Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2020-4-005
Karar Sayısı : 20-32/397-179
Karar Tarihi : 02.07.2020
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Birol KÜLE
Üyeler : Arslan NARİN (İkinci Başkan), Şükran KODALAK,
Ahmet ALGAN, Hasan Hüseyin ÜNLÜ, Ayşe ERGEZEN
B. RAPORTÖRLER: Burak SAĞLAM, Fatih ÇİROĞLU, Noyan DELİBAŞI,
Nezir Furkan KIRAN, Sebahat Gözde SAVAŞ, Cihan TİGAN,
Burçin GÜLEŞ
C. İLGİLİ
TARAFLAR : - Citibank A.Ş.
Tekfen Tower Eski Büyükdere Cad. No:209 34394
Levent/İstanbul
- Goldman Sachs TK Danışmanlık A.Ş.
Büyükdere Cad. No:209 Tekfen Tower Kat:8 No:21/22
Şişli/İstanbul
- ING Bank A.Ş.
Reşitpaşa Mah. Eski Büyükdere Cad. No:8 34467
Sarıyer/İstanbul
- JPMorgan Chase Bank National Association Merkezi
Colombus Ohio İstanbul Türkiye Şubesi
Büyükdere Cad. No:185 Kanyon Ofis Binası Kat:8
Şişli/İstanbul
- Türkiye Garanti Bankası A.Ş.
Levent Nispetiye Mah. Aytar Cad. No:2 Beşiktaş/İstanbul
(1) D. DOSYA KONUSU: Rekabet Kurulunun 17.01.2020 tarihli ve 20-05/48-M sayılı
kararı ile başlatılan önaraştırma kapsamında talep edilen bilgi ve belgelerin bazı
teşebbüslerce sağlanmaması hususunun değerlendirilmesi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurulunun (Kurul) 17.01.2020 tarih ve 20-05/48-M
sayılı kararı ile Türkiye'de faaliyet gösteren banka ve finansal kuruluşların ve bunların
temsilciliklerinin mevduat, kredi, döviz, tahvil, bono, hisse senedi ve aracılık
hizmetlerine ilişkin faaliyetlerinde 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'u
(4054 sayılı Kanun) ihlal edip etmediklerinin tespit edilmesi amacıyla önaraştırma
yapılmasına karar verilmiştir.
(3) Önaraştırma kapsamında talep edilen bilgi ve belgelerin, hakkında inceleme yapılan
bazı teşebbüslerce sağlanmaması üzerine hazırlanan 30.06.2020 tarih ve 2020-4-
005/BN-1 sayılı Bilgi Notu görüşülerek karara bağlanmıştır
(4) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Bilgi Notu’nda; yürütülmekte olan önaraştırma
kapsamında bilgi istenen taraflardan Citibank A.Ş. (CITIBANK), Goldman Sachs TK
Danışmanlık A.Ş. (GOLDMAN SACHS), ING Bank A.Ş. (ING), JPMorgan Chase Bank
National Association Merkezi Colombus Ohio İstanbul Türkiye Şubesi (JPMORGAN)
ve Türkiye Garanti Bankası A.Ş. (GARANTİ) tarafından, talep edilen bilgi ve belgelerin
ana teşebbüse yönelik olduğu, söz konusu verilerin uhdelerinde olmadığı, verilere
20-32/397-179
2/17
sahip ana teşebbüslerin başka ülke hukuk ve düzenlemelerine tabi olduğu ve tebligatın
usulünce yapılmadığı gerekçeleriyle Rekabet Kurumuna verilmemesi nedeniyle;
- “Kanunun 14 ve 15 inci maddelerinin uygulanmasında eksik, yanlış ya da yanıltıcı
bilgi veya belge verilmesi ya da bilgi veya belgenin belirlenen süre içinde ya da
hiç verilmemesi” şeklindeki 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin (c) bendi
uyarınca idari para cezası verilmesinin uygun olacağı,
- Cevap yazılarının gönderilmemesi durumunda, 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesi
uyarınca Kurul tarafından belirlenecek tarihten itibaren her gün için gayri safi
gelirlerinin onbinde beşi oranında nispi idari para cezası verilebileceği,
- Ceza hesaplaması için ciro belirlenirken,
GOLDMAN SACHS için Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve
Kararlar İle Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para
Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in (Ceza Yönetmeliği) 3. maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendi uyarınca belirlenen 2019 yılı net satışlarının,
CITIBANK, ING, JPMORGAN ve GARANTİ için 2010/4 sayılı Rekabet
Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında
Tebliğ (2010/4 sayılı Tebliğ) kapsamında belirlenen 2019 yılı mali kurum
gelirlerinin dikkate alınmasının uygun olacağı
- Bu çerçevede nispi idari cezasından ayrı olarak 4054 sayılı Kanun’un 16.
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca,
Goldman Sachs TK Danışmanlık A.Ş.’ye (…..) TL,
Citibank A.Ş.’ye (…..) TL,
ING Bank A.Ş.’ye (…..) TL,
JPMorgan Chase Bank National Association Merkezi Colombus Ohio
İstanbul Türkiye Şubesi’ne (…..) TL,
Türkiye Garanti Bankası A.Ş.’ye (…..) TL
idari para cezası uygulanabileceği;
- Süreli idari para cezasının ise Kurul kararı ile belirlenecek ileri bir tarihten
başlatılmasının uygun olacağı
ifade edilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. Olayın Gelişimi
(5) Kurulun 17.01.2020 tarihli toplantısında, Türkiye'de faaliyet gösteren banka ve finansal
kuruluşların ve bunların temsilciliklerinin mevduat, kredi, döviz, tahvil, bono, hisse
senedi ve aracılık hizmetlerine ilişkin faaliyetlerinde 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip
etmediklerinin tespit edilmesi amacıyla önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
(6) Önaraştırma kapsamında CITIBANK, ING, GOLDMAN SACHS, JPMORGAN ve
GARANTİ’nin de yer aldığı teşebbüslerde yerinde incelemeler gerçekleştirilmiş ve
teşebbüslere bırakılan bilgi isteme tutanakları ile beraber taraflardan teşebbüs
bünyesinde işlem gerçekleştirdiği tespit edilen traderların Bloomberg ve Reuters
platformlarında 01.01.2018-17.01.2020 tarihleri arasında yaptıkları bütün yazışmaların
kayıtlarının 27.01.2020 tarihine kadar Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına intikal
edecek şekilde gönderilmesi istenmiştir.
20-32/397-179
3/17
(7) Önaraştırma kapsamında hakkında inceleme yapılan taraflara iletilen ilk bilgi talebi
sonucunda GOLDMAN SACHS ve tasfiye sürecine girmesi nedeniyle bu talebi
karşılayamayan bir diğer teşebbüs dışındaki 21 teşebbüs bilgi ve belgeleri Kuruma
iletmiştir1. GOLDMAN SACHS’ın istenen verileri sağlamaması hususuna ilerleyen
bölümde yer verilmiştir.
(8) Önaraştırma sürecinde teşebbüslere gönderilen ikinci bilgi talebi kapsamında ise,
önaraştırmaya taraf olan 20 teşebbüsten (daha önce söz konusu verileri gönderdikleri
için iki teşebbüs ve daha önce talep edildiği için GOLDMAN SACHS hariç) 05.02.2020
tarihinde teşebbüslerin ve bağlı bulundukları ana grupların Amerika Birleşik
Devletleri’nde (ABD) ve İngiltere’de istihdam edilen, Türk Lirası ile alım – satım işlemleri
yapan traderlarının TL kotasyonlu işlem hacmi en çok olan ilk 10 traderının (her bir ülke
için ayrı olmak üzere) Bloomberg ve Reuters platformlarında 01.01.2018 - 17.01.2020
tarihleri arasında yaptıkları yazışmaların ilgili platformlardan temin edilerek elektronik
formatta gönderilmesine ilişkin bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.
(9) Buna karşılık gelen cevabi yazıların bir kısmında teşebbüslerin ve bağlı oldukları ana
şirketlerin ABD ve İngiltere’de TL ile işlem yapan traderları bulunmadığı belirtilirken, bir
kısmında istenen verilerin gönderilebilmesi için ek süre talebinde bulunulmuş, bunun
yanı sıra JPMORGAN, CITIBANK, GARANTİ ve ING tarafından çeşitli nedenler ileri
sürülerek söz konusu belgelerin iletilemeyeceği ifade edilmiştir.
(10) İkinci bilgi talebi kapsamında istenilen bilgi ve belge talebine ilişkin bazı teşebbüslerden
gelen süre uzatım talepleri değerlendirilmiş olup, ilgili teşebbüslere 23.03.2020 tarihine
kadar ek süre verilmiştir2.
G.2. Taraflara İlişkin Bilgiler
G.2.1. Citibank A.Ş. (CITIBANK)
(11) CITIBANK 10.03.2004 tarihinde Türkiye’de mevduat kabul etmek ve bankacılık
işlemleri yapmak üzere Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan (BDDK) izin
almıştır. 11.04.2013 tarihinde bireysel bankacılık bölümünü Denizbank A.Ş.’ye
devreden bankanın 30.09.2019 tarihi itibarıyla yurt içinde faaliyet gösteren üç adet
şubesi bulunmaktadır. CITIBANK kredi, mevduat, menkul kıymet, saklama, faktoring
ve forfaiting, sigorta acenteliği ve sigorta acenteliği aracılık hizmetleri vermekte ve
özellikle döviz piyasalarında faaliyet göstermektedir. 02.05.2013 tarihi itibarıyla
CITIBANK hisselerinin %99,99’una sahip olan Citibank Overseas Investment
Corporation tüm hisselerini Delaware, ABD merkezli Citigroup Inc. tarafından kontrol
edilen Citigroup Netherlands B.V.’ye3 devretmiştir. Eylül 2019 itibarıyla CITIBANK’ın
aktif büyüklüğü 12,4 milyar TL’dir4.
G.2.2. Goldman Sachs TK Danışmanlık A.Ş. (GOLDMAN SACHS)
(12) Türkiye’de döviz piyasasında faaliyet izni olmayan GOLDMAN SACHS, Türkiye’de
döviz alım satım faaliyetinde bulunmamakta, şirketlere yatırım aktiviteleriyle ilgili
danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu durum yerinde inceleme sırasında, teşebbüs
temsilcileriyle yapılan görüşme sırasında anlaşılmış olup bu nedenle teşebbüste
1 İlk bilgi ve belge talebi kapsamında gönderilen son bilgi ve belgeler 31.01.2020 tarihi itibarıyla Kurum
kayıtlarına intikal etmiştir.
2 İkinci bilgi ve belge talebi kapsamında gönderilen son bilgi ve belgeler 27.04.2020 tarihinde Kurum
kayıtlarına intikal etmiştir.
3 (Erişim Tarihi: 17.02.2020)
4
al%20V2.pdf (Erişim Tarihi: 11.02.2020)
20-32/397-179
4/17
herhangi bir inceleme yapılmamıştır. GOLDMAN SACHS Türkiye’de merkezi ABD’de
bulunan The Goldman Sachs Group, Inc.’in iştiraki olarak faaliyette bulunmaktadır.
G.2.3. ING Bank A.Ş. (ING)
(13) Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK), Alarko Grubu ve Cerrahoğlu Grubu ile beraber
dört ortaklı bir Türk bankası olarak faaliyetini sürdüren “The First National Bank of
Boston İstanbul Şubesi”nin unvanı 1991’de “Türk Boston Bank A.Ş.” olarak değişmiş
ve 1993 yılında OYAK diğer bütün hisseleri alarak bankanın tek sahibi olmuştur.
10.05.1996 tarihinde “Türk Boston Bank A.Ş.”nin unvanı değiştirilerek “Oyak Bank A.Ş.”
olmuştur. OYAK uhdesinde bulunan toplam sermayesine tekabül eden hisselerinin
tamamı 24.12.2007 tarihi itibarıyla merkezi Hollanda’da bulunan ING Bank N.V.’ye
devredilerek “Oyak Bank A.Ş.” olan unvan, 07.07.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak
üzere “ING Bank A.Ş.” olarak değiştirilmiştir. ING, Türkiye’de KOBİ, ticari, bireysel ve
kurumsal bankacılık faaliyetleri alanında faaliyet göstermektedir. Eylül 2019 itibarıyla
ING’nin aktif büyüklüğü 64,8 milyar TL’dir5.
G.2.4. JPMorgan Chase Bank National Association Merkezi Colombus Ohio
İstanbul Türkiye Şubesi (JPMORGAN)
(14) JPMORGAN, merkezi ABD’de bulunan JPMorgan Chase&Co.’nun bir iştirakidir.
JPMORGAN, ağırlıklı olarak hazine işlemleri ve fon yönetimi alanında faaliyet
göstermektedir. Ayrıca, mevduat toplama yetkisini haiz yabancı banka şubesi
statüsünde olmakla birlikte, mevcut ürün ve faaliyet yapısı çerçevesinde, fiilen mevduat
toplamamakta, bireysel bankacılık ve ticari bankacılık alanlarında herhangi bir faaliyet
göstermemektedir.
G.2.5. Türkiye Garanti Bankası A.Ş. (GARANTİ)
(15) 1946 yılında özel sermayeli bir mevduat bankası olarak kurulan GARANTİ, İspanya
merkezli bir banka olan Banco Bilbao Vizcaya Argentaria S.A.’nın (BBVA) 27.07.2015
tarihi itibarıyla hissedarlık oranını %39,90’a çıkarması sonrasında BDDK nezdinde
yabancı mevduat bankası olarak sınıflandırılmaya başlanmıştır. 22.03.2017 tarihi
itibarıyla BBVA’nın hissedarlık oranı %49,85’e ulaşmıştır. GARANTİ’nin geri kalan
%50,15’i ise halka açıktır. GARANTİ kurumsal, ticari, KOBİ, bireysel, özel ve yatırım
bankacılığı, ödeme sistemleri dahil olmak üzere tüm bankacılık faaliyetlerinde ve
iştirakleri aracılığıyla da finansal kiralama, faktoring, yatırım ve portföy yönetimi
alanlarında hizmet sunmaktadır. Aralık 2019 itibarıyla yurt içinde 904 şube ile hizmet
veren bankanın aktif büyüklüğü 428,5 milyar TL’dir6.
G.3. Değerlendirme
(16) Önaraştırma kapsamında özellikle döviz ve tahvil piyasalarına yönelik incelemelerin
sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için teşebbüslerin bünyesinde çalışan traderların chat
odası kayıtlarına ihtiyaç duyulmuştur. Gerek bankalar arasında gerekse de bankalar ile
müşteriler arasında yapılan büyük tutarlı işlemlere yönelik yazışmaların yapıldığı chat
odaları içerisinde birden fazla teşebbüsün birden fazla çalışanının yazışmaları
bulunabilmektedir. Nitekim yaptıkları faaliyetlerin doğası gereği traderların,
i) istihdam edildikleri teşebbüsün diğer çalışanları ile veya
5
19/ING_Bank-Konsolide_Finansal_Tablo_ve_Dipnotlar_30_09_2019-FINAL.pdf (Erişim Tarihi:
11.02.2020)
6
ablo_ve_dipnotlar.pdf (Erişim Tarihi: 11.02.2020)
20-32/397-179
5/17
ii) başka teşebbüslerin bünyesinde çalışan traderlar ile veya
iii) Bloomberg veya Reuters platformlarının kullanıcısı olan müşteriler ile
bu platformlarda yer alan chat odaları aracılığıyla iletişime geçebildikleri bilinmektedir.
(17) Önaraştırma süreci içerisinde chat odası yazışmalarına ilişkin talep edilen bilgi ve
belgelerin sağlanmasına yönelik olarak teşebbüslerden bir kısmı çeşitli gerekçelerle
süre talebinde bulunmuştur. Söz konusu gerekçeler arasında;
- Reuters ve Bloomberg gibi platformlardan yüksek boyuttaki bu verilerin elde
edilmesinin süre alabildiği,
- Yurtdışında ana teşebbüs ya da grupta istihdam edilen traderların chat odası
kayıtlarının genel olarak doğrudan teşebbüslerin uhdesinde bulunmadığı,
- Farklı ülkelerdeki iştirakler bünyesinde istihdam edilen traderların chat odası
kayıtlarının Kuruma sunulmasının ilgili ülkenin örneğin Kişisel Verilerin Korunması
Kanunu ve Bankacılık Kanunu gibi kanun ve düzenlemelerinin ihlal edilmesi riskini
taşıdığı, bu nedenle söz konusu verinin ilgili taraflardan elde edilmesi ve ilgili ülke
kurallarını ihlal etmeyecek hale getirilmesi için ek süreye ihtiyaç olduğu
hususları yer almaktadır. Teşebbüslerin iyi niyetle veriyi elde etme çabası içinde olduğu
değerlendirilerek süre uzatma talepleri uygun görülmüş ve veriyi istenen tarihe
yetiştiremeyen taraflara makul ek süreler tanınmıştır.
(18) Teşebbüs bazında değerlendirmelere geçmeden önce, kişisel verilerin korunmasına
ilişkin açıklamalara yer vermek gerekmektedir. Zira yukarıda da ifade edildiği üzere,
verilerini Kuruma ulaştırmayan teşebbüslerin yanı sıra, verilerini Kuruma ulaştıran
teşebbüslerin bir kısmı da bu verileri diğer ülkelerdeki kanun ve düzenlemeleri ihlal
etmemek için ancak belirli anonimleştirme ve karartma işlemlerinden sonra
iletebileceklerini belirtmiş (örneğin; Deutsche Bank A.Ş., HSBC Bank A.Ş. ve Türk
Ekonomi Bankası A.Ş.) ve verileri ilgili süreçlerden geçirerek Kuruma iletmiştir.
(19) Kişisel verilerin korunmasına yönelik teşebbüs dilekçelerinde belirtilen hususlara ilişkin
ilgili mevzuat ve ülkeler bazında yapılan değerlendirmeler sonucunda;
- Trader ve müşteri verilerinin kişisel veriler arasında yer aldığı,
- Avrupa Birliği’nde (AB) geçerli Genel Veri Koruma Yönetmeliği’nde (General Data
Protection Regulation (GDPR)) kişisel veri barındıran bilgi ve belgelerin üçüncü
ülkelere veriler gizlenmeden iletilmesinin şartlarının düzenlendiği, bu şekilde bir
transferin/iletimin belli koşulları olduğu, öte yandan anılan Yönetmelik’in “Özel
Durumlar İçin İstisnalar” başlıklı 49. maddesinde yer alan istisna hükmüne göre
hukuki talebin tesisi, kullanılması veya savunulması için gerekli olması durumunda
başka bir şarta bağlı olmadan transferin sağlanabileceği,
- Chat odası yazışmalarının hem 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu
(KVVK) açısından hem diğer ülkelerin ilgili mevzuatları kapsamında kişisel veri
olarak kabul edildiğine dair bütüncül ve otomatik bir yaklaşımın doğru olmayacağı,
hangi verilerin hangi nedenlerle kişisel olarak nitelendirildiğinin, bu verilerin
karartılmadan gönderilmesi halinde hangi kanunların ne şekilde ihlal edilmiş
olacağının ve hangi verilerin gizlendiğinin ayrıntılı bir şekilde açıklanması gerektiği,
- Ancak GDPR’da yer alan istisna hükümlerine rağmen, teşebbüslerin başka egemen
devletin müşteri gizliliğine ilişkin yasal düzenlemelerini ihlal etmek ile 4054 sayılı
Kanun’un bilgi talebine yönelik hükümlerini ihlal etmek arasında kalabileceği,
20-32/397-179
6/17
- Bu çerçevede eğer söz konusu kişisel veriler olmaksızın incelemenin
gerçekleştirilemeyeceği değerlendirilmiyorsa, kapsamı ve gerekçesi detaylandırılmış
ve kişisel veri sınırlarını aşmayan bir karartmanın/anonimleştirmenin makul
karşılanabileceği
kanaatine ulaşılmıştır.
(20) Özetle teşebbüs dilekçelerinde hangi verilerin hangi nedenlerle anonimleştirme ihtiyacı
bulunduğunun detaylandırılması gerektiği, sırf ilgili kanun zikredilerek anonimleştirme
işlemi yapılması şeklinde bütüncül ve otomatik bir yaklaşımın doğru olmadığı, bununla
birlikte teşebbüsün ilgili ülke kanunlarını ihlal etmemek için bu anonimleştirmeyi
yapmakla yükümlü olabileceği, bu nedenle incelemeyi zorlaştırmayacak ise kişisel veri
sınırlarını aşmayan bir karartmanın/anonimleştirmenin makul karşılanabileceği
sonuçlarına varılmaktadır. Bu bağlamda, kişisel veri sınırlarını aşmamak ve verinin
incelenmesini zorlaştırmamak kaydıyla, kapsamı ve gerekçesi detaylandırılmış şekilde
GDPR’a ilişkin gerekli işlemler tamamlandıktan sonra verilerin iletilmesi uygun
görülmüştür. Dolayısıyla veriyi bu şekilde sağlayan teşebbüsler açısından 4054 sayılı
Kanun’un 16. maddesi kapsamında eksik bir bilgi veya belge verilmesinin söz konusu
olmadığı değerlendirilmiştir.
(21) Talep edilen verileri çeşitli gerekçelerle sağlamayan GOLDMAN SACHS, JPMORGAN,
CITIBANK, ING ve GARANTİ’nin açıklamaları ile bu teşebbüslerin dilekçelerinde yer
alan hususlara yönelik değerlendirmelere ise aşağıda yer verilmiştir.
G.3.1. Teşebbüs Dilekçelerinde Yer Alan Hususlara İlişkin Değerlendirmeler
G.3.1.1. GOLDMAN SACHS
(22) Yerinde inceleme esnasında kendisine tebliğ edilen bilgi talebine yaptığı olumsuz
dönüşte GOLDMAN SACHS, Türk Lirası ile alım satım faaliyetinde bulunmadığını, Türk
Lirası ile alım satım faaliyetinin Goldman Sachs Group, Inc. (GS) bünyesinde Londra’da
faaliyet gösteren Goldman Sachs International (GSI) tarafından gerçekleştirildiğini
belirtmiştir. Yapılan incelemede GOLDMAN SACHS’ın Türkiye’de döviz piyasasında
faaliyet izni bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu anlamda Türkiye’de traderı bulunmamakla
birlikte, bilgi talebi içerisinde teşebbüs tanımından hareketle ekonomik bütünlük
kapsamında yurtdışında istihdam edilen traderlarının verilerinin de istendiği hususunda
aydınlatılan GOLDMAN SACHS, bu talebi de karşılamayacağına yönelik cevabını
Kuruma iletmiştir.
(23) GOLDMAN SACHS tarafından yapılan açıklamada;
- Kendisinin GS’nin dolaylı bir iştiraki olmakla beraber GSI’nın Türkiye şubesi veya
doğrudan/dolaylı bir iştiraki olmadığı, faaliyetinin Goldman Sachs grubunun
Türkiye'de kurulu bulunmayan şirketleri için Türkiye'de potansiyel yatırım fırsatlarını
tespit etmek ve önermekle sınırlı olduğu, herhangi bir trading faaliyetinin, trader
istihdamının ya da trading lisansının bulunmadığı,
- Türk Lirası da dahil olmak üzere çeşitli ürün ve pazarlardaki trading işlemlerinin grup
bünyesindeki İngiltere’de kurulu GSI tarafından gerçekleştirildiği, GSI’nın İngiltere
kanun ve düzenlemelerine tabi olduğu,
- Ancak GOLDMAN SACHS’ın GSI’nın ürettiği, sahip olduğu, bilgi veya veriye erişme
imkanı bulunmadığı,
- GSI’nın İngiltere’de tabi olduğu hukuki ve düzenleyici çerçeveye uyum göstermesi
gerektiği, bu bağlamda Kurumun bu bilgileri İngiltere’deki düzenleyici ve denetleyici
20-32/397-179
7/17
otorite olan Financial Conduct Authority’den (FCA) ya da FCA aracılığıyla GSI’dan
istemesinin uygun olacağı,
- Öte yandan GDPR mevzuatı kapsamındaki sorumlulukların ihlal edilmek
istenmediği, FCA üzerinden gelecek bir talep halinde GDPR konusunda sorun
çıkmayacağı fakat her halükarda belirli kişisel verilerin ayıklanmasının
gerekebileceği, bunun için de süreye ihtiyaç duyulacağı
ifade edilmiştir.
(24) Yurtdışında yerleşik olan ancak faaliyetleri Türkiye’yi etkileyen ana teşebbüsten
Türkiye’deki iştiraki/temsilcisi aracılığıyla chat odalarına ilişkin verinin istenip
istenemeyeceğine yönelik olarak esas olan, şirketin önaraştırma konusu ile ilgili olarak
bir faaliyet yürütüp yürütmediği, bu faaliyet üzerinde bir etkisi, dahli, yönlendirmesi
bulunup bulunmadığıdır. Kısacası “eylemin failinin kim olduğu” hususudur. Bu anlamda
Türkiye’de konumlu teşebbüsün faaliyetine yönelik yapılacak değerlendirmede bu
şirketin muhatap alınması mümkün olabilecek, fakat bu şirketin etkisi ve dahli yoksa
yurt dışındaki şirketin muhatap alınması gerekecektir. Ayrıca Kurulun 28.11.2017 tarih
ve 17-39/636-276 sayılı (Sendikasyon Kredileri) kararında, sorumluluk tayininde ticari
işletmelerin hangi ülke hukuk sistemine göre kurulduğu haricinde fiili durumun da
araştırılması gerektiği, bu yaklaşımda aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan ayrı
tüzel kişiliklere sahip şirketlerin tek bir teşebbüs olarak kabul edilmesi yaklaşımı
benimsenmektedir. Benzer şekilde Kurulun 05.01.2017 tarih ve 17-01/12-4 sayılı
kararında da “İnceleme konusu faaliyetin esasları üzerinde herhangi bir karar vericilik
rolünün bulunmadığı” gerekçesiyle Bookingdotcom Destek Hizmetleri Ltd. Şti. yerine
B BV muhatap alınmıştır.
(25) Diğer taraftan, etki prensibi çerçevesinde Türkiye’de etki doğuran bir eylemin 4054
sayılı Kanun kapsamında olduğu ve bu çerçevede Türkiye’de önaraştırma konusu ile
ilgili faaliyeti olup olmadığına ve talep edilen bilginin temininin kendisince hukuken
mümkün olup olmadığına bakmaksızın ana teşebbüsün iştirakini tek teşebbüs anlayışı
içinde muhatap almanın mümkün olduğu, bu itibarla Kurulun kanun kapsamında olan
bir durum için bilgi talep etme yetkisinin bulunduğu değerlendirilmektedir.
(26) Bununla birlikte Kurulun yetkisi dahilinde talep ettiği bilgi ve belgelerin sağlanmaması
durumunda verilecek idari para cezalarında ise önaraştırmada taraf olarak belirlenen
teşebbüse Türkiye cirosu üzerinden yaptırım uygulanabileceği değerlendirilmektedir.
Nitekim B7 ve Google Android8 kararlarında yurtdışındaki yerleşik
teşebbüsler Türkiye’deki eylemleri nedeniyle Türkiye ciroları üzerinden
cezalandırılmıştır.
G.3.1.2. JPMORGAN, CITIBANK, ING ve GARANTİ
(27) Önaraştırma taraflarından JPMORGAN, CITIBANK, ING ve GARANTİ yerinde
inceleme aşamasında kendilerine iletilen ilk bilgi talebi kapsamında Türkiye’de istihdam
edilen traderlara ilişkin Bloomberg ve Reuters kayıtlarını sair zamanlarda Kuruma
ulaştırmıştır. Bununla birlikte anılan teşebbüsler İngiltere ve ABD’de istihdam edilen
traderlar hakkındaki ikinci bilgi talebine yönelik cevabi yazılarında bu verilerin çeşitli
nedenlerle Kuruma sunulamayacağını ifade etmişlerdir. Aşağıda öncelikle bu
teşebbüslerin söz konusu veriyi iletmemeye yönelik cevabi yazılarında yer alan
hususlar özetlenmiştir.
7 05.01.2017 tarih ve 17-01/12-4 sayılı Kurul kararı.
8 19.09.2018 tarih ve 18-33/555-273 sayılı Kurul kararı.
20-32/397-179
8/17
(28) JPMORGAN tarafından Kuruma ulaştırılan 14.02.2020 tarih ve 1620 sayılı cevabi
yazıda;
- JPMorgan Chase & Co. grubu altında yer alan diğer tüzel kişiler bünyesinde çalışan
traderların verilerinin kendi uhdesinde ve kontrolünde olmadığı,
- Kurumun belge talep etme yetkisinin Türk şirketlerin uhdesinde, nezaretinde veya
kontrolünde bulunan belgeler ile sınırlı olduğu, JPMORGAN dışındaki traderların
başka tüzel kişi çalışanları olduğu, bu kişilerin chat yazışmalarının da ayrı bir tüzel
kişilik tarafından Türkiye dışındaki serverlarda tutulduğu,
- Tebligatın uluslararası hukuk normları uyarınca ana teşebbüse yapılması ve bilgi
taleplerinin ana teşebbüsten istenmesi gerektiği, aksi takdirde ABD ve İngiltere
kanunlarının ihlal edilmesi riski bulunduğu,
- GDPR kapsamında Türkiye’ye kişisel veri aktarımı yapılabilmesi için hukuka uygun
bir dayanağın ve usule uygun bir tebliğin olması gerektiği, ancak tebligatın ilgili
yabancı tüzel kişiye uluslararası normlara uygun şekilde yapılmaması gerekçesiyle
müvekkilin Kurumu bu konuda yetkili görmediği, usule uygun bir tebliğ yapılmamış
olduğundan, verilerin sağlanması durumunda GDPR kapsamında ve bankacılık
sırlarının korunması anlamında bir ihlalin ortaya çıkabileceği,
- Kurumun hukuka uygun bir prosedür izlemek adına, 7201 sayılı Tebligat Kanunu
(Tebligat Kanunu), 15.11.1965 tarihli Hukuki veya Ticari Konularda Adli veya Gayri
Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi (Lahey
Sözleşmesi), 20.04.1959 tarihli Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa
Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalarda yer alan usulleri takip edebileceği,
- Ayrıca talep edilen bütünleşik chat yazışmalarının bir kısmının içeriğinin Kurumun
bilgi isteme yetkisi dışında (Türk Lirası ile yapılmadığı için Türkiye pazarını
etkilemeyen nitelikte) olduğu,
- İleride usule uygun bir tebliğ yapılması ihtimaline binaen ana teşebbüsün
yazışmaları toplama sürecinde olduğu
ifade edilmiştir.
(29) İngiltere ve ABD’de istihdam edilen traderlar hakkındaki ikinci bilgi talebine yönelik
CITIBANK tarafından gönderilen 11.02.2020 tarih ve 1443 sayılı cevabi yazıda ise;
- Talep edilen bilgi ve belgelerin Türkiye’de bulunmadığı ve CITIBANK bünyesinde
mevcut olmadığı,
- Türkiye dışındaki içeriklerin yabancı ülkelerdeki delil toplama kurallarına göre ve
gerekiyorsa oradaki kurumlarla usulüne uygun olarak yapılacak yazışma sonucunda
elde edilebileceği,
- Talebin kapsamının Türkiye pazarında etki yaratma ihtimali olan işlemleri aşar
nitelikte oluşturulduğu,
- Usulüne uygun bir talep olmazsa yurtdışındaki teşebbüslerin talep edilen bilgileri
sağlamasının verinin bulunduğu ülke hukukunun ihlali anlamını taşıyabileceği,
- Kurumun yeni bir bilgi talebini Lahey Sözleşmesi, 20.04.1959 tarihli Ceza İşlerinde
Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi, 28.11.1931 tarihli Türkiye ve Birleşik
Krallık arasında Adli Yardıma ilişkin iki taraflı sözleşmeler kapsamında iletebileceği
ifade edilmiştir.
20-32/397-179
9/17
(30) ING’nin İngiltere ve ABD’deki verileri iletemeyeceğini belirttiği 14.02.2020 tarih ve 1621
sayılı cevabi yazısında ise;
- Bilgi talebine konu olan traderların chat odalarındaki yazışmalarının ING uhdesinde
bulunmadığı,
- Türk Lirası kotasyonlu işlemler yapan kişilerin bütün chat room kayıtları
istendiğinden istenen verinin Türk Lirası dışındaki işlemlere ilişkin de olacağı, bu
nedenle Kurumun yetkisinin aşıldığı,
- ABD ve İngiltere’de mukim şirketlerden bilgi talep edilmesinin yolunun adli
müzaheret kapsamında uluslararası sözleşmelerde kabul görmüş sınırlar arası bir
takım uygulamalar olduğu,
- Yurtdışındaki ana teşebbüsten talep edilecek bir bilgi adına Lahey Sözleşmesi ve
20.04.1959 tarihli Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi’nin ilgili
hükümlerine başvurulabileceği,
- ABD ve İngiltere’de mukim şirketlerin yerel yasal düzenlemeler kapsamında talep
edilen bilgiyi ne ölçüde sağlayabileceğine ilişkin ING’nin bir görüş sunma imkanından
yoksun olduğu,
- Daha dar kapsamlı bir talebin söz konusu olması durumunda da yine söz konusu
talebin karşılanıp karşılanmayacağına yönelik ING’nin bir görüş sunma imkânından
yoksun olduğu
ifade edilmiştir.
(31) Son olarak İngiltere ve ABD’de istihdam edilen traderlar hakkındaki ikinci bilgi talebine
yönelik GARANTİ tarafından gönderilen 17.02.2020 tarih ve 1660 sayılı cevabi yazıda
ise;
- Ana ortak olan BBVA traderlarının GARANTİ istihdamında yer almadığı,
- Traderların istihdam edildikleri BBVA’nın bulunduğu ülke kanunlarına tabi olduğu,
- GARANTİ’nin BBVA’ya ait talep edilen bilgilere doğrudan ulaşma imkanı
bulunmadığı,
- GARANTİ tarafından (ilk bilgi talebine istinaden) sunulan konuşmalar arasında
BBVA’nın Türkiye’de TL kotasyonlu yaptığı ve GARANTİ’nin de dahil olduğu
işlemlere ilişkin konuşmalara da yer verildiği
ifade edilmiştir.
(32) Yukarıda yer alan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, anılan
teşebbüslerin ikinci bilgi talebini yerine getirememe gerekçelerinin; söz konusu verinin
tüzel kişilikleri uhdesinde bulunmadığı, anılan veriye erişimlerinin de olmadığı,
tebligatın uluslararası hukuk normları çerçevesinde usulüne göre ana teşebbüse
yapılması gerektiği, bilgi talebinin Kurumun yetkisini aşan nitelikte olduğu ve GDPR ve
Bankacılık Kanunu gibi düzenlemeler nedeniyle söz konusu bilgilerin ana teşebbüsten
istenmesi gerektiği, yanı sıra verinin anonimleştirme ihtiyacının da bulunduğu
hususlarında odaklandığı görülmektedir.
(33) Öncelikle iştirake yapılmış tebliğin hüküm doğurup doğurmadığı konusu ele
alındığında, yukarıda da yer verildiği üzere Kurulun 28.11.2017 tarih ve 17-39/636-276
sayılı (Sendikasyon Kredileri) kararında, eylemin failinin kim olduğu ve Türkiye’de etki
doğuran bir eylem söz konusu olduğunda ilgili şirketlerin nerede kurulduğuyla sınırlı
olmaksızın fiili durum da dikkate alınarak ekonomik bütünlük yaklaşımı benimsenmiş
20-32/397-179
10/17
ve fiili uygulamada ana teşebbüsün Türkiye’deki iştirakine tebligat yapılması
konusunda Kurulun yetki sahibi olduğu değerlendirilmiştir.
(34) Öte yandan mehaz AB uygulaması kapsamında, eğer “teşebbüsün birlik bünyesinde
şubesi veya satış ofisi gibi bir varlığı varsa, bunun yeterli olduğu ve talebin bu muhataba
yöneltilebileceği” kabul edilmektedir9. İlaveten, teşebbüsün AB bünyesinde ticari olarak
bir varlığı bulunmasa bile, eğer AB bünyesinde tam kontrolüne sahip olduğu bir iştiraki
varsa bu iştirak vasıtasıyla ana teşebbüse tebligat yapılabilecektir10. Nitekim İngiliz
menşeili teşebbüse Almanya’daki iştiraki vasıtasıyla tebligat yapılmasının tartışıldığı
ICI v. Commission (Cases 48/69 etc.) kararı11 bu duruma örnek olarak gösterilebilir.
Karar içerisinde rekabet hukuku anlamında ana teşebbüs ve iştirakinin ekonomik
bütünlük arz etmesi, ana teşebbüsün resmi bir usulle olmasa da bildirimin bir kopyasını
alması ve tebligatın diplomatik kanalla iletilememesi12 hususları yer almaktadır. Bu
hususlardan hareketle, mahkemenin, tali usuli eksikliklerin kararın hukukiliğini
etkilemediği, iştirakine bildirim yapılan ana şirketin bildirimin içeriği hakkında bilgi sahibi
olduğu ve dava hakkını süresinde kullanabildiği sonuçlarına ulaştığı anlaşılmaktadır.
(35) Bir başka kararda13 ise Genel Mahkeme, eğer bir doküman muhatabına ulaşmış ve
muhatap onu dikkate alacağı bir pozisyona sokulmuşsa, bunun usulüne uygun bir
tebligat olduğu ve teşebbüsün kendisine yapılan tebligatı reddetmiş olmasının,
tebligatın geçersizliğini öne sürmek için kullanılamayacağı sonucuna varmıştır.
(36) Yukarıdakilere ek olarak, ana teşebbüsün Arjantin’de olduğu Avrupa Komisyonunun
(Komisyon) resmi bilgi isteme yazısını hem AB dışındaki ana teşebbüse hem de
AB’deki iştirakine, ana teşebbüsün adresi olarak iştirakin adresini göstermek suretiyle
gönderdiği bir başka örnek ise, tek bir ekonomik bütünlük söz konusuysa ana
teşebbüse yönelik bilgi isteme yazısının AB’deki iştirake gönderilebileceğine ve
teşebbüsün AB’de varlığının ve dolayısıyla bildirim için bir adresinin bulunduğunun
değerlendirildiğine işaret etmektedir14.
(37) Konuyla ilgili başka bir örnek ise LCD panel karteline ilişkindir. Söz konusu incelemede
Komisyon, Tayvan ve Japonya’da bulunan ana teşebbüsler hakkındaki bilgileri bunların
AB’de bulunan iştiraklerinden talep etmiştir. Komisyonun bu kararına karşı taraflardan
Chi Mei dava açmış fakat ön duruşma ardından davadan feragat etmesi nedeniyle dava
konusuz kalmıştır15.
(38) Diğer taraftan OECD’nin 30.11.2018 tarihli toplantısına ilişkin Komisyon notunda da,
delil toplama yetkisinin etkili bir şekilde kullanılabilmesi için bilgi isteme yazılarının,
merkezi AB’de bulunmayan teşebbüsün AB’de bulunan iştirakine gönderilmesi
yöntemine sıklıkla başvurulduğu ve bu kapsamda iştirakten, söz konusu bilgiyi bütün
9 Kerse & Khan: EU Antitrust Procedure, s. 139, Sweet & Maxwell, London, 2012.
10 A.g.e, s. 140.
11
12 İlgili ifade “Birleşik Krallık hükümeti Büyükelçisi kararı İngiliz ana şirkete normal diplomatik kanallar
aracılığıyla iletmeyi reddettiğinden, Komisyon uluslararası ilişkilerde nezaket gerekçesi ile posta yoluyla
bildirimde bulunulmaması gerektiği görüşünü benimsemiş ve Topluluk içerisinde kurulmuş bir bağlı şirket
aracılığıyla yapılacak bildirimin ilgili teşebbüslerin çıkarlarına en uygun bildirim yolu olduğu sonucuna
varmıştır.” şeklindedir.
13 Case C 6/72 Continental Can v Commission (1972)
EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:61972CJ0006&from=EN
14 Luis Ortiz Blanco, EU Competition Procedure (3rd Edition), sayfa 284 ve dipnot 38. Ayrıca bkz. Case
T-596/97 Dalmine v Commission [1998] ECR II-2383, para 6.
15
20-32/397-179
11/17
teşebbüs adına (ilişkili bütün teşebbüslerden örneğin nihai ana şirketi ve onun bütün
iştiraklerini kapsayacak şekilde) göndermesinin talep edildiği bilgisi yer almaktadır.
(39) Bildirim içeriği hakkında bilgi sahibi olma anlamında göz önünde bulundurulmasında
fayda görülen bir düzenleme de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’dur (TTK). TTK’nın
195. vd maddelerinde şirketler topluluğuna ilişkin kurallara yer verilmiştir. Söz konusu
maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendinden, hakim şirketin veya bağlı şirketin en az
birinin merkezi Türkiye’de ise şirketler topluluğu kurallarının uygulanacağının
öngörüldüğü, söz konusu maddede ana teşebbüsün tacir sayıldığı, tacir sayılan hakim
ortağın basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğu, bu anlamda kendilerini hukuk
bürolarınca vekaleten temsil ettirmeyi gerekli gördükleri bir düzeye ulaşmış bulunduğu
bir durumda, ana teşebbüslerden bilgi istendiğini net bir şekilde ortaya koyan talepleri
alan iştiraklerin ana teşebbüse bilgi verme zorunluluğu olmadığının ve ana teşebbüsün
bu bilgi talebini bilmiyor olduğunun iddia edilebilmesinin eşyanın tabiatına aykırı olacağı
ve en azından hakkını kullanan bir hukuk süjesinin iyi niyetli olması gerektiği kuralı ile
bağdaşmayacağı anlaşılmaktadır.
(40) Yukarıda yer verilen bilgiler çerçevesinde, etki prensibi ve ekonomik bütünlük
kavramları ile birlikte Kurul uygulaması, Komisyon kararları, Genel Mahkeme kararları
ve TTK’nın hakim şirketin tacir olduğuna ilişkin hükümleri göz önüne alındığında,
Türkiye’deki iştiraklere tebligat yapılmasının hukuka uygun olduğu sonucuna
ulaşılmaktadır.
(41) Öte yandan, iştirakin bilgi talebini belgelerin uhdesinde olmadığı gerekçesiyle yerine
getirmemesiyle ilgili olarak; tek teşebbüs yaklaşımı çerçevesinde iştirakin bir bilginin
elinde bulunmadığını, buna erişimi olmadığını beyan etmesinin tek başına yaptırım
uygulanmasını engellemeyeceği, AB uygulamasında talep edilen bilgi veya belgenin
Komisyonun üzerinde yetkisi olan birisinden istenmesi ve bu bilgi ve belgeye erişim
olması halinde belgenin fiziken nerede olduğunun önemli olmadığı değerlendirilmiştir16.
Talep edilen verilerin bir başka yargı çevresindeki hukuk kurallarının ihlali anlamına
gelebileceği argümanını ise Komisyon, GSV17 gibi kararlarında bilgi talebinin
geciktirilmesi için haklı gerekçe olarak görmemiştir. Ancak bununla birlikte ihlal olarak
nitelenebilecek bir davranışın bir başka ülkenin hukuk kurallarına uyulması sebebiyle
olması halinde esastan dahi ceza verilmeyen örnekler18 de bulunmaktadır. ABD
uygulamasında ise istenen verinin bir başka ülkenin hukuk kurallarının ihlali nedeniyle
verilmemesi durumunun, mahkemeleri bilgi talebi yetkisinden mahrum bırakmayacağı,
ancak bu durumun ilgilisi için, en azından bilginin sağlanması noktasında iyi niyetle
çaba sarf edilmişse, mahkeme emrinin yerine getirilmemesi suçlaması karşısında
yeterli bir savunma sağlayacağı şeklinde kararlar19 bulunmaktadır.
G.3.2. Genel Değerlendirme
(42) Daha önce de ifade edildiği üzere teşebbüs dilekçelerinde hangi verilerin hangi
nedenlerle anonimleştirme ihtiyacı bulunduğunun detaylandırılması gerekmekte olup,
sırf ilgili kanun zikredilerek anonimleştirme işlemi yapılması şeklinde bütüncül ve
otomatik bir yaklaşım doğru kabul edilmemektedir. Bununla birlikte teşebbüs ilgili ülke
kanunlarını ihlal etmemek için bu anonimleştirmeyi yapmakla yükümlü olabileceğinden
incelemeyi zorlaştırmayacak ise kişisel veri sınırlarını aşmayan bir
16 Kerse & Khan, s. 141.
17
18 (07)&from=EN;
A.g.e, s. 141, dpnt.158.
19 A.g.e., s. 142, dpnt.157.
20-32/397-179
12/17
karartma/anonimleştirme makul karşılanabilecektir. Bu itibarla GDPR nedeniyle kişisel
verileri anonimleştirerek gönderen ve de bu konuda makul ölçüde ek süre talebinde
bulunan teşebbüsler bakımından herhangi bir ihlal söz konusu değildir. Nitekim
önaraştırma sürecinde bu kanaate varılarak kişisel veri sınırlarını aşmamak ve verinin
incelenmesini zorlaştırmamak kaydıyla, kapsamı ve gerekçesi detaylandırılmış şekilde
GDPR’a ilişkin gerekli işlemler tamamladıktan sonra verilerin iletilmesi uygun
görülmüştür.
(43) Bu noktada GDPR konusunu da kapsayacak şekilde talep edilen verinin başka yargı
çevresindeki hukuk kurallarının ihlali anlamına geleceği konusuna değinilecek olursa,
yukarıda örneklerine yer verildiği üzere, AB uygulamasında ihlal olarak nitelenebilecek
bir davranışın bir başka ülkenin hukuk kurallarına uyulması sebebiyle olması halinde
esastan dahi ceza verilmeyen örnekler bulunmaktadır. ABD uygulamasında ise bilginin
sağlanması noktasında iyi niyetle çaba sarf edilmişse, bunun mahkeme emrinin yerine
getirilmemesi suçlaması karşısında yeterli bir savunma sağlayacağı şeklinde kararlar
bulunmaktadır. Bu çerçevede GDPR ya da diğer ülke kanun ve düzenlemeleri
sebebiyle, veriyi bu kanun ve düzenlemeleri ihlal etmeyecek ancak mevcut incelemeyi
de zorlaştırmayacak şekilde iyi niyetle iletme çabası içinde bulunan teşebbüsler
açısından eksik bir bilgi veya belge verilmesinin söz konusu olmadığı ancak veriyi salt
bu tür çeşitli kanun ve düzenlemeleri ileri sürerek hiçbir şekilde iletmeyen teşebbüsler
açısından yaklaşımın farklı olması gerektiği değerlendirilmektedir.
(44) İkinci olarak teşebbüslerce talep edilen bilgi setinin Kurumun yetkisini aşar nitelikte
olduğu hususuna değinilmiştir. Daha önce de ifade edildiği üzere, teşebbüslerden
istenen ikinci bilgi setinde “teşebbüsün ve teşebbüslerinin bağlı bulunduğu ana grup
dahil olmak üzere, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve İngiltere’de istihdam edilen, Türk
Lirası ile alım – satım işlemleri yapan traderlarının TL kotasyonlu işlem hacmi en çok
olan ilk 10 traderının (her bir ülke için ayrı olmak üzere) Bloomberg ve Reuters
platformlarında 01.01.2018 - 17.01.2020 tarihleri arasında yaptıkları yazışmaların ilgili
platformlardan temin edilerek elektronik formatta gönderilmesi” talep edilmiştir.
Teşebbüslerin bir kısmı, söz konusu bilgi setinde TL dışında başka para birimlerine
ilişkin yazışma ve işlemlerin de bulunduğunu belirterek, bu verilerin bilgi talebi
kapsamında yer alıp almadığını sormuşlardır. Aralarında JPMORGAN, CITIBANK ve
ING’nin de bulunduğu bu şekilde dönüş yapan tüm taraflara, sayıları on binleri bulan
söz konusu yazışmalarda TL işlemleri dışında bölümlerin ayrıştırılmasının önaraştırma
süreci içerisinde son derece zor bir işlem olduğu, ayrıca söz konusu ayrıştırmanın
incelemeyi engellemeyecek şekilde yapılması gerektiği, bununla birlikte bilgi talebinin
kapsamının etki prensibi çerçevesinde esasen TL ile yapılmış işlemleri kapsadığı
belirtilmiştir. Bu çerçevede dilekçelerinde bu yönde yetki aşımı iddiası bulunan
tarafların, bilgi talebinin -eğer ayrıştırılabiliyorsa ve bilgi talebi kapsamında istenen
veriye halel getirmeden temin edilebilecek ise- yalnızca TL ile yapılmış işlemleri
kapsadığı konusunda bilgilendirildiği vurgulanmalıdır.
(45) Üçüncü olarak teşebbüslerin söz konusu veri setinin uhdelerinde ve erişimlerinde
bulunmadığı ve başka ülke kanun ve düzenlemelerine tabi ana teşebbüslere
uluslararası hukuk kuralları uyarınca yapılacak tebligat ile istenmesi gerektiği
yönündeki açıklamalarına değinilecek olursa, öncelikle bu konudaki AB uygulamaları
kapsamında temel olarak ana teşebbüse yönelik iştirake yapılmış tebligatın diğer bir
deyişle ana teşebbüse ulaştırılmak üzere iştirake yapılmış tebligatın hüküm doğurduğu
anlaşılmaktadır. Bu görüşe dayanak olarak rekabet hukukunda geçerli tek bir ekonomik
bütünlük yaklaşımının yanı sıra, AB örneklerinde birlik bünyesinde şubesi, satış ofisi
veya tam kontrolüne sahip olduğu bir iştiraki olan teşebbüslerin bu birimlerine tebligatın
20-32/397-179
13/17
yapıldığı örneklerin bulunması gösterilebilir. TTK’ya göre de basiretli davranma
yükümlülüğü altında olan ana teşebbüsün -eğer bir de kendilerini hukuk bürolarınca
vekaleten temsil ettirmeyi gerekli gördükleri bir düzeye ulaşmış iştirakleri varsa- söz
konusu bilginin iştirakleri aracılığıyla kendilerine ulaştırılmadığı yönündeki savunmaları
geçerli sayılmayacaktır.
(46) Diğer yandan bu husus ile ilgili olarak GOLDMAN SACHS’ın durumunun ayrıca
değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira daha önce de ifade edildiği üzere, GOLDMAN
SACHS’ın Türkiye’de herhangi bir trading faaliyetinin bulunmamasının yanı sıra döviz
piyasasında faaliyet izni de bulunmamaktadır. Bu çerçevede GOLDMAN SACHS
açısından eylemin failinin hangi teşebbüs olduğuna odaklanmak gerekmektedir. Kurul
iştirakin inceleme konusu faaliyetlerde herhangi bir dahlinin ya da karar vericilik rolünün
olmadığı B kararı gibi örneklerde yurtdışında yerleşik teşebbüsü esas
almıştır. Bu bağlamda GOLDMAN SACHS açısından da Türk Lirası da dahil olmak
üzere trading işlemlerini yürüten GSI’ya yönelmenin doğru olacağı
değerlendirilmektedir. Bununla birlikte tek bir ekonomik bütünlük anlayışıyla bilgi talebi
iştirake de yöneltilebilecektir.
(47) Öte yandan eylemin failinin hangi teşebbüs olduğu dolayısıyla hangi teşebbüsün taraf
olarak belirleneceği hususlarıyla ilgili olarak ise GSI’nın taraf olarak belirlenmesi
gerektiği değerlendirilmekle birlikte, bu husus özellikle bir idari para cezası durumunda
hangi teşebbüsün cirosunun esas alınacağı ile ilgili de önemli bir nokta arz etmektedir.
Nitekim bu konunun önemine atfen bir sonraki bölümde ciro takdirine ilişkin
değerlendirmelere yer verilmiştir.
(48) Sonuç olarak yukarıda yer alan değerlendirmeler çerçevesinde, ana teşebbüse yönelik
verilerini, söz konusu verilerin uhdelerinde olmadığı, söz konusu verilere sahip ana
teşebbüslerin başka ülke hukuk ve düzenlemelerine tabi olduğu ve tebligatın usulünce
yapılmadığı gerekçeleriyle Kuruma ulaştırmayan teşebbüslere ilişkin olarak “Kanunun
14 ve 15 inci maddelerinin uygulanmasında eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge
verilmesi ya da bilgi veya belgenin belirlenen süre içinde ya da hiç verilmemesi”
şeklindeki 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca
idari para cezası uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
G.3.3. Ceza Takdirine ve Ciro Hesaplamasına İlişkin Değerlendirme
(49) Yukarıda da ifade edildiği üzere 4054 sayılı Kanun’un “İdari Para Cezası” başlıklı 16.
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “Kanunun 14 ve 15 inci maddelerinin
uygulanmasında eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi ya da bilgi veya
belgenin belirlenen süre içinde ya da hiç verilmemesi” hali idari para cezası verilmesini
öngören hallerden biri olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede 16. maddenin devamında bu
durumun vuku bulması durumunda, teşebbüsler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin
üyelerinin karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması
mümkün olmazsa karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin binde biri idari para cezası olarak
belirlenmiştir. Ayrıca Kanunun “Nispi İdari Para Cezası” başlıklı 17/1. maddesinde;
“Kurul, teşebbüs ve teşebbüs birliklerine, 16 ncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen
cezalar saklı kalmak kaydıyla,
(…)
c) Kanunun 14 ve 15 inci maddelerinin uygulanmasında, istenen bilgi veya belgenin
belirlenen süre içinde verilmemesi,
20-32/397-179
14/17
durumunda her gün için, ilgili teşebbüsler ile teşebbüs birlikleri ve/veya bu birliklerin
üyelerinin karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan, bunun hesaplanması
mümkün olmazsa karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin onbinde beşi oranında idarî para cezası
verir. Birinci fıkranın (a) ve (c) bentlerine göre idarî para cezaları, bu bentlerde
belirtilen kararlardaki yükümlülüklere uyulması için belirlenen sürenin dolmasından
itibaren verilebilir. (a) bendindeki fiile ilişkin idarî para cezası, yükümlülük getirilen
kararda herhangi bir süre belirlenmemiş ise, bu kararın tebliğini takip eden günden
itibaren verilebilir. (b) bendindeki fiillere ilişkin idarî para cezası ise, fiilin gerçekleştiği
günü takip eden günden itibaren verilebilir.”
hükmü yer almaktadır. Buna göre teşebbüslere 16. maddede belirlenen cezanın yanı
sıra bilgi talebine ilişkin cevaplarını geciktirdikleri her gün için de cirolarının onbinde
beşi oranında ceza öngörülmektedir.
(50) Bir önceki bölümde de ifade edildiği üzere, GOLDMAN SACHS, JPMORGAN,
CITIBANK, ING ve GARANTİ çeşitli gerekçelerle ana teşebbüslere ilişkin verileri
Kuruma ulaştırmamış, yapılan değerlendirme sonucunda bu durumun idari para cezası
gerektiren bir husus olduğu kanaatine varılmıştır.
(51) Bu noktada verilecek bir idari para cezasında hangi cironun esas alınacağı, hangi
teşebbüsün taraf olarak belirleneceği gibi hususlar önem taşımaktadır.
(52) Bu bağlamda ilk olarak ekonomik bütünlüğün mü, iştirakin mi cirosunun idari para
cezası bakımından dikkate alınacağı konusuyla ilgili olarak, öncelikle cezaya esas
alınacak cironun 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi çerçevesinde Kurul tarafından
belirleneceği vurgulanmalıdır. Öte yandan yukarıda da ifade edildiği üzere, temel olarak
eylemin failinin kim olduğu önem taşımaktadır. Bu bağlamda eylemin faili kim olarak
görülüyorsa o teşebbüsün dikkate alınması ve ciro bakımından da söz konusu
teşebbüsün Türkiye cirosunun esas alınması öngörülmektedir. Bu noktada istenilen
bilgiyi çeşitli gerekçelerle sağlamaması nedeniyle iştirakin, öte yandan basiretli tacir
yaklaşımı altında bu bilgi talebinden bilgisi olmamasının mümkün olmadığı varsayılan
ana teşebbüslerin ya da İngiltere ve ABD’deki iştiraklerin eylemin faili olarak dikkate
alınması mümkün ise de, eylemin faili ile önaraştırma tarafı olarak belirlenen teşebbüs
arasındaki ilişki ve yurt dışındaki teşebbüslerin Türkiye’den elde ettiği ciroların
hesaplanmasına ilişkin teknik zorluklar çerçevesinde, ana kural olarak önaraştırmaya
taraf olarak belirlenen yurt içindeki teşebbüslerin cirolarının esas alınmasının uygun
olacağı değerlendirilmektedir. Bu noktada, hangi tarafın cirosu baz alınırsa alınsın, bu
husus ile yukarıda bilgi isteme talebinin yöneltileceği taraf arasında her iki talebin de
aynı muhataba yönelmesi gerektiği şeklinde bir hukuki zorunluluk olmadığı hususu da
ayrıca vurgulanmalıdır.
(53) Diğer yandan hangi cironun esas alınacağı ve cironun nasıl hesaplanacağıyla ilgili
olarak öncelikle Kurulun bankacılık faaliyeti gösteren teşebbüslere idari para cezası
uyguladığı geçmiş kararlarında20, teşebbüslerin gayri safi gelirleri hesaplanırken
2010/4 sayılı Tebliğ’in mali kurumlarda ciro hesaplamasına ilişkin hükmünün dikkate
alındığı ve gayri safi gelirlerin bu tebliğ uyarınca hesaplandığı görülmektedir. Anılan
Tebliğ’in “Mali Kurumlarda Cironun Hesaplanması” başlıklı 9/1 maddesinde;
“Mali kurumlarda ciro olarak;
20 08.02.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı (12 Banka), 28.11.2017 tarih ve 17-39/636-276 sayılı
(Kurumsal Krediler) Kurul kararları.
20-32/397-179
15/17
a) Bankalar ve katılım bankaları için; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurumu tarafından çıkarılan ve 10.2.2007 tarihli ve 26430 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan “Bankalarca Kamuya Açıklanacak Finansal Tablolar ile Bunlara İlişkin
Açıklama ve Dipnotlar Hakkında Tebliğ” çerçevesinde istenen gelir tablosunda yer
alan,
1) Faiz veya kâr payı gelirleri,
2) Alınan ücret ve komisyonlar,
3) Temettü gelirleri,
4) Ticari kâr/zarar (net),
5) Diğer faaliyet gelirleri,(…)
toplamı kabul edilir.”
hükmü yer almaktadır.
(54) Bu kapsamda mali kurum niteliği taşıyıp taşımadıkları konusunda bir ayrıma gidilecek
olursa, incelenen beş teşebbüsten dördünün (JPMORGAN, CITIBANK, ING ve
GARANTİ’nin) mevduat bankası olduğu21 bu nedenle mali kurum olarak ele alınmaları
gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. GOLDMAN SACHS’ın ise danışmanlık şirketi olarak
hizmet verdiği, buna karşılık yatırım danışmanlığı, yatırımlara aracılık faaliyeti, portföy
yöneticiliği gibi faaliyetlerde bulunmadığı görülmekte22, bu nedenle mali kurum olarak
değerlendirilemeyeceği anlaşılmaktadır. Öte yandan yukarıda da değinildiği üzere
GOLDMAN SACHS hususunda dosya konusunu oluşturan alanlarda faaliyet gösteren
ana teşebbüs GSI’nın taraf olarak belirlenmesinin daha doğru bir yaklaşım olacağı
değerlendirilmekle birlikte bu konuda Türkiye sınırları dışında faaliyet gösteren mali bir
kurumun Türkiye’den elde ettiği ciroya ilişkin kalemlerin hesaplanmasında pratikte bazı
zorluklar bulunmaktadır. Bu nedenle bu zorluklar da dikkate alınarak cezaya baz
cironun hesaplanmasında ilk adım olarak;
- JPMORGAN, CITIBANK, ING ve GARANTİ’nin 2010/4 sayılı Tebliğ kapsamında
belirlenen mali kurum gelirlerinin,
- GOLDMAN SACHS’ın Ceza Yönetmeliği’nin 3. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi
çerçevesinde belirlenen net satışlarının
dikkate alınmasının yerinde olacağı değerlendirilmektedir.
(55) Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda; CITIBANK, GARANTİ, GOLDMAN
SACHS, ING ve JPMORGAN’dan talep edilen bilgi ve belgelerin adı geçen teşebbüsler
tarafından süresi içinde Kuruma gönderilmediği, bu nedenle adı geçen teşebbüslere
4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi duyarınca 2019 mali
yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin binde biri
oranında olmak üzere idari para cezası verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
(56) Teşebbüslerin 2019 yılı cirolarına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir:
21
22
20-32/397-179
16/17
Tablo 1: Teşebbüs Ciroları (Bin TL)
CITIBANK GARANTİ
GOLDMAN
SACHS
ING JP
Faiz veya kar payı gelirleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Alınan Ücret ve Komisyonlar (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Temettü Gelirleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Ticari kar/zarar (net) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Diğer Faaliyet Gelirleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Net Satışlar (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden Gelen Bilgiler
(57) Bu noktada her ne kadar GOLDMAN SACHS için 16. madde uyarınca hesaplanan idari
para cezası tutarı (…..) ise de, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un
16. Maddesinin Birinci Fıkrasında Öngörülen İdari Para Cezası Alt Sınırının 31.12.2020
Tarihine Kadar Geçerli Olmak Üzere Artırılmasına İlişkin Tebliğ (2020/1 sayılı Tebliğ)
uyarınca GOLDMAN SACHS’a uygulanması öngörülen para cezasının 31.903 TL’den
az olamayacağı değerlendirilmektedir.
(58) Diğer taraftan 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesinin ikinci fıkrasında “Birinci fıkranın (a)
ve (c) bentlerine göre idarî para cezaları, bu bentlerde belirtilen kararlardaki
yükümlülüklere uyulması için belirlenen sürenin dolmasından itibaren verilebilir.”
ifadesine yer verilmiştir. Bu çerçevede talep edilen bilgilerin 16.07.2020 günü mesai
saati bitimine kadar Kurumumuza iletilmesi gerektiğine, aksi takdirde sürenin
bitiminden itibaren talep edilen bilgilerin Kurum kayıtlarına girmesine kadar yürütülmek
üzere her gün için 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi
uyarınca idari para cezası uygulanacağına ilişkin olarak adı geçen teşebbüslere yazı
gönderilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
H. SONUÇ
(59) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, Rekabet Kurulunun
17.01.2020 tarih ve 20-05/48-M sayılı kararı uyarınca yürütülen önaraştırma
kapsamında;
1- Citibank A.Ş., Goldman Sachs TK Danışmanlık A.Ş., ING Bank A.Ş. ve JPMorgan
Chase Bank National Association Merkezi Colombus Ohio İstanbul Türkiye Şubesi
ve Türkiye Garanti Bankası A.Ş.’den talep edilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza
verilmemesi nedeniyle, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin (c) bendi uyarınca 2019
mali yılı sonunda oluşan gayri safi gelirlerinin binde biri oranında olmak üzere;
a)
- Citibank A.Ş.’ye (…..) TL,
- ING Bank A.Ş.’ye (…..) TL,
- JPMorgan Chase Bank National Association Merkezi Colombus Ohio
İstanbul Türkiye Şubesi’ne (…..) TL,
- Türkiye Garanti Bankası A.Ş.’ye (…..) TL
idari para cezası verilmesine;
b) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca verilecek
idari para cezası 2020/1 sayılı “4054 sayılı Kanun’un 16. Maddesinin Birinci
Fıkrasında Öngörülen İdari Para Cezası Alt Sınırının 31.12.2020 Tarihine Kadar
20-32/397-179
17/17
Geçerli Olmak Üzere Artırılmasına İlişkin Tebliğ” uyarınca öngörülen 31.903,00
TL’den az olamayacağından Goldman Sachs TK Danışmanlık A.Ş.'ye 31.903,00 TL
idari para cezası verilmesine;
2- Talep edilen bilgilerin 16.07.2020 günü mesai saati bitimine kadar Kurumumuza
iletilmesi gerektiğine, aksi takdirde sürenin bitiminden itibaren talep edilen bilgilerin
Rekabet Kurumu kayıtlarına girmesine kadar yürütülmek üzere her gün için 4054
sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca idari para cezası
uygulanacağına ilişkin olarak adı geçen teşebbüslere yazı gönderilmesini teminen
Başkanlığın görevlendirilmesine
gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı
yolu açık olmak üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy