Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-2-59 (Nihai İnceleme)
Karar Sayısı : 10-66/1402-523
Karar Tarihi : 21.10.2010
A.TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN, İsmail
Hakkı KARAKELLE, Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Remzi Özge ARITÜRK, Yalçın YALÇINER, Mücteba ALTUN
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : - Ajans Press Medya Takip Merkezi A.Ş.
Esentepe Oya Sokak No:9 Şişli-İstanbul
D. TARAFLAR :
Devralan: - Ajans Press Medya Takip Merkezi A.Ş. ve Interpress Medya 20
Hizmetleri Ticaret A.Ş. Ekonomik Bütünlüğü
Ajans Press Medya Takip Merkezi A.Ş.
Esentepe Oya Sokak No:9 Şişli-İstanbul
Interpress Medya Hizmetleri Ticaret A.Ş.
Emniyet Evleri Mah. Yeniçeri Sok. No:6 K:3
4.Levent-Beşiktaş/İstanbul
Devredenler: - Mustafa Emrah FANDAKLI 30
Ortaklar Caddesi Mevlüt Pehlivan Sokak No: 1/20
Fulya 34394 İstanbul
- Ziya AÇIKÇA
Ortaklar Caddesi Mevlüt Pehlivan Sokak No: 1/20
Fulya 34394 İstanbul
E. DOSYA KONUSU: PR Net Halkla İlişkiler Araştırma ve Değerlendirme
Hizmetleri A.Ş.’ (PR Net)nin kontrolünün Ajans Press Medya Takip Merkezi A.Ş.
(Ajans Press) tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 4.3.2010 tarih ve 1944 sayı ile giren ve 40
16.4.2010 tarih ve 3197 sayılı yazıyla tamamlanan bildirim üzerine 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve 1997/1 sayılı Rekabet Kurulundan İzin
Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’in ilgili hükümleri
çerçevesinde düzenlenen 27.4.2010 tarih ve 2010-2-59/Öİ-10-355.RÖA sayılı Ön
İnceleme Raporu, 6.5.2010 tarih ve 10-34 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek,
işlemin nihai incelemeye alınmasına karar verilmiştir. Anılan Rekabet Kurulu Kararı
ve konu ile ilgili gerekli bilgi ve belgeler, işlemin tarafları adına başvuruyu yapan
temsilcilere 21.5.2010 tarih ve 485 sayılı yazı ile tebliğ edilerek, 30 gün içerisinde ilk
yazılı savunmalarını yapmaları istenmiştir. Taraflarca gönderilen birinci yazılı
10-66/1402-523
2
savunma Kurum kayıtlarına 23.6.2010 tarih ve 4902 sayılı yazı ile intikal etmiştir. 50
Nihai inceleme sürecinde elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde hazırlanan
13.10.2010 tarih ve 2010-2-59/Nİ-10-355.RÖA sayılı Nihai İnceleme Raporu
18.10.2010 tarih ve REK.0.06.00.00-120/491 sayılı Başkanlık Önergesi ile 10-66
sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
PR Net Halkla İlişkiler Araştırma ve Değerlendirme Hizmetleri A.Ş.’nin
hissedar gerçek kişilere kayıtlı hisselerinin Ajans Press Medya Takip Merkezi
A.Ş. tarafından devralınmasını konu edinen işlemin, 4054 sayılı Kanun ve
1997/1 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve
Devralmalar Hakkında Tebliğ’in 2. maddesi uyarınca bir devralma işlemi 60
olduğu,
İşlemin 1997/1 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve
Devralmalar Hakkında Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca Rekabet Kurulunun
iznine tabi bir devralma işlemi olduğu,
İşlemin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 7. maddesi
anlamında hâkim durum yaratan veya mevcut bir hâkim durumu daha da
güçlendiren ve bunun sonucunda ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi
bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması
sonucunu doğuran bir işlem olmadığı, bu nedenle söz konusu işleme izin
verilmesi gerektiği, 70
Bununla birlikte, söz konusu işlemin, Rekabet Kurulunun nihai kararı
beklenmeksizin gerçekleştirilmiş olması nedeniyle Ajans Press Medya Takip
Merkezi A.Ş. ve Interpress Medya Hizmetleri Ticaret A.Ş. (Interpress) aleyhine
4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve ilgili bent hükümleri
uyarınca 2009 yılı cirosu olan 11.732.498 TL’nin1 binde biri oranında
(11.732,50 TL) müteselsilen idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği
ifade edilmektedir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. İşlemin Konusu
Dosya kapsamında yapılan bildirim çerçevesinde, devralma işlemi ile PR Net 80
hisselerinin %88,81’lik kısmının Ajans Press yönetim kurulu başkanı ve hissedarı
Mehmet Ali ÖZKAN tarafından devralınmasının planlandığı belirtilmektedir. Ajans
Press’in tam kontrolünü elinde bulunduran Mehmet Ali ÖZKAN, söz konusu hisse
devri neticesinde PR Net’in kontrolünün de tamamına sahip olacaktır. Yapılan bildirim
çerçevesinde, her ne kadar mevcut işlem neticesinde PR Net hisselerini devralacak
kişi Mehmet Ali ÖZKAN olsa da, işbu karar kapsamında söz konusu devir işleminin
Ajans Press tarafından yapıldığı dikkate alınmakta ve yapılacak değerlendirmeler de
bu bağlamda ele alınmaktadır.
H.2. Taraflar
H.2.1. Devralan Taraf: Ajans Press 90
1953 yılında Bunt Kupür Derleme Firması adıyla kurulan teşebbüs, 1992 yılında
yönetimin Mehmet Ali ÖZKAN’a geçmesi ile birlikte Ajans Press unvanıyla faaliyet
göstermeye başlamıştır. Mevcut durum itibarıyla başta yazılı, görsel, işitsel olmak
1 Ajans Press için 8.181.112 TL1 ve Interpress için 3.551.386 TL olmak üzere toplam 11.732.498 TL.
10-66/1402-523
3
üzere her türlü medya takibi faaliyetleri ile iştigal etmektedir. Teşebbüsün hissedarlık
yapısı Tablo 1’deki gibidir:
Tablo 1: Ajans Press'in Hissedarlık Yapısı
Hissedar Hisse Oranı (%)
Mehmet Ali ÖZKAN 84,9975
Ayça TOMRİS 5,0000
Muhammed Buğra ÖZYURT 3,7500
Ahmet Selim ÖZYURT 3,7500
Osman Nuri ÖZYURT 2,5000
Hüsniye ÖZKAN 0,0025
Toplam 100,00
Bildirimde devralan taraf olarak Ajans Press bildirilmiş olmakla birlikte ileride
detaylarıyla ele alınacağı üzere aynı piyasada faaliyet gösteren Interpress’in de
Ajans Pres ile aynı ekonomik bütünlük içinde bulunduğu tespit edilmiştir.
H.2.2. Devreden Taraflar
Yapılan bildirimde, hisse devrinin PR Net hissedarları Mustafa Emrah FANDAKLI ve 100
Ziya AÇIKÇA isimli gerçek kişiler tarafından gerçekleştirilmesi öngörülmekte, işlem
sonrası hisse devrini gerçekleştirecek bu kişilerden Mustafa Emrah FANDAKLI’nın
PR Net Yönetim Kurulu Başkanı, Ziya AÇIKÇA’nın ise PR Net Yönetim Kurulu
Başkan Yardımcısı olarak görev alacakları ifade edilmekte iken nihai inceleme
sürecinde söz konusu hisseleri ve ayrıca PR Net hissedarlarından Mesut ÖNCEL adlı
gerçek kişinin hisselerini Mustafa Koray YÜCEL, Şeref TAMTÜRK ve Osman
ÜNSAL’ın devraldığı belirtilmektedir. Bu işlem sonrasında devreden taraflarla ilgili bir
belirsizlik oluşmuşsa da ileride belirtileceği üzere, nihai inceleme sürecinde bildirim
konusu işlemin belli bir süreliğine de olsa fiilen hayata geçirildiği tespit edildiğinden,
bu belirsizlik, işlemin esası bakımından değerlendirmeyi değiştirmeyecek olması 110
nedeniyle dikkate alınmamıştır.
H.2.3. Devredilen Taraf: PR Net
1998 yılında kurulan PR Net, medya takibi ve araştırmaları faaliyetleri ile iştigal
etmektedir. Teşebbüsün bildirim formunda belirttiği ve işlem sonrası öngördüğü
hissedarlık yapıları Tablo 2’deki gibidir:
Tablo 2: PR Net'in Hissedarlık Yapısı
Hissedar Hisse Oranı (%)
Mevcut Durum İşlem Sonrası Durum
Mustafa Emrah FANDAKLI 87,81 -
Mehmet Ali ÖZKAN - 88,81
Ziya AÇIKÇA 1,00 -
Medialink Worldwide 3,84 3,84
Özkan SAÇKAN 1,92 1,92
MPR Halkla İlişkiler A.Ş. 0,96 0,96
Aytül GÜLÇELİK 1,92 1,92
Ali Uğur SAYDAM 2,40 2,40
Abdullah Selim OKTAR 0,15 0,15
Toplam 100,00 100,00
Ancak, “Devreden Taraf” bölümünde belirtildiği üzere inceleme sürecinde PR Net’in
hissedarlık yapısının değiştiği ve Tablo 3’te gösterildiği gibi olduğu bildirilmiştir:
120
10-66/1402-523
4
Tablo 3: PR Net'in Mevcut Hissedarlık Yapısı
Hissedar Hisse Oranı (%)
Mevcut Durum
Mustafa Koray YÜCEL 86,8100
Şeref TAMTÜRK 1,0000
Medialink Worldwide 3,8400
Özkan SAÇKAN 1,9206
MPR Halkla İlişkiler A.Ş. 0,9603
Aytül GÜLÇELİK 1,9206
Ali Uğur SAYDAM 2,3986
Abdullah Selim OKTAR 0,1500
Osman ÜNSAL 1,0000
Toplam 100,00
H.3. İlgili Pazar
H.3.1. Genel Hatlarıyla Medya Takibi, Analizi ve Araştırması Pazarı
Medya takibi genel olarak; bir kişi, kurum, sektör veya belli bir ya da birkaç konu ile
ilgili her türlü içeriğin farklı ortamlardan elde edilmesi ve bu verilerin müşteri
beklentileri de göz önünde bulundurularak sunulması hizmeti olarak
tanımlanmaktadır. Geçmiş yıllarda bu hizmet, sadece gazetelerde yer alan haberlerin
takip edilmesi ve müşterinin istekleri doğrultusunda bu haberlerin derlenmesi
şeklinde verilmiştir. Kısaca küpür derleme (clipping) hizmeti olarak nitelendirilebilecek
bu hizmet türü, medya hizmetlerinin çeşitlenmesi ve televizyon, radyo, internet gibi
mecraların yaygınlaşması neticesinde farklı bir kimliğe bürünmüştür. Medyadaki bu 130
değişim süreci takip edilmesi gereken platformların sayısında da büyük bir artışı
beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla medya takibi faaliyetleri, bu hizmete ihtiyaç duyan
teşebbüslerin kendi bünyelerinde rasyonel olarak yapabilecekleri bir hizmet türü
olmaktan çıkmış, daha çok bu alanda uzmanlaşmış teşebbüslerin sağlayabilecekleri
bir hizmete dönüşmüştür.
Başta büyük ölçekli teşebbüsler olmak üzere her sektörden teşebbüsler, valilikler,
belediyeler, siyasetçiler, sanatçılar kısacası medyada haberi, reklamı çıkan tüm
kamu kurumları-özel kurumlar, gerçek-tüzel kişiler medya takibi hizmetine olan talebi
oluşturmaktadır. Özellikle kurumsal yönetim mekanizmalarını benimsemiş büyük
ölçekli teşebbüsler, söz konusu hizmeti; stratejik öneme sahip kararların alınabilmesi, 140
bu kararların nasıl uygulanacağının belirlenebilmesi, daha kaliteli ürün ve hizmet
sunabilmesi gibi amaçlarla da kullanmaya başlamıştır. Dolayısıyla medya takibi
hizmeti veren teşebbüsler, bu hizmetin yanı sıra, medyadan elde ettikleri verileri
işleyerek daha nitelikli bilgilerin üretimini gerçekleştirmişlerdir. Medya takip şirketleri,
medya analizi-araştırması olarak nitelendirilebilecek bu hizmet türü ile faaliyetlerine
katma değerli faaliyetleri katmış ve daha nitelikli bilgilere ihtiyaç duyan teşebbüslerin
bu taleplerini karşılama imkânını elde etmişlerdir.
Medya Takip Hizmetleri: Medya takip hizmetleri genel olarak basın, televizyon,
radyo, internet ve ajans takibi gibi takibi yapılan şey her ne ise o şeye yönelik her
türlü içerik takibi faaliyetlerini içermektedir. Bu hizmetler kapsamında haber, program, 150
reklam, sponsor, ajans, logo vb. takibi yapılabilmektedir. Söz konusu takip
hizmetlerinin ayrıntılarına alt başlıklar halinde aşağıda yer verilmektedir:
10-66/1402-523
5
Basın takibi: Medya takip şirketleri yazılı basını, yayın dönemlerine göre
günlük, haftalık, aylık ve yıllık olarak; dağılım alanlarına göre ise uluslararası,
ulusal, bölgesel ve yerel yayınlar olarak ayırmaktadırlar. Dolayısıyla medya
takip şirketlerinin takip ettikleri yayınlar ve takip edilen bu yayınların sayısı
farklılık gösterebilmektedir. Yayınlar kâğıda basılı veya dijital ortamda temin 160
edilebilmektedir. Kâğıda basılı yayınlar yazıcılar vasıtasıyla taranarak dijital
ortama aktırılmaktadır. Dijital ortama aktarılan yayınlar OCR (Optical
Character Recognition) adı verilen yazımlar tarafından taranarak müşteri
ihtiyaçlarına hizmet edebilecek kısımlar ayrılmaktadır. Bu aşamadan sonra ise
editörler devreye girmekte ve ilgisiz içerikleri ayırıp OCR’nin yakalayamadığı
içerikleri tespit edip ilgili müşteriye bu yayınları göndermektedir. Müşteri
tercihlerine göre bu yayınlar sanal ve/veya fiziksel ortamda
gönderilebilmektedir.
Televizyon Yayını Takibi: Bu takip hizmeti kapsamında karasal, uydu,
kablolu veya dijital platformlar üzerinden yayın yapan televizyon kanallarının 170
yayınları VHS kasetlere veya sabit disklere kaydedilmektedir. Daha sonra bu
kayıtlar izlenerek takibi yapılan konularla ilişkili olanlar belirlenmektedir ve
birtakım yazılımlar vasıtasıyla müşterilere ulaştırılmaktadır. Ayrıca gönderilen
bu içerikler VHS, VCD ve DVD gibi formatlarda arşivleme amacıyla müşterilere
sunulmaktadır.
Radyo Yayını Takibi: Televizyon yayını takibine benzer bir süreç söz
konusudur. Radyo kanalları dijital olarak kaydedilmektedir. Kaydedilen bu
yayınlar VHS, VCD ve DVD gibi formatlarda veya online olarak müşterilere
sunulmaktadır. Ayrıca bu yayınlar, arşivleme amacıyla belirli dönemlerde
müşterilere gönderilmektedir. 180
İnternet Takibi: İnternetin özellikle 2000’li yıllarda temel iletişim ortamlarından
biri haline gelmesi sonucunda medya takip şirketleri, söz konusu mecrayı takip
hizmetlerine dâhil etmişlerdir. Bu hizmet kapsamında en çok ziyaret edilen ve
haber üreten internet siteleri takip edilmekte ve müşterilerin istekleri
doğrultusunda belirlenen içerikler gerçek zamanlı olarak bu müşterilere
ulaştırılmaktadır. Ayrıca arşivleme amacıyla bu yayınların da CD veya DVD
formatları müşterilere gönderilmektedir.
Haber Ajansı Takibi: Anadolu Ajansı, Cihan Haber Ajansı, İhlas Haber Ajansı
vb. haber ajansları tarafından medyaya sunulan son dakika haberleri takip
faaliyetlerini kapsamaktadır. 190
Medya Analiz ve Araştırma Hizmetleri: Medya analiz ve araştırma
hizmetlerini, medya takibi sürecinde elde edilen bilgilerin işlenmesiyle
oluşturulan medya raporları olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda,
medya takip şirketleri tarafından elde edilen tüm veriler, müşteri istekleri de
göz önünde bulundurularak müşteri tarafından talep edilen bilgileri sağlamak
üzere işlenmektedir. Hizmet alan teşebbüslerin hedefe uygun strateji
geliştirmelerinde kolaylaştırıcı bir unsur olarak kullanabilecekleri bu faaliyet
türü medya erişim araştırmaları, medya etkinlik araştırmaları, reklam etki ve
etkinlik araştırmaları gibi alt kategorilere ayrılabilmektedir. Bu hizmet çeşidi ile
teşebbüsler, kendileri ile ilgili haberlere medyada ne kadar yer ayrıldığını, bu 200
haberler aracılığı ile ne kadar erişim sağlandığını, markalarına hangi nitelikteki
haberler kapsamında yer verildiğini görebilmektedir. Kısaca ilgili teşebbüsün
genel anlamda medyaya nasıl yansıdığının özeti ortaya konulmaktadır. Bu
10-66/1402-523
6
hizmetler haber adedi, stxcm2 toplamı, tiraj ve erişim değerleri, haberlerin nasıl
yorumlandığı, algının niteliği ve derecesi olarak sıralanabilecek çok sayıda
nicel/nitel ölçüm ve değerlendirmelerden oluşmaktadır.
H.3.2. İlgili Ürün Pazarı
Ajans Press’in birinci yazılı savunmasında medya takibi yapan teşebbüslerin
sunduğu analiz araştırma hizmetlerinin diğer araştırma hizmetleri ile aynı pazarda
bulunduğu, reklam takibi hizmetlerinin de medya takip hizmetlerinden ayrı mütalaa 210
edilemeyeceği dile getirilmektedir.
Bununla beraber, pazarda faaliyet gösteren oyuncuların toptancı ve perakendeci
olarak ayrılmalarının yanlış olduğu ifade edilmiş, pazarda dört üretici bulunduğu,
diğerlerinin perakendeci olduğu bilgisinin gerçeğe aykırı olduğu belirtilmiştir.
Hâlihazırda medya takip hizmetleri pazarında faaliyet gösteren 40 civarında oyuncu
olduğu, bunların 20’den fazlasının Rekabet Kurulunun değerlendirmelerine esas
aldığı kriterler doğrultusunda toptancı olduğu belirtilmiştir. Bu firmalar Tablo 4’te
gösterilmektedir.
Tablo 4: İlgili Pazarda Faaliyet Gösterdiği İddia Edilen Teşebbüsler
Firma Adı
Interpress Medya Hizmetleri Ticaret A.Ş.
MTM Medya Takip Yayıncılık ve İletişim Merkezi Ltd. Şti.
PR-Net Halkla İlişkiler Araştırma ve Değerlendirme Hizmetleri A.Ş.
TT Boom Dijital İnteraktif Medya Reklam Ajansı A.Ş.
Vodaco A.Ş.
Bilgi Odası Veri Tabanı İletişim Platformu ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.
Piramit Bilgisayar ve Teknoloji Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.
Güven Yazılım Teknolojileri Ticaret Ltd. Şti.
D&D Medya Forum Pazarlama Turizm Dış Ticaret Ltd. Şti.
Ajans Pres Medya Takip Merkezi A.Ş.
Kaydet-Seyret TV
The Nielsen Company Medya Yayın ve Tanıtım Hizmetleri A.Ş.
Medyatek Video Prodüksiyon
Bursa Medya Takip Merkezi Ajansı Ltd. Şti.
Medya Stats
Antalya Takip Merkezi
Lotus Medya Yeni Medya Bilişim ve Eğitim Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti.
Medyasel Medya Takip Tanıtım
Nar Ajans Reklamcılık Turizm Pazarlama A.Ş.
DS Medya Enformasyon Ltd. Şti.
Objektif Medya Takip
Onpro Medya Danışmanlık ve Medya Takip Merkezi
Çözüm Medya Takip Prodüksiyon Reklamcılık
Öte yandan, medya takip hizmetini bizzat kendi bünyesinde yapan pek çok kamu ve 220
özel sektör teşebbüsünün bulunduğu gerçeği karşısında hizmet üretimi yapan
firmaların toptancı-perakendeci ayrımına tabi tutulmasının hukuksuz olduğu iddia
edilmektedir.
2 Sütun santim: Genel olarak 2,9 cm en ve 1 cm yüksekliğe tekabül eder.
10-66/1402-523
7
Ön inceleme raporunda yapılan pazar tanımında değerlendirme dışı bırakılan bir
diğer unsurun da haber ajansları olduğu, doğrudan haber kaynağı oldukları için
sektör içinde değerlendirmeye alınmalarının zaruri olduğu iddia edilmekte, zira
haberin önce haber ajansına geldiği, buradan medyaya, sonrasında medya takip
şirketlerine geçtiği, bu bağlamda medya takip şirketlerinin topladığı verinin kaynağı
olmaları ve medya takip şirketlerinin verdiği hizmetlerin bir kısmını doğrudan haber 230
ajanslarının kendilerinin verdiği dile getirilmektedir.
Ayrıca birinci yazılı savunmada, müşterilerin Google, Alta Vista, Bing, Yahoo gibi
arama motorlarını kullanarak birkaç dakikalık arama yaparak internet takibini de
rahatlıkla yapabileceği için medya takip şirketlerinden internet takip hizmetini satın
almadığı belirtilerek arama motorlarının da ilgili pazarda yer aldığı iddia edilmektedir.
Bunun gibi, çeviri, yazılım sektörlerinin de ilgili pazarda değerlendirilmesi gerektiği
ileri sürülmektedir.
Yukarıda dile getirilen iddialar ve öne sürülen gerekçeler ışığında, “ön inceleme
raporu”nda yapılan pazar tanımının gerçekle uyuşmayacak şekilde daraltılmaya
çalışıldığı iddia edilmektedir. 240
Dosya kapsamında edinilen bilgi ve belgeler ışığında, birinci yazılı savunmada dile
getirilen iddialar ayrıca değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, tarafların savları ve edinilen
bilgi, belgeler çerçevesinde ilgili pazar tanımlanmıştır.
Bildirim konusu işlemin taraflarının ana faaliyet konularını, bir önceki bölümde genel
hatlarına yer verilen medya takibi, analizi ve araştırması oluşturmaktadır. Dosya
kapsamında elde edilen bilgiler çerçevesinde, her ne kadar Ajans Press’in birinci
yazılı savunma yazısında ayrı pazarlar olduğu iddia edilse de verilen deşifre, çeviri,
gündem, medya bilgi bankası, yazılım geliştirme gibi hizmetler medya takibi, analizi
ve araştırması işinin katma değerli hizmetleridir. Dolayısıyla söz konusu hizmetler
ayrı bir pazar olarak değerlendirilmemektedir. 250
Haber ajanslarının müşterilerine “iç haberler, parlamento, dış haberler, dış yayınlar,
ekonomi haberleri, spor haberleri” vb. başlıklar altında sms hizmeti verdiği ancak bu
hizmetlerin müşteriye özel medya takip, analiz ve araştırma hizmeti olarak
değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla aynı pazarda yer almadığı kanaatine varılmıştır.
Nitekim medya takip, analiz ve araştırma pazarında faaliyet gösteren teşebbüsler
haber ajanslarından verileri alarak işlemekte ve bunları da müşterilerine sunmaktadır.
Bunun yanı sıra, medya takip hizmetleri pazarında faaliyet gösteren 40 civarında
oyuncu olduğu, bunların 20’den fazlasının Rekabet Kurulunun değerlendirmelerine
esas aldığı kriterler doğrultusunda toptancı olduğu iddiası incelenmek üzere Tablo
4’te adı geçen firmaların resmi internet siteleri incelenmiş, bazılarıyla da telefonla 260
iletişime geçilmiştir:3
– TT Boom Dijital İnteraktif Medya Reklam Ajansı A.Ş.’nin internet sitesinde
müşterilerin dijital ortamda mevcut ve potansiyel hedef kitleleri tarafından
ulaşılabilir olmasını amaç edindiği, interaktif pazarlamaya yönelik hizmetler
verdiği ve sunduğu yazılımla internet takibi yapılmasına imkân verdiği
görülmüştür.
3Yapılan araştırmalar ve görüşmeler ışığında, birinci yazılı savunmada Tablo 4’te verilen teşebbüslerin
ilgili pazarda olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı tespit edilmiş, bu nedenle tabloda geçen bütün
teşebbüslerle iletişime geçilmemiştir.
10-66/1402-523
8
– Vodaco, internet sitesinde, müşterilerine IT stratejileri geliştirme, marka
yönetimi, web pazarlama, bilgi yönetimi, web tasarımı, hosting hizmetleri,
donanım satışları ve benzeri konularda hizmet verdiklerini belirtmişlerdir.4
– Lotus Medya Yeni Medya Bilişim ve Eğitim Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti., internet 270
sitesinde firmalarının içerik yöneticileri, tasarım ekibi, sosyal medya
stratejistleri ve teknoloji uzmanları olarak markaların sosyal medyadan en iyi
şekilde fayda sağlamaları için en son trendleri takip ettiğini, onların sesini her
gün maruz kalınan mesaj bombardımanından ayrı tutup ön plana çıkmasını
sağlayarak, en uygun hedef kitleye ulaştırdıklarını ifade etmiştir.
– Piramit Bilgisayar ve Teknoloji Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti. yetkilisi yapılan
telefon görüşmesinde firmalarının medya takip, analiz ve araştırma
sektöründe faaliyet gösterdiğini ancak perakende olarak hizmet verdiğini ve
hâlihazırda MTM’den hizmet aldıklarını ifade etmiştir.
– Medyatek Video Prodüksiyon Reklamcılık Halkla İlişkiler Ticaret ve Sanayi 280
Limited Şirketi yetkilisi yapılan telefon görüşmesinde, zaman zaman yaptıkları
PR çalışmalarını ölçümlemek için medya takibi, analizi işini yerel ölçekte
kendilerinin yaptığını, zaman zaman da Ajans Press ve MTM’den hizmet
aldıklarını ifade etmiştir.
– Medya Stats yetkilisi ise yapılan telefon görüşmesinde sadece reklam takibi
yaptıklarını belirtmiştir.
Görüleceği üzere, yerel hizmet veren teşebbüsler dışında (Antalya Medya Takip
Merkezi, Bursa Medya Takip Merkezi Ajansı Ltd. Şti.) Ajans Press, MTM, Interpress
ve PR-Net dışında araştırılan veya görüşülen teşebbüslerin, ilgili pazarda ya hiç
hizmet5 vermediği ya da toptan düzeyde hizmet vermediği tespit edilmiştir. Ancak, 290
gerek medya takip, analiz ve araştırma işiyle iştigal eden teşebbüslerin cirosunun
küçük bir bölümünün internet takibi hizmetinin verilmesinden elde edilen gelirler
olması, gerekse bu hizmetin ayrıştırılmasına dosya kapsamında ihtiyaç duyulmaması
sebebiyle bu konuda daha ayrıntılı bir çalışma yapılmamış, anılan hizmet medya
takip, analiz ve araştırma işinin kapsamında olduğu savı üzerinden değerlendirme
yapılmıştır. Nitekim ilerleyen bölümlerde yer verileceği üzere müşterilerin ve rakiplerin
görüşleri de bu yöndedir.
Ajans Press’in birinci yazılı savunmasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Yüksek
Denetleme Kurumu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Genelkurmay
Başkanlığı gibi birçok kamu kurumunun medya takip hizmetlerini kendi bünyelerinde 300
ürettiklerinden hareketle ilgili pazarda faaliyet gösterdikleri iddia edilmektedir. Ancak,
söz konusu kamu kurumlarının anılan hizmeti sadece kendi ihtiyaçları için ürettiği,
dolayısıyla pazarda herhangi bir talep oluşturmadığı ortadadır. Bu nedenle, kamu
kurumlarının ilgili pazarda değerlendirilmesinin makul olmadığı sonucuna varılmıştır.
Medya takibi, analizi ve araştırması faaliyetleri ile ilgili olarak sunulan bilgiler
çerçevesinde, dosya kapsamında yer verilen ve medyaya ilişkin olarak yapılan analiz
ve araştırma faaliyetlerinin, medya takibi sonucunda elde edilen veriler üzerinden
gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır. Nitekim medya takip işi yapan teşebbüslerin
medya analiz ve araştırma faaliyetlerinin de bulunduğu bilgisine ulaşılmıştır. Bu
noktada, bildirim konusu işleme taraf teşebbüslerin faaliyet gösterdikleri pazarın alt 310
bölümlere ayrıştırılmasının ve/veya bu faaliyetlere diğer araştırma hizmetleri olarak
4
5 Söz konusu teşebbüslerden bazıları sadece internet takibi hizmeti vermektedir.
10-66/1402-523
9
nitelendirilebilecek birtakım faaliyetlerin de dâhil edilmesinin yerinde olup
olmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Medya analizi ve araştırması, önceki bölümlerde de değinildiği üzere, medya takibi
sırasında elde edilen bilgilerin işlenerek, bu bilgilere müşteri ihtiyaçları doğrultusunda
şekil verilerek nicel ve nitel birtakım sonuçların elde edilmesi süreci olarak
açıklanabilmektedir. Bu faaliyetlerin dışında, ilk bakışta bu işlerle aynı faaliyet
alanında olduğu düşünülebilecek ve genellikle saha araştırmaları yapan araştırma
şirketleri tarafından gerçekleştirilen araştırma faaliyetleri de bulunmaktadır. Söz
konusu araştırma faaliyetlerini yürüten bu şirketler birtakım nitel ve nicel yöntemleri 320
kullanarak hedef kitlelerden sistematik veriler toplamakta ve bu verileri çeşitli kalitatif
ve kantitatif analizlere tabi tutmaktadır. Genel anlamda pazar araştırmaları, kamuoyu
araştırmaları, siyasal araştırmalar, marka değer ölçümü, toplumsal içerikli
araştırmalar, marka ve imaj testleri, ürün kullanımına ilişkin testler olarak
sıralanabilecek bu araştırma faaliyetlerinin, sektörde yer alan teşebbüslerin de
belirttiği gibi, kullanılan veriler ve araştırma süreçleri bakımından medya takip
şirketlerinin yapmış olduğu araştırma faaliyetlerinden ayrıldıkları kanaatine
varılmıştır. Benzer bir farklılık talep açısından yapılacak değerlendirmede de
karşımıza çıkmaktadır. Örnek verecek olursak, seçimlere hazırlanan siyasal bir
partinin konuya ilişkin olarak yapılmasını talep ettiği kapsamlı bir araştırmanın veya 330
bir işletmenin yeni çıkardığı ürünün tüketici gözündeki yerini algılayabilmek için
yapılmasını istediği bir pazar araştırmasının, ana faaliyeti medya takibi olan
teşebbüsler tarafından karşılanmasının mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. Aynı
şekilde medyada yer alan içerikler üzerinden yapılacak bir analizin de bahsi geçen
diğer araştırma şirketleri tarafından verilebilmesinin zaman, maliyet gibi işin
rasyonalitesine ilişkin kriterler de göz önünde bulundurulduğunda mümkün olmadığı
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla medya takibi yapan teşebbüslerin sunduğu analiz ve
araştırma hizmetlerinin, diğer araştırma şirketleri tarafından sunulan araştırma
hizmetleri ile aynı pazarda değerlendirilemeyeceğine hükmedilmiştir.
Medya takibi yazılı, işitsel, görsel çok sayıda mecranın günlük olarak izlenmesi 340
faaliyetlerinden oluşmaktadır. Bu noktada, ilgili ürün pazarı belirlenirken medya takip
hizmetlerinin takip edilen mecraya ve/veya konuya göre ayrıştırılmasının uygun olup
olmayacağını değerlendirmek gerekmektedir. Medya takip şirketleri tarafından takibi
yapılan ortamlar incelendiğinde, sektörün büyükleri olarak nitelendirilebilecek ve
aralarında bildirim konusu işlemin taraflarının da bulunduğu teşebbüslerin hemen
hemen tüm ortamlar üzerinden bu faaliyetlerini gerçekleştirdikleri görülmektedir. Her
ne kadar takip edilen mecralara ilişkin olarak teşebbüs bünyesinde farklı birimler
bulunsa da müşteriye verilen hizmet genellikle bütüncül nitelikte olup tüm ortamları
kapsamaktadır. Dolayısıyla medya takibi konusunda ortam bazlı bir ayrıştırma
yapılmasına gerek bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 350
Bunun yanı sıra, söz konusu hizmetlere yönelik olarak konu bazlı bir ayrımın kısmen
de olsa yapılma ihtiyacı doğabilecektir. Bunun ana nedeni bazı takip faaliyetlerinde
insan faktörüne oldukça sınırlı düzeyde ihtiyaç duyulmasıdır. Bu gibi takip hizmetleri
sadece otomasyona dayalı olabilmekte ve emek faktörü nerdeyse tamamen göz ardı
edilmektedir.
Dosya kapsamında elde edilen bilgilerden, reklam takibinin böyle bir özelliğinin
olduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda, reklam takibi hizmeti veren bir teşebbüsün söz
konusu takip hizmetini otomasyona dayalı olarak, sadece önceden belirlenen
birtakım ölçütler doğrultusunda da yapabileceği, bu alanda emek faktörünün medya
takibine göre sınırlı ölçüde devreye sokulduğu ve reklam takip işinin uygulanan 360
10-66/1402-523
10
yöntem açısından ilgili pazar kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğine
hükmedilmiştir. Nitekim yapılan görüşmelerde, reklam takip hizmetiyle medya takip
hizmetlerinin ayrıştığı, reklam takip hizmetleri yapan teşebbüslerin ilgili pazar için
ancak potansiyel rekabet unsuru olarak değerlendirilebileceği dile getirilmiş, ayrıca
medya takibi, analizi ve araştırması yapan teşebbüslerin reklam takibi hizmetlerini
satın aldıkları tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra, reklam takip hizmeti veren
(…..TİCARİ SIR…..) yetkilisi, açıkça reklam takip işleriyle medya takip işlerinin farklı
sektörler olduğunu ifade etmiştir.
Öte yandan medya analizi ve araştırması faaliyetlerinin medya takibinde elde edilen
verilere dayalı olarak yapıldığı, medya takibi yapan teşebbüslerin hâlihazırda elde 370
ettikleri verileri istatistiksel bir takım raporlara dökmelerinde herhangi bir engel
bulunmadığı ve medya takibi yapan teşebbüslerin analiz ve araştırma hizmetlerini de
sundukları göz önünde bulundurulduğunda, mevcut dosya özelinde bu faaliyetler
bakımdan ayrı bir pazar tanımlaması yapılmasına gerek bulunmadığı kanaatine
varılmıştır.
Göz önünde bulundurulması gereken bir diğer husus ise ilgili pazarın medya takibi,
analizi ve araştırması hizmetlerinin toptan düzeyde ve/veya (yalnızca) perakende
düzeyde verilmesine bağlı olarak ikili bir yapı sergilemesidir. İlgili pazarda faaliyette
bulunan teşebbüsler medya takibi, analizi ve araştırması hizmetlerinin üretimi
aşamasında bulunan, bu üretim faaliyetini tüm medya yayınlarını gerekli finansal ve 380
beşeri sermaye-teşkilat-yurt çapında ağ oluşturmak suretiyle izleyerek sıfırdan
gerçekleştiren, diğer bir deyişle, bu işin mutfağına sahip olan büyük çaplı teşebbüsler
ve pazarda medya takibi şirketi olarak görünen ancak bu hizmeti sadece (söz konusu
büyük çaplı teşebbüslerden toptan düzeyde tedarik etmek suretiyle) yeniden satış
yöntemi ile sunan teşebbüsler olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu bilgi, işlemin taraflarınca
sunulan dokümanlarda yer almamış ancak, aynı pazarda faaliyet gösteren diğer bir
medya takip şirketi ve yapılan görüşmelerde tespit edilmiş, nihai inceleme sürecinde
ayrıca değerlendirilmiştir.
İlgili ürün pazarının değerlendirilmesinde hangi teşebbüslerin birbirlerini rakip olarak
gördüğü, ilgili pazarda üretilen hizmeti satın alan müşterilerin görüşleri de önemli bir 390
değerlendirme aracıdır. Dosya kapsamında yapılan görüşmelerde, MTM yetkilisi,
Ajans Press, PR Net ve Interpress’i rakip olarak gördüğünü ifade etmiştir. Bunun yanı
sıra, hizmetleri yeniden satış yöntemiyle sunan bir başka teşebbüs yetkilisi
(…..TİCARİ SIR…..) de medya takibinde üretici teşebbüs olarak adı geçen dört
teşebbüsü saymış, kendileri gibi yeniden satış yöntemiyle hizmetleri sunan diğer
teşebbüslerin söz konusu teşebbüslere rekabetçi bir baskı unsuru oluşturabileceğini
düşünmediğini ifade etmiştir. (…..TİCARİ SIR…..) yetkilisi de benzer beyanlarda
bulunmuştur.
Bu bilgi ve değerlendirmeler ışığında, bildirim konusu işleme ilişkin olarak yapılacak
analizlerde toptan ve perakende pazar ayrımına gidilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. 400
Dosya mevcudu bilgiler esas alınarak, ilgili ürün pazarının, otomasyona dayalı olarak
yapılabilme özelliği taşıyan (fiili olarak da pazarda ayrışan) reklam takibi faaliyetleri
bakımından ayrıma tabi tutulması ve pazarın toptan-perakende şeklindeki ikili yapısı
bağlamında medya takibi, analizi ve araştırması hizmeti sunan teşebbüslerin bu
hizmetlerini toptan düzeyde sunabilip sunamadıklarının, diğer bir deyişle ilgili pazarın
asıl önem arz eden toptan düzeyine ilişkin ayrımın göz önünde bulundurulması
gerekmektedir.
10-66/1402-523
11
Yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında ve yukarıda belirtilen hususlar
çerçevesinde, ilgili ürün pazarı “medya takibi, analizi ve araştırması pazarı” olarak
tanımlanmıştır. 410
H.3.3. İlgili Coğrafi Pazar
Devralma işlemi açısından, ilgili ürün pazarında, ülkenin herhangi bir bölgesindeki
rekabet koşullarının diğer bölgelerden farklılık göstermemesi, rekabet koşullarının
ülkenin tamamında homojen bir yapı sergilemesi nedeniyle dosya kapsamında ilgili
coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
H.4. Yapılan Tespit ve Değerlendirmeler
H.4.1. Ajans Press – Interpress Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
Bildirim konusu işlemi gerçekleştirdiği bildirilen Ajans Press ile aynı pazarda faaliyet
gösteren Interpress’in sahiplik yapıları ve söz konusu tüzel kişiliklerin faaliyetlerini
yürütürken aralarında fiili olarak ortaya çıkan ilişkinin, inceleme konusu devralma 420
işleminin değerlendirilmesiyle ilgili olarak öncelikle değerlendirilmesi gerektiği
görülmüştür. Bu çerçevede, Ajans Press ile Interpress tüzel kişiliklerinin 4054 sayılı
Kanun bakımından tek bir teşebbüs niteliği taşıyıp taşımadığı ele alınmıştır.
Kurulun iznine tabi birleşme-devralma işlemlerinin incelenmesi sırasında öncelikle
işlemin tarafları tespit edilerek söz konusu işlemdeki “ilgili teşebbüsler”in doğru bir
biçimde ortaya konulması gereklidir. Kanun’un 3. maddesinde “bağımsız karar
verebilen” ve “ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden” birimler teşebbüs olarak
nitelendirilmiştir. Bu anlamda işbu inceleme konusu devralma işlemi için devralan
tarafın belirlenmesi bakımından Kurul’un 7.2.2008 tarih ve 08-12/130-46 sayılı
kararında yer alan tespitlere yer verilmesi gerekmektedir. Söz konusu kararda, 430
“Öte yandan, 1997/1 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinin son fıkrasında kontrolün
kişiler veya teşebbüsler tarafından elde edilebileceği ifade edilmektedir. Buna
göre, gerçek kişilerce kontrol edilen teşebbüsler söz konusu olduğunda ilgili
teşebbüs kavramı açısından anılan gerçek kişilerin durumları dikkate
alınacaktır. Tebliğ’in 2. maddesinin (a) bendine göre, devralma işlemleri
bakımından kendi başlarına ekonomik faaliyetleri bulunan gerçek kişiler başlı
başına bir teşebbüs olarak kabul edilir ve bu kişilerin ekonomik faaliyetleri de
değerlendirmelerde göz önüne alınır. Kurul, gerçek kişiler tarafından kontrol
edilen teşebbüsler söz konusu olduğunda bu gerçek kişiler ve bunların
mensubu olduğu ailenin fertlerinden oluşan yapıyı grup olarak nitelendirmekte 440
ve aile bireylerinin ekonomik bütünlük içinde olduğunu kabul etmektedir6.
…
İş hayatındaki ekonomik yapılanmalar en basit tek kişilik işletmelerden
birbirlerine ekonomik bağlarla bağlı büyük ekonomik gruplara doğru çok çeşitli
oluşumlar göstermektedir.
Özellikle rekabet hukuku bakımından önem arz eden büyük ekonomik gruplar
birbirlerine hissedarlık bağlarıyla bağlı tüzel kişiliklerin en yukarıda tek bir ana
şirket tarafından kontrol edildiği merkezi yapılanmalar gösterebildiği gibi, bir
ailenin değişik bireyleri tarafından ya da bu bireylerce ortaklaşa kontrol edilen
çok sayıda tüzel kişiliklerden oluşan bir grup yapılanması da mümkün 450
olabilmektedir.
6 Kurul’un 24.10.2000 tarih, 00-41/446-244 sayılı Beretta-Vursan, 28.5.2002 tarih, 02-32/366-152
sayılı Sofra-Parıltı-Damak, 9.3.2006 tarih, 06-18/217-56 sayılı Eker, kararları.
10-66/1402-523
12
Tam bu noktada belirtmek gerekir ki, tüzel kişi teşebbüsler arasındaki ilişkiler
bakımından “kontrol” testi doğru ve geçerli bir test olmakla birlikte, tüzel
kişilikler de nihai olarak gerçek kişiler tarafından kontrol edildiğinden, söz
konusu teşebbüs ya da teşebbüsleri kontrol eden gerçek kişiler arasındaki
ilişkiler için kontrol kavramının kullanılması mümkün değildir. Gerçek kişiler
söz konusu olduğunda bu gerçek kişiler arasındaki bağlantıların niteliği ve
derecesine bağlı olarak bu kişilerin ekonomik bütünlük içinde olup olmadıkları
ve dolayısıyla tek bir ekonomik karar mekanizması gibi değerlendirilip
değerlendirilemeyecekleri hususu, incelenerek açıklığa kavuşturulması 460
gereken temel meseledir.
Kurul’un günümüze kadarki kararlarında gerçek kişiler arasındaki ilişkilerin
ekonomik bütünlük teorisi bakımından nitelendirilmesindeki en önemli
kriterlerin, aile bağları ve ekonomik çıkar birliği olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Gerçek kişiler arasında nasıl bir bağlantı olmalıdır ki bu kişiler ekonomik olarak
bir bütünün parçaları olarak kabul edilsin? Rekabet hukuku bakımından ve
aynı zamanda inceleme konusu dosya açısından kritik öneme sahip soru
budur…
…
Doğal olarak bu noktada ekonomik bağların nitelik ve nicelik olarak hangi 470
yoğunlukta, aile bağlarının hangi derecede olması gerektiği sorusu akla
gelmektedir. Kurul’un daha önce almış olduğu çeşitli kararlarına bakıldığında
aynı soyadını taşıyan kişilerin “Grup” olarak kabul edildiği7, bir ailenin beş farklı
bireyince eşit paylarla kontrol edilen bir şirketle bu bireylerden birinin kontrol
ettiği şirketlerin ekonomik bütünlük oluşturduğunun tespit edildiği8, hatta aynı
soyadını taşımasalar dahi aradaki ekonomik bağlar ve/veya aile bağlarına
dayanılarak bu kişilerin “…Grubu” olarak nitelendirildiği9 kararları mevcuttur.
Aile bağlarının ekonomik bütünlük için yeterli görüldüğü Kurul kararları mevcut
olsa da, sadece bu bağlara bakılarak karar verilemeyecek durumlar da söz
konusu olabilir.” 480
tespitlerine yer verildikten sonra, içtihatlar doğrultusunda, ekonomik bütünlük
olgusunun tanımlanması bakımından ele alınması gereken kriterler
“1) Kişiler ve/veya gruplar arasında ekonomik ve ailesel bağların bulunup
bulunmadığının tespiti,
2) Ekonomik bağların temelleri, niteliği, büyüklüğü ve bunların -varsa-
bağımsız faaliyetlerle karşılaştırılması,
3) Bu tespitlere dayanarak kişilerin çıkar birliği (unity of interest) içinde olup
olmadıklarının tespiti.”
şeklinde sıralanmıştır.
490
7 Kurul’un 7.8.2001 /01-39/391-100 sayılı Çimentas ve 04.10.2002 tarih, 02-61/759-307 sayılı Parıltı-
Sofra kararı.
8 Kurul’un 8.11.2007 tarih, 07-85/1039-401 sayılı Misbis kararı.
9 Kurul’un 9.01.2001 tarih, 01-03/10-3 sayılı Bilkom kararı.
10-66/1402-523
13
Bu çerçevede, Ajans Press – Interpress arasındaki ilişkinin ve esasen bu şirketlerin
kontrol sahipleri olan gerçek kişiler ve/veya grupların10 bir ekonomik bütünlük içinde
yer alıp almadıklarının, işbu nihai inceleme kapsamında elde edilen bilgi, belge ve
bulgular doğrultusunda, yukarıda yer verilen kriterler bakımından değerlendirildiğinde
ilk olarak, Ajans Press ile Interpress sahipleri-yöneticileri arasındaki akrabalık
ilişkilerine yer vermek uygun olacaktır. Ajans Press’in sahibi-yöneticisi Mehmet Ali
ÖZKAN ile Interpress’in sahibi-yöneticisi Ömer ÖZKAN (ve kardeşi Tarık ÖZKAN)
amcaoğullarıdır ve medya takip, araştırma ve analiz işi bu kişilerin baba mesleği
olarak sürdürdükleri bir faaliyet alanıdır.
Ancak Ajans Press – Interpress ilişkisi sadece ailesel bağlardan ibaret bir ilişki 500
olmayıp söz konusu şirketler arasında ekonomik bağlar da bulunmaktadır. Temeli bir
yönden ailevi bağlara dayanan bu ekonomik bağların niteliği, büyüklüğü ve bunların -
varsa- bağımsız faaliyetlerle karşılaştırılmasına aşağıda sırasıyla yer verilmektedir.
6.5.2010 tarihinde, raportörlerce hem Ajans Press, hem Interpress’te yapılan yerinde
incelemelerde, doğrudan dijital olarak temin edilen ve/veya tarama yöntemi ile dijital
olarak elde edilen yayınların iki şirket arasında “ftp” protokolü üzerinden paylaşımının
gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. İki şirketin erişimine açık olan söz konusu
protokolde yayınlar öncelikle Ajans Press ve Interpress tarafından temin edilen dijital
yayınlar olmak üzere ayrı ayrı dosyalanmakta daha sonra ise bu yayınlar tarihe,
yayına, sayfaya vb. göre sınıflandırılmaktadır. Yapılan yerinde incelemelerde ayrıca, 510
yayınların dijital formatlarının taraflar arasındaki paylaşımına ilişkin pek çok e-posta
yazışması elde edilmiştir. Söz konusu yazışmalardan bazılarına aşağıda yer
verilmektedir.
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
10 Bundan sonraki bölümlerde, Ajans Press ile Interpress’in kontrol sahipleri olan gerçek kişiler
ve/veya gruplar arasındaki ekonomik bütünlük bakımından ele alınan ilişki kısaca Ajans Press –
Interpress ilişkisi olarak adlandırılacaktır.
10-66/1402-523
14
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
Nitekim Ajans Press’in sahibi ve yöneticisi Mehmet Ali ÖZKAN da söz konusu
yayınların paylaşımını, “Interpress Medya Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. (Interpress) ve 520
Ajans Press arasında maliyet avantajı yaratmak amacıyla dijital yayınların paylaşımı
yapılmaktadır. Söz konusu paylaşım “ftp” protokolü üzerinden gerçekleştirilmektedir.
Bu kapsamda temin edilen ve/veya tarama yöntemi ile elde edilen yayınların dijital
kopyaları (…..TİCARİ SIR…..) adresi kullanılarak ve bu adres içerisinde oluşturulan
klasörlere aktarılarak gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda Interpress ile imzalanan
10-66/1402-523
15
herhangi bir sözleşmemiz bulunmamaktadır.” ifadeleri ile doğrulamıştır. Benzer
ifadeler Interpress yetkilisi ve Ömer ÖZKAN’ın kardeşi Tarık ÖZKAN ile yapılan
görüşmeye ilişkin tutanakta da “Medya gruplarının yazılı ürünleri artık dijital formatta
yayımlanabiliyor. Bizim Ankara ve İzmir ofislerindeki arkadaşlar yerel yayıncılarla
görüşüp onların yayınlarının dijital formatlarını elde etmeye çalışıyorlar. Biz bizim 530
alabildiklerimizi Ajans Press de kendi alabildiklerini birbirimizle paylaşıyoruz. Ancak
bu paylaşım tüm yayınlar üzerinden bir paylaşım şeklinde yürütülmemektedir. Ajans
Press bizden belli yayınları alarak biz de onların elindeki dijital yayınları alarak
karşılıklı maliyet avantajı elde etmiş bulunuyoruz. Bu uygulama herhangi bir protokol
ürünü değildir, daha ziyade geçmişten beri uygulana gelen bir uygulamadır. Ajans
Press ile aramızda müşterilere hizmet sunumu bakımından ciddi bir rekabet vardır.
Zira bu iki teşebbüsün hizmet sunumu ve diğer parametrelerde önemli farklılaşmaları
bulunmaktadır. Daha önce onların hizmet verdiği müşterileri örneğin bu yıl biz artık
hizmet vermeye başlayacağız.” şeklinde yer almaktadır.
Interpress – Ajans Press arasındaki ekonomik bağların niteliği sadece yayınların 540
dijital formatlarının taraflar arasındaki paylaşımından ibaret değildir. Nitekim Ajans
Press’te raportörlerce yapılan yerinde incelemede, Interpress sahibi-yöneticisi Ömer
ÖZKAN’dan Ajans Press sahibi ve yöneticisi Mehmet Ali ÖZKAN’a 10 Mart 2010 tarih
ve “PROTOKOL” konulu bir e-posta gönderildiği tespit edilmiştir. Söz konusu e-
postanın eki niteliğindeki “PROTOKOL” başlıklı metne aşağıda yer verilmektedir:
PROTOKOL
(……………….TİCARİ SIR…………………..)
InterPress Ajanspress
Ömer Özkan Mehmet Ali Özkan
Yukarıda yer verilen protokolden, Ajans Press ile Interpress’in yalnız faaliyet
alanlarına ilişkin girdi niteliğindeki yayınların dijital formatlarının paylaşımına
gitmedikleri, gerek pazarlama-satış alanına yönelik gerek pazardaki diğer oyunculara
10-66/1402-523
16
karşı tam ve sürekli bir işbirliği içinde davranmayı, danışıklı ve ortak hareket etmeyi 550
amaçladıkları net bir şekilde anlaşılmaktadır.
Interpress’te raportörlerce yapılan yerinde incelemede elde edilen ve Ajans Press ile
Interpress arasında yukarıda yer verilen protokole uygun müşteri paylaşımına ilişkin
e-posta yazışmalarına da aşağıda yer verilmektedir.
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
Bunun yanında, Ajans Press ile Interpress arasındaki ekonomik bağlara ilişkin ilgili
pazarda yer alan teşebbüslerden, (…..) yetkilisi; “Ajans Press ile Interpress arasında
akrabalık ilişkileri var, zaman zaman bu iki şirket arasında dayanışma olabiliyor,
ihalelerde de böyle bir dayanışma karşımıza çıkabiliyor. Ortak hammadde kullanımı
var (kayıtlı içeriklerin taranıp paylaşılması gibi).” şeklinde beyanda bulunurken (…..) 560
yetkilisi de “Ajans Press ile Interpress görünüşte rekabet ediyorlar. Bugüne kadar ne
Ajans Press’in Interpress müşterisini ne de Interpress’in Ajans Press müşterisini
aldığını gördüm. Bu durum ihalelerde de karşımıza çıkıyor.” yönünde beyanda
bulunmuştur.
Yukarıda yer verilen tespitlere dayanarak Ajans Press ile Interpress’in çıkar birliği
içinde oldukları ve dolayısıyla tek bir ekonomik bütünlük içinde yer aldıkları, diğer bir
deyişle, işbu nihai inceleme konusu devralma işleminin devralan tarafını oluşturan
teşebbüsün yalnız Ajans Press olmadığı Ajans Press-Interpress tüzel kişiliklerinin
oluşturduğu ekonomik bütünlüğü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
H.4.2. 1997/1 Sayılı Tebliğ’in 2. Maddesi Açısından Yapılan Değerlendirme 570
Bildirim formunda, devralma işlemi sonrasında Ajans Press’in, PR Net hisselerinin
%88,81’lik bölümüne ve bu teşebbüsün tam kontrolüne sahip olacağı belirtilmektedir.
İlgili devralma işleminin, PR Net’in kontrolünde değişiklik yaratması nedeniyle 1997/1
sayılı Tebliğ’in 2. maddesinin “herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir
teşebbüsün malvarlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da
kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları devralması veya kontrol
etmesi” şeklindeki (b) bendi kapsamında bir devralma işlemi olduğu sonucuna
ulaşılmıştır.
10-66/1402-523
17
H.4.3. 1997/1 Sayılı Tebliğ’in 4. Maddesi Açısından Yapılan Değerlendirme 580
1997/1 sayılı Tebliğ’in İzne Tabi Birleşme ve Devralmalar başlıklı 4. maddesinde
“…birleşmeyi veya devralmayı gerçekleştiren teşebbüslerin, ülkenin tamamında veya
bir bölümünde ilgili ürün piyasasında, toplam pazar paylarının, piyasanın %25’ini
aşması halinde veya bu oranı aşmasa bile toplam cirolarının yirmi beş milyon TL’yi
aşması halinde Rekabet Kurulundan izin almaları zorunludur.” hükmüne yer
verilmektedir.
Dosya mevcudu bilgilerden, Ajans Pres-Interpress bütünlüğü ile PR Net’in Türkiye
pazarından elde ettikleri 2009 yılı net satış gelirlerinin sırasıyla (…..) TL (Ajans Press
için (…..) TL11 + Interpress için (…..) TL) ve (…..) TL olduğu bilgisine ulaşılmıştır.
Dolayısıyla söz konusu teşebbüslerin toplam net satışları 2009 yılı için (…..) TL 590
düzeyinde kalmakta ve Tebliğ ile öngörülen ciro eşiği aşılmamaktadır.
Bununla birlikte, Ajans Press-Interpress bütünlüğü 2009 yılı pazar payının %(…..) PR
Net’in 2009 yılı pazar payının ise %(…..) düzeyinde gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Dolayısıyla işleme taraf teşebbüslerin ilgili pazardaki pazar payları toplamının
(%(…..)) 1997/1 sayılı Tebliğ ile belirlenen pazar payı eşiğini aştığı ve 4054 sayılı
Kanun’un 7. maddesi ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı Tebliğ
gereğince izne tabi olduğu anlaşılmaktadır.
H.4.4. 4054 Sayılı Kanun’un 7. Maddesi Açısından Yapılan Değerlendirmeler
4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim
durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, 600
ülkenin bütününde yahut belli bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet
piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak birleşme ve
devralma işlemleri hukuka aykırı bulunmuş ve yasaklanmıştır.
Bu bölümde, bildirim konusu devralma işleminin gerçekleşmesi halinde 4054 sayılı
Kanun’un 7. maddesi ile hukuka aykırı bulunan ve yasaklanan bir sonucun ortaya
çıkma durumu ve/veya olasılığı değerlendirilmektedir.
H.4.4.1. Pazar Payları, Yoğunlaşma Oranları ve Pazardaki Oyuncuların Konumu
Rekabet hukuku bağlamında, bir birleşme devralma işleminin, yoğunlaşma doğurucu
bir işlem olup olmadığının ve ilgili pazarın rekabetçi yapısı üzerinde olumsuz bir etki
gösterip göstermeyeceğinin belirlenmesinde kullanılacak önemli kriterlerin ilki pazar 610
payları ve yoğunlaşma oranları olarak kabul edilmektedir.
Bu bağlamda, ilk olarak tarafların birleşme öncesi ve sonrasındaki net satış
gelirlerine göre pazar payları değerlendirilecektir. Daha sonra ise pazarın işlem
öncesi ve sonrası yoğunlaşma düzeyleri Herfindahl-Hirschman Endeksi (HHI)
kullanılarak belirlenmeye çalışılacaktır.
a) Pazar Paylarının Değerlendirilmesi:
Pazar payları, rekabet hukuku bağlamında pazara ilişkin olarak yapılan
değerlendirmelerde kullanımına en çok başvurulan verilerden biri olarak karşımıza
çıkmaktadır. Avrupa Birliği (AB)’nin Yatay Birleşmelerin Değerlendirilmesine İlişkin
Rehberi (AB Rehberi12)’nde yoğunlaşma işlemlerinde rekabetin önemli ölçüde 620
engellenmesine yönelik pazar payı eşikleri değerlendirilmektedir.
11 Söz konusu ciro içinde Ajans Press’in araştırma hizmetlerinden elde ettiği cirosu yer almamaktadır.
12 Guidelines on the assessment of horizontal mergers under the Council Regulation on the control of
concentrations between undertakings (2004/C 31/03).
10-66/1402-523
18
Bu değerlendirmelerde %50 ve üzeri bir pazar payının, istisnai durumlar dışında, tek
başına hâkim durumu gösterebilecek bir özelliğe sahip olabileceği ifade edilmiştir.
Buna ek olarak, bir birleşme-devralma işleminde, işlem gerçekleştirildikten sonraki
durum itibarıyla teşebbüsün pazar payının %50’nin altında kalması halinde dahi diğer
birtakım faktörlerin13 varlığına bağlı olarak rekabetçi endişelerin ortaya çıkabileceği
ifade edilmiştir.
Mevcut dosya bakımından incelenen pazara ilişkin olarak işlem öncesi ve sonrası
durumu yansıtan 2008 ve 2009 yılları pazar payı dağılımları Tablo 5’teki gibidir:
630
Tablo 5: Dosya kapsamında elde edilen bilgiler doğrultusunda ilgili pazardaki teşebbüslerin 2008 ve
2009 yılları pazar payları (%)
Teşebbüs Adı 2008 yılı 2009 yılı
Ajans Press (…..) (…..)
Interpress (…..) (…..)
Ajans Press - Interpress
bütünlüğü
(…..) (…..)
PR Net (…..) (…..)
Ajans Pres - Interpress
bütünlüğü + PR Net
(…..) (…..)
MTM (…..) (…..)
Toplam 100 100
Dosya mevcudu bilgiler doğrultusunda oluşturulan Tablo 5’te görüldüğü üzere, işlem
öncesi tarafların pazar payları Ajans Press – Interpress bütünlüğü için 2008 yılında
%(…..) ve 2009 yılında (…..) ve PR Net için 2008 yılında %(…..) ve 2009 yılında
%(…..) düzeylerinde gerçekleşmiştir. İşlem sonrası tarafların pazar payları toplamı
2008 ve 2009 yılları için sırasıyla %(…..) ve %(…..) gibi oldukça yüksek düzeylere
çıkacaktır. Zira bildirim konusu işlem sonucunda ilgili pazardaki teşebbüs sayısı
üçten ikiye düşecektir.
Yapılan pazar payı incelemesinin işaret ettiği böyle riskli bir durumda pazar lideri
konumundaki Ajans Press-Interpress bütünlüğünün pazar payında %(…..)-(…..)
düzeyinde bir artış gerçekleşecek ve Ajans Press ile pazarda geriye kalan tek rakibi 640
arasındaki pazar payı farkı %(…..)-(…..) düzeyine çıkacak ve pazar düopol bir
yapıya bürünecektir.
Tek başına hâkim durum yaratılması özelinde tek taraflı etkilere ve/veya birlikte
hâkim durum yaratılması özelinde koordine edilmiş etkilere yol açan böyle bir duruma
ilişkin olarak AB Rehberi’nde, özellikle oligopolistik yapıdaki pazarlarda önemli bir
rekabetçi baskı unsurunun ortadan kalkmasının rekabet üzerine olumsuz etkileri
bulunacağı değerlendirmesi yapılmıştır.
650
13 AB Rehberi’nde bu faktörlere rakiplerin sayısı ve gücü, kapasite kısıtlarının varlığı gibi durumlar
örnek gösterilmiştir.
10-66/1402-523
19
b) HHI Düzeylerinin Değerlendirilmesi:
HHI analizi14 pazardaki yoğunlaşma düzeylerinin saptanabilmesinde kullanılan
başlıca analiz çeşitlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda AB
Rehberi’nde birleşme-devralma işlemlerine uygulanacak HHI eşiklerine de yer
verilmiştir.
Tablo 6: AB Rehberi'ne göre HHI analizinde kullanılacak değerlendirme eşikleri.
HHI (işlem sonrası) HHI (Δ) Sonuç
Xİncelemenin derinleştirilmesine gerek
bulunmamaktadır.
1000
İncelemenin derinleştirilmesine, istisnai durumlar
dışında, gerek bulunmamaktadır.
x>2000 Δİncelemenin derinleştirilmesine, istisnai durumlar
dışında, gerek bulunmamaktadır.
Tablo 6’dan da görüleceği üzere AB uygulamalarında HHI analizinde kullanılacak
aralıklar üçe ayrılmaktadır. İlk olarak işlem sonrası HHI seviyesinin 1000’in altında
kalması değerlendirilmektedir ve böyle bir durumda rekabetçi endişelerin
oluşmayacağı varsayılarak işleme ilişkin detaylı bir incelemenin yapılmasına gerek 660
olmadığı ifade edilmektedir. İkinci olarak 1000-2000 aralığı değerlendirilmekte, HHI
düzeyinin bu aralıkta çıkması durumunda HHI değişimini gösteren ikinci bir kriter
ortaya konulmaktadır. Böyle bir işlemin varlığı durumda, işlem öncesi ve sonrası
durumun karşılaştırılması ve HHI değişiminin 250’nin altında kalması halinde, istisnai
durumlar dışında15, detaylı bir analize gerek bulunmayacağı değerlendirilmektedir.
Benzer şekilde işlem sonrası HHI düzeyinin 2000’i geçmesi halinde, HHI değişiminde
150 eşiğine bakılması gerektiği ifade edilmektedir.
Bildirim konusu işleme ilişkin işlem öncesi ve sonrası HHI değerlerine Tablo 7’de yer
verilmektedir:
Tablo 7: İşlem taraflarının tahminleri doğrultusunda işlem öncesi ve sonra HHI seviyeleri
2008 yılı 2009 yılı
İşlem Öncesi (…..) (…..)
İşlem Sonrası (…..) (…..)
HHI (Δ) (…..) (…..)
Tablodan da görüldüğü üzere, 2008 ve 2009 yılları itibarıyla işlem öncesi HHI 670
düzeyleri sırasıyla (…..) ve (…..) iken işlem sonrası HHI düzeyleri ise sırasıyla (…..)
ve (…..) düzeyindedir. İşlem öncesinde de oldukça yoğunlaşmış bir nitelik arz eden
ilgili pazarın bildirim konusu işlemle birlikte yoğunlaşma düzeyindeki değişim, 2008
14 Bu analiz, pazarda yer alan teşebbüslerin her birinin pazar payının karelerinin alınarak toplanması
işlemini ifade eden formülü ile hesaplanmaktadır.
15 AB Rehberi’nde bu istisnaların potansiyel girişi veya düşük paylı yeni bir girişi, birleşen
teşebbüslerin pazarın önemli yenilikçi oyuncuları oluşu, pazarda çapraz hissedarlıkların varlığı,
birleşen teşebbüslerden birinin pazarın “oyunbozan” (“maverick”) oyuncularından biri olması, geçmiş
ve/veya mevcut koordinasyon göstergeleri, birleşen teşebbüslerden birinin %50 veya daha çok pazar
payına sahip olması gibi durumların örnek olarak verilebileceği ifade edilmektedir.
10-66/1402-523
20
ve 2009 yılları itibarıyla sırasıyla (…..) ve (…..) olarak gerçekleşmektedir. HHI
endeksleri bakımından inceleme konusu devralma işlemi zaten oldukça yoğunlaşmış
düzeydeki bir pazarda gerçekleşmekte ve düopol yaratan bir işlem olmasına bağlı
olarak da ilgili pazardaki yoğunlaşma düzeyinde oldukça ciddi düzeyde bir artışa yol
açmaktadır.
c) Pazardaki Oyuncuların Konumunun Değerlendirilmesi:
Pazar payları ve yoğunlaşma düzeyleri, pazarın yapısı ve rekabetçi düzeyi 680
bakımından pazardaki rakipler ile birleşen tarafların rekabetçi önemi hakkında ilk
gösterge niteliğindedirler. Ancak bir birleşme-devralma işleminin ilgili pazarda
rekabeti önemli ölçüde engelleyip engellemediğinin tespiti esas itibarıyla söz konusu
işlemin rekabet karşıtı etkilere yol açıp açmayacağına ilişkin yapılacak
değerlendirmeler sonucunda mümkün olabilecektir.
Zira %50 ve üzerindeki yüksek pazar payları hâkim durum yaratılmasına dair önemli
bir gösterge niteliğinde olsa da AB Rehber’inde nispeten daha küçük büyüklükteki
rakiplerin, üretimlerini artırma yönünde kapasiteleri ve güdüleri olması halinde,
birleşen taraflar üzerinde rekabetçi baskı anlamında yeterli kısıtlayıcı etki
gösterebilecekleri ifade edilmiştir. 690
Bu kapsamda yatay bir birleşme-devralma işleminin etkin rekabeti önemli ölçüde
engelleyebilmesi tek taraflı etkiler bağlamında hâkim durum yaratılması veya mevcut
bir hâkim durumun güçlendirilmesi suretiyle ya da koordine edilmiş etkiler
bağlamında birlikte hâkim durumun yaratılması veya mevcut bir birlikte hâkim
durumun güçlendirilmesi suretiyle gerçekleşebilecektir.
İnceleme konusu yoğunlaşma işlemini söz konusu etkiler bağlamında
değerlendirmeye geçmeden önce, bu değerlendirmelerde kullanılmak üzere, ilgili
pazarın rekabetçi düzeyine ilişkin olarak pazardaki oyuncuların rekabetçi önemlerine
yer vermenin uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu kapsamda devralan taraf olan Ajans Press-Interpress ekonomik bütünlüğü 700
pazarın en eski oyuncusu ve pazar lideri konumundadır. Devralınan taraf PR Net ise
1998 yılında kurulmuş ve pazara nüfuz ederek pazar payı itibarıyla Ajans Press-
Interpress bütünlüğü dışındaki iki önemli oyuncudan biri haline gelebilmiştir. PR
Net’in pazardaki bu konuma sahip olmasında, inceleme sürecinde edinilen bilgiler
doğrultusunda, özellikle büyük çaplı şirketler nezdinde tesis edilen kişisel ilişkiler
yoluyla elde edilen iş bağlantılarının önemli bir payı olduğu anlaşılmıştır. Nitekim
(…..) yetkilisi tarafından, “… Zira PR Net’in sırf kişisel ilişkiler yoluyla elde ettiği ve
bizim hiçbir şekilde hizmet veremediğimiz müşteriler için biz artık çok daha kolay
rekabet edebileceğimizi düşünüyoruz. PR Net’in devralınması Ajans Press
bünyesinde artan müşteri karşılığında artan müşteri memnuniyetsizliğine yol 710
açabilecektir. Bunun yanında kişisel ilişkiler nedeniyle daha önce PR Net’ten hizmet
alımında ısrar eden müşterilerde de artık bu yönde bir ısrar olmayacağını ve bizim bu
müşterilere çok daha kolay erişebilme olanağımız ortaya çıkacaktır.” şeklinde verilen
beyanlar da bu hususu doğrular niteliktedir.
İnceleme konusu yoğunlaşma işlemi sonucunda ilgili pazarda geriye kalacak tek
rakip olan MTM ise pazara son giriş yapan ve nüfuz eden teşebbüstür. MTM’yi Ajans
Press-Interpress ekonomik bütünlüğü de dâhil olmak üzere, ilgili pazardaki tüm
oyunculardan ayıran en önemli özelliği pazarın “oyunbozan” (maverick) nitelikteki
aktörü olmasıdır. MTM’nin ilgili pazarın en asli rekabetçi unsuru olduğu anlamına
gelen bu hususu, inceleme sürecinde ilgili pazarda yer alan ya da yer almış veya bu 720
10-66/1402-523
21
pazarla belli bir ilişki içinde olan teşebbüs yetkililerinin aşağıda yer verilen ifadeleri de
doğrular niteliktedir.
Bu kapsamda, (…TİCARİ SIR...) “Ajans Press ve MTM gibi teşebbüslerle fiyat
rekabetine giremediğimiz için pazardan çıkma kararı aldık.” yönündeki ifadeleri
pazardaki rekabetin temelde pazar lideri Ajans Press-Interpress ekonomik bütünlüğü
ile MTM arasında cereyan ettiğine işaret etmektedir.
(…TİCARİ SIR...) tarafından ifade edilen “İçeriklerin takibi konusunda işin
mutfağında Ajan Press, Interpress, MTM ve PR Net bulunmaktadır. Pazarda yer alan
diğer küçüklerin bu üretici teşebbüslerin hiçbir rekabetçi baskısı yok. Rekabet MTM
ile Ajans Press arasında yapılıyor. Bu iki teşebbüs olmayacak fiyatlardan satış 730
yapıyor, her ne kadar pazarda yer alan ve üretici olmayan küçük teşebbüsler içerik
takibini gerçekleştirebilecek olsa da fiyatlar bu düzeydeyken pazara giriş mümkün
görünmemektedir…
…
Pazara son giriş MTM ile gerçekleşti. Daha öncesinde bu pazarda sadece Ajans
Press ve Interpress vardı. (………TİCARİ SIR……...). Bu pazara giriş olmamasının
tek nedeni pazarın kârlılık oranıdır…
Ajans Press yıllarca kaliteli bir hizmeti yüksek fiyattan sundu, Interpress’in de
rakamları yüksekti. MTM müşteri portföyünü artırmak amacıyla kâr bile elde etmemek
adına fiyatları aşağı çekti. 740
Ajans Press ve Interpress’in sistemi eski ve çok da etkin çalışabilen bir sistem değil.
MTM ise daha sonra kuruldu ve daha basit ve etkin bir sistemi var. Dolayısıyla az
müşteri ile Ajans Press’in cirosuna ulaşabiliyor…
PR Net’i yurt içinde alabilecek başka bir teşebbüs bulunmamaktadır. Ajans Press’in
de MTM’yi satın almak istemesinin en önemli sebebi kendisini rahatsız etmesi ve
kârlılık oranlarını düşürüyor olmasıdır…” şeklindeki değerlendirmelerden, MTM’nin,
pazar lideri Ajans Press-Interpress ekonomik bütünlüğüne karşı rekabetçi baskının
asıl kaynağı olduğu, pazardaki fiyatların hâlihazırdaki oldukça düşük düzeylere
inmesinin de temelde MTM’nin pazara getirdiği rekabetçi baskıdan kaynaklandığı,
MTM’nin yalnızca fiyatlama davranışı itibarıyla değil aynı zamanda sahip olduğu 750
donanım itibarıyla da rekabet edebilme kapasitesi bakımından oldukça etkin bir rakip
olduğu ve MTM’nin sahip olduğu tüm bu özelikleri dikkate alındığında tam bir
oyunbozan karakterine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu anlamda PR Net her ne
kadar zaten oldukça yoğunlaşmış olan ilgili pazardaki üç önemli oyuncudan biri
olması nedeniyle önemli bir nitelik arz etse de, pazarın rekabetçi unsurunun temel
kaynağının esas itibarıyla MTM olduğu kanaatine varılmıştır. Zira Interpress’te
yapılan yerinde incelemede PR Net’in, Interpress ya da Ajans Press tarafından
devralınmasına ilişkin olası senaryoların ve ilgili diğer hususların ele alındığı e-
postada, “Sektörde rekabet giderek artıyor ve PR Net’i satın almamız ile birlikte bu
durumda bir iyileşme olmayacak.” şeklinde yer alan tespit, ilgili pazarda rekabeti asıl 760
tesis edenin oyunbozan niteliği ile MTM olduğunu, işlemin devralan tarafın ağzından
doğrular niteliktedir.
Öte yandan ilgili pazarın, olgunluk düzeyine erişmiş bir pazar değil de gelişmekte
olan bir pazar olduğu, halihazırdaki rekabet nedeniyle ciro bazlı bir büyüme
gerçekleşmese de medya takip, analiz ve araştırma hizmetlerine yönelik talebin
giderek artış göstereceği ve pazarın büyüme aşamasında olduğu göz önünde
bulundurulduğunda; mevcut pazar payları ve yoğunlaşma oranlarının ilgili pazardaki
10-66/1402-523
22
oyuncuların gelecekteki rekabetçi önemlerini doğrudan yansıtmayacağı ve söz
konusu göstergelerin pazarın gelişmesine, büyümesine ve buna eşlik edebilecek yeni
girişlere bağlı olarak önemli değişiklikler gösterebileceği sonucuna varılmıştır. 770
H.4.4.2. Potansiyel Rekabetle İlgili Tespit ve Değerlendirmeler
Bir birleşme-devralma işlemi, yapısal göstergeler itibarıyla oldukça yoğunlaşmış bir
pazar yapısına yol açacak olsa da söz konusu pazara girişlerin yeterince kolay
olması halinde, önemli ölçüde rekabet karşıtı etki yaratması olası değildir. Zira
potansiyel rakipler, yoğunlaşma işlemi sonucunda fiyatlardaki olası yükselişlere karşı
duyarlı bir şekilde ilgili pazara giriş yapabileceklerdir. Bu kapsamda pazarda yer alan
teşebbüslerden istenen bilgilerde ve inceleme sürecinde ilgili taraflarla yapılan
görüşmelerde, pazara giriş-çıkışı engelleyebilecek herhangi bir hukuki engelin
bulunmadığı ifade edilmiştir. Bu noktada Interpress tarafından gönderilen yazıda,
“Sektöre giriş-çıkışı etkileyebilecek hukuki ve ekonomik engeller bulunmamaktadır. 780
Başlangıç ve işletme sermayesine sahip her teşebbüs rahatlıkla sektörde faaliyet
gösterebilir.” ifadesine yer verilerek pazarın rekabete açık bir yapıda olduğu ifade
edilmiştir.
Pazara giriş koşulları ve potansiyel rakiplere ilişkin olarak ilgili pazardaki
teşebbüslerle ve ilgili kişilerle görüşmeler de yapılmıştır. MTM genel müdürü
tarafından, “Maliyetler nedeniyle yatırımcılar açısından cazip bir sektör değil. Pazar
son 5 yıldır büyümüyor (kullanıcı sayısı olarak büyüyor-%40 civarı- ciro açısından
büyümüyor), hatta geriye doğru bir gidişat var. Önümüzdeki yıllarda ciro büyüklüğü
olarak pazarın büyüyeceğini düşünmüyoruz. Pazardaki mevcut rekabet ortamı, ciro
olarak pazarın büyümesinin önüne geçiyor. Yurtdışındaki teşebbüsler çok daha fazla 790
kazanıyor. Pazar daha kârlı olsaydı yeni girişlerin olacağına inanıyoruz.
Reklam takibi, medya takibinin içerisinde olması gereken bir takip türüdür, biz de belli
ölçüde reklam takibi yaparız. Ancak bu hizmet esasen reklam verenler ile
reklamcıların oluşturduğu havuz kapsamında ele alınmaktadır… biz de bu işi yapma
yeterliliğine sahibiz ve MTM olarak daha önce söz konusu ihaleye girdik ancak bu
ihaleyi kazanamadık. Mevcut durumda Nielsen’in bizim yaptığımız işi de yapması
birtakım teknik ilaveler sonucunda (yeni yazılımlar, yeni insanların istihdamı
gerekiyor) mümkün olabilecektir.” yönünde verilen beyanlardan ilgili pazarda yaşanan
rekabet nedeniyle fiyatların hâlihazırda oldukça düşük düzeylerde seyrettiği ve bu
marjlar dâhilinde piyasaya yeni girişlerin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı ancak 800
pazardaki fiyatların olası bir artışına potansiyel rakiplerin giriş yapmak suretiyle tepki
verebilecekleri ve Nielsen’in gerekli birtakım uyarlamalar yapması halinde pazara
kısa sürede giriş yapabilecek kapasiteye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim
Nielsen genel müdürünün de; “Medya takip işinde işletme maliyetlerinin daha yüksek
olduğunu düşünüyorum. Bileşim Medya ile medya takip işini yapmaya çalıştık; ancak
zarar ettik ve bu işe son vermemiz gerekti. Yerleşik firmaların belli bir yatırımı ve
hâlihazırda belli bir müşteri portföyleri bulunmaktadır. Yeni giren bir firmanın yerleşik
teşebbüslerden müşteri çalması ve onların fiyatlarının altında fiyat verebilmeleri çok
güç.” ifadeleriyle, her ne kadar ilgili pazardaki MTM kaynaklı yüksek rekabete bağlı
düşük kâr marjları nedeniyle başarılı bir giriş yapamadıklarını belirtse de Nielsen’in 810
potansiyel bir rakip olduğunu doğrulamaktadır.
Benzer şekilde TNS genel müdür yardımcısı tarafından “TNS dünyanın çeşitli
ülkelerinde haber takibi işleri yapıyor. Bu kapsamda yaklaşık 200 çalışanı var.
Bildiğim kadarıyla Fransa’da bunu yapıyor; ancak Türkiye’de böyle bir faaliyeti
bulunmuyor.
10-66/1402-523
23
Yakında reklam takibi konusunda ihale yapılacak ve biz de bu ihaleye katılacağız.
Haber takibi işini yapan hâlihazırdaki teşebbüsler bu işi çok daha az maliyetle
yapabiliyor. Bu işi biz yapmaya çalıştığımızda daha yüksek maliyetlere katlanmak
durumunda kalabiliriz. Mevcut teşebbüsler mevcut bir müşteri portföyüne sahipler.
Ben bu müşterileri alabilmem için ya daha kaliteli, fark yaratan bir iş çıkarmalıyım ya 820
da bu işi daha ucuza yapabilmeliyim. Dolayısıyla sıfırdan böyle bir işe atılmak kolay
bir iş değildir. Böyle bir işe girebilmek sadece pazarda yer alan mevcut teşebbüslerin
müşteri portföylerinin satın alınması yoluyla gerçekleştirilebilir. Gelecekte TNS’nin
haber takibi işini kısa vadede Türkiye’de yapma gibi bir planı bulunmamaktadır.”
yönünde verilen beyanlar da, TNS’nin dünya çapında sahip olduğu birikim ve
donanım itibarıyla, ilgili pazarda fiyatların yükselmesine bağlı olarak kâr marjlarının
artması halinde piyasaya giriş yapabileceklerine, TNS’nin potansiyel bir rakip
olduğuna işaret etmektedir.
İlgili pazarda kâr marjlarının yükselmesi halinde, girişlerin olabileceğinin bir başka
göstergesi de Pro Medya genel müdürü tarafından, “Medya takibi kapsamında 2002 830
yılında medya takibi sektörüne girdik ve internet takibine başladık. Bu mecranın
internet üzerinden hizmet takip işini ilk biz yapmaya başladık. Zaman içerisinde
pazarda yer alan diğer teşebbüsler de internet üzerinden takip yapmaya başladı.
2006 yılına kadar medya takibinin mutfağında yer alıyorduk; ancak bunu sürdürmedik
ve söz konusu hizmeti dışarıdan almaya (mevcut durumda MTM’den alıyoruz)
başladık. (…TİCARİ SIR...) …
Araştırmacı şirketler medya takibi pazarından tamamen farklı bir pazarda faaliyet
göstermektedirler. Ancak bu pazarda yer alan teşebbüsler istemeleri durumunda
medya takibi işini de yapabilecek niteliktedirler. Sonuçta medya takip işi yapılması
çok da zor olmayan bir faaliyet türüdür ve araştırmacı şirketler mevcut işgücünü bu 840
alana yönlendirebilirler.
Medya takip sektörü yeni girecek teşebbüsler için açık bir pazar değildir, ancak pazar
kârlı alan olsaydı büyük teşebbüslerin ilgisini çekebilecek niteliğe sahip olacaktır.
Bunun dışında Nielsen, TNS ve diğer araştırmacı şirketler istemeleri durumunda
medya takip işini yapabileceklerdir..” şeklinde verilen ifadelerden anlaşılmaktadır.
Zira Pro Medya geçmişte pazarda, üretici konumunda bir rakip olarak bulunmuş,
ancak Ajans Pres-Interpress bütünlüğü ile MTM arasındaki yüksek rekabet nedeniyle
kâr marjlarının düşmesi sonucunda ilgili pazardan çıkış yapmıştır. (…TİCARİ SIR...),
Nielsen ve TNS’nin yanı sıra diğer araştırmacı teşebbüslerin de kâr marjları
bakımından koşulların cazip hale gelmesi halinde ilgili pazara giriş yapabileceklerini, 850
medya takip işinin çok da zor olmayan bir faaliyet alanı olduğunu, bu alandaki temel
sıkıntının sektörde hâlihazırdaki düşük kâr marjları olduğu tespitinde bulunmuştur.
Konuya ilişkin olarak (…TİCARİ SIR...) ise, “Nielsen Bileşim’i satın alarak, Ajans
Press’in yaptığı işi yapabilecek konuma gelmiştir.” Biz de şu anda istesek sistemimiz
var, müşterinin anahtar sözcükleri belli olduğu an haber takibi de yapabiliriz… Haber
takibi kârlı bir iş olsa bu pazara da mevcut sistemimiz dâhilinde rahatlıkla girebiliriz.
Nielsen bunu çok kolay bir şekilde sistemlerine entegre edebilir. şeklinde ifadeleri ile
yukarıda yer verilen tespitleri doğrulamaktadır.
İlgili pazara giriş koşullarının ele alındığı bu bölümde, yazılı basın yayınlarının dijital
formatlarının münhasıran temininin de değerlendirilmesi gerekmektedir. 860
Medya takibi, analizi ve araştırması hizmetlerini sunan teşebbüsler üst pazarda
gazeteler, televizyon ve radyo kanalları, internet sitesi sahipleri vb. çok sayıda
10-66/1402-523
24
teşebbüsle ilişki kurmaktadırlar. Bu ilişki kapsamında takibi yapılacak yayınlar temin
edilmekte, televizyon ve radyo kanallarındaki programlar kayda alınmaktadır. Her
gün tekrarlanan bu işlem teşebbüsler açısından ekstra kaynak aktarımını da
beraberinde getirmektedir. Bu kaynak aktarımı, özellikle ulusal ve bölgesel çok
sayıda yayının çıkarıldığı yazılı basın takibinin temininde diğerlerine göre ön plana
çıkmaktadır. Söz konusu temin işlemi dağıtım merkezlerinden fiziksel olarak
yapılabileceği gibi, yayını çıkaran kuruluştan dijital ortamda da sağlanabilmektedir.
Ajans Press tarafından temin edilen 42 ulusal gazetenin yer aldığı bu listede, 36 870
yayının dijital ortamdan sağlandığı, bu 36 yayının 8’inde ise münhasır anlaşmaların
bulunduğu bilgisine yer verilmiştir.
Bu bağlamda, Ajans Press’le aralarında Doğan Grubu’na ait altı gazetenin de
bulunduğu münhasır temin anlaşmalarının rakip teşebbüsleri ve pazara yapılacak
yeni girişleri etkileyip etkilemeyeceğini değerlendirmek için, bu konuda yürütülen
önaraştırma sonucunda alınan 1.7.2010 tarih ve 10-47/858-296 sayılı Rekabet
Kurulu kararına yer vermek uygun olacaktır. Anılan kararda;
– “yayınların dijital formatlarının medya takip, analiz ve araştırma pazarında
faaliyet gösterilmesi için vazgeçilmez nitelikte olmadığı,
– eylem sonucunda ikincil bir piyasada rekabetin ortadan kalkmadığı, 880
– yayınların dijital formatlarının verilmesinin reddedilmesi bakımından objektif
gerekçelerin söz konusu olduğu,”
dolayısıyla da mevcut olayda sözleşme yapmanın reddi aracılığıyla bir rekabet ihlali
oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Adı geçen Rekabet Kurulu kararı ve nihai inceleme sürecinde edinilen tüm bilgi,
belgeler ışığında yapılan değerlendirmede dijital formatların elde edilmesinin zorunlu
unsur olmadığı ve pazara girişleri etkileyen bir faktör olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu çerçevede, ilgili pazara giriş yönünde, hâlihazırda Ajans Press-Interpress
bütünlüğü ile MTM arasındaki yüksek rekabete bağlı düşük kâr marjlarının varlığı
dışında hukuki veya fiili bir engelin bulunmadığı, ilgili pazara son yıllarda ciddi 890
düzeyde bir rakibin girmemesinin asıl nedeninin de bu düşük kâr marjları olduğu, söz
konusu kâr marjlarının düşüklüğünün de ilgili pazarın rekabetçi yapısının sonucu
olduğu, işlem sonrasında fiyatların yükselmesi halinde ilgili pazara giriş yapabilecek
potansiyel rakiplerin bulunduğu ve yayınların dijital formatlarının elde edilmesinin
zorunlu unsur niteliği arz etmemesi dolayısıyla ilgili pazara giriş önünde bir engel
oluşturmadığı kanaatine varılmıştır.
H.4.4.3. Tek Taraflı Etkiler Bağlamında Tek Başına Hâkim Durumun Yaratılması
Bir yoğunlaşma işleminin pazardaki ilk ve doğrudan etkisi esas itibarıyla birleşen
taraflar arasındaki rekabetin ortadan kalkmasıdır. Bu anlamda, AB Rehberi’nde de
belirtildiği üzere, bir birleşme-devralma işleminin hâkim durum yaratılması 900
bağlamında tek taraflı etkiler yaratmak suretiyle etkin rekabeti önemli ölçüde
engelleyip engellemediği değerlendirmesi pazar payları ve yoğunlaşma oranlarının
yanı sıra birtakım kriterlerin dikkate alınmasını gerektirmektedir.
Bu kriterlerden ilki, birleşme-devralma taraflarının yakın rakip olup olmadığı
hususudur. Söz konusu taraflar arasındaki rekabetin, pazardaki rekabetin önemli bir
kaynağı olduğu durumlarda ya da işlem öncesinde yüksek düzeyde fiyat-maliyet
marjlarının bulunduğu durumlarda, yoğunlaşma işlemi sonucunda pazardaki fiyat
düzeyleri önemli ölçüde yükselebilecektir.
10-66/1402-523
25
PR Net işlem öncesinde, pazardaki üç oyuncudan birisi olarak belli düzeyde bir
rekabetçi baskı yaratıyor olsa da, pazarda işlem öncesindeki marjların düşük 910
olmasının temel nedeni PR Net’in varlığı değil MTM’nin Ajans Press-Interpress
bütünlüğü ile agresif bir rekabet içinde olmasıdır.
Söz konusu kriterlerden ikincisi, yoğunlaşma işleminin taraflarının müşterilerinin
alternatif sağlayıcılara geçiş yapmalarının zorluk düzeyidir. Geçiş maliyetlerinin
yüksek olduğu ya da alternatif sağlayıcıların az sayıda olduğu durumlarda, söz
konusu müşterilerin olası fiyat yükselişlerine karşı kendilerini koruyucu karşı tedbirler
alması güçleşecektir. İlgili pazar yoğunlaşma işlemi sonucunda düopol bir yapıya
bürünecek olsa da, müşterilerin alternatif sağlayıcı olan MTM’ye taleplerini kaydırma
konusunda önemli geçiş maliyetlerine katlanmaları söz konusu değildir ve MTM’nin
belli bir sürede kendisine geçiş yapabilecek önemli düzeydeki müşterilerin taleplerini 920
karşılama konusunda herhangi bir arz kısıtı altında olmadığı, söz konusu kapasite
artışını kısa süre içinde gerçekleştirebileceği kanaatine ulaşılmıştır.
Yoğunlaşma işleminin taraflarının, pazardaki rakiplerin büyümelerini, potansiyel
rakiplerin pazara giriş yapmalarını zorlaştırıcı veya rakip teşebbüslerin rekabet
edebilme kapasitesini sınırlandırıcı güdü ve yeterliliğe sahip olup olmadığı hususu
dikkate alınması gereken bir başka ölçüttür. Bileşme-devralma işleminin taraflarının
girdi arzı, dağıtım olanakları üzerinde rakiplerin büyümelerini ya da potansiyel
rakiplerin pazara giriş yapmalarını çok daha maliyetli hale getirici düzeyde
kontrolünün olduğu durumlar, inceleme konusu ilgili pazar bakımından söz konusu
değildir. 930
Öte yandan AB Rehberi’nde, bazı pazarlarda, devralınan teşebbüslerin rekabetçi
süreç üzerinde, pazar payı ve benzer göstergelerin işaret ettiğinden çok daha yüksek
düzeyde etkiye sahip olabilecekleri ve söz konusu teşebbüslerin devralınmasının
pazardaki rekabet üzerinde pazar payı ve yoğunlaşma oranları gibi yapısal
göstergelere göre daha ciddi düzeyde olabileceği belirtilmiştir. İşbu inceleme konusu
devralma işleminde ise, yoğunlaşma işlemi sonucunda pazarda kalan tek rakip olan
MTM tam da bu karaktere sahip bir oyuncu niteliğindedir. Bu çerçevede, Ajans
Press-Interpress bütünlüğünün PR Net’i devralması işlemi, her ne kadar yapısal
göstergelerde de görüldüğü üzere, taraflara belli düzeyde bir pazar gücü sağlayacak
olsa da, MTM’nin hem fiyatlama davranışı hem sahip olduğu donanım itibarıyla 940
rekabet edebilme kapasitesi bakımından oldukça etkin bir rakip olduğu ve pazardaki
rekabetçi sürecin temel kaynağı olduğu ve potansiyel rekabetin varlığı göz önünde
bulundurulduğunda, inceleme konusu işlem sonucunda tarafların tek başına hâkim
duruma gelmesi suretiyle rekabetin önemli ölçüde engellenmeyeceği kanaatine
varılmıştır.
H.4.4.4. Koordine Edilmiş Etkiler
AB Rehberi’nde, bir yoğunlaşma işleminin, ilgili pazarın yapısını, işlem sonrasında
pazardaki oyuncular için işbirliği içinde davranmayı ekonomik açıdan rasyonel,
gerçekleştirebilir ve böylece tercih edilebilir kılacak şekilde değiştirebileceği ve
pazardaki oyuncuların sürdürülebilir şekilde fiyatları yüksek düzeylerde tutabileceği 950
belirtilmiştir. Böyle bir durumun tesisi için ise, rakiplerin koordinasyona uyulup
uyulmadığını saptayabilmek için birbirlerini izleyebilmeleri, ortak stratejiden sapan
firmalar için muteber caydırıcı mekanizmaların varlığı ve piyasa açısından
koordinasyondan beklenen sonuçların, üçüncü taraf niteliğindeki rakipler ve
müşteriler tarafından tehlikeye sokulmaması koşullarının birlikte gerçekleşmesi
gerekmektedir.
10-66/1402-523
26
İşbu inceleme konusu yoğunlaşma işlemi düopol yaratıcı nitelikte bir işlem olmasına
bağlı olarak ilk bakışta, işlem sonrasında pazardaki oyuncuların, 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir anlaşma yapmaya ya da uyumlu eyleme
başvurmaya gerek duymaksızın davranışlarını koordine etme ve fiyatları yükseltme 960
olasılıklarını artırıcı nitelikte bir işlemdir. AB Rehber’inde, oyunbozan nitelikteki
rakibin devralınması da koordine edilmiş etkilerin yaratılmasının en belirgin nedenleri
arasında sayılmaktadır.
Bununla birlikte, yukarıda yer verildiği üzere, MTM’nin sahip olduğu özelikler itibarıyla
tam bir oyunbozan karakterine sahip olduğu ve tam da bu özelliği nedeniyle ilgili
pazardaki rekabetçi sürecin temel unsurunu oluşturduğu ve yoğunlaşma sonrası
pazarda geriye kalacak tek rakip olacağı hesaba katıldığında, ilgili pazar açısından
koordinasyondan beklenen sonuçların, üçüncü taraf niteliğindeki rakipler ve
müşteriler tarafından tehlikeye sokulmaması koşulunun gerçekleşmeyeceği ve
potansiyel rekabetin varlığı dolayısıyla işbu inceleme konusu devralma işleminin 970
birlikte hâkim durum yaratılmasına yol açmayacağı sonucuna varılmıştır.
H.4.4.5. PR-Net’in kontrolünün fiili olarak Ajans Press Tarafından Devralınması
1997/1 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinin (b) bendinde "herhangi bir teşebbüsün ya da
kişinin diğer bir teşebbüsün malvarlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir
kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları devralması
veya kontrol etmesi" birleşme ya da devralma sayılan hallerden birisi olarak
sayılmıştır. Bu bentte geçen "kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren
araçları devralması veya kontrol etmesi" ifadesi ile öngörüldüğü üzere, herhangi bir
hisse devri olmadan da yönetimin kontrol edilmesi bir devralmadır.
Aynı maddenin devamında “Bu Tebliğ bakımından kontrol, ayrı ayrı ya da birlikte, 980
fiilen ya da hukuken bir teşebbüs üzerinde belirleyici etki uygulama olanağını
sağlayan haklar, sözleşmeler veya başka araçlarla ve özellikle bir teşebbüsün
malvarlığının tamamı veya bir kısmı üzerinde mülkiyet veya işletilmeye müsait bir
kullanma hakkıyla veya bir teşebbüsün organlarının oluşumunda veya kararları
üzerinde belirleyici etki sağlayan haklar veya sözleşmelerle meydana getirilebilir.
Kontrol hak sahipleri ya da bir sözleşmeye göre hakları kullanmaya yetkili kılınmış
olan veya böyle bir hak ve yetkisi olmamakla birlikte fiilen bu hakları kullanma gücüne
sahip olan kişiler veya teşebbüsler tarafından elde edilmiş kabul edilir.“ denilerek
kontrolün fiilen ya da hukuken bir teşebbüs üzerinde etki uygulamayı sağlayan
araçlarla o teşebbüsün etkilenmesi anlamına geldiği, hak sahibi ya da sözleşmeyle 990
bu hakları kullanmaya yetkili olmasalar bile fiilen bu hakları kullananlar tarafından da
kontrolün elde edilebileceği belirtilmiştir.
Nihai inceleme sürecinde yapılan yerinde incelemelerde PR Net’in Ajans Press’in
bulunduğu binaya taşındığı ve Ajans Press’in PR Net’in kontrolünü fiilen devraldığı
tespit edilmiştir. Yerinde incelemede elde edilen belgelerde PR Net’in kontrolünün
fiilen Ajans Press’e geçtiği açık bir biçimde görülmektedir. Kararın bu bölümünde,
raportörlerce elde edilen birçok delilden bazılarına yer verilmektedir.
Söz konusu belgelerde, Ajans Press’in PR Net’in telefon numaralarının seçiminden,
yayın aboneliklerine kadar hemen her konuya müdahil olduğu görülmektedir. Elde
edilen bu belgelerde, PR Net network’ünün Ajans Press network’ü içinde çalıştığı, PR 1000
Net personelinin Ajans Press’le aynı ekonomik bütünlük içerisinde değerlendirilen
Interpress’le yazışmalar yaptığı, Ajans Press’in sahibi Mehmet Ali ÖZKAN’ın talimatı
üzerine PR Net personelinin belli bir saatte toplanmasının bildirildiği, müşteri
paylaşım listelerinin hazırlandığı, ortak çalışmalar yapıldığı, üretim kaynaklarının
10-66/1402-523
27
paylaşıldığı tespit edilmiştir.
Ajans Press, birinci yazılı savunmada PR-Net’in fiili kontrolünün Ajans Press’e
geçmiş olduğu yolundaki tutanağın gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında
27.2.2010 tarihli işbirliği ve çözüm ortaklığı anlaşması imzalandığı, bu çerçevede
ortak bir kısım işlerin icra edilmesine fiilen başlandığını, bu işbirliğinde amacın
maliyetlerin aşağı çekilerek yaşanan ekonomik kriz ortamından mümkün olduğu 1010
kadar az personel çıkarmak suretiyle kurtulmak olduğunu belirtmekte, “yapılan bu
işbirliği Rekabet Kurulundan gerekli onayın alınması halinde şirketin devralınması ve
bu surette PR-Net’in hukuken de kontrolünün Ajans Press’e geçmesi haline
dönüştürülmek istenmişken izin sürecinin uzaması nedeniyle hisselerin üçüncü
kişilere devredildiği öğrenilmiştir.” ifadelerine yer vermektedir.
Yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmeler ışığında Ajans Press’in herhangi bir
hisse devri olmadan PR Net’i belli bir süre kontrol ettiğinin sabit olduğu, dolayısıyla
devralma işleminin Rekabet Kurulunun izni olmaksızın fiilen gerçekleştiği sonucuna
ulaşılmıştır. İnceleme sürecinde devre konu şirket hisselerinin üçüncü kişilere
devredildiği iddiası ise, gerçekleştirilen işleme 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi 1020
uyarınca izin verilmesinde sakınca bulunmaması nedeniyle yapılacak
değerlendirmeleri değiştirmeyeceğinden dikkate alınmamıştır.
H.4.4.6. 4054 Sayılı Kanun’un 16. Maddesinin 1. fıkrasının (b) Bendi Açısından
Değerlendirme
4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, “izne tabi birleşme
ve devralmaların Kurul izni olmaksızın gerçekleştirilmesi” halinde Kurul tarafından
teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin
üyelerine, Kurul tarafından saptanacak olan gayri safi gelirlerinin binde biri oranında
idari para cezası verileceği ifade edilmektedir.
Gerçekleşen devralmanın 4054 sayılı Kanun ve 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında, 1030
izne tabi bir işlem olduğu ve söz konusu işlemin Kuruldan izin alınmaksızın
gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede Kurulun izni olmadan söz konusu devri
gerçekleştiren Ajans Press – Interpress ekonomik bütünlüğüne, 4054 sayılı Kanun’un
5728 sayılı Kanun’la değişik 16. maddesinin birinci fıkrası ve (b) bendi uyarınca
“karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün
olmazsa karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin binde biri oranında (…) devralma
işlemlerinde ise sadece devralana (…)” idari para ceza uygulanması gerekmektedir.
Bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca Ajans Press - Interpress
ekonomik bütünlüğüne en yakın mali yıl sonunda oluşan (2009) gayri safi gelirlerinin 1040
binde biri oranında 11.732,50 TL16 idari para cezası verilmesi ve bu cezanın adı
geçen teşebbüslerce müteselsilen ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1. Bildirim konusu işlemin 4054 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve bu maddeye
dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması
Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ” kapsamında izne tabi
olduğuna , işlem sonucunda aynı Kanun maddesinde belirtilen nitelikte hâkim
durum yaratılmasının veya mevcut hâkim durumun güçlendirilmesinin ve
16 Ajans Press için 8.181.112 TL16 ve Interpress için 3.551.386 TL olmak üzere toplam 11.732.498 TL.
10-66/1402-523
28
böylece rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmaması 1050
nedeniyle işleme izin verilmesine,
2. Bununla birlikte, söz konusu işlemin, Rekabet Kurulunun nihai kararı
beklenmeksizin gerçekleştirilmiş olması nedeniyle Ajans Press Medya Takip
Merkezi A.Ş. ve Interpress Medya Hizmetleri Ticaret A.Ş.’ye 4054 sayılı
Kanun’un 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca 2009 mali yılı
sonunda oluşan gayri safi gelirlerinin binde biri oranında olmak üzere
11.732,50 TL idari para cezası verilmesine, adı geçen teşebbüslerin söz
konusu cezanın ödenmesinden müteselsilen sorumlu olduklarına
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
1060
Full & Egal Universal Law Academy