1 REKABET KURUMU
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : D1/1/M.Ö.-98/5 (SORUŞTURMA)
Karar Sayısı : 00-1(b)/11-5
Karar Tarihi : 12.01.2000
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU (Başkan)
Üyeler : Dr. Kemal EROL, Mehmet Zeki UZUN, İsmet CANTÜRK,
Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK, A.Ersan GÖKMEN, R. Müfit SONBAY,
Kubilay ATASAYAR, Murat GENCER
B- SORUŞTURMA HEYETİ:
Soruşturma Heyeti Başkanı: Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU
Raportörler: Şahin YAVUZ, E.Cenk GÜLERGÜN, Kürşat ÜNLÜSOY
C- ŞİKAYETÇİLER:
1- Ege Eczacılar Vakfı (Ziya Gökalp Caddesi, Emlak Bankası Blokları,
B Blok No:27/2 Alsancak-İZMİR),
2- TEB 6.Bölge Samsun Eczacı Odası (Kale Mahallesi, Afitap Sokak,
No:16/5 SAMSUN)
D- HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR:
1- İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası (Talatpaşa Caddesi,
No:98/B 80640 Gültepe-İSTANBUL),
2- Türkiye İlaç Sanayii Derneği (Yıldız Posta Caddesi, Vefa Bayırı Sokak,
İş Bankalılar Sitesi B Blok Daire 1 Beşiktaş-İSTANBUL),
3- Yerli İlaç Sanayicileri Derneği (Otello Kamil Sokak, No:16 Kat 3
Mecidiyeköy-İSTANBUL)
E- SORUŞTURMANIN KONUSU: İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası
Yönetim Kurulu’nun 19.12.1997 tarih, 102 sayılı kararı ve söz konusu sendika
ile Türkiye İlaç Sanayii Derneği ve Yerli İlaç Sanayicileri Derneği yönetim kurulu
başkanlarının imzaladığı “Protokol” başlıklı metnin 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’u ihlal edip etmediği.
F- SORUŞTURMA HEYETİNİN GÖRÜŞÜ: İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler
Sendikası (İEİS) Yönetim Kurulu’nun üyeleri ile ecza depolarının satış koşullarına
sınırlamalar getiren 102 sayılı Kararı’nın 4054 sayılı Kanun’un 4 ve 6 ncı
maddelerine aykırı olduğu ve 4 üncü madde hükümlerinin uygulanamasından muaf
tutulamayacağı, 102 sayılı Karar’ın 4054 sayılı Kanun’a aykırı olması nedeniyle
İEİS’e Kanun’un 16 ncı maddesi gereğince idari para cezası verilmesi gerektiği; 102
2 REKABET KURUMU
sayılı Karar’la büyük ölçüde benzer olmakla birlikte, Türkiye İlaç Sanayii Derneği
(TİSD) ve Yerli İlaç Sanayicileri
Derneği (YİSD) üyelerinin ekonomik çıkarlarıyla uyuşmayan, oluşturulma sürecine
bu teşebbüs birliklerinin katkıda bulunmadığı ve üye firmalarca uygulanmamış
“Protokol” başlıklı metnin varlığından dolayı TİSD ve YİSD’in sorumlu
tutulamayacağı, dolayısıyla anılan teşebbüs birlikleri hakkında yürütülmekte olan
soruşturmaya son verilmesinin doğru olacağı sonucuna ulaşılmıştır.
G- SAVUNMALARIN ÖZETİ: İEİS’in savunmalarında; 102 sayılı Karar’ın ilaç
mevzuatı doğrultusunda olduğu ve bu nedenle incelemenin esas itibarıyla 4054
sayılı Kanun’un ilaç mevzuatıyla çelişkisinden kaynaklandığı, dolayısıyla anılan
Karar’ın 4 üncü madde kapsamında sayılamayacağı, kamu müdaheleleriyle
şekillenen bir piyasa düzenine sahip beşeri ilaç pazarında rekabetin sınırlanmasının
söz konusu olamayacağı, Karar’a İEİS üyelerinin katılımının tam olarak
sağlanamadığı ve Karar’a uygun hareket etmeyen teşebbüslere karşı getirilen
yaptırımların uygulanmadığı, 102 sayılı Karar’ın 4054 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi
kapsamında değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüştür.
“Protokol” başlıklı metinle ilgili haklarında soruşturma açılan TİSD ve YİSD’in
savunmalarında ise; söz konusu metne atılan imzaların yalnızca dernek yönetim
kurulu başkanlarının kişisel tasarruflarını yansıttığı, yönetim kurullarının bu
çerçevede herhangi bir karar almadığı, böyle bir metnin oluşturulması sürecine
yönetim kurullarının ve üyelerin katkıda bulunmadığı ve üyelerin “Protokol” ile
belirlenen sınırlamalar çerçevesinde satış koşulları uygulamadığı, nitekim metnin de
esas itibariyle üyelerinin çıkarlarına aykırı olduğu, bunlara bağlı olarak haklarında
yürütülen soruşturmaya son verilmesi gerektiği iddialarına yer verilmiştir.
H- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME :
1. İNCELEME SÜRECİNİN ÖZETİ
- Ege Eczacılar Vakfı’nın 11.02.1998 tarih, 259 sayılı ve TEB 6. Bölge
Samsun Eczacı Odası’nın 13.02.1998 tarih, 278 sayılı şikayet başvurularında; İlaç
ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) Yönetim Kurulu tarafından imza
altına alınarak, Ecza Depocuları Derneği ve Tüm Eczacılar Üretim, Temin, Dağıtım
Kooperatifleri Birliği’ne gönderilen ve 01.01.1998 tarihinde uygulamaya konulan
“Protokol” ile, ilaç üreticilerinin ve ecza depolarının satış koşullarına sınırlamalar
getirildiği ve getirilen sınırlamalara uygun hareket etmeyen ecza depolarına karşı
mal verilmemesi yaptırımının öngörüldüğü belirtilerek, söz konusu “Protokol”ün
amacı ve pazarda yarattığı etki yönüyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 4 üncü maddesine aykırı olduğu öne sürülmüştür.
3 REKABET KURUMU
- Söz konusu başvuru üzerine ve 4054 sayılı Kanun’un 40/1 inci maddesi
uyarınca, soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için Rekabet
Kurulu'nca 01.04.1998 tarih, 60/449-67 sayı ile önaraştırma yapılmasına karar
verilmiştir.
- Konuya ilişkin önaraştırma yapılması kararının alınmasından sonra
gönderilen, Rekabet Kurumu kayıtlarına 17.04.1998 tarih ve 822 sayıyla giren, İEİS
Yönetim Kurulu Başkanı Kaya Turgut imzalı bildirimde; önaraştırma kapsamındaki
Karar’ın, 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasından muaf
tutulması talep edilmiştir.
İEİS’den alınan bireysel muafiyet bildiriminde sunulan bilgi ve belgelerden,
önaraştırmaya konu olan Karar’ın, İEİS Yönetim Kurulu’nun 19.12.1997 tarih ve 102
sayılı Yönetim Kurulu Kararı olduğu anlaşılmıştır. Bildirimin ekinde sunulan Karar,
aynen aşağıdaki gibidir:
“…
PROMOSYON
Promosyon etkinliklerinde mutlak surette etik kurallara uyulmasının sağlanması.
Bunun için de;
Satış hacmine bağlı olarak Eczanelere, Ecza Depolarına ayrıca Ecza Depoları
kanalıyla eczanelere hediye verilmemesi veya etik olmayan başka bir işlemde
bulunulmaması,
Firmalar tarafından ilacın tanıtımı amacıyla dağıtılan hatırlatıcı tanıtım
malzemelerinin tıbbi ve mesleki kullanımına ve ahlaki değerlere uygun olması ve
parasal değerlerinin mütevazi sınırlar içinde kalması,
Yurtiçi ve yurtdışı bilimsel kongre ve tanıtım gezilerinin mutlaka bilimsel ve eğitsel
bir programa bağlı olarak gerçekleştirilmesi ve bu geziler sırasında konukseverliğin
ölçüsünün aşılmamasına ve etik kuralların dışına çıkılmamasına azami özen
gösterilmesi,
Bilimsel kongrelerde eşlerin masraflarının karşılanmaması,
VADELER
Normal satışlarda vadelerin en fazla 90 gün, kampanya döneminde ise azami 120
günü geçmemesi,
MAL FAZLASI
Mal fazlasının ürün bazında %10’u aşmaması,
İSKONTO
Yıl sonunda performans bazında verilen ciro iskontosu (veya ciro primi) ile birlikte
toplam iskontonun (peşin iskonto dahil) %10’u aşmaması,
YENİ FİYATLARIN UYGULANMASI
Fiyat alındıktan sonra en fazla 30 gün içinde yeni fiyatlarla satışa geçilmesi,
4 REKABET KURUMU
İHALELER
Firmaların ihaleye verdikleri ilaçların ambalajları üzerinde “İhale malıdır-satılamaz”
ibaresini koymaları,
YAPTIRIMLAR
Yukarıda uygulanması gereken koşulların tümünün başarısı sadece ilaç sektörünün
sorunu olarak görülmeyip bu koşulların hayata geçirilmesi ilaç sektörü, depo, eczane
ve hekim camiasının birlikte hareket etmesiyle mümkündür. Bu nedenle bu ilkeye
aykırı hareket eden firmalarla ve diğer kesimlerle ilgili olarak;
Sendika üyeliğinden ihraç,
Fiyat verilmemesi gibi yaptırımlar uygulanması amacıyla Sağlık Bakanlığına
bildirme,
Diğer ilgili devlet kurum ve kuruluşlarına, yabancı orjinli firmaların merkezlerine
bildirme,
EFPIA, IFPMA, AESGP gibi kuruluşlara ve Scrip, Market Letter gibi yabancı yayın
organlarına duyurma,
Basın yoluyla kamuoyuna açıklama,
Rekabet Kurulu Başkanlığına bildirme,
Yukarıda öngörülen şartlara uygun çalışmayan ve firmaların mutabakatı dışında
kampanyalar ve satış koşulları düzenleyen dağıtım kanallarıyla çalışılmaması.”
- Rekabet Kurulu’nun 01.04.1998 tarihli Kararı uyarınca yapılan önaraştırma
sırasında; 102 sayılı Karar ile büyük ölçüde benzer, ancak bu Karar’dan bazı
noktalarda farklılaşan ve İEİS, TİSD ve YİSD yönetim kurulu başkanlarının
imzaladığı “Protokol” başlıklı başka bir metin tespit edilmiştir. “Protokol” başlıklı
metnin 102 sayılı Karar’dan farklı olarak içerdiği sınırlamalar aşağıdaki gibidir:
“MAL FAZLASI
Mal fazlasının uygulamasının kaldırılması eğer bu yapılamıyor ise mal fazlasının
ürün bazında %10’u totalde %5’i aşmaması.”
“KLİNİK ARAŞTIRMA BENZERİ ARAŞTIRMALAR
Hastane ve sağlık ocaklarında çalışan hekimlerle anlaşma yapılarak ilaç
araştırmaları hakkında yönetmelik ve İyi Klinik Uygulamaları (İKU) Klavuzu
hükümlerine aykırı olarak ilaçların reçeteye yazımını arttırmaya yönelik, pazarlama
sonrası izleme araştırmalarına benzer çalışmaların yaptırılmaması.”
“SOSYAL SİGORTALAR KURUMU
Farmasötik Eşdeğer İlaçlarda üretimi olan ve pazarda mevcut ürünlerin tasdikli
güncel en düşük fiyatından daha ucuz satılamaz.”
“İHALELER
Sosyal Sigortalar Kurumu için yukarıda öngörülen koşullarda ve ambalajının
üzerinde ‘ihale malıdır satılamaz’ ibaresinin yer alması şartıyla ihalelere mal
satılması."
5 REKABET KURUMU
- 18.06.1998 tarih ve 70 sayılı toplantıda, Rekabet Kurulu; 08.06.1998 tarih ve
D1/2/M.Ö.-98/8 sayılı Önaraştırma Raporu’nu değerlendirerek,
i. 102 sayılı Karar ve “Protokol” başlıklı metnin Kanun’u ihlal eder nitelikte
olması nedeniyle İEİS, TİSD ve YİSD hakkında soruşturma açılmasına,
ii. 102 sayılı Karar’ın aynı Kanun’un 10 uncu maddesinin ilk fıkrasında
belirtilen süre içinde (1 ay) -19.01.1998 tarihine kadar- bildirilmemesi nedeniyle,
İEİS’e Kanun’un 16. Maddesinin (c) bendi uyarınca üçmilyaryüzmilyon TL. (1998/1
sayılı Rekabet Kurulu Tebliği ile değişik), İEİS Yönetim Kurulu üyelerine ise
Kanun’un 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ayrı ayrı üçyüzon milyon TL.
idari para cezası verilmesine,
karar vermiştir.
- Rekabet Kurulu’nun almış olduğu 18.06.1998 tarihli Karar üzerine, Kanun’un
43/2 nci maddesi uyarınca taraflara bildirimler yapılmış (02.07.1998 tarihinde);
İEİS’den Kurum kayıtlarına 31.07.1998 tarihle giren, TİSD ve YİSD’den ise
03.08.1998 tarihli ilk yazılı savunmaları alınmıştır.
- Kurul’un 10.12.1998 tarih ve 94 sayılı toplantısında; yürütülmekte olan
soruşturmanın 18.12.1998 tarihinde sona eren süresinin, 4054 sayılı Kanun’un 43/1
inci maddesi çerçevesinde 6 ay uzatılmasına karar verilmiştir.
- Soruşturmanın sonunda hazırlanan, Soruşturma Heyeti’nin tespit ve
değerlendirmelerinden oluşan SR/99-4 sayı ve 16.06.1999 tarihli Soruşturma
Raporu’nda; İEİS Yönetim Kurulu’nun 102 sayılı Kararı, sağlayıcıların satış
koşullarının birlikte belirlenmesi yönüyle 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi
kapsamında, ecza depolarının satış koşullarına sınırlamalar getirilmesi ve
sınırlamalar çerçevesinde satışta bulunmayan depolara “mal vermeme” yaptırımının
öngörülmesi yönüyle ise aynı Kanun’un 6 ncı maddesine aykırı olarak
değerlendirilmiştir. Rapor’da ayrıca; başta İEİS Yönetim Kurulu kararları olmak
üzere, pazardaki teşebbüs ve teşebbüs birlikleri yetkilileriyle yapılan görüşmelerin
tutanakları, Karar’ın oluşturulma sürecinde yapılan toplantıların tutanakları,
firmaların satış faturaları ve ecza depolarının satış listeleri 102 sayılı Karar’ın
uygulandığını gösteren deliller olarak sunulmuştur. Rapor’da; TİSD ve YİSD üyesi
firmaların ekonomik çıkarlarını ve iradelerini yansıtmayan, bu firmalar tarafından
yaşama geçirilmemiş “Protokol” başlıklı metinden dolayı TİSD ve YİSD’in sorumlu
tutulamayacağı ortaya konulmuştur.
Soruşturma Raporu’nda;
i. 102 sayılı Karar’ın Kanun’un 4 ve 6 ncı maddelerine aykırı olduğu,
ii. 102 sayılı Karar için Kanun’un 5 inci maddesinde sayılan koşulların
varlığının söz konusu olmaması nedeniyle, Karar’a muafiyet verilemeyeceği,
iii. 102 sayılı Karar’ın 4054 sayılı Kanun’un 4 ve 6 ncı maddelerine aykırı
olması nedeniyle İEİS’e ve/veya bu teşebbüs birliğinin üyelerine 16 ncı maddenin
ikinci fıkrası uyarınca para cezası verilmesi gerektiği,
6 REKABET KURUMU
iv. Ceza miktarının takdirinde Karar’ın kısa süre uygulanması ve uygulamaya
tüm üyelerin katılmaması gibi unsurların göz önünde bulundurulması gerektiği,
v. TİSD ve YİSD hakkında yürütülen soruşturmaya son verilmesi gerektiği,
sonucuna ulaşılmıştır.
- Soruşturma Raporu’nun 18.06.1999 tarihinde taraflara ve Kurul üyelerine
tebliğ edilmesi üzerine; Kurum kayıtlarına sırasıyla 15.07.1999 tarih, 2276 sayı ve
17.08.1999 tarih, 2655 sayıyla giren ikinci yazılı savunmalar YİSD ve İEİS’den
alınmış, TİSD ise ikinci yazılı savunma göndermemiştir. İEİS’in ikinci yazılı
savunması; söz konusu teşebbüs birliğinin talebinin, Rekabet Kurulu’nun 06.07.1999
tarih ve 99-33 sayılı toplantısında uygun görülmesi üzerine, 4054 sayılı Kanun’un
45/2 nci madde uyarınca verilen ek süre içinde yapılmıştır.
- Soruşturma Heyeti, Kanun’un 45/2 nci maddesi uyarınca, ikinci yazılı
savunmalara karşı 01.09.1999 tarihli yazılı Ek Görüş hazırlamıştır. TİSD’den ikinci
yazılı savunma alınmaması ve YİSD’in yazılı savunmasında, Soruşturma Raporu’nda
kendisiyle ilgili yer verilen değerlendirmelere YİSD’in de katıldığının görülmesi ve
yeni iddialar ileri sürülmemesi nedeniyle, Ek Görüş Kurul üyeleri ile taraflardan
yalnızca İEİS’e 01.09.1999 tarihinde gönderilmiştir.
- Rekabet Kurulu’nun 21.09.1999 tarih ve 99-43 sayılı toplantısında; İEİS’in
talebi uygun bulunarak, anılan teşebbüs birliğinin son yazılı savunmasının
bildirilmesine ilişkin 30 gün ek süre verilmiştir. Haklarında soruşturma açılan
teşebbüs birliklerinden yalnızca İEİS son yazılı savunmasını göndermiş ve bu
savunma 03.11.1999 tarih, 3585 sayıyla Kurum kayıtlarına girmiştir.
- Rekabet Kurulu’nun 24.11.1999 tarih ve 99-54 sayılı toplantısında; Kanun’un
46 ncı maddesi uyarınca, konuyla ilgili olarak sözlü savunma toplantısı yapılmasına
karar verilmiş ve sözlü savunma toplantısı davetiyeleri 26.11.1999 tarihinde
Kanun’un 46/2 nci maddesi gereğince ilgililere gönderilmiştir.
- 29.12.1999 tarihinde yapılan sözlü savunma toplantısında, taraflardan İEİS
ve YİSD savunmalarını yapmış, konuyla ilgili diğer kişiler dinlenmiştir.
- 12.01.2000 tarihinde alınan nihai karar, 13.01.2000 tarihinde tarafların
yüzlerine okunmak suretiyle tefhim edilmiştir.
2. İLAÇ PAZARI
İlaç pazarı, ilacın insan sağlığıyla doğrudan ilgili bir ürün olması nedeniyle,
diğer pazarlardan birçok noktada farklıdır. Mevzuat hükümleri çerçevesinde Sağlık
Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği denetim, talebin oluşumu ve pazara giriş engellerinin
yüksekliği gibi hususlar, ilaç pazarının diğer pazarlardan farklı yönlerini
oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak, ilaç pazarının değişik seviyelerindeki rekabet,
yalnızca pazar koşulları çerçevesinde değil, başta mevzuatın getirdiği sınırlamalar
olmak üzere diğer faktörlerin de etkisiyle oluşmaktadır.
7 REKABET KURUMU
Mevzuatta, ilacın üretiminden perakende satışına kadar olan sürecin çeşitli
aşamalarına yönelik bazı sınırlamalar getirilmiştir. Bu sınırlamalar, Sağlık
Bakanlığı’nın denetimi ile yaşama geçirilmektedir. Satışa sunulacak yeni ilaçlar için
Bakanlık’tan ruhsat alınması zorunluluğu ve üretim sırasında uyulması gereken bazı
kuralların varlığı, ilacın kalitesinin ve tedavi edici özelliklerinin kontrolünün başlıca
araçlarıdır. Diğer yandan, doktorlara ve eczacılara yapılan tanıtımlarda uyulması
gereken -ilaç tanıtımının topluma yönelik ortamlarda yapılamaması ve tanıtım
sırasında hediye verilememesi gibi- bazı etik kurallar bulunmaktadır. Bunun yanı
sıra, mal sağlayıcı (üretici ve ithalatçı) firmalara, tanıtım giderlerinin yıllık net satış
hasılatının %3’ünü geçemeyeceği sınırlaması getirilmiştir. İlaç mevzuatında ayrıca;
mal sağlayıcıları, ecza depoları ve eczaneler için azami kar hadleri belirlenmiştir.
Azami kar hadleri kullanılarak hesaplanan ve Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan
tavan fiyatların üstünde fiyatlarla satış yapılması mümkün değildir.
İlaç pazarını farklı kılan hususlardan bir diğeri de, ürün tercihinin tüketici
tarafından değil doktor tarafından yapılmasıdır. İlaç satışlarının oldukça büyük bir
kısmı doktor tarafından düzenlenen resmi ve özel reçetelerle gerçekleşirken, eczacı
önerisi ve tüketici tercihiyle yapılan alımlar toplam satışların önemsiz bir kısmını
oluşturmaktadır. Bu nedenle, doktorun yazacağı reçetede ilacın yer alması, satış
üzerinde büyük ölçüde belirleyicidir. Eczane sahibi eczacıların resmi reçetede yazılı
olan ilaç yerine ucuz eşdeğerini verme yetkisinin bulunmasına karşın, bu yetkinin
nadiren kullanıldığı bilinmektedir. Bu çerçevede, doktorlara yönelik tanıtım etkinlikleri
satışlar açısından büyük önem taşımaktadır.
İlaç pazarında araştırma geliştirme (AR-GE) etkinlikleri, oldukça yüksek
maliyetli, uzun ve riskli bir süreci ifade etmektedir. Bir molekülün keşfedilip nihai
ürüne dönüştürülerek pazara sunulması, 10 yılı aşan bir sürede ve ortalama 300
milyon dolarlık bir maliyetle mümkün olabilmektedir. Denenen molekülün nihai ürüne
dönüştürülememe olasılığı hayli yüksektir. AR-GE etkinliklerinin yüksek maliyetli
oluşu dünya çapında büyük birleşmelerin olmasının önde gelen nedenlerinden olup
uluslararası dev ilaç firmaları bütçelerinin önemli kısımlarını AR-GE harcamalarına
ayırmaktadır.
İlaçta patente ilişkin yasal düzenlemelerin getirilmesi, yeni ilaçların bulunması
ve mevcut ilaçların geliştirilmesini ifade eden AR-GE etkinliklerinin önemini
artırmıştır. Etkinliklerini ağırlıklı olarak orijinal ilaçların kopyalanıp eşdeğerlerinin
üretilmesiyle sürdüren yerli firmaların pazardaki ağırlığını yitirmesinin nedenlerinden
biri, yerli firmaların AR-GE etkinliklerinin mevcut ilaçların geliştirilmesiyle sınırlı
olmasına karşın yabancı firmaların, ana teşebbüslerince keşfedilen ilaçları satışa
sunmasıdır. Ayrıca, AR-GE etkinliklerinin patent uygulamasına geçişle artan önemi
ve yüksek maliyetli oluşu, pazarın sağlayıcı seviyesine giriş engellerindendir.
İlaç mevzuatı, beşeri ilaç pazarında yaşanan rekabetin sınırlarını çizmektedir.
Sağlayıcı firmalar arasındaki rekabet mevzuatın serbest bıraktığı alanda
gerçekleşmektedir. İlaç mevzuatında firmaların bağımsızca karar almasını kısıtlayan
düzenlemeler bulunmakla birlikte, sağlayıcı teşebbüsler arasında yoğun rekabet
8 REKABET KURUMU
yaşanmakta ve bu rekabet çerçevesinde özellikle yerli firmaların geniş satış koşulları
uyguladığı ve çoğunlukla yabancı firmalardan oluşan büyük firmaların tanıtım
etkinliklerine ağırlık verdiği bilinmektedir. Ecza deposu seviyesinde de, çok sayıda
firma bulunması nedeniyle, özellikle eczanelere sunulan satış koşulları noktasında
yoğun rekabet yaşanmaktadır.
İlaç pazarı malın sağlandığı, toptan dağıtımının yapıldığı ve perakende
satışının gerçekleştirildiği seviyelerden oluşmaktadır. Malın sağlandığı seviyede,
üretici ve ithalatçı firmalar bulunmaktadır. Bazı üretici firmalar, satışa sundukları
ürünlerin bir kısmını ithal etmektedir. Etkinlikleri ithalatla sınırlı olan firmaların çoğu
yabancı firmalardır ve bunlar ürünlerini yurt dışındaki ana firmalarından almaktadır.
İthalatçı yerli firmaların sayısı oldukça sınırlı olup yabancı firmaların ülkemize satış
teşkilatıyla ithalatçı olarak gelmesiyle, bunların sayısı ve pazardaki gücü iyice
azalmıştır. Genellikle büyük ölçekli olmayan işletmelerden oluşan yerli firmalar,
çoğunlukla orijinal ilaçların eşdeğerlerini üretmektedir.
Mal sağlayıcılarının oluşturduğu başlıca üç birlik bulunmaktadır. Bunlardan
İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS), üyeleri arasında yabancı
teşebbüsler olan tek birliktir. 4054 sayılı Kanun anlamında bir teşebbüs birliği olan
İEİS’in bünyesindeki firmalar pazarın önde gelen firmalarıdır ve bunların pazar
payları toplamı 1997 yılı itibarıyla yaklaşık %90’dır. Sağlayıcıların oluşturduğu diğer
teşebbüs birlikleri Türkiye İlaç Sanayii Derneği (TİSD) ve Yerli İlaç Sanayicileri
Derneği (YİSD)’dir. Bu derneklerin üyelerinin tamamına yakını, küçük işletmeler olan
yerli ilaç firmalarıdır.
İlacın toptan dağıtımının yapıldığı seviyede ecza depoları bulunmaktadır.
Ecza depolarının arasında, eczanelerin ortak olduğu ve yalnızca ortaklarına satış
yapan eczacı kooperatifleri de bulunmaktadır. Eczacı kooperatiflerinin üst kuruluşu
Tüm Eczacılar Üretim, Temin, Dağıtım Kooperatifleri Birliği’dir. Kooperatifler
dışındaki ecza depolarının bir kısmı Ecza Depocuları Derneği’ni kurmuştur. Ecza
deposu seviyesinde çok sayıda işletme olmakla birlikte, birden fazla şubesiyle ülke
çapında etkinlik gösteren ve sektörde “dağıtım kanalı” olarak adlandırılan ecza
depolarının dağıtımdaki ağırlığı artmakta, diğer taraftan tek şubeli yerel ecza
depolarının pazardan çekilmeye başladığı görülmektedir.
İlacın perakende satışını gerçekleştiren eczanelerin sayısı şikayet tarihinde
18,000 civarındadır. 6643 sayılı “Türk Eczacıları Birliği Kanunu”nun 1 inci maddesi
gereğince eczacıların kaydolmak zorunda olduğu eczacı odaları ve bu odaların bağlı
olduğu Türk Eczacıları Birliği, eczanelerin birlikleridir.
3. DEĞERLENDİRME
4054 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde,
“…Teşebbüslerin belirli amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da
tüzel kişiliği olmayan her türlü birlikler” teşebbüs birliği sayılmaktadır. Bu bağlamda,
İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası, Türkiye İlaç Sanayii Derneği ve Yerli
İlaç Sanayicileri Derneği 4054 sayılı Kanun 3 üncü maddesi anlamında birer
9 REKABET KURUMU
teşebbüs birliği olup faaliyetlerinin ve aldığı kararların söz konusu Kanun’a aykırı
olmaması gerekmektedir.
İEİS’in 102 sayılı Kararı ve İEİS ile diğer teşebbüs birliklerinin (TİSD ve
YİSD’in) yönetim kurulu başkanlarının imzaladığı “Protokol” başlıklı metin soruşturma
kapsamında incelenmiştir. Önaraştırma ve soruşturma dönemlerinde yapılan
görüşme ve incelemeler sonucunda edinilen bilgiler ışığında, soruşturmaya konu
olan Karar ve Protokol’un oluşturulma ve gelişim süreci şu şekilde gerçekleşmiştir.
- Mal sağlayıcısı firmaların temsilcileri 1997 yılının sonlarına doğru Sağlık
Bakanlığı’ndan yeterli fiyat alınamaması, Hükümetin 6 ay zam yapmayacağını
açıklaması, ilaç firmalarının son yılları zararla kapatması gibi gerekçelerle yapılan
seri toplantılar sonucunda, belirli şartlarda anlaşmaya varmış ve 1997 yılının Aralık
ayında olduğu düşünülen, satış şartlarında bazı kısıtlamaların öngörüldüğü kararlar
almıştır.
- İEİS Yönetim Kurulu, bu kararlarla ilgili ancak küçük farklılıklar içeren,
19.12.1997 tarih ve 102 sayılı Kararı imza altına almıştır.
- İEİS, 102 sayılı Karar metnini 23.12.1997 tarihinde üyelerine göndererek,
üyelerinden Karar’a uymalarını istemiştir. Bunun üzerine, bazı üyeler şartlara
uyacaklarını taahhüt ederek Sendika’ya cevap yazısı göndermiştir.
- 102 sayılı Karar’la büyük ölçüde örtüşen ve altında her üç teşebbüs birliğinin
yönetim kurulu başkanlarının imzalarının bulunduğu “Protokol” başlıklı bir metin
hazırlanmıştır. Tam olarak bilinmemekle birlikte, Protokol’ün 102 s ayılı Karar’ın
alındığı 1997 yılı Aralık ayında oluşturulduğu tahmin edilmektedir. Nitekim,
sağlayıcıların tamamının görüş birliğiyle alındığı ifade edilen kararlar (sınırlama ve
yaptırımlar) ecza depolarının teşebbüs birlikleri olan Tüm Eczacılar Üretim Temin,
Dağıtım Kooperatifleri Birliği (TEKB) ve Ecza Depocuları Derneği’nin temsilcilerine
30.12.1997 tarihinde bildirilmiş ve kararların 01.01.1998 tarihinden itibaren
uygulamaya konulacağı ifade edilmiştir.
- TİSD ve YİSD’in yönetim organları, hazırlanan Protokol doğrultusunda
herhangi bir karar almamış ve konuyla ilgili üyelerine tebligat yapmamıştır.
- İEİS alınan Karar’ı ecza depolarına 27.01.1998 tarihinde duyurmuştur.
- Karar’ın yürürlüğe giriş tarihi 01.01.1998 olarak belirlenmiş olmasına karşın,
bir geçiş dönemi yaşanmış ve fiilen 1998 yılının Ocak ayı sonları ile Şubat ayı
başlarından itibaren uygulamaya geçilmiştir. Görevi Karar’ın uygulanmasını
denetlemek olan, çalışmaları esas olarak İEİS tarafından yürütülen “Satış ve
Pazarlama Uygulamaları Denetleme Komisyonu” faaliyete geçmiş ve çeşitli
zamanlarda toplantılar yapmıştır.
- TEKB, 31.03.1998 tarihinde yaptığı toplantı sonucunda, “sektördeki istikrarın
daha da bozulması, bazı üretici ve dağıtım kanallarının Karar’a uymayarak kendileri
10 REKABET KURUMU
açısından kısa vadeli önemli yararlar sağlamaları” gibi gerekçelerle Karar’a
uyulmayacağını 13.04.1998 tarihli bir yazı ile İEİS’e bildirmiştir. Bunun ardından,
eczacı kooperatiflerinin yayınladıkları satış sirkülerleri ile sınırlamalar dışında
koşullara dönülmüş ve böylece uygulama son bulmuştur.
3.1. 102 Sayılı Karar
Soruşturmaya konu 102 sayılı İEİS Yönetim Kurulu Kararı, mal
sağlayıcılarının münferiden belirlemesi gereken satış koşullarının birlikte
belirlenmesine yönelik olup, aynı zamanda ecza depolarının satış koşullarına
kısıtlamalar getirerek bunların bağımsızca ekonomik karar alma özgürlüğünü büyük
ölçüde ortadan kaldırmıştır. Bu sınırlamaların yaşama geçirilmesini sağlamak üzere
birtakım yaptırımlar öngörülmesi -özellikle mal vermeme yaptırımı-, Karar’ın
alınmasında etkili olan ortak iradenin temsil ettiği gücün belirleyiciliğine ve
uygulamayla ilgili başlangıçtaki kararlılığına işaret etmektedir. 102 sayılı Karar’da
öngörülen yaptırımlar ve “Promosyon” başlığı dışındaki başlıkların altındaki
sınırlamalar, ilaç mevzuatında yer alan düzenlemeler doğrultusunda değildir. Kaldı
ki, İEİS’in kaynağını mevzuattan alan düzenleme yetkisi bulunmamaktadır.
Bu aşamada, 102 sayılı Karar’ın başlıklar halinde ve bütün olarak rekabet
hukuku açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.
3.1.1. 102 sayılı Karar’ın 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü Maddesi
Karşısında Değerlendirilmesi
4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde; belirli bir mal veya hizmet
piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da
kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan
teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar
ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun’un
56 ncı maddesinde, 4 üncü maddeye aykırı olan her türlü anlaşma ile teşebbüs
birlikleri kararlarının geçersiz olduğu, bu anlaşma ve kararlardan doğan edimlerin
ifasının istenemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre, teşebbüslerin rekabeti
kısıtlama amaçlı birlikte davranışları, bu amacı taşımasalar bile ortaya çıkan
ekonomik sonucun rekabeti kısıtlayıcı olması veya potansiyel rekabetin kısıtlanma
ihtimalinin bulunması hukuka aykırılık açısından ayrı ayrı yeterli sayılmıştır.
İEİS Yönetim Kurulu’nun 102 sayılı Kararı’nda, mal sağlayıcılarının ve ecza
depolarının satış koşullarına sınırlamalar getirilmiş ve mal sağlayıcıları tarafından
belirlenen sınırlamaların yaşama geçirilebilmesi için birtakım yaptırımlar
öngörülmüştür. Bunların arasında, Karar’la çizilen sınırların dışında satış koşulları
uygulayan ecza depolarına mal verilmemesi yönündeki yaptırımın oldukça ciddi
olduğu açıktır. Söz konusu yaptırımların uygulanmaması durumunda bile mal
sağlayıcılarının satış koşullarına düzenlemeler getirilmesi, ecza depolarının
eczanelere sunduğu satış koşulları üzerinde etkili olmaya yetecektir.
11 REKABET KURUMU
102 sayılı Karar, ilaç pazarında bulunan teşebbüslerin mevzuatın çizdiği
sınırlar içinde, piyasa koşulları çerçevesinde özgürce karar vermelerini
zorlaştırmakta olup getirilen sınırlama ve yaptırımlar, pazarın tüm seviyelerini
ilgilendirmektedir. Bu çerçevede, rekabeti sınırlayıcı unsurlar taşıyan 102 sayılı
Karar gerek amacı, gerekse yaklaşık 3 aylık uygulanması sırasında doğurduğu
etkileri bakımından 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında bir teşebbüs
birliği kararıdır.
102 sayılı Karar’da yer alan başlıklar aşağıda ayrı ayrı değerlendirilmiştir:
“PROMOSYON
Promosyon etkinliklerinde mutlak suretle etik kurallara uyulmasının sağlanması.
Bunun için de;
Satış hacmine bağlı olarak Eczanelere, Ecza Depolarına ayrıca Ecza Depoları
kanalıyla eczanelere hediye verilmemesi veya etik olmayan başka bir işlemde
bulunulmaması,
…”
Reçeteli ilaçlarda ürün tercihinin tüketici tarafından yapılmadığı ilaç
pazarında, doktor ve eczacılara yönelik gerçekleştirilen tanıtım, satışlar üzerinde
büyük etkiye sahiptir. Bu yönüyle, tanıtım etkinliklerine yönelik söz konusu
sınırlamanın, 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin (a) bendindeki, “…her türlü
alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi.” şeklindeki örnek çerçevesinde anılan
maddeye aykırı olduğunu söylemek ilk bakışta mümkündür.
Diğer taraftan, insan sağlığıyla doğrudan ilgili bir ürün olan ilacın, ancak tıp ve
eczacılık alanlarında yeterli bilgi birikimine sahip kişilerce seçilmesinin gerekliliği ve
talebin tüketici tercihlerine bağlı olarak piyasada oluşmasının yaratabileceği
sorunlar, tanıtım etkinliklerine birtakım sınırlamalar getirilmesini kaçınılmaz
kılmaktadır. Bu sınırlamalardan biri, Sağlık Bakanlığı’nın 07.09.1990 tarih ve 20628
sayılı “Beşeri İspençiyari Tıbbi Müstahzarların Tıbbi Tanıtım Yönetmeliği”nin 27 nci
maddesindeki, “Ecza depoları, eczanelere satışlarında, satışlarını arttırmak amacı
ile, hediye ve benzeri namı altında hiçbir vaatte bulunamaz.” şeklindeki hükümle
belirlenmiştir. Sağlık Bakanlığı uygulamalarından, satışlarda hediye verilmemesi
sınırlamasının mal sağlayıcıları için de geçerli olduğu anlaşılmıştır.
Hediye verilerek satış yapılması veya ilaç mevzuatına ve Sağlık Bakanlığı
uygulamalarına aykırı diğer şekillerde tanıtım etkinliklerinde bulunulması, ilaç
pazarında yaşanan rekabetin istenmeyen boyutlara taşmasına yol açacak ve 4054
sayılı Kanun’da öngörüldüğü gibi sağlıklı rekabet ortamı oluşmayacaktır. Bu
bakımdan söz konusu sınırlama 4054 sayılı Kanun kapsamında
değerlendirilmemiştir.
102 sayılı Karar’ın “Promosyon” bölümünde yer alan diğer hususlar, 4054
sayılı Kanun’a aykırı değildir.
12 REKABET KURUMU
“VADELER
Normal satışlarda vadelerin en fazla 90 gün, kampanya döneminde ise azami 120
günü geçmemesi.”
Mal sağlayıcılarının ve ecza depolarının ilaç satışlarında uygulayacakları
vadeler konusunda getirilen sınırlama, ilaç pazarının sağlayıcı ve toptan satış
seviyelerindeki rekabeti kısıtlamaktadır. Söz konusu sınırlama; sağlayıcı
seviyesindeki etkisi yönünden 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde sayılan
yasak hallerden, (a) bendinde yer alan “…her türlü alım yahut satım şartlarının tespit
edilmesi.”, ecza depoları seviyesindeki etkisi yönünden ise aynı maddenin (f)
bendindeki “…arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri
sürülmesi.” şeklindeki hallere örnek oluşturmaktadır.
İlaç satışlarında uygulanan vadelere ilişkin, ilaç mevzuatında herhangi bir
kısıtlayıcı düzenleme getirilmediği gibi, uygulamada Sağlık Bakanlığı’nın denetimi de
söz konusu değildir.
“MAL FAZLASI
Mal fazlasının ürün bazında %10’u aşmaması.”
Mal sağlayıcılarının ecza depolarına, ecza depolarının ise eczanelere
sunduğu mal fazlası uygulamasına kısıtlama getiren bu başlık, Kanun’un 4 üncü
maddesinde sayılan yasaklı haller kapsamındadır.
Sağlık Bakanlığı’nın "İlaç Fiyatları Hakkında Tebliğ"inin “Tanımlar” başlığını
taşıyan 1 inci maddesinin (c) bendi, “iskonto ve indirimler; ilaç imalatçıları ve
ithalatçılarınca yapılacak her türlü harç ve mal iskontoları ile bedelsiz (mal fazlası)
olarak verilecek ilaçlar ve her ne adla olursa olsun yapılacak diğer iskonto ve
indirimleri ifade eder.” şeklindedir. Buna göre, mal fazlası iskonto ve indirimlerden
sayılmaktadır. Diğer yandan, aynı Tebliğ’in 4 üncü maddesinde, “İskonto oranları:
Karlılık hesabında brüt satış hasılatlarının azami % 10’una kadar olan iskontolar
dikkate alınır.” hükmü yer almaktadır. Tebliğ’de; %10’un üzerinde yapılan iskonto ve
indirimlerin mali tablolara yansıtılarak karlılıkların düşük çıkması önlenmek
istenmektedir. İşletmelerin, mal fazlasının da dahil olduğu iskonto ve indirimleri,
karlılık hesaplarına yansıtmaksızın, brüt satış hasılatının %10’unun üzerinde
yapmalarının önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır. İşletmeler bu oranın
üzerindeki iskontoları kendi gelirlerinden ödün vererek karşılayabilmektedir. Bu
çerçevede, mal fazlasıyla ilgili sınırlamanın ilaç mevzuatı düzenlemeleri
doğrultusunda olduğunu söylemek mümkün değildir.
“İSKONTO
Yıl sonunda performans bazında verilen ciro iskontosu (veya ciro primi) ile birlikte
toplam iskontonun (peşin iskonto dahil) %10’u aşmaması.”
13 REKABET KURUMU
Bu kısıtlama da, mal sağlayıcıları ile ecza depolarının satışlarına yönelik
getirilmiştir. Sağlayıcılar bakımından değerlendirildiğinde, yatay seviyedeki rekabetin
engellenmesi sonucunu doğuran, Kanun’un 4 üncü maddesinin (a) bendinde sayılan
“…fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının
tespit edilmesi.” şeklindeki örneğe uygunluk gösteren kısıtlama, ecza depoları
yönünden, aynı maddenin (f) bendinde yer bulmaktadır.
Mal fazlasına ilişkin başlıkla ilgili yapılan değerlendirmeler, bu sınırlama için
de geçerlidir. İşletmeler %10’un üzerinde iskonto yapabilmekte, ancak %10’u aşan
kısım karlılık hesabında dikkate alınmamaktadır.
“YENİ FİYATLARIN UYGULANMASI
Fiyat alındıktan sonra en fazla 30 gün içinde yeni fiyatlarla satışa geçilmesi.”
“Türkiye’de İmal Edilen Tıbbi ve İspençiyari Müstahzarlarla Galenik
Preparatlar ve Kodeks Ampullerinin Fiyatlarına Dair Karar”da; ilaç üreticilerinin yıllık
karının, firmanın yıllık satış gelirinin %15’ini, münferit ilaçlar için ise yıllık satış
tutarının %20’sini aşamayacağı ve ithalatçı satış fiyatının ithalat maliyetine azami
%14 kar ilave edilerek bulunacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca aynı Karar’da, ecza
deposu satış fiyatının üretici/ithalatçı satış fiyatına azami %9, eczane satış fiyatının
ise depocu satış fiyatına azami %25 kar haddi eklenerek bulunacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, “Maliye Bakanlığı, Türk Eczacıları Birliği, İlaç Sanayi ve Ecza
Depoları Temsilcilerinin de Hazır Bulunduğu Toplantıda, Sürşarja Dair Müştereken
Alınan Kararla İlgili Tebliğ”e göre; Sağlık Bakanlığı’nca ilaç fiyatlarının ayarlanması
sonucu ortaya çıkan fiyat değişikliklerinin satış fiyatlarına yansıtılması üretici
firmalar, ecza depoları ve eczaneler açısından bir zorunluluk değil, bir haktır.
Bu çerçevede, azami kar hadleriyle hesaplanan ilaç fiyatlarının tavan fiyatlar
olduğu ortaya çıkmaktadır. İşletmeler tavan değerlerin altında, eski fiyatları
uygulamak suretiyle karlarından ödün vererek rekabet etmekte serbesttir. Mevcut
durumda, malın sağlandığı ve toptan dağıtımın yapıldığı seviyelerde etkinlik
gösteren teşebbüsler arasında, özellikle ihaleler ve yeni fiyatlara geçmeme
noktalarında fiyat rekabeti yaşanmaktadır.
Sürşarj uygulamasına yönelik olarak getirilmiş sınırlamada, yeni fiyatlara 30
gün içinde geçilmesi sağlanarak, ilaç pazarında yaşanan fiyat rekabetinin
engellenmesi amacı taşınmaktadır. Hem mal sağlayıcıları hem de ecza depolarına
yönelik olan bu sınırlama, 4 üncü maddeye aykırılık oluşturmaktadır.
“İHALELER
Firmaların ihaleye verdikleri ilaçların ambalajları üzerinde “ihale malıdır-satılamaz”
ibaresini koymaları.”
Devlet ve üniversite hastaneleri ilacı toplu miktarlarda ve genellikle ihalelerle
almaktadır. İhalelere mal sağlayıcıları doğrudan veya ecza depoları aracılığıyla
14 REKABET KURUMU
katılmaktadır. İhale ile ilaç alan hastaneler, bu ilaçları ya kendi bünyesindeki
eczanelerde satmakta ya da tedavi amaçlı kullanmakta olup, eczanelere ilaç
satmamaktadır. Böylece, devlet ve üniversite hastanelerinin yeniden satıcı
konumunda olmadığı, “İhaleler” başlığı altındaki sınırlamayla yeniden satış
koşullarının belirlenmesinin söz konusu olamayacağı anlaşılmaktadır.
SSK hastaneleri, toplu miktarlarda ilaç alımlarını ihale açarak değil, pazarlık
usulüyle gerçekleştirmektedir. Devlet ve üniversite hastanelerinde olduğu gibi, SSK
hastanelerinin aldığı ilaçların da eczanelere satımı söz konusu değildir. Ayrıca,
SSK’nın ilaç alımlarına ilişkin firmalarla yapılan sözleşmelerde, firmalara ilaç
ambalajlarına yukarıdaki ibareye benzer bir ifadenin konulması yükümlülüğü
getirilmiştir. Bu bağlamda, “İhaleler” başlığı altındaki hususun, SSK açısından da
sınırlayıcı olmadığı görülmektedir.
“İhaleler” başlığı altındaki sınırlama ile, ecza depolarının sağlayıcılardan
ihalelere yönelik daha ucuza aldığı ilaçları eczanelere satmasının önlenmeye
çalışıldığını, dolayısıyla depoların yeniden satış koşullarına müdahale edildiğini
söylemek ilk bakışta mümkündür. Ancak, ihale öncesinde sağlayıcı ile depo arasında
yapılan anlaşmada belirlenen ve piyasa koşularına göre daha avantajlı olan alım
koşullarının yalnızca ihalenin kazanılması durumunda ve ihaleye verilecek miktarda
ilaç için geçerli olması, ihaleye yönelik daha ucuza alınacak ilacın piyasaya
satılmasının zaten mümkün olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla, “İhaleler” başlığı
altındaki sınırlama, ecza depolarının yeniden satış koşullarının belirlenmesiyle de
ilişkilendirilemeyeceğinden, 4054 sayılı Kanun kapsamında bir ihlal sayılmamıştır.
“YAPTIRIMLAR
Yukarıda uygulanması gereken koşulların tümünün başarısı sadece ilaç sektörünün
sorunu olarak görülmeyip bu koşulların hayata geçirilmesi ilaç sektörü, depo, eczane
ve hekim camiasının birlikte hareket etmesiyle mümkündür. Bu nedenle bu ilkeye
aykırı hareket eden firmalarla ve diğer kesimlerle ilgili olarak;
Sendika üyeliğinden ihraç,
Fiyat verilmemesi gibi yaptırımlar uygulanması amacıyla Sağlık Bakanlığına
bildirme,
Diğer ilgili devlet kurum ve kuruluşlarına, yabancı orjinli firmaların merkezlerine
bildirme,
EFPIA, IFPMA, AESGP gibi kuruluşlara ve Scrip, Market Letter gibi yabancı yayın
organlarına duyurma,
Basın yoluyla kamuoyuna açıklama,
Rekabet Kurulu Başkanlığına bildirme,
Yukarıda öngörülen şartlara uygun çalışmayan ve firmaların mutabakatı dışında
kampanyalar ve satış koşulları düzenleyen dağıtım kanallarıyla çalışılmaması,”
Bu yaptırımlardan, “…öngörülen şartlara uygun çalışmayan ve firmaların
mutabakatı dışında kampanyalar ve satış koşulları düzenleyen dağıtım kanalları ile
çalışılmaması” şeklinde olanı, ecza depoları bakımından doğurabileceği sonuçlar
itibarıyla, 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan
15 REKABET KURUMU
yasaklanmış hallerden “Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması,
kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer
davranışlarla piyasa dışına çıkartılması…” şeklindeki (d) bendine uygunluk
göstermektedir. Anılan yaptırımın yaşama geçirilmemiş olması, ihlalin oluşmadığı
anlamına gelmemektedir. “Mal vermeme” yaptırımının, toptan satış seviyesindeki
rekabetin kısıtlanması amaçlı ve bazı ecza depolarının pazar dışına itilmesi
sonucunu doğurabilecek nitelikte olması, 4 üncü maddeye aykırı sayılması için
yeterlidir. Ayrıca söz konusu yaptırım, uygulanmamakla birlikte, ecza depolarının
belirli bir süre Karar’da öngörülen sınırlar çerçevesinde satış koşulları
uygulamasında etkili olmuştur. Dolayısıyla, “mal vermeme” yaptırımıyla ilgili,
rekabetin sınrlanması amacının yanında etkisinin de oluştuğu görülmektedir.
102 sayılı Karar başlıklar halinde tartışılırken yapılan açıklamalardan
anlaşılmaktadır ki, getirilen sınırlamalar (“Promosyon” başlıklı sınırlama hariç) ve
“mal vermeme” yaptırımı ilaç mevzuatındaki düzenlemeler doğrultusunda değildir.
İlacın insan sağlığıyla doğrudan ilgili bir ürün oluşu ve beşeri ilaç pazarında tüketici
yararına gerçekleşecek sağlıklı bir rekabet ortamının tanıtım etkinliklerine bazı
sınırlar getirilmesiyle yaratılabilecek oluşu, “Promosyon” başlıklı sınırlamanın
değerlendirilmesinde dikkate alınmıştır. Bunun yanı sıra, satışlar üzerinde büyük
etkiye sahip ilaç tanıtımının mevzuatın öngördüğü sınırlar aşılarak yapılması
durumunda fiyatın düşmesi, ürünün reçete sahibine ulaşmasının kolaylaşması ve
satış koşullarının genişlemesi gibi sonuçların rekabet araçları olmaktan çıkabileceği
de göz önünde bulundurulmuştur. Böylece, ilaç mevzuatı doğrultusunda olan
“Promosyon” başlıklı sınırlamanın rekabeti sınırlayıcı olmadığı görülmüştür. Diğer
yandan, “İhaleler” başlıklı hususun yeniden satış koşullarının sınırlandırılması
ekseninde düşünülemeyeceği görüşüne ulaşılmıştır.
“Promosyon” ve “İhaleler” başlıkları dışındaki başlıklar altındaki sınırlamalar
ile “mal vermeme” yaptırımı sağlayıcı ve depo seviyelerindeki rekabeti kısıtlayıcı
nitelikte olup, dayanağını ilaç mevzuatından ve Sağlık Bakanlığı uygulamalarından
almamaktadır.
102 sayılı Karar, İEİS üyesi işletmelerin, beşeri ilaç pazarında yaşanan
rekabet nedeniyle alıcılarına sunduğu satış artırıcı unsurlara ortak bir şekilde
sınırlama getirmiştir. Diğer bir deyişle, soruşturmaya konu teşebbüs birliği kararı,
satış koşullarının birlikte belirlenmesi amacıyla alınmıştır. Karar’ın ecza depolarına
yönelik sınırlamaları, depoların eczanelere ilaç bazında geniş satış koşulları
uygulama şeklindeki finansman ve pazarlama aracını büyük ölçüde ortadan
kaldırmıştır. Mal sağlayıcılarından eskisinden daha dar koşullarla alımda bulunan
ecza depolarının, bağımsız satış stratejileri çerçevesinde bazı ürünlerde geniş
koşullar uygulayabilmesi, 102 sayılı Karar’ın getirdiği sınırlamalara uygun hareket
etmeyen depolara mal verilmeyeceğinin duyurulmasıyla önlenmek istenmiştir. Bu
bağlamda, 102 sayılı Karar’ın ecza depolarının bağımsızca ekonomik karar alma
özgürlüğünü kısıtladığı açıktır.
Bu değerlendirmeler ışığında; üye firmaların satış şartlarının birlikte
belirlenmesi, ecza depolarının yeniden satış koşullarına müdahalede bulunulması ve
16 REKABET KURUMU
sınırlamalara uygun hareket etmeyen ecza depolarına faaliyetlerinin zorlaştırılması,
hatta bunların pazar dışına itilmesi hususlarını içeren 102 sayılı İEİS Yönetim Kurulu
Kararı, 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamındadır.
4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde, rekabetin sınırlanması sonucunu
doğuran işlemlerin yanı sıra rekabeti sınırlama amaçlı veya rekabeti sınırlayabilecek
nitelikteki işlemler de yasaklanmıştır. Dolayısıyla, pazarda herhangi bir etki
yaratmamakla birlikte amacı veya doğurabileceği sonuç itibarıyla bir işlemin 4 üncü
madde kapsamında sayılabileceği açıktır. Bu itibarla, 102 sayılı Karar’ın
uygulanmamış olması durumunda bile 4 üncü maddeye aykırılık oluştuğu gerçeği
değişmeyecektir. Diğer bir ifadeyle, pazarda etki yaratılmış olması ihlalin varlığının
değil, ağırlığının belirlenmesinde göz önünde bulundurulacaktır. Kaldı ki, başlıklar
halinde ve bütün olarak yapılan değerlendirmelerde 4 üncü maddeye aykırı bulunan
102 sayılı Karar'ın uygulandığını gösteren somut unsurlar söz konusudur.
3.1.2. 102 Sayılı Karar’ın Bildirilmemesi
4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında bir teşebbüs birliği kararı
olan 102 sayılı Karar, İEİS Yönetim Kurulu tarafından 19.12.1997 tarihinde
alınmıştır. Aynı Kanun’un 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “4 üncü
madde kapsamına giren anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar alındıkları tarihten
itibaren bir ay içinde Kurula bildirilir…” hükmü gereğince, söz konusu 102 sayılı İEİS
Yönetim Kurulu Kararı’nın alındığı tarih olan 19.12.1997’den itibaren 1 ay içerisinde
Kurul’a bildirilmesi gerekirken, Karar 17.04.1998 tarihinde bireysel muafiyet alınması
amacıyla bildirilmiştir.
Bu nedenle, Rekabet Kurulu’nun 18.06.1998 tarih ve 70 sayılı toplantısında;
102 sayılı Kararı alan ve teşebbüs birliği niteliğindeki İEİS’ye, Kanun’un “İdari Para
Cezaları” başlıklı 16 ncı maddesindeki “Kurul…4 üncü madde kapsamına giren
anlaşma, uyumlu eylem ve kararların süresi içinde bildirilmemesi halinde elli milyon
lira, …Para cezası verir.” hükmü gereğince İEİS’ye 3,100,000,000 TL. (1998/1 sayılı
Tebliğ ile değişik) idari para cezası verilmesine ve ayrıca aynı maddenin üçüncü
fıkrasında yer alan “Tüzelkişiliği olan teşebbüs ve teşebbüs birliklerinin birinci
fıkrada belirtilen para cezalarına çarptırılmaları halinde, bu tüzel kişiliğin yönetim
organlarında görev alan gerçek kişilere de şahsen verilen cezanın yüzde onuna
kadar ayrıca para cezası uygulanır.” şeklindeki hüküm uyarınca, 102 sayılı Karar’ın
alındığı tarihte İEİS Yönetim Kurulu üyesi olan şahıslara ayrı ayrı yukarıdaki ceza
miktarının (3,100,000,000 TL.) yüzde onu oranında (310,000,000 TL.) para cezası
verilmesine karar verilmiştir.
3.1.3. 102 Sayılı Karar’ın Uygulanması
İEİS’den alınan yazılı savunmaların belirli bölümlerinde iddia edilenin aksine,
soruşturmaya konu 102 sayılı Karar uygulanmış ve bundan beşeri ilaç pazarının tüm
seviyeleri doğrudan veya dolaylı olarak etkilenmiştir. Karar’ın uygulandığını gösteren
delillerin başında İEİS Yönetim Kurulu’nun 105, 106 ve 107 sayılı Kararları
gelmektedir. Önaraştırma ve soruşturma dönemlerinde yapılan incelemeler sırasında
17 REKABET KURUMU
edinilen, ecza depolarının satış listeleri ve faturalarından; özellikle İEİS’nin bazı ecza
depolarını Karar’a uymaları konusunda uyarması üzerine depoların satış koşullarını
Şubat ayının başından itibaren 102 sayılı Karar’da belirtilen sınırlamalar
doğrultusunda değiştirdiği görülmüştür. Ayrıca, ilaç pazarının değişik seviyelerinde
etkinlik gösteren işletmeler ile bu işletmelerin oluşturduğu teşebbüs birliklerinin
yetkilileriyle yapılan görüşmeler ve sağlayıcı firmaların faturaları üzerinde yapılan
incelemeler de, Karar’ın yaşama geçirildiğini belgelemiştir.
Yapılan incelemeler sırasında; Karar’a uygun hareket etmeyen ecza
depolarına karşı getirilen “mal vermeme” yaptırımının uygulandığına ilişkin herhangi
bir delile rastlanılmamıştır. 01.01.1998 tarihinden İEİS’nin bazı ecza depolarına uyarı
yazıları gönderdiği Şubat ayı başına kadar olan sürede, getirilen sınırlamalar dışında
satış koşulları uygulayan az sayıda ecza deposuna sağlayıcılar tarafından mal
verilmesinin kesildiği yönünde hiçbir somut belge veya bilgi bulunmamaktadır.
Ancak, 102 sayılı Karar’ın alınmasından sonra ecza depoları seviyesindeki teşebbüs
birliklerinin (Ecza Depocuları Derneği ve Tüm Eczacılar Üretim, Temin, Dağıtım
Kooperatifleri Birliği’nin) yetkililerinin katıldığı toplantılarda ve bu birliklere
gönderilen yazılarda, Karar aynen iletilmiş ve birlikler “mal vermeme” yaptırımı
hakkında bilgi sahibi olmuştur. Buna bağlı olarak, ecza depoları, alım koşulları
kötüleşen eczanelerin daha az mal almaya yönelmesiyle satışlarının düşmesine ve
finasman aracı olarak kullanılan esnek satış koşulları uygulama olanağını yitirmeleri
itibarıyla bağımsız karar alma özgürlükleri sınırlanmasına karşın Karar
doğrultusunda hareket etmek zorunda kalmıştır.
Bu aşamada, 102 sayılı Karar’ın yaşama geçirildiğini gösteren deliller
sayılacaktır.
- 12.05.1998 tarihinde, T.E.B. 3. Bölge Eczacı Odası Başkanı Mustafa Sezen,
tutanağa bağlanan yazılı ifadesinde aynen, “… İskonto sınırlaması, mal fazlası
sınırlaması, vade sınırlaması depoların ve eczanelerin alışageldiği çalışma düzenini
ve ekonomik yapısını bozmuştur…” demiştir.
- 13.05.1998 tarihinde, EDAK SS. İzmir Eczacılar Üretim, Temin, Dağıtım
Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. N.Işık Boyacıgiller, tutanağa bağlanan
yazılı ifadesinde aynen, “…toplam satışımızda verdiğimiz iskontolarda azalma olduğu
gibi alış iskontolarımız da büyük ölçüde azaldı…Protokol hükümlerine aşama aşama
olmak kaydıyla uymak zorunda kaldık…” ifadesini kullanmıştır.
- 13.05.1998 tarihinde, Sıhhat Ecza Deposu ortaklarından Yusef VARON,
tutanak altına alınan yazılı ifadesinde aynen, “…İEİS’den alınan fax yazısı ile aşırı
vade, aşırı iskonto yapamıyacağımız, uymadığımız takdirde bizimle çalışmayacağını
bildirdiler. Biz de mecburiyet karşısında bu yaptırımlara uyduk. Anlaşmadan sonra
vadeler, mal fazlası ve iskontolar standart hale getirildi…” demiştir.
- 14.05.1998 tarihinde, SS. Samsun Bölge Eczacıları Üretim, Temin, Dağıtım
Kooperatifi İşletme Müdürü Ecz. M.Kaya Ergezen, tutanakla tespit edilen yazılı
18 REKABET KURUMU
ifadesinde aynen, “…üreticilerin ecza depolarına uyguladıkları satış koşullarına
getirdikleri sınırlamalar büyük ölçüde devam etmektedir…” şeklinde görüş bildirmiştir.
- 15.05.1998 tarihinde, Meydan Eczanesi sahibi Ecz. Mehmet Kaynar,
tutanağa bağlanan yazılı ifadesinde, “Ocak başlarından itibaren İEİS’nin talimatı
doğrultusunda, ecza depoları bize karşı uyguladığı satış koşullarını değiştirdi.
Örneğin, mal fazlası kaldırıldı, iskontolar sınırlandırıldı…” demiştir.
- 15.05.1998 tarihinde, Bestaş Birlik Ecza Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel
Müdürü ve hissedarı Ecz.Vural Okman, tutanağa bağlanan yazılı ifadesinde aynen,
“…Bu sınırlamalar, satışlarımızı azaltıcı etki yarattı…” demiştir.
- 20.05.1998 tarihinde, Nevzat Ecza Deposu Tic. ve San. A.Ş. Satış Müdürü
Saner Akakçe, tutanak altına alınan yazılı ifadesinde aynen, “…Biz protokol’e uyduk.
Protokol’e uymayan ecza depolarına karşı pazar payı kaybettiğimiz oldu…” ifadesini
kullanmıştır.
- 27.05.1998 tarihinde, T.E.K.B. Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. Sait Yücel,
tutanağa bağlanan yazılı ifadesinde aynen, “…1998 yılı Ocak başında yaşanan ilaç
sıkıntısının üzerine, Protokol’ün bize sunulduğu zamanda ürün alamayacak olmanın
bizi sokacağı sıkıntısından dolayı, Protokol’e uymamız durumunda üreticilerin bizlerle
çalışmayacak olması yaptırımını da göz önünde bulundurarak belli bir süre
Protokol’ün gereklerini yerine getirmek ve sektörün Protokol’e tepkisini
değerlendirmek için üreticilere zaman tanımak durumunda kaldık…” demiştir.
- 27.05.1998 tarihinde, AYEK Anadolu Yakası Eczacılar Kooperatifi Yönetim
Kurulu Başkanı Uzm. Ecz. Ulvi Ergün, tutanak düzenlenen yazılı ifadesinde aynen,
“…18.02.1998 tarihinden itibaren eczanelere yapılan satışlarda üreticilerden ekstra
vadeli ve iskontolu satışlar yapılamamıştır. Bu uygulama 01.04.1998 tarihine kadar
sürmüştür…” şeklinde görüş bildirmiştir.
- 28.05.1998 tarihinde, İEİS hizmetlerinden yararlanan firma konumundaki
Atabay İlaç Fab. A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Atabay verdiği ifadede
aynen, “… Herkesin uyduğu kadar biz de uyduk…. Uygulama 2-3 ay devam etti. Bu
dönemde satışlarımız az da olsa olumsuz etkilendi…” demiştir.
- 28.05.1998 tarihinde, İEİS üyesi Abdi İbrahim Holding A.Ş.’nin Genel
Müdürü Dr.Pharm. Yusuf Nur Kalav, tutanağa bağlanan yazılı ifadesinde aynen, “…
Bizim satış koşullarımız zaten aşırı değildir. Ancak, duruma uymak için birkaç
ayarlama yaptık. Gönüllü bir uygulama devam etmektedir…” sözleriyle tespitini
ortaya koymuştur.
- İEİS üyesi Toprak İlaç A.Ş.’den alınan faturalar incelendiğinde, Karar’ın
uygulanmasından önceki dönemlerde 180 gün vade ve %10’un üzerinde mal fazlası
ile satış yapıldığı, Karar’ın uygulanmasından sonra ise belirlenen sınırlamalar
çerçevesinde vadelerin 90 günün, mal fazlasının da %10’un altına çekildiği
görülmüştür.
19 REKABET KURUMU
- 29.05.1998 tarihinde, İEİS üyesi Glaxo Wellcome Sağlık Ürünleri San. ve
Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı A.Muhtar Tanrıöver, tutanağa bağlanan yazılı
ifadesinde aynen, “… Söz konusu Karar Nisan 1998’e kadar rakiplerimizin
birçoğunun uymasıyla iyi uygulandı…” demiştir.
- 01.06.1998 tarihinde Türk Eczacılar Birliği Başkanı Ecz. Mehmet Domaç
tutanak düzenlenen yazılı görüşünde aynen, “…Eczanelerin karlılıklarının, Karar’ın
uygulandığı sürede %2-3 azaldığını düşünüyorum… Şubat ayında yürürlüğe girip
Nisan ayında bozulan kararlar eczaneler için sona ermiştir…” ifadesini kullanmıştır.
- İEİS Yönetim Kurulu’nun 03.02.1998 tarih ve 105 sayılı Kararı’nın 3 üncü
maddesinde; “Piyasa Uygulamaları Protokolü ile ilgili son durum gözden geçirildi ve
ufak bazı istisnai uygulamaların dışında genellikle sektörün protokol hükümlerine
uyduğu belirlendi. Ancak uyum göstermeyen birkaç ecza deposu ile ilgili olarak
kendileriyle görüşülerek (Galenos, Nevzat, Farma, İstanbul Koop. ve Ayek) 2 Şubat
1998 tarihinden itibaren kesin olarak uyum göstereceklerine dair yazılı belge
alınmasına ve bu konuda üyelere duyuru yapılmasına karar verildi” ifadesi
bulunmaktadır.
- İEİS Yönetim Kurulu’nun 09.02.1998 tarih ve 106 sayılı Kararı’nın 4 üncü
maddesi; “Piyasa uygulamaları ile ilgili olarak 19.12.1997 tarihli protokol, üyelerimiz
ile dağıtım kanallarımızın uyumu açısından gözden geçirildi. Gerek üyelerimizin,
gerekse dağıtım kanallarının karşılıklı işbirliği içinde adı geçen protokole uydukları
gözlendi” şeklindedir.
- İEİS Yönetim Kurulu’nun 17.02.1998 tarih ve 107 sayılı Kararı’nın 5 inci
maddesinde; “19.12.1997 tarihli protokol ile ilgili olarak Ecza Depocuları Derneğinden
Sendikamıza gönderilen 17.02.1998 tarihli yazı ve ekinde yer alan bazı Ecza
Depoları ve Koop’ların satış sirküleri ve faturaları incelendi. Gerek üyelerimizin,
gerekse dağıtım kanallarının karşılıklı işbirliği içinde adı geçen protokole genelde
uydukları, kuralları ihlal ettiği belirlenen iki depo ile Genel Sekreter Sayın Tandoğan
Tokgöz’ün telefonla görüşerek protokole uyum sağlamaları gereğini bildirmesi uygun
görüldü.” ifadesi yer almıştır.
- İEİS’e bazı ecza depolarından gelen yazılarda, bu teşebbüslerin protokole
uydukları ya da uymayı taahhüt ettikleri görülmüştür. Söz konusu ecza depolarının
adları ve taahüt yazılarının tarihleri aşağıda verilmiştir:
İstanbul Galenos Ecza Deposu Tic. ve San. A.Ş.- 04.02.1998
Nevzat Ecza Deposu Tic. ve San. A.Ş.- 03.02.1998
Farma Ecza Deposu Tic. ve San. A.Ş.- 03.02.1998
Hedef Grubu – 03.02.1998
Aras Ecza Deposu San. ve Tic. A.Ş.- 03.03.1998
- İEİS’de yapılan yerinde incelemede bulunan, İEİS tarafından oluşturulan
“Satış ve Pazarlama Uygulamaları Denetleme Komisyonu”nca yapılan toplantıların
20 REKABET KURUMU
tutanaklarında yer alan, 102 sayılı Karar’ın uygulandığını gösteren bölümler
aşağıdaki gibidir.
16.03.1998 Tarihli Toplantı Tutanağı
Ecza Depocuları Derneği Başkanı Ahmet Keleşoğlu, çoğunluğun uymaya
çalıştığı Karar’a uyan ecza depolarının satışlarında düşüşler olduğuna işaret etmiştir.
İEİS Yönetim Kurulu Üyesi Faruk Yöneyman (Roche), Karar’a uyduğu için
firmasının Aralık 1997’de %10.2 olan pazar payının Ocak 1998’de %8.6’ya
düştüğünü ifade etmiştir.
TEKB Başkanı Sait Yücel, Karar’ın uygulanması sonucunda satışların
düştüğünü ve sektörün daraldığını ifade etmiştir.
İEİS Genel Sekreteri Tandoğan Tokgöz, Karar dışında hareket edilmesinin
önemsiz seviyelerde kaldığından Sendika’nın gündemine gelmediğini, uygulamaya
devam etme kararının alındığını ve protokolün uygulandığını söylemiştir.
31.03.1998 Tarihli Toplantı Tutanağı
TEKB Yönetim Kurulu Başkanı Sait Yücel, protokolün uygulanması ile
satışlarda sıkıntılar oluştuğunu ifade etmiştir.
Bülent Eczacıbaşı (Eczacıbaşı İlaç San. ve Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu
Başkanı), yarım uygulanan protokolün yaptırımlarıyla tam olarak uygulanması
gerektiğini savunmuştur.
- 22.10.1998 tarihinde yapılan ve tutanakla tespit edilen görüşmede, İEİS
üyesi olan Roche Müstahzarları San. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Faruk
Yöneyman, "…Alınan Kararlara uyan firmalar olmuştur, uymayan firmalar olmuştur.
Örneğin, 150 gün vade uygulayan mal sağlayıcıları, vadelerini öngörülen sınırın
altına çekmiş olabilirler …" şeklinde görüş bildirmiştir.
- 23.10.1998 tarihinde, İEİS üyesi olan Novartis Ürünleri A.Ş.’nin Genel
Müdürü Erman Atasoy, tutanağa bağlanan yazılı ifadesinde, “…İlaç sektöründe,
kapasite fazlasından kaynaklanan yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. Bu nedenle,
alınan kararlar kısa bir süre uygulandıktan sonra firmalar eski tutumlarını
sürdürmüşlerdir. …Ecza depolarının eczanelere uyguladığı satış koşulları, üreticilerin
ecza depolarına uyguladığı satış koşullarına paralel olmak durumundadır. Bundan
hareketle ecza depolarının satış listelerinde aşırı ödünler olmadığı bu dönemde,
üreticilerin ecza depolarına aşırı ödünler vermediği söylenebilir…" demiştir.
- 26.10.1998 tarihinde tutanak altına alınan görüşmede, İEİS üyesi olan
Hoechst Marion Raussel San. ve Tic. A.Ş.’nin Satış ve Propoganda Müdürü Ecz.
Tuğrul Pekin Moral, "…Bu doğrultuda çok aşırı miktarlarda taviz veren firmalar
kendilerine çeki düzen verdiler. Bunu ecza depolarının eczanelere gönderdiği satış
21 REKABET KURUMU
listelerinden gözlemledik. Ecza depolarının üreticilerinden aldıkları satış koşullarının
dışında satış koşulları sunmaları söz konusu oluyor. Ancak bu istisnadır. Sektörün
kendine çeki düzen vermesi anlamında bazı firmaların kendini (satış koşullarını)
disipline etmesi 1-1,5 ay süresince olmuştur…" ifadesini kullanmıştır.
- 02.11.1998 tarihinde, İEİS üyesi olan Fako İlaçları A.Ş.’nin Genel Müdür
Yardımcısı M.Tunç Turgut, tutanakla belirlenen yazılı ifadesinde, "…102 sayılı
Karar'ın öngördüğü sınırların üzerinde koşullar uygulayan diğer firmalar ise, satış
koşullarını 1998'in başında bir ölçüde geri çektiler ve bu durum ecza depolarına ve
eczanelere yansımış oldu. Alınan tavsiye kararına, İEİS üyeleri ve ecza depoları
günün ekonomik koşulları çerçevesinde, uygun hareket etmişlerdir…" demiştir.
- Fako İlaçları A.Ş.'nin faturaları üzerinde yapılan inceleme sonucunda, söz
konusu firmanın satış koşullarında 1998 yılı başlarında oluşan bir daralma tespit
edilmiştir. Fako İlaçları A.Ş.'nin 1997 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ait olan
faturalarda; mal fazlasının zaman zaman %20'ye, vadenin ise 5 aya ulaştığı
görülmüştür. 1998 yılı başlarına ait faturalardan ise; vadelerin 120 gün ile sınırlı
kaldığı, %15-20 seviyelerinde olan mal fazlası uygulamasının ise oldukça azaldığı
anlaşılmıştır. Sonuç olarak, 102 sayılı Karar'ın yürürlüğe giriş tarihiyle (01.01.1998)
birlikte, Fako İlaçları A.Ş.'nin satış koşulları, büyük ölçüde Karar'ın öngördüğü
sınırlar içinde gerçekleşmiştir.
- 02.11.1998 tarihinde yapılan ve tutanağa bağlanan görüşmede, İEİS üyesi
Bilim İlaç San. ve Tic. A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Üyesi ve Murahhas Azası Adil
Karaağaç, "…Alınan Kararlara uyanlar oldu, uymayanlar oldu. 1998 yılının ilk 3-4
ayında ecza depolarının satış koşullarında bir daralma yaptığı yönünde duyumlar
aldık. Belki de bu daralmada 102 Karar'ın etkisi olmuştur…" ifadesini kullanmıştır.
- Bilim İlaç San. ve Tic. A.Ş.'ye ait 1997 yılı Aralık ve 1998 yılı Ocak, Şubat ve
Mart aylarına ilişkin faturaları incelendiğinde; 1998 yılı başlarında, iskonto ve mal
fazlası oranlarında fazla değişiklik yapılmadığı, ancak 1997 yılında 6-7 aya varan
vadeli satışların 1998 yılının ilk üç ayında geriye çekildiği ve 102 sayılı Karar'da
öngörüldüğü şekilde en fazla 4 ay vade verildiği gözlenmiştir.
- 03.11.1998 tarihinde, İEİS'nin üyesi Eczacıbaşı İlaç San. ve Tic. A.Ş.'nin
bünyesinde bulunduğu Eczacıbaşı İlaç Grubu’nun Koordinatörü Oktay Tulpar ve
Eczacıbaşı İlaç Pazarlama A.Ş. Genel Müdürü Bilgehen İleri, tutanağa bağlanan
yazılı ifadelerinde aynen; "…Bu kararın öngördüğü koşullara tamamen uyulduğunu
düşünmemekle beraber göstermelik olarak uyulmuştur" demiştir.
- Eczacıbaşı firmasının 1997 yılı Kasım, Aralık ve 1998 yılı Ocak, Şubat, Mart
aylarına ait faturaları üzerinde yapılan incelenmede; 1997 yılının sonlarında 120
günü aşan (genellikle 5 ay) şekilde uygulanan vadelerin, 1998 yılının ilk üç ayında
120 günün altına çekildiği görülmüştür.
- 03.11.1998 tarihinde yapılan ve tutanak altına alınan görüşmede, İEİS üyesi
Bayer Türk Kimya San. Ltd. Şti.’nin Sağlık Ürünleri Bölümü Başkanı Bülent Becan,
22 REKABET KURUMU
"…Mal sağlayıcılarının satış koşulları ecza depolarının satış koşulları üzerinde
genellikle belirleyicidir. 1998 yılı başlarında, ecza depolarının satış listelerindeki
koşulların daha sınırlı gerçekleştiği görülmüştür. Bu çerçevede, firmalar genel olarak
Protokol'den sonra, satış koşullarında kısıtlamaya gitmişlerdir. Örneğin, 150-180 gün
vadeler veren firmalar vadelerini 120 güne çekmişlerdir. Protokol'e bir süre
uyulduktan sonra, Nisan ayında fiyat alınmasıyla bu uygulama sona ermiştir. Bu
tarihten sonra, eski satış koşullarını sürdüren firmalar olmuştur; ancak genelde
Protokol öncesine göre, satış koşulları bir ölçüde disiplin altına alınmıştır…" ifadesini
kullanmıştır.
- 04.11.1998 tarihinde, İEİS üyesi Sanovel İlaç San. ve Tic. A.Ş.'nin bağlantılı
teşebbüsü konumunda bulunan Galenos Ecza Deposu San. ve Tic. A.Ş. Genel
Müdürü Zafer Toksöz, tutanağa bağlanan yazılı ifadesinde, "…Biz de bu Karar'ın
alınmasından itibaren aynen uyduk… Biz bir süre daha Karar'ın öngördüğü sınırlar
dahilinde satış yapmakla birlikte, diğer ecza depolarının Karar’a uymaması
dolayısıyla rekabette geri kalmamak için biz de bozduk…” demiştir.
- Galenos Ecza Deposu’nda yapılan yerinde inceleme sırasında firmanın 1997
yılı Kasım ve Aralık ile 1998 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ait faturaları
incelenmiş ve özellikle 1998 yılı Şubat ayından itibaren, verilen ifadeye uygun olarak
satış koşullarında bir daralma gözlenmiştir.
- 05.11.1998 tarihinde, İEİS üyesi Liba Laboratuarları A.Ş.’nin Yönetim Kurulu
Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Celal Belek, tutanak düzenlenen görüşmede,
"…Bu Karar'a kısa süreli uyum gösterilse de, karar uzun vadede yürümemiştir…
1998 yılının başında, ecza depolarının satış listelerindeki satış koşullarının
gerilemesi, söz konusu Karar'a bağlı olarak gerçekleşmiş olabilir." ifadesini
kullanmıştır.
- 06.11.1998 tarihinde, İEİS üyesi Pfizer İlaçları A.Ş.’nin Genel Müdürü Alev
Sonat, tutanak altına alınan ifadesinde aynen, “…Bildiğim kadarıyla 102 sayılı Karar
çerçevesinde satış koşullarına sınırlamalar getiren firmalar olmuştur… 1998 yılı
başında (Nisan ayına kadar), ecza depolarının satış listelerine yansıyan satış
koşullarındaki sınırlama, alınmış Karar’a bağlı olarak gerçekleşmiş olabilir…”
şeklinde görüş bildirmiştir.
- İEİS üyesi Bristol Myers Squibb İlaçları Inc. firmasının faturaları üzerinde
yapılan incelemede; 1997 yılının Kasım, Aralık aylarında ecza deposu ve SSK
satışlarında zaman zaman %10’un üzerinde iskonto, 120 günün üzerinde vade
uygulandığı, 1998 yılının ilk üç ayında ise SSK’ya zaman zaman %10’dan fazla
iskonto verilmesinin sürdürüldüğü, ancak ecza depolarına yapılan satışların 102
sayılı Karar’da öngörülen sınırlar çerçevesinde gerçekleştiği görülmüştür.
- 12.11.1998 tarihinde, Farma Ecza Deposu Tic. ve San. A.Ş. Genel Müdür
Yardımcısı Abdullah Boztürk, tutanağa bağlanan yazılı ifadesinde aynen, “… Karar
bir süre -özellikle 1998 yılının ilk üç ayında en katı şekilde- uygulandıktan sonra
gevşemiştir… Karar’ın uygulandığı dönemde bizim satış koşullarımız da geriledi.
23 REKABET KURUMU
Satış listelerimizi bu doğrultuda değiştirmek durumunda kaldık. Alınan kararlarla
birlikte hem küçük ölçekli hem de büyük ölçekli depoların alış koşulları
kötüleşmiştir…” demiştir.
- Farma Ecza Deposu’nda yapılan yerinde incelemede, firmanın 1997 yılı
Kasım ve Aralık ile 1998 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ait faturaları incelenmiş,
Karar’dan önce uygulanan nispeten esnek satış koşullarının 1998 yılı Ocak ayından
itibaren daraldığı ve özellikle Şubat ayından sonra çok büyük ölçüde Karar’la
öngörülen sınırlar dahiline çekildiği belirlenmiştir.
- 12.11.1998 tarihinde yapılan ve tutanak düzenlenen görüşmede, Ankara
Hedef Ecza Deposu Ticaret Anonim Şirketi Genel Müdürü Necat Sancak, “…Bu yıl
da önceki yıllarda olduğu gibi satış koşullarında gerilemeler yaşanmıştır. Bir ay süren
(Şubat ayında sona eren) bu dönemde; satış koşulları sıkı olan firmalar satış
koşullarını aynen sürdürürken, bazı firmaların satış koşullarına sınırlamalar geldiği
görülmüştür. Örneğin, 10+2, 10+3 mal fazlası veren firmalar 10+1 vermeye
başlamışlardır….. Karar’daki üst sınırdan 120 günün üzerinde vade veren (150-180
gün) firmalar ki bunlar piyasanın ancak %10’unu oluşturur, vadelerini 120 güne
çekmişlerdir…” ifadesini kullanmıştır.
- Ankara Hedef Ecza Deposu’nun 1997 yılı Kasım ve Aralık aylarına ait
faturalarından; bu iki ayda vade, iskonto ve özellikle mal fazlası uygulamalarında
102 sayılı Karar’ın öngördüğü sınırların üzerinde satışlar yapıldığı görülmüştür.
Karar’ın yürürlükte olduğu 1998 yılının Ocak ayında, 120 günün üzerinde vade
sunulması azalmakla birlikte sürmüş ve %10’un üzerinde mal fazlası verilmesi söz
konusu olmuştur. Şubat ayı başından itibaren, firmanın satış koşullarının Karar’ın
belirlediği sınırlar çerçevesinde gerçekleştiği tespit edilmiştir.
- 12.11.1998 tarihinde, (Ankara) Galenos Ecza Deposu Tic. ve San. A.Ş.
Yönetim Kurulu Üyesi Yücel Yıldırım, tutanak altına alınan ifadesinde aynen,
“…Geçen yıl böyle bir uygulama olmuştur. Bu uygulama 1998 yılı başından Mart
ayına kadar sürmüştür. Sonuç olarak o dönemde satış koşullarında sınırlamalar
olmuştur. Bu sınırlamalara da herkes uymuştur…” şeklinde görüş bildirmiştir.
- 13.11.1998 tarihinde, Filiz Ecza Deposu Satış Müdürü Hakan Akın, tutanağa
bağlanan ifadesinde aynen, “…1998 yılı başlarında, 1-1.5 aylık bir sürede, satış
koşullarında bir daralma yaşanmıştır. Alınan ortak bir karar sonucunda; mal fazlası,
iskonto ve vadeler sınırlı gerçekleşmiştir. Bu dönemde, ecza depoları birbirlerini sıkı
bir şekilde denetlemişlerdir...” demiştir.
- 13.11.1998 tarihinde yapılan ve tutanak düzenlenen görüşmede, Apaydın-Er
Ecza Deposu sahibi Mehmet Apaydın, “…Bu karar tekelleşmeye yönelik bir karar
oldu. Ecza depoları ve eczaneler üzerinde baskı kurulmuştur. Bizim gibi küçük
depoların piyasadan çekilmesi ve piyasanın birkaç dağıtım kanalı eline bırakılmasına
yönelik bir karardır…” şeklinde ifade kullanmıştır.
24 REKABET KURUMU
102 sayılı Karar’ın oluşum ve gelişim süreci ile Karar’ın uygulandığını
gösteren deliller birlikte değerlendirildiğinde, uygulama süresinin yaklaşık üç ay
olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan incelemeler sonucunda; 1998 yılı başından Nisan
ayına kadar, İEİS üyesi firmaların çoğunun satış koşullarında 102 sayılı Karar’da
öngörülen sınırlamalar çerçevesinde değişiklik yaptığı, ancak sayıları çok olmamakla
birlikte bazı üye firmaların sınırlamalar dışında satış koşulları uygulamayı
sürdürdüğü belirlenmiştir. Karar’ın 01.01.1998 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmesinin
öngörülmesine karşın, ecza depoları seviyesindeki etkinin özellikle, İEİS’nin bazı
ecza depolarını Karar’a uymaları konusunda uyarmasıyla, yani Şubat ayı başlarında
oluştuğu görülmüştür. Dolayısıyla ecza depolarının tam anlamıyla Karar’da yer alan
sınırlamalar doğrultusunda satış koşulları uygulaması, Şubat ayı başından Nisan ayı
ortalarına kadar olan sürede söz konusu olmuştur. Eczacı kooperatiflerinin üst
kuruluşu olan TEKB’nin İEİS’ye bir yazı göndererek kooperatiflerin Karar’a uymaya o
tarihte son vereceğini bildirmesiyle, uygulama hem sağlayıcılar hem de ecza
depoları açısından son bulmuştur. 3-4 aylık uygulama süresinde, ecza depolarının
sunduğu satış koşullarının eskiye göre sıkılaşması sonucunda, 102 sayılı Karar’ın
doğrudan muhatabı konumunda olmayan eczaneler olumsuz yönde etkilenmiştir.
Özetle, 102 sayılı Karar İEİS üyesi firmaların çoğunun katılımıyla uygulanmış
ve ilacın toptan dağıtımı ile perakende satışının gerçekleştiği seviyelerde etki
doğurmuştur.
3.1.4. Karar’ın Kanun’un 6 ncı Maddesi Karşısında Değerlendirilmesi
SR/99-4 sayılı Soruşturma Raporu’nda; pazar paylarının toplamı 1997 yılı
satışlarına göre yaklaşık %90 olan İEİS üyesi işletmelerin söz konusu teşebbüs
birliği çatısı altında birlikte hakim durumda olduğu ve 102 sayılı Karar’ın ecza
depolarının satış koşullarına müdahalede bulunulması yönüyle birlikte hakim
durumun kötüye kullanılması çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna
ulaşılmıştır. Soruşturma Raporu’nda, birlikte hakim durum temelde iki unsurun
varlığına bağlanmıştır. Bunlar ilacın reçeteye girmesinde -dolayısıyla satışlarda-
belirleyici olan, doktorlara yönelik tanıtım etkinliklerinde İEİS üyesi firmaların büyük
üstünlüğü ile yüksek teknoloji gerektiren ve eşdeğeri olmayan –yani aynı tedavi edici
özelliğe sahip olma kriterine göre yapılan sınıflandırmada kendi grubunda tekel
konumunda olan- ürünlerin sağlayıcılarının tamamına yakınının İEİS bünyesindeki
yabancı firmalar olmasıdır.
Soruşturma Raporu’nda ayrıca; sermaye yapıları çoğunlukla zayıf olan, kar
hadleri mevzuatta %9’la sınırlanan (Depoların gerçek karlarının işletmecilik
maliyetleri nedeniyle daha düşük oranlarda oluştuğu bilinmektedir.), yüksek stok
devir hızıyla çalışan ecza depolarının, sağlayıcılardan mal alışlarındaki aksaklıkların
işleyişlerinde ciddi sıkıntılara yol açabileceği tespiti yapılmıştır. Bu bağlamda,
getirilen sınırlamalara uygun hareket etmeyenlere mal verilmeyeceği yaptırımını
içeren 102 sayılı Karar’la depoların iradesi dışında bunların satış koşullarına
sınırlamalar getirilmesinin, 4054 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde yapılan hakim
durum tanımına uygunluk gösterdiği, diğer bir deyişle rakiplerden (İEİS üyesi
olmayan sağlayıcı firmalardan) ve alıcılardan (ecza depolarından) bağımsız hareket
25 REKABET KURUMU
edilerek ekonomik değişkenlerin belirlenmesi anlamına geldiğinden İEİS bünyesinde
somutlaşan birlikte hakim duruma işaret ettiği ifade edilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde, hakim durum, “Belirli bir piyasadaki
bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket
ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri
belirleyebilme gücü” şeklinde tanımlanmıştır. Tanımın da cevaz verdiği üzere, birden
fazla teşebbüsün ilgili pazarda hakim durumda olması mümkündür. Daha açık bir
ifadeyle, birden fazla teşebbüsün rakiplerinden ve alıcılarından bağımsız bir şekilde
ekonomik değişkenleri belirleyebilmesi, bunların birlikte hakim durumda olduğunu
göstermektedir. Bu noktada önemli olan, birden fazla teşebbüsün hakim durumdaki
bir teşebbüsün hareket ettiği gibi hareket edebilmesini sağlayacak ortak iradenin
sergilenmesi ve pazar koşullarının buna uygun olmasıdır.
Hakim durumda olan bir teşebbüsün kötüye kullanmacı davranışları pazardaki
mevcut rekabetin kısıtlanması ve pazara giriş engellerinin yükselmesi (potansiyel
rekabetin sınırlanması) gibi ciddi etkilerin doğmasına yol açacaktır. Aynı veya benzer
nitelikteki davranışların birlikte hakim durumda olan teşebbüsler tarafından yapılması
durumunda oluşacak sonuçların, yine belirtilen doğrultuda olması beklenecektir. Bu
itibarla, 102 sayılı Karar’ın rekabet üzerinde doğurduğu veya doğurabileceği etki,
büyüklüğü ve niteliği yönüyle birlikte hakim durumda bulunulup bulunulmadığının en
önemli işaretidir.
102 sayılı Karar’ın uygulanma aşamasında İEİS üyesi firmaların tamamının
katılımı sağlanamamış, bazı üye firmalar Karar’da öngörülen sınırlar dışında satış
koşulları uygulamayı sürdürmüştür. Ecza depoları ise, hem kendilerine sunulan satış
koşullarının eskisine göre daralması hem de getirilen mal vermeme yaptırımının
etkisiyle, özellikle İEİS’den bazı ecza depolarına gelen yazılar üzerine, 1998 yılı
Şubat ayının başlarından Nisan ayının ortalarına kadar 102 sayılı Karar
çerçevesinde hareket etmiştir. Ecza depolarının mal sağlayıcılarına göre Karar’a
daha kısa süreli uyduğu görülmekle birlikte, katılım açısından sağlayıcıların daha
fazla fire verdiği belirlenmiştir. Sağlayıcıların ve depoların 102 sayılı Karar’da
getirilen sınırlamalar dahilinde hareket etmesi 3-4 aylık bir dönemle sınırlı kalmış,
uygulamanın etkisiyle pazardaki dengelerde önemli değişiklikler oluşmamıştır. Daha
açık bir ifadeyle, İEİS üyesi olmayan sağlayıcı firmaların pazar dışına itilmesi veya
faaliyetlerinin zorlaştırılması ya da bazı ecza depolarına mal verilmeyerek bunların
işleyişlerinin aksatılması söz konusu olmamıştır.
Mal sağlayıcıları seviyesinde 102 sayılı Karar’ın uygulanmasına katılımın
eksiksiz olarak gerçekleşmemesi, uygulamanın kısa bir süreyle sınırlı kalması ve
bunlara bağlı olarak pazarda yaratılan etkinin yüksek seviyelerde oluşmaması, İEİS
üyesi firmaların hakim durumdaki bir teşebbüs gibi hareket edemediğini
göstermektedir. Bu bağlamda, 102 sayılı Karar’ın gelişim sürecinin değerlendirilmesi
özelinde, İEİS çatısı altında somutlaşan birlikte hakim durumdan söz edilemez.
Böylece, 102 sayılı Karar’ın, birlikte hakim durumun kötüye kullanılmasına uygunluk
göstermediği, dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesine aykırılık
oluşturmadığı belirlenmiştir.
26 REKABET KURUMU
3.1.5. Bireysel Muafiyet Başvurusu
İEİS Yönetim Kurulu’nun 102 sayılı Karar’ında yer alan “Promosyon” ve
“İhaleler” başlıkları dışındaki başlıklar ile “mal vermeme” yaptırımı rekabeti sınırlayıcı
unsurlar taşımaktadır. Bu bağlamda, 102 sayılı Karar 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü
maddesi kapsamında bir teşebbüs birliği kararıdır.
4054 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinde; belirli şartların tamamının varlığı
halinde, ilgililerin talebi üzerine anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği
kararlarının 4 üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulmasına karar
verilebileceği belirtilmiştir. Muafiyet koşulları özetle, malların üretim ve dağıtımı ile
hizmetlerin sunulmasında ya da ekonomik ve teknik anlamda gelişmenin
sağlanması, tüketicinin bundan faydalanması, ilgili pazarın önemli bir bölümünde
rekabetin ortadan kalkmaması ve ilk iki amaca ulaşılırken rekabetin zorunlu olandan
daha fazla sınırlanmaması olarak sıralanmıştır. Bu noktada, bireysel muafiyet
koşullarının 102 sayılı Karar için var olup olmadığının, diğer bir deyişle söz konusu
Karar’ın 4 üncü maddenin yasaklayıcı hükmünden muaf tutulup tutulmayacağının
tartışılmasına geçilmiştir.
İlaç pazarında, yeni bir üretim sürecinin oluşturulması ya da var olan bir
üretim sürecinin geliştirilmesi, yeni bir molekülün keşfedilip ilaç haline
dönüştürülmesi süreciyle karşılaştırıldığında çok daha kolay ve düşük maliyetlidir.
Yüksek yatırımlarla kurulmayan ve geniş organizasyonlara sahip olmayan küçük ve
orta ölçekli yerli firmaların orjinal ilaçları kopyalayıp eşdeğerlerini üreterek pazardaki
varlığını koruyabilmesi bu tespiti doğrulamaktadır. Bu nedenle, 5 inci maddenin (a)
bendinde belirtilen üretimde gelişme sağlanması hususunun, yeni ilaçların
keşfedilmesi yönüyle tartışılması doğru olacaktır.
Havacılık ve uzay sanayi ile telekomünikasyondan sonra araştırma-geliştirme
(AR-GE) etkinliklerinin en yüksek maliyetli olduğu alan ilaç sanayidir. Bir molekülün
keşfedilip nihai ürüne dönüştürülmesinin ortalama maliyeti 300 milyon dolar olup, bu
süreç 10 yılı aşkın bir süreyi ifade etmektedir. Keşfedilen molekülün tedavi edici
özellikten yoksun çıkması, yani bu sürecin belirli bir aşamasında başarısızlığa
uğranılması olasılığı oldukça yüksektir. Araştırma geliştirme çalışmalarının yüksek
maliyetli ve riskli oluşu, uluslar arası ölçekte etkinlik gösteren dev firmaları birleşme
eğilimine itmiş ve son yıllarda dünya çapında pek çok büyük birleşme ve devralma
gerçekleşmiştir. Dünyanın önde gelen ilaç üreticisi firmalarının, bütçelerinin önemli
kısmını AR-GE etkinliklerine ayırdığı ve bu ayrılan miktarların Türkiye ilaç pazarının
toplam büyüklüğünün yarısına yaklaşabildiği bilinmektedir.
Türkiye’de, yerli ilaç firmalarının AR-GE etkinlikleri yalnızca mevcut ilaçların
kopyalanması ve geliştirilmesiyle sınırlıyken, ana firmalarının keşfettiği veya
geliştirdiği ilaçları satan yabancı firmalar kapsamlı AR-GE çalışmaları
yapmamaktadır. Diğer bir deyişle, ülkemizde bir molekülün keşfedilip çeşitli
aşamalardan sonra ilaç haline dönüştürülmesini ifade eden araştırma etkinliklerinde
bulunulmamaktadır. Bu durumun temel nedenleri, şikayet başvurusu tarihi itibarıyla
toplam 2 milyar dolar büyüklüğündeki ilaç pazarında hiçbir yerli firmanın AR-GE
27 REKABET KURUMU
etkinliklerinin maliyetini karşılayabilecek durumda olmaması, yabancı firmaların ise
ana teşebbüslerinin dışında araştırma yapmasının ekonomik olmamasıdır.
102 sayılı Karar ile, ecza depolarına sunulan avantajlı satış koşullarının
sağlayıcıların bünyesinde kalması suretiyle AR-GE etkinliklerinde bulunmaya
yetecek bütçe büyüklüklerine ulaşılması mümkün değildir. Yerli firmaların araştırma
etkinliklerinde bulunabilmesi ancak ilaç pazarında yapısal değişikliklere gidilmesi ve
ihraç olanaklarının genişletilerek üretimin çok daha geniş ölçekli ve planlı yapılması
ile mümkündür. Özetle, AR-GE etkinliklerine yönelik ilerlemenin sağlanması 102
sayılı Karar ile ulaşılabilecek bir hedef değildir. Bu bağlamda, söz konusu teşebüs
birliği Kararı sonucunda üretimde gelişme sağlanmayacaktır.
102 sayılı Karar ile ecza depolarının alım koşulları daralmış, esnek satış
koşulları uygulamak şeklindeki finansman araçlarının ellerinden alınması suretiyle
bağımsız karar alma özgürlükleri kısıtlanmış ve alım koşulları kötüleşen eczanelerin
daha düşük miktarlarda alıma yönelmesiyle satışları azalmıştır. 102 sayılı Karar’ın
ilacın toptan dağıtımını gerçekleştiren ecza depolarının aleyhine unsurlar taşıması,
Karar ile dağıtımda iyileşme sağlanamayacağını göstermektedir.
Yapılan açıklamalar ışığında; 5 inci maddenin (a) bendindeki, “Malların üretim
veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da
ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması” şartının, 102 sayılı Karar için geçerli
olmadığı anlaşılmıştır.
Bir anlaşma, eylem ya da karara muafiyet verilebilmesi, Kanun’un 5 inci
maddesinde sayılan koşulların tamamının varlığı halinde mümkündür. 5 inci
maddenin (a) bendinde yer bulan koşulun yokluğunda, diğer koşulların var olup
olmadığına bakılmaksızın bireysel muafiyet verilemeyecektir. Kaldı ki, 102 sayılı
Karar’ın etkisiyle üretim ve dağıtımda gelişmenin sağlanamayacak oluşu, (b)
bendinde ifade edilen “tüketici faydası” şartının geçersizliği sonucunu kendiliğinden
doğurmaktadır. İEİS’den alınan bireysel muafiyet başvurusu ve yazılı savunmalarda
da; Karar’ın bu koşulları taşıdığına yönelik hiçbir somut açıklamaya yer verilmemiş,
yalnızca Karar’ın ilaç mevzuatının ilgili hükümleri ve Sağlık Bakanlığı uygulamaları
doğrultusunda hazırlandığı ileri sürülmüştür.
Yukarıda açıklandığı gibi, 102 sayılı Karar için bireysel muafiyet koşullarından
“malın üretimi veya dağıtımında ya da hizmetin sunulmasında gelişme sağlanması”
şeklindeki koşulun var olmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, anılan Karar’ın 4054
sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulması
mümkün değildir.
3.1.6. İhlalin Ağırlığı
4054 sayılı Kanun’un 16/2 nci maddesi, “Bu Kanunun 4 üncü ve 6 ncı
maddesinde yasaklanmış olan davranışları gerçekleştirdiği Kurul Kararı ile sabit
olanlara bu Kanunun 11 inci maddesinin (b) bendinde yazılı davranışlarda
bulunanlara iki yüz milyon liradan aşağı olmamak üzere, ceza verilecek teşebbüs
28 REKABET KURUMU
niteliğindeki gerçek ve tüzelkişiler ile teşebbüs birlikleri ve/veya bu birliklerin
üyelerinin bir yıl önceki mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan
yıllık gayri safi gelirin yüzde onuna kadar para cezası verilir.” şeklindedir. 16 ncı
maddenin dördüncü fıkrasında ise; para cezasına karar verilirken kastın varlığı,
kusurun ağırlığı, Kanun’u ihlal eden teşebbüslerin pazardaki gücü ve muhtemel
zararın ağırlığı gibi unsurların dikkate alınacağı belirtilmiştir. 4054 sayılı Kanun’un 4
üncü maddesine aykırı olan 102 sayılı Karar’la ilgili cezanın takdir edilmesine yönelik
olarak, 16 ncı maddenin dördüncü fıkrası temelinde, ihlalin ağırlığıyla ilgili unsurlar
değerlendirilmiştir.
İEİS Yönetim Kurulu’nun 102 sayılı Kararı ile, hem üye firmalar arasındaki
rekabetin satış koşullarının birlikte belirlenmesi suretiyle sınırlanması öngörülmüş,
hem de eczanelere sunulan koşullara kısıtlama getirilerek –yeniden satış koşulları
belirlenerek- ecza depolarının bağımsızca ekonomik karar alma özgürlüğü önemli
ölçüde ortadan kaldırılmıştır. 102 sayılı Karar “muhtemel zararın ağırlığı” yönüyle
İEİS üyelerinin pazardaki büyük ağırlığı da göz önüne alınarak incelendiğinde;
Karar’ın, özellikle belirlenen sınırlamalara uymayanların pazar dışına çıkarılacağı
noktasında ecza depoları açısından, alım koşullarının daralması noktasında ise,
eczaneler açısından büyük zararlar getirebilecek nitelikte olduğu görülmektedir. 102
sayılı Karar’ın uygulanması sonucunda oluşan etki, beşeri ilaç pazarının tüm
seviyelerinde hissedilmiştir.
Diğer taraftan, İEİS üyelerinin tamamının uygulamaya katılımının
sağlanamaması ve uygulamanın yaklaşık üç ayla sınırlı kalması nedeniyle, 102 sayılı
Karar’ın rekabet üzerindeki etkisi büyük boyutlara ulaşmamıştır. Bu Karar’ın
uygulanması bazı ecza depolarının pazar dışına çıkarılması sonucunu doğurmamış,
eczanelerin alım koşullarının daralmasına bağlı olarak gördüğü zarar ise uygulama
süresinin kısa olması nedeniyle ciddi ölçülerde olmamıştır. Ayrıca, 102 sayılı Karar’la
ilgili –bir aylık yasal süre içinde olmamakla birlikte- bireysel muafiyet başvurusunda
bulunulması, yerinde inceleme süresince aktif işbirliği yükümlülüğünün yerine
getirilmesi ve Kanun uygulamasının yeni olması hususları da ceza takdirinde dikkate
alınmıştır.
3.2. “Protokol” Başlıklı Metin
İEİS Yönetim Kurulu’nun 102 sayılı Kararı ile büyük ölçüde benzer “Protokol”
başlıklı metinden dolayı haklarında soruşturma açılan Türkiye İlaç Sanayi Derneği
(TİSD) ve Yerli İlaç Sanayicileri Derneği (YİSD) gönderdikleri savunmalarda; söz
konusu metne atılan imzanın yalnızca dernek yönetim kurulu başkanlarının kişisel
tasarruflarını yansıttığını, yönetim kurullarının bu çerçevede herhangi bir karar
almadığını, böyle bir metnin oluşturulması sürecine yönetim kurulları ile üyelerin
katkıda bulunmadığını, üyelerin bu metne uygun hareket etmesine yönelik olarak
Dernekler bünyesinde hiçbir karar alınmadığını ve üyelerin “Protokol” ile belirlenen
sınırlamalar çerçevesinde satış koşulları uygulamadığını, nitekim söz konusu metnin
de esas itibarıyla üyelerinin menfaaatine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
29 REKABET KURUMU
İEİS, TİSD ve YİSD yönetim kurulu başkanlarının imzaladığı "Protokol"
başlıklı metin, İEİS Yönetim Kurulu'nun 19.12.1997 tarih ve 102 sayılı Kararı’na
büyük ölçüde benzemektedir. 102 sayılı Karar’da yer alan kısıtlamaların ve
yaptırımların çoğunu aynen içeren "Protokol", yeni olarak dört sınırlama getirmiştir.
Protokol’de, 102 sayılı Karar’dan farklı olarak yer verilen “Klinik Araştırma
Benzeri Araştırmalar” başlıklı sınırlama, doktorlara yönelik yapılan tanıtımların ilaç
mevzuatının getirdiği kurallar çerçevesinde gerçekleştirilmesi doğrultusunda olup,
rekabet hukukuyla çelişmemektedir.
102 sayılı Karar’daki “İhaleler” başlıklı kısıtlamayla ilgili yapılan değerlendirme
doğrultusunda, Protokol’de yer alan “İhaleler” başlıklı sınırlamanın da Kanun’a aykırı
olmadığı belirlenmiştir.
Diğer taraftan, “Mal Fazlası” ve “Sosyal Sigortalar Kurumu” başlıkları altında
getirilen sınırlamalarla, mal fazlası ve yeni fiyatlara geçilmesi uygulamalarıyla ilgili,
102 sayılı Karar’da olandan daha katı kısıtlamalar getirilmiştir. 102 sayılı Karar’da,
mal fazlası yalnızca ürün bazında sınırlandırılırken; Protokol’de, mal fazlasının
mümkünse kaldırılması öngörülmüş ve aynı zamanda toplamda %5’lik bir sınırlama
getirilmiştir. “Sosyal Sigortalar Kurumu” başlığı ile, eşdeğer ilaçların onaylanmış
güncel fiyatlardan daha ucuza satılamayacağı belirtilmiştir. Bu başlık SSK’ye yapılan
satışlar yönüyle değerlendirildiğinde, SSK’ye yapılagelen fiyat indirimlerinin
önlenmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Bu aşamada, Protokol’ün metin olarak 102 sayılı Karar’dan daha sınırlayıcı
olduğu görülen Protokol’ün TİSD ve YİSD üyesi firmalar açısından öneminin ve
yansımalarının üzerinde durulmuştur.
TİSD ve YİSD üyeleri, tamamen yerli sermayeli ve İEİS üyesi ilaç firmalarına
göre küçük ölçekli teşebbüslerdir. Söz konusu firmalar, ürün yelpazesi fazla geniş
olmayan, tanıtım etkinliklerine kısıtlı kaynaklar ayırabilen ve ciroları düşük
işletmelerdir. Bu işletmeler, yabancı sermayeli firmalar ve Eczacıbaşı, Fako, Abdi
İbrahim gibi büyük yerli firmaların tanıtım etkinliklerindeki güçlerine bağlı olarak elde
ettikleri reçete üstünlüğüne karşı pazardaki konumlarını koruyabilmek için esnek
satış koşulları uygulamaktadır. Bu noktada, eczacının reçetede yazılı olan ilacın
yerine ucuz eşdeğerini verebilme yetkisine sahip olmasına karşın bu yetkinin
nadiren kullanıldığının, doktorun bir ilacı reçeteye yazmasının ilacın satışı üzerinde
büyük ölçüde belirleyici olduğunun altı çizilmelidir. Böylece, doktorlara yönelik olarak
yapılan tanıtım etkinliklerinin satışlar açısından büyük önem taşıdığı görülmektedir.
“İlaç Fiyatları Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” de,
firmaların tanıtım harcamaları yıllık toplam net satışlarının %3’ü ile sınırlandırılmıştır.
Buna bağlı olarak, daha büyük miktarlarda satış yapan firmalar tanıtım etkinliklerine
daha büyük miktarlarda kaynak ayırabilmektedir. Tanıtım harcamalarının büyüklüğü
firmaya daha tecrübeli tanıtım elemanlarını istihdam etme, daha etkili tanıtım
malzemeleri verebilme ve daha geniş çaplı tıbbi kongre, seminer etkinliklerinde
bulunabilme gibi satışlarla doğrudan ilgili avantajlar sağlamaktadır. Tanıtım
30 REKABET KURUMU
etkinliklerine büyük kaynaklar ayırabilen firmaların doktor nezdindeki olumlu imajları
da, ürünlerinin reçeteye girmesini kolaylaştırmaktadır.
TİSD ve YİSD üyesi teşebbüsler, satışlarının nispeten düşük olması
sonucunda doktorlara yönelik tanıtıma yeterli miktarda kaynak ayıramamakta, bu
dezavantajı geniş satış koşulları uygulayarak gidermeye çalışmaktadır. TİSD ve
YİSD üyesi teşebbüslerin faturaları üzerinde yapılan incelemeler ve bu teşebbüslerin
yetkilileri ile yapılan görüşmeler bu tespiti desteklemiştir.
İEİS üyesi firmalar, özellikle yabancı sermayeli firmalar, ürünlerini reçeteye
sokmak noktasındaki avantajları nedeniyle geniş olmayan satış koşulları
uygulayabilmektedir. Buna bağlı olarak, İEİS bünyesindeki firmaların çoğunun
önceden de, getirilen sınırlamaların altında satış koşulları uyguladığı için Protokol’e
veya Karar’a uymasının daha kolay olduğu; TİSD ve YİSD üyesi firmaların ise,
Protokol’e uyum noktasında satış koşullarında önemli değişiklikler yapması gerektiği
ortaya çıkmıştır. Diğer bir deyişle, İEİS üyesi firmaların çoğunun uygulayageldiği
satış koşullarına uygun sınırlamalar içeren Protokol, uyum noktasında TİSD ve YİSD
üyesi firmalar açısından önemli değişikliklere gidilmesini gerektirmektedir.
TİSD ve YİSD üyesi firmaların Protokol’e uyarak sınırlı satış koşulları
sunması; bu firmaların, satış hacminin daralmasına ve büyük ölçekli firmalara karşı
pazar kaybına uğramasına, ayrıca zaman zaman karşılaştığı nakit sıkıntısını aşmak
için satış koşullarını genişleterek kaynak yaratma olanağını yitirmesine neden
olacaktır. Bunun yanı sıra, TİSD ve YİSD üyeleri, kendileri için büyük önem taşıyan
ihaleler ve SSK alımları alanlarında, sundukları satış koşulları diğer büyük firmaların
satış koşullarına yaklaşacağından dezavantajlı konuma düşecektir. Özetle, Protokol
TİSD ve YİSD üyelerinin süregelen satış koşullarıyla ve ekonomik çıkarlarıyla
uyuşmamaktadır.
TİSD ve YİSD’de yapılan yerinde incelemede; yönetim organlarının,
Protokol’ün oluşturulması ve uygulanması doğrultusunda herhangi bir kararına
rastlanılmamıştır. Ayrıca, TİSD Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Celayir ve YİSD
Yönetim Kurulu Başkanı Umran Uzbek dışındaki üye firma temsilcilerinin,
Protokol’ün oluşturulması sürecindeki çalışmalara katkıda bulunduğu ya da üyelerin
Karar’ı uyguladığı yönünde de herhangi bir delil söz konusu değildir. Nitekim,
faturalar üzerinde yapılan inceleme, protokole bağlı olarak satış koşullarında
değişiklik yapılmadığını ve öngörülen sınırların üzerinde satış koşulları
uygulanmasının sürdürüldüğünü göstermiştir.
Bu açıklamalar ışığında, “Protokol” başlıklı metnin, 4054 sayılı Kanun’a aykırı
unsurlar taşımakla birlikte, TİSD ve YİSD’in iradesinin ürünü olmadığı ve altında
imzaları bulunan şahısların kişisel tasarruflarından öteye geçmediği; TİSD ve YİSD
üyelerinin ekonomik çıkarlarıyla uyuşmayan ve iradelerini yansıtmayan, oluşturulma
sürecine bu teşebbüs birliklerinin herhangi bir katkıda bulunmadığı ve üye firmalarca
uygulanmamış bir Karar’ın varlığından dolayı TİSD ve YİSD’in sorumlu
tutulamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
31 REKABET KURUMU
I- SONUÇ :
Yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında;
1. İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası Yönetim Kurulu’nun
19.12.1997 tarih ve 102 sayılı Kararı’nın 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 6 ncı maddesine aykırı olmadığına ,
2. İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası Yönetim Kurulu’nun 102
sayılı Kararı’nın 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında olduğuna ,
3. Anılan Karar’ın, 4054 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinde sayılan koşulları
taşımaması nedeniyle Kanun’un 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasından
muaf tutulamayacağına, bu itibarla İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası’nın
bireysel muafiyet isteminin reddine ,
4. Türkiye İlaç Sanayii Derneği ve Yerli İlaç Sanayicileri Derneği’nin, 4054
sayılı Kanun’u ihlal eder nitelikte karar ve eylemi belirlenemediğinden, haklarında
ceza tayinine yer olmadığına,
5. 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesini ihlal ettiği belirlenen İlaç ve Kimya
Endüstrisi İşverenler Sendikası’nın aynı Kanun’un 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası
gereğince, idari para cezası ile cezalandırılmasına ,
6. 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, ceza
miktarının takdirinde ihlalin ağırlığını belirleyen unsurlar göz önünde bulundurularak,
İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası’na (Talatpaşa Cad. No:98/B 80640
Gültepe/İSTANBUL) 3.243.000.000 TL. para cezası verilmesine,
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy