. Başvuran, Sözleşme’nin 8. maddesini ileri sürerek, hiyerarşik üstünün cep telefonu kaydını incelemesi nedeniyle, özel hayatının ihlal edilmesinden şikâyet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRMESÖZLEŞME’NİN 6. MADDESİ HAKKINDA
10. Başvuran, şikâyetini inceleyen mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığı gerekçesiyle, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edilmesinden şikâyet etmektedir.
11. Anayasa’nın 6. maddesinin 1. fıkrasının somut olayla ilgili bölümleri aşağıdaki şekildedir:
"Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar (...) konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından (...) hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir (...) ”
12. Hükümet, Mahkemeyi Baysal/Türkiye (No. 29698/11, 22 Mayıs 2018) kararını dikkate alarak, başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermeye davet etmektedir. Hükümet, esas hakkında başvuranın iddialarını kabul etmemektedir.
13. Mahkeme, yukarıda belirtilen Baysal kararında 2017 yılında Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kaldırılmasının ardından, 27 Mart 2018 tarihli ve 7103 sayılı Kanun’un, söz konusu mahkemenin bağımsız ve tarafsızlık eksikliğine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan bir başvuruya sahip olan kişilere, bu yeni başvuru yolunun tüketilmemesi nedeniyle, Mahkeme tarafından verilen kabul edilemezlik kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içerisinde Ankara İdare Mahkemesi huzurunda yeniden dava açma talebinde bulunma imkânı tanıdığını ortaya çıkardığını hatırlatmaktadır. Mahkeme, bu başvurunun a priori (ilk bakışta) erişebilir olduğu ve davaların hakkaniyet eksikliği hakkındaki şikâyetlerin telafi edilmesi ve bu benzer davaların konusuna ilişkin şikâyetlerin yeniden incelenmesi için makul bir imkân sunabildiği sonucuna varmıştır (yukarıda belirtilen Baysal, § 17).
14. Mahkeme somut olayda, bu sonuçtan vazgeçmeyi gerektirecek hiçbir unsur veya argüman tespit etmemektedir.
15. Sonuç olarak bu şikâyet, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca, kabul edilemez olduğuna karar verilmelidir.Sözleşme’nin 8. Maddesi Hakkında
16. Başvuran ayrıca, özel hayatına bir müdahale olarak değerlendirdiği telefonunun kaydının incelenmesinden şikâyet etmekte ve aşağıda ilgili bölümlerin bulunduğu Sözleşme’nin 8. maddesini ileri sürmektedir.
1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir."
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir. ”
17. Hükümet, başvuranın iddiasını kabul etmemekte ve başvurana bir örneği tebliğ edilen Astsubay Meslek Yüksek Okullarında Cep Telefonu Kullanımına ilişkin yönergeye atıfta bulunmaktadır.
18. Mahkeme, daha önce benzer bağlamda evdekiler gibi iş yerlerinden gelen bilgilerin Sözleşme’nin 8. maddesinde öngörülen "özel hayat" ve "yazışma" kavramlarına dâhil edilebileceğini belirttiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, “özel hayat” ve “yazışma” kavramlarının uygulanıp uygulanamayacağını belirlemek amacıyla, birçok vesileyle kişinin özel hayatının korunmasını ve saygı gösterilmesini makul bir şekilde bekleyip bekleyemeyeceğini araştırmıştır. Mahkeme bu bağlamda, özel hayatın korunması ve özel hayata saygı gösterilmesi konusunda makul beklentinin önemli bir kriter olduğunu ancak kesin olarak belirleyici bir kriter olmadığını belirtmiştir (Bărbulescu /Romanya [BD], No. 61496/08, § 73, 5 Eylül 2017 (özetler), ve bu paragrafta bulunan atıflar).
19. Mahkeme somut olayda, başvuranın cep telefonunun incelenmesinin örneğin özel mesajlarını okumaya veya iletişim halinde olduğu kişileri belirlemeye yönelik olduğundan şikâyet etmediğini gözlemlemektedir. Esasen, disiplin soruşturması sırasında askeri akademide öğrenci olan başvuranın telefondaki arama kaydının, cep telefonu kullanımı hakkında saat kısıtlamalarını ihlal edip etmediğinin tespit edilmesi için incelenmesiyle ilgiliydi. Bu nedenle, müdahalenin kapsamı çok sınırlıydı ve telefonun ne zaman kullanıldığının belirlenmesi amaçlanmaktaydı.
20. Mahkeme ayrıca, askeri akademinin uygulamasının, öğrenci cep telefonu erişim şifrelerinin kaydedilmesini öngördüğünü gözlemlemektedir. Bu nedenle, başvurana Astsubay Meslek Yüksek Okullarının Cep Telefonu Kullanımına ilişkin Yönergenin bir örneği tebliğ edilmiş ve ilgili de idareye şifresini vermiştir. Bu koşullarda ve Askeri İdare Mahkemesinin özellikle bu konuya cevap vermemesine rağmen, Mahkeme başvuranın meşru olarak özel hayata saygı gösterilmesi hakkında makul beklenti kavramına dayanamayacağını değerlendirmektedir (yukarıda belirtilen Bărbulescu, § 80 kararıyla karşılaştırma).
21. Sonuç olarak, bu şikâyet, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi anlamında Sözleşme hükümleriyle ratione materiae (konu bakımından) bağdaşmamakta ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy Birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 3 Ekim 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Julia Laffranque
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy