1 REKABET KURUMU
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : D1/1/C.S.-99/2 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 00-35/384-214
Karar Tarihi : 19.09.2000
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER:
Başkan: Dr.Kemal EROL (II. Başkan)
Üyeler: Mehmet Zeki UZUN, Sadık KUTLU, İsmet CANTÜRK,
Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK, A.Ersan GÖKMEN, R.Müfit SONBAY,
Murat GENCER.
B- RAPORTÖRLER: Yeşim AKCOLLU, Cengiz SOYSAL
C- ŞİKAYET EDEN: - Akaryakıt Ana Dağıtım Şirketleri Derneği (ADER)
Bağdat Caddesi 474 K.3 81110 Bostancı/İSTANBUL
D- HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILAN:
- ATAŞ Anadolu Tasfiyehanesi A.Ş.
p.k. 37 MERSİN
E- DOSYA KONUSU: Anadolu Tasfiyehanesi A.Ş. (ATAŞ)'nin ortaklarının,
Akaryakıt Ana Dağıtım Şirketleri Derneği (ADER) bünyesindeki akaryakıt
dağıtım şirketlerine ürün arzını reddetmek suretiyle 4054 sayılı yasayı ihlal
ettiği iddiası.
F- İDDİALARIN ÖZETİ: Akaryakıt Ana Dağıtım Şirketleri Derneği (ADER) tarafından
yapılan başvuruda;
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nce onaylanarak “Akaryakıt Dağıtım Şirketi” statüsü
kazanan kuruluşların yurtiçinde pazarlamak üzere ihtiyaç duyacakları akaryakıtı
“ekonomik ikmal alanı” konseptine uygun ve pazar payları ile uyumlu olacak
şekilde yapılacak tahsisler çerçevesinde Türkiye genelindeki tüm rafinerilerden
temin edebilmeleri gene Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nce verilen “ön izin” gereği
olmasına karşın, ADER bünyesindeki;
Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş.
Bölünmez Petrolcülük A.Ş.
OPET Petrolcülük A.Ş.
Petline Petrol Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.
2 REKABET KURUMU
Turkuaz Petrol Ürünleri A.Ş.
Tuta Petrol Ürünleri A.Ş.’nin
talep etmelerine rağmen bugüne kadar MERSİN (ATAŞ) Rafinerisi'ndenürün
alamadıkları,
Yurt genelinde rasyonel bir ikmal-dağıtım sisteminin vazgeçilmez koşulu olan her
rafinerinin kendi “ikmal alanındaki dağıtım şebekesini desteklemesi” ilkesini de
ihlal eden bu durumun, halen sadece TÜPRAŞ-İzmit, Aliağa, Kırıkkale ve Batman
Rafinerilerinden ürün alabilen yerli Dağıtım Şirketlerini, yurt genelindeki tüm
rafinerilerden ikmal yapabilen diğer Şirketler karşısında dezavantajlı ve “haksız
rekabete maruz” bir konuma getirdiği,
iddialarına yer verilerek, rasyonel bir ikmal-dağıtım sisteminin kurulmasına olanak
sağlanması ve mevcut “haksız rekabet” koşullarının ortadan kaldırılması hususunda
gerekli önlemlerin alınması talep edilmiştir.
G- DOSYA EVRELERİ: Kurumu kayıtlarına, 16.6.1999 tarih, 1871 sayı ve 25.5.2000
tarih, 2050 sayı ile giren başvurular üzerine hazırlanan 27.10.1999 tarih, D1/1/C.S.-
99/2 sayılı İlk İnceleme Raporu, 16.11.1999 tarih ve 99-52 sayılı Kurul toplantısında
görüşülmüş ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4 ve 6 ncı
maddelerinin ihlaline ilişkin bir soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının
belirlenmesi amacıyla, Kanun'un 40/1 inci maddesi uyarınca 16.11.1999 tarih, 99-
52/565-356 sayı ile önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
İlgili karar uyarınca düzenlenen 12.09.2000 tarih ve D1/2/F.Y.A-00/4
Önaraştırma Raporu 15.09.2000 tarih, REK.0.05.00.00/90 sayılı Başkanlık önergesi
ile 00-35 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
H- RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: Anadolu Tasfiyehanesi A.Ş. (ATAŞ)’de pay sahibi
olan rafineri şirketlerinin (Mobil Refining Company Inc., Rafinaderij Shell Mersin
N.V., BP Overseas Refining Company Ltd. ve Marmara Petrol ve Rafineri İşleri A.Ş.)
ayrı ayrı ya da birlikte hakim durumda olmadıkları, dolayısıyla 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinin kapsamı dışında kaldıkları; öte
yandan, ilgili teşebbüslerin biraraya gelerek Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında
rekabetin sınırlandırılması sonucunu doğuracak herhangi bir karar ve/veya eylemde
de bulunmadıkları, bu nedenle soruşturma açılmasına gerek olmadığı
düşünülmektedir.
İ- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME:
1. İlgili Pazar:
a) Ürün Pazarı: Bir kamu kuruluşu olan ve özelleştirme çalışmaları devam
etmekte olan TÜPRAŞ ile özel sektöre ait ATAŞ rafinerileri, Türkiye'deki ham
petrolü işleyen iki kuruluştur. Batman, İzmir, İzmit ve Kırıkkale'de olmak üzere
dört rafinerisi bulunan TÜPRAŞ, 1995 yılı itibariyle, Türkiye'nin kurulu rafineri
kapasitesinin %86'sını, ATAŞ ise %14’ünü elinde bulundurmaktadır.
3 REKABET KURUMU
Rafinaj işlemi, ham petrolün işlenerek nihai petrol ürünü haline çevrilmesinden
ibarettir. Bu işlemde ilk olarak ham petrol damıtılıp değişik kaynama
noktalarındaki bileşenler haline dönüştürülür. Ham petrolün damıtılmasıyla elde
edilen bu ara mamullerin dağılımı daha çok girdi olarak alınan ham petrolün
çeşidine ve kalitesine göre belirlenir. Daha sonra bu ara mamuller, nihai ürün
haline dönüştürülecekleri dönüşüm ("cracking") ünitelerine gönderilirler.
Rafineriden çıkacak olan nihai ürünlerin miktarları ve çeşitleri, rafinerinin sahip
olduğu ünitelere ve teknolojik özelliklerine bağlıdır. Rafinerinin mevcut teknolojik
yapısında yenilik yapmanın hem yüksek bir maliyet oluşturması, hem de uzun bir
zaman alması sebebiyle, rafinaj işlemine girdi olarak kullanılan ham petrolden
çıkacak hangi çeşit petrol ürününün ne miktarda üretileceği daha baştan bellidir
ve sabittir. Bir petrol ürününden daha fazla üretebilmek için daha fazla ham
petrolü girdi olarak kullanmak, dolayısıyla diğer petrol ürünlerinden de daha fazla
üretmek gerekir. Başka bir deyişle, rafineride üretilen petrol ürünlerinin, üretim
miktarları birbirine bağlı olan "joint product"lar ("bağlı ürünler") olduğu
söylenebilir. Bir rafineriden çıkan ürünlerin hepsinin üretimleri birbirine bağlı
olduğu için bu ürünlerin tek bir ürün pazarının içinde oldukları, dolayısıyla bir
rafinerinin etkili olduğu ilgili ürün pazarının, o rafineride üretilen bütün petrol
ürünleri olduğu görülmektedir.
b) Coğrafi Pazar: Türkiye'deki bir rafinerinin etkili olduğu coğrafi pazarın
belirlenmesinde, petrol ürünlerinin üretiminden ziyade, o rafinerinin petrol
ürünlerinin dağıtımı ve pazarlanması alanındaki etkilerinin değerlendirilmesi
yerinde olacaktır. Petrol ürünlerinin dağıtımı incelendiğinde, rafinerilere yakın
olan bölgelerde, akaryakıt istasyonlarının doğrudan rafineriden ürün temin
edebildiği görülmekteyken, diğer bölgelere yapılacak olan dağıtım için akaryakıt
depo ve terminalleri önem kazanmaktadır. Bu terminaller özellikle, akaryakıt
talebinin yüksek olduğu sanayi bölgelerine ve nüfusun yoğun olduğu yerleşim
alanlarına yakın yerlere konuşlandırılırlar. Terminallerde depolanan yakıt, daha
sonra yeniden satış yapan akaryakıt istasyonlarına ve toptan alış yapan
müşterilere nakledilir. Petrol ürünlerinin rafineriden alınıp terminallere ve
terminallerden de nihai satış noktalarına taşınması genellikle tankerler
vasıtasıyla yapılmaktadır. Türkiye'de, akaryakıtın istasyonlara taşınma işlemi
genellikle bayinin kendi araçlarıyla gerçekleştiriliyor olmakla birlikte, son
zamanlarda bazı dağıtım firmalarının bu taşıma faaliyetini üstlendikleri
görülmektedir. Ayrıca, akaryakıtın depolandığı terminallere farklı rafinerilerden
ürün getirmek de mümkündür. Akaryakıt ürünlerinde dağıtım firmalarının ve
bayilerin kar marjlarının devlet tarafından belirlendiğini de dikkate alarak,
Türkiye'deki rafinaj sektörünün coğrafi pazar sınırlarının iyi çizilebilmesi için;
taşıma maliyetlerinin ürün alınacak rafineri seçimini ne ölçüde etkilediği, bir
rafineride üretilen ürünün ne kadarının kendi bölgesinde satıldığı ve ne kadarının
başka bölgelere gönderildiği gibi hususların netleştirilmesi gerekmektedir.
Türkiye çapında beş ana rafineriden (TÜPRAŞ-İzmit, Aliağa, Kırıkkale, Batman
ve ATAŞ-Mersin) ya üretim yoluyla ya da ithal yoluyla elde edilen ürünün yurdun
çeşitli yerlerindeki depolarda saklandıktan sonra bayilere taşınabiliyor olması ve
devlet tarafından belirlenen dağıtım firmaları / bayi kar marjlarının Türkiye’deki
4 REKABET KURUMU
herhangi bir rafineriden bir bayinin ürün alamaması durumunda en az ikinci bir
rafineriden ikmal yapabilmesine olanak sağlayacak şekilde taşıma maliyetlerinin
(navlunların) üstünde olması nedeniyle ilgili coğrafi pazar, Türkiye Cumhuriyeti
sınırları olarak belirlenmiştir.
ANADOLU TASFİYEHANESİ A.Ş. (ATAŞ)
Mersin Rafinerisi 1958 yılında Mobil, BP ve Shell ile Türkiye Cumhuriyeti
arasında akdedilen Prosa Verbal Anlaşması hükümlerine göre inşa edilmiş ve Petrol
Kanunu 80 inci madde hükümlerine göre Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından
düzenlenen “Belge” şartlarında da belirtildiği üzere, ham petrol ithali ve işlenmesi
işlemi rafinerinin sahibi olan şirketlere tanınmış bir haktır. Söz konusu şirketler,
89/14111 sayılı Petrol Tüzüğü'nün 49/D maddesi uyarınca “Belge” üzerinde birden
fazla hak sahibi bulunması nedeniyle, Anadolu Tasfiyehanesi A.Ş.’yi (ATAŞ) rafineri
şirketlerinin mümessili olarak atamışlardır. ATAŞ, bu yasal çerçevede, ham petrolü
işlemekte ve elde edilen ürünleri rafineri şirketlerine teslim etmektedir.
1976 yılında Marmara Petrol ve Rafineri İşleri A.Ş., Mobil Refining Company
Inc.’den %5 oranındaki hissesini devralmış ve ATAŞ’ın petrol hakkı sahibi rafineri
şirketlerinin payları aşağıdaki gibi olmuştur:
Mobil Refining Company Inc. %51
Rafinaderij Shell Mersin N.V. %27
BP Overseas Refining Company Ltd. %17
Marmara Petrol ve Rafineri İşleri A.Ş. % 5
ATAŞ’ta hak sahibi rafineri şirketleri, payları oranında ham madde
getirebilmekte ve rafineride işleyebilmektedirler. Söz konusu ortaklar, rafineride
kendi getirdikleri ham petrolü işledikten sonra çıkan nihai ürünü yine kendileri
pazarlamakta; sadece üretim alanlarını, depoları, iş gücünü, vb.’yi ortak olarak
kullanmaktadırlar. ATAŞ’ın petrol hakkı sahibi şirketlerin getirdikleri ham petrolü
işleyerek rafineri şirketlerine ürün olarak teslim etme ve ‘Belge’de belirtilen hak
sahibi rafineri şirketlerini temsil etme haricinde, Petrol Kanunu hükümlerine göre bir
fonksiyonu bulunmamaktadır. Bu sayılan sebeplerden ötürü ortaklar arasında ATAŞ
için “Değirmen” tabiri kullanılmaktadır. Dolayısıyla, her bir ortağın ayrı ayrı çıkan
ürününün ATAŞ tarafından pazarlanması ya da satılması söz konusu değildir.
Pazarlama ve satış faaliyetleri dağıtım ve pazarlama şirketleri aracılığıyla
yapılmaktadır.
ATAŞ’ın ortakları olan rafineri şirketlerinin herbirinin bağlı olduğu holdingin
petrol dağıtım piyasasında da birer dağıtım şirketi olduğu için, ileri bölümlerde de
açıklanacağı gibi, çıkan nihai ürün bu dağıtım şirketleri aracılığıyla büyük bir kısmı
kendi bayilerine, bir kısmı da zaman zaman başka dağıtım şirketlerine olmak üzere
satılmaktadır.
Mobil Refining Company Inc., elinde bulundurduğu %51’lik hissesi nedeniyle
“yönetici ortak” konumunda bulunmakta ve ATAŞ hakkında aldığı kararları diğer
5 REKABET KURUMU
ortakların da onayına sunduktan sonra uygulamaya koymaktadır. Ayrıca, 1996
yılında gerçekleştirilen BP-Mobil birleşmesi sonucunda Türkiye’de kurulmuş olan BP
Akaryakıt Ortaklığı, ATAŞ’taki Mobil Refining Company Inc.’e ait %51 oranındaki
hisse ile BP Overseas Refining Company Ltd.’e ait %17 oranındaki hissenin
kotrolünü elinde bulundurmaktadır.
ATAŞ’a ait masrafların bölüşülmesi aşamasında sabit maliyetler ve değişken
maliyetler olmak üzere maliyetler iki kategoride toplanmakta ve bu iki kategorinin
finansmanı için farklı yollar izlenmektedir. Sabit maliyetler (personel, yönetim, bakım
ve tamirat, sigorta, kira gibi giderler) ortaklar arasında payları oranında
bölüşülmektedir. Diğer yandan, her bir ortak rafineriye getirdiği ve işlediği mala
ilişkin değişken maliyetleri kendisi karşılamakla yükümlüdür.
Petrol arama ve çıkarma, petrol işleme-rafineri ve dağıtım olmak üzere üç alt
sektörden oluşan petrol sektöründe, bu alt sektörlerden bir kısmında dikey
bütünleşmeye gidilmesinin etkinlik artışı, kar-zarar konsolidasyonu gibi bazı
avantajları bulunmaktadır. ATAŞ da kendi dağıtım şirketlerinin talebi öncelikli olmak
üzere dağıtım piyasasının talebini göz önünde bulundurarak, kapasitesi el
verdiğince, en etkin olabileceği üretim ve ithal politikaları izlemektedir.
Bazı ülke uygulamalarında rafinerilere yapılan yatırımı desteklemek amacı ile
hukuki imtiyazlar da söz konusu olabilmektedir. Türkiye’de de 18/8/1993 tarih ve
21672 sayılı Resmi Gazete’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından
yayımlanan Tebliğ'in, 21/12/1996 tarih ve 22854 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Tebliğ ile yeniden düzenlenen (A) maddesinde, petrol ürünleri alım ve satımını
yapmak üzere bu hizmet alanına girmek isteyen, yeni kurulacak Akaryakıt Dağıtım
ve Pazarlama Kuruluşları (LPG dağıtımı hariç) için gerekli şartlar sayılmakta ve
“…Ayrıca, ikmalin en az %60’ı için yurt içi rafinerilerle ikmal anlaşmasına veya
rafineri ortaklığına sahip olmak veya yeni rafineri projesi için belgeler eklenmesi
gerekmektedir…”
denmek suretiyle akaryakıt dağıtım ve pazarlama kuruluşlarınca ithal edilebilecek
nihai akaryakıt ürünleri, bu kuruluşların yıllık ikmallerinin maksimum %40’ı ile
sınırlandırılmıştır. Oysa, rafineri şirketleri için bir ithal kısıtlaması getirilmemiştir.
Dolayısıyla, ATAŞ’ta pay sahibi olan şirketler, ATAŞ aracılığıyla istedikleri miktarda
ürün ithal edebilmekte ve teşebbüs birliği içinde oldukları dağıtım şirketlerine arz
etmektedirler. Diğer bir söyleyişle, Mobil, Shell, BP ve Turcas Dağıtım Şirketleri,
ATAŞ rafinerisindeki bağlı ortaklıkları aracılığıyla, rafinerideki payları el verdiği
ölçüde nihai ürün ithal edebilmekte ve dolayısıyla, bir bakıma, yukarıdaki tebliğde
bahsi geçen %40’lık ithal kotası ile sınırlandırılmamış olmaktadırlar.
2. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
ATAŞ ortaklarının bazı dağıtım şirketlerine ürün arz etmeme iddialarının ve
ATAŞ ortakları arasındaki muhtemel bir koordinasyonun araştırılması sırasında
6 REKABET KURUMU
ATAŞ’da pay sahibi şirketler iddialara ilişkin görüşlerini aşağıdaki şekilde
özetlemişlerdir:
Bazı dağıtım şirketlerine özellikle ürün arz etmemek gibi bir durumun olmadığı,
ellerinde kendi dağıtım şirketlerinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra kalan ürünün
talep eden herkese satılabileceği,
ATAŞ’ın ortaklarının, değil bazı şirketlere karşı ürün arz etmeme konusunda ortak
tavır almak, pazarlama / satış stratejileri, piyasanın durumu hakkında bile bir
araya gelip görüşmedikleri; sadece üretim / yatırım planları, bütçe onayı gibi
ATAŞ hakkında ortak karar alınması gereken durumlarda toplandıkları,
ATAŞ’ın teknolojisi çok eski olduğu için çıkan ürün verimliliğinin iyi olmadığı,
Üretimi ortak olarak yapılan ürünlerden (benzin, fuel oil, motorin, LPG)
bazılarının piyasadaki arz-talep dengesi sonucunda depolarda yer kaplaması
(depolarda şişme yapması) nedeniyle her zaman üretim yapılamadığı ve son
yıllarda kapasite altında çalışıldığı,
Teknoloji eskiliği, depoda mal tutma maliyetlerinin çok olması gibi sebeplerle
ürün maliyetlerinin yüksek olması; dolayısıyla kapasite artırmanın zararı artırmak
anlamına geldiği.
ATAŞ’ın ortaklarının, son yıllarda, kendi dağıtım şirketleri dışındaki dağıtım
şirketlerine yaptıkları satışlar dikkate alındığında, ATAŞ’ın ortaklarının sadece kendi
dağıtım şirketlerine ya da diğer ortakların dağıtım şirketlerine ürün verdiklerinin
söylenebilmesi mümkün görünmemektedir. 1997-2000 yılları arasında, ATAŞ
ortakları; POAŞ, Elf, Opet, Total gibi dağıtım şirketlerine de ürün vermişlerdir.
Ayrıca, ATAŞ ortaklarının bazı dağıtım şirketleri ile ikili anlaşmalar yapmak yoluyla
uzun süreli ürün arzı ilişkisine girdikleri anlaşılmaktadır.
ATAŞ’ın ortaklarının 1995-1999 yılları arasında ayrı ayrı oluşturdukları
finansal tabloları incelendiğinde, 1995-1997 yılları arasında ATAŞ’ın tüm ortaklarının
zarar ettikleri ortaya çıkmaktadır. 1998 yılından itibaren söz konusu ortakların kar
etmeye başlamış olmalarının nedeni ise, 23.2.1998 tarih ve 98/10745 sayılı
Kararname ile otomatik fiyatlandırma mekanizmasının (OFM) yürürlüğe girmesidir.
ATAŞ’ın yıllık toplam üretim kapasitesi 4.400.000 ton’dur. ATAŞ ortakları bu
üretim kapasitesini payları oranında paylaştıkları için yıllık kapasiteleri Mobil’in
2.244.000 ton, Shell’in 1.188.000 ton, BP’nin 748.000 ton ve Marmara’nın 220.000
tondur. 1998 ve 1999 yılları itibarıyla ATAŞ’ın genel olarak ve ATAŞ ortaklarının
herbirinin kapasite kullanım oranları incelendiğinde, ATAŞ ortaklarının son iki yıl
içerisinde kapasitelerini tam olarak kullanamadıkları görülmektedir. Bunun en önemli
nedeni, ortak üretim (joint production) yapılması nedeniyle, birlikte üretilmesi zorunlu
olan petrol ürünlerinden bir kısmına piyasada talebin az olması ve bu ürünlerin
depolarda yer işgal etmesi, dolayısıyla yeni ham petrol işlenememesidir.
7 REKABET KURUMU
ATAŞ ortaklarının şirket merkezlerinde yapılan yerinde incelemelerde, söz
konusu ortakların, dağıtım sektöründe koordinasyon içinde oldukları ya da aralarında
anlaşarak bazı dağıtım şirketlerine ürün arz etmediklerine dair bilgi ve belge elde
edilememiştir. Bu incelemelerde, ortakların yılda bir kere bütçeyi onaylamak için
Genel Kurulu topladıkları, ayda bir kere Üretim Planlama Toplantıları yaptıkları ve
ATAŞ’a ilişkin acilen bir araya gelinmesini gerektiren konular dışında bir araya
gelmedikleri öğrenilmiş ve aksini kanıtlayacak herhangi bir belgeye
rastlanamamıştır.
2.1. Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
ATAŞ’a ilişkin şikayet dilekçesinde, ATAŞ’ın rafineri hizmetlerine ilişkin
olarak, belli dağıtım şirketleri dışındaki şirketlere mal vermeyi reddettiği ileri
sürülmektedir. 4054 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde, hakim durumun kötüye
kullanılmasına ilişkin verilen örnekler arasında, hakim durumdaki bir firmanın daha
önceden mal verdiği bir teşebbüse mal vermeyi reddetmesinin 'kötüye kullanma' hali
sayılacağına dair herhangi bir hüküm yer almamaktadır. Ancak, 6 ncı maddede
verilen örnekler tahdidi değil, tadadi olduğundan bu söylenenler dışında da kötüye
kullanma halleri olabilir. Nitekim, mehaz mevuatta da "mal vermeyi kesme" açıkça
Roma Andlaşması 82 nci maddede yer almamakta; ama içtihadlarla kötüye kullanma
olarak değerlendirilmektedir. Avrupa Topluluğu Adalet Divanı (ATAD), “müşterinin
talebi her zamankinden farklı değilse hakim durumdaki işletme, uzun süreden beri
düzenli olarak ticari faaliyetini sürdüren müşterisine mal vermeyi reddedemez.”
demiştir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Mal vermeyi kesmenin kötüye
kullanma olabilmesi için mal talebinde bulunan işletmeye uzun süreden beri mal
veriliyor olması, müşterinin talebinin her zamankinden farklı olmaması ve mal
vermeyi kesmek için başka bir haklı sebebin olmaması gerekir. Yani ilk defa mal
talep eden işletmeye mal vermemek tek başına hakim durumun kötüye kullanılması
teşkil etmez. Ancak son gelişen kararlarda Avrupa Komisyonu, bir işin yürütülmesi
için “esaslı unsur” niteliğindeki mallara girişin engellenmesi halinin de hakim
durumun kötüye kullanılması sayılacağını belirtmektedir. Eğer, hakim işletmenin
vermeyi reddettiği mal ve hizmetler, bir faaliyetin yerine getirilmesi için zorunlu/esaslı
unsurlardansa (essential facilities), bu reddetme eylemi hakim durumun kötüye
kullanılması olarak kabul edilebilir.
Coğrafi pazarın Türkiye Cumhuriyeti sınırları olduğu göz önüne alındığında,
toplam 4.400.000 ton/yıl kapasite ile Türkiye'deki rafineri kapasitesinin %13.75'ine
sahip olan ATAŞ'ın, hakim durumda olduğunu söylemek söz konusu değildir. Kaldı
ki, ATAŞ'ın kapasite kullanım oranlarına bakıldığında, 1998 yılı kapasite kullanım
oranının %79, 1999 yılı kapasite kullanım oranının %85 olduğu, bu oranın OFM'nin
başlangıç tarihi olan 1998 yılından önce ise daha da düşük seviyelerde dolaştığı
görülmektedir. Fazla kapasite, bazı durumlarda pazara giriş yapmak isteyen
teşebbüsler için caydırıcı faktör olarak firmanın hakim durumda olduğuna dair bir
gösterge gibi kabul edilebilirse de, ATAŞ'ın kapasitesinin bir bölümünün
kullanılmamasının sebebinin Türkiye'deki rafinaj sektörünün karlılığının düşük
olmasından kaynaklandığı görülmektedir. Özellikle 1998 yılında yürürlüğe giren
8 REKABET KURUMU
OFM'den önce, gerek TÜPRAŞ'ın, gerekse ATAŞ'ın uzun yıllar zarar ederek
faaliyetlerine devam ettiği anlaşılmaktadır.
Otomatik Fiyatlandırma Mekanizması’nın (OFM) yürürlüğe girmesi ve
fiyatların uluslararası fiyat hareketlerine bağlanmasının ardından karlılık ile ilgili
sorun halledilmiş olsa da, özellikle son yıllarda hızla artan sınır ticareti ve LPG
kullanımı, rafinerilerin üretim planlamaları ile ilgili büyük sorunların ortaya çıkmasına
yol açmıştır. Türkiye'deki akaryakıt dağıtım sektörünün %20'lere kadar ulaşan bir
bölümünün sınır ticareti ve mutad depo uygulamaları sonucunda kayıt dışı bir hale
gelmesinin rafinerilerin üretim planlarında belirsizlikler meydana getirdiği, bunun da
girişimcilerin yeni rafineri kurmasına ya da mevcut rafinerilerin daha etkin bir hale
getirilmesine yönelik yatırımları engellediği görülmektedir.
ATAŞ’ın tam kapasite çalışamamasının bir diğer nedeni de petrol dağıtım
piyasasındaki arz-talep dengesidir. LPG ithalinin devlet tarafından sübvanse
edilerek düşük bir vergiye tabi tutulmasının sonucu, son yıllarda özellikle otogaz
kullanımının oldukça artığı gözlenmektedir. Otogaz talebindeki bu artış benzine olan
talebinin düşmesine, dolayısıyla rafinerilerdeki benzin stoklarının şişmesine yol
açmıştır. Bir rafineride girdi olarak kullanılan ham petrolden hangi ürünlerden ne
kadar üretileceğinin sabit olması ve halihazırda benzin depolarının dolu olması
nedeniyle gerek TÜPRAŞ'da, gerekse ATAŞ'da tam kapasite çalışmanın mümkün
olmadığı ve bu nedenle benzin dışındaki motorin gibi ürünlerde arz sıkıntısının
yaşandığı gözlenmektedir.
Yukarıda sayılan nedenlerden dolayı, ATAŞ'ta üretilen petrol ürünleri,
rafineride pay sahibi firmaların kendi ihtiyaçlarını karşılamasına bile yetmemektedir.
Ayrıca, ATAŞ rafineri şirketleriyle yapılan görüşmelerde, mevcut durumda,
ATAŞ'daki benzin depolarının tamamen dolu olduğu, bu nedenle üretimin
yavaşladığı, talep olması halinde bu benzinin isteyene satılabileceği ancak bu
konuda kendilerine bir talep gelmediği belirtilmiştir.
Rafinerilerin, üretim prosedürünün özelliğinden kaynaklanan bu tip teknik
sorunlardan dolayı, daha çok uzun dönemli satış anlaşmalarını tercih ettikleri
görülmektedir. Örneğin, Türkiye'deki üretim kapasitesinin %86'sına sahip olan
TÜPRAŞ müşterileriyle bir yıl süreli satılacak ürün miktarlarının da önceden
belirlendiği ve bu miktarlarda belirli bir yüzdenin üzerinde sapma olması durumunda
dağıtım şirketinin belli cezalar ödediği satış anlaşmaları yapmaktadır. ATAŞ
ortaklarının POAŞ, Elf, Opet gibi dağıtım şirketleri ile yaptığı anlaşmalarda, dağıtım
firmalarına önceden belirlenen miktarlara uyulması zorunluluğu konması ya da bu
zorunluluklara uyulmaması durumunda herhangi bir yaptırımın uygulanması söz
konusu değildir. Yapılan incelemelerde, 1999 yılı Kasım ayına kadar geçerli olan
anlaşma kapsamında Shell'in OPET'e 1998 yılı sonuna kadar mal sattığı, fakat 1999
yılı başında OPET'in ürün ikmalini durdurduğu belirtilmiştir. Müşterilerle yapılan uzun
dönemli satış anlaşmalarının firmanın gücünün bir göstergesi olabileceği
düşünülürse, ATAŞ'ın ortaklarının TÜPRAŞ gibi uzun dönemli anlaşmalar yapacak
pazar gücü bulunmamaktadır.
9 REKABET KURUMU
Türkiye'de faaliyet gösteren akaryakıt dağıtım şirketlerinin yerli rafinerilerden
ikmal dışında, alternatif olarak, ithal yoluyla ürün temin etmeleri Petrol İşleri Genel
Müdürlüğü (PİGM) iznine tabi olsa da, bu yolla gelen ürünler ATAŞ için önemli bir
rakip olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim ATAŞ'ın bulunduğu veya hizmet sunduğu
bölgelerde bazı akaryakıt firmalarının sahip olduğu depolar ağırlıklı olarak ithal
ürünlere dönük olarak inşa edilmişlerdir. Bu depolar içinde özellikle şikayetçi
firmalardan OPET'in Mersin'de sahip olduğu ve hemen ATAŞ Rafinerisi'nin yanında
inşa edilmiş olan 110.000 ton kapasiteli depo dikkat çekicidir.
Yukarıdaki veriler ışığında ATAŞ'ın hakim durumda olmadığı anlaşılmaktadır.
Kaldı ki, şikayetçi konumdaki akaryakıt dağıtım firmalarının ATAŞ'da pay sahibi olan
rafineri şirketlerinin düzenli müşterileri konumunda olmamaları, düzenli müşteri
olarak sayılabilecek olan OPET'in ATAŞ'dan yaptığı alımı kendisinin kesmesi gibi
durumlar dikkate alındığında, ATAŞ'da pay sahibi firmaların da “kötüye kullanma”
sayılabilecek bir eylem içinde olmadıkları görülmektedir.
Bir eylemin 4054 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesini ihlal ediyor olması için
gereken unsurlar, söz konusu teşebbüs ya da teşebbüslerin tek başına veya birlikte
'hakim durumda' olmaları ve bu hakim durumu 'kötüye kullanmaları' olarak
görülmektedir. Üyesi olan yerli dağıtım firmaları adına ADER'in yapmış olduğu
şikayetin araştırılması sonucunda ise, ne ATAŞ'da pay sahibi olan rafineri
şirketlerinin tek başlarına veya birlikte hakim durumda bulunduğu, ne de bu
firmaların yaptığı eylemlerin kötüye kullanma olarak kabul edilebileceği yönünde bir
sonuca ulaşılabilmiştir.
2.2. 4 üncü Madde Açısından Değerlendirme
Türkiye'deki kurulu rafineri kapasitesinin %86'sı bir kamu kuruluşu olan
TÜPRAŞ'a ait olmakla birlikte, özel sektörün yapmış olduğu rafineri girişimi olarak
sadece ATAŞ rafinerisi bulunmaktadır. ATAŞ’ın ortaklarının ATAŞ Rafinerisi’ndeki
hisse oranlarının, aynı firmaların rafineride ham petrol işleyerek ürün elde etme
hakkı (Petrol Hakkı) oranlarını da temsil ettiği ve her ortağın, sahip olduğu Petrol
Hakkı oranındaki ham petrolü rafineriye getirip işleyerek ürün haline getirebildiği
görülmektedir. Buradan ATAŞ'ın, gerek ham petrolün alınması aşamasında, gerekse
işlenmiş petrol ürününün pazarlanması aşamasında bağımsız bir teşebbüs gibi
hareket etmediği, sadece ham petrolün işlenerek nihai ürün haline getirilmesi
konusunda kurucularına hizmet veren bir yapısının olduğu sonucuna varılmaktadır.
Başka bir deyişle, ATAŞ'ın tam teşekküllü bir yapısının olmadığı anlaşılmaktadır.
Tam teşekküllü bir yapısının olmamasından dolayı yoğunlaşma doğurucu bir ortak
girişim olarak değerlendirilemeyecek olan ATAŞ, kurucu firmaların aynı zamanda
petrol ürünleri dağıtım sektöründe de faaliyet gösteriyor olmalarından dolayı rakipler
arası koordinasyon sağlama riski taşımaktadır.
Yapılan yerinde inceleme sonucunda, uygulamada da, ATAŞ rafinerisinde
"Petrol Hakkı"na sahip olan firmaların, sadece rafinerinin işleyişiyle ilgili aylık
“Üretim Planlama Toplantıları” ve yılda bir kere Genel Kurul Toplantısı yaptıkları
tespit edilmiş, bunun dışında Kanun'un 4 üncü maddesinde de belirtilen, arz
10 REKABET KURUMU
edecekleri ürünün miktarı veya bu ürünlerin alım yahut satım şartlarının tespit
edilmesi gibi konularda ortak hareket ettiklerine dair herhangi bir delile
rastlanmamıştır. Bu nedenle, ATAŞ'ın faaliyetleriyle ilgili Kanun'un 4 üncü maddesi
kapsamında soruşturma açılmasına gerek bulunmamaktadır.
J- SONUÇ
Yukarıda yapılan değerendirmeler doğrultusunda; Anadolu Tasfiyehanesi A.Ş.
(ATAŞ)’de pay sahibi olan rafineri şirketlerinin (Mobil Refining Company Inc.,
Rafinaderij Shell Mersin N.V., BP Overseas Refining Company Ltd. ve Marmara
Petrol ve Rafineri İşleri A.Ş.) ayrı ayrı ya da birlikte hakim durumda olmadıklarından
dolayı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinin
kapsamı dışında kaldıklarına; öte yandan, ilgili teşebbüslerin biraraya gelerek
Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında rekabetin sınırlandırılması sonucunu
doğuracak herhangi bir karar ve/veya eylemde de bulunmadıklarına bu nedenle,
soruşturma açılmasına gerek olmadığına
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy